Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Aleviler ve Alevilik > Alevi Araştırmaları

Alevi Araştırmaları Alevilik üzerine araştırmalar, teorik yazılar, düşünceler, incelemeler

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 13.12.2018, 22:57   #1
Yazar
Dede-baba
Forumla Bütünleşmiş
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 1.020
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 53
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 210
820 Mesajına 1.402 Kere Teşekkür Edlidi


Standart Tavasin- hallac-ı mansur

Degerli Canlar ,

TANRI-İNSAN Bütünlüğü ile ilgili olarak, Alevilerin en büyük Velilerinden olan,ve tasavvufun kurucuları arasında gösterilen, Hallac-ı Mansur'dan ve kitabı tavasin'den bahsetmek istiyorum... Kitap yaba yayıncılık tarafından yayımlanmış, günümüz Türkçe'sine çeviren ise Yasar GÜNENÇ... tarafından çevrilmiştir.


Hallac-ı Mansur: Asıl adı Ebu Muğis el Hüseyin bin Mansur el- Hallac, 857 yılında İran'ın Tur kasabasında doğdu. Tasavfufu eğitimi aldıktan sonra Huzistan'da, Tanrı'yla birleşme yolunu öğretmek için konuşmalar yaptı. Birçok yandaş topladı ama o kadar da düşman edindi. Kendisini yalancılıkla suçlamaları ve halkı alehine kışkırtmaları üzerine Horasana gitti. Orada 5 yıl kalıp görüşlerini yaydıktan sonra Bagdat a geldi. Müritleriyle birlikte Hacca gitti. Mekke'de onu büyücülük ile suçladılar. Daha sonra Hindistan ve Türkistana gitti. 902 yılında Mekke'ye geldi."Enel Hak= Ben Tanrıyım" demesi nedeniyle... Yakalanıp hapse atıldı.. " Mucizeler göstermek, Tanrı'nın gücünü ele geçirip kötü amaçla kullanmak, Tanrı ile insan arasında aşk bağlantısı kurulabileceğini öne sürmek," ölüm cezasının nedenleri olarak gösterildi. Mansur 9 yıllık hapis hayatı süresince: "Ta Sin el- Azal", "Mirac" adlı eserlerini yazdı.

Mansur'u önce, astılar... Başını kesip bedeninden ayırdılar... Bedenini yaktılar... ve küllerini Dicle nehrine attılar. İdam sırasında büyük bir ayaklanma oldu güç bir şekilde bastırıldı...

Ancak Mansur birçok tefekkür ehline ilham kaynağı oldu... feridüddin Attar "Bisername" adlı eserinde: " Hallac'ın gönlüne düşen ateş, benimde yaşamıma düştü"
demiştir.

Mevlana, Yunus Emre, Nesimi, Pir Sultan Abdal, Kaygusuz Abdal onun takipcileridir...


Şimdidi size Hallac-ı Mansur'un Eseri Olan Ta-Sin bir bölüm sunmak istiyorum... (Hz. Muhammed ve Allah arasındaki ilişki)

" Bir ışık çıktı, Görünmez'in Nur'undan. Çıktı ve geri dönerek diğer ışıklara egemen oldu. Bir aydı o; diğer ayların içinde ışık saçarak kendini açığa vuran, ayların sultanıydı. Evi, göğün en yüce katında bir yıldız. Tanrı onu "okumaz yazmaz" diye adlandırdı; çünkü o, soluğunu "hu"ı çıkarmaya adamıştı; Tanrı onu, "kutsanmış" diye adlandırdı. Dualarını görkeminden dolayı; "Mekkeli" diye adlandırdı, kendisinin bulunduğu yerde oturduğundan dolayı."

Tanrı, onun gögsünü genişletti, gücünü arttırdı ve üzerinden kaldırdı "senin sırtına ağır gelen" yükü, ve kendi yetkisini yükledi. tanrı onun bedr'ini görünür kıldı, böylece o tüm bir ay olarak yemame'nin bulutundan sıyrıldı ve güneş olarak Tihame (Mekke)'nin yan tarafından yükseldi ve ışığını tanrısal bağış kaynağından aldı...

O, kendi içinde gördüğünden başka bir şey bildirmedi, kendi davranışının gösterdiği gerçek dışında bir şeyin örnek alınmasını buyurmadı. kendisi, Tanrının varlığında bulundu, başkalrını da tanrı'nın varlığına kavuşturdu. Gördü, gördüğüne benzedi. Yol gösterici bir ışık olarak bırakıldı, böylece rehberliğin sınırlarını belirledi.

Hiç kimse, onun gerçekten neyi simgelediğini anlayamaz, Katıksız Olan'dan başka. Çünkü o, katıksız Olan'ın varlığını doğruladı ve ona eşlik etti, öyleki aralarında hiçbir fark kalmadı.

Bilgeler, onun gerçek niteliğine ilişkin bilgileri olduğu halde, kendisini öz olarak tanımlayamadılar. Onun niteliği, ancak Tanrı'nın açıklamayı uygun bulduğu kimseler için açık kılındı.

"kendilerine kitap verdiğimiz kimseler; bunlar o zaman çocuklarını tanıdılar; bunların bir bölümü, bile bile gerçeği gizli tuttular (Bakara Suresi; 146)

Peygamberlik ışığı, onun ışığından çıktı, onun ışığıysa Giz'in ışığından doğdu. Tüm ışıklarların içinde, en parlak, en tanınır olanı, yaratılmamışın en yaratılmamaşı olanı, Sonsuz Bağış Sahibinin ışığı.

O'nun varlığı, var olmayandan üstün; O'nun adı, Kelamdan üstündür, çünkü daha önce var oldu.

Bu işleve sahip olandan daha gönül okşayıcı, daha soylu, daha akıllı, daha adaletli,daha nazik, Bir kimse... Ne ufuklarda ne ufukların ötesinde, ne de ufukların altında var. O'nun unvanı, yaratılmışların Efendisi'dir, adı Ahmet, sıfatı Muhammed'dir. Buyruğu en keskin, özü en üstün, sıfatı en görkemli, soluk alışı kendine özgü...

Allah Eyvalla Şeyhen İlallah

Saygılarımla...

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 15.12.2018, 18:02   #2
Yazar
Raya Haq
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 717
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 17
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 21
34 Mesajına 36 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Saygideger Canlar.

Sevgi ve Insanlik Yolu Olan, Alevi Yasam Felsefesindeki Dogruluklar Ve Gerceklikler, SUC MAKINASI ISLAM DENEN CINSI SAPIK YAPILANMAYI KUDURTMAKTADIR....

Eline, Beline ve Diline Sahip Olmayi, Saygiyi, Sevgiyi, Hosgoruyu, Hurumetliligi, Erdemliligi ve Insanligin butun guzelliklerini yasamina yansitan boylesi guzel bir degere..
1400 yildan beri saldiran Cinsi Sapik ve Uckur Duskunu Islam ve onun misyonerleri her alanda bos durmamaktadirlar...

ENEL-HAQ, BEN TANRIYIM, TANRI BENIM, TANRI BENDE, BEN TANRIDAYIM, diyen yol onderlerimizi yine bu suc makinasinin 12 imam ve Sii iktidari doneminde insanligin kabul etmedigi vahsilikle hunarca katledilmesine ragmen, utanmadan geriye donup...
Efendim ENEL-HAQ Tanriya inanmak anlamina geliyormusmus!!!!
Suc Makinasi, Uckur Duskunu ve Cinsi Sapik Barbar Islam tarafindan katledilen yol onderlerimize, zaman asamasindan sonra efendim, O zaman yanlis yapilmismimissss. gibi gunah cikarma politikalarini yiginla sayabiliriz...

Pir Sultan Abdal yine bu suc makinasi Islam tarafindan hunarca katledilmis, daha onra sahip cikilmaya calisilmis...
Nesiminin diri diri DERISI YUZULMUS HUNARCA KATLEDILMIS, zaman asimindan sonra sahip cikilmis.
Dun Pir Seyit Riza turlu entrikalarla yakalanmis ve yargisiz katledilmis, Yok efendim Ulu Onder Ataturk Yapmadi!!!!! Celal Bayar Yapti...
Deniz Gezmis ve Arkadaslari Dar Agaclarinda Katledildi, Daha sonra yine bu mantik sahip cikmaya calismasi!!! Bu vahsi yapilanmanin gercek yuzunu aciga cikarmaktadir...

ENEL-HAQ Diyen yol onderlerimizi hangi vicdan ve akil ile goturup CINSI SAPIK VE UCUKUR DUSKUNU OZELLIKLE COCUK TECAVUZCUSUNE YAMAMAYA CALISIYORSUN.....

SIZIN HILE, YALAN, DOLAN VE SAHTEKARLIKLARINIZ BIZLERE DERT OLDU.. BIZLERDE SIZIN HERTURDEN ALCAKLIKLARINIZI ACIGA CIKARIYORUZ YA, BU DA SIZE DERT OLSUN......

Bazi soylemlerde hem fikir olmadigim ama yinede detayli yazilmis bir yaziyi zaman sorunundan dolayi buraya aktarmakta yarar goruyorum.

Tasavvuf ilmi gerçek anlamda , insanın iç dünyasından gelişen varlık aşkını aydınlatan, ve varlık yokluk bilincine ulaştıran tek hakikattır denilebilinir. Ancak, Tasavvuf’un daha çok geniş ve derin bir anlamı vardır. Çunku bu arayiş Sınırlı kalıpların içine sıkıştırılmış kategorilerin şekliyle tanımlanamaz. Sonsuz arayiştir. hak içinden var oluştur. zaman ve mekan dışıdır.
Bu hakikat sırına kendisini bağlayan ruhen yaşıyan mutasavvuf’a tasavvufla aynı anlama gelen Mistik.de denir.
Mistik. Kendini arındırmış hak olmıyan ahlağı tümüyle terk etmiş. Ömrünü hakikat aşkıyla rızaya bağlamış. Sevme sevilme ile arınıp saf hale gelmiş. Hakka can olan kimsedir.
Mistizm dinlerin karanlıkta kalan yanlarını aydınlatan, hakikatın merkezine sevmeyi sevilme koyan, gönül bilgeliği ile hakolan yaşamı amaçlayan, anlatılmayacak derin duyguların hakikat ışığına giden yolu gösterir. Allah aşkıyla insanı dönüşü olmayan kutsal arınmayla buluşturan hak yoluna bağlıyan, Allah’ın varlığını ruhen yaşıyarak; gönül ile arasındaki sır perdesini kaldıran. Bu ilahi aşkın uğruna ızdırap ve belalara katlanmayı göze alan yolda “ Allah’a varma hüzüre erme” tek amaçtır. Bu manada büyüleyici aşkla ilahi aşkın birleştiği mekanda “Allah’ın kendisi vardır;” Arayiş bu gerçeğe varmakla bitmez. Sonsuz yola devam eder. Bu aşkın sohbeti hakı görüp hakikata varanla. Marifeti hak ilimden görenle. Severek sevilerek varlık aşkıyla yaşıyanla; Gönlü pak, dinlerken Arif söylerken marifetli, “korkuyla değil?” sevgi ile gönüllerde hakikat aşkını uyandırıp ehli kamil kılan. Hakkı batıldan, batılı haktan ayırmayı bilen, seveceğini doğru seçen, sevdiğini kendisinde kendisini de sevdiğinde ayrı yerlerde aramayan. özünde kadimleştirdiği varlık aşkıyla durmadan yürüyen yolda, hak olana ulaşma, hak olanı yaşama sırrına erenle sohbet sınırlı değil? Sonsuzdur: O derin sohbette arınıp saf hale gelen yola can olur. Tasavvuf erenlerinden gerçektir bu aşk “Hallac’i Mansur’un dediği gibi,” Bu sonsuz aşk yolundan, sen O olursun O’da sen olur; Bu konuda İslam uleması Allah ile kul arasındaki sır perdesini aralarken “Allah sevenlerine şah damarı Kadar yakındır,” derler; Yol erenlerinde ise hak divanına gelen, meydanın rızasını alan, hakka İkrar veren, hakikatı haktan gören, gerçekçi yol bilgelerinde Allah sevenlerine şah damarı Kadar yakın değil, Allah sevenlerinin Şah damarının içindedir; Akıl fikirin bağlanıp yüceleştirdiği, gönülün hak aşkıyla içinde taşıyip yaşamıyla yaşatığı mekan varlığın mekandır? öz ile bir olma yakınındadır, demek, gerçekten uzak kusurlu ve eksik bir ifadedir” Bu birlenmeden yaşam bulan hakikat aşkıyle binbir mana yükler güzelleştirir hak, görüp hakikat mekanına mimman ettiğini;
Çunki. Tasavvuf hakikat prensiplerine dayanarak nefsi arıtıp güzelleştirerek en mükemmellere ulaşmanın felsefesidir. Mükemmellere ulaşan mükemmeldir; az konuşur çok öğretir, az dinler çok öğrenir; gerçek dünyası “mutlak hakikattir.”
Dost edindiğini özden gelen hakikat aşkın ilminden anlar. O’nu hakla yaşam bulan hakikatla ilim Irfan deryasına çeker, Rıza meydanından arındırır. Varlık aşkıyla buluşturur.
Bu hakikat ilmine aşine olmadan, beyinden oluşan binlerce soru işaretini doğru cevaplandırıp kendi hakikatın sahibi olma, kendi hakikatiyle yaşama, kendi hakikatiyle kendini ifade etme bilgi birikimine ulaşılamaz. Gönül erenleriye sohbette bulunmaktan kaçınır; Marifetli hak olandan kopmayan, dürüst, kişilik,ağır bir yuk gibi gelir O’na; Kendinisinin yanlış sözlerine itiraz eden, yanlışlarını önüne koyan her kim olursa olsun. Onalara karşı kendini aklıyacağı onlarıda suçliyeceğ cevaplar hazırdır “Din’e sığnarak” karşıtlarını dinsiz, imansız, kafir,din düşmanlığıyla suçlamakta bulur “başkada seçeneği yoktur; Cahil ve menfaatperest kişinin kalkanı dindir;
Kendini kem nefse teslim etmiş, gerçeklerden sapmış, zor zülümü meslek edinmiş, hak ve hakikata duşman, beyninde gönlünde insan sevgisi iflaz etmiş, bazı kötü emeller uğrüna sevmediğini sever gibi görünen, yalnız kendisini beğenmiş, kimseyle, sohbette bulunup, hak muhabetiyle arındırmak, tümüyle imkansız değil, ama çok zor iştir; “zaman zaman baltanın ağzını taşa vurmak gibidir. Ancak mutlak hakikata giden yola inanan, gerçek erenler.Onları karşılarına alıp dışlamaktansa, onları hak olan yaşamın içine çekmek için onlarla dost olmaya, ama asla onlara benzememeye çalışırlar;
“Fakat insan toplulukların geçmişine bakıldığında zorun zaman zaman, hak ve hakikatı nasıl zülüm altına alıp ezerek eritip yok ettiğini de biliyoruz; Mahlesef her zaman kılıcı kuşananlar, gönlünü hakka bağlayıp şerbela ve haramdan kaçınanlara nasıl üstünlük sağladıklarını görürüz; geçmişten çağımıza Kadar bu batılın hak olana hüküm etmesiyle ilgili verilecek bir çok örnek vardır. yaşanan bir çok olayda zaten örneklerini görmekteyiz.
Hakikat ilmindeyse erenlerin üç kelimelik nasihatı gerçek arınmanın ne anlama geldiğini insana eksiksiz öğretir. Eline, Diline, Beline sahip ol, “Bu sözcuklerin anlamı” Kendine reva görmediğini asla başkalarına reva görme; Bu sözler Alevi Cemlerinde post Pir’inden Yola kemerbest olup meydan rızası alan ve cem ibadetine katılan butün canlar için Kutsal yemin, ve Hak’a verilen söz ikrardır, İkrarından durmayan haktan kopar, gözden gönülden düşer, gözden gönülden düşenden sevginin pınarı kurumuştur, “ruhu ölüdür,” hakikat manalarını ruhun derinliklerinden yaşayip yaşatmadan; O aşkla arınp pişmeden, O inançtan nasib almadan ve ahlağına katılmadan, eline, diline, beline, sahip ol. “Yaratana kurban yaratılandan ötürü.” bir inancın kutsal sözleri olan Bu kelimeleri kulanmak yüzünü maskeliyerek canbaz ipinde (….) oynunu oynamaya benzer, başka hiç bir şey ifade etmez; aklı başka yerde, gönlü başka yerde olan ezberciler, Hak ve hakikat alemini duşman gibi görürler.
Dostlar, durust yaşamanın önnünde engeller çoktur, yükü ağırdır, tarihte bu felsefeyle yaşıyanların başına gelen felaketleri biliyoruz Dilli pak gönlünde hakı barındıran ermişleri ölümsüzleştiren bu çileli hayatı yaşıyan, hakikat önderlerinden Hallaç’i Mansur’ın başına gelenlere bakmakta yarar vardır.



Mansur ile dara durdum.
Nesimiyle hak yüzüldum.
Nice geldim, nice gitim
Gerçek olan bilir beni.
Pir. Ali Bali.

Artık, Hakikatı dunyaya haykırmanın gelmişti zamanı. ve
Haykırdı Hallacı Mansur. Bir volkan patlar gibi sesi yükseldi Bağdad şehirinde; yükseldikçe yükseldi, parlayan bir yıldız gibi ulaştı dunyanın her yanına; Asacaksınız beni. Keseceksınız beni, yakacaksınız beni, savuracaksınız külümu, külümün her zeresinden, binlerce Huseyin ibn’i Mansur el Hallac.(Hallacı Mansur) can bulacak; sizler ne yaptığınızı bilmiyorsunuz, aklınız ermiyor, gözleriniz görmiyor, Hakka zülüm ediyorsunuz,
“Cahilsniz,” cahili bağışlamak. düşer bize . Ötesi hakka ayandır;
Kimi cehaletin batağında yok olup bitecek; Kimi mutlak yaşamdan can bulacak. Arıyacak ulaşacağı mutlak Hakikat’in merkezi benim. Ötesi yoktur.içimde olanı dışarda aramam. Ve içindeki hakikatı haykırdı.

Sevdiğimle bir oldum ve sevdiğim ben oldu…
Biz iki ruhuz tek bir vücutta birleşen…
Beni gördüğünde O’ dur gördüğün
Ve O’nu gördüğünde de bizi görürsün…
Ve böylece beni görmek O’nu görmektir ve O’nu görmek ise seni görmektir..

Bu sözlerin sahibini Muhammed b. Davud isminde birisi yasaya karşı halkı kışkırtmakla , Zındıklık ve sahtekarlık yapmakla, Allah’a şirk koşmakla, Mansur’u suçliyarak 912 yılında ihbar etti. Sus yakınında tutuklanan Hallac sorgulanarak zindana atıldı. 10 seneye yakın gözaltında kaldı daha sonra Hallac seçkin üç Kadi tarafında sogulandı. Hallaçı Mansur üç Kadi karşısında ne korktu nede gerçeğini gizledi, ben hakım hakikatım; Bu sözler Hallac’ı Mansur’un idam edilmesi için yeterliydi.Söylentiye göre Hallac ayakları zincirli idam yerine sema ederek gitti. Tam üç gün çarmıhta çakılı kalan Hallaçı Mansur kalabalık tarafından taş yağmuruna tutuldu. Önce el ve ayakların parmakları kesildi. Sonrada kolları; O’nun bu halına gülenlere Ey gafiller ben benliğimden arındım. kanımla baklandım; varlığıma döneceğim. ve üçüncü gün hiçbir acı çekmemişcesine yüzünde gülen sevgi tebesümleri eksik. etmeden”Allah güzeldir ve güzeli sever.”dedi. ve Hallac’ın başı bir tarafa eğildi, ve Hallac sevdiğiyle bir oldu;
Bu olay 922. Yılının 26 mart günü meydana geldi.
Sinede gizli olan sırdır, bir Vaaz değil.
Darağacından söylersin, kürsüden, değil.

Hadını bilmiyenlere ibret olsun diye Hallac’ın bedeni çarmuhta üç gün asılı kaldı. Ve bu üç günde Bağdad halkına Mansurun bedenini taşlamak emir edildi.
Sonunda çarmıhte indirilen beden aynen Hallac’ın dediği gibi yakıldı ve kül’u Dicle nehirine savruldu.
Hallac’i Mansur üç gün çektiği acılar esnasında En El- hak dedi, fakat hiç kimseye betua etmedi, Ahımı tutu bilinmez, O çağlarda barış şehiri bilinen Bağdad şehiri lahnetli şehir oldu adeta; Üstünde bir kan denizi oluştu, hep Bağdad şehirinin üstüne bu denizden kan yağmaya başladı; Aradan asırlar geçti. Ne kan denizi kurudu, nede yağan kan durdu.
Tanımak istersen aşkın yolunu.
Mansur gibilere soruver bunu

Hallaç’i Mansur. İnanılır kaynaklara göre 858. Yılında İran’ın Irakla sınır olan Khuzistan eyaletinin Bayza köyünde doğdu. Babasının mesleği Hallaçcılıktı (yun pamuk çırpma) Asıl adı Huseyin olan Hallaçı Mansur babasının mesleğini sürdürdüğü Vasıt ile Tuster şehirinde büyüdü. Daha sonra Basra üzerinde Bağdada giden mansur orada Cuneyt bağdadi ile tanıştı. Bir müdet Bağdadi da Tasavvuf eğitimi Alan mansurda gelişen hak aşkı O’nu ezeli ve sonsuz arayişa iteledi. Yerinde durmayan ve hiç bir mekana sığınmayan Mansur O gizemli gezginliğe başladı. Önce gidip Mekke ve kutsal tapınağı ziyaret etti. “bir anlamda haci oldu” sonra geri dönerek bir gemiyle Hindistana Kadar gitti Orada Hintlilerin dinine dair kendisini hayretler içinde bırakan bir çok yeni bilgiler edindi. Kendisini mulak soru işaretlerinden arındıran Mansur dönüşünü İran üzerinde gerçekleştirdi. Bir müdet Horasan eyaletinde kalan Mansur her gitiği yerde tasavvuf ilminin ustaları ile görüşüyor daha önce yaşıyanların da hayat hikayelerini dinliyordu. Bir daha Bağdada dönen Mansur Bağdad da başladığı gizemli gezginlik hayatını yine Bağdad da çarmıha çakılarak noktalandı.
Hallac’ın ilahi aşkı uzun bir zaman İslam ulemasının arasından tartışıldı. Fakat Hallac’ın hayatını, aşkını özlü bir biçimde yazıya aktaran. Gerçek manalar sezgisine sahip olan. Attar isminde birisi olmuştur. Avrupalı bilginlerse 16-nci asırın ortalarında O’nun kaynaklarından Hallacı öğrendiler. Ve onun ilahi sözlerinden çok etkilendiler. Hallacın ilahi aşkını ve yazgısını ilk yazan İngiliz bilgin Edward Pocock (ölm. 1691. olmuştur. Daha sonra bir çok batılı bilginin. İlgisini çeken Hallacı Mansurun En El-Hak, Veya “ben mutlak hakıkatım” “İlahi aşkın ifadesi” olan sözleri ile ilgili özellikle batılı araştımaciler çağımıza uzanan bir zaman dilimi içinie bir çok kitap ve sayısız makaleler yazdılar. Bunların arasından butun ömrünü hallac’ın manevi dunyasını araştırmaya adayan .1922. de Hallac’ın idam edilişinin yıldönümüde yayinladığı.Şehit Mistiğin yaşamı. adlı Şahane eseriyle. Louis Massignon olmuştur
Tasavvuf ilminin kökeninin kuzey hindistanda ak denize kadar uzanan topraklarda Ateşgeh “Ocak”larda ilahi bir öğretinin yaşam biçimi olduğu biliniyor. Fakat daha çok derine inen köklerini çok tanrılı çağlarda, Babil alimlerinden ve Yunan Filozofların Filozofisinde aramak gerekiyor. Bir çok bilim insanı, Tasavvufın Panteizm “Tanrı ile kainatın tek varlık olduğunu iddia eden felsefenin” bir geleneği olduğunu iddia ediyorlar.
Ruhen İlahi aşkını varlıkla aynı mekanda yaşıyan, ve bu aşk uğruna idam edilen gerçeğe ermişlerin sayısını bilmek mümkün değil,
Nitekim, bu hak aşıkların arasında Hallac’i Mansur’ın çilesini ve ölümünü kendi hayatında yeniden yaşatan; Hurufi şair Nesimi de En-El hak dediği için .1417. yılında Derisi yüzğlerek idam edilmştir:
Kalli yer ü gök oldu mutlak.
Söyler def ü ceng ü ney ENEL HAKK.
Nesimi.
Bu butun ömrünü hak aşkına adayan, dürüst yaşamanın dışınde hiç bir gücü ve amacı olmıyan. Silahları kulanmayı, kan dökmeyi, can incitmeyi, harama el uzatmayi, lahnetli gören. Hak aşıkları, mahlesef zaferi silahta gören güçlerin zülümüyle baş edemediler.ve ezilip yok olma noktasına gelmekte kendilerini kurtaramadılar.Bir anlamda “Allah’ın ilahi aşkı” Allah adına kılıç kuşnanlara karşı davayi kayip etti. “tarıh te hep böyle olmuştur,” Barışa, özgürlüğe, sevgiye, gül uzatanlar, kılıç kuşananlarla baş edememiştir;” hak ile sırdaş, hak aşıkları. Nerede ve neden kayıp etiler, Müslüman toplulukların çoğunlukta olduğu, ve hakikat ilminin mekanları olan Ateşgeh “Ocak-ların yerle bir edildiği Kuzey Hindistan da Ak denize uzanan bilgelerin coğrafyasında. Din, adına, savaşanlara Güç yetirmiyen hak aşıkların mekanları yerle bir edildi. kutsal ilmin ışıkları södürüldü; ‘O günden itibaren. Hak ilminin aşıkları, İslam toplulukların içinde, İslama karşı koyma eylemi ile hep muhalafet oldular;
Dostlar, Ocak öğretisi Tasavvuf ilminin içeren bir ibadet olduğunu bilmekte yarar vardır. Bu öğreti sonsüz aşkı, sonsüz muhabeti, sonsüz arayişi, içeren arınma yoluyla varlık aşkın mekanını insanda bulur, Hiç bir yerden Vahiy duymaz, emir almaz, hakikat mühabeti ile; can canan ayni mekanda buluşur bir olur dil-lenir; “ birlikte ikilik, ve varlığa Kul-luk” olmaz. Hak hakikatla bir can olur,
Bu felsefenin Kavramları ibadeti örf adet ve yaşamı hiç bir şarta, farza, zamana bağlı kalmadan süreklidir; Bu anlamda Alevi inancı Tasavvuf ilmine uyarlanan bir inanç değil, Tasavvuf ilminin bir yaşama biçimidir;
“Bu konuda kafayi yormak gerek;” özü, sözü ibadeti, yaşamı, bizat Allah tarafından emr edilen İslam Din’in Tasavvufu olurmu?“bizce” “Tasvvuf‘ın İslam Dini ile bağdaşır hiç bir ortak yanı yoktur” neden? Çunki bir Müslüman’ın İslam din’in şart, farz, sunnet, ibadet dahil butun Dini vecibelerini yerine getirmesinin öğretisi kutsal kitap Kuran’da mevcüttür. Kuran Allah tarafında elçisi Hz. Muhammed’e teblig edilen emirlerden oluşur; Her Müslüman’ın Allah’ın emirleri hakında hiç bir yorumda bulunmadan ve hiç bir şupheye düşmeden koşulsuz inanması ve iman etmesi şarttır;
Allah’ın emirlerin dışınna çıkıp başka arayişlere yönelmenin İslamla, imanla en ufak bir alakası yotur.
“Ancak tasavvuf’un İslam Dini ile bağdaşan hiç bir ortak yanı yotur,” demek hiç bir Müslüman tasavvuf felsefesini benimsiyemez anlamına gelmemeli; Müslümanlar arasında da Mistik hayatı benimsiyenlerin olması gayet doğaldır.
Bu felsefenin aşkına eren. Mevlana Celalettin Rumı; Hunkar Haci Bektaşi Veli, ve daha bir çok mistiğin aşk ile marifeti gönüllerde uyandıran, ilmin yolunu gösteren, hakikat deryasiyle buluşturan; dolu, dolu sözlerin özü değiştirilerek, Türk islam sentezine mal edilen bir dil-le, islam tasavvuf, veya türk islam tasavvufu, deyip tanımlamaya çalışmanın, Mevlevi Semah’ın dışında gerçekle hiç bir alakası yoktur; Tasavvuf Felsefesini yaşamadan anlatmak, Elma’ya Armut, Armuta da elma demeye benzer;
Dostlar, Tasavvuf felsefesi ile ilgili bir çok bilim insanının asırlardır araştırma yaptıklarını, sayısız kitaplar yazıldığını ve bir çok yazarın kitaplarında bölümler halında Bu felsefeye yer verdiklerini biliyoruz.
Felsefenin kelime anlamı.
“Hikmet sevgisi madde ve hayatın, belirtilerini, sebep ve sonuçlarını. İnceliyen zihin ve fikir faaliyet sistemi; Hayat tarzı, yaşam şekli ile ilgili, düşünce de denilebilinir:”
Bizim yazdıklarımız bu felsefeden denizden alınan bir bardak su Kadar olduğunun bilinncindeyiz,
“Üçüncü bölümde eren, evliyaların İlahi aşkın gönül kapısı açılacak, Hak ile hakı sevenlerin arasındaki sır perdesi kaldırılacaktır.”

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 16.12.2018, 15:17   #3
Yazar
Dede-baba
Forumla Bütünleşmiş
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 1.020
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 53
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 210
820 Mesajına 1.402 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

İsmi Şah Bism-i Şah Allah Allah, hayırlar fet ola, şerler def ola Hak-Muhammed-Ali yol göstericimiz ola, Gerçeğin demine hu diyelim...

" Ben size şah damarınızdan daha yakınım" ( Kaf Suresi 16. ayet)

" Üç kişi bir araya gelirse, dördüncüsü benim. Dört kişi bir araya gelirse, beşincisi benim." ( Mucadile Suresi 7. ayet)

Degerli Canlar.... Alevi Bektaşi İnancında Tanrı İnsandan ayır değildir... Bu nedenle Ayin-i Cemlerde cemal cemal'e Niyaz olunur...

Tanrı ile kul iç içe geçmiş bir özdür. Zaten tüm varlıkların birleşimi Tanrı olduğuna göre... Tanrı'dan başka ve onun dışında, gayrı hiçbir şey yoktur... İnsan ve tanrı hiçbir zaman birbirinden ayrılmaz bir bütündür...

İnsanoğlu, Bir zaman güneşe baktı sen Tanrısın dedi... gün akşam oldu güneş gitti... Gece geldiğinde Aya baktı benim Tanrım sensin dedi.. Tan ağardığında ay gitti... Şimşek çaktı..Sen benim Tanrımsın dedi.. yağmur gittiğinde şimsekte gitti.. Doğuya yöneldi.. batıya yöneldi ve kuzeye ve güneye... Tanrı'yı aradı... hep kendinden uzaklarda ve kendi dışında arzuladı.. oysaki, O uzaklarda değildi... O , ona şah damarından daha yakındı...

Hz. Ali der ki: " Senin ilacın sende olduğu halde bilmiyorsun. İlletin de gene sende olduğu halde görmüyorsun. Sen kendini küçük bir cisim sanırsın. Halbuki büyük alem sende saklıdır, bilmiyorsun.

Sen öyle apaaçık bir kitapsın ki, gizli olan şeyler o kitabın harfleri ile meydana çıkar okunur.

Sen vücutsun, senin harice ihtiyacın yok. Sende mevcut olan şeyler, kitaba gelmez. Kainat kitabında yazılı olan şeylerin hepsi senden çıkmıştır."



Bugün kör olanlar, yarında kördür
Hak-Muhammed- Ali, manada birdir.
Ukba'da görürüm deme, küfürdür.
Allah'ı görmeli, burda insan..


Yazan: Turgut KOCA)

Gir gönül şehrine dolaş bir kere,
Ne imiş bak güneş ile zerre,
Yanlız sen kadirsin hayır ile şerrem,
Şerre mail isen şeytan sendedir.

Be hey derviş yabana gitme,
Her ne arar isen inan sendedir,
Nefsine beyhude eziyet etme,
Kabe ise maksudun Rahman sendedir.


Yazan: Rıza TEYFİK)

SAYGILARIMLA...

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 18.12.2018, 18:07   #4
Yazar
Raya Haq
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 717
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 17
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 21
34 Mesajına 36 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Saygideger Canlar.

Uzun bir sure tanidigim Azari Turkce konusan Iranli bir arkadas ile sohbetimizde, HALLAC-I MANSUR`u sordum. ilk once anlamadi, yani telefuz ettigim sekilde anlamadi, onlarda H harfi Firansizca gibi girtlaktan telefuz ettiklerinden dolayi anlamadi..
Ooo simdi anladim, O adam Gominist biriydi, Gendini Allah Ilan Etmek Istedigi Icin Seriat Kanunu ile Olduruldu, dedi.

Hafif guldum 912 yillarinda tutuklanip zindana atildi uzun donem iskencelerden gecti 922 de katledildi, O zaman Kiminizm diye bir felsefe yoktu, Nasil Kominist Olabilir? dedim...
Hayretler icinde benden daha iyi biliyorsun, ben ismini bilirim ama kac tarihinde olduruldugunu bilmem, dedi.
Caferilerin CAAMI sinin imami benim cok samimi dostumdur, istersen bir gun gidip konusa biliriz dedi.

Iyi dedim, bu hafta sonu musayitsen beraber gidelim dedim,
Yok kendisini aramam lazim, ne zaman musayit olursa gidelim dedi.

Bir kac gun sonra beni aradi,
bu hafta sonu degil, gelen hafta gidebiliriz dedi.

Birlikte gittik oldukca buyuk farkli bir caami seklinde bir yer daha once otobandan gectigimde bu gorkemli binayi gormustum fakat Caferi lerin ibadet yeri oldugunu bilmiyordum.

Gorustugum kisi 70 yaslarinda Islam Yobazlarin biraktigi sakal tipinde beyaz sakalli, kendimi bir an Caami de sandim.

Hallac-i Mansur`u sordugumda, O kafirdi, Onu O Zaman cezalandirmasaydik, bugun Iran belki herkes onun inancinda olurdu.
Allah`i inkar eden, Kendisini Allah Ilan Etmek istiyen biriydi. Bugun de boyle biri cikar onun soylediklerini soylemis olsa, akibeti ayni olur dedi.

Aynimi Olur? Yani uzun bir donem iskence edilip, sonra idam daha sonra dogranip yakildiktan sonra kulleri nehiremi atilir. Diye Sordum.

Yok. O zaman herkese ibtet olsun diye oyle bir ceza verildi, simdi olsa baska sekilde cezalar verilir, onun gibiler Iran da vardi lakin O cezadan sonra korkudan fazla insan cikmadi. dedi.

Pekki simdi siz onun hakkinda nasil dusunuyorsunuz? Mesela onun bazi konularda dogruluklarini gorme gibi bir yaklasiminiz yokmu? tamamen yanlis ve olduruldugu sekli onayliyormusunuz? dedim.

Oldurulmesini isterim ama olduruldugu sekil biraz agir olmus. oldurulup cesedi yakinlarina verilebilirdi...

Simdi butun Iranlilar yani Caferiler sizin gibimi dusunuyor?
Evet, Cunku O Kominist Dusunceliydi, Allah`i ve Dinimizi Inkar Etmeye ve Yok Oldugunu Savunuyordu.
Boyle birileri olursa Islam Kanunlarina Gore cezasi OLUMDUR....

Konuyu toparliyacak olursak, Turkiye`de Alevilerin savundugu ve Yapilan Katliamin Kabul Edilir Hic Bir Yani Olmadigini, Yani Insanligin Yapamiyacagi ve Kabul Edemiyecegi Bir Katliam Oldugunu Suc Makinasi Islami Kinamasindan dolayi, Sozum Ona Bazi Islam Yobazlari Tarafindan,
Efendim Hallac-i Mansur Hazretleri, Aslinda Allahu Talhayi inkar etmis degil, Allahu Talhayi kendisine cok yakin gormesinden yanlis anlasildigi icin oldurulmustur!!!!!!!!!!! demektedirler

Alevi Halkini Asimile Etmek Icin Oynanmak Istenen Butun Oyunlari Bozmak Biz Yol Takipcilerin Gorevidir.
Bu Cinsi Sapik, Uckur Duskunu, Ahlaksiz ve Suc Makinasinin Sinsi Amaclarini Bosa Cikarmak, Yine Kendisini Alevi Goren ve Gormek Istiyen Her Bireyin Gorevidir...

Dun Oldugu gibi, Bugun`de HIZIR PASALAR icimizde cikmis olabilir, veya HIZIR PASA kiligina girmis, yani DEDE veya Alevi kiligina girmis duzen tarafindan gorevlendirilmis Onursuz ve Ahlaksiz Inancin Temsilcileri ve Misyonerleri Icimizde Alevi Gosterilmek Icin Igrenc Oyunlara Bas Vurulabilir...
Bizlere Dusen Gorev, Bunlarin Amaclarini ve Heveslerini Kursaklarinda Birakmaktir....

DUN VE BUGUN BASARAMADIKLARINIZI, YARINDA BASARAMIYACAKSINIZ.....
CUNKU COCUK TECAVUZCUSU, CINSI SAPIK, UCKUR DUSKUNU, KATLIAMCI, VAHSICE INSAN BOGAZLIYAN INSANLIGIN YUZ KARASI, VE EN ASAGLIK BIR YAPILANMASINIZ...
SIZI INSANLIK ADINA, HAK ETTIGINIZ LAGIM CUKURUNA GONDERMEK, BUTUN INSANLIGIN GOREVIDIR.......

Saygi ve Insani Sevgilerimle.

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 19.12.2018, 22:46   #5
Yazar
Dede-baba
Forumla Bütünleşmiş
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 1.020
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 53
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 210
820 Mesajına 1.402 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
Raya Haq Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Saygideger Canlar.

Uzun bir sure tanidigim Azari Turkce konusan Iranli bir arkadas ile sohbetimizde, HALLAC-I MANSUR`u sordum. ilk once anlamadi, yani telefuz ettigim sekilde anlamadi, onlarda H harfi Firansizca gibi girtlaktan telefuz ettiklerinden dolayi anlamadi..
Ooo simdi anladim, O adam Gominist biriydi, Gendini Allah Ilan Etmek Istedigi Icin Seriat Kanunu ile Olduruldu, dedi.

.
Değerli canlar,

Birçk forum sitesinde Alevilik ile Şiilik birbirine karıştırılır. Oysa Şiilik islamın, İran ve fars kültürü algılaması olup bu forum sitesinde de birçok baslık altında ALEVİLİK VE ŞİİLİK arasındaki farklılıklar ortaya koyulmuştur.

Söylenebilir ki, bugün Türkiye'de sünnilerin Alevilere dini açıdan bakışı nasıl ise, Şiilerinde Alevilere bakışı aynıdır.


Günümüzde, Anadolu Aleviliği hem semah, hem cem ibadeti hem de itikati açıdan aynı şekilde İran da da , Irak'ta da ve Orta asyanın daha birçok yerindede vardır. Ve buralardaki şii inancı ile benzeşmez.

İranda EHLİ HAKLAR, Kazakistan, Türkmenistan başta olmak üzere ALLAHÇILAR/YESEVİLER, Irak'ta KAKAİLER VE DAHA NİCELERİ söz konusu ülkelerde yasayan Alevilerdir.

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 04.01.2019, 09:32   #6
Yazar
Dede-baba
Forumla Bütünleşmiş
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 1.020
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 53
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 210
820 Mesajına 1.402 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Dar-ı mansur yol düşkünlüğü

YOL DÜŞKÜNÜ OLMAK

Alevilik yani Hakk-Muhammed-Ali yolu... Şeriat makamından sonra gelen....anlam ve manasını bulan bir yoldur... Şeriat Ehli alevi olamaz...Hakk'a Ulaşamaz... "yol düşkünü" Tarikat makamına laik olamayan.. Edeb-erkan'ına uyamayan, aşamayan... ve şeriat makamına düşen anlamanındadır...

Yoksa Düşkün sayılan can, sünni/şii islam anlayışındaki gibi eli kolu kesilmez.. yada öldürülmez.. Sadece toplumdan dışlanır.. kimse bu Can'a, temel ihtiyaçları dışında yardım edemez.... Hatta konuşamazlar bile.. bu bir çeşit yaptırımdır..

Alevi-bektaşi anlayışında en ağır ceza olan bu ceza.... Ayin-i Cem'de toplum rızası ve kararıyla verilir... yol düşkünü can çok büyük bir suç (cinayet-zina- vb) işlemiş ise geçerlidir... Bazen can, düşkünler ocağına da gönderilebilir... fakat bu ceza Allah adına ve O'un yetkilerini paylaşarak yada din adına verilmez.. Sünni şeriat mahkemerinden farkı budur.... Ayrıca dede yada baba'da "Yol Düşkünü" olabilir.. O'da diğer canlar gibi Hakk-Muhammed-Ali Meydanında yargılanabilir..

Dar-ı Mansur' da... Birbirinden Razı olmayan canlar..

Dede-baba ve Cemaat huzurunda...

Canlar birbirinizden Razı mısınız Telkini ile... (üç kez söylenir...)

Dile gelinmesi ve şikayetin arz edilmesiyle başlar..

Birbirinden şikayetçi canlar, Yan yana gelerek sağ ayak baş parmağı sol başparmağın üzerinde ayaklar kilitli baş önde eller göbek hizasında bağlı Huzura gelerek Dar'a durur..

Hakk-Muhammed-Ali Dar'ında, Canlar birbirinden Razı olup, birbiri üzerlerindeki haklarını helal ederlerse... Ayin-i cem'e geçilir..


Rızalık alınmazsa.. Hakkı yenen can, diğerinden hakkını talep eder.....Fakat asla bedenine ve canına kast etme, intikam gibi karşılık verme şeklinde olamaz bu ceza... Bu yasaktır..

Karar verme, Dede-baba'ya ait değildir... Canlar kendi arasında helalleşir...

Dede-baba sadece uygulayandır...eğer bu dünyada canlar birbirinden Razı olur ise... (bu şarttır.. yoksa rızalık alamayan Ayin-i cem'e de giremez..) sorun çözümlenir.. Yok razılık verilmez ise.. İlahi ceza Allah'a aittir ve Ulu divana... mahşerde karşı karşıya gelinir...


Cemaat ve huzurunda suçlu görülen can,

Tarikatten düşer... Yani yoldan düşer, fakat bu can'ın dinden çıkması yada aforoz değildir.. düştüğü yer şeriat makamıdır.. çünkü can... Cemal cemale kıldığı halka namazının.... Tuttuğu orucun...ve cümle ibadetlerin anlamına erememiş.. hamlığı üzerinden gitmemiştir.. daha çiğdir.. pişmesi gerekir...


Degerli canlar...

Hakk-Muhammed-Ali yolundan düşen yani Tarikat makamından mahrum kalana bir daha bu kapı açılmaz..."Yol Düşkünü olan, bir daha ayin-i cem'e giremez...Şeriat makamından öteye geçemez..

Hakk-Muhammed-Ali yoluna girişte Pir Can'a telkinde bulunur... Bu Telkin'in işte Yolun zorluğunu ... Güçlüğünü anlatmak içindir..


"GELME GELME.... DÖNME DÖNME!... GELENİN MALI DÖNENİN CANI!...".


Alevi-bektaşi inancında Hakk-Muhammed-Ali yoluna..."İKRAR CEMİ" yapılarak girilir.. Bu cem, Can'ın dünyadaki heves ve nefsini öldürdüğü ayindir... Bu şekilde yola gelen can malından varlığından vaz geçer.. dünya hevesini bir yana bırakır...İkilikten, hasetten, cümle benlikten arınır..... (GELENİN MALI, denmesi bu yüzdendir...) Hırstan kibirden arınmak... Her türlü dünyevi isteklerinden arınmak,. zordur... "Bu nedenle Can'a yola girmeden telkinde bulunulur...

Hakk-Muhammed-Ali Yolu için..

"DEMİRDEN LEBLEBİDİR YENİLMEZ....YÜCE DAĞDIR AŞILMAZ..." denir... Bu cem Can'ın ölümü olarak kabul edilir... "ÖLMEDEN ÖNCE ÖLMEK" tabiri... Bu Ayin'i Cem için kullanılır...


Bu koşulları kabul eden Can.... Pir'ine Hakk-Muhammed-Ali Yolundan dönmeyeceğine dair... Bağlılılğını sunar.. Pir'de Ceddi Muhamed-Mustafa adına... Bu canları Din-i İslama Ehli-Beyt yoluna kabul eder....

"EL ELE EL HAKKA'A"

"... Sana bağlılıklarını bildirenler, Allah'a bağlılıklarını göstermiş olurlar: Allah'ın eli onların elleri üzerinedir. O halde, kim ahdini bozarsa yanlızca kendi alehine bozmuş olur. Ve kim Allah'a karşı taahüdüne uyarsa, Allah ona büyük bir ödül ihsan edecektir. ( Fetih Suresi 48/10)"


İkrar Cem'inden önce TARİKAT ABDESTİ ALDIRILIR.....Can, daha önceki cümle günahlarına tövbe eder... AYİN-İ CEM BAŞLAR...Ayin-i cem bittiğinde... Can...Yeniden doğmuş ve dünyaya yeniden gelmiş kabul edilir.. Yani DİRİLMİŞ.. CAN Bulmuş sayılır... Böylece Can.. islam olmuş ve Mü'min olmuş sayılır...Nefsini öldürmüş.. hakikatler dünyasında gözünü açmıştır..

Eğer ki...Bu Can...yoldan düşerse...

Telkin edilen... "DÖNENİN CANI" gider yani..... Tarikatten düşen... Hakk-Muhammed-Ali yoluna asi olan.... Bir daha asla Tarikata giremez.. Bu kuraldır... Bu can için bir daha İkrar cemi yapılmaz.. Can artık ŞERİAT'nın ehlindendir...Bu makamdan yukarı çıkamaz...Artık Bu Şeriat ehlindeki bu can ölüdür..gerçeğe gözünü açamayan anlamında... gözündeki sır perdeleri açılmamış manasında.... Nefsine uyan.. Ölü kabul edilir... kimse Bu cana selam dahi vermez.. yeme ve içme ihtiyaçları dışında münasebet yasaktır... Can bazen toplumdan bile süreülebilir...


Bu yüzden "YOL DÜŞKÜNÜ" olmak yaptırımların en büyügüdür.. Alevi-bektaşilik içinde... Çok büyük şuçlar işlenmedikçe... bu ceza verilmez...

Allah Eyvallah..

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 04.01.2019, 17:31   #7
Yazar
Raya Haq
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 717
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 17
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 21
34 Mesajına 36 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

( ISLAM MISYONERINDEN ALINTI; Bu koşulları kabul eden Can.... Pir'ine Hakk-Muhammed-Ali Yolundan dönmeyeceğine dair... Bağlılılğını sunar.. Pir'de Ceddi Muhamed-Mustafa adına... Bu canları Din-i İslama Ehli-Beyt yoluna kabul eder...)


1. Neymis Su Kelle Avcisi Islamin Kilici, Arap Alinin Yolu?
2. Cem Baglamismidir?
3. Cem`e girmismidir?
4. Ikrar vermismidir?
5. Ikrar vermisse, Ikrarin kizini almismidir?
6. Enel-haq demismidir.
7. Ha Hizir Oli / Eli demismidir?
8. Eline, Sahip Olmusmudur?
9. Diline Sahip Olmusmudur?
10. Beline Sahip Olmusmudur?
11. Yagmalamis ve talan etmismidir?
12. Islam icin kilic sallamis, kelle ucurmusmudur?

Ceddi dedigin, Cinsi Sapik ve Uckur Duskunu Muhammed Mustafanin sadece tek iyi bir yanini soyleyin onun uzerine tartisalim..

1. Savasla Islami kabul ettirmeye calismidir? Evet.
2. 6 yasindaki cocugu nikahina alip, 9 yasina geldiginde Tecavuz etmismidir? Evet.
3. Kardesim dedigi Kisiye kizini vermismidir? Evet.
4. Yagmalamis ve Talan etmismmidir? Evet.
5. Kendisine ayit olmiyan mal ve mulke el koymusmudur? Evet.
Savas sonucunda, 5 ile 15 yas arasindaki cocuklarin icinde en guzelini kendisine ayirip Cadirinda Tecavuz Etmismidir? Evet.
6. Kendi kizina tecavuz etmismidir? Evet.

Bunlara ve Bunun gibilerine BINLERCE KEZ LAHNET OLSUN...

HALLAC-I MANSUR`U HUNARCA KATLEDEN KIM?
CINSI SAPIK, UCKUR DUSKUNU VE COCUK TECAVUZCUSU HZ. MUHAMMED IN AMCASI ABBAS VE KENDI AYLESI EV HALKI MENSUBU EHLI-BEYT DEDIKLERI YAPILANMA TARAFINDAN HUNARCA KATLEDILMISMIDIR? EVET.

Emeviler veya Hariciler Tarafindan Yapildi diye idda edebilirmisiniz? edemezsiniz, cunku tarihi gercekleri inkar edecek kadar salak ve aptal degilsiniz sanirim....


Konu Raya Haq tarafından (04.01.2019 Saat 17:35 ) değiştirilmiştir.
Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 27.02.2019, 19:20   #8
Yazar
Raya Haq
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 717
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 17
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 21
34 Mesajına 36 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

İnancı uğruna Ölüme giden bir Kızılbaş: Hallac-ı Mansur


Alevi inancının felsefesini derinden etkileyen ve şekillendirenlerin başında Hallac-ı Mansur gelmektedir. Hallac-ı Mansur, düşüncesiyle, eylemiyle sadece islami coğrafyalarda değil, bütün dünyada çeşitli inançlara mensup insanlar tarafından da saygınlık görmüş, etki bırakmıştır. Tabii ki en büyük sahiplenme Aleviler tarafından gösterilmiştir. Hallac-ı Mansur, 857 Tur’da doğmuştur. (şahadeti: Mart 922 Bağdat).
Bütün Alevi önderlerinde olduğu gibi Hallac-ı Mansur hakkında da sağlam ve güvenilir bilgi yoktur. Hallac-ı Mansur hakkındaki bütün bilgiler sözlü gelenekle yaşatılmıştır. Yazılı kaynaklar tahrip edilmiş, Hallac-ı Mansur gerçeği yok edilmek istenmiştir.
Bütün tahribatlara rağmen Hallac-ı Mansur düşüncesi günümüze dek gelmiştir. Hallac-ı Mansur’u bu kadar güçlü kılan ve günümüze kadar gelmesini sağlayan felsefesi bütün boyutlarıyla Alevi öğretisinde yer almıştır. Örneğin Cem töreninin en önemli aşamalarından biri olan ve haklıyı, gerçeği ortaya koyan “Dar-ı Mansur” en büyük kanıttır. Dar-ı Mansur bir noktada mahkeme işlevi görmektedir. Ama bu öyle bildiğimiz mahkemelerden olmayıp, halk mahkemesi şeklindedir. Hallac-ı Mansur, düşüncesi için darağacını göze almış ve hiç bir karanlıktan çekinmeden düşüncesini açıklamıştır.
Düşünce(si)leri ne kadar “aykırı” olsa da onları ölümüne savunmuştur.
Hallac-ı Mansur kendisini kırbaçlara, darağacına götüren düşüncesini iki kelime ile özetlemiştir: Enel Hak. Enel Hak, ben Hakkım, hakikatim anlamına gelmektedir. şüphesiz bu iki kelimenin altında yüzlerce cilt kitaba sığmaz derin anlamlar yatmaktadır. Hallac-ı Mansur düşüncesine göre; insan Tanrı’nın bir yansımasıdır. İnsan Tanrı’dan ayrı düşünülemez ve eğer insan kalbini kötülüklerden arındırırsa Tanrı ile bütünleşebilir. Aradan 1000 bin yıl geçmesine rağmen Hallac-ı Mansur’un düşünceleri tart›ş›lmaya ve etkilemeye devam ediyor. Anlaşılan daha da devam edecek.



HALLAC-I MANSUR`U Katledenler, Emeviler degil, Emevilerin bir diger misyonu olan, ozunde ayni mantiga hizmet eden, Iktidar kavgasindan dolayi bir birleri ile fikir zitligi degilde, iktidar zitligi olan bu insanlik dusmani dinin mensubu olan, Hz. Muhammed`in EHL-I BEYT`I TARAFINDAN INSANLIGIN KABUL EDEMIYECEGI HUNARCA KATLIAMLARINDAN BIRIDIR....
Kebela katliaminda 72 kisiyi hunarca katleden YEZIT DENEN KAN EMICI ILE FARKLARI VARMIDIR?
BUNLAR HEP BIRLER,
BUNLAR INSAN KANI ILE BESLENENLERDIR,
BUNLAR COCUKLARA TECAVUZ EDEN CINSI SAPIKDIRLAR....

HALLAC-I MANSURLAR OLDUKCE DIRILEN, TARIHTE ISIMLERINI KIZIL KANLARI ILE YAZANLARDIR.....
SAN OLSUN; KARANLIKLARI AYDINLIGA CIKARANLAR.
SAN OLSUN; SEVGI VE INSANLIK ICIN MUCADELE VERENLER


Konu Raya Haq tarafından (27.02.2019 Saat 19:24 ) değiştirilmiştir.
Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 28.02.2019, 02:37   #9
Yazar
Raya Haq
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 717
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 17
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 21
34 Mesajına 36 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

(Yıl 914 veya 915’dir. Hallac Sus şehri yakınlarında tutuklanır. Beşyüz arkadaşı ile birlikte seyahat etmektedir. Evlerinde Hz. Ali’nin resimleri ve anlamı anlaşılmayan bir takım resimler bulunur. Doğruca Bağdat’a getirilir. Dar-ül amme denilen adalet sarayının altındaki hapishaneye konulur. Halk galeyana gelir. Sokaklarda daha çok Hambeli isyanları gözükür. Zira o sıra halife ile Hambelilerin arası iyce açıktır. Şiiler tarafsız davranır, ama onların da iktidar ile sürekli bir çatışması vardır. Eski vezirlerden Şii ibn el Fırat ve Sünni Ali bin İsa tarafsız kalırlar. Hükümet veznedarı Nasr el Kaşuri, Hallac’ın dostudur. Halife Muktedir’in Türk kökenli olduğu sanılan annesi Seyyidiye veya Seyyide de Hallac’ın öldürülmesine karşı çıkanlar arasındadır. Bunun sebebi kısmen oğlunun başına Hallac’ı öldürmesi yüzünden bir bela gelmesinden korkmasıdır. Zira Hallac tutuklandıktan bir süre sonra halife hastalanır. Kısmen de destekliyor olabilir. Hallac ilk tutuklandığında vezir ibn İsa’dır. O sadece Hallac’ı halka teşhir etmekle yetinir. Ayrıca İsa, Şıbli’nin arkadaşı olduğundan dolayı Hallac’a fazla dokunmaz. Hapislik sekiz yıl sürer. Öldürülmesine, vezir Hamit’in baskıları neden olmuştur. Hapishanede Hallac ile en sık İbn Hafif, İbn Ata ve Şıbli görüşmüştür. Demir parmaklıklı bir hücrede kalır. İyice yorgundur. İbn Hafif ziyaretine gelir).

İbn Hafif : Selam üstad.

Hallac : Selam.

Hafif : Tanrı’ya şükür sağsın, öldürebilirlerdi de seni.

Hallac : Zaten kavuşmak ilmindeyim. Menzil ırak değil. Bir gün evvel bir gün sonra.

Hafif : Daha çok lazımsın bize.

Bağdat sokaklarında iğne atsan düşmez yere. Sana karşı olanlar da, seni savunanlar da sokakta, çarşıda, camide. Tartışıyorlar hepsi. Halife pes etmiş durumda. Duyduğuma göre yakaladıklarına bin pişmanlarmış. Bu kadar nümayiş olacağını tahmin etmemişler. Ordu teyakkuz durumunda.

Hallac : Şii’lerin tavrı nedir ?

Hafif : Karışmıyorlar pek. Naib Osman bin Said’in mektubu çok kötü bir etki bıraktı. Ama bilmem ki...

Hallac : Hambelliler ?

Hafif : Onlar senden yana tavır koyuyorlar.

Hallac : Halife ile çatışma içerisindeler yıllardır. Fırsat-ı ganimet biliyorlar. Ya Hanefiler?

Hafif : Onlar da tarafsız kalıyorlar. Biliyorsun üst kesim halife ile kol kola zaten, ama sokaktaki insanın gönlü senden yana.

Hallac : Vezir ibn İsa’nın tavrı nedir ?

Hafif : Şıbli konuşmuş onunla. Onun demesi ki, Karmati isyanı yatışınca salı vermekmiş seni niyeti.

Hallac : Halife Muktedir, İbn el Fırat, Hamit, halifenin annesi Seyyidiye ne durumda. Seyyidiye Türktür. Her Cuma dinler insanların derdini. Halka kulak verenin zalim olmaz yüreği.

Hafif : Bildiğim kadarıyla en güçlü adam İbn el Fırat. Halifeye borç verir sık sık hazine boşalınca. O da karışmıyormuş bu işe. Bir yandan bağlı gözükür Ehli Beyt’e, diğer yandan eli hazinenin içinde. Muktedir zaten Hamit, el Fırat İbn İsa ve muhafız alayı komutanı Munis el Muzeffer elinde oyuncak. Yaşı daha çocuk zaten.

Seyyidiyenin ve veznedar el Kaşuri’nin senden yana olduğunu biliyorum. Ama ne kadar etkili olurlar bilemem, kurtlar sofrasında.

Ben zaten Kaşuri’nin özel izniyle geldim seni görmeye. Haa, Şıblı mektubunu almış, iletmemi istedi.

Hallac : Karım ve çocuklarım nasıllar ?

Hafif : Nasıl olsunlar, onlar bu oyunda hiç yer almadılar; yer de almasınlar ya Hallac. Oyuna girdikleri anda zulüm görürler.

Hallac : Tevrat, Tesniye’de Rab Kenan illerini Musevilere ebedi yurt olarak verir. Musa sorur, yaşayanları öldürecek miyiz ? Tanrı evet der, çünkü onlar sapkınlığa düşmüşlerdir. Musa, çocukları ve kadınlarını ne yapacağız diye sorunca, Tanrı :

Herkes irsiyle sorumlu, onları da öldürün der.

Bin küsür yıl sonra, Kutsal kitapta sorumluluklar şahsileşti hiç yoksa. Tevrat’a kalsa şimdi karım ve çocuklarım da aynı akıbeti paylaşacaktı.

Hafif : Allahtan henüz dokunmadılar onlara.

Hallac : Yargılama ne zaman biliyor musun?

Hafif : Kadılar hazırlık yapıyormuş. Bir ay sonra sanırım.

Hallac : Beni ne ile suçlayacaklar, öğrenebildin mi?

Hafif : Bilmiyorum; yargılanıp yargılanmayacağın konusunda kadılar bir ön sorgu yapacaklarmış. Konu hep aynı değil mi? Zındıklık veya kâfirlik. Birinin canına kast etmek isteyince konu sabit. Deliller kesin, basit.

Hallac : Ya mahkeme heyeti ?

Hafif : Duyduğuma göre Hambeli ve Şafi mezhebinin temsilcileri alınmayacakmış.

Hallac : Bu açık aykırılık değil mi mevcut şeriata ?

Hafif : Üstad, tahminimce çoktan verilmiştir karar devlet-i âlâda. Yargılama cellat öncesi oyalama turları. Ne fark eder kimin olduğu. Tefeci tüccarlar bile bastırınca parayı oluyor kadı bu memlekette. Görmedik mi bunları ? Sen tasalanma, soğukkanlılığını kaybetmiş görüyorum ilk defa. Bence bekleyecekler isyanların sorunu, ona göre bir karar verecekler. Şimdilik dokunmaları imkansız gözüküyor. Sen uzunca bir zaman buradasın. Hazırlan ecelinle ölmeye.

Hallac : Ya, demek öyle,

Yıllardır vuslat için uğraşan

Kavuşmak yaklaşınca oluyor perişan,

ya vuslattan kaçan,

ecel yakasına yapışınca.

Hafif : Bunları koy bir kenara. Senden isteyenlere mektup yaz bolca. Bir de kitap hazırla. Ben çıkarırım bölüm bölüm. Hoşça kal şimdilik. Dertlerini unut, düşünme.

Hallac : Hoşça kal, kal sağlıcakla.



(sahne kararır).

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 28.02.2019, 02:38   #10
Yazar
Raya Haq
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 717
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 17
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 21
34 Mesajına 36 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

PERDE : 3

SAHNE : 2

(Aradan belli bir süre geçmiştir. Birden birtakım gürültüler duyulur. Eşkıya kapıda görülür).

Eşkıya : (Demir parmaklığa dayanır) Nasıl açacağım bunu ?

Hallac : Orası kapı değil, bak şurada kapı

Eşkıya : (Kapıyı iter) Açık burası.

Hallac : Açık ya, hayırdır.

Eşkıya : Hayır dualarını almaya geldim. Bu nasıl hapishane, kimse yok. Bir iki kişi vardı tepeledik. Seni çıkarmaya geldim.

Hallac : Kapılar açık, ben çıkabilirim istediğim zaman. Zaten kapıları kaçmam için açık tutuyorlar.

Eşkıya : Baba sen akılsız mısın? Neden bekliyorsun öyleyse ? Ben de günlerdir plan yapıyorum sana ulaşmak için. Senin niyetin ne ? Beni öldürtmek mi? Hadi çabuk ol, kavuş özgürlüğüne. İşte fırsat.

Hallac : Ben özgürüm burada. Özgürlük insanın içindeki bir duygu, bağlı değil mekana.

Eşkıya : Dört duvar arasında elin kolun bağlı. Götüreceğim seni buradan.

Hallac : Duvarlar mahkum etmez insanı. Nice insan tanırım ben kafasının içi prangalı,

basireti bağlı, zincirlenmiş yüreği. Özgür sanar kendini. Nice insan var, elleri

prangalı akılda ve yürekte yenebilmiş yalanı özgür. Özgürlük zaman ve

mekandan mustağni bir duygu. Özgürlük bir ruh işi. Önce ruhunu özgür

kılmalı özgür olmak isteyen her kişi.

Eşkıya : Bak baba, burası hapishane, tutsaksın burada. Fazla vaktim yoktur. Dışarıda bol bol dinlerim seni. Hadi çabuk ol.

Hallac : Ben özgürüm içerde.

Kendilerine ördükleri duvarlarla mahkum kalan tutsaklar dışarda,

Sen var özgür kıl onları gücün varsa.

Eşkıya : Bir şey anlamadım ama, özgür olsan dışarda ne zarar.

Hallac : Ülke dört tarafı çevrili bir mahpushane,

Her nefes aldıkça şerbetçe,

Zorbalar biter tepende.

Eşkıya : Abartma baba yaa. Bana şimdiye kadar hiç karışan olmadı.

Hallac : Eşkıya eşkıyaya ne diye.

Eşkıya : Çok teessüf ederim, beni onlarla aynı kefeye mi koyuyorsun ?

Sen adam olmazsan baba. Ne diyeyim sana,

Onlarınki resmi soygun.

Benimkisi binbir zahmetli iş, hem devede kulak

Onlar doldurur kendi cukkalarını,

Ben beslerim en azından yüzlerce öksüz, yetimi.

Adam çalıştırırım yanımda,

Bir nevi işletme benimkisi

Ben gidiyorum, karar ver geliyor musun benimle?

Hallac : Yolun açık olsun dostum,

Beni düşünme,

Yalnız bir tek öğüdüm var sana;

Kendine namuslu bir iş edin.

Eşkıya : Haklısın, haklıysan da,

Muhafız alayına komutan olurum ben,

Ancak eldeki yeteneğimle ya da

Büyük çiftlikerde köleleri iknaya yarar gücüm.

Hangisini seçeyim, seçmek kendi elimde.

Muhafızlık teklifi almadığım değil birçok amir,

Bir çok toprak beyinden. Birçokları da iyi

Para kazanır köle nakliyatından

Sen seç benim yerime bana Hallac

Sana bırakıyorum kendi seçimimi.
Hallac : (Düşünür) Kendi işinin efendisi olmak

en iyisi.

Seçimin en iyisi bile

Ya köle yapar; ya

İşbirlikçi seçeni.

Yaratan değilse kendi seçenekleri.

Eşkıya : Öğüdünü tutacağım, Hadi hoşça kal.

Hallac : Allah yardımcın olsun, hoşça kal.



(Sahne Kararır)

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 13:34.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica