Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Aleviler ve Alevilik > Alevi Araştırmaları

Alevi Araştırmaları Alevilik üzerine araştırmalar, teorik yazılar, düşünceler, incelemeler

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 02.09.2015, 19:20   #1
Yazar
yıldızbaba
Forum Katılımcısı
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 17.03.2008
Mesajlar: 204
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: -95
yıldızbaba pek olumlu bakılan bir üye değil

Ettiği Teşekkür: 186
135 Mesajına 216 Kere Teşekkür Edlidi


Standart Avıderya

Avıderya konusunda daha önce yazdıklarımın devamı bu topikte sürecek.
Avı derya Abdalların yaşam ağacına su taşıyacaktır.
Su azizdir.
Çünkü nurun en özelleşmiş donundandır.
Her rengi barındırır.
Her biçime bürünür.
Üç halli görünür.
Yaşam ağacına dem olduğundan tabiyata seyranın bütün çeşitliliğinin özüdür.


Konu yıldızbaba tarafından (02.09.2015 Saat 19:23 ) değiştirilmiştir.
yıldızbaba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
yıldızbaba Kullanıcısına bu mesajı için 3 üye teşekkür etti:
Amistofes (06.09.2015), aris (06.09.2015), Tahtacı06 (16.11.2015)
Alt 03.09.2015, 15:01   #2
Yazar
yıldızbaba
Forum Katılımcısı
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 17.03.2008
Mesajlar: 204
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: -95
yıldızbaba pek olumlu bakılan bir üye değil

Ettiği Teşekkür: 186
135 Mesajına 216 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Su hayattır.
Hayat olduğu için bütün rıskların ana kaynağıdır.
Abdalların su aşkı bundandır.
Derya toplumu bu nedenle bir su toplumudur.
Su toplumu olmak azizleşmektir.
Aziz olma ahlakında başlangıcıdır.
Ahlak hayatı doğru ve verimli yaşamaktır.
Böylesi bir yaşamın ilk normunun ahlak eksenli olması tesadüf değildir.
Ahlaki yaşamı esas alanların ser çeşme olması anlamlıdır.
Serçeşmeler suyla pürü pak oldukları için pir.
Derya toplumunda talip su halkı olduğu için aziz.
Aziz olduğu içinde piri pirandır.
Hayat yaşamı sürdürebilme yoludur.
Hak Yol bu nedenle yaşamak ve yaşatmak için sürdürülen sonsuz bir aşk yoludur. Yaşam rıskla ayaktadır.
Rıskın değerini bilmek yaşamak ve yaşatmanın değerini bilmektir.
Hak Yol Kızılbaş Alevilik bu nedenle bir yaşam felsefesidir.
Alevilik yaşam felsefesidir diyenlerin kast ettikleri şey rıskın kendisidir.
İnsan rıskı rastgele sağlanan bir şey olmadığından
emek gerektirir.
''Emek en yüce değerdir.'' diyen filozofların bu öngörüleri değerlidir.
Çünkü emek çaba üstü bir şey olduğundan insana özgüdür.
İnsan bu nedenle yüce bu nedenle kendini bilip Hak insan olmuştur.
Rısk kelimesinin kökeni Kürtçe rûst(yetiştirme, üreme, örme,doğru yapma ) kökünden gelen tarihsel olarak insanın konuştuğu belki de ilk sözdür.
Hayat doğru yaşandıkça hayattır.
Hayatı doğru yaşamak rısk elde etmekle başlar.
Hak Yol bu nedenle dosdoğru bir yoldur.
Derya toplumu bu nedenle gülistan ve gül bahçesidir.
İnsanın bir mesleği çobanlıksa ikincimesleğide bahçevanlıktır.
İnsan gül bahçesinin gülü olmakla gülebilmiştir.
Güldükçe mutluluk aşkını yaşamıştır.
İnsanlığın ilk sosyalitesi gül alıp gül vermektir.
İnsan bu bahçıvanlığı doğru yaptığı için yol alıp Alileşmiştir.
Çalışmanın bir adınında Alikari olması tesadüf değildir.
Derya toplumu bu nedenle Qéretkar (çalışkan ) bir toplum, üretken bir toplumdur.
Hak Yol Kızılbaş Alevi toplumu doğrudan üretimden kopup, dolaylı üretime geçtikçe pratik yabancılaşmaya girer.
Pratik yabancılaşmanın bir sonucu olarak, sosyal yabancılaşma kumpasına kendini kaptırıp kültürel yabancılaşma ile kendisi olmaktan çıkar ve her tür Devlet toplumu melanetine açık hale gelerek kombraxeliğin dağılımıyla güç kaybederek kullaşmayı iliklerine kadar yaşar duruma gelir.
Doğrudan rısk üretiminden kopuş yar bilinen topraktan ve ziyaret mühürlü diyardan kopuşunda nedenidir.
Kızılbaş Alevilerin zorunlu göçebeliği buna denir.
Aleviler son bir çare olarak cenazelerini hangi gurbet diyarında olursa olsun kendi diyarlarına götürüp definlerini yaparak son bir çabayla Hakka böyle yürümek istiyorlar. Bu aczin aşılması için doğrudan rısk üretimine hızlı bir katılımdan ve diyarlarına tutunmak için ziyaretlerine sarılmaktan başka bir çıkış mümkün değildir.
Axret bile ax üzeredir.
Bunu asla unutmamak gerekir.
Axa tutunulmadıkça ocakların tütmesi mümkün değildir.
Xızır yardımcımız olsun.

yıldızbaba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
yıldızbaba Kullanıcısına bu mesajı için 3 üye teşekkür etti:
Amistofes (06.09.2015), aris (06.09.2015), mucoban (07.11.2015)
Alt 06.09.2015, 05:13   #3
Yazar
yıldızbaba
Forum Katılımcısı
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 17.03.2008
Mesajlar: 204
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: -95
yıldızbaba pek olumlu bakılan bir üye değil

Ettiği Teşekkür: 186
135 Mesajına 216 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

''Rısk Baré Xudeye'' bu söz Türkçeye Rıskı veren bari Hüdadır diye çevrilerek deyim söz olmuştur.

Fakat çeviri hatası nedeniyle bu deyim anlam kaybına uğramıştır.
Deyimin anlamı, Rısk Hak insanın yüküdür.
Demek ki rısk insanın taşıdığı bir yüktür.
Kırklar Ceminde bu yükün hammalı Selman ı Farisi'dir.
Selman ı Farisi hammalların piridir.
Unkapanı un değirmeninde 1973 te hammallık yapıyordum.
Biz hammallar kendi aramızda sohbet ederken hammallığın verdiği bıkkınlıktan dolayı kendimize başka işler bulma konusunu tartışırdık
Bizim Koçgiri'den bir hammal ''biz artık Selman olduk, başka iş bulamayız.
Bu yükü taşımaktan başka çaremiz yok'' diye kestirip attı.
Bu karamsarlığıyla sohbetimize limon sıktığından sohbetimizin ekseni kaydı.
İş arayışı sohbetini bırakıp başka konuları konuşmaya başlamıştık. Şimdi düşünüyorum o arkadaş o özgün sözü niye söyledi.
Bu söz onun bilinç altına nasıl yerleşmişti.
Şu an bile bu söz konusunda net bir yargıya varmış değilim.
Ama yine de tarihsel bir derinliğinin olduğunu Koçgiri Kızılbaşlarından ilk okulu bile okumamış bir genç hammalın böyle bir söz söylemesinde toplumsal hafızanın bir rolünün olduğu kanaatine vardım.
''Rısk baré Xude'ye'' Yunus Emre'nin kırk yıl Taptuk kapısına sırtında odun taşıdığı söylenir.
Hem de en düzgün en doğru odunları taşıdığı söylenir.
Rısk ve razılık kavramları aynı kökten geldiğini, Rasti(doğruluk) kavramının da ancak insan emeğiyle) sağlanabileceği sonucuna varabiliriz.
Yolcu yolun yükünü taşıdığı için yoldadır.
Rasti(doğruluk) bu nedenle ray , re(yol) bu nedenle bir fasik çember değil dosdoğru sonsuzdan sonsuza giden bir yoldur.
Ray olduğu için Hak Yol dosdoğru bir yoldur.
Hem de binbir şeritli olduğu içindir ki,binbir sürek sözüyle norm kavram olmuştur.
Hak Yol'da rısk bari Xudadır.
Marifet bu yükü taşımaktır.
Demek ki Mansurlar marifet makamında yük taşıyanlar oldukları için rıskın özünde Hak insan marifeti vardır.
Hak Yol inancında yük hayvanlarına duyulan saygının nedeni de insan marifetli özgünlüklerinden dolayıdır. İlk kitabımda Fidan ismindeki öküzümüz üzerine şahsi yeminimi yaptığımı yazmıştım.
Yemin doğruluk ve rısk kapsamlıdır.
Aşık Veysel'in bu konuda reşberlere(Çiftçi) çağrısı var.
''Reşberler(çiftçiler) hoşça tutun öküzü'' çağrısında bulunur.
Çünkü öküz en ağır yükleri taşıyandır.
Rıskın bir adıda lokmaya dönüşmüş biçimiyle namettir. Namet kelimesi Nan(ekmek)ten gelir.
Ekmeğin sağlandığı genım( buğday) tarlada en ağır yük olan kara sabanı çeken öküzler sayesinde ekilir.
Diğer nan benzeri yiyecek sağlıyan şeylere de namet (nimet) denir.
Yıllar önce gübreyi nimet bildiğimi yazdığım bir makalemle dalga geçen ve küçük düşüreceğini sanan biri hakaret babında makalemielştirmişti.
Karasaban Ax dedikçe torağın karnı deşilir.
Halbuki karın deşmek sadistçe bir saldırıdır.
Axın karnı deşilince kanamaya başlar kızıl kanlar akıtır.
Gül kızıl kan rengindedir.
Ağın karnı deşilse de Xudeyi kızıl güllerle karşılar.
Gül ve bülbül konusunu önceki kitabımda işlediğim için karnı deşilen gülle birlikte dikeni de vererek bülbülün bağrını xûn eyler.
Bu doğa insan ilişkisi dinlerin ortaya çıkışıyla toprak gül bülbülle değil, egemen erkeksi çağın şafağında iki erkek kardeş olan Habil Kabille revize edilmiştir.
Bu yapılarak savaşlarda meşrulaştırılarak devlet toplumunun derya toplumu üzerinde hükümranlık kurma süreci başlatılmıştır.
Bu hem ilk toplumsal çılgınlık, hem de insanlar arasında ilk toplumsal kopuşu ifade eder.
Böyle bir tarihsel dönemde Altın hilal'de derya çalkalanınca köpüğü üste çıkıp devlet olarak deryayı yadsımıştır.
Aslında köpüğün bir kıymeti bir ağırlığı olsaydı üste çıkmazdı. Bir seher yeli gelip püf dese, köpük darma dağan olur.
Hak Yol güncellenmesi tarihin bu metaforlarını doğru yorumlayarak derya toplumunun temelleriyle ilgili zerre nispette de olsa muhayilemizde bazı kırıntılar şekillendirmesi mümkündür.
Zaten toplumsal yaşamın arkaik görünürlükleri bundan sonra fiziksel veya belgesel kanıtlardan çok dilsel, kavramsal ve ad bilim üzerinde çağımıza kadar değişik çeşitlenmeler saçaklı dallanmaları farklı versiyonlar biçiminde olsa dahi dil ve kavramlar üzerinden sağlamaya büyük bir yönelim vardır.
Bu kapasitemizi aşsa da profesyonel eğitimli ve bu konularda uzmanlaşmış araştırmacı akademisyenlerin ve Mansurlar erkanı katkı ve çabalarıyla olacaktır.
Biz eksik donanımımız kapsamında betimlemellerin mukaseyeleriyle çok sınırlı, çok cüzi kavramları ve bunlara dayalı anlam ve algıları farş edebiliriz.
Bunun ötesi boyumuzu aşar.
Xızır yardımcımızdır.

yıldızbaba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
yıldızbaba Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
Amistofes (06.09.2015), aris (06.09.2015)
Alt 06.09.2015, 18:48   #4
Yazar
aris
Tecrübeli Üye
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 15.06.2015
Mesajlar: 92
Memleket: OUT OF TURKEY
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 13
İtibar Puanı: 32
aris iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 280
61 Mesajına 112 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Bugün rızalık üzerine düşünürken,hem ev de boya yapıyorum hemde düşünüyorum.
Rızalık nedir diye?
Rızalık sadece insanla insan arasındamıdır?
Böyle rızalık olurmu?
Ne kadar soru sorulabileceksem kendi kendime soruyorum.
Bu arada bir dostum telden arayıp kendi tarımsal çabalarından
eko sistemle alakalı gözlemlerinden bahsedince
zihnim iyice açıldı.
Rızalık yaşamın döngüsümüdür?
ölmek veya bedenen göçüp gitmek başka bir yarda mekan bulup
don değiştirerek,başka yaşama vesile olmak
başka bir ihtiyacı karşılamak bu döngünün göstergesimidir?.
Yıldızbabanın deyimiyle
gübrede bereket görmek,bu bereketle yaşam bulan diğer canlılar
toprağın altında yaşayan milyarlarca canlının
diğer canlı enkazından nasiplenmesi
bu rızalığın göstergesi olabilirmi?
Rızalık yaşamın zorunlu
son bulma aşamasında ,bir döngünün parçası olmasımıdır?
Rızalık bozon alışverişinde
bir diğerinin,karşısında ki olmasımıdır?
Rızalık güneşin doğması,suyun buharlaşması,yağmurun yağmasımıdır?
Rızalık selman olup rızk taşımamıdır?
Rızalık çobanlık yapıp bilince aşk düşürmemidir?
bu kadar soru yeter!
İnsan kendi arasında eşşitliği gerçekleştirsebile
doğal yaşamın içinde kendini bir parça görebilirse hem rızalık verecektir
hemde rızalık alacaktır.
Rızalık alıp vermeyi bilince çıkarmak nedir?
cevaplayana aşk olsun.

aris Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
aris Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
Amistofes (06.09.2015), Ferhat Güneyli (07.09.2015)
Alt 07.09.2015, 05:11   #5
Yazar
Ferhat Güneyli
Kontrollü Üye
 
Ferhat Güneyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 30.03.2015
Mesajlar: 481
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: 304
Ferhat Güneyli sevilen bir üyeFerhat Güneyli sevilen bir üyeFerhat Güneyli sevilen bir üyeFerhat Güneyli sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 452
249 Mesajına 425 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Rızalık onamaktır. Haktır deyip gönül yatırma gibi bir onama.

Rızalık, vermedir. Türkü nasıl verilirse öyle bir verme.

Rızalık, almadır. Emaneti ve kemerbesti devralma gibi bir almadır, bir tas su içmek için su isteyip alma gibi bir alma.

Rızalık, katılmadır. Semaha girme yahut ekmek pişirme işine kol sıvayıp girişme gibi bir katılma.

Rızalık, teslim olmadır. Bir oğulun babasına, bir kuzunun anasına güvenmesi gibi yaslanması, can bırakması gibi bir teslim olma.

Rızalık, kabullenmedir. Nurdan sırdan gelen ışığı, ışığın nimetinden varlaşan küçük dünyayı, dünyanın büyüklülğünü kabullenme gibi, gelenin gideceğini, gidenin geleceğini tekmil varlıkta kabul etme gibi bir kabullenme.

Rızalık, bilmedir. Adının Rıza olduğunu, kemaletin Ali'de Ali'nin hakta, hakkın insan cemaliyle kainatın zerresinde olduğunu bilme gibi bir bilme.

Rızalık, tamam etmedir. Suyu toprağa, toprağı ateşe, ateşi havaya savurup harman etme gibi bir tamam etme.

Rızalık, bir etmedir. Kainatı birleme gibi bir bir etme.


Konu Ferhat Güneyli tarafından (07.09.2015 Saat 05:15 ) değiştirilmiştir.
Ferhat Güneyli Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Ferhat Güneyli Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
Amistofes (22.11.2015), aris (12.09.2015)
Alt 07.09.2015, 14:18   #6
Yazar
HURUFİCAN-ERZİNCAN
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 05.08.2008
Mesajlar: 492
Memleket: OUT OF TURKEY
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 44
İtibar Puanı: 210
HURUFİCAN-ERZİNCAN hakkında olumlu dusunceler mevcutHURUFİCAN-ERZİNCAN hakkında olumlu dusunceler mevcutHURUFİCAN-ERZİNCAN hakkında olumlu dusunceler mevcut

Ettiği Teşekkür: 75
220 Mesajına 329 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Rıza,yanlış tan dönme ,biata ve razı gösterilene kıyam etmekdir.Kıyamı olmayana rızalık haramdır.

HURUFİCAN-ERZİNCAN Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
HURUFİCAN-ERZİNCAN Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
aris (12.09.2015)
Alt 05.10.2015, 14:09   #7
Yazar
yıldızbaba
Forum Katılımcısı
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 17.03.2008
Mesajlar: 204
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: -95
yıldızbaba pek olumlu bakılan bir üye değil

Ettiği Teşekkür: 186
135 Mesajına 216 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Rısk baré Xudeye.
Rısk; kendinden vereni veya Xude'nin, diğer bir deyişle Hakkın daha açık deyişle Hak insanın yüküdür.
Hak Yol bu yükle yüründüğünden zahmetli ve meşakatlidir.
Hak Yol kendini bilenlerin taşıdığı yükle sonsuzluğa revan olduğu bir yoldur.
Yol yürümenin zemini erdu azmandır.
Yolu yürümek için erd zemin, azman menzildir.
Yolun zemini erd topraktır.
Toprak sadece doğanın bir örtüsü değil, zahmet ve meşakat çeken Hak insanın alın teriyle harmanlanmış bir güller bahçesidir.
Toprağı toprak yapan bahçevanın alın teridir.

Bu nedenle toprağı toprak yapan kan değil terdir.

İnsansız toprak toprak değildir.

Toprak topraklığını insana borçludur.
İnsanın ona borçlu olduğu kadar.
Toprak bu nedenle anadır.
İnsan onu o insanı doğurandır.

Rısk baré Xude olduğu için rızalık; yükü paylaşmaktır.
Bu nedenle Hak Yol Kızılbaş Alevi hukukunun olmazsa olmazı payidar olmaktır.
Rıza ekonomisi bu nedenle üretim odaklı değil tüketim odaklıdır.
Çünkü paylaşım tüketim üzerinedir.
Tüketimde payidarlık yoksa üretmenin hiç bir anlamı yoktur.
Çünkü üretmek yaşam için, yaşam ise paylaşıp tüketmektir.
Böyle olmasaydı, ana hiç bir karşılık beklemeden çocuğuyla canı dahil her şeyini karşılıksız paylaşabilir miydi?
Doğa hiç bir karşılık beklemeksizin meyvesini bütün canlılara bolca vererek çarç eder miydi?
Bu nedenle kendini bilen Hak insanın ilk işi dağı bağ edecek toprağı üretmektir.
İnsanın en büyük ürünü topraktan ürettiği değil, doğrudan toprağın kendisini üretmektir.
Toprğın üretildiği yer ziyaretle mühürlenir.
Ziyaretler yok oldukça toprak da yok oluyor.
Dünyamız çoraklaştıkça çoraklaşıyor.
Atom bombası düşmüş Hiroşima'dan beter oluyor.
Dünyadaki canlı tür sayısı bu nedenle hızla azalıyor.
Hak Yol Kızılbaş Alevilerin bin derdi varsa bunların en başında geleni yar bildiği topraktır.
Toprak yar olduğu için diyardır.

Rıza hukukunun işlemediği koşullarda eza hukuku insanı göçebeler, mülteciler ve açlıkla terbiye edilenler yığınına dönüştürüyor.
Deryalarda balıklara yem ediyor.

Rızalık toprağa ve ona yar olan insana sahiplenerek eza hukukunun zulüm alanlarını darltmak mücadelesidir.
Bu mücadeleyi verenlere aşk olsun.


Konu yıldızbaba tarafından (05.10.2015 Saat 14:39 ) değiştirilmiştir.
yıldızbaba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
yıldızbaba Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
Amistofes (05.10.2015), aris (05.10.2015)
Alt 05.10.2015, 14:53   #8
Yazar
HURUFİCAN-ERZİNCAN
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 05.08.2008
Mesajlar: 492
Memleket: OUT OF TURKEY
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 44
İtibar Puanı: 210
HURUFİCAN-ERZİNCAN hakkında olumlu dusunceler mevcutHURUFİCAN-ERZİNCAN hakkında olumlu dusunceler mevcutHURUFİCAN-ERZİNCAN hakkında olumlu dusunceler mevcut

Ettiği Teşekkür: 75
220 Mesajına 329 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
yıldızbaba Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Rısk baré Xudeye.
Rısk; kendinden vereni veya Xude'nin, diğer bir deyişle Hakkın daha açık deyişle Hak insanın yüküdür.
Hak Yol bu yükle yüründüğünden zahmetli ve meşakatlidir.
Hak Yol kendini bilenlerin taşıdığı yükle sonsuzluğa revan olduğu bir yoldur.
Yol yürümenin zemini erdu azmandır.
Yolu yürümek işin erd zemin, azman menzildir.
Yolun zemini erd topraktır.
Toprak sadece doğanın bir örtüsü değil zahmet ve meşakat çeken Hak insanın alın teriyle harmanlanmış bir güller bahçesidir.
Toprağı toprak yapan bahçevanın alın teridir.
Bu nedenle toprağı toprak yapan kan değil terdir.
İnsansız toprak torak değildir.
Toprak topraklığını insana borçludur.
İnsanın ona borçlu olduğu kadar.
Torak bu nedenle anadır.
İnsan onu o insanı doğurandır.

Kozmogoloji ve Tabiat içindekiler madde(özdek) ile birlikte bir öğretiye bir bilgiyle birbirine bağlıdırlar.Bu bağlılık birbirini öğrenerek ve etkileyerek gider.Bu etkileme etkinleştirmede devinimdir.Unutmayalım ki etkileşme olmayan bir evren imkansızdır.
Yani hakk insanın yükü değil onunla birlikte yol aldığı ve etkileşimde bulunduğudur.Toprağa gelince emek ve birbirini işlenmesinde meydana gelen karşılıklı ilişkidir.Ver ki alasın, yap ki bulasındır. Kan ise bunun doruk noktasıdır.Kim ki kan(hakk)ile toprağa düşerse şehidi şüheda olur.Şehidi şühedalara bakın toprak onu örtmüştür.Akan kan yüreklere yaşam vermiştir.Alinin kanı aleviliğe Husayın kanı insanlığa mazluma,pir sultanın kanı yol sürmeye , şeyh Bedrettinin ise emeğe,Hünkarın ki birliğe,Yunusun ki bilgiye dir."Her ne var ise alemde,o vardır adem'de"
Adem biçim şekil değil hakkın libas giyinik halidir.Bu ahvali anlayan her dem-i can dır.Can olan her özdek ve tin anadır.

HURUFİCAN-ERZİNCAN Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
HURUFİCAN-ERZİNCAN Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
aris (05.10.2015)
Alt 05.10.2015, 17:37   #9
Yazar
HURUFİCAN-ERZİNCAN
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 05.08.2008
Mesajlar: 492
Memleket: OUT OF TURKEY
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 44
İtibar Puanı: 210
HURUFİCAN-ERZİNCAN hakkında olumlu dusunceler mevcutHURUFİCAN-ERZİNCAN hakkında olumlu dusunceler mevcutHURUFİCAN-ERZİNCAN hakkında olumlu dusunceler mevcut

Ettiği Teşekkür: 75
220 Mesajına 329 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

yıldız baba konuyu bitirdikten sonra tekrar bir değişiklik yaparak mevzuyu biraz daha uzatmış ki bende yeni yazdıkları bu hecelerin ardına bir şeyler karaladım.
Rıza ekonomisi tüketim odaklıdır?denilmekte.
Yahu yıldız baba üretmek tüketmektir.Niçin ürettiğini bilmek ve o ölçüde harcama yaparak bölüşmek odaklı olan şey rıza ekonomisidir.

Senin söylemeye çalıştığın dilini eğip büktüğün asla bizde yer olmaz. Alevilikte tüketmek sözü bile bir olumsuzlama ile bilinir.Paylaşımdır ,vermektir,hakikat.O yüzdendir ki her gelen mihmanı hızır sayarız.Şeyh bedrettini duymamış olamazsın.Yarin yanağından gayri her şey bölüşülmeli paylaşılmalı demekte...
Mevzuya hatalı başlamış ve yaptığın kusuru bilinçli yada bilinçsiz öğretilenle gelen zorunluluğun hatanı kapatarak hata ifşası sona erdirmiştir.
egemenliğin baskısı artıkça üretim sabır işinden kıyama ayaklanmaya dönüşmüştür.Çünkü zorbalık üretimi cebirle hile ile alırken buna direnecek bilgi birlik ve dirlik kurulma koşulu ortaya çıkmıştır.Bu rızası işidir.Çünkü bölüşüm adil ve tutarlı değildir.Çünkü can ve canan görünmez olur.Egemenin o an gördüğü üretilen ve üretilen mülkiyetin sahibi ve onun kollanmasında ki icrası ve getirisinin sonucu alacağını hak ettiğinin sanmasıdır.Bu sanma onu çıldırtır.Doymak bilmez nefsine hakim değildir.Çünkü düşünmez mazlumu onun maksudu almaktır.Vermeye ne hacet...
Burada görünen o ki üretme ve ihtiyacı karşılama yeni bir düşünceyi yaratma ve bir birlikteliği ortaya çıkarma işlemi ve işlevidir.Bu çıkarlar ve düşünceler birliğini kuran kişiler toplumlar hep birlikte bir olma diri olma arzusunu öne çıkararak kendi rızalarıyla diriliş gösterirler.Hiç kimse içinde yaşayacağı üretim biçimini seçme özgürlüğüne sahip değildir.Her kuşak, önceki ataların hazır bıraktığı üretici güçlerle üretim ilişkileri ortamında doğar.Her çağ üretim biçimi ve kuşağı da kendisine uydurur.Böylelikle nefesini aldığı yerde kendi toplumunun öğretileri bilgileriylede doğmuş olur.
İnsan oğlu milyonlarca yıldır topraklarını bırakarak değişip dönüşerek kendine yurtlar edinmiş edinecektir.Bu edinimde bilinç artıkça sorgulama var oldukça egemenin sahiplendiği toprağa değil o toprağın üretimindeki eşit hakk bölüşümleriyle ilgili realitesini görünür olacak ve kılınacaktır.Bu görüş içtimai bir hal alır ki bu halde yeni isimler ve yeni kavmi unsurları doğurur.Bu doğuş baskılara karşı gelirken de kendi içinde var olacağı birı pazarı ve halk meydana getirir.Bu pazar da rıza ekonomisin meydana çıkarır.Unutmayalım ki insanlık tarihi toprak için değil ihtiyaçları için yeni yurtlar edinirler.Her yeni toprak işlenmesi zaman ile olup bunun bilgisi kuşaklara aktararak var olur.Yani var oluş bilginin ademdeki tecellisidir.Yani hızırdır. Hızırdır ki verdiğini içten verip aldığını tekrar geri verecek başka hal zaman biçimde olacağını hatırlaman dır.

HURUFİCAN-ERZİNCAN Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 13.10.2015, 17:37   #10
Yazar
yıldızbaba
Forum Katılımcısı
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 17.03.2008
Mesajlar: 204
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: -95
yıldızbaba pek olumlu bakılan bir üye değil

Ettiği Teşekkür: 186
135 Mesajına 216 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
HURUFİCAN-ERZİNCAN Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Kozmogoloji ve Tabiat içindekiler madde(özdek) ile birlikte bir öğretiye bir bilgiyle birbirine bağlıdırlar.Bu bağlılık birbirini öğrenerek ve etkileyerek gider.Bu etkileme etkinleştirmede devinimdir.Unutmayalım ki etkileşme olmayan bir evren imkansızdır.
Yani hakk insanın yükü değil onunla birlikte yol aldığı ve etkileşimde bulunduğudur.Toprağa gelince emek ve birbirini işlenmesinde meydana gelen karşılıklı ilişkidir.Ver ki alasın, yap ki bulasındır. Kan ise bunun doruk noktasıdır.Kim ki kan(hakk)ile toprağa düşerse şehidi şüheda olur.Şehidi şühedalara bakın toprak onu örtmüştür.Akan kan yüreklere yaşam vermiştir.Alinin kanı aleviliğe Husayın kanı insanlığa mazluma,pir sultanın kanı yol sürmeye , şeyh Bedrettinin ise emeğe,Hünkarın ki birliğe,Yunusun ki bilgiye dir."Her ne var ise alemde,o vardır adem'de"
Adem biçim şekil değil hakkın libas giyinik halidir.Bu ahvali anlayan her dem-i can dır.Can olan her özdek ve tin anadır.
Kökleri aynı olsa da sapla saman farklıdır.
Diyar olan yar ziyaret mühürlüdür.
Ziyaret yar için ser verenlerin mekânıdır.
Mansur diyarları bu nedenle ziyaret mühürlüdür.

TOPRAĞI XU (TER) üretir. SER güzetir.
Toprak bir yönüyle de Xu(ter) ile yoğrulduğu için Xorasan'dır.
TER ile SERI karışrtırmak sapla samanı karıştırmaktır.
Toprak kanla yaratılmaz.
Toprak doğada ham haliyle zaten mevcuttur.
Şahadet; toprağı korumak kollamak ve gözetmek içindir.
Kan dökerek toprak yaratılmaz.
Kan vererek korunup gözetilir.
Vahşi barbarlar, talancılar, işgalci ve ilhakçılar yar olan diyarları gasp etmek için kan döker ve büyük bir demagoji ile kan döküp toprakları gasp etmeyi bir hak gibi görürler.
Bu büyük tarihsel yalan tarihi egemen toprak hırsızlarının alfabesiyle okumaktır.

yıldızbaba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
yıldızbaba Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
Amistofes (22.11.2015), aris (13.10.2015)
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 14:23.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica