Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Toplumsal Konular > Din

Din Dini tartışmalar ve teoriler

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 14.10.2018, 05:36   #11
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 407
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 12
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 11
29 Mesajına 31 Kere Teşekkür Edlidi


Standart

''Beni Kureyza''
Hendek savaşı sırasında müslümanlara akdedilmiş ve müslümanların saflarında savaşmayı gerekli kılan kuvvetli bir antlaşma varken sırt çevirmişler ve aleyhlerine dönmüşler. Böylece Medineyi kuşatmış olan Kureyş müttefiklerinin ordusuyla birlikte fiilen savaşa katılmışlar.
Müslümanlar Hendek Savaşını bitirir bitirmez Kureyzaoğullarını kuşatma altına almışlar. 15-25 gün gibi süreyle kaleleri yıkılmaya devam edimiş. Kesin olarak yenileceklerini anlayınca Yahudilikten Müslümanlığa geçmiş olan Sa'd B Muaz'ın vereceği karara razı olarak teslim olacaklarını söylemişler. Sa'd B Muaz ise onlar hakkında Tevrat'ın gereği olan şu kararı vermiş:
"Savaşır durumdaki erkekler öldürülecek, kadın ve çocuklar esir alınacak. Malları müslümanlar arasında savaş ganimeti olarak paylaşılacak."
Bu hüküm uygulamaya konulmuş ve buna dayanılarak öldürülmüşler.

Kalelerini kuşatan Muhammed hiç acele etmemiş. 1 aya yakın süre ablukaya aldığı kaleye giriş çıkışı engellemiş. Beni Kureyzalılar açlık ve susuzluk ile de mücadele ediyorlarmış. Hayber Kalesi'nde, Muhammed önderliğindeki Müslümanların ablukası nedeni ile açlık ve susuzluk ile mücadele eden Beni Kureyzalılar, Muhammed ile anlaşma yoluna gitmek zorunda kalmışlar. Muhammed onlara bir anlaşma sunmuş. Derhal silahlarını bırakıp teslim olacaklarmış ve Muhammed'in eski Yahudi yeni Müslüman olan sahabelerinden Sa'd bin Muaz'ın vereceği cezayı kabul edeceklermiş. Çaresizlik içindeki Yahudi Beni Kureyza'lılar, istemeden de olsa teklifi kabul etmişler,savaşmadan silahlarını teslim etmişler.

Sahih hadislerde anlatılanlara göre, kaledeki çaresiz Yahudilerin eli silah tutabilenlerden 400-900 arasında bir erkek topluluğu öldürülmüş, 400-900 arası olduğu söylenilen Yahudilerin büyük çoğunluğu Hz. Ali tarafından katledilmişti. Ali o gün kafa kesmekten çok yorulmuş ve kafa kesme işlemi sırasında yorgunluktan sürekli olarak kılıç kullandığı kolunu değiştiriyormuş, Muhammed ise kesim işleminin yanına çadır kurdurmuş ve kesim işlemini gözlemliyormuş. Katledilen Yahudi erkekleri topluca gömülmüşler. Tüm silah tutabilen erkekleri öldürülen yahudilerin artık zenginlikleri müslümanların olmuş.

Katliamdan sonra, Dıhyetü'l-Kelbı adındaki delikanlı Arap, Muhammed'e gelmiş; tutsak kadınlardan birini kendisine alması için ondan izin istemiş. Muhammed de : "Haydi git de bir câriye al!" diye karşılık vermiş. Ne var ki Dıhye gidip Safiyye'yi almış. Bunu gören bir başka Arap hemen koşup Muhammed'e haber vermiş. Safiyye'nin Dıhye'ye değil; "Peygamber"e uygun olacagını söylemiş. Muhammed'de Dıhye'yi çağırtmış; başka bir cariyeyi almasını söylemiş. Dıhye'ye verilen "cariye", Safiyye'nin kocasının kızkardeşidir. Muhammed, kendisine "karı" olmanın karşılığında Safiyye'yi "azâd" etmiş. Ümmü Süleym, Safiyye'yi hazırlamış ve gece olunca da Muhammed'in koynuna sokmuş. Babası ve kocası öldürülen bir kadını, aynı gün (veya 1 gün sonra). Hem de babasını ve kocasını öldürenlerin liderine eş olarak. Safiyye, o sırada daha genç bir kız iken muhammed 57 yaşında idi.

(Bkz. Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrîd-i Sarih Tercemesi, Ankara, 1985, Diyanet Yayınlarından, 2/299-310.)

Hoşgörüymüş!
Bir insan düşünün, kız çocuklarının gözleri önünde öldürülmüş babalar düşünün,en sevdikleri canlı canlı katledilmiş ve sonrasında bu kız çocuklarını cariye olarak askerlerine seks kölesi olarak dağıtan, en güzelini de kendine ayıran birini düşünün,bunu yapan kim? Hani nerede barış? Bir de bu olayın din kültürü kitaplarında geçtiği bir dönem vardı, ballandıra ballandıra anlatan hocalarımız vardı,tabi hikaye çarpıtılmış haliyle anlatıldı hep bizlere..

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 14.10.2018, 05:39   #12
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 407
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 12
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 11
29 Mesajına 31 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

mmü Habibe’nin yanına girdim sarımtırak rengi olan veya başka bir koku getirterek bir genç kıza sürdü eline bulaşan kokuyu yanaklarına sürdü ve dedi ki: Vallahi güzel kokuya ihtiyacım yok, fakat Rasûlullah (s.a.v.)’den işittim şöyle buyurmuştu: “ALLAH’a ve ahiret gününe inanan bir kadının bir ölüye üç günden fazla metem tutması caiz değildir. Ancak kocası için dört ay on gün matem tutabilir ve süslenemez.” (Ebû davud, Talak: 35; İbn Mâce, Talak:
1196- Zeyneb (r.anha) dedi ki: Cahş’ın kızı Zeyneb’in kardeşi öldüğü zaman yanına girmiştim güzel koku getirterek süründü ve şöyle dedi: Vallahi güzel kokuya falan ihtiyacım yok fakat Rasûlullah (s.a.v.)’den işittim “ALLAH’a ve ahiret gününe inanan bir kadının herhangi bir ölü için üç geceden fazla yas tutması caiz değildir. Ancak kocası için dört ay on gün yas tutabilir buyurmuşlardı.” (Buhârî, Talak: 4.)

Kurana ve hadislere gore kocasi olen bir kadin icin bekleme suresi 3 aydir.Fakat malumunuz Muhammed ,Safiye'ye Kureyza katliyamindan donerken, daha donus yolunda sahip oluyor.

Nerde kaldi 3 ay bekleme suresi diye sordugumuzda da.'sen donus yolunda gecen sureyi nereden biliyorsun?' diye sacma sapan bir savunma geliyor.

Halbuki Mekke ve Kureyza arasi cok yakin mesafe oldugunu baska hadislerdende anlayabiliyoruz.
Yani birakin deve ustunde uc ay yol almayi,deveyi sirtiniza alsaniz bir iki gunde varabileceginiz bir mesafe.
Bu mesafeyi hangi hadisten ogrendin diye merak eden olabilir ihtimaliyle gosteriyorum.Buyrun iki namaz arasi kadar kisa bir mesafe.

Cüveyri'ye, Nârı' aracılığıyla İbni Ömer (r.a.)'in şöyle dediğini nak*leder:
- Rasûlüllah (s.a.v.) Hendek'ten döndüğü gün aramıza gelip: "Hiç kimse Kureyza oğulları yur*duna varmadan önce ikindi namazını kılmayacak" diye ilan etmiş*ti. Bir kısmı vakit geçecek korkusuyla Kureyza'ya varmadan yolda ikindiyi kıldılar. Diğerleri, "vakit geçse bile biz Rasûlüllah (s.a.v.)'in emrettiği yere varmadan namazı kılmayacağız" dediler. Rasûlüllah iki gurubu da azarlamadı. Hadisi Buharî ve Müslim rivayet ediyor.[533]

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 19.10.2018, 05:34   #13
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 407
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 12
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 11
29 Mesajına 31 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

ISLAMIN INANDIGI ALLAH`DAMI MUHAMMED GIBI CINSI SAPIK?


“Allah ahirette Peygamberlere kimliğini kanıtlamak için bacağını açıp baldırını gösterir.” (Müslim İman 302, Buhari 97/24,10/29, Müsned, 3/1)

“Ebu Said (ra) anlatıyor. Resulullah (aleyhisselatu vesselam)’ı dinledim, “Baldırların açılacağı, kendilerinin secdeye davet edileceği gün…(Kalem 42) mealindeki ayetle ilgili olarak” şöyle diyordu: “Rabbimiz baldırını açar, her mümin erkek ve her mümin kadın O’na secde eder. Dünyada iken kendisine riya ve gösteriş olarak secde edenler geri kalırlar. Onlar da secde etmeye kalkarlar, ancak sırtları bükülmeyen yekpare bir tabakaya dönüşür (ve secde edemezler.)” (Buhari, Tefsir, Nun vel Kalem 2, Tefsir, Nisa 8, Tevhid 24; Müslim, İman 302. (183)

Konuyu tasvir eden ayet 68/42 nolu ayettir. Arapçası ve meali aynen şöyledir:

“Yevme yukşefu an sâkın ve yud’avne iles sucûdi fe lâ yestetîûn” Arapça

“O gün bacak keşfolunur ve secdeye davet edilirler ama güç yetiremezler.” Türkçe

Burayet de müslümanların, milletin gözünden kaçırmak için binbir takla attıkları, mealcilerin gerçek anlamını örtmek için binbir sahtekarlığa başvurdukları bir ayettir.

Kimi mealci bacak yerine perde demiş, perde açılacak diye anlam vermiştir. Halbuki “sak” apaçık bacak demektir. Bunu kanıtlamak çok kolay. 75/29 nolu ayette “bacak bacağa dolanır” şeklinde ölüm anını anlatır. Burda hiç bir uyanık mealci perde perdeye dolanır filan demez. Kelime aynıdır.

“Velteffetis sâku bis sâk(sâkı).” (75/29) Arapça

“Ve bacak bacağa dolaşır. ” (75/29) Türkçe

İşin içinden bu kadar ucuz çıkılmayacağını bilen daha akıllı mealciler, açılan bacağın insanların olduğunu iddia ederler. Bu ise anlamı iyice saçma hale getirir. Çünkü İnsanların bacağının açılmasıyla secdeye davet edilmelerinin hiç bir alakası olamaz. Böyle olsa deli saçması olurdu. “Bacak açılır, otomobil ani bir frenle durur” cümlesi bir anlam ifade der. Ama “bacak açılır, güneş tutulur” diye bir cümle alakasız bir saçmalamadır. O yüzden açılan bacak allahın bacağıdır, başka türlü yorumlanamaz.

Allahın bacağını görünce millet öyle şok oluyor ki, secdeye de varamıyorlar! Artık nasıl bir bacaksa! Bir de destekleyen sahih denen kitapta hadis var.

İlk manevra Elmalılı’dan gelmiştir. Bu acayip ve komik anlamı örtmek için aynen şöyle meal vermiştir: “Bir sak keşfolunur”!!! Aslında daha komik olanı da var. O da Tekin meali:”İşlerin güçleşip, herkesin paçalarını sıvayıp kaçacak yer aradığı (paçalarının tutuştuğu) gün….” Sanırsın adamlar dereye dalacak! Ne paça sıvaması? “Paçaları sıvayıp sıvışacak delik aradıkları” deseydin bari! Nasıl bir iştir bu mealcilik?

İslami Bir Siteden Soru ve Sözde Cevabı:

“Allah ahirette Peygamberlere kimliğini kanıtlamak için bacağını açıp baldırını gösterir.” (Müslim – İman 302, Buhari 97/24,10/29, Hanbel 3/1)

Bu hadisin hangi kitaplarda geçtiğine iyice dikkat edin. Hadis kitaplarının sözde en doğrusu olarak gösterilen, tek hadisini inkar edenin kafir olacağı söylenen Müslim ve Buhari’de. Hadisçilerin mantığına göre bu hadisi inkar eden kafir, bu hadise inanan gerçek Müslüman olacaktır. Allah’a hiçbir şeyin benzemediğini söyleyen ayete karşın, hiçbir mecazi ifadeyi çağrıştırmadan, Allah’ın baldırı olduğunu ve ahirette baldırını açacağını söylemenin saçmalığını uzunca anlatmaya gerek var mı?

Hadis sahih ve destekleyen ayet: Kalem -42,43 “Baldırların açılacağı (işlerin zorlaşacağı) ve kâfirlerin secdeye çağrılıp da gözleri düşmüş ve kendilerini zillet kaplamış bir halde buna güç yetiremeyecekleri günü (Kıyamet gününü) düşün. Halbuki onlar sağlıklarında secde etmeye çağrılıyorlar(ve buna yanaşmıyorlar)dı.”

Bazı ayet ve hadislerde Allahın eli, Allahın İpi, Allahın Baldırı gibi ifadeler kullanılmaktadır. Bu tür ayetler mütaşabih ayetlerdir. Peygamber efendimizde bazı hadislerinde mütaşabih kelimeler kullanmıştır. Taki insanlar bu meseleri daha iyi anlasın. Nitekim başka bir hadisi şerifte Peygamber efendimiz şöyle buyurmaktadır.

“Ebu Said (ra) anlatıyor. Resulullah (aleyhisselatu vesselam)’ı dinledim, [Baldırların açılacağı, kendilerinin sevdeye davet edileceği gün…(Kalem 42) mealindeki ayetle ilgili olarak Şöyle diyordu: “Rabbimiz baldırını açar, her mümin erkek ve her mümin kadın O’na secde eder. Dünyada iken kendisine riya ve gösteriş olarak secde edenler geri kalırlar. Onlarda secde etmeye kalkarlar, ancak sırtları bükülmeyen yekpare bir tabakaya dönüşür (ve secde edemezler.)” [Buhari, Tefisr, Nun vel Kalem 2, Tefsir, Nisa 8, Tevhid 24; Müslim, İman 302. (183)]

Kalem suresinin 42. ayetinde “Keşfus – sak” tabiri geçmektedir. Lügat olarak baldırın açılması manasına gelir. Görüldüğü üzere ayeti kerimeden asıl maksat lügat maksadı değildir, belki bir mesaj söz konusudur.

Hadis yukarıdaki rivayette baldır kelimesini “sakehu” şeklinde zamir olarak kaydeder. İbnu Hacer bir başka tarikde zamirsiz olarak “sake” şeklinde geldiğini ve bu şeklin -ayeti kerimeye uygunluk arzetmesi sebebiyle- daha doğru oldğunu söyler. Aksi takdirde yukarı ki tercümede aslına muvafık olarak kaydettiğimiz üzere Cenab-ı Hakka baldır izafe ederek, insana teşbih etmek gibi te’vili tekellüflü bir durum ortaya çıkacağını belirtir.

Öyle ise, “baldırı açmaktan” murad nedir?

Alimler bunu, “bütün hakikatkerin çırıl çıplak ortaya çıkması (sebebiyle) hesap ve cezanın bütün şiddet ve dehşetiyle hüküm sürmesi” şeklinde anlamışlardır.

Nitekim hadiste, Resulullah (aleyhisselatu vesselam) Cenab-ı Hakkın bütün gerçekleri ortaya koyarak hesap verme hadisesinin dehşetini yaşattığı hengamda, dünyada iken kulluğunu samimiyetle yapanlarla, riyakar hareket edenleri tefrik edip mü’minleri dehşetten kurtaracağını, riyakarları da sırtları eğilmez bir hale sokarak cürümlerini yüzlerine vurmak suretiyle, dehşetlerine dehşet katacağını belirtmektedir.

AÇIKLAMA: Bu sadece yorumdur kuranda hiçbir dayanağı yoktur. En abzurt kelimede bile hikmet arayan zihniyet elbet buna benzer akıl yürütmeyle cevaplar bulacaktır. Kuranın bütün açıkları böyle zorlama yorumlarla kapatılmaktadır.

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:38.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica