Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Kültür-Sanat > Felsefe/Sosyoloji/Psikoloji

Felsefe/Sosyoloji/Psikoloji Felsefi/sosyolojik/psikolojik tartışmalar, teoriler vs

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 08.11.2015, 02:12   #1
Yazar
Amistofes
Forumla Bütünleşmiş
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 06.06.2008
Mesajlar: 2.456
Memleket: İSTANBUL
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 67
İtibar Puanı: 639
Amistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üye

Ettiği Teşekkür: 5.807
1.202 Mesajına 2.257 Kere Teşekkür Edlidi


Standart Kendinden şüphe etme Erdem'i

Kendinden Şüphe Etme Erdemi
2 Şubat 2012 | Etiketler: 471 views
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Dünyadaki sorunların pek çoğunun aslında insanların kendilerinden şüphe etmemeleriyle ilgili olduğu söylenebilir. Şöyle ki, fenomenler genelde insanın algısına göre çok daha değişik ve farklı biçimler alabilir. İnsan ise, tek başına, bir olaydan sadece geçmiş tecrübelerine ve önyargılarına göre dersler çıkarabilir. İnsanların, bu önyargılarından süzülüp gelen bilgilerden şüphe etmemeleri, oluşturdukları yargılarınsubjektif inşalar değil de, objektif gerçekler olduğunu düşünmeleri, insanları ‘kendilerinden emin’ ve ‘daha fazlasını merak etmeyen’ bir zihinsel duruma sokar. Bu zihinsel durum oldukça tehlikelidir çünkü bir kez içine düştüğünüzde araştırma ve detaylandırma yönündeki hissiyatı katleder.

Bir insanın kendi zihnine dair basit şüpheci yaklaşımı, onun dış dünyayla olan iletişiminde tam bir devrime sebebiyet verebilir. Çünkü bu durumdaki insan, bildiği her şeyin yanlış olabileceği varsayımıyla hareket eder. Bu varsayıma sahip birisi, farklı görüşteki insanlarla karşılaştığında reaksiyoner davranmak yerine, ‘benim bilmediğim bir şeyi biliyor olmalı‘ şeklindeki bir yaklaşımla, ‘öğrenmeye açık‘ bir şekilde hareket eder. Bu durum, her söylenen lafı ciddiye almak manasına gelmese de, her farklı görüşü linç etmek şeklindeki otoriter duruşa oldukça aykırıdır. Böyle bir insan asla ırkçılık gibi aşırılıklara kaçamayacağı gibi, kendi radikal görüşleri uğruna kimsenin bedel ödemesini istemeyi düşünmez bile; çünkü kendi radikal görüşlerinin de ‘yanlış‘ olabileceği düşüncesi her zaman aklının bir köşesindedir.
Demokratlık da böyle bir şeydir. Şu hâlde, demokrat olmanın en önemli koşullarından birinin kendine yönelik bir şüphe olduğu söylenebilir. Bu şüpheye sahip olmayan insanlar, mesela, bir ‘gazeteye’ yönelik bir nefret söyleminin Twitter gibi bir ortamda binlerce RT almasına sebebiyet verebilirler. Çünkü, hiç okumadıkları ve insanların nefret söylemleriyle hakkında yargı oluşturdukları bu gazete hakkındaki düşüncelerinin, ‘büyük bir yanlış‘ olabileceğini düşünmezler. Haliyle, bu gazeteyi en azından belli bir süre için takip etmek de akıllarına gelmez. Bu durum, her türlü nefret söylemi, ırkçılık, küstahlık, yaftalama gibi durumlar için geçerlidir.
Kendi anlam dünyasını, referans sistemini şüphesiz doğru ilan eden insan, ahlaki açıdan da problemlidir. Çünkü bu tip bir şüphecilik basit bir ‘tercih’ olmaktan öte, ahlaki bir görevdir. Eğer, ötekilere dair ciddi bir sorumluluk taşıdığınız bir çevrede iseniz, yaptığınız tercihler o kadar da ‘bireysel’ olmayabilir. Dolayısıyla, bu tip bir düşünce sistemi ahlaki hareket etmenin önkoşulu haline de gelebilir.
Velhasıl-ı kelâm, şüpheciliği savunmanın, Şüpheci Melek seviyesindeki bloglara kaldığı düşünülürse, meramımızı anlatmak biraz zor… Fakat yine de, işin bu tarafına da bir bakın derim ben.
Benzer bir makale:
Cesaretin Bir Paradoksu [May]
Her cesaret çeşidinde rastladığımız tuhaf bir karakteristik paradoks burada karşımıza çıkıyor. Ortadaki karşıtlık şudur: Kendimizi tüm bir dolulukla adamalıyız, ama aynı zamanda yanılıyor olabileceğimizin de farkında olmalıyız.Kesin inanç ve şüphe arasındaki bu diyalektik ilişki cesaretin en yüksek tiplerinin özniteliğidir ve cesareti salt gelişme ile özdeşleştiren basitleştirici tanımlamaların yanlışlığını ortaya serer.

Kendi tavırlarının doğruluğundan mutlak bir şekilde emin olduklarını iddia edenler tehlikelidirler. Böylesine emin olma sadece dogmatizmin değil, yıkıcılıkta onu geçen kuzeni fanatizmin de özüdür. Girişimin yeni doğruyu öğrenmesine set çeker ve bilinçdışı şüphenin cansız hayaleti olur. Bu durumda kişi itirazlarını, sadece karşı çıkışları değil, kendi bilinçdışı şüphelerini de yatıştırmak için artırmak durumunda kalır.

Beyaz Saray’dan yükselen, “mutlak olarak eminim ki,” tonunu, ya da, “şuna mutlak bir açıklık getirmek isterim ki,” ifadesini -Nixon- Watergate günlerinde sık sık olduğu gibi- her işittiğimde, aşırı vurgulamanın ifşa ettiği bir sahteciliğin tezgâhlandığını hissedip kendimi geri çekmişimdir. [...] İnsan böylesi bir zamanda, bağlılığını apaçık korumuş ve şüphelerini apaçık itiraf etmiş olan Lincoln gibi bir liderin varlığını özlüyor. Tepedeki insanın senin benim gibi şüpheleri bulunduğunu; bu şüphelere rağmen yolu açacak cesarete sahip olduğunu bilmek çok daha güvenlidir. Yeni doğruya karşı kendini hendeklere çeviren fanatiğin tersine, hem inanabilme, hem de kendi şüphelerini kabul etme cesareti olan kişi yeniden öğrenmeye açık ve esnektir.

Paul Cézanne sanatın geleceğini kökten etkileyebilecek yeni bir uzam biçimi keşfettiğine ve resimlediğine kuvvetle inanırken aynı zamanda her anını dolduran acılı kuşkular içindeydi. Kendini adama ve şüphe arasındaki ilişki hiçbir şekilde uzlaşmaz değildir. Kendini adama şüphe içermediği zaman değil, şüpheye rağmenolduğunda en sağlıklıdır. Tamamıyla inanmak ve aynı zamanda şüpheleri olmak hiç de çelişkili değildir: Doğruya daha büyük bir saygı beslemek, doğrunun verili bir anda söylenen ya da yapılandan her zaman daha öteye gittiğinin farkında olmaktır. Doğru bu yüzden sonu gelmez bir süreçtir. Böylece Leibniz’e atfedilen ifadenin anlamını bilebiliriz: “Eğer bir şey öğrenebileceksem en kötü düşmanımı dinlemek için yirmi mil yürürüm.”



Benzer bir makale:
Yüzleşme
İnsan yalnız bir varlık… Bu esasında çok ilginç bir duruma işaret ediyor. İnsan asla diğeri olamıyor, diğerinin ne hissettiğini ve ne tecrübe ettiğini bilemiyor. Her hâl ve koşulda hissettiği şey, diğerinden ne denli farklı olduğu. Ara sıra kendini tüm diğerleriyle benzer hissettirecek olaylara şahit olsa da, biraz hayatı kurcalayan insanlar herkesin geçmişlerinin ve dolayısıyla hayata bakışlarının ne denli büyük bir farklılık gösterdiğini farkedebiliyor… Hâl böyle olunca hayata biraz daha geniş bakmak, biraz daha derinlikli düşünmek, ‘kendi’ ile ‘diğeri’ arasındaki farkları kurcalamak ve bir ‘kişilik’ oluşturmak gerekiyor. Çünkü insan neden dünyada olduğu ve neyi nasıl bildiği konusundatartışmasız hiçbir kaynağa sahip değil… İnsan ancak kendini diğerinde bulabiliyor. Yani, hayatla ilgili cevaplar diğer insanlarda ve insanların oluşturduğu külliyatlarda duruyor. Fakat bu cevaplara ulaşmak, ciddi bir cesareti ve arayışı gerektiriyor. Dolayısıyla bu “ağır gerçek” hayatın bir evresinde sırtlanılması gereken bir ‘sorun’ haline geliyor.
Fakat insanların önemli bir kısmı, bu durumun farkında dahi değil… Hayatının büyük bir kısmını reddederek, kaçarak, düşünmeyerek, oyalanarak geçiren insanlar var. Bazen işkolik, bazen ilişkilerine aşırı düşkün, her türlü psikopatolojik kişilik olarak karşımıza çıkıyorlar. Bana kalırsa, tüm bu ‘kaçışların’ temelinde insanın temel bir ontolojik ve epistemolojik bir sorgulama yapamamış olması yatıyor. Çünkü insan kendi hayatının sınırlarını çizemedikçe, diğer insanlarla ve dünyanın geri kalanıyla nasıl bir zihniyet içerisinden iletişime geçeceği konusunda düşünce üretmedikçe (hadi adını koyalım kişisel bir ‘felsefe‘ oluşturmadıkça) yapacağı eylemler önemli ölçüde tutarsız ve komikoluyor…

Gözlem olarak söylenebilir ki, esasında ‘okumuş’ denilen hatta kimi ‘ilkeler’ uğrunda hareket ettiğini düşünen insanlar dahi çok fazla okuma yapmış olmuyorlar. Cesur sorular sorup, hayatın zihni çarpıtan köşelerine bakmıyorlar. Dolayısıyla, kıymeti kendinden menkul felsefelerini ‘gönül rahatlığıyla’ uygularken, hiçbir vicdan muhasebesi yapma ihtiyacı da hissetmiyorlar. Bu durum da bir ‘kaçışı’ ima ediyor. Belki de hayata dair temel sorgulamaların getireceği ağır bilişsel yükü farkeden bu kişiler, ‘ilkeli’ bir hayatı fazlasıyla yücelterek, hayat boyu gerçeklerden kaçarak (aslında kendilerine görekaçmayarak) yaşıyorlar…

Sonuçta, öyle veya böyle her insan evladının hayat boyunca büyük bir titizlikle yapması gereken şey, bence şahsi bir felsefî yorum oluşturmaktır. Daha sonra, bu yorumun öteki yorumlarla bir şekilde ilişkiye girmesi ve kendini gerçeklik denilen gizemli yapı karşısında test etmesi gerekir. Tabii bu durum dinamik bir sürece işaret eder, yani insan hayatının bir anında oluşturduğu yorumu sürekli güncellemelidir. Bu durum da bilişsel olarak yükün hiç azalmayacağı, sürekli insanın başı ağrıyacağı konularda düşüneceği manasına gelir. İnsanların bir türlü yüzleşemediği şey bu olsa gerek… Bu durum şaşırtıcı değil. Çünkü hayatın onca pratik sıkıntısına rağmen, içinden çıkılmaz bir felsefi problem olması ve bu problemden -tüm içinden çıkılamazlığına rağmen- kaçışın hayatı ıskalamak ve esasında bir kere verilmiş olan yaşama fırsatından kaçmak manasına gelmesi gerçekten can sıkıcı bir gerçek. Ama her şeye rağmen, yaşama fırsatının değerlendirilmesi, en tatsız konularla yüzleşmeyi gerektiriyor. Çünkü üstüne toprak atılan her korku, sarsıcı bir şekilde dönüyor

Amistofes Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 25.12.2015, 04:27   #2
Yazar
SahtePeygamber
Forum Katılımcısı
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.05.2015
Mesajlar: 217
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 16
İtibar Puanı: 238
SahtePeygamber hakkında olumlu dusunceler mevcutSahtePeygamber hakkında olumlu dusunceler mevcutSahtePeygamber hakkında olumlu dusunceler mevcut

Ettiği Teşekkür: 51
65 Mesajına 89 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Ey Amistofes Bugun sana bir mujdem var!

Ben bilgec Peygamber, mujdeler olsunki Sayginlik mertebesindesin! Sana hurmette eksiklik etmeyecegim!

Bugun hem yasina hemde varligina saygiyla egiliyorum! Cunku ben alcakgonullu bir peygamberim. Son uc gundur senden memmunum!

Yuzunden tebessum eksik olmasin cunku, gecmisi ben yazdim ve silebilirim!


Verimli, bereketli insanlar ancak tanridan beslenirler!

Ey Latif ve Hurmetkar, Bu hizmetciyi kabul et! Istersen dost olayim sana!

SahtePeygamber Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
SahtePeygamber Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
Amistofes (25.12.2015)
Alt 25.12.2015, 10:20   #3
Yazar
Amistofes
Forumla Bütünleşmiş
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 06.06.2008
Mesajlar: 2.456
Memleket: İSTANBUL
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 67
İtibar Puanı: 639
Amistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üye

Ettiği Teşekkür: 5.807
1.202 Mesajına 2.257 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
SahtePeygamber Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Ey Amistofes Bugun sana bir mujdem var!

Ben bilgec Peygamber, mujdeler olsunki Sayginlik mertebesindesin! Sana hurmette eksiklik etmeyecegim!

Bugun hem yasina hemde varligina saygiyla egiliyorum! Cunku ben alcakgonullu bir peygamberim. Son uc gundur senden memmunum!

Yuzunden tebessum eksik olmasin cunku, gecmisi ben yazdim ve silebilirim!


Verimli, bereketli insanlar ancak tanridan beslenirler!

Ey Latif ve Hurmetkar, Bu hizmetciyi kabul et! Istersen dost olayim sana!
Teveccühünüz için teşekkür ederim

Bu dizeler size dostluk armağanım olsun

Hey Erenler Pazarım Var
Hal Ehline Hal Satarım
Terazim Tartım Bulunmaz
Doyumuna Bal Satarım

Tezgah Üstü Söz Söylerim
Sözümü Gülle Peylerim
Aslı Sitemi Neylerim
Ben Dikensiz Gül Satarım

Erenler Bir Pazar Kurdum
Hak Hak Dedim Döndüm Durdum
Aşkın Mühürünü Vurdum
Aşk Zarfına Pul Satarım

Ben Sarrafım İnci Düzdüm
Gevher Denizinde Yüzdüm
Akıl Süzgecinden Süzdüm
Cevri Akıl Kul Satarım


Hüü muhabbet aşkına!

Amistofes Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Amistofes Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
SahtePeygamber (04.01.2016)
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 17:18.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica