Tekil Mesaj gösterimi
Alt 17.05.2018, 07:36   #32
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 348
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 11
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 11
29 Mesajına 31 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Köle ve Cariyeler savaş ganimetidir. Sahibi isterse Cariyesi ile cinsel ilişkiye girebilir üstelik nikah zorunluluğu yoktur. Cariyeleri sahipleri aralarında değişilebilir veya hediye edilebilirler. Cariyeler İtiraz etmezlerse Dünya malı elde etmek amacıyla Fuhuş da yaptırılabilir. Doğum kontrolünün doğru düzgün olmadığı devirlerde bu kadınların hamile kalması vede babası belli olmayan çocuklar doğurması normaldir. Bu kadınların çocuk doğurması sahiplerinin işine gelir mi? Bu sorunun cevabı hem evet, hemde hayırdır. Eğer yetim çocuklar kendinden değilse köle sahibleri Cariyelerinin yetim çocuklarını köle olarak satıp bol para kazanabilirler. Eğer yetim çocuk kendinden olursa hem bu çocuğu kendine varis yapmak zorunda kalır, hemde cariyeyi başkasına satamaz Sonuçta cariye bir maldır ve ticari olarak değerini kaybeden bir malda sahibinin elinde kalır. Malesef islamda uygulanan ve bizlere sanki insani birşeymiş gibi pazarlanan pekçok uygulamanın arkasında böylesi iğrençlikler yatmaktadır.

Sahih bir rivayete göre, Peygamber bir kıl çadır kapısı yanında oturan doğumu yakın bir kadına uğrar ve :”Herhalde efendisi onunla cinsî ilişkiye girmek istiyor.” der. Yanındakiler “Evet.” diye cevap verler, bunun üzerine Peygamber : “Vallahi, içimden, bir lanet edeyim de o lanetle kabrine girsin, diye kurdum. Kendisine helâl olmadığı halde onu nasıl istihdam edebilir? Kendisine helâl olmadığı halde onu nasıl mirasçı yapabilir.” sözleriyle hamile kadınla köle sahibinin ilişkiye girmesini yasaklamıştır (Müslim 1441).

Başka bir islami kaynakta bu hadisle ilgili yorum şöyledir; Ebu Muhammed îbn Hazm: “(Başkasından) hamile olan kadınla cinsel ilişkide bulunmanın haramlığı konusunda bu haberden başka sahih haber yoktur.” demiştir. Sünen sahipleri, Ebu Saîd’den Peygamber’in, Evtâs esirleri hakkında: “…Hamile olan kadın doğurmadıkça, hamile olmayan kadın bir hayız görmedikçe kendisi ile ilişkide bulunulmaz.” buyurduğunu rivayet ederler (Ebu Davud, 2157; Hâkim, 2/195. Ebu Saîd el-Hudrî’den)

Yine Tirmizî’de Irbâz b. Sâriye’den: “Peygamber’in karınlarındakileri doğurmadıkça, esir edilen kadınlarla cimada bulunmayı haram kıldığı” nakledilmiştir. (Ahmed, 4/127; Tirmizî, 1564.)

Peki bu hadislerde anlatılmak istenen nedir?

İlk hadiste geçen, “Acaba bu adam, çocuğu mirasçı yapmak kendisine helâl olmadığı halde onu nasıl mirasçı yapar. Onu köle gibi kullanmak kendisine helâl olmadığı halde, onu nasıl hizmetçi olarak kullanır.” sözü hakkında İbn Teymiyye şöyle derdi: “Onu nasıl kendisinden miras kalan bir köle yapar da, kendi oğlu olduğu halde onu köle istihdam eder gibi kullanır? Yine İmam, başkasından hamile olan bir cariye satın alıp da onunla doğurmadan önce ilişkide bulunan birisi hakkında; “Çocuk, satın alana ilhak edilmez, ona tâbi de olmaz. Aksine onu âzad etmesi gerekir. Çünkü çocuğa kendisi de ortak olmuştur. Zira su (meni), çocuğun gelişmesine katkıda bulunur.” demiştir. Ebum-Derdâ, Peygamber’den yukanda aktarılan hadisi rivayet eder. Hadisin anlamı şudur: Başkasından hamile olan kadınla cima eden kimse, eğer o çocuğu kendi nesebine katar ve mirasına ortak ederse, bu helâl olmaz. Çünkü kendi çocuğu değildir. Eğer onu, (köleden doğma olduğu için) köle olarak alır ve istihdam ederse, bu da helâl olmaz. Çünkü su (meni) çocuğun gelişiminde etkili olduğu için onun oluşumuna ortak olmuştur.

Hadisimizde, hamile bir kadının nikâhlanmasımn haramlığma açık bir delâlet vardır. Gebeliği ister kocadan ister efendisinden olsun, ister şüphe yolu ile veya zina mahsûlü olsun farketmez. Bu konuda ihtilâf yoktur. (İbn Kayyim el-Cevziyye, Za’du’l-Mead, İklim Yayınları: 5/256-257.)

O devirdeki inanışa göre anne karnında çocuk varken cinsel ilişkiye girilirse, erkeğin menisinin, anne karnındaki cocuğa bir şeyler katar ve böylece çocuk köle sahibinden bir parça alır yani kendi evladı olur. Buda köle sahibinin çocuğu kabuletmesi ve mirascı yapmasını gerektirir. Doğacak bu cocuğu köle yapamaz, satamaz ve çocuk kız ise ileride cinsel ilişkiye de giremez.

Görüldüğü gibi burada vurgulanan ve endişe edilen konu savaşlarda ele geçen kadınların istismara uğraması, tecavüz edilmeleri veya aşalanmaları değil bu insanlık dışı muameleler sonucunda hamile kalmaları ve bu hamilelikten doğacak çocukların ne şekilde doğduğudur. Eğer usulune uygun davranlımazsa bu çocuklar köle yapılamaz, alınıp satılamaz ve 8-9 yaşlarına geldiğinde ise cinsel ilişkiye girilemez olduğu vurgulanmaktadır.

“Araplar arasında her gün vukû bulan çarpışmalar, emniyetsizlik, şekâvet, yağmacılık, adam öldürmek, Arabistan’da yetimlerin çoğalmasının başlıca sebebiydi. Lâyıkı vechiyle bunları düşünenler de yoktu. Ne arayan vardı, ne soran. Birçoğu babalarının mirasından mahrum kalırdı.” (Seyyid Süleyman en-Nedvî, İslam Ahlak Nizamı, s. 191.)

İslam’ın ilk çıktığı devirlerde, Din savaşları, bu savaşlarda kadınların ve kızların esir alınıp köleleştirilmesi ve bu bahtsız kadınların esir alındığı andan itibaren tecavüze uğraması pek çoğunun hamile kalması sonucunu doğurmuştur. İşte bu tecavüzler neticesi köle yani cariye kadınlardan babası belli olmayan çok sayıda yetim çocuk doğmaktaydı. Sonuc olarak din savaşları ve islami inanç sistemi elele verip kendi yetimlerinini yaratıyordu. Bu insanlık dışı uygulama Malesef din kisfesi ve peygamberlik görüntüsü altında yapılmış ve ilahi bir hak görülmüştür.

Yetim kızların istismarı Maalesef Kuran’da da kendine yer bulabilmiş. Şunuda iyi bilmek gerekir; Kuran’da ki Nisa suresi yetim suresi değildir. Kadın suresidir. Buradaki yetimler de kadınlardır. Yetim kızlar konusunda İslamcılar insanları yanıltmak için ”İslam dini yetimleri çok düşünmektedir ve İslam yetimleri korumaktadır” diye propaganda yaparlar, masum ve iyi niyetli insanlarımız da bu yalana inanırlar.

NİSA-3, 4, 5, 6 “Eğer, yetim kızlar hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, size helâl olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikâhlayın. Eğer adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız, o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur. Kadınlara mehirlerini gönül hoşluğuyla verin. Eğer kendi istekleriyle o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa, onu da afiyetle yiyin. Allah’ın, sizin için geçim kaynağı yaptığı mallarınızı aklı ermezlere vermeyin. O mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin. Yetimleri deneyin. buluğ çağına erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin. kim zengin ise tenezzül etmesin. Kim de fakir ise, aklın ve dinin gereklerine uygun bir biçimde yesin. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter.”

Hepimizin bildiği gibi Türk toplumunda bir kimsenin himâyesi altına aldığı bir yetim kızı kendine nikahlaması hoş görülmez, ayıplanır ve toplumdan da büyük tepki görür, Hele bu durmdaki bir kızla bluğ çağına girdiğinde (9 veya 10 yaşlarında) nikah kıyılıp, cinsel ilişkiye girilmesi sübyancılıkdır ve ahlaksızlık olarak görülür. Sadece Türk toplumu değil çağdaş yaşamı benimsemiş, ahlak sahibi ve insan haklarına değer veren her toplumda bu böyledir. Velisi olunan yetim kızların cinsel istismarı Arap örf ve adetidir, islam öncesi dönemde arap toplumunda uygulanan bu gelenek İslamın yayıldığı ilk yıllarda da aynı şekilde devam etmiş, buda yetmemiş Kuran’da kendine yer bularak ilahi bir hakka dönüştürülmüştür.

İsterseniz yetim ve öksüz ne demektir ona bakalım; Öksüz, annesi ölmüş olana denir.Yetim ise babası ölmüş çocuktur Öksüz kelimesi, annesi hem babası ölmüş çocuk anlamında da kullanılır. İslamcıların dediği türden bir yetimlik olsa kullanılan deyimin yetim yerine öksüz olması gerektiğini sanırım anlamış olmalısınızdır. Açıktır ki burada yetim annesi belli (Cariye) babası belli olmayan kız çocucuğudur. Tabi ki normal babası ölmüş çocuklar içinde bu ayet hükümleri uygulanacaktır. Fakat onlarda veli olarak dede, dayı, amca vb aileden kimseler mutlaka vardır.

Peki gelelim Kuran da sure’lere girecek kadar önemli olan bu kızlar neden yetim dir?

1-Savaş ganimeti Cariyeler ilk esir alındıkları anda tecavüze uğramları sonucu hamile kalması veya sonrasında ganimet hissesi olarak payına düştüğü sahibi olan kimselerle cinsel ilişkiye girmesi sonucu hamile kalması.

2-Savaş ganimeti Cariyelerin sahipleri tarafından misafirlere peşkeş çeilmesi sonucu hamile kalması

3-Savaş ganimeti köle Cariyelerin Sahibinin ( cariyelerinizin gönlü olmuyorsa fuhuş yaptırmayın dediği ayeti hatırlıyorsanız) yaptırdığı bu fuhuş işlemi sırasında hamile kalması

4-Savaş ganimeti köle Cariyelerin Alım satımlar sırasında hamile kalması

5-Savaş ganimeti Cariyelerinden sıkılan kişinin değişmeden önce hamile kalması

6-Cariye alındığı savaştan dönerken uğradığı tecavüzler sonrası hamile kalması

Küçük yetimler bu ilişkiler sırasında cariyenin hamile kalması sonrasında doğarlar. Doğan kızların babasının kim olduğunun belli olması mümkün değildir. Böyle karmakarışık bir sonuç nedeniyle küçük kızlar yetimdirler. Baba ölü değildir. Babanın kim olduğu belli değildir.Yani babası öldüğü için yetim kalmamıştır. Babası belli olmadığı için yetim kalmışlardır. Bu kadar çok sayıda olup ayetlere girme nedenleri budur. Müslümanların en korktuğu şey ilişkiye gireceği cariyenin yetim kızının kendi öz kızı olma olasılığıdır. Bu nedenle ayette eğer yetim kızlarla birlikte olmaktan endişe duyarsanız istediğiniz kadar başkalarıyla olabilirsiniz diye yazar. Eğer yetim kızlar konusunda korkarsanız.Yetimin kendisinden korkacak değildir. Korkma konusu adaletsizlik mal mülk konusunda olamaz Yetim kız cariyesiyle kendi yaptığı ilişkiden olmuş kendi kızı da olabilir. Cariyesini ikram ettiği misafirlerden birinin kızı da olabilir. Çok eşle evlenme izninin verildiği ayetin başında yetim kız yazmasının nedeni budur.

Eğer yetim kızın kendinizden olduğundan şüpheniz varsa çekiniyorsanız onu düşünmeyin maddi gücünüz yettiğince istediğin kadar kadınlardan sahip olabilirsiniz. İnsan kıza hangi konuda adaletsizlik yapabilir? Burada ki yetimler de küçük kadınlardır. Bı kızlarla evlilik yaşı 6 ilişkiye girme yaşıysa 9 dur. (Ayşe’nin evlilik ve ilişkiye girme yaşları islam Fıkıhında esas alınmıştır)

Görüldüğü üzere nisa suresinde görülen yetimler bildiğimiz yetimler değildir. Bir erkeğin hem annesiyle hemde yetim kızıyla olduğu ve erkeğin velisi bulunduğu durumu anlatmaktadır. Ayrıca bu yetim kız cariyesiyle kendi yaptığı ilişkiden olmuş kendi kızı da olabilir.İkram ettiği misafirlerin kızı da olabilir.Başkalarının da olabilir.

Yetim kızlar konusu o kadar net ve açıktır ki neden doğrular söylenmez siz karar verin. İslamın kendi ortaya çıkardığı bir yetim kızlar ordusudur. Müslüman dünyasında kölelik dış baskılarla kalkana kadar cariye ve yetim kızlar tarih boyunca hep vardır. Dilerim gerçeği görebilirsiniz.

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla