Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Kültür-Sanat > Edebiyat

Edebiyat Edebi yazılar, şiirler, sizin şiirleriniz, edebiyat tartışmaları

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 04.08.2006, 13:25   #21
Yazar
deniz
Forum Katılımcısı
 
deniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 24.06.2006
Bulunduğu yer: ANKARA
Mesajlar: 190
Memleket: MALATYA
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 46
İtibar Puanı: 40
deniz iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 62
50 Mesajına 75 Kere Teşekkür Edlidi


Standart Vuslata Kalsin

Heyhat
yeniden
ıskaladın
vuslatı!

Şimdi eğersiz atlar gibi özgür
ve lanetli bir keder gibi
uzak
yağmurda...

Çok dost olmasan,
çok olmazdı düşmanların da...

Çok galip gelmek istemesen,
kim bilir böyle çok yenilmeyecektin.

Çok gülmesen belki bir zaman,
böyle öç almazdı hayat;
ağlamazdın
çok...

çok sevmesen,
çok özlemezdin.

çok görmesen, bilmezdin;
çok bilmesen çok acıtmazdı hayat...

Çok gitmesin yollar;
upuzun yollara,
böyle çok olmazdı dönüşün...

Bana öyle uzak durmasan,
sana böyle yakın olmazdım.

Yanmasam,
kül
kalmazdım...

Şehvetin türküsü vuslata kalsın!

II

Uçurumlar eskisin, bırak
ve şehvetin türküsü vuslata kalsın
ki bu başıbozuk uğultuda mağlup sesim
sesine varsın...

Seni bana uzak kılan bu ıssız
ve derin uçurumlar...
Uçurumlar utansın!

III

Ama diner şehvet;
bir gün aşınır vuslat da.
Bir okyanusa baka baka kalırız palamarlarda;
kalırız, kuytularda... Sanki bir yalnız karınca
karınca kalırız
solgun güz bahçelerine aşklar varınca...

Ey kırık dal parçaları
uzak
yağmurda,
şahvetin türküsü vuslata kalır
ve yiter... Ve her hikaye biter;
herkes yangınından külüne döner.
Bir ihanettir ten bedende:
Çekip gider...Çekip gider!

Sonra kırık dal parçaları
uzak, yağmurda
bize benzerler...

IV

Hıçkırıkların
kuytuluklara,

sevincin
kahrına,

dönüşün
yıllara kurban!

Kalbin
kabrine,

dostluğun
pusulara,

yenilgin
umuda kurban!

Özlemim,
özlemine kurban yar,
yangınım şimdi ben.

/ Yangınım,
bir kibrit çöpüne kurban!/

deniz Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 04.08.2006, 14:37   #22
Yazar
Alina
Y A S A K L I ! ! !
 
Alina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 28.06.2006
Bulunduğu yer: ne yerdeyim ne gökte beni sorar isen herkesin gönlünden yer alan hak aşığıyım
Mesajlar: 646
Memleket: OUT OF TURKEY
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: 48
Alina iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 0
39 Mesajına 59 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

KENDİNE BENİM İÇİN BİR GÜL VER


sensizlikle flört etmeyi sen değil
sensizlik bilir
sesi ses/sensizliği sensizlik bilir

korkma, sana aşkı öğretmeyen kendinin
ellerinden tuk!
çok ağrımış kendinin, siyah
ve ayaz kendinin
hep avuttuğum düşler için bana bir gül ver...
*
bak, palandöken dağlarında karlar erimiş
teknelerde kol kola bahar sulara inmiş
dağlar için, sular için bana bir gül ver
bir gül ver söküldüğüm günler için

-ve önce kendinin ellerinden tut!-
*
kendimin ellerinden tutunca
içimden nehirler gibi akmak geliyor
yollara çıkmak, yolculuklara bakmak geliyor
geberesiye içip salaş meyhanelerde
buralardan böyle ceketsiz kaçmak geliyor

tutunca kendimin ellerinden
pusulasız gemilerde yatmak
yaşlı ve şefkatli bir azizenin koynunda
sabaha dek kıpırtısız susmak geliyor

sevgilim, iyi insan, tutunca ellerimden
ömrümün içinden akmak geliyor...
*
sessizlik sensizliği ezbere bilir
sensizlik her şeyi bilir...

korkma, sana aşkı öğretmeyen kendinin
ellerinden tut!
sonra bana aşkı öğretmeyen kendimin
ellerinden;

bak, yıllarım sırılsıklam yağmurlar giymiş
günlerin avlusuna yeni yeni çocuklar inmiş
dağlar için, sular için bana bir gül ver
avuttuğum düşler için bana bir gül ver
bir
gül
pusulasız gemiler, sökülmüş günler için...
*
ben bütün yeşillerimi inatçı ayazlara çaldırdım
sen kendinin ellerinden tut
ve kendine benim

Alina Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 09.08.2006, 01:13   #23
Yazar
parka
Forumu İyi Bilen
 
parka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2006
Bulunduğu yer: Almanya
Mesajlar: 337
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 49
İtibar Puanı: 191
parka hakkında olumlu dusunceler mevcutparka hakkında olumlu dusunceler mevcut

Ettiği Teşekkür: 0
27 Mesajına 43 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Her seyi cürütür zaman

Her şeyi Çürütür Zaman…
Pazartesi, 26 Haziran 2006 - (20:27)
Yılmaz Odabaşı

Kalplerimizin kuytu yerlerinde bize özel sığınaklar vardır; o sığınakların gündemleri, gündelik hayatın hayhuyundaki vasat gündemlerle örtüşmez. Orada bazen buruk, ağlamaklı, bazen de kasırgalar gibi dolaşır durur düşlerimiz...

Kalplerimizdeki düşleri, özlemleri üşüttüğümüzde, ateşi bilincimizi sarar ve o ateş, giderek içimizin sokaklarında bir kaos başlatıp iç barışımızı bozar.

O zaman ya düşlerimizin iniltilerini teskin edip o ateşi düşürmemiz veya hep acıyan, hep acıtan o ateşle ve içimizin sokaklarındaki tedirgin sorularla yaşamaya alışmamız gerekir.

Çünkü düş oldukça peşi sıra insandır; çünkü en çok düşlerimizin bize hesap sormaya hakkı vardır. Sonra hep kalplerinizin kuytu yerlerindeki sığınaklarda kendimize telkin ve terapi seanslarıyla bekleriz…

Bekleriz… İnsanı, aşkı, olmayı, onarılmayı ve zamanın açtığı yaraları yine zamanın sarmasını bekleriz. Düşlerimizin başucunda bir tüfek gibi dikilerek bekleriz. Küçük nehirlere burun kıvırır ve hep okyanuslara ait olduğumuza inanırız…

Düşüp kaldığımız ya da itilip unutulduğumuz derin, karanlık kuyularda sabırsız bir acıyla beklerken, küçük sevinçler, küçük yolculuklar hep bir kenarda durur, hep erteleriz… O kitabı sonra okuyacak, akşam yürüyüşlerine sonra çıkacağızdır; şu işimiz de bitsin, filancalar da gelip gitsindir, zaman olacaktır.

Her şey, her şey yoluna girdiğinde yapılacak, söyleyeceklerimizi bile sonra söylenecektir…

Derken zaman, yani o büyük ve gizemli güç, hayatın düşlerimizin gerisindeki kırıntılar olduğunu anlatır bize. Belki okyanuslara gider, kasırgalarla boğuşur, ama bir damlaya yenilip döneriz ve zamanın, hep ertelediğiniz ne çok şeyi nasıl öğüttüğünü, küçümsediğimiz nehirleri nasıl kuruttuğunu; ihmal ettiğimiz küçük sevinçleri, sevgileri nasıl soldurduğunu, ileride, bir gün yürümeyi düşündüğünüz ıssız yollara devasa binaların inşa edildiğini fark ederiz.,

Tıpkı bir İspanyol atasözünde olduğu gibi,“Don Kişot olmaya giderken, evimize bir Şanso Panço olarak dönmek”le kalmayıp, gün gelir burun kıvırdığımız o küçük şeyleri de büsbütün avuçlarımızdan kayıp gittiğini anlarız.

Çünkü avuçlarına bırakılan bütün dostlukları, sevgileri çürütür zaman. Çünkü zamana rüşvet veremezsiniz, kendinizi ikna etseniz de zamanı edemezsiniz. Bir düşünür,”Sevginiz ya da dostluğunuz zaman ve uzaklıkla sınırlı ise o yok demektir,” diyordu…

Yaşadığımız gezegen milenyumu kutlarken, ben ise o tarihte“düşünce suçu” mahkumiyetlerimin bir yenisi için bir cezaevindeydim. Diktörtgen bir gökyüzünün altında ikinci baharımdı. Yirmili yaşlarında siyasal suçlardan mahkum olmuş altı yedi kişiyle birlikte kalıyordum. Koğuşumuzun havalandırmasında taş duvarlar ve bir de basketbol potası, dışarıda ise kışkırtıcı bir bahar vardı.

O bahar, koğuş pencerelerinin tam karşısındaki avlunun taş duvarlarına boydan boya sarmaşık ekmeye karar verip, ceplerine üç beş sıkıştırdığım gardiyanlara rica minnet poşetler dolusu toprak getirttik. Duvarın dibine yığdığımız toprağa geniş suntalarla çevreledikten sonra o sarmaşık tohumları ektik.

Birkaç ayda gelişip uzayan sarmaşıklar, havalandırma duvarında çivilere çaktıığımız iplere boylu boyunca sarılmakla kalmayıp, kimileri duvarları aşarak dışarıya göz kırpmaya başladılar.

Ancak koğuştakiler, şarmaşıklar yüzünden basketbol oynayamıyor ve o bana arada bir tedirgin bir sesle:“Top oynayabilsek çok iyi olurdu hani,” demekle yetiniyorlardı. Yeni bir sonbahar geliyordu ve bütün kışı tabut gibi daracık bir koğuşta balık istifi geçirecektik. Bu yüzden bir tercih yapmak zorundaydık.

Bir gün ranzalarına uzanmış koğuş arkadaşlarıma dönüp,”Sarmaşıkları artık sökebiliriz,” dedim… Onlar ranzalarından sıçrayıp sevinçle avluya yöneldiklerinde, ben o infazı görmemek için cezaevi kütüphanesine gittim. Bir saat kadar sonra döndüğümde, koğuştakiler sarmaşıkları yolup toprağıyla birlikte bir köşeye istif etmiş, keyifle top oynuyorlardı. Beni görünce bir an duraksayıp yüzüme mahcup bir ifadeyle baktıklarında: ”Sorun değil çocuklar, kışın nasılsa kuruyacaklardı,”dedim...

Onlar oyunlarını sürdürürken,ben ise sarmaşıkların bir köşede büzüşüp kalmış cesetlerine burkularak bakarken, küçük, siyah tohumları dikkatimi çekti. O tutsak ve ölü sarmaşıklar, gövdelerinde bıraktıkları tohumları atıldıkları yerden bana bir vasiyet gibi sunuyorlardı sanki...

Tohumları bir kalem kutusuna bırakırken, onları bir gün, dışarıda diledikleri gibi büyüyebilecekleri bir alana ekeceğime dair kendi kendime söz verdim…

Zaman geçti, içeriden çıktım.Sonra üç yıl oturduğum evlerin hiçbiri o sarmaşık tohumlarını ekmeme uygun olmadı. Fakat arada bir o kalem kutusunu açıp bakıyor, onlara dokunuyor ve bir gün her bir tohumun bir evin duvarlarını nasıl boylu boyunca saracağını düşlüyordum…

Dördüncü yıl taşındığım müstakil evde bir ilkbahar, o tohumları evimin duvarının ön cephesindeki toprağa ektim.Üç günde bir sulayıp sabırla bekledim… Bekledim, fakat iki hafta kadar hiçbirinin filizleri bile görünmeyince, dört yıl sakladığım o tohumlarının artık çürüdüklerini anladım…

Şimdiyse dönüp geriye, upuzun yıllara baktığımda; aşklar vardı, dostlar vardı, gidilecekti diyorum…Söyleyeceklerim aklımın, yazacaklarım kalemimin ucundaydı; hepsi kalbimin ve zamanın avuçlarından nasıl da kayıp gittiler…

Gittiler…O dostlar, şimdi artık öyle çok görmek istediğim dostlar değil… Eskiden okumayı tasarladığım bazı kitaplar artık okumayacaklarım, o yıllar yapmak istediklerim şimdi yapmayacaklarım ye da yapmak istemeyeceklerim… Mesela, eskiden kalabalık olmak isterken, şimdi yalnız kalmayı yeğliyorum. Beğenilerim, tutkularım, rüyalalarım –bile- değişmiş...

Oysa tam sorunlarımı çözdüm, işte oturdum ve artık gidebilirim derken, bir baktım ki artık gitmek istediğim pek fazla yer kalmamış işte…

Bu yüzden, siz olun, tutkularınızı, düşlerinizi, sevgilerinizi ve yolculuklarınızı ertelemeyin; çünkü çürürler… Çünkü dokunduğu her şeyi çürütür zaman…

Her şeyi çürütür zaman…

parka Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 10.08.2006, 20:06   #24
Yazar
deniz
Forum Katılımcısı
 
deniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 24.06.2006
Bulunduğu yer: ANKARA
Mesajlar: 190
Memleket: MALATYA
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 46
İtibar Puanı: 40
deniz iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 62
50 Mesajına 75 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Savrul Gel

" eksikliğim çoktur ben de bilirim
eksiklikle kabul eyle gel beni"
-Pir Sultan-


I

ılıklığımı seriyorum gökyüzü çıplaklığına bölüş gel
dola gel saçlarını sabahlarıma
iner yol, sokulur gece uykularına bozkırların
yolları ve uykuları tüket gel a gülüm savrul gel
soluğuna sarıl rüzgarlarımın

II

beni böyle darmadağın uykularda buluyorsun
üşüyorum sarıyor, seviyorum gülüyorsun
beni böyle temmuz sabahlarına dolayıp gülüşünle
gölgelere
gölgelere koyverip gidiyorsun

dön de gel a gülüm sırılsıklam sevdalara dol da gel!

III

şu benim yosunsuz, kumsalsız kıyısızlığım
ak da gel
ak da gel!

darmadağın akşamlarda umutlar bulacaksın
sırılsıklam hüzünlerde öksüz sevinçler
karanlığı tüket a gülüm umutları topla gel...

deniz Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 11.08.2006, 12:01   #25
Yazar
Alina
Y A S A K L I ! ! !
 
Alina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 28.06.2006
Bulunduğu yer: ne yerdeyim ne gökte beni sorar isen herkesin gönlünden yer alan hak aşığıyım
Mesajlar: 646
Memleket: OUT OF TURKEY
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: 48
Alina iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 0
39 Mesajına 59 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

CİZRE YOLUNDA GÜNEŞE BAKAN ASKER


kuşatılmışlığa kar yağıyordu
toprağın mayınlı şakağı ürkek
ve sabahın yeni renginde bir asker
cizre yolunda güneşe bakıyordu

herkes bir dünya konuşurken dilinin yordamıyla
en önce aşklar bitiyordu cizre yolunda
sonra cıgara paketleri ve sofralar
sonra mevsimler
çocuklar ergenliğe bitiyordu...

kar beyaz, bembeyazdı morarmanın dilini bilmiyordu
cizre'de havalar o gün ayazdı
neredeydi o alabalık sürüleri, turna katarı
nerede bulurduk çılgınlıklarla yonttuğumuz
ve karlar gibi eriyip yiten baharı

/cizre yolunda güneşe bakan asker sesini nerede bulur?/

özlemler biraz kalsın, bırak
bırak her özlem önüne bir yol bulur
sen de o fısıltıya savrulma asker
cizre ellerimize, hayat düşlerimize yeter..

Alina Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 16.08.2006, 23:46   #26
Yazar
deniz
Forum Katılımcısı
 
deniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 24.06.2006
Bulunduğu yer: ANKARA
Mesajlar: 190
Memleket: MALATYA
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 46
İtibar Puanı: 40
deniz iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 62
50 Mesajına 75 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Hayatin İvmesİnde

uç vermiş filizleriz
büyürüz,
dilleniriz

/biz olmaktan gelir güzelliğimiz!/

deniz Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 19.08.2006, 21:10   #27
Yazar
deniz
Forum Katılımcısı
 
deniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 24.06.2006
Bulunduğu yer: ANKARA
Mesajlar: 190
Memleket: MALATYA
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 46
İtibar Puanı: 40
deniz iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 62
50 Mesajına 75 Kere Teşekkür Edlidi
Standart UÇari Dİlİ Hasretİn

Çoktan beri düş

bir karartı çöküyor sevince ve yağmura
yarim, ışık kokulu gözlerin; sabırsızım ışığa
önce kendimi kendi sorgular yer yatağımda
ki akşam efkar dağıtır, efkar sebildir
hasretim o şarkılara...

çoktan beri hasret

uyusam yine gece uyanmanın seherinde
yarim, uzaklık ömrüm
uzaklık uçarı dili hasretin...


çoktan beri dağ

vah!
nasıl da dillendi çocukluğum o kuytularda
yumurtayı sıcak çalar, kümes kokardık
yasaklar taşırdık çerçi cüzdanlarına

/ülkem mi
o,
göçebe bir kimlik taşıyor daha.../

çoktan beri hınç

o da kuşatılmıştır
ve talan tebdil
sevmek ustalık işidir bu hudutlarda

çoktan beri kahır

kahır olalı belki
bizden arsızıyla görülmemiştir
ve tınmamış kimseyi bizim kadar

(bıyıklarımızı taramayı unuttuk
ama gülmeyi unutmadık)

yarim, sen yine yollara bak
kalan da, giden de yollardadır
gelen yollarda

ve çoktan beri ısrar
ısrar
yakın tut sesini uzaklara...

deniz Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 25.08.2006, 10:59   #28
Yazar
Alina
Y A S A K L I ! ! !
 
Alina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 28.06.2006
Bulunduğu yer: ne yerdeyim ne gökte beni sorar isen herkesin gönlünden yer alan hak aşığıyım
Mesajlar: 646
Memleket: OUT OF TURKEY
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: 48
Alina iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 0
39 Mesajına 59 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

KİRALIK KEDER


dicle kadar kurudum
ne sustum ne konuştum
çöplükte bir gül gibi

böyledir savruluşlar

ben yaktım yangınımı
ben inledim, ben izledim
ölüm, seni gözledim

ömrümde çırpınışlar

şimdi kim anlar beni
soğuk hayat, soğuk duvar
sıcak birşey özledim

kalmadı başlangıçlar
kalmadı başlangıçlar…

Alina Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 28.08.2006, 22:48   #29
Yazar
deniz
Forum Katılımcısı
 
deniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 24.06.2006
Bulunduğu yer: ANKARA
Mesajlar: 190
Memleket: MALATYA
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 46
İtibar Puanı: 40
deniz iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 62
50 Mesajına 75 Kere Teşekkür Edlidi
Standart TeĞet

Herkes kırılamaz;
bazen ipince bir dal olmak gerekir
kırılmak için:

Ama dünya kütüklerin...

Ağlayamaz herkes;
Ağlayabilecek kadar büyümek gerekir:

Dünya ise küçüklerin...

Sevemez herkes;
bir orman olmak gerekir sevmek için:

Bak ki dünya çöllerin...

Ve vakur bir damla olmak
dalga için.

Katılmak okyanusa aşk için, isyan için...

deniz Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 29.08.2006, 13:59   #30
Yazar
Alina
Y A S A K L I ! ! !
 
Alina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 28.06.2006
Bulunduğu yer: ne yerdeyim ne gökte beni sorar isen herkesin gönlünden yer alan hak aşığıyım
Mesajlar: 646
Memleket: OUT OF TURKEY
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: 48
Alina iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 0
39 Mesajına 59 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

YENİK SERÇE


I
yaban
ve asi
dağlara dağılan taylar gibi
ve yangın
gençliğinin alazında ışıltılı bıçaklar gibi

adana’da yollara dizilmiş garlarda
çığlık çığlığa peronlarda
çocuklar gibiydi gözleri

/adı nevin
şarap içer, rüzgâr giyerdi geceleyin.../
II
o, kanadı kırık bir kuştu
beyaza vurulmuştu
kimseler görmnedi bir başka renk sevdiğini
kimseler
görmedi kimseler kirlendiğini...

/adı nevin
hüzün kokar ve korkardı geceleyin.../
III
“kendini martılarla bir tutma” derdim; “senin kanatların yok. düşersin, yorulursun, beni koyup koyup gitme ne olursun!”*

o, kanadı kırık bir kuştu
gülümserken vurulmuştu
kimseler görmedi uçtuğunu
kimseler
görmedi kimseler öpüştüğünü...

/adı nevin
özlem tüter ve ç(ağlardı) geceleyin./
IV
“ışığın” diyordu: kırılıp düştüğü yerlerden geliyorum; karanlık kördü ve acımasız... ellerimle kırdım ben de kalan kanatlarımı; kanatlarımı kanatmaktan geliyorum...

V
o bir yenik serçeydi sıkılınca ağlamaya çıkardı. sonra da çift çıkardık; kar yağardı, biz dinlemez, çıkardık! o kentte bütün sokaklar biz yan yana yürümeyelim diye dar yapılmıştı, insanlar dar yapılmıştı, çıkardık!

kar durmazdı, üşüşürdü saçlarına ve hep bir şeylere ağlardı o karlı havalarda... avurtlarına çarpan kar taneleri, gözyaşlarının sıcaklığına çarpıp erirdi... erirdi... biz yan yana, yana yana... yana yana!

/o bir yenik serçeydi sıkılınca ağlamaya çıkardı
ben yürüsem bütün yollar ona çıkardı.../

VI
gitti... kanatları yüreğimdeydi
kalan, elimde minyatür bir kuş şimdi
yitirdim o aşkın kimliğini
hükümsüzdür...

/adı nevin,
ihaneti tutuşturduk bir sabahleyin

Alina Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 15:39.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica