Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Kültür-Sanat > Felsefe/Sosyoloji/Psikoloji

Felsefe/Sosyoloji/Psikoloji Felsefi/sosyolojik/psikolojik tartışmalar, teoriler vs

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 25.05.2015, 21:06   #1
Yazar
Ferhat Güneyli
Kontrollü Üye
 
Ferhat Güneyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 30.03.2015
Mesajlar: 481
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: 304
Ferhat Güneyli sevilen bir üyeFerhat Güneyli sevilen bir üyeFerhat Güneyli sevilen bir üyeFerhat Güneyli sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 452
249 Mesajına 425 Kere Teşekkür Edlidi


Standart Ünlü Antikçağ Düşünürleri / Pythagoras (Pisagor)

Pythagoras (Pisagor)

Pisagor ya da Pythagoras (Yunanca: Πυθαγόρας), MÖ 570 - MÖ 495 yılları arasında yaşamış olan İyonyalı filozof, matematikçi ve Pisagorculuk olarak bilinen akımın kurucusudur.

En iyi bilinen önermesi, kendi adıyla anılan Pisagor önermesidir. "Sayıların babası" olarak bilinir. Pisagor ve öğrencileri her şeyin matematikle ilgili olduğuna, sayıların nihai gerçek olduğuna, matematik aracılığıyla her şeyin tahmin edilebileceğine ve ölçülebileceğine inanmışlardır.

Kendisini filozof (Yunanca:φιλοσοφος), yani bilgeliğin dostu olarak adlandıran ilk kişiydi. Pisagor, düşüncelerini yazıya dökmediği için onun hakkında bildiklerimiz öğrencilerinin yazılarında anlattıklarıyla sınırlıdır. Pisagor'a atfedilen birçok eser gerçekte onun öğrencilerinin olabilir.

Pisagor Yunanistan'da, Ege Denizi'nde, Dilek Yarımadası'nın karşısında bir ada olan Sisam Adası'nda doğmuştur. Yüzük taşı yapımcısı Mnesarkhos'un oğludur.İlk eğitimini doğduğu adada aldı.Ticaret için babasıyla farklı şehirlere gitti.Tales'in öğrencisi oldu. Tales, Pisagor'un daha iyi gelişmesi için Mısır'a gitmesini istiyordu çünkü Mısır, dönemin matematikte öncü ülkesiydi. Yurdundan ayrılarak Mısır'a geldi. Antiphon'un "Erdemde Sivrilenler Üzerine" adlı eserinde söylendiğine göre, Mısır dilini öğrendi. Daha sonra Sisam adasına geri döndüğünde yurdunun tiran Polykrates'in baskısı altında olduğunu görünce İtalya'nın güneyindeki bir Yunan kenti olan Kroton'a gitti. Burada efsanevi şarkıcı Orpheus'un kurduğu Orfeusçuluğun etkisinde gizli dinsel bir topluluk kurdu. Kroton'da kurduğu bu topluluk siyasi bir rol de üstlenmişti. Topluluktakiler kendilerini matematikçiler (mathematikhoi) olarak adlandırıyorlardı. Bunlar okulda yaşıyorlardı ve kişisel hiçbir şeye sahip değillerdi. Ruh Göçü öğretisi etkisinde et yemiyorlardı. Komşu bölgelerde yaşayan öğrencilerin de okula katılmalarına izin veriliyordu. Bu öğrenciler ise dinleyiciler (akousmatikhoi) olarak adlandırılıyordu. Matematikçilerin tersine dinleyicilerin et yemelerine ve kendi eşyalarına sahip olmalarına izin vardı.

Doğum yeri olan Sisam adasından M.Ö. 529'da Güney İtalya'ya, Crotona'ya göç etti. Crotona bu yörenin zengin liman kentlerinden biriydi. Pisagor burada biraz kişisel çekiciliği, kendinde varolduğunu iddia ettiği kehanet gücü, biraz da etrafında yarattığı gizemci havasıyla zengin ve soylu delikanlılardan üç yüz kadarını bir çatı altında topladı ve okul kurdu. Pisagor öğrencilerini iki bölüme ayırıyordu : Dinleyiciler ve matematikçiler. Okula dinleyicilik ile başlanıyor başarılı olunursa matematikçiliğe geçiliyordu. Ayrıca Pisagor "DÜNYA'NIN YUVARLAK OLDUĞU"nuda keşfetti.


Pisagor'un Felsefe Öğretisi

Klasik Mısır ve Babil kahinlerinden aldığı eğitimi 34 yıl süren Pisagor yeniden İtalya'ya döndüğünde elinde belirli kademelere bağlı şekilde oluşturduğu Örfeik öğretilerin yeniden canlanmasına yardımcı olacak bir gizemciliği taşıyordu. Mısır'da Osiris dinine bağlı aldığı eğitim ve daha sonra Mısır'ın Babil tarafından işgali ile gittiği matematik ülkesi Byblonya'da aldığı eğitimle matematiğin kutsallığına inanan Pisagor düşüncesindeki sayıların önemi de buradan gelir. Eski Mısır'daki kahinlerin ve Babil rahiplerinin ayinlerini müzikle gerçekleşmesi ve müzik formatının matematiksel işlemlerle doküman edilmesi ile müzik Pisagor felsefesinde önemli bir yer edindi. Notalara paralel olarak sayıların da belirli bir düzene bağlı olduğunu savunan Pisagor 1'i tanrısal olarak yorumlarken 10 sayısının tanrısal olanla hiçliğin mükemmel birliği ifade ettiğini savunmuştur. Pisagor öğretisi evrende her şeyin bir sayı ile (özellikle tam sayı) özleştiğini öne sürer. 5 rengin, 6 soğuğun, 7 sağlığın, 8 aşkın nedenidir. Düzgün geometrik şekiller de pisagorculukta önemlidir. Pisagor müzik ile de uğraştı. Telin kısalmasıyla, çıkardığı sesin inceldiğini keşfetti. İki telden birinin uzunluğu diğerinin iki katıysa, kısa telin çıkardığı ses uzun telin çıkardığı sesin bir oktav üstünde olduğunu gördü. Eğer tellerin uzunluklarının oranı 3'ün 2'ye oranı gibiyse, iki telin çıkardığı sesler beşli aralıklı idi. Bu nedenle örneğin bağlamada parmağımızı tellerden birinin ortasına bastığımız zaman, teli titreştirirsek çıkacak olan ses, tel boş titreşirken çıkacak sesin bir oktav üstünde olacaktır. Benzer şekilde eğer parmağımız teli uzunluk 2/3 oranında bölen noktadaysa, telin boş durumuna oranla bir beşli aralık yukarda ses çıkacaktır.

Pisagor, sabah yıldızı ile akşam yıldızının aynı yıldız olduğunu ilk anlayan Yunanlıdır. Kendisinden sonra bu yıldız uzun süre Afrodit olarak anıldı. Bugün bunun Venüs gezegeni olduğunu biliyoruz. Pisagor, Dünya'nın Güneş etrafında döndüğünü ileri sürdüğü zaman oldukça sert tepkiyle karşılaşmıştır. Bilimler hakkındaki görüşlerinin ne kadarının ona ait olduğu bilinmemektedir. Pisagor öğretisini sunduğu felsefe okulunun kurucusudur. Bu okul aynı zamanda dini bir topluluk ve o zamanın politikasına oldukça egemendir. Pisagor'un matematik, fizik, felsefe, astronomi ve müzikte getirmek istediği yenilikleri, buluşları hazmedemeyen bir takım siyasetçi ve gruplar, halkı Pisagor'a karşı ayaklandırarak, okulunu ateşe vermişler, Pisagor ve öğrencileri bu alevler arasında ölmüşlerdir.

Kaynak: Felsefe Tarihi; Prof. Macit Gökberk; Remzi Kitabevi; Felsefenin Öyküsü; Bryan Mageee; Dost Kitabevi


Pisagor'un Rejim Modeli


Pisagor Croton’da inisiyatik eğitim yoluyla, “yönetici sınıfın ‘liyakate göre atama’yla seçilen bilgelerden (inisiyelerden) oluştuğu yönetim modelini uygulamayı amaçlıyordu. Platon’un sonradan “Devlet” adlı eserinde söz edeceği bu yönetim rejimini, kimilerine göre, dünyada (ya da 6.000 yıl içinde) pratiğe geçirebilmiş tek kişi Pisagor olmuştur. Bu yönetim rejimi şöyle açıklanır:

Yöneticiler yurttaşların oylarıyla değil, atama yoluyla seçilmelidir.

Yöneticiler hiyerarşisine alınacak kişiler liyakatleri esas alınarak yöneticilerce belirlenmelidir.

Yöneticiliğe uzanan yolda fırsat eşitliğinin sağlanması için kız ve erkek tüm çocuklar devlet tarafından yetiştirilip eğitilmelidir.

Bu eğitimde belirli aşamalarda sınavlar yapılmalı ve sınavlarda başarılı olamayanlar ekonomik çalışma alanlarına kaydırılmalı, başarılılara ise ezoterik doktrin dersleri verilmeye başlanmalıdır.

Ezoterik öğrenimde kuramsal ilkeleri öğrendiklerini kanıtlayanlar, uygulama deneyiminden oluşan bir eğitimden geçirilmeliler.

Bu eğitimden de geçenler arasından, kitaplardan öğrendiklerini gerçek dünyaya, yaşama uygulayabilecek ve başlıca ilgilerinin kamu refahı olduğunu gösterebilmiş olanlar “yöneticiler vasi sınıfı”na seçilebilirler.

Bu sınıfa üye olmanın çekici gelmemesi için, bu sınıf üyelerinin toprakları, özel evleri, altınları olmamalı, yalnızca, fazla olmayan, sabit bir maaşları olmalıdır. Ayrıca bu kimselerin çeşitli sakıncaları olabileceğinden, evlilik yapmamaları gerekir.



Pisagor Ezoterizmi

Ezoterizm'de Pisagor büyük inisiyelerden biri olarak kabul edilir. Delf’te, Mısır’ın Teb ve Menfis kentlerinde ve Babil’de bulunmuş olan Pisagor inisiyatik eğitim aldıktan ve uzun gezilerinden sonra, Taranto Körfezi’nin uç noktasındaki bir Dor site-devlet’i olan Croton’da (Crotona) bir enstitü açarak kendi ezoterik ekolünü kurmuştur. İnisiyatik niteliğinin yanı sıra bilimler akademisi niteliği taşıyan bu enstitüde dinler ve manevi bilimlerin yanı sıra maddi bilimler (fizik, matematik, siyaset bilimi vs.) de öğretilmekteydi. Pisagor bu bilimlere “insan bilgisinin tümünü kuşatan” anlamında “matemata”lar adını vermişti ki, bilindiği gibi, matematik sözcüğü bu terimden doğmuştur. Pisagor’a göre, tüm felsefe ve dinlerde “hakikat”in (verite) dağınık ışınları yer almaktaysa da, bu ışınların merkezi ezoterik doktrindi. Ayrıca hakikate ulaşmada öncelikle “sezgi” gerekliydi, gözlem ve muhakeme yeterli değildi.



Pisagor'un Bilim ve Sanata Katkıları
- Matematik ve astronomiye katkıları olmuştur.

- Pisagor bağıntısı adıyla bilinen bağıntının kaynağı Pisagor’dur.

- Müziğin matematiksel oranlara indirgenebileceğini ortaya koymuş ve diatonik skalayı keşfetmiştir.

- Günümüzde bazı bilim adamlarının çok sıcak baktığı “kürelerin müziği” adıyla bilinen “kürelerin armonisi” önermesini ortaya atmıştır.

- Müzikle tedavi çalışmalarıyla tıbba katkıda bulunmuştur.

- Bir iddiaya göre, Dünya’nın yuvarlak olduğunu ve ikili bir hareket içinde olduğunu biliyordu ve bunları yalnızca inisiyelerine açıklamıştı ki, bu açıklamaları, ezoterik doktrin yoluyla kuşaktan - kuşağa aktarılarak bu bilgilerin kabulünde rol oynamıştır.


Pythagoras ve Pythagorasçılık

Pythagorasçılık adını kurucusu olan Pythagoras’tan alan bir Antik Yunan düşüncesidir. Düşünceleri zamanla bir okul disiplini içinde yayılmış ve korunmuştur. Bu okulun öğretilerinin önemli bir kısmı gizli olduğu için öğretinin derinlerine nüfuz edebilmek zordur. Pythagorasçılık ‹yonya geleneğini Atina’ya taşımıştır. Perslerin İyonya’yı fethetmelerinin ardından Milet felsefesi sona ermişti. Pythagoras’ın 580’li yıllarda doğmuş olabileceği sanılıyor. Philo-sophia (bilgelik sevgisi) ifadesinin ilk kez Pythagoras tarafından kullanıldığı söylenir. Sophos kelimesi Homeros’ta da karşımıza çıkmaktadır fakat bu sözcüğü ileride felsefe disiplininin ismi hâline gelecek olan philo-sophos anlamında kullanan ilk kişi Pythagoras olmuştur. Homeros’a göre sophos, bir konudaki beceri-kabiliyet-bir şeyi sırf o bilgiden haz duymak için yapmak, ayrıca bilgelik anlamına gelmekteydi. Pythagoras da varlığın, oluşun ne olduğunu sormuş, felsefenin bir yaşam biçimi olduğunu düşünmüş, bu yaşam biçimini ifade etmek için theorikos bios (teorik yaşam) terimini kullanmıştır. Ptyhagoras’a göre 3 çeşit insan vardır: fian, şöhret peşinde koşanlar; maddiyat peşinde koşanlar; bilgi peşinde koşanlar. Pythagoras kendisinin bilgi seven, yani philosophos olduğunu söylemiştir. Ona göre felsefe teorik bir yaşam (theorikos bios) biçimidir.

Pythagoras’ın ve genel hatlarıyla Pythagorasçılığın felsefi görüşlerini dört ana başlık altında inceleyebiliriz:



Pythagorasçıların Bilgi ve Felsefe Anlayışı

Pythagorasçılık belli yaşam kurallarına dayalı bir tür inanç tarikatıdır. Bu yaşam kuralları arasında fasulye ya da et yememek, demir ile ateşi karıştırmamak gibi ilginç kurallar da bulunmaktaydı. Bu tutumları Antik Yunan filozoflarının artık ahlak problemleriyle ilgilendiklerini gösterir. Pythagorasçıların bu yaşama geleneği daha sonraları Harokies’te, Sokrates’te ve Stoa’da da karşımıza çıkmaktadır. Bu anlayışa göre felsefe insanın kendi sorumluklarına sahip çıkabilmesidir. Burada insanın ahlaki bir sorumluluk yüklendiğini görüyoruz. Demek ki bu insanlar birtakım teorik çalışmalar yaparken bir yandan da pratik hayatta nasıl yaşayacakları hakkında çalışma yapmışlardır. Buna bilgiyi yaşamak denebilir. O hâlde Pythagoras ile birlikte felsefenin bir yaşama biçimi hâline geldiği söylenebilir.


Pythagorasçı Ruh Öğretisi

Felsefe insanın yaşama biçimidir. Pythagorasçılara gelene kadar ruh anlayışının Homeros’ta kullanıldığını görüyoruz. Homeros ruhu bir gölge gibi görüyordu. İnsan öldüğü zaman ruh ağzından çıkıyor, havaya karışıyordu. Bu ruh ince havadan oluşmuştu. Yani ruhun bir cismi vardı. Homeros’ta ruh yeniden başka bir bedene girmiyordu. Pythagoras ruhun tekrar bedene girdiğini savunuyor. Ona göre ruh bu dünyada sürekli dolaşır ve her defasında başka bir bedene girer. Öğretilerinin temel; budur. Ruh insandan hayvana da geçer. Bu yüzden et yemiyorlar, ruh ölümsüz bir yapı ya sahiptir. Bu fikirleri doğudan aldıkları, Pythagoras’ın Zerdüşt ile konuştuğu söylenir. Bunlara göre ruh birtakım olaylardan arınması gereken bir yapıdır. Ruhun hürlenmiş olduğunu ve arınması için felsefe yapmak gerektiğini söylüyor. Ruhu temizlemek için felsefe yapılacak, ruh bilgiyi taşıyacak, kötülükler ortadan kalkacak.

Pythagoras, orphik akımdan etkilenmişti. Orphizme göre ruh bedenden bedene geçer. Beden ruhun hapishanesidir. Beden kötüdür ve ruhun bedenden kurtarılması gerekir. Bunun için de birtakım ayinler yapılmalıdır. Ruhu arındırmak extacy ile mümkündür. Bu da kendinden geçmedir. Buna Eski Yunan dünyasında katharsis denir. Bu sayede ruhun özgür olacağı düşünülür. Ana amaç bedenden kurtulup ilahi bir yapının içinde erimektir.

Pythagoras’la beraber felsefeye ilk defa bilen özne getirilmiştir. Ruh bilgi edinebilen bir mekanizmadır. İlk defa özne ve nesne ayrımı yapılıyor. Pythagoras’ın deyimiyle; bir yanda mikrocosmos (nesne), bir yanda makrocosmos (özne) karşı karşı ya geliyor. Bilgi problemlerinin meydana gelmesinde aşama oluyor. “Bilgi nedir?” sorusu makro ve mikro cosmosa dayanır. Onun bir öğretisine göre bilinen mikro cosmos ile bilen makro cosmos aynı yapıdan meydana gelmiştir. İkisi de ince, sınırsız havadan oluşmuştur. Bizim lociğimiz ve dünyanın lojiği aynı yerden gelir. Bizim bilgi düzeneklerimiz öyle bir yapı gösterir ki gerçekliğin yapısı benzeşir.

Felsefe tarihinde;

1. Bilginin olabilmesi için benzer benzeri algılar.
2. Bilginin olabilmesi için algılayan ile algılanan farklı şeyler farklı şeyler olması gerekir.

Bu görüş özneyi ön plana çıkarır. Pythagorasçılarda özne birdenbire karşımıza çıkıyor. Miletoslular ise özneyi varlığın içinde eritmişlerdir. Miletoslular niye bilgilerinin doğru olup olmadığını sormadılar? Çünkü özne yok. Bunlar bilgilerini eleştirmemişlerdir. Bu dogmatik bir görüştür. Bunlarda sadece kozmogonik açıklamalar vardır. Pythagoras eleştiri yapmamıştır fakat yapılması için zemin hazırlamıştır.

Miletos okulunda hatta Homeros’ta ruh hareket ettirici olarak görülmüştür. Pythagoras ruhun bu özelliğinden söz ederken bilim ve sorumluluk alabilme yönüne ağırlık vermiştir. Buradaki problem:

1. Ruh bireyliliği gösterir mi?
2. Değişik ruhlar var mıdır?

Bireylik varsa ruh da vardır. Sorumluluk varsa bu geçerli insanın kendi hünerinin olması gerekir. Eğer benim özdeşliğim yoksa sorumluluk olamaz.

“Okul” kelimesini ilk olarak Pythagorasçılar kullanmışlardır. Okul kişinin ruha ulaştığı yerdir. İlk birkaç yıl soru sormak yasaktır. Çünkü öğrencide bir altyapı oluşturulmak istenir. Burada müzik, matematik, astronomi ve tıp öğretilir. Dönemin en ahlaklı ve hikmetli tıpçısı sayılan kişisi Alkmaion’dur. Alkmaion, ben ancak deneyebildiğim, gözlemleyebildiğim konularda konuşabilirim, bunların dışında kalanlarsa dinî ve tanrısal konular olduklarından, alanımın dışında kalırlar, demektedir.


Pythagorasçı Sayı Öğretisi (Cosmopolisi)

Felsefe tarihinde ilk kez kosmos (her şey) kelimesini kullanan da Pythagoras’tır. Ona göre kosmos mantıkça düzenlenmiş bir yapıdır. Bunun matematiksel olarak düzenlenmesini Pythagoras yapmıştır. Ona göre her şeyin temelinde, kökeninde iki madde vardır: 1- Peros: Sınırlı- sınırlayan “ateş” 2- Apeiron: Sınırsız “hava.” Bunları kütlesel varlık olarak görmüştür. Pythagoras’ın evren tablosu her şeyi kaplayan sınırsız hava ile merkezde olan sınırlı ateşten oluşur. Pythagoras’a göre sayı sınırlı ile sınırsızın, ‘tek ile çok’un birleşmesinden meydana gelir. Yani buna göre sayı fiziksel bir nesneye benzer. Ateş ve havadan oluşmuştur. Her şeyin temeli sayı, sayı nın temeli de sınırsız ve sınırlıdır. Sayının temeli hava ve ateştir. Sınırlı (ateş) aktif olandır. Sınırsız (hava) daha pasif olan şeyleri temsil eder. Bu örneği sperm ve yumurtadan alır. Spermin yumurtayı döllemesi gibi. Ateş onlarda aktif maddedir. Sınırlı ile sınırsız birleşerek 1’i oluşturur. Fakat bu sayının kütlesi vardır, nesnedir.

1 sayısı noktayı oluşturur.
2 sayısı doğruyu oluşturur.
3 sayısı üçgeni oluşturur.
4 sayısı reşaksı oluşturur.
5 sayısı ateşi oluşturur.
6 sayısı suyu oluşturur.

Küp Pythagoras’ta toprağa karşılık gelir. Sınırsız hava ile sınırlı ateşten sayılar oluşur. Pythagoras niceliksel değişiklikleri matematiksel sayılara bağlıyor. Yani biz evreni matematiksel sayılarla açıklayabiliriz. Pythagoras’ta:

1. Sayı denilince bugünkü sembolik anlamdaki sayı düşünülmemiştir.
2. Matematik yerine geometrik düşünme vardır.
3. Sayılar belli bir şekilde açıklanmıştır. Sayılar evren dizgisini açıklamak için temel öge olarak görülmüştür.
a) Sınırlı (ateş) ile sınırsız (hava)nın bir araya gelmesinden sayılar oluşmuştur. Bu düşüncesinin kaynağında döllenme olayı vardır.
b) Sayıların bir araya gelmesinden şekiller,
c) Şekillerin bir araya gelmesinden cisimler oluşmuş,
d) Cisimlerden de tek tek nesneler oluşmuştur.

Pythagoras’a göre her şey niceliklerden oluşmuştur. Her şeyin sayılardan oluşması, evreni matematiksel ifadelerle anlayabileceğimiz anlamındadır. Modern bilimin temeli budur. Evrenin matematiksel bir forma sahip olduğunun düşünülmesi, kimilerini, insanın ruh yapısıyla evrenin yapısının özdeş olduğu sonucuna da götürmektedir.

Miletos okulunda canlı-cansız, hareketli-hareketsiz ayrımı yapılmamıştı. Burada sanki yapılmış gibidir. Pythagoras,

1. Ruhun havadan yapıldığını, havanın pasif, ateşin aktif olduğunu söylüyor.
2. Ruhun sayılardan yapılıp yapılmadığı belli değildir.

Pythagoras’ta monizmin yıkılması belirgin bir hâle gelmiştir. Aktif madde, pasif madde, düşünme özelliğine sahip madde, düşünme özelliğinden yoksun madde gibi ayrımlar yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlamıştır. Pythagoras’ta ruh havadan yapılmıştır. Pythagoras’ın felsefesine tam bir felsefe diyemiyoruz. Sanki uykudan yeni uyanmış gibi. Pythagoras’ın felsefe tarihine iki önemli katkısı olmuştur.

1. Geometri fikrini getirmiştir,
2. Astronomiye önemli katkılarda bulunmuştur.

Pythagoras’a göre: Her şey sayıdan meydana geldiyse bunun bir düzeni olması gerekir. Bu düzeni de nicelikleri ölçen bir bilgiye bağlamıştır. Zıtlıkları uyum içinde karşılamıştır. Sınırlı-sınırsız, iyi-kötü, bir-çok olan. Hava pasifse ruhun da pasif olması gerekir. Çünkü ruh havadan oluşmuştur.


Pythagoras’ın Evren Tablosu

Pythagorasçı evren tablosunun merkezinde ateş vardır. Ateşin çevresinde dönen bir karşı dünya vardır. Karşı dünyanın dış çevresinde dünya dönmektedir. Dünya yalnız kendi etrafında dönmemektedir. Dünya küre biçimindedir ve merkezin çevresinde döner. Böylece Dünya evrenin merkezi olmaktan çıkmıştır. Dünyanın baktığı yüzeyde Ay vardır. Biz öbür yüzeyi göremiyoruz (karşı dünyayı göremiyoruz). Ayın dışında Güneş vardır. Güneşin dışında 5 gezegen, onun da dışında sabit duran yıldızlar vardır. Bu tablo;

1. Dünyanın evrenin merkezi değil, bir gezegen olarak gösterilmiş olması nedeniyle,
2. Dünyanın bir yörüngesi olduğunu öngörmesi nedeniyle,
3. Dünyanın bir küre şeklinde olması nedeniyle,
4. Değişik yönlerde hareket tespit edilmiş olması nedeniyle

Dönemin astronomi bilgisi adına son derece önemlidir.

Pythagoras’ın öğretilerine bir bütün olarak bakıldığında son kertede düşünce tarihine şu önemli katkılarda bulunduğu tespit edilebilir:

1. Astronomide önemli ilerlemeler kaydetmiştir.

2. Matematik, geometri gibi bilimlerin rasyonalize edilmesini sağlamıştır. Nitekim Pythagorasçı düşüncede matematiksel açıklamanın bilimsel açıklamanın temeline döşendiğini görmekteyiz.

3. Düalist bir felsefi görüş geliştirmiştir. Çünkü iki şey bir arada işlenmiştir: Ateş ve hava. Böylece Antik Yunan’ın doğa felsefesinde karşımıza çıkan monizm, Pythagoras ile bir anlamda sona ermiştir.

4. Pythagoras’la karşımıza bilen özne çıkmıştır. Bilen özne (ruh) ile bilinen şey arasında mantıksal bir ayrım yapıldığı yolunda izlenimler edinilmektedir.

5. Canlı-cansız ayrımına doğru bir gidiş vardır. Bu ayrım Pythagorasçılıkta nüve hâlinde ve bulanık biçimde de olsa bulunmaktadır.

6. Pythagoras’ta karşımıza, geleneksel dört unsura, yani toprak, su, hava ve ateşe ilaveten beşinci bir unsur daha çıkmış gibi görünmektedir. Bu beşinci madde bir anlamda evreni bir arada tutan maddedir. Bu madde sınırsızdır ve muhtemelen Tanrı olarak düşünülmüştür. Böylece tek tanrıcı düşüncenin de Pythagorasçılıkla birlikte başladığı iddia edilegelmiştir. Fakat bu, tek tanrılı dinlerde karşımıza çıkan Tanrı anlayışına benzer bir anlayış değiştir. Çünkü beşinci unsur evren ile özdeş tutulmuştur.

Thales dışında kalan diğer tüm Antik Yunan düşünürlerine hakim olan kıyamet düşüncesi Pythagorasçı düşüncede de bir yer edinmiştir. Örneğin; Anaksimandros adalet bozulursa ateş ortalığı kavuracak, başka bir düzen gelecek demiş, Pythagoras ise ateşin her şeyi yok edeceği ve evrenin yeniden vücut bulacağı kehanetinde bulunmuştur.

Bir Pisagorcu olarak Xenophanes (Ksenophanes) Kimdir?

Gerçek anlamda felsefe Ksenophanes’le başlar. Çünkü gerçek anlamda felsefe “kendini bil!”, “haddini bil!” dir. Bunun da temeli eleştiridir. Eleştiri, Eski Yunanca’da krisis; ayırma demektir. Bilgi ile bilgi olmayanı ayırmaktır.

Herakleitos‘un çağdaşı olan Xenophanes (aşağı yukarı 569- 477 arasında yaşamıştır) Kolophonludur. (Bugünkü İzmir ile Efes arasında).

Bir filozof olmaktan çok, din bakımından bir öğreticidir. Öğretici nitelikteki koşuğundan kalan parçalarından Xenophanes'in, halk dininin tanrıları insan gibi tasarlamasıyla savaştığını görüyoruz. Bu, onun gördüğü başlıca iştir. Tanrıların bu insanlaştırılması –anthropomorphism- Homeros ile Hesiedos'ta yüksek edebi bir biçim de kazanmıştı ve bunların Yunan eğitiminde çok önemli bir yerleri vardı.

Xenophanes şöyle diyor: "Homeros ile Hesiedos, ölümlüler (insanlar) arasında suç sayılan, utanılan bütün şeyleri tanrılara da yüklemişlerdir. Tanrılar hırsızlık ederler, yalan söylerler, eşlerini aldatırlar."

Sonra: "Ölümlüler sanıyorlar ki tanrılar da kendileri gibi doğmuşlardır, kendileri gibi giyinirler, kendilerinin biçimindedirler. Nitekim Habeşler tanrılarını kendileri gibi kara ve yassı burunlu; Trakyalılar sarışın ve mavi gözlü diye düşünürler. Böyle olunca, atların, aslanların elleri olup da resim yapabilselerdi, atlar tanrılarını at gibi, aslanlar da aslan gibi çizeceklerdi. Oysa tanrılar ne aslan biçimindedirler, ne zenciler gibidirler, ne de Yunan heykellerinde olduğu gibi insan kılığındadırlar."

Halk dininin tanrıları insan biçiminde tasarlanmasına karşı, Xenophanes kendi tanrı tasarımını koyar. Bu, arınmış bir tanrıdır.

Ona göre: "Bir tanrı vardır; bu , tanrılar ve insanların en ulusudur; ne biçimi, ne de düşünmesi bakımından ölümlülere benzer; bu tek Tanrı baştan aşağı işitmedir, baştan aşağı düşünmedir; her şeyi düşünceleriyle hiç zahmetsiz yönetir."

Xenophanes'in bu tanrı tasarımı, tektanrıcılığa (monotheism) doğru atılmış bir adımdır.

Özetle;gerçek anlamda felsefe Ksenophanes’le başlar. Çünkü gerçek anlamda felsefe “kendini bil!”, “haddini bil!” dir. Bunun da temeli eleştiridir. Eleştiri, Eski Yunanca’da krisis; ayırma demektir. Bilgi ile bilgi olmayanı ayırmaktır. Ksenophanes’in felsefesini iki temel noktada ele alınabilir. Eleştirel yönü ve dinî ve tanrısal konulardaki yaklaşımları. Ksenophanes’in eleştirileri, yaşadığı dönemin düşünme ve inanç ortamına yöneliktir. Ksenophanes, öncelikle yaşadığı dönemin dinî ve tanrısal konulardaki kavrayışını eleştiriyor. Ona göre insanlar, tanrıları kendilerine benzetmişlerdir. Bu anlamda, tanrıların insanlar gibi elleri, ayakları ve çeşitli karakter özellikleri olduğunu düşünen insan biçimli-antropomorfik tanrı anlayışlarına eleştiriler getirmiştir. Felsefenin en önemli problemlerinden biri, bilgi ile bilgi olmayan arasındaki ayrımdır. Bilginin ne olduğu bilinmeden bilginin ne olmadığı da bilinemez. Öncelikle dönemin insan merkezli anlayışını eleştiriyor ve insanlar, tanrıların kendilerine benzediklerini nereden biliyorlar diye soruyor. Bu, monoteizm olarak da adlandırılabilecek belli bir tanrı anlayışı doğrultusunda yapılan bir eleştiridir. Bunu
araştırırken şunları anlatıyor: ‹nsanlar sadece kendi dünyalarından hareketle gerçeklik hakkında tahminlerde bulunuyorlar, diyor. Gerçekliği böyle sanıyorlar, diyor. Siz tanrıları kendi dünyanızdan hareketle anlayamazsınız. Deneyimler dünyasından kalkarak tanrılar hakkında konuşamazsınız, siz başka bir sahayı deney dünyasından hareketle anlamaya çalışıyorsunuz, demektedir. Deneyim bilgisiyle siz bu sorunun cevabını bulamazsınız, diyor.


Özetle

Pythagoras’ın 580’li yıllarda doğmuş olabileceği sanılıyor. Philo-sophia (bilgelik sevgisi) ilk kez Pythagoras tarafından kullanılmıştır. Kelimeyi onun yarattığı söylenir. Sophos kelimesini Homeros da kullanmıştır. Homeros’a göre sophos: Bir konudaki beceri-kabiliyet-bir şeyi sırf o bilgiden haz duymak için yapmak. Ayrıca bilgelik anlamı na da gelmekteydi. Pythagoras’a göre sophos kullanılmıştır. O varlığın, oluşun ne olduğunu soruyor. Felsefe bir yaşam biçimidir. Theorikos bios (teorik yaşam) kullandığı terimdir. Pythagoras’a göre her şey niceliklerden oluşmuştur. Her şeyin sayılardan oluşması, evreni matematiksel ifadelerle anlayabileceğimiz anlamındadır. Modern bilimin temeli budur. Miletos okulunun felsefesinde spekülatif ve saf akıl kullanımı ağırlıklıdır. Bunlarda gözlem ve spekülasyon vardır. Dünya hakkında, kâinat hakkında deneylemeden belli bir görüş oluşturuyorlar. Temel kabullerini mitolojiden almışlardır ancak doğal olayların açıklanmasında doğal bir yol izlemişlerdir. Akılla denetlemeden ortaya temel bilgi koyamayacaklarını düşünüyorlar. Pythagorasçılara göre evrenin merkezinde sonsuz bir ateş yanar. Bütün göksel cisimler bu ateşin çevresinde dönerler. Ateşin yörüngesinde dönen gök cisimlerinden birisi, karşı dünyadır. Bu cisimler küre olmakla beraber kendi çevrelerinde dönmezler. Dünya küre biçimindedir. Dünya bir merkezin çevresinde dönüyor ama kendi çevresinde dönmüyor. Onun için insanlar dünyanın merkezindeki ateşi göremiyorlar. Evrenin merkezindeki ateş, karşıdaki yörüngesinde karşı dünya, ondan sonra ay ve gezegenler vardır.



Kaynaklar

Büyük İnisiyeler, Edouard Schure, Ezoterik Dinler Tarihi, Cihangir Gener

Ömer YILDIRIM, Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Açık Öğretim Felsefe Ders Kitab; Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı

Ferhat Güneyli Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Ferhat Güneyli Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
Amistofes (26.05.2015)
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 18:47.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica