Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Aleviler ve Alevilik > Alevilik Genel

Alevilik Genel Alevilik üzerine genel tartışmalar, eleştiriler, sorunlar

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 31.01.2009, 00:27   #261
Yazar
Amistofes
Forumla Bütünleşmiş
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 06.06.2008
Mesajlar: 2.456
Memleket: İSTANBUL
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 71
İtibar Puanı: 639
Amistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üye

Ettiği Teşekkür: 5.807
1.202 Mesajına 2.257 Kere Teşekkür Edlidi


Standart

Günümüz Aleviliği, 1400 yıllık İslam'dan türemiş bir inanç, mezhep, ekol vb. olmayıp, neredeyse insanlıkla yaşıt bir öğreti olan Batıniliğin (Ezoterizm) bu topraklar üzerindeki algılanış ve yaşatılış biçimidir.

Ancak Batınilik, sadece belli bir coğrafya ya da tarih dilimi ile sınırlı değildir. İnsanlık tarihine damgasını vurmuş batıni doktrinler, insanoğlunun gerçek erdemlerinin, bilimin, uygarlığın, felsefenin de temelini oluşturmuş, bunlara kaynaklık etmiştir. Batının skolastik düşünceden, rönesans ve reformlara geçişinin altında da aslınta ezoteriklerin öncülüğü vardır.

Tek bir batıni öğretiden söz edebileceğimiz gibi, bunun değişik coğrafyalarda, farkli tarih dilimlerinde ortaya çıkmış biçem farkı olan türevleri nedeniyle"Batıni doktrinler"den de söz edebiliriz.

Bugünkü Aleviliği anlamak için büyük fotoğrafı, yani Aleviliğin de içinde yer aldığı aynı kökün dalları olan Batıni doktrinleri incelemek, bunlar arasındaki korelasyonu, bu dalların oluşturduğu ulu çınarı görmek gerekiyor.

Bu konuda bize yardımcı olacağını düşündüğüm Cihangir Gener'in "Batıni (Ezoterik) Doktrinler Tarihi" adlı kitabının tamamına aşağıdaki linkten ulaşmak mümkün.

Yıllardır Aleviliğin tarihini Arap çöllerinde arayanlar, kuma saplanıp kaldı. Bu tür bir arayış, sonuçsuz ve Alevileri yok edecek bir yola sürüklemektir. İslamdan Alevilik, İslam tarihinden Alevilik tarihi çıkmaz.

Oysa Batıni doktrinler tarihi aynı zamanda Aleviliğin de tarihidir. Gerçek tarihi öğrenmek isteyenler için temel bilgilerin yer aldığı bu kitabı okumalarını öneriyiorum. Yetersiz bulduğum, katılmadığım, anlaşılır bulmadığım bazı bölümleri olmakla birlikte, temel çerçeveyi ortaya koyan bilebildiğim dört başı mamur tek kaynak olarak bu kitabı öneriyorum. bir üst bölümdeki konuda kaynak verilmistir, Naki dosta da sonsuz tesekkürler
Saygilarim Insan sevgilerimle

Amistofes Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Amistofes Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 31.01.2009, 14:35   #262
Yazar
Naki
Forumun Bir Parçası
 
Naki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 12.05.2006
Yaş: 54
Mesajlar: 536
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
Naki - MSN üzeri Mesaj gönder
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 56
İtibar Puanı: 367
Naki gercekten iyi biriNaki gercekten iyi biriNaki gercekten iyi biriNaki gercekten iyi biri
Naki - MSN üzeri Mesaj gönder

Ettiği Teşekkür: 215
267 Mesajına 968 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
Amistofes Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Günümüz Aleviliği, 1400 yıllık İslam'dan türemiş bir inanç, mezhep, ekol vb. olmayıp, neredeyse insanlıkla yaşıt bir öğreti olan Batıniliğin (Ezoterizm) bu topraklar üzerindeki algılanış ve yaşatılış biçimidir.

Ancak Batınilik, sadece belli bir coğrafya ya da tarih dilimi ile sınırlı değildir. İnsanlık tarihine damgasını vurmuş batıni doktrinler, insanoğlunun gerçek erdemlerinin, bilimin, uygarlığın, felsefenin de temelini oluşturmuş, bunlara kaynaklık etmiştir. Batının skolastik düşünceden, rönesans ve reformlara geçişinin altında da aslınta ezoteriklerin öncülüğü vardır.

Tek bir batıni öğretiden söz edebileceğimiz gibi, bunun değişik coğrafyalarda, farkli tarih dilimlerinde ortaya çıkmış biçem farkı olan türevleri nedeniyle"Batıni doktrinler"den de söz edebiliriz.

Bugünkü Aleviliği anlamak için büyük fotoğrafı, yani Aleviliğin de içinde yer aldığı aynı kökün dalları olan Batıni doktrinleri incelemek, bunlar arasındaki korelasyonu, bu dalların oluşturduğu ulu çınarı görmek gerekiyor.

Bu konuda bize yardımcı olacağını düşündüğüm Cihangir Gener'in "Batıni (Ezoterik) Doktrinler Tarihi" adlı kitabının tamamına aşağıdaki linkten ulaşmak mümkün.

Yıllardır Aleviliğin tarihini Arap çöllerinde arayanlar, kuma saplanıp kaldı. Bu tür bir arayış, sonuçsuz ve Alevileri yok edecek bir yola sürüklemektir. İslamdan Alevilik, İslam tarihinden Alevilik tarihi çıkmaz.

Oysa Batıni doktrinler tarihi aynı zamanda Aleviliğin de tarihidir. Gerçek tarihi öğrenmek isteyenler için temel bilgilerin yer aldığı bu kitabı okumalarını öneriyiorum. Yetersiz bulduğum, katılmadığım, anlaşılır bulmadığım bazı bölümleri olmakla birlikte, temel çerçeveyi ortaya koyan bilebildiğim dört başı mamur tek kaynak olarak bu kitabı öneriyorum. bir üst bölümdeki konuda kaynak verilmistir, Naki dosta da sonsuz tesekkürler
Saygilarim Insan sevgilerimle
Konu başlığı olan "Alevilik neden İslam dışı geliyor" sorusunun düşündürdükleri....

"Çağdaş bilim Hıristiyan ve İslam ortodoksisinin saçmalığını kanıtlamıştır.
Alevîlik-Bektaşilik öyle bir ideolojidir ki yandaşları çağdaş ve bilimsel olabilirler; çünkü o materyalizm ve idealizmin bir bileşimidir.
Çünkü o İnsanın kendisini yeryüzünün tanrısı yapar."

(Anton Jozef Dierl)



Dünyanın birçok ülkesinden yüzlerce bilim adamı, milyarlarca dolarlık bir bütçe ile evrenin kadim sırlarını çözecek bir deneyi gerçekleştirmek üzere, İsviçre CERN’de bir araya geldi. Buna “yüzyılın deneyi” dendi.

Yüzyılın deneyi bize ne öğretecek? Bazı teknik aksaklıklar nedeniyle rötar yapan söz konusu deney bir şekilde başarılır ve sonuçlanırsa, büyük patlama (big bang) teorisinin doğruluğu kanıtlanacak.

Deney kapsamında dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısı olan "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı" (LHC), 13.7 milyar yıl önce meydana geldiği düşünülen Büyük Patlama'dan hemen sonraki başlangıç şartlarını oluşturarak, maddenin sır perdesini aralayabilmek amacıyla faaliyete geçirildi. Dünyanın en büyük süper iletken mıknatısı, evrenin sırlarının ortaya çıkarılması çabalarında dönüm noktası olabileceği düşünülen fizik deneyi için yer altına indirildi. Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (LHC) isimli parçacık hızlandırıcısında, atom çekirdeğindeki protonlar çok yüksek enerjiyle çarpıştırılacak. Şimdiye kadar inşa edilen en büyük ve en yüksek enerjili parçacık hızlandırıcısı olan LHC’deki çarpışma sonucunda ortaya çıkacak parçacıkların evrenin işleyişindeki rolleri incelenecek.

LHC’de protonlar, tünelin çevresine de yerleştirilen süper iletken mıknatıs parçaları tarafından yönlendirilecek. Böylece zıt yönlerde dönen iki proton ışını üretilecek. Bilim dünyası, çarpışmalar sonunda şimdiye kadar keşfedilmemiş yeni parçacıkların açığa çıkmasını bekliyor.

Deney, evrenin başlangıcını oluşturan "Büyük Patlama"dan (Big Bang) sonra ortaya çıkan büyük enerji yoğunluğunu tekrar yaratarak parçacıkların yine ortaya çıkmasını sağlayacak. Böylece fizik modellerinin temelini oluşturan ve parçacıklara kütle özelliğini veren "Higgs" parçacığı da tekrar ortaya çıkarılıp gözlemlenebilecek. Işın parçacıklarını çarpıştırma deneyi, araştırmacılara evrenin ilk zamanlarını anlama imkanı verecek. Deneyin temel amacı, maddeyi oluşturan parçacıkları inceleyerek, evrenin işleyişi hakkında daha fazla bilgiye sahip olmak.

Yani, bu deney bize, evrenin başlangıcının bir “ışık” olduğunu, bu ışığın kendi özündeki patlama ve fışkırmadan evrenin ortaya çıktığını; ışınlarının çarpışmasından maddenin meydana geldiğini, tüm gezegenlerin, kısacası hepsinin özü “hava, toprak, ateş ve su” olmak üzere dört unsurdan oluşan canlı cansız tüm varlığın bu şekilde hayat bulduğunu kanıtlayacak.

Bu teori size oldukça tanıdık gelmiyor mu?


Big bang teorisi nedir?

Big Bang ya da Büyük Patlama, evrenin yaklaşık 13.7 milyar yıl önce aşırı yoğun ve sıcak bir noktadan meydana geldiğini savunan evrenin evrimi kuramı ve geniş şekilde kabul gören[1] evren modelidir. Big Bang modeli, ilk kez 1920'lerde Alexander Friedmann ve Abbé Georges Lemaître tarafından ortaya atılmıştır. Modern sürümü ise 1940'larda George Gamow ve mesai arkadaşları tarafından oluşturulmuştur.[1]

Big Bang modeline göre “…evren aşırı yoğun bir temel durumda iken hızla genişlemiştir. Bunun sonucunda yoğunluğu ve ısısı aşırı oranda azalmıştır. Hemen ardından -günümüzde de gözlenebildiği şekilde- maddenin anti-maddeye baskın gelmesi, proton çürümesi gerçekleştiği sanısını uyandıran çok çeşitli süreçler sonucu gerçekleşmiş olabilir. Bu süreçler esnasında ortamda muhtemelen çok çeşitli ilkel atom altı parçacıklar vardı. Birkaç saniye sonra evren bazı çekirdeklerin oluşmasına imkan sağlayacak kadar soğudu. Belirli miktarlarda hidrojen, helyum ve lityum oluştu. Oluşan miktarların bolluğu günümüzde gözlenen miktarlar ile uyum içerisindedir. Yaklaşık 1 milyon yıl sonra evrenin sıcaklığı atomların oluşumuna imkan sağlayacak kadar düşmüştü. Evreni dolduran radyasyon ise boşlukta seyahat etmeye başlamıştı. Bu henüz çok genç olan evrenin kalıntıları, 1965'te Arno A. Penzias ve Robert W. Wilson tarafından keşfedilen.”[1]


Genel görelilik kuramı ve kozmolojik prensip

Big Bang modeli temelde iki kabule dayanıyor:
Albert Einstein'in genel görelilik kuramı ve kozmolojik prensip.

Genel görelilik kuramı tüm cisimlerin çekimsel etkileşimini hatasız olarak açıklar. Kozmolojik prensibe göre, gözlemcinin evreni gözlemlemesi, ne kendi konumuna, ne de baktığı yöne bağlıdır. Bu prensip evrenin makro özelliklerini açıklamakla birlikte, evrenin sınırı olmadığını, bu nedenle Big Bang'in boşlukta belirli bir noktada değil, aynı anda tüm boşluk boyunca gerçekleştiğini ima eder.[1] Makro ölçekte evren homojen ve izotropiktir.

Bu iki kabül, evrenin Planck zamanından sonraki tarihini hesaplamayı mümkün kılmıştır. Bilim adamları halen Planck zamanından önce gerçekleşen çok önemli olayları tespit etmeye çalışmaktadır.[1]

Büyük Patlama teorisi, Galaksiler nebulözler ve yıldızlar arası plazmanın ne şekilde meydana geldiğini açıklar. Bu ilk infilaktan bu yana çok daha küçük patlamalar (süpernovalar) halen devam etmekte ve evren, genişleyip büyümeye devam etmektedir. Gerçekten de dünyadaki gözlem evlerinden izlenen uzak galaksilerin ışığındaki kırmızıya kayış, bunun ispatı olarak kabul edilmektedir.

Teoriye göre büyük patlamadan sonra evren radyasyondan yayılan çok sıcak gazla doldu. İlk önce gaz, temel parçacıklardan meydana gelmişti:

Önce kuarklar oluştu ve bunlar bir araya gelerek protonları ve nötronları meydana getirdi; daha sonra da elektronlar ortaya çıktı. Büyük patlamadan 300.000 yıl sonra, sıcaklık 3000 °K'ye (2726,85 santigark) düşünce bu parçacıklar birleştiler ve ilk atomlar oluştu.


“Hü diyelim gerçeklerin demine
Gerçeklerin demi nurdan sayılır”

(Hatayî)

“Yedi kat arşta asılı
Kandildeki nura geldim”

(Pir Sultan Abdal)

Ta ezelden kandildeki nurdayım
Binde bir can eremedi bu sırra”

(Dermanî)


“Kudret kandilinde bir ışık iken
Ta ol zaman aşık oldum nura ben”
(Pervane)

“Kandilde nur iken sevmişim seni
Güzel pirim sultan pirim şah pirim”

(Genç Abdal)

Katre idim şimdi ummanlar oldum
Arştaki kandilden nurdan gelirim”

(Kul Nesimî)



“Gerçeklerin demi nurdan sayılır”


Alevi cemleri, baştan sona, bilimin “büyük patlama” dediği, südûra (Tanrıdan fışkırma) dayalı evrenin oluşumu modelinin teatral bir anlatımı, canlandırılmasıdır. Cem, çerağ uyandırılarak (ışık yakılarak) başlar. Ancak cemin bitişinde çerağ söndürülmez, “sır” edilir. Çünkü ışık, Alevi öğretisinde asli varlıktır, gerçektir, delildir; bu yüzden cemdeki 12 hizmetten biri çerağ uyandırma yani delilci hizmetidir.

“Kandil geceleri kandil oluruz
Kandilin içinde fitil oluruz
Hakk’ı göstermeye delil oluruz
Bakar kör olanlar görmez bu hali”

(Edib Harabi)


Bütün Alevi ozanlarınca dile getirilen ışık teorisine göre yer, gök, her ne var ise bu kaynaktan hayat buldu. Önsüz ve sonsuz olan Hakk’tır, gerçektir, Hakk’ın delilidir. Bu yüzden Alevilikte “yaratılış” semavi dinlerdeki anlamda değildir. Aleviler yaratılmışın tamamını yaratanın kendisi olarak görürler. Yani Tanrı’nın “Kün” (ol) emriyle her şeyin bir anda meydana geldiği anlayışı, çok sonraları semavi dinlerden giren bir unsurdur. Kadim Batinilik olan Alevilikte “yaratılış” terimiyle kastedilen, önsüz ve sonsuz mutlak varlığın, kendini çoklu şekillerde göstermesidir. Görünen-görünmeyen her şey, O’nun şekilleri, sıfatlarıdır. Şekiller çok olsa da varlık birdir.

Semavi dinlere göre evren ile Allah arasında öz bakımından ayrılık vardır. Bunlara göre Allah varken, başka hiçbir şey yoktu ve Allah, yarattıklarından hiçbirine benzemez. Varlık fani (Geçici) Allah ezeli ve ebedi, dolayısıyla kalıcıdır.

Batıni öğreti ise bu görüşleri benimsemez. Batıni öğretiye göre kalıcı olan Tanrı tarafından yaratılmış ne varsa onunla eş niteliktedir. Çünkü yaratılan, yaratanın bütün özelliklerini yansıtır. Yaratılan, yaratanın görüş alanına çıkmasından, kendisini görünür hale getirmesinden başka birşey olmadığı için, ikisi arasında öz ayrılığı yoktur. Öyleyse yaratılanla, yaratan eş varlık düzeyindedir, birbirinin iki ayrı görünüş türüdür. Yaratılan evren, yaratan Tanrı’da vardır. Tanrı ve yarattıklarının tümü bir varlık olarak kabul edilir (vahdeti mevcud).


Südûr teorisi


Alevi (Batınilik) öğretisinde, bilimin “büyük patlama” dediği teorinin adı, “südur” dur (fışkırma). Bu teoriye göre “Kendisini seven ve bilme ihtiyacı içinde olan Tanrı, üst düzeyde bir bilince ulaşmak için kendisiyle yabancılaştı. Özünden hiçbir şey kaybetmeksizin tüm evren, bir ışık ve sevgi yumağı olan Tanrıdan fışkırdı.

Südurun ilk sonucu olarak mineraller oluştu. Devrin ileriye doğru devam etmesi gerekiyordu. Minerallerden bitkiler, bitkilerden hayvanlar meydana çıkmış ve hayvanların içinden de hominidler grubundan insan türedi.

Sonraki aşamada Tanrının kişiliğinin üç farklı yönü ortaya çıktı. Hermes rahipleri bu üçlemeye Osiris-İsis-Horus derken Hristiyanlar bunu Baba-Oğul-Kutsal ruh şeklinde formüle etti. Aleviler ise İslam’a eklemlenme sürecinde üçlemeyi Allah-Muhammed-Ali diye adlandırdılar.
Üçüncü aşamada "Aklı Evvel" ortaya çıktı. Aklı Evvel, tüm evreni ve bu arada dünyayı kaostan kurtarıp düzenli bir forma sokan kutsal güçlerin bütünüydü ve niteliğinden dolayı ona, "Evreni inşa eden usta" da denilmekteydi.

Evrende var olan her şeyin özü “hava, toprak, ateş ve su” olmak üzere dört unsura (Anasır-ı Erbaa) dayalıdır.

Adem, yeryüzünde vücut bulan Tanrısal yansımaydı. Yani mikrokozmostu. Tanrının kendisini bilmesi için insana, özellikle de Kamil İnsana ihtiyacı vardı. Çünkü, Tanrısal Nur ile birleştiğinde deneyimlerinden, düşüncelerinden yararlanarak Tarısal bilincin artmasını sağlayacak biricik varlık Kamil İnsandı (İnsan-ı kamil)

Sonuç:

· Bilimin, evrenin yaratılışı-ortaya çıkışına ilişkin henüz 20. yüzyılda geliştirdiği ve günümüzde milyarlarca dolar maliyetli bir deneyle kanıtlamaya çalıştığı, bing-bang (büyük patlama) teorisi, kadim Batıni (Ezoterik) öğretide ve bunun bizim coğrafyamızdaki versiyonu olan Alevilik’te binlerce yıldır var olan, bilinen “nur” nazariyesi ve ondan fışkırmayı içeren “südur” teorisinden başka bir şey değildir.

· Aleviler, bu kadim bilgiyi, içinde yaşadıkları bağnaz, dinsel ortamda, egemenlerin baskısı yüzünden, açıkça ifade edememiş, bu gerçeği, sembolik ifadelerle, şifre ve kodlarla, talip-mürşit ilişkisi içinde sınırlı sayıda aydınlanmış bir azınlığa zincirleme olarak aktara gelmiş. Aslında geniş Alevi kitleleri de bu sırra vakıf olamamış. Daha çok bu sırra talip olagelmiş.

· Siyasal ve sosyal açıdan güçsüz, korunmasız kalan Alevi toplumunda talip-mürşit ilişkisinin bozulması, ocak sisteminin tavsaması, bu sırların gelecek kuşaklara aktarılması sürecini sekteye uğratmış, gelinen noktada sırra vakıf bırakın talibi, mürşit de kalmamış, dolayasıyla bu aktarım zinciri kopmuştur.

· Aleviler kuşatan ve kendisini dayatan İslamın içinde kendi kadim öğretilerinin mirasını, İslami terimlerle ifade etmeye çalışmış, bazıları da tamamen bünyelerine aykırı olan İslam’ı, çarpıtıp bükerek kendisine uydurma ve kendisini İslam’dan gösterme yolunu denemiş.

· 15. yüzyıldan itibaren Safevilerce Alevilere şırınga edilen Şia motifleri, Ehli Beyt kültü, Alevilerde günümüzdeki kafa karışıklığının nedeni olmuş. Aleviler kendilerini Ali ile Ehli Beyt’le özdeşleştirmiş, yollarının bu kişilerden kaynaklandığını sanar hale gelmişler, ancak ortodoks Müsliman olan bu kişilerin gerçek dinini, öğretisini, kültürel ve sosyal özelliklerini hiçbir zaman öğrenememişler, kendi muhayyilelerinde yarattıkları Ehli Beyt karakterlerini sevip, onların dostuna dost düşmanına düşman olmuşlar.

· Alevilik (Batınilik) özünde bir din ya da inanç sistemi değildir. Bir öğretidir. Bilimin günümüzde keşfetmeye çalıştığı gerçekler, Aleviliğin dağarcığında bin yıllardır mevcuttur.

· Bu öğretinin kültürel etkilenmeler dışında, özünde dünyayı düz bir tepsi gibi algılayan, güneşin bir dağdan çıktığını, sonra gidip kara balçıklı bir sıvının içine girip gizlendiğini, ya da güneşin dünya etrafında döndüğünü sanan İslam’la uzaktan yakından ilgisi yoktur.

· Alevilik bir din olmadığı gibi, cem de bir ibadet (kulluk etme) değildir. Çünkü Alevilik tapınmacı değil kutsamacıdır. Cem, tüm varlığın südur yoluyla mutlak nurdan fışkırarak çoklu şekil almasını, maddenin, anti maddenin, madde dışı diğer varlıkların, gezegenlerin, güneş sisteminin, tüm evrenin oluşumunu, öğretinin ilk basamağındaki üyelerine teatral olarak anlatan bir ritüeldir. Cem, bir kutsama ritüelleri dizgesidir. Cem, kadim kozmik bilgileri canlı tutmaya yönelik bir törendir. Cem, sosyal, hukuksal, kültürel, estetik, akademik bir platformdur. Cem’in temel öznesi, öğretinin temelinde var olan “nur” dur (ışık). Tıpkı hayat gibi cemin başlaması için de ilk şart ışıktır.

· Alevilik, insan ve tüm varlığı Tanrı ile özdeş gördüğü için ibadet (tapınma-kulluk etme) anlayışına sahip değildir. Aleviliğe göre var olan her şey Tanrı’nın parçası, görüntüsü, sıfatlarıdır ve bunların yekünuTanrı’yı oluşturur. Tanrı-kul anlayışı yerine insan-Tanrı özdeşliği esastır. Bunlar semavi dinlerce algılanamaz, anlaşılamaz. O yüzden “Enel hak” İslam’a göre şirk ve yaptırımı ölümdür.

· Gönümüz Alevi öğretisinde, “sonuçlar” bölümünde anlattığım bu hususlara aykırı bir durum ya da olgu varsa, bunlar son yüzyıllarda ortaya çıkan ve giderek artan İslamlaşma, İslam’dan etkilenme sürecinin, kendisini İslam gibi gösterme takıyyesinin, bu öğretide yol açtığı tahribat, kale duvarlarında açtığı gediklerdir.




1. "Big-bang model." Encyclopædia Britannica. Ultimate Reference Suite. Chicago: Encyclopædia Britannica, 2008.

18.10.2008, Ankara.

Naki BAKIR
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


Konu Naki tarafından (31.01.2009 Saat 15:38 ) değiştirilmiştir.
Naki Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Naki Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
Alt 31.01.2009, 17:20   #263
Yazar
NEFER
Forumla Bütünleşmiş
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 03.07.2008
Mesajlar: 1.024
Memleket: AFYON
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 58
İtibar Puanı: 894
NEFER parlak bir geçmişe sahipNEFER parlak bir geçmişe sahipNEFER parlak bir geçmişe sahipNEFER parlak bir geçmişe sahipNEFER parlak bir geçmişe sahipNEFER parlak bir geçmişe sahipNEFER parlak bir geçmişe sahip

Ettiği Teşekkür: 2.126
767 Mesajına 2.027 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Alevilik ve Tasavvuf

Alevilikte Tasawwuf dini inancin felsefesini yasama seklidir
yasama sekli oldugu için din'in özünü ve hakikatini veriyor
tasavvuf Hak'ki Halk'ta görmenin zevkini insana ögretiyor
yani yaradilmis her yerde Alla'hi görmeyi ögretiyor
o zaman din yasanir hale geliyor
Hiristiyanlik ve Musevilikte oldugu gibi haftada bir gün uygulanan bir din olmaktan çikip , her saniye , her halimizde her tavrimizda
iyilik ve güzellikler sunarak, her canliya ve bitkide dahil sefkatla yaklasip güzellikler görerek
Hak'kin tecellisini görmeyi saglarAlevi Tasavvufu.
Basimiza gelen begenmesekte bazi olaylar, Her an Hakla herseyde Hak'ki gördügümüz içinde bizim Hal etmememiz ve kendimizi gelistirmemiz için birer vesile oluyor.
Bir fakirinin eline verilen para önce Allah'in eline düser
Birine söylenen söz önce Allah'in yüzüne gidiyor
Bu bakis açisindan bakmayi önce Tasavvuf bakis açisindan bakmayi ögrenir insan
böyle oluncada her yaradilmisa hürmet eder,
Alevi tasavvufunda iç manaya girilince her sey sekli olmaktan çikiyor
Semahlar Zikirlerde sekli yapilan baskadir , tamamiyla Elin havaya kaldirip Dua'ya baslayarak Bu Alemi ve öbür Alemi arkaya atip
Allah'la yönelerek Ask'a yolculuk yaparcasina yapmak baskadir.
iste Hakiki Alevi zikiri ve semahi tasavufta budur.
Bizler Allahin Tecellisi oldugumuz içindirki Allahin isimleri bizlerde vardir
Yani o isimlerin vucud giyinmis sekilleridiriz
çünkü yok olan bir nefsin üzerinde varlik iddia edilemez,
Nefsimiz yokluktan ibaret
Nefis yok yani fani , Ne var bizi biz yapip var edip sahsiyet olusturan ?
Allah'a ait isimler var , çünkü biz O ruh'un bir parçasiyiz Allah bizi Ruh itibariyle kendi ruh'undan yaratti
Yani Allaha ait isimlerin vücut giymesiyle varlik kazaniyoruz.
Simdi hangi isime sahipsek , hükmümüzde hangi isim var ise o isme göre yasamak bizi mutlu eder
Mesela vericiyseniz Cimrilik ederken üzülürsünüz. çünkü isminizde vermek vardir
cimrilik ettiginizde son derece büyük azab çekersiniz .
Ask ehliyseniz , birine hakaret ettiginizde üzülürsünüz .
Egerkine kiskançlik var ise sizde o zaman güzel muamele ettiginizde üzülürsünüz
demekki hangi ismi tasiyorsak , o ismin hali üzerine yasiyoruz .
keske seçebilsek ama huzur ve mutluluk buldugumuz ismimizdir .

Allaha kulluk meziyyet iddiasinda bulunmamak demektir
yani ben dememek demektir , çünkü vücudumuzda bazi ögeler vardir Nefis var , Ruh var , kalp var Akil var .
Nefis Lailaheillallahin La kismidir ,yoktur aslinda var gibi görünen bu vücud hayalden ibarettir .
çünkü vücudlar yok olmaya mahkumdur , yok olacak seyde hayaldir.
Daimi var olan hakikidir o da sadece Allah'tir.
Akil ise Allah tarafindan yaratilip bize verilmistir ama , malesef nefsede uydugu için nefsi ilah eder.
Evladina tapar, Esine tapar , En fecisi ise kendine tapar.
Akil derki en üstün benim , en akilli benim der .
Pekiyi , Lailahe diyen kimdir ?O kalptir , Kalbin üstüne Allah'in nurunun isigi vurursa onun adina gönül diyoruz
O gönül aydinlandigi anda vücudda , nefis denen bir sey yokmus , aslinda ilah edilip tapilacakta bir sey yokmus der ve Lailahe diye bagirir. Allahin bize birebir lutfettigi kendinden üfledigi Ruh illa Allah var diye cevap verir .

Insan akillami davranmalidir , Akilla kalbin arasinda bir dengemi kurmalidir ?
Akila bakilinca akil cüzi bizde , Allah'in aklina baglanmamis bir halde
Aklimiz neye göre çalisiyor ?
Akil Algilama ve duyularimiza göre çalisiyor ,Akil verileri alip degerlendiriyor
Verilerimize bakalim .
göz dogru dürüst görmüyor sinirli, kulak duymak istediginimizi duyuyor mesela dedikodu dinlemeye merakli , Baskasinin hayatini ögrenmeye merakli , Hakikati duymuyorki !!
Ellerimiz sicak iken elledigimiz seyler bize sogukmus gibi geliyor.
O halde duyularimiz dogru çalismiyor, bizi hakikate götüremiyor.
biraz akila sahte veriler veriyor.
Birde hafizamiz var , hafizamizda anamiz babamiz ve çevremiz bize ne ögretti ise onunla dolu
bütün bunlar akila gelince akil diyorki , bu kadar yanlis bana gelince ben nasil dogruyu bulayim.
akil diyorki hiçmi bana yol gösterecek yer yok .
o zaman gönül , bu gönülki Allah'in Nur'uyla aydinlanmis akilla is birligi yapiyor ve Akili aydinlatiyor
gönül akili aydinlatincada Akil dogru karar vermeye basliyor.
Buna gönülün akli denir
bunlari ögrenmek için bir Veli'nin akilina ihtiyacimiz vardir
Bu velide Velayet mülkünün sahibi Hz Ali'dir
Allahin tecellisinin en yogun oldugu Hz Ali'de Bu Ask ve gönül akili bizleri dogruya ve hakikate götürür.
velayet mülkünün sahibi hz Ali'nin akliyla Allahin aklini idrak edersek resit oluruz.

Gönlümüzün dogru rehberligini saglamak adina , bu konuda kendimizi nasil egitmeliyiz ?
önce Allah ile irtibat kurmal lazim , insanin nefsi Allaha tekamül ederek yakinlastirabilir
ama Allah'i görmek bizde bulunan Allahin tecellisi isimleriyle olur.
O halde Allah ile yakinlik kurmak lazim , nasil kuracagiz Allah ile yakinlik ?
Bir deyis dinlerken , bir fakire yardim ederek , sefkatla bir çocugun basini oksayarak ne biz ile alakali ise , bütün bunlar sizin Allah ile iliski kurmanizi saglar , bu iliskiyi tam yaparsak , gönülden uzak kuru cuzi aklimiza güvenmemizi kesersek yol alabiliriz.
Kuranda da geçen Allah ile Musa'nin konusmasinda oldugu gibi
Allah Musaya diyor " ya musa elindeki nedir" diyor
Musa " Asa'mdir ona dayanirim gücümü ondan alirim" diyor
aslinda diyorki bu benim aklimdir , aklima dayanirim diyor
Allah " At ya Musa" diyor , Musa asa'sini Atiyor
asa yilan oluyor , bak diyor dayandigin aklin bir yilandan ibaret diyor.
ben ile irtibatli bir akil degil bu akil diyor.
Demekki içimizdeki Allah akilini idrak edebilmemiz için Allah aski'ni çogaltmamiz lazim
Bu ise Her seye , her nesneye sefkatla yaklasip , insanlik ve tabiat için ask ile iyi ve güzel degerler üreterek olusabilir.
ancak bu sekilde ruhumuzu hürriyetine kavustura biliriz.
hürriyeti ise diyojen ve iskender arasindaki mesele çok güzel ifade eder.
Diyojen bir kenarda oturuyormus ,büyük iskender gelmis tabi büyük iskender diyojenin ülkesini almis bir hükümda olarak geliyor ve diyorki "ey diyojen sen benim esirimsin"
diyojen diyorki " ben senin esirin olamam sen benim esirimin esiri olabilirsin" diyor
büyük iskender sen ne demek istiyorsun deyince
diyojen " ben nefsimden kurtulup hürriyete kavustum sen ise o nefsin esirisin" diyor ve bunun için ben senin emirinim diyor

___________________İMZA___________________
Kendimi tarif edecek özlü bir söz bulamadım.
NEFER Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
NEFER Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 31.01.2009, 18:59   #264
Yazar
Alevikiz83
Forumu İyi Bilen
 
Alevikiz83 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 20.11.2008
Bulunduğu yer: Almanya
Mesajlar: 276
Memleket: ÇORUM
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 41
İtibar Puanı: 75
Alevikiz83 yakında sevilen bir üye olabilir

Ettiği Teşekkür: 505
127 Mesajına 214 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Yüregine saglik Nefer can, aslinda yazinin hepsi hosuma gitti ama bu kitasi daha güzeldi.


Allaha kulluk meziyyet iddiasinda bulunmamak demektir
yani ben dememek demektir , çünkü vücudumuzda bazi ögeler vardir Nefis var , Ruh var , kalp var Akil var .
Nefis Lailaheillallahin La kismidir ,yoktur aslinda var gibi görünen bu vücud hayalden ibarettir .
çünkü vücudlar yok olmaya mahkumdur , yok olacak seyde hayaldir.
Daimi var olan hakikidir o da sadece Allah'tir.
Akil ise Allah tarafindan yaratilip bize verilmistir ama , malesef nefsede uydugu için nefsi ilah eder.
Evladina tapar, Esine tapar , En fecisi ise kendine tapar.
Akil derki en üstün benim , en akilli benim der .
Pekiyi , Lailahe diyen kimdir ?O kalptir , Kalbin üstüne Allah'in nurunun isigi vurursa onun adina gönül diyoruz
O gönül aydinlandigi anda vücudda , nefis denen bir sey yokmus , aslinda ilah edilip tapilacakta bir sey yokmus der ve Lailahe diye bagirir. Allahin bize birebir lutfettigi kendinden üfledigi Ruh illa Allah var diye cevap verir .

___________________İMZA___________________
Ya Allah, Ya Muhammed, Ya Ali



[SIGPIC][/SIGPIC]



Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan!!!


Sevilmek istiyorsak, önce sevmeyi ögrenmeliyiz.
Alevikiz83 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alevikiz83 Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
Alt 31.01.2009, 20:12   #265
Yazar
hidayetdogan
Forumu İyi Bilen
 
hidayetdogan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.10.2006
Bulunduğu yer: Nigeria UYO / istanbul/manila
Yaş: 45
Mesajlar: 317
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
hidayetdogan - MSN üzeri Mesaj gönder
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 53
İtibar Puanı: 420
hidayetdogan gercekten iyi birihidayetdogan gercekten iyi birihidayetdogan gercekten iyi birihidayetdogan gercekten iyi birihidayetdogan gercekten iyi biri
hidayetdogan - MSN üzeri Mesaj gönder

Ettiği Teşekkür: 125
103 Mesajına 213 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Neden mi islam dışı ? Çünki benim inançlarım bana sevmeyi ve sevilmeyi, her canlıya değer vermemi söylüyor.
Onu yapma bunu yapma yaparsan seni kıyamete kadar cehennemde yakarım.............
Hele hele şunları yaparsan seni kıyametten sonra bile elimden alamazlar............
Bana itaat et seni cennette hurilerle,ırmaklarında şaraplar akan yerlerde sonsuza kadar misafir edeceğim..............

Vay be şu pazarlığa bak.

___________________İMZA___________________
Gurbet elde baş yastığa gelende acep nice olur garibim
hidayetdogan Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
hidayetdogan Kullanıcısına bu mesajı için 3 üye teşekkür etti:
Alt 31.01.2009, 20:22   #266
Yazar
_MÜGé_
Tecrübeli Üye
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 29.01.2009
Mesajlar: 71
Memleket: OUT OF TURKEY
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 38
İtibar Puanı: 35
_MÜGé_ iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 41
42 Mesajına 63 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
hidayetdogan Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Neden mi islam dışı ? Çünki benim inançlarım bana sevmeyi ve sevilmeyi, her canlıya değer vermemi söylüyor.
Onu yapma bunu yapma yaparsan seni kıyamete kadar cehennemde yakarım.............
Hele hele şunları yaparsan seni kıyametten sonra bile elimden alamazlar............
Bana itaat et seni cennette hurilerle,ırmaklarında şaraplar akan yerlerde sonsuza kadar misafir edeceğim..............

Vay be şu pazarlığa bak.
Tanri ne zaman tehdit etmis bizi ''Bunu boyle yapmazsan seni cehennemde

yakarim.'' diye_?Bunu İslamiyet adina cok sey bildigini sanan ;fakat hurafe

olmaktan ileri gitmeyen birtakim dusuncelerin sahipleri yani adina guya din

prof. denilen insanlar uydurmus olmasin???

Boyle bir Islamiyet'e ben de inanmiyorum zaten.Ben insani seven,insanlari

ayirmayan,Allah-Muhammed-Ali askiyla yogurulmus Islamiyet'i

benimserim.Hurafelerden,kuru,yalan,asilsiz bir suru seyle dolu olan Islamiyet

mantikli gelmiyor zaten.

___________________İMZA___________________

_MÜGé_ Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
_MÜGé_ Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
Alt 31.01.2009, 20:41   #267
Yazar
hidayetdogan
Forumu İyi Bilen
 
hidayetdogan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.10.2006
Bulunduğu yer: Nigeria UYO / istanbul/manila
Yaş: 45
Mesajlar: 317
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
hidayetdogan - MSN üzeri Mesaj gönder
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 53
İtibar Puanı: 420
hidayetdogan gercekten iyi birihidayetdogan gercekten iyi birihidayetdogan gercekten iyi birihidayetdogan gercekten iyi birihidayetdogan gercekten iyi biri
hidayetdogan - MSN üzeri Mesaj gönder

Ettiği Teşekkür: 125
103 Mesajına 213 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Peki müge can internet bu memlekette sorunlu alıntı yapamadım kusura bakma. Demek öyle bir şey yok diyorsun. Bir yaşıma daha girdim. Sana birkaç sorum olacak cevaplarsan sevinirim.
Hafaza melekleri(kiramen katibin)ne ile görevlidirler?
Münker-nekir melekleri ne ile görevlidir?

___________________İMZA___________________
Gurbet elde baş yastığa gelende acep nice olur garibim
hidayetdogan Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
hidayetdogan Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 31.01.2009, 21:00   #268
Yazar
ozgur62
Forum Katılımcısı
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 25.01.2009
Mesajlar: 160
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
ozgur62 - MSN üzeri Mesaj gönder
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: -29
ozgur62 hakkında olumsuz fikirler mevcut
ozgur62 - MSN üzeri Mesaj gönder

Ettiği Teşekkür: 236
93 Mesajına 163 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
akkum Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Alıntıdır

Hz. Osman'a yapılan en önemli suçlama, onun kendi akrabalarını valiliklere getirmesi, onlara bolca ihsanlarda bulunması ve yolsuzluklarını denetleyememesidir (Suyûtî, 174). Hz. Ali (r.a) bu konudaki şikayetlerini ona ilettiğinde o, Hz. Ali'ye şöyle diyordu: "Muğire b. Şu'be'yi Ömer'in vali tayin ettiğini bilmez misin?" Hz. Ali: "Biliyorum" deyince o; "O halde neden akrabalığı ve yakınlığından dolayı onu vali tayin ettiğim şeklinde bir kınamada bulunuyorsun?" diye sormuştu. Hz. Ali'nin buna verdiği cevap şuydu; "Ömer vali atadığı kimseyi sıkı bir şekilde kontrol altında tutardı. En ufak hatalarını görse onları sorgular ve en şiddetli şekilde cezalandırırdı. Sen ise bunu yapmıyorsun" (İbnül-Esir, a.g.e., III, 152).

--------------------------------------------------------------------------


“Ey Ehl-i Beyt, Allah sizden kiri gidermek ve sizi tertemiz yapmak ister” (Ahzâb Sûresi, 33).

Ehl-i Beyt öyle kimselerdir ki
Sevgileri din, düşmanlıkları küfürdür.
Sevgileri din kılavuzları Kuran dır.
düşmanlıkları küfürdür. Küfrün buradaki anlamı türkçemizdeki küfür değil, arapçadaki manasıdır;
Küfr = inkar

Ehl-i Beyt ehline yakışır şekilde bu özelliklere ve dinimize sahip çıkmalıyız.

Hz. Ali Hz. Muhammedin (sav) öz soyundan olan tek Halifedir. Peygamberin kızıyla evlenmiş bu evlilikten Hasan ve Hüseyin dünyaya gelmiştir.

Onların yolunda gitmeli ve küfr edenleri düşman bilmeliyiz.
Alevilik din Degildir,
Forumda canlar nice bu konuya deginmislerdir.
Ömer haininin tekiydi,HZ.Muhammede saygisizlik etmis oluyor
nedeni de,HZ.Ali,Hz.Muhammedin ailesindense,neden Kerbelada
Sah Hasan,Sah Huseyinin intikamini almamistir?
acaba kendimi,Kerbela katliamin arkasindaydi ?
Ömer bir hainin tekiydi

ozgur62 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 31.01.2009, 22:29   #269
Yazar
_MÜGé_
Tecrübeli Üye
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 29.01.2009
Mesajlar: 71
Memleket: OUT OF TURKEY
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 38
İtibar Puanı: 35
_MÜGé_ iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 41
42 Mesajına 63 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
hidayetdogan Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Peki müge can internet bu memlekette sorunlu alıntı yapamadım kusura bakma. Demek öyle bir şey yok diyorsun. Bir yaşıma daha girdim. Sana birkaç sorum olacak cevaplarsan sevinirim.
Hafaza melekleri(kiramen katibin)ne ile görevlidirler?
Münker-nekir melekleri ne ile görevlidir?

Koyu yaptigim yerde ne demek istediginizi anlayamadim Sevgili Hidayetcan.

Sorulariniza nacizane bilgilerimle yanit vermek isterim.Söyle ki:

Kiramen Katibin melekleri insanlarin SOL ve sag tarafinda bulunduklarina inanilan,insanlarin yaptigi iyi -kotu davranislarini kaydeden adina melek denilen bir mekanizmadir.Boyle bilinir.

Münker-Nekir Melekleri ''kabir azabi'' tabirini yerine getirmekle yukumludurler.Sorguya cekmek bir nevi.Kisisel olarak ben ''kabir azabi'' kavramina inanmiyorum.Ama Islam Dunyasi'nda boyle biliniyor.

___________________İMZA___________________

_MÜGé_ Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
_MÜGé_ Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 31.01.2009, 22:31   #270
Yazar
_MÜGé_
Tecrübeli Üye
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 29.01.2009
Mesajlar: 71
Memleket: OUT OF TURKEY
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 38
İtibar Puanı: 35
_MÜGé_ iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 41
42 Mesajına 63 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
hidayetdogan Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Peki müge can internet bu memlekette sorunlu alıntı yapamadım kusura bakma. Demek öyle bir şey yok diyorsun. Bir yaşıma daha girdim. Sana birkaç sorum olacak cevaplarsan sevinirim.
Hafaza melekleri(kiramen katibin)ne ile görevlidirler?
Münker-nekir melekleri ne ile görevlidir?
Demek oyle bir sey yok'' demenizden kasit nedir acaba_?

___________________İMZA___________________

_MÜGé_ Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
_MÜGé_ Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 18:41.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica