Tekil Mesaj gösterimi
Alt 29.08.2008, 11:33   #10
Yazar
Dede-baba
Forumun Bir Parçası
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 919
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 50
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 196
814 Mesajına 1.396 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Alevi-bektaşi İslam Anlayışında Kur'an

Kur'an-ı Kerim ol Hakk'ın kelâmıdır. Kelam sözdür, dildir. Söz nefestir. Erenler sözü Hakk nefesidir. Alevi-Bektaşi Erkanında erenlerin sözlerine nefes ya da Kur'an derler.

Cemlerinde üç nefesler bölümünü üç Kur'an'lar diye isimlendirmişlerdir ki bunlar: Pir Sultan Abdal, Şah Hatayi , Kaygusuz Abdal Sultan'dır... ol o erenlerden Kur'an ayetlerini beyan edegelirler....

Bizim kabul ettiğimiz iki Kur'an vardır. Birisi Kur'an-ı Samet olan Mushaf yani yazılı Kur'an, diğeri de Kur'an-ı Natık'tır ki; Velâyet mertebesine ermiş olup En'el Hakk diyebilen Kâmil İnsan'dır.

O halde yazılı dilin olduğu gibi sözlü dilin de olması normaldir.

Ozan İmirza bunu şu dörtlükleri ile açıklar.


Er nefestir. Nefes Haktır dediler
Öyledir ey deli gönül öyledir
Nefes yaratılmış oku dediler
Öyledir ey deli gönül öyledir.

Erenler bu yola bir sır koydular
Erenler dediğim kırklar yediler
Gönülden gönüle yol var dediler
Öyledir ey deli gönül öyledir.

İmirza iptidasıdır yolunun
Günahın bağışlar sefil kulunun
Hak Muhammed’indir. Mürvet Ali’nin
Öyledir ey deli gönül öyledir.


Şeriat ilmi ile tarikat, tarikat ilmi ile hakikat bilinmez. Ama marifet ilmi ile şeriat ve tarikat bilinir. İnsan, İnsan-ı Kâmil olmayınca sadece insan olmak ile kendine kemâlet sıfatını yakıştırmamalı.

Bu makama ermiş olan kimselerin düşünceleri, sözleri ile En'el Hakk kavramı bu kadar basite indirgenmemelidir. Zira Kemâlet mertebesine ermek o kadar basit değildir ve daha birinci kapı bilinmeden son kapıya varılmaz. Kaldı ki hakikat vardır hakikatten içeri. Buraya erişebilenlerin dört kapı-kırk makamı geçebilmek için yıllarca verdikleri hizmet ve çektikleri çileler her babayiğidin harcı olamaz.

Kur'an-ı Kerim'in dili de insanı kemalete götüren makamlar gibi aşama aşamadır..

Şeriat'ta Kur'an; kurallara uymak, zahir alem için verilen hükümleri yerine getirmektir

Tarikat'ta Kur'an; kuralları yorumlamak, kendi dilinde anlamlar çikartmak/anlamaya çalismak ve bunları yaşama geçirmektir.

Marifet'te Kur'an; Düşünceye dalmak, manadan anlam çıkartmak ve öze giden yolu bulmaktır.

Hakikat'te Kur'an; hiçbir aracısız Hakk ile birebir muhabbettir. Bu duruma Kaygusuz Abdal Sultan şöyle der:

Cümle ilmin hem kabı olmuş gönül
Nutk-ı Hakk gönüle eyler hem nüzûl

Ol ki nûtkîn âdeme can eyledi
Kendini gönülde pinhân eyledi

Bu gönülün sırrını sen ey gönül
Gel beri Kaygusuz Abdal'dan işit


Bundan başka, (İsmet Zeki Eyuboğluna göre Kaygusuz tapşirması ile şiirler yazan) Vizeli Alaeddin şöyle seslenir.

Evliya'dan gelen kelâm
Okunan Kur'an değil mi?
Gerçek evliyanın sözü
Sûre-i rahman değil mi?


Bu muhabbette evliyanın gönlünden seslenen Hakk'ın kendisidir. Dolayısı ile evliyanın sözü Hakk sözüdür

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla