Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Aleviler ve Alevilik > Alevi Araştırmaları

Alevi Araştırmaları Alevilik üzerine araştırmalar, teorik yazılar, düşünceler, incelemeler

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 17.11.2015, 00:36   #21
Yazar
yıldızbaba
Forum Katılımcısı
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 17.03.2008
Mesajlar: 204
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: -95
yıldızbaba pek olumlu bakılan bir üye değil

Ettiği Teşekkür: 186
135 Mesajına 216 Kere Teşekkür Edlidi


Standart

Derya toplumunda toplumsallığın kaynağı cemdir.
Cem kavram olarak böyledir.
Cemin öz anlamı civin ve cıvattan gelir.
Cemin Türkçe anlamı yakınlaşma ve toplanmadır.
Cem yaşamın bir özetidir.
Cemi sadece ibadet kapsamlı görmek onu daraltmaktır.
Cemdarlık Ali yaşamdır.
Cem Mansurları yüceltmektir.
Cem sadece yakarış değil,ağlatıp güldürendir.
Cem rızkı yaşamın olmazsa olmazı bilendir.
Cem Mansuru çarktan çarka savurup yol aldırandır.
Cem eğitip öğretendir.
Cem coşturup uçurandır
Cemde semah kanatlanıp yükseltendir.
Cem dermansız derde devadır.
Cem rızkın kaynağını görmedir.
Cem varı çoğaltıp büyütendir.
Cem cana insan vasfını verendir.
Cemin insana kazandırdıkları saymakla bitmez.
Cem Hak insanın ilk ve tek örgütüdür.
Hiç bir toplumsallaşma cem kadar insana erdem kazandırmaz.
Cem olana aşk olsun.

yıldızbaba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
yıldızbaba Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
Amistofes (22.11.2015), aris (17.11.2015)
Alt 22.11.2015, 18:09   #22
Yazar
HURUFİCAN-ERZİNCAN
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 05.08.2008
Mesajlar: 492
Memleket: OUT OF TURKEY
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 44
İtibar Puanı: 210
HURUFİCAN-ERZİNCAN hakkında olumlu dusunceler mevcutHURUFİCAN-ERZİNCAN hakkında olumlu dusunceler mevcutHURUFİCAN-ERZİNCAN hakkında olumlu dusunceler mevcut

Ettiği Teşekkür: 75
220 Mesajına 329 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

YILDIZ BABA,
Ne derya ya yük eğle perişan eğle nede damlaya yükü ve mülk ver.Bilesin ki taşıyanda sürünende batan da çıkan da o dur...O nedir sual edersen sendedir bendedir.Derya bize uzak damla kadar biz gibi.Biz olanlar o olur o,olmaz ise nice bir haldır.
derya katreyi(damla)arar durur.Damlada derya yı bilesin.hiç kimse kimseden habersiz,vakitsiz ve mekansız değil.Bu arayış ismet ve vecitte gitmek ve çoşa gelip özü seyretmek içindir.Tefekkür eğledi alem kendinden hakk mucizesi olmadan bil-i bildi kelamıdır bulmacanın içi dışı.Derya katre birlemedir Bir olmayanın imanı olmaz. Vahidi ve sameti Zülfikar ile ikileyip çatallı Kılınç olup simgeledi


Konu HURUFİCAN-ERZİNCAN tarafından (05.01.2017 Saat 20:16 ) değiştirilmiştir.
HURUFİCAN-ERZİNCAN Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
HURUFİCAN-ERZİNCAN Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
yıldızbaba (23.11.2015)
Alt 23.11.2015, 02:53   #23
Yazar
yıldızbaba
Forum Katılımcısı
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 17.03.2008
Mesajlar: 204
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: -95
yıldızbaba pek olumlu bakılan bir üye değil

Ettiği Teşekkür: 186
135 Mesajına 216 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Hak Yol literatörü ve terminolojisi derinliğine ve özüne uygun kavranılmadıkça, Hak Yol inancının öğrenilip bilince çıkarılması zor olur.
Bereket kelimesi de Hak Yol terminolojisinde önemli bir sözdür.
Bereket kelimesi Kürtçe ''Beref'' ve ''Ber hev ket'' kelimelerinden gelir.
Beref kelimesinin Türkçesi; toplama demektir.
''Berhevket'' kelimesinin Türkçe karşılığı toplanan çoğalan şeylerin biriktirilip yığılması demektir.
Burada biriktirme çabası bir eylemle bir hareketle bir emekle olur.
Bereket Hakkın eylemidir.
Bu nedenle değerlidir.
Biriktirme eyleminin hareketi iştir.
Fizikte iş: Bir kütleyi bir noktadan başka bir noktaya taşıyan enerjidir.
Rısk biriktirmede bu enerjinin kaynağı insan gücüdür.
İnsan gücünü harekete geçiren Xızır'dır.
Xızır hareketin piridir.
Zor anlarda en zor hareket Xızır'dan beklenir.
Xızır bu nedenle yardımcıdır.
İktisatta rısk birikimi eylemini gerçekleştiren güce insan emeği denir.
Rıza ekonomisinde Bereket olmayan hiç bir olgu rısk değildir.
Rısk; içinde insan emeği olduğu için rıza lokmasıdır.
Rızasız lokma asla olmaz.
Derya toplumunda rızasız lokma namet olmayacağından rıza şehrinde sömürü yoktur.
Çünkü tüketim insanın en temel hakkının ilkidir.
Diğer haklar bundan sonra gelir.
İnsanın temel eğilimi ve eylemi tüketim yönlüdür.
Tüketim esas olmasaydı hiç bir haktan bahsedilmezdi.
Çünkü her özdek tükettiği için bereketlenir.
Tüketim öz olarak bereketin soyutlanışıdır.
Eza düzeninde yaşam, üretim için derya düzeninde yaşam tüketim içindir.
Yaşam bu nedenle berekettir.
Bereket yoksa üretmenin ve yaşamanın ne anlamı kalır.
Her enerjinin nihai kaynağı güneş enerjisidir.
Alevi hinterlandının ismi Altın hilal ise soy ismi Güneş ülkesidir.
Zaten her özdek özünde nur bereketli yani birikmiş yığışmış Güneş enerjisi değil mi?
Her yıldızın şavkında bereket vardır.
İnsanın tek mülkü gökteki yıldızıdır.

Güneşin çocukları olduğumuz için bereket emeğimizin özündedir.
Bereketli olana aşk olsun.

yıldızbaba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
yıldızbaba Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
Amistofes (23.11.2015)
Alt 30.11.2015, 17:44   #24
Yazar
HURUFİCAN-ERZİNCAN
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 05.08.2008
Mesajlar: 492
Memleket: OUT OF TURKEY
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 44
İtibar Puanı: 210
HURUFİCAN-ERZİNCAN hakkında olumlu dusunceler mevcutHURUFİCAN-ERZİNCAN hakkında olumlu dusunceler mevcutHURUFİCAN-ERZİNCAN hakkında olumlu dusunceler mevcut

Ettiği Teşekkür: 75
220 Mesajına 329 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

hak yol inancı yada derya toplumu adına;
Doğa, toplumu Cem edendir. Tabiat evren cemin aslı astarıdır.Doğaya evrene uygun davranma aklın gereği olmakla birlikte, asılda kendine uygun davranmaktır.Teorik ve pratikte doğa sayesinde bilgilenen insan yine buradan beslenerek erdemleşir büyür ve çeşitli biçim şekil simge yaratır.


Konu HURUFİCAN-ERZİNCAN tarafından (05.01.2017 Saat 20:09 ) değiştirilmiştir.
HURUFİCAN-ERZİNCAN Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
HURUFİCAN-ERZİNCAN Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
yıldızbaba (30.11.2015)
Alt 30.11.2015, 22:23   #25
Yazar
yıldızbaba
Forum Katılımcısı
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 17.03.2008
Mesajlar: 204
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: -95
yıldızbaba pek olumlu bakılan bir üye değil

Ettiği Teşekkür: 186
135 Mesajına 216 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Derya toplumunun önemli ritüellerinden biri olan tarik çıkarma ve tarik kaldırma duası konusunda kendimi yeterli görmediğimden, ocak soylu cem erkanı yürütmüş pirlerden bilgisi olan birinin açıklama yapmasına ihtiyacım var.
Çünkü bu konu ile ilgili duyumlarım yeterli değil.
Var olanları yazsam bile tam emin olmadığım gibi bir yorum yapmanında zorluğunu çekiyorum.
Kızılbaş Alevilerde tarik indirme ve kaldırma duası ile Bektaşi süreğindeki Pençeyi Ali aba arasında kurduğum bağlantıyı kendimde yeterli görmüyorum.
Mümkünse bir Baba Mansur piri ile bir Bektaşi dedesinin beyanlarını görmek istiyorum.
Başvurduğum bir kaç pir oldu.
Ama onlarda benim durumda.
Aşk ile.


Konu yıldızbaba tarafından (30.11.2015 Saat 22:35 ) değiştirilmiştir.
yıldızbaba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
yıldızbaba Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
aris (03.12.2015)
Alt 01.12.2015, 20:24   #26
Yazar
yıldızbaba
Forum Katılımcısı
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 17.03.2008
Mesajlar: 204
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: -95
yıldızbaba pek olumlu bakılan bir üye değil

Ettiği Teşekkür: 186
135 Mesajına 216 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Konuyla ilgili görüş bildiren yok.
Kısaca üstünü açmam belki ön açıcı olur.
1- Xude Tealla (tarik indirilirken)
2- Hak tealla (tarik kaldırılırken)
İkisinde ''tealla'' sözü geçer.
Tealla en uzak yücelik manasındadır.
Kürtçede Ta veya Te ön takıları en uzak veya en uç ya da başı veya sonu ifade eder.
Ala kelimesi de yüce anlamdadır.
Xude tealla; doğuştan gelen en yüce
Hak tealla; en yücelen manasındadır.
Tarik yerine şelpe yi esas alan sürekler de bu iki kavram dua, nasıl ve cem'in hangi aşamasında söylenir?
Bu ritüelin cemdeki anlam ve önemi nedir?
Bu kısa açıklamadan sonra pir ve dedelerin yorum ve açıklamaları önemlidir.
Çünkü cem de dua edenler onlardır.
Hangi hal durum ve aşamada ne maksatla bu duaların okunduğu konusunda yetkin olanlar pirler ve dedeler olduğundan bizim fazla bir şey söyleme veya farklı bir yorum yapmamız doğru değildir.
Bilen gelsin işte meydan.


Konu yıldızbaba tarafından (01.12.2015 Saat 20:28 ) değiştirilmiştir.
yıldızbaba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
yıldızbaba Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
Amistofes (01.12.2015), aris (03.12.2015)
Alt 01.12.2015, 21:45   #27
Yazar
Ferhat Güneyli
Kontrollü Üye
 
Ferhat Güneyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 30.03.2015
Mesajlar: 481
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: 304
Ferhat Güneyli sevilen bir üyeFerhat Güneyli sevilen bir üyeFerhat Güneyli sevilen bir üyeFerhat Güneyli sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 452
249 Mesajına 425 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Sayin Yildizbaba,

Önemli bir ritüel konusunda bilgilenme, bilgilendirme kapisi actiniz. "Bilen gelsin, iste meydan" deyince, akan sular durur; actiginiz kapiyi siz kapatmis oluyorsunuz; bu söz tarikat makamina degil, seriat makamina söylenmistir, burada seriat makamini Tarik ile ilgilendirecek biri cikamaz, bu cahillik olur. Bu da demektir ki actiginiz kapiyi kapatiyorsunuz.

Dede makaminin verecegi bilgiler esastir, cagiriniz yerinde. Bununla birlikte, muhabbete yol verilsin niyetiyle talip yandan sunlar söylenebilir sanirim, ki söylemek istiyorum:

"Tarik çıkarma ve tarik kaldırma" deyimleri dergahimizda kullanilmiyor. Kullanan dergahlar, ocaklar oldugu anlasiliyor ki siz bu deyim ile muhabbeti acriniz, eyvallah.

Tarik vurma, pence vurma deriz bizim orada. Gercekten de post, tarigi vurur. Asa ile vuruluyor. Dizlere vurulur. Vuran, postun sahibi, vurulan Yol'un hatalisidir. Tarik yalnizca hata vukuunda talibe vurulmaz, talibin pirine de vurulur. Mürsit ocagi evladina da Tarik vuruldugu bu meydanda zikredilir; Yol kusuru olan Tariktan gecmektedir. Tarik'in bizcesi, nefsin Yol yüküyle acilandirilmasi, ceremelendirilmesi, sitemlendirilmesidir. Amac, hata edeni nefsiyle birlikte Yol terbiyesine erdirmektir. (cezalandirmak deyimi bizde yasaktir, ceza eza ile olanaklidir cünkü) Tarik'in dizleri acilandirdigi Kabul edilir sembolik olarak. Aci verecek bicimde asa cana vurulamaz, sembolik olarak dizlere dokundurulur ve sayisina o saniyede postta oturan ulu kim ise o karar verir. Postta pirin bulunmasi gerekmiyor, vekilligini almis olan cemin ulusu kim ise mühür ondadir, karari cemaate de danisarak (gerek görürse danisabilir) postun ulusu aciklar ve derhal o meydanda Tarik erkani yerine getirilir.

Tariktan gecen can, hatasinin yükünü almis, yükümüne katlanmis ve hükme beli demistir. Ikrari yeni kabul edilir, makamina iade edilir, bir zaman da ahdine, sadakatine bakilir. Sadaketi takip eden halktir. Hatasini sürdüremez, sürdürdügüne sahadet edilirse ilk görgü ceminde dara cekilir. Amac nefsin kontrolü, kisinin kemale ermesi ve erenler katina yükselmesi, ruh bakimdan yücelmesi, pratikte erdemli bir sahsiyet düzeyine varmasidir.

Tarik ya da pence bizde kesin yargi, örnegin düskünlük yargisi verme kurumu degildir. Bir uygulama kapisi, icra kapisidir. Yargi (sorgulamadan, görgüden sonra) postun yetkisindedir.

Ferhat Güneyli Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Ferhat Güneyli Kullanıcısına bu mesajı için 3 üye teşekkür etti:
Amistofes (01.12.2015), aris (03.12.2015), yıldızbaba (01.12.2015)
Alt 02.12.2015, 02:40   #28
Yazar
yıldızbaba
Forum Katılımcısı
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 17.03.2008
Mesajlar: 204
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: -95
yıldızbaba pek olumlu bakılan bir üye değil

Ettiği Teşekkür: 186
135 Mesajına 216 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
Ferhat Güneyli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Sayin Yildizbaba,

Önemli bir ritüel konusunda bilgilenme, bilgilendirme kapisi actiniz. "Bilen gelsin, iste meydan" deyince, akan sular durur; actiginiz kapiyi siz kapatmis oluyorsunuz; bu söz tarikat makamina degil, seriat makamina söylenmistir, burada seriat makamini Tarik ile ilgilendirecek biri cikamaz, bu cahillik olur. Bu da demektir ki actiginiz kapiyi kapatiyorsunuz.

Dede makaminin verecegi bilgiler esastir, cagiriniz yerinde. Bununla birlikte, muhabbete yol verilsin niyetiyle talip yandan sunlar söylenebilir sanirim, ki söylemek istiyorum:

"Tarik çıkarma ve tarik kaldırma" deyimleri dergahimizda kullanilmiyor. Kullanan dergahlar, ocaklar oldugu anlasiliyor ki siz bu deyim ile muhabbeti acriniz, eyvallah.

Tarik vurma, pence vurma deriz bizim orada. Gercekten de post, tarigi vurur. Asa ile vuruluyor. Dizlere vurulur. Vuran, postun sahibi, vurulan Yol'un hatalisidir. Tarik yalnizca hata vukuunda talibe vurulmaz, talibin pirine de vurulur. Mürsit ocagi evladina da Tarik vuruldugu bu meydanda zikredilir; Yol kusuru olan Tariktan gecmektedir. Tarik'in bizcesi, nefsin Yol yüküyle acilandirilmasi, ceremelendirilmesi, sitemlendirilmesidir. Amac, hata edeni nefsiyle birlikte Yol terbiyesine erdirmektir. (cezalandirmak deyimi bizde yasaktir, ceza eza ile olanaklidir cünkü) Tarik'in dizleri acilandirdigi Kabul edilir sembolik olarak. Aci verecek bicimde asa cana vurulamaz, sembolik olarak dizlere dokundurulur ve sayisina o saniyede postta oturan ulu kim ise o karar verir. Postta pirin bulunmasi gerekmiyor, vekilligini almis olan cemin ulusu kim ise mühür ondadir, karari cemaate de danisarak (gerek görürse danisabilir) postun ulusu aciklar ve derhal o meydanda Tarik erkani yerine getirilir.

Tariktan geçen can, hatasinin yükünü almis, yükümüne katlanmis ve hükme beli demistir. Ikrari yeni kabul edilir, makamina iade edilir, bir zaman da ahdine, sadakatine bakilir. Sadaketi takip eden halktir. Hatasini sürdüremez, sürdürdügüne sahadet edilirse ilk görgü ceminde dara cekilir. Amac nefsin kontrolü, kisinin kemale ermesi ve erenler katina yükselmesi, ruh bakimdan yücelmesi, pratikte erdemli bir sahsiyet düzeyine varmasidir.

Tarik ya da pence bizde kesin yargi, örnegin düskünlük yargisi verme kurumu degildir. Bir uygulama kapisi, icra kapisidir. Yargi (sorgulamadan, görgüden sonra) postun yetkisindedir.
Sayın Ferhat:
Yazımın son cümlesi: Haklı olarak tepkini çekti.
Aslında öyle meydan okumak gibi bir maksadım yok.
Çünkü bu konuda yeterli duyum ve bilgilerimin olmadığını üstte açıklamıştım. Bu açıklamaya dikkat edersen, bu konuda meydan okuyacak bir bilgimin olmadığını fark etmeliydin.
Ayrıca dua konusunda bilsem dahi bunun haddim olmadığını bu nedenle pirlere dedelere havale ettiğimi de açıkladım.
O son cümle ile bilgiçlik taslama gayemin olmadığını anlamalıydın.
Ama o cümleyi kullanmamın nedeni; meydanın tarikle açılacağını belirtmek içindi.
Söz maksadı aşmış gözüküyor.
Sanırım anlaşıldım.
Sermoniyi detaylarıyla bilmediğim için bendeki duyuma dayalı verilerde kopuklukların olması kaçınılmaz.
Ama Tarık indirildiğinde tamamını bilmediğim duanın içinde ''Bilen gelsin işte meydan''cümlesi geçer.
Hatta bu cümlenin geçtiği bir beyit var.
Ben o beyiti de tam olark bilmiyorum.
Kimin tarafından söylendiğini de bilmiyorum.
Belki Amistofes o beyiti kendi arşivini karıştırarak bulursa işimiz kolaylaşır. Fakat bu konuyu açtığıma şimdi senin adına seviniyorum.
En azından bir cevheri dillendirmiş oldun.
''Tarikle dize dokunma'' cümlesini bir cevher gibi gönlünden çıkarıp ortaya koydun.
Bunun ''değdi değmedi'' gibi bir esprisinin olduğunu da belki duymuşsun. Demek ki kazındığında hepimizin toplumsal hafızadan payidar olduğumuz cevherlerimiz ortaya çıkıyor.
Bilinç altı bilince çıkarak kendini hatırlatıyor.
Ama Pençeyi Ali aba konusunun tarikle bağlantısı bende berrak değil. Kürtçede diz kelimesi çok veya jüni olarak söylenir.
Cemlerde ikisi birlikte de söylenir. ''Ser çok u jüniyan (diz üstü yaklaşarak) bendar olunur.
Anneme sordum: Taliplerin çok u jüni üstünde bendar olup kelle kestiğini söyledi.
İlk kitabımda çocukluğumda katıldığım bir Cem i anlatırken ailece huzura böyle vardığımızı ayrıntılı anlatmıştım.
Tarikın dize değdirilmesi cümleni bu nedenle önemsiyor ve cevher değerde görüyorum.
Annem bu akşam tekerleme bir söz söyledi:''Dar ser helkı kokan, Can ser çoku Jüniyan ra dibi:
Bu ritüelin ayrıca bir mahremiyeti de var.
O ayrıntıyı bildiğinizi düşündüğümden açık yazma gereği duymuyorum.
Sırrın farş edilmeyeni olduğundan.
Hak Yol'una ser çoku jüniyan kalkılır.
Bir cevheri sende yakalamış oldum.
İşte bu nedenle son cümle olarak yine yazıyorum.
Bilen gelsin işte meydan :
Herhalde maksadım anlaşıldı.

yıldızbaba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
yıldızbaba Kullanıcısına bu mesajı için 3 üye teşekkür etti:
Amistofes (02.12.2015), aris (03.12.2015), Ferhat Güneyli (02.12.2015)
Alt 02.12.2015, 03:28   #29
Yazar
yıldızbaba
Forum Katılımcısı
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 17.03.2008
Mesajlar: 204
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: -95
yıldızbaba pek olumlu bakılan bir üye değil

Ettiği Teşekkür: 186
135 Mesajına 216 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Ferhat Güneyli tarik kullanılan sürekten değil Pençe i Ali aba kullanan sürekten bir talip olsa gerek.
Bu nedenle tarik işlevi ile gözcü Çokanı arasında bir işlev farkı var.
Aslında dizi dövme tarikten çok Çokanla yapılır.
Çokan çataldır .
Zülfükar dillidir.
Ama bazen birini diğerinin yerine kullananların olduğu söylenir.
Aslında biçimsel ritüelleri pek önemsemem.
Ama rütüel bir normun gereğiyse biçimsellik tali kalır.
Biçim olan norm olur.
Sanıyorum ki Ferhat da konuya benim gibi tam hakim olmadığından içsel bağlantılarda zorlanıyor.
Bu durumda ikimizinde kenara çekilip uygulama yetkinliği olan Pirler ve dedelere kulak kesilmemiz gerekir.
Çünkü konu dua kaynaklı olmakla sözün pir ve dedelerde olmasını gerektirir.
Pir sözü dediğimiz şey böylesi durumlarda öne çıkar.
Eğer onlar vakıf olmadığımız donelerle bir açıklama yapacak olurlarsa o zaman yorumlarımızda daha cüretkâr olabiliriz.
Bu nedenle konuya ilgi duyan talipler kendi çevrelerinde pirlere sorsalar daha arı duru verilerle konu hem derinlik hemde berraklık kazanır.

yıldızbaba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
yıldızbaba Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
Ferhat Güneyli (02.12.2015)
Alt 02.12.2015, 03:59   #30
Yazar
yıldızbaba
Forum Katılımcısı
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 17.03.2008
Mesajlar: 204
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: -95
yıldızbaba pek olumlu bakılan bir üye değil

Ettiği Teşekkür: 186
135 Mesajına 216 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Biz yazdıkça konu genleşiyor.
Genleştikçe ayrıntı, ayrıntı olmaktan çıkıp eksen oluyor.
Gerçekliğin çoğu ayrıntıda olsa da ana temayı ayrıntıya düşürmemeye özen göstermek gerekir.
Bu nedenle ana temanın tarikten çok tarikle ilgili duadadır.
Ben sadece bu duada geçen ön söz ve son sözlerin anlaşılması maksadıyla yazdım. Bunları bir daha hatırlatmakta yarar var.
1.Xude Tealla
2.Hék Tealla.

Günlük konuşmada çok sık kullandığımız ''Peki'' veya ''pekâlâ'' sözcükleri ''Pak'' kelimesiyle ''Tealla'' kelimesinin kaynaştırılmasından türetilmiştir .
PAK ve ÂLÂ kelimeleri eski Türkçe'ye ''Pek âlâ'' yeni Türkçeye'de ''peki'' şeklinde girmiştir.
Eskiden günlük yaşamda çok sık kullandığımız Hak taalla sözü yeni nesil arasında hiç kullanılmıyor.
Bunun yerini Sünni inanç kavramları işgal etmiş.
Kızılbaş Aleviler bu nedenle neredeyse kelamsız, sözsüz, ve giderek dilsiz kalacaklar. Söz dostluğun en güçlü bağıdır.
Bu bağ güçlenmeden derya toplumu kurulmaz.

yıldızbaba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
yıldızbaba Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
aris (03.12.2015), Ferhat Güneyli (02.12.2015)
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 09:25.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica