Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu

Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu (http://www.aleviweb.com/forum/index.php)
-   Duyurular (http://www.aleviweb.com/forum/forumdisplay.php?f=26)
-   -   dağdan gelip bağdakini kovanlar (http://www.aleviweb.com/forum/showthread.php?t=34916)

haziran_AW 21.07.2015 01:16

dağdan gelip bağdakini kovanlar
 
bizim çoban tası tarağı toplamış elinde bir borazan üfür babam üfür.medeniyette görmemiş ya hani sopasını bir oyana sallar bir buyana.neyse bir gün dalmış bizim üzüm bağına.adam ol canımı ye,bir salkım üzüm dediğin nedir ki.ama yoookkk olurmu öyle şey adam bir kere dağdan inmiş,gözüne kestirdiği salkımı alabilmek için illede tüm tarlayı çiğneyip geçecek.o güzelim şaraplık Semillion üzümlerini ezmiş geçmiş.eşek hoşaftan ne anlar misali karacadağın yabanı ne anlasın Semillion üzümünden,oturmuş karığın başına tam elini uzatmış salkıma bizim gavur dağlı hasanın gardaşı küççük zaptiye yanı başında bitivermiş.dutmuş bunu kulağından götürmüş kadıya.kadı bizim dağdan inme çobana şöyle bi bakmış,bre mendebur dürzü dağdan indin de milletin üzüm bağına niye daldın demiş.demiş demesine ya çoban başlamış çemkirmeye.ezikliğini anlatmış,kıskançlığını,yalnızlığını derken mesele anlaşılmış.meğerse babası buna güççükkene hiç üzüm almazmış da bu görmemişlik ondanmış.kadı efendi ne yapsın garibim biraz da yufka yürekli salın bunu urum illerine tekmil cümle gavurların arasında yaşasın demiş.o gün bu gündür cenup illerinden garba sürülmüş bu aç gözlü yaban mersininin hikayesi halk arasında anlatıla gelmiş.teşbihte hata olmaz canlar.bende başkasından duyduğum bu hikayeyi sizlere naklettim.günahı vebali korkut dedemin boynuna.kıssadan hisseyide demirel söylemiş ananı öpen kadı olunca kimi kime şikayet edeceksin demiş.çoban çobanın dilinden anlamış,gökten üç elma düşmüş biri kaf dağında oturan koca burunlunun kafasına,öbürü fesuphanallah diyen fesli fesleğenin kafasına sonuncusu da kilitbahirde kilit altında yaşayan saklı duyguların başına.onlar ermiş muradına biz başka bir konuya geçelim.

SahtePeygamber 21.07.2015 20:06

Ey mercegimin Altindaki adam!

Yine kurtlerimi hedef aldin?

Istedigi uzumu almak isteyende, koca bir bagi yok edemez! Mantiksal celiski!


Bu devlet seni icerden yiyor ey haziran! Zombilerden tek kacis, insanlarin yanidir!

haziran_AW 22.07.2015 09:37

peygamberim çok yaşa.sana sığınıyorum ne olur beni affet.

Amistofes 22.07.2015 11:42

Dağdan Gelip Bağdakini Kovmak Deyiminin Hikayesi, Öyküsü
Sponsorlu Bağlantılar
Dağdan Gelip Bağdakini Kovmak Deyiminin Hikayesi, Öyküsü, ortaya çıkış hikayesi. Deyimlerin hikayeleri: Dağdan Gelip Bağdakini Kovmak

Peki hiç merak ettiniz mi, Dağdan Gelip Bağdakini Kovmak ilk kez nasıl ortaya çıkmış.

Şimdi hep birlikte Dağdan Gelip Bağdakini Kovmak deyiminin ortaya çıkış hikayesini okuyalım.

Deyimlerin Hikayeleri: Dağdan Gelip Bağdakini Kovmak

Hakkı olmadığı hâlde emek verilen bir yeri, bir işi sahiplerinden zorla almaya çalışmak.

Emek kutsaldır. Herkesin emeğine saygı göstermeli, kimsenin hakkını haksız yere elinden almamalıdır. Bir şeyi hak etmek için alınlar terlemeli, emek verilmelidir.

Köylünün biri kendine ekecek bir saha açmak için dağdaki fundalık ve çalıları söküp temizliyormuş. Ayrık otu gibi çabuk üreyip etrafı kaplayan otları da söküp söküp atmış. Bu ayrık otlarından biri arazinin eğiminden olsa gerek, çok bakımlı bir bağın içine düşmüş. Bağ sahibi de bunu önemsememiş. Fakat bir de bakmış ki bağının her tarafının ayrık otlarıyla dolduğunu görmüş. Bir sürü işçi tutarak bağını bu ayrık otlarından temizlemiş, iyice masrafa girmiş. Toprağın derinliklerine salkım saçak kök salan bu ayrık otlarını temizletirken kendi kendine şöyle mırıldanmış, “Dağdan geldiniz, bağdaki asmalarımı kovmaya kalktınız. Öyle yağma yok!”

Amistofes 22.07.2015 11:44

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Dağdan gelip bağdakini kovmak!
Dilimizde ‘Dağdan gelip bağdakini kovmak” diye bir deyim vardır. Anlamı: bir yere sonradan gelip, emek harcamadan varolanları ele geçirmek ve öncekilerin hak ve hukukunu ihlal etmektir.

Ne var ki, soyutlaşmış bu deyim anlamının sonradan oluştuğunu söylemek yerinde bir değerlendirme olacaktır. Tıpkı Akşehir Gölü kıyısında Nasrettin hocamızın bakracındaki yoğurdu yedikten sonra, onu gölün suyuyla yıkarken bir köylünün: ‘Hoca ne yapıyorsun?’ sorusu ile başlayan diyalog ve zamanla toplumsal hafızanın eklemeleriyle ‘Göle maya çalmak’ deyiminin ortaya çıkması gibi…

Bu nedenle ‘Dağdan gelip bağdakini kovmak’ deyiminin, tarihsel arka planda somut ve aynı zamanda sosyopolitik bir temeli de olmalıdır. Bağda bulunanlar, yerleşik düzen sahibidirler. Ne var ki, bağdakiler yozlaşmadan dağdakilerin bağdakileri kovmaları söz konusu olamaz. Eğer yozlaşmışlarsa, dağdakilerin inişine engel olamayacakları gibi, bağdan kovulmaları da kaçınılmaz bir kader olacaktır.

Mezopotamya uygarlığı denildiğinde ilk akla gelen Sümerler olmaktadır. Orta Asya kökenli bir topluluk olduğu yapılan bilimsel çalışmalarda ortaya çıkmıştır. Dini kaynaklarda ifade edilen Nuh Tufanı’nın, Sümerlerden önce Mezopotamya’da gerçekleştiği ve tufandan sonra da Sümerlerin bölgeye geldikleri söylenebilir. Nitekim Sümer tabletlerinde kayıt altına alınmış ‘Sümer tufan mitosu’ bu durumu doğruladığı gibi, tarihsel açıdan Nuh Tufanı’nın gerçekliğine de bir delildir.

Tarihten daha başka örnekler vermekte mümkündür. İnsanlık tarihinde, tarihsel süreci sona eren uygarlıkların, benzer bir şekilde yozlaşarak söz konusu kaçınılmaz kaderi yaşadıkları açık seçik ortadadır. Babil, Asur, Mısır, Hitit, Miken vs.

Ancak bir deyim üzerinden ele aldığım ‘dağdakiler’ ile ‘bağdakilerin’ konumunu biraz daha somutlaştırmak için, şu kısa değerlendirmeyi de yapmak isterim:

Dağdakilerde, yani göçebe yaşayan toplumlarda, sosyal sınıflar söz konusu değildir. Mülkiyet kavramı olmadığı için, mal biriktirme gibi bir dertleri de yoktur. Uzun vadeli bir statüko üretmezler. Yaşamları yılın dört mevsimine bağlıdır.

Bağdakilere gelince, yerleşik hayata geçmişlerdir. Yerleşik hayat ile birlikte mülkiyet kavramı ortaya çıkmış, sosyal sınıflar belirginleşmiştir. Derken siyaset kurumu kaçınılmaz olarak kapıyı çalar. Bu şekliyle bağdakiler, uygarlığın gelişimi noktasında yeni bir aşamaya geçmişlerdir.

Ancak uygarlıklarını geliştirmeleri ve sürdürmeleri, doğrudan ilkeli hareket etmelerine bağlıdır. İlkeli davranmayı terk ettikleri andan itibaren yozlaşmaya başlarlar. Hak, hukuk gözetilmez olur, yoğun sınıfsal çatışmalar yaşanır, bu yolda dinsel ya da dindışı ideolojiler üretilir…

Sümerlerin Mezopotamya’ya gelişi Nuh Tufanı sonrası olsa da; Dor, Thrak, Pala, Kaşka gibi toplulukların, Miken ve Hitit devletini MÖ. 1200’lerin başında yıkmaları, ‘Dağdan gelenlerin’ ‘yozlaşmış bağdakileri kovduğunun’ tipik birer örneği olmuştur.

Benzer tarihsel süreçler ilerleyen yıllarda devam etmiştir. MS. 375 yılında başlayan ve Avrupa’yı bir yüzyıl etkileyen Kavimler Göçü, Roma İmparatorluğu’nun önce ikiye ayrılmasına yol açarken, bir süre sonra Batı Roma’nın yıkılmasına da sebep olmuştur.

Oğuz topluluklarının, 1071 Malazgirt Savaşı ile Anadolu’ya yönelmeleri Bizans’ın yozlaştığına işaret ederken, yıllar sonra Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u kuşattığında bu yozlaşma daha da belirgin bir vaziyet alır. İstanbul’un surları toplarla dövülürken, Ayasofya’da toplanan Bizanslılar, ‘meleklerin’ cinsiyetini tartışmaktadırlar… Demek ki, yozlaşmanın son aşaması düşünsel yozlaşmaymış! Sonuçta: Bizans, tarihin kendisine hazırladığı sayfaya uğurlanırken, İstanbul kendine layık yeni bir topluluğa kavuşuyor.

Sözün özü, dünyanın başının döndüğü bugünlerde, Anadolu insanı olarak bir an önce karar vermeliyiz: dağlı mıyız, yoksa yozlaşmış bir bağlı mı? Kanaatime göre, nüfusumuzun büyük çoğunluğu şehirlerde yaşıyorsa da, mantalite olarak halen göçebe olduğumuz görülmektedir.

İngilizlere göre, bir insanın yaşadığı şehirde, ‘ben bu şehirliyim’ diyebilmesi için: en az kuşak itibariyle bir yüzyıl o şehirde, o şehrin bir mahallesinde, o mahallenin bir evinde yaşaması gerekir.

Ele aldığımız konuyu bu kriter üzerinden değerlendirdiğimizde, Anadolu’lu olduğumuz açıksa da, herhangi birimizin ‘ben şu şehirliyim’ demesi pekte mümkün değildir. Bu yüzden bir yüzyıl ayakta kalan binalarımız yok denecek kadar azdır. Olanların çoğu da tarihi binadır.

Sonuç: önümüzdeki günler, halen ‘göçebe’ olduğumuzu kanıtlayacağımız günlerdir. Anadolu’daki varlığımız ancak ‘göçebe’ ruhla mümkün olacaktır. Eğer bu konuda yanılmışsam, yani Anadolu coğrafyasında ‘göçebe’ değil, yozlaşmış bir ‘bağlı’ haline gelmişsek, o zaman sonumuz gelmiş demektir!

Göçebe miyiz, yoksa yozlaşmış bir bağlı mıyız?

Yaşamakta olduğumuz tarihi süreç, günü geldiğinde bu sorunun cevabını verecektir.

Haydi hayırlısı!



Rıza Üsküdar

2 Aralık 2011/Eskişehir

haziran_AW 22.07.2015 12:50

Alıntı:

Amistofes Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 309953)
Emek kutsaldır. Herkesin emeğine saygı göstermeli, kimsenin hakkını haksız yere elinden almamalıdır. Bir şeyi hak etmek için alınlar terlemeli, emek verilmelidir.

yaa böyle işte sevgili dostum amistofes.bence de sence.ama bu hikaye başka hikaye.senin bildiklerine benzemez.hemde özgün,kendim yazdım.kaynak göstererek başka sitelerde paylaşmana izin veriyorum.

Amistofes 22.07.2015 21:37

Alıntı:

haziran_AW Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 309956)
yaa böyle işte sevgili dostum amistofes.bence de sence.ama bu hikaye başka hikaye.senin bildiklerine benzemez.hemde özgün,kendim yazdım.kaynak göstererek başka sitelerde paylaşmana izin veriyorum.

Sana öyle hıkayeler yazarım ki alıpışır kalırsın ;fakat sunumları daha değerli buluyorum ,çünkü insanların düşüncelerine çok SAYGI duyarım !

Ha senin gibi mersınde halk deyımı olaraktan insanlara yutturmam hani! ��

haziran_AW 22.07.2015 22:04

sen daha iki lafı bir araya getiremiyorsun ne hikayesi yazacaksın.kendi fikrin olmadığından ha bire kopyala yapıştır alıntılarla konuları sulandırıyorsun.hodri meydan yaz bir hikaye de hep beraber alıpılışışılşılııpıp kalalım.ama gözünü seveyim başka başlıkta yaz.bu hikayede sana küçücük bir bölüm ayırmıştım.gerisi senle alakalı değil.nolur üzme beni.hadi benim çok SAYGILI amistofesim.

Amistofes 22.07.2015 22:41

Alıntı:

haziran_AW Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 309987)
sen daha iki lafı bir araya getiremiyorsun ne hikayesi yazacaksın.kendi fikrin olmadığından ha bire kopyala yapıştır alıntılarla konuları sulandırıyorsun.hodri meydan yaz bir hikaye de hep beraber alıpılışışılşılııpıp kalalım.ama gözünü seveyim başka başlıkta yaz.bu hikayede sana küçücük bir bölüm ayırmıştım.gerisi senle alakalı değil.nolur üzme beni.hadi benim çok SAYGILI amistofesim.

Üssteki yazi seni test ve gercek yuzunu görmek icin bir yazi idi, aynan olmustum bu sekilde,alevi sitesinde senin türlerin olmasi aci bir durum ve bir okadarda ukala ve böbürlenen bir yapida oldugun asina olmus oldu !
Demek iki Lafi bir araya getiremiyoruz öylemi! Önyargı ve saldırgan!
Daha çook çiğsin!
Bizden fersah fersah uzak dur

haziran_AW 22.07.2015 23:19

oldu gözlerim doldu :)


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 03:59.

Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.