Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Toplumsal Konular > Din

Din Dini tartışmalar ve teoriler

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 31.05.2017, 15:03   #11
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 274
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 9
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 11
27 Mesajına 29 Kere Teşekkür Edlidi


Standart

4-Hafsa: (Yaşı 18 olarak geçer kayıtlarda)

Ömer’in kızıdır. Daha önce Huneys ibn Huzafe ile evliydi ama kocası H. 3. yılında Uhud’da hayatını kaybetti. Hafsa 18 yaşında dul kalmıştı ve babası onu önce Ebu Bekr’e vermek istedi ama o kabul etmedi sonnra Osman’a vermek istemesine rağmen Osman da evlenmek istemedi. (Neden acaba?) Bu durumu Hz.Muhammed’e söyleyen Ömere, Hz.Muhammed şöyle dedi : “Ya Ömer! Hafsa, Osman’dan, Osman da Hafsa’dan daha hayirli birisiyle evlenecektir.” Ömer büsbütün merak içerisinde kalmıştı. Osman’dan daha hayırlı damat kim olabilirdi ki ? Aradan birkaç gün geçtikten sonra Hz.Muhammed Hafsa’ya talib oldu. Osman’dan daha hayırlı olan kişi kendisiydi. Ömer’e dedi ki: “Sen kızın Hafsa’yı bana nikahlarsın. Ben de kızım Ümmü Gülsüm’ü Osman’a nikahlarım…” İlginçtir ama Sunni kaynaklarda Ebu Bekr ve Osman’ın Hafza’yı almayı reddetmesinin sebebi olarak bu iki ismin de “Peygamberlerinin Hafza ile evlenmek istediğini bilmeleri” diye geçer. Ömer onların teklifini reddetmelerine çok içerlenmiş ve kızmıştı, normal koşullarda bu iki ismin de saygı ve sevgi duydukları Ömer’in teklifini reddetme davranışında bulunmaları biraz uzak ihtimal, bu yüzden bu tahmin daha uygun düşüyor

Ebu Davud’da Ömer’den yapılan bir aktarım ile Muhammed’in onu boşadığı ama sonra tekrar geri aldığı (talak-ı reci) yazılıdır. (Ebu Davud Talak, c. 2, 2276) Bu durum İbn İshak ve Taberi’de (c.9 dipnot 884 s.131)’de de geçer. ( Talak-ı reci: Koca bir defa “boş ol” “seni boşadım” derse ve sonra pişman olup eşine dönmek isterse ve kadının iddet müddeti geçmemişse mehir vermeden ve tekrar nikah kıymadan eşine dönebilir. Sadreddin Yüksel)

Hafza’nın yaşını şöyle hesaplayabiliriz : Hicret yılı 622’dir. Hicretin 45. yılı ölmüştür (S.Ateş S.332) Yani 667 yılında vefat etti. Öldüğünde 60 yaşındadır (Tabari c.39 syf.174) O halde doğumu 607 dir. Kocası Uhud savaşında ölünce dul kaldı. Uhud savaşı yılı 625 tir. Bu durumda dul kaldığında 18 yaşındadır

5-Zeyneb binti Huzeyma: (30 yaşındaydı)

Necidli Huzeyme’nin kızı. İlk kocası müslüman Tufeyl ibni Haris idi ama ondan boşanıp kardeşi Ubeyde bin Haris ile evlendi o da Bedir’de hayatını kaybedince dul kaldı. Muhammed onu amcasından istedi ve 400 dirhem gümüş mehir vererek aldı. Muhammed onunla evlendiğinde 30 yaşındaydı (Hamidullah, İslam Peygamberi S. 564, n.1104) Muhammed ile evlendikten üç ya da sekiz ay sonra vefat etti.

6-Zeyneb bint Cahş: (Yaşı 36 dır)

Çahş ibn Riab’ın kızı olup asıl adı Berre’dir. Muhammed onun ismini Zeyneb olarak değiştirmiştir. İlginçtir ama Muhammed’in Mustalık gazasında esir aldıktan sonra nikah kıydığı Cüveyriye’nin de ilk ismi Berre’dir. Muhammed’in bizzat kendisinden “Zeyd’in zevcesi” diye bahsedilerek Kuran ayetlerinde bahsedilmektedir. (Ahzap 35-37)

Bakalım ayette bu kadınla Hz.Muhammedin evlenmesi nasıl geçer;

Ahzab-37 “(Resulüm!) Hani Allah’ın nimet verdiği, senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye: Eşini yanında tut, Allah’tan kork! Diyordun. Allah’ın açığa vuracağı şeyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. Oysa asıl korkmana lâyık olan Allah’tır. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikâhladık ki evlâtlıkları, karılarıyla ilişkilerini kestiklerinde (o kadınlarla evlenmek isterlerse) müminlere bir güçlük olmasın. Allah’ın emri yerine getirilmiştir.”

Bu ayetin iniş nedeni İbn İshak’ın eserinde şöyle aktarılır

İmam İbn İshak’ın eserinde Yunus – Ebu Seleme el-Hemdânî Mevlâ eş-Şa’bî – eş-Şa’bî isnadıyla gelen bu rivayette eş-Şa’bî şöyle der: “Zeyd b. Harise hastalandı. Hz. Peygamber onu ziyaret etmeye gitti. Karısı Zeynep bt. Cahş Zeyd’in yanı başında oturuyordu. Zeynep bazı işler için kalktı ve Hz. Peygamber ona baktı, sonra başını indirdi de “kalpleri ve gözleri çeviren Allah’ı tenzih ederim” dedi. Bunun üzerine Zeyd ona : “senin için onu boşayayım” dedi. Hz. Peygamber “hayır” dedi. Bunun üzerine Ahzab süresinin 37. Ayeti nazil oldu.

Dikkatli okursanız arzulama, ilgi duyma durumu bariz bir şekilde var. Üstelik ayette de içte gizlenen bir düşünce var bunla peygamberin ilgi duyması acıkca vurgulanmış. Uğruna ayet bile yazılmış olan Zeynep peygamberle evlendiğinde kaç yaşındaydı.

Zeynep’in Yaşı: Hicret yılı 622’dir Evlendiği yıl 625’dir Hicretin 20. yılı vefat etmiştir. (Hamidullah s. 567) vefat ettiği 642 yılında Vefat ettiğinde 53 yaşındaydı. (Tabari c.39 s.182) O halde doğum tarihi 642 – 53 = 589’dur. O halde evlendiğinde yaşı 625 – 589 = 36 ‘dır.

7-Ümmü Seleme: (Yaşı 27 ya da 29′ dur)

Ebu Umeyye’nin kızıdır. İlk kocası Ebu Seleme ile birlikte islamı ilk yıllarında kabul etmişti. Kocası Habeşistan’a hicret eden müslümanlar arasındadır ve akrabaları onun hicret etmesini engelleyip Mekke’de tutmuşlardır ama daha sonra Medine’ye tek başına gitmesine izin vermişlerdir. Hicretin 3 yılı olan 625’de Uhud savaşında kocası hayatını kaybetmesi üzerine 1 yıl yas tutmuş sonra da Hz.Muhammed ile 626 yılında evlenmiştir. Uhud savaşında müslümanların ağır yenilgi almasına neden olan ünlü komutan Halid b. Velid’in de onun yakın akrabası olduğu söylenir.

Genellikle yaşlı olduğu hatta Muhammed’den 1 yaş küçük olduğu söylenir ama bu koskoca bir yalandır. Vefatının hicretin ya 59. yılı ya da 61. yılı olduğu hemen hemen her kaynakta geçer ve ayrıca öldüğünde yaşının 84 olduğu da geçer.

Ümmü Seleme’nin yaşı: Hicret yılı 622’dir. 59. hicret yılında öldü (Sahih Müslim c.2 dipnot: 1218 s.435) Yani 681 de vefat etti. Öldüğünde 84 yaşındaydı. (Sahih Müslim c.2 dipnot: 1218 s.435) Öyleyse doğumu 597 dir. 625 yılında Uhud’da kocası öldü ve dul kaldı. 1 yılı kocasının ölümüne üzülerek geçmiştir. (Hadislerde onun böyle yas tutması oldukça fazla geçer) 626 yılında Hz.Muhammed onu almıştır. Bu durumda yaşı 626-597 =29 dur. Ama eğer Hicretin 61. yılında vefat etti ise o zaman yaşı 27 dir.

8-Cüveyriye: (14 yaşında evlendi)

Cüveyriyye, “cariyecik” demek. Asıl adı Berre dir ve yahudi Mustalık oğullarından Haris ibn Ebi Dırar’ın kızıdır. Kocasının ismi Musaf bin Safvan dır ama Hz.Muhammed’in adamları baskın sırasında onu öldürmüştür.

Beni-Mustalık baskınında esir düştü ve Sabit ibn Kays ibn Şemmas’ın payına düşmüştür. Sâbit onunla mukâtebe yapmıştır. (Mukâtebe: Kölenin bedel karşılığı hürriyetinin verilmesi antlaşması) Cüveyriye’nin hürriyetinin bedeli 400 dirhemdir (ki karşılaştırma yapabilmeniz için şu örnek yerinde olacaktır : O dönem Mekke valisin maaşı aylık 30 dirhemdir) ve bu bedeli ödeyerek onu geri alacak olan ailesi de (öldürülen kocası hariç) esir durumundadır ve bütün servetleri de ganimet olarak ele geçirilmiştir.

Cüveyriye umutsuz bir durumdadır. İlginçtir ama birileri bu kızın oldukça güzel bir kız olduğu konusunda Hz.Muhammed’e haber uçurmuş ve böyle bir güzelliğin ancak ona layık olduğunu söylemişler ve bunun üzerine peygamber onu yanına çağırmıştır. (Tabii kaynaklarda onun Muhammed ile görüşmek istediği de yazılıdır), Cüveyriye’nin o an ki halet-i ruhiyesi köle olmayı kabul edememiş ve kendisini özgürlüğe kavuşturmak için çırpınan ve fazlasıyla korku içinde olan ufacıcık bir kız izlenimi vermektedir. Muhammed ile yaptığı konuşma şöyle geçer : “Ey Allahın Elçisi ! Ben kabilemin başkanı el-Haris’in kızıyım; başıma gelen felaketi ve içine düştüğüm durumu görüyorsun. Özgürlüğümü tekrar elde edebilmem için bana yardım et ! Allah da sana yardım edecektir” Buna cevaben Hz.Muhammed de der ki : “Bundan daha iyisini ister misin?” diye sordu. O da: “Bundan daha iyisi nedir” diye sordu. O: “Senin fidyeni ben ödeyeyim, sen de benimle evlen” dedi. (Hamidullah’ın Muhabbar s.89-90’dan).

Hz.Muhammed böyle dünya güzeli körpecik kıza, çözüm olarak kendisi ile evlenmeyi teklif etmiş o da kabul etmek zorunda kalmıştır; hem de kocasının ölümünden sorumlu olan birisinin teklifini kabul etmek zorunda kalıyor. Hz.Muhammed onun hürriyet bedeli olan 400 dirhemi Sâbit’e ödeyerek onu satın alır.

Daha da ilginç olanı kaynaklar Cüveyriye’nin babası Haris’in kızının fidye bedelini ödemek için Hz.Muhammed’in yanına develer ile birlikte geldiğini ve bu develeri fidye bedeli olarak ödemek istediği yazar. Haris peygamberin yanına gelerek ona şöyle der: “Sen kızımı esir aldın, işte fidyesi” Hz.Muhammed: “Fakat Akik ovasında gizlediğin iki deve nerede?” diye sorar. Bunun üzerine Haris o iki deveyi de getirerek onları da Muhammed”e verir. (Bu bilgi Martin Lings yani Ebubekir Siraceddin’in “Hz. Muhammed’in Hayatı” s.259’da vardır.)

Tabii bu kızcağız kocasının ölümünden sorumlu kişi ile evlenecek ve daha kocasının kanı kurumamışken zifafa girmek zorunda kalacaktır.

Cüveyriye’nin yaşını matematiksel olarak hesaplayalım: Hicret yılı 622’dir Hicret’in 57. yılında vefat etti.(Hamidullah s.568) O halde vefat tarihi 679 dur. Vefat ettiğinde 65 yaşındaydı.(S.Ateş s. 333) Öyleyse doğum tarihi 614 dür Evlendiği yıl 628 dir. (Beni Mustalık gazası hicretin 6. yılıdır) O halde evlendiğinde yaşı: 628 – 614 = 14 dür.

9-Ümmü Habibe: (Yaşı 32 dir)

Asıl adı Remle’dir. Ebu Süfyan’ın kızı. İslamı’ın ilk yıllarında kocası ile birlikte müslüman olmuştu. İlk kocası Ubeydullah ile Habeşistana hicret etmiş orda kocası Hristiyan olmuştu. Hz.Muhammed Habeşistana bir elçi göndererek onunla nikahını gıyaben kıymış ve elçi ile birlikte onu getirtmiştir. Bu evlilik Hicri 6. yılda oldu.

Babası Muhammed’in ezeli düşmanıdır. Muhammed onun kızını almış ve belkide bu düşmalığı gidermek istemiştir. Ama Süfyan kızı Ümmü Habibe Muhammed ile evlendikten sonra çok değişmiştir. Bir gün Medine’ye Muhammed ile görüşmeye gider ve bir arada da kızını görmek için Muhammed’in evine gider ve kızı ile şu konuşma geçer aralarında :

“…..Önce, kızının, yani Resulullah (AS)’in hanımı olan Ümmü Habibe’nin yanına vardı. Küçücük odasında, yerdeki tek sergi, Resulullah (AS)’ın yatağı idi. Ümmü Habibe bunu derhal dürüp kaldırdı. Babası: “Niçin böyle yaptın?” diye sorunca, ona şöyle cevap verdi: “Bu Allah’ın Resulünün yatağıdır. Sen ise bir putperestsin ve buna oturamayacak kadar necîssin, pissin.” Ebû Süfyân ise şu cümleleri homurdandı: (Yazık hem de çok yazık. Hamidullah “homurdandı” ifadesi ile güya Ebu Süfyanı küçümsemeye çalışıyor ama bu tip ifadeler ancak yazarını küçültür, hele hele söz konusu baba-kız arasındaki bir dialog ise ) “Kızcağızım! Sen bizi terk ettiginden beri ne kadar değişip bozulmuşsun. (Hamidullah İslam Peygamberi s. 568-569)

Yaşını şöyle hesaplayabiliriz: Hicret yılı 622’dir Hicri 44. yıl vefat etti (İbn Sa’d, et-Tabakat c.8, s.100) O halde 666 yılında vefat etti. 70 yaşında iken vefat etti (İbn Sa’d, et-Tabakat c.8, s.100) O halde doğum tarihi 666-70= 596 dır. Evlendiği tarih 628 dir (Hicri 6.yıl) O halde evlendiğinde yaşı 628 – 596 = 32 dir.

10-Safiyye: (Yaşı 17 dir)

Huyeyy b. Ahtab’ın kızıdır ve asıl adı Zeyneb dir. Hz.Muhammed Hayber’in fethinden sonra kocası Kinane b. Ebi Hukayk’ı mücevher dolu “Mesk”in yerini öğrenmek için işkence yaptırdıktan sonra boynunu vurdurarak öldürmüş ve ayırca babası ile kardeşi de Muhammed tarafından öldürülmüştü. Safiyye sadece 2 aylık evli bir kadındı. Muhammed onu esir aldığı kadınlar arasından “safiyy” payı olarak seçmişti.(yani daha ganimet dağıtılmadan önce, ganimetler arasında istediği malı keyfince seçtiği bir liderlik hissesi olarak)

Katâde(r.a.) anlatıyor: Resulullah gazveye bizzat iştirak edince onun sehm-i safiyy denen riyaset hissesi olurdu. Bu hisse, taksimden önce köle, cariye, at gibi ganimete dahil mallardan dilediğinden alırdı. Safiyye validemiz de işte bu hissedendi. Gazveye bizzat iştirak etmediği taktirde bu hisse gıyabında ayrılırdı, ancak bu durumda seçme hakkı yoktu (ne ayrılmışsa onu kabul ederdi)” (Ebu Davud, Harâc 21, 2993)

Muhammed asıl adı Zeyneb olan bu genç ve güzel kızın ismini “ganimet payı / ganimet malı” anlamına gelen “Safiyye” olarak değiştirdi. Artık bir ganimet malı olduğu isminden bile anlaşılmaktadır. İlginçtir ki, Hz.Muhammed bu evliliğinde bir Kur’ân ayetini de ihlal etmiştir.

Bakara-234 “Sizden ölenlerin, geride bıraktıkları eşleri, kendi başlarına (evlenmeden) dört ay on gün beklerler. Bekleme müddetlerini bitirdikleri vakit, kendileri hakkında yaptıkları meşru işlerde size bir günah yoktur. Allah yapmakta olduklarınızı bilir.”

Kuran’daki “iddet süresi” ile ilgili ayeti ihlal ediyordu. “….Daha sonra Allah’ın elçisi Hayber dönüşünde, yolda Enes’in annesinin bezediği Safiyye ile zifaf olmuştur” (Buhari Meğazi 64)

Yaşını şöyle hesaplayabiliriz: Hicret yılı 622 dir Hicri 50 yılında vefat etmiştir. (Hamidullah, no.1110) Yani 672 yılında Vefat ettiğinde 60 yaşındaydı. (Vefat ettiği yaşı Türkçe kaynaklarda bulamadım ama internetteki ingilizce Arap sitelerinin hepsinde 60 olarak geçiyor) O halde doğum tarihi 612 dir. Evlendiği yıl 629 (Hayber’in fethi) O halde evlendiğinde 629 – 612 =17 yaşındadır.

11-Meymune binti Haris: (36 yaşındadır)

Haris kızıdır. Asıl ismi Berre dir (hatırlarsanız Zeyneb b. Cahş ve Cüveyriye’nin de adı Berre idi) İslamiyetten önce Mes´ud b. Amr ile evliydi ve ondan ayrılıp Ebu Rühm b. Abduluzza ile evlendi ve onun ölümü ile dul kaldı. Kendisini Hz.Muhammed’e hibe etmiş ve bu yüzden mehir alamamıştır. (İbn Sa´d, Tabakâtü´l-kübrâ, c. 8, s. 132) bu bilgi ayrıca (Sahih Muslim c.2 no 1919) da bulunuyor.

Ahzap 50. ayetteki mehirsiz olarak kendini Muhammed’e hibe eden kadının o olduğu söylenir. Aişe diyor ki bu kendini hibe etme konusu ile ilgili: “Olacak şey mi? Bir kadın utanmaz mı ki, kendini bir erkeğe armağan etsin?” (Buhari, e’s-Sahih, Kitabu Tefsiri’l-Kur’an/336 , Müslim hadis no: 1464; Tec-rîd, hadis no: 1721.)

Yaşını şöyle hesaplayabiliriz: Hicret yılı 622 dir. Hicri 51. de vefat etti (Hamidullah s. 570) Vefat yılı 673 dür. Vefat ettiğinde 80 yaşındaydı.(Bütün kaynaklarda geçer) O halde doğumu 593 dür. Evlilik yılı 629 dur. (Hudeybiye’den 1 yıl sonra “umre” ziyaretinde ) O halde evlendiğinde 629 – 593 = 36 dır.

12-Fatıma Dahhak bin Süfyan (el-Kilâbiyye)

S.Ateşten aynen aktarıyorum : “Hicretin 8. yılında Peygamberin kendisi ile evlendiği Fatıma, gerdek esnasında Peygamber’den Allah’a sığınınca Peygamber onu boşamıştır. Daha sonra “Ben ne bahtsızım !” diyerek kendisini kınayan Fatıma, 60. Hicret yılında ölmüştür.” (Kuran’a göre Hz Muhammed’in Hayatı s. 334-335) Eğer öldüğü zamanki yaşı hakkında bilgi var ise o zaman evlendiği zamanki yaşını çıkartabiliriz

13-Reyhane binti Zeyd: (19 Yaşında)

Yahudi Kureyza kabilesine mensup idi. Güzelliği ile meşhur genç bir yahudi kadını idi. Kocasının ismi Hakem idi ve Kureyza baskınında öldürülmüştü. Geriye kalan babası, kardeşleri ve diğer erkek akrabaları ise Kureyza esirlerleri arasında boynu Zübeyr ve Ali tarafından vurulanlar arasındaydı. Reyhane’nin Muhamed’in eşi olup olmadığı ve cariyesi olarak kalmış olabileceği de hep tartışma konusu olmuştur. İbn Sa’d da onun “safiyy” payı olarak daha ganimetler dağıtılmadan önce Hz.Muhammed’in onu kendisine ayırdığı ve onu hür zevceleri arasına kattığı yazılıdır. Kurtubi’ye göre de Muhammed kendisini azad edip onunla evlenmiştir. İbn İshak da ise cariye olarak kaldığı yazılıdır. Reyhane’nin yaşının her kaynakta 19 olduğu rivayet edilir. Ölüm tarihi ise Hicri 10. yıldır.

14-Sena binti Esma (el-Neset bint Rifa)

Benu Kilab veya Benu Harm kabilesindendir. Muhammed’in onunla nikahlandığı hemen hemen her kaynakta geçer. Aynı şekilde zifafın gerçekleşmediği de yazılıdır. (Tabari c.9 s.135-136. ve c. 39 s.166) ‘da Muhammed ile nikahının kıyılmasının peşinden evlilik tamamlanmadan önce öldüğü yazılıdır. İslami kaynaklar da onun Muhammed ile evlendiği için duyduğu sevinçten dolayı öldüğü bile yazılıdır.

15-Esma (Ümeyme) ibn Cevn

Numan ibn Şürâhil el- Cevn el-Kindiyye’nin kızıdır. Bu kadın ile ilgili en ilginç satırlar S.Ateş’de var: Peygamber gerdekte yanına varıp da “Gel !” deyince “Sen gel !” demiş Peygamber de onu boşamıştır. Bir rivayete göre Allah’a sığınan kadın bu kadındır.

Buhari de şöyle diyor: Allah’ın elçisi (s.a.v) Şurahil kızı Umeyme ile evlendi. Yanına varıp elini uzatınca kadın hoşlanmaz bir tavır takındı. Peygamber Useyd’e bu kadını donatıp, iki beyaz keten elbise giydirerek geri göndermesini emretti. Başka bir rivayete göre peygamber Esma’ya. “Kendini bana hibe et !” dedi. Esma “Kraliçe kendini çobana hibe eder mi?” deyince Peygamber onu teskin etmek için elini onun üzerin koydu. Esma: Senden Allah’a sığınırım” dedi. Peygamber “Sığınacak yere sığındın ve tam sığındın” dedi ve Ebu Useyd’e, o kadına iki râziki elbise giydirip ailesine ulaştırmasını emretti.” (S.Ateş-Kuran’a göre Hz. Muhammed’in Hayatı s.335)

Hz. Aise radiyallahu anha anlatiyor: “Ibnetu’l-Cevn Resulullah aleyhissalatu vesselam’in yanına girince: “Senden Allah’a sığınırım!” dedi. Aleyhissalatu vesselam da: “Gerçekten büyüğe sığındın. Ailene dön!” buyurdular.” [Buhari, Talak 3; Nesai, Talak 14, (6, 150).Buhari Talak (Kitab’u Talak)’da 1832, 1833 no’lu hadisler]

Muslumanlar arasinda Hz.Muhammed’in ustun cinsel guce sahip olduguna dair yaygin bir inanc vardir. Muhammed’in sehveti hakkinda bir cok sahih hadisler mevcuttur. Ornek olarak su hadise bir göz atalım;

Ebu Râfi (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), birgün bütün hanımlarına uğradı. Her birisinin yanında ayrı ayrı yıkandı. Kendisine: “Ey Allah’ın Resulü dedim, en sonunda bir kere yıkansanız olmaz mı?” “(Olmasına olur, ancak) böyle yapmak daha temiz, daha hoş ve daha paktır!” buyurdular.” Ebu Dâvud, Tahâret 86, (219).

Muhammed bir gecede tum hanimlarini sirayla ziyaret ederek hepsi ile yatabilecek güce sahiptir. İslam kaynaklarda Hz.Muhammedin en tanınmış eşlerinden başka; evlenip ayrıldığı, mehirsiz evlendiği ve cariyeleri olmak üzere 57 kadın ismi geçmektedir.

Not: Aslında islam tarihçileri evlilik konusunda “Nikah mı, zifaf mı, peçe mi kriter alınmalıdır ?” gibi sorularla kendilerine meşgale yaratırlar. Bu yüzden genellikle zifafa girmediği kadınları eş listesine koymazlar ve bu şekilde Muhammed’in eşlerinin sayısını düşürmeye çalışırlar. İlginçtir ama eğer zifaf kriter ise o zaman neden Marya ve Nefise gibi (hatta Reyhane de) Muhammed’in cinsel ilişki de bulunduğu cariyelerini eşler listesine dahil etmezler ? Bazı islam alimleri (!) bunlara “zevce-cariye” demişlerdir ama eş listelerinde bunlar dahil edilmez ve mümkün olduğu kadar Hz.Muhammed’in eşlerinin sayısı düşük tutulmaya çalışılır. Tabii aynı zaman dilimi içinde en fazla 9 kadınla evli olduğunu söyleyerek bu rakamı tek haneli hale getirme konusunda gösterdikleri hüner de takdire şayandır.

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 31.05.2017, 15:05   #12
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 274
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 9
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 11
27 Mesajına 29 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Hafsa OlayıMuhammed, karıları arasında huzursuzluk ve kıskançlığa yol açtığı için, cinsel ilişkiyi sıraya sokmuştu. Bir gün, sıra karılarından Hafsa’dayken, ilişkide bulunmak amacıyla odasına gider, fakat Hafsa’yı bulamaz. O sırada cariyelerinden Marya ile karşılaşır. Bunun üzerine Marya’yı Hafsa’nın yatağına yatırıp onunla ilişkiye girer. O sırada Hafsa içeri girer ve ikisini yakalar. “Ey Tanrının elçisi! Beni aşağıladın. Benim günümde, benim sıramda, benim yatağımda bir cariyeyle yatıyorsun!” diyerek tepkisini dile getirir Hafsa. Bunun üzerine Muhammed “Vallahi billahi Marya ile bir daha yatmayacağım” diye yemin eder ve olay kapanır. (Taberi, Camiu’l Beyan)

Fakat Muhammed, yemininden pişmanlık duymuş olsa gerek ki, hemen ilgili vahiy gelmiştir: “Ey Peygamber! Karılarını hoşnut edeceksin diye, Tanrı’nın sana helal kıldığını neden haram yaparsın?..” (Tahrim 1) Bu ayetin bu olayla ilgili olarak geldiği, tüm saygın tefsirlerde anlatılır.Bizleri o Kurandan anlamıyor diyerek kötüleyen sizler.

Hiç mi aklınız almıyor koskoca Tanrı Muhammed’ in cinsel hayatına müdahale ediyor. Müdahale etmekle kalmıyor Kurana geçen bu ayet bize hayatla ilgili ne gibi bir Tanrısal ahlak örneği veriyor. Tam tersi ahlaksızlık örneği. Hem peygamber ol, hem bir sürü kadınla evlen, bir sürü cariyeyi yanından eksik etme, hem Tanrın seni bu ahlaksızlıklarını onaylasın, hem de Kurana soksun bu ahlaksızlıkları.

Peki sizler sünnete uyup bir sürü hanımla evlenenler, sizde mi hanımların sırasını Kurana bakarak tespit ediyorsunuz? Aferin size devam edin cennette de nasılsa tomurcuk memeli, sübyan hurilerle oynaşacaksınız. Tanrının derdi (daha doğrusu Arab’ın) bu, bıkmış olmalı ki kara tenli kadınlardan, hurileri inci gibi, ak süt gibi beyaz kılmış. Islam kaynaklarından öğrendiğiniz başka bir olay, Muhammed’in ayet yazarken ne kadar keyfi davrandığına iyi bir örnektir.Muhammed, evine gelip uzun süre gitmeyen misafirlerden rahatsız oluyor, ancak -peygamberliğine yakıştıramadığından olsa gerek- hiç kimseye bir şey söyleyemiyordu.

Bunun üzerine Ahzab suresi 53.ayet geldi: “Ey iman edenler! Siz zamanını gözetmeksizin…peygamberin evine girmeyin. Ancak davet edildikçe girin. Yemeği yediğinizde de hemen dağılın. Çünkü bu hareketiniz peygamberi üzmekte, ama o bir şey söylemekten çekinmekteydi. Ama Allah, doğruyu söylemekten çekinmez…”

Gördüğümüz gibi, Muhammed yine işi Allah’a havale ederek bir yükten daha kurtulmuştur.Sizce Tanrı neden bu ayeti indirmiştir? Sayısız kadın ve cariye evde doluyken ,sıralarını bekleşirken Muhammedi müminler yok yere oyalamasın diyedir. Muhammed’ in Tanrının bile çok önemsediği büyük görevini yerine rahatça getirmesi içindir. Biz kafirler bile evimize gelen misafire, tek bir eşimiz olduğu hadi gidin, zırt pırt gelmeyin demiyoruz.

Kuran tüm zamanlara hitap ederken -Ey iman edenler diye başlayan Ahzab 53.de ki ayet bugün o seslenenlere ne ifade edecektir. Sinirsiz kadın alma özgürlüğü Muhammed’in kişisel çıkarları için yazdığı ayetlerin en önemlilerinden biri de, Ahzab Suresindedir: “Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah’ın sana ganimet olarak verdiği cariyelerini, amcanın, halanın, dayının, teyzenin seninle beraber göç eden kızlarını sana helal kıldık.

Bir de peygamber kendisiyle evlenmek istediği taktirde, kendisini peygambere hibe eden mümin kadını, diğer müminlere degil, sirf sana mahsus olmak üzere helal kıldık.” (Ahzab 50) Muhammed, bu ayetle hem kendisine sınırsız kadınla evlenme hakki vermiş, hem de yine diğer Müslümanlara zorunlu kılınan “başlık verme” usulünden kendisini muaf tutmuştur. Bir Tanrı neden ;Peygambere sınırsız sayıda kadını helal kılmaktadır. Amacı ne olabilir? Kaldı ki peygamber herhangi bir insan değildir. İyi ahlak timsalidir, insanlara örnek olan kişidir. İslam bu konuda oldukça komik cevaplar verir. İslam ı yaymak için.

Tanrı Muhammed’in cinselliği ile bir dini yaymaktan başka yol mu bulamamıştır? Kaldı ki 9 yaşında evlendiği Ayşe, evlatlığının hanımı Zeynep gibi daha bir çokları Müslümandı. Diğerleri savaştan ele geçirilen kocaları, aileleri öldürülmüş cariyelerdi. Bu cariyeler den güzel olanlar Muhamme de diğerleri başkalarına dağıtılmıştır. Muhammed ile evlenseler de evlenmeseler de esir alınmış, zorla Müslüman yapılmışlardır. Demek ki Müslüman olmaları için Muhammed in kutsal değneğinin tüm kadınlara değmesi gerekmemektedir.

Kadın sırası Muhammed, çok karısı olduğu için; karıları arasında kıskançlık olmaması için onlarla cinsel ilişkilerini sıraya koymuştu. Fakat bu durumdan da pek memnun değildi. Çünkü karıları içinde yaşlı olanlar olduğu gibi, bazı eşleriyle de, daha fazla birlikte olmak istiyordu. Muhammed’in her isteği olduğunda geldiği gibi, bu durumda da bir vahiy geldi ve Muhammed’in cinsel ilişkilerini düzene koydu:

“Ey Muhammed! Karılarından dilediğini geri bırakabilir, dilediğini öne alabilirsin…” (Ahzab 51) Muhammed’in ayet yazmadaki keyfiliğinde, Kuran’a aile içi ilişkileri taşıyacak kadar ileri gitmesi; karisi Ayşe’nin de dikkatini çeker ve İslam’ın en önemli hadis kaynaklarından öğrendiğimize göre, su sözü söyler: “Görüyorum ki senin efendi Tanrın, senin hevani (arzu, cinsel istek) yerine getirmek için koşuyor.” (Buhari/Müslim/Ibn Mace/Ibn Hanbel).Oruç zamanı cinsellikKuran’da Tanrı’yı sağlıklı karar veremeyen, fikir değiştiren bir varlık gibi gösteren çelişkilerin kaynağı da aslında Muhammed’in sağlıklı karar verememesidir.

Muhammed, ilk başta oruç zamanında cinsel ilişkiyi kısıtlamıştı. Fakat Müslümanların birçoğu bu yasağa uyamadılar. Bunun üzerine Muhammed şu ayeti yazdı: “…Allah sizin nefislerinize güvenemeyeceğinizi biliyordu. Bu sebeple sizi affetti. Artık kadınlarınıza yaklaşabilirsiniz…” (Bakara 187).

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 31.05.2017, 15:07   #13
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 274
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 9
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 11
27 Mesajına 29 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

İşte sizlerin görmemekte ısrar ettikleriniz. Tanrının, bir Peygamberin evlatlık edindiği birininiz karısını bir Peygambere helal kılması. İşte insanları doğru yola götüren kitap. Muhammed’in kendi çıkarları doğrultusunda yazdığı ayetlere en önemli örnek, evlatlığı Zeyd’in karısı Zeynep’e aşık olduğu zaman yazdığı ayetlerdir.

İslamiyet öncesinde, kişi ile evlatlığı arasındaki ilişki, ana-baba-oğul gibiydi (günümüzde çağdaş ülkelerde de olduğu gibi) Muhammed yazdığı bu ayetle bu anlayışı da değiştirmiştir. Olayı kısaca aktaralım:Zeyd, Muhammed’in evlatlığıdır. Muhammed bir gün, Zeyd’i görmek için evine gider. Zeyd evde yoktur. Onun yerine karısı Zeynep’le karşılaşır ve hemen aşık olur.(Taberi gibi tefsirciler, o sırada Zeynep’in çıplak olduğunu, Muhammed’in bu yüzden aşık olduğunu belirtirler). Bunu öğrenen Zeyd, hemen Muhammed’e gidip karısından ayrılmak istediğini söyler. Zeyd’in karısından bir şikayeti yoktur ama Peygamberin aşık olduğu kadınla da evli kalmayı da doğru bulmamaktadır. Muhammed bu öneriyi reddeder.

Bunun bir nedeni, Muhammed’in evlatlığının karısına göz koymasının, bir yuvayı yıkmasının doğru olmadığını bilmesidir. Diğer bir sebebi ise, Zeyd’in Arap geleneklerine göre Muhammed’in oğlu sayılmasıdır. Yani Zeynep gelinidir… Muhammed öneriyi reddeder ama bir taraftan da Zeynep’i çok istemektedir.

Bunun üzerine,(her zaman olduğu gibi!) kurtarıcı ayet geliverir: Ahzab-37 “Ey Muhammed! Allah’ın nimet verdiği ve senin de nimetlendirdiğin kimseye, ‘Eşini bırakma, Allah’tan sakın diyor, Allah’ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. Oysa Allah’tan sakınman daha doğruydu. Sonunda Zeyd eşiyle ilgisini kestiğinde onu seninle evlendirdik ki, evlatlıkları eşiyle ilgisini kestiğinde onlarla evlenmek konusunda müminlere bir sorumluluk olmadığı bilinsin.”

Muhammed, Tanrı emrini yerine getirdiğini, kendisinde bir suç olmadığını da ifade edebilmek için bir de şu ayeti yazar: “Peygamberin Allah tarafından emrolunanı yapmasından dolayı peygambere hiçbir vebal yoktur…” (Ahzab 38).

Muhammed’in işin içinden nasıl kolaylıkla sıyrıldığı görülüyor. İşi “ilahi iradeye” döken Muhammed, hem çevrenin tepkisinden kurtuluyor, hem de istediğine ulaşmış oluyor. Üstelik, Zeynep’le evlenme gerekçesi olarak, da tamamen saçma bir iddia atıyor ortaya: “…onu seninle evlendirdik ki, evlatlar eşleriyle ilişkilerini kestiğinde onlarla evlenmenin helal olduğu bilinsin!” Sanki böyle bir kural koymak için Kuran’a ayet yazmak yetmezmiş gibi! Gerçekten de, bu kuralı uygulamaya koymak için Muhammed ile Zeynep’in evlenmesine hiç gerek yoktur. Hatta, bir yuvayı yıktığı için çok yanlış bir davranıştır bu…

Diyanet vakfı yayınları da bu durumdan rahatsız olmuş olsa gerek ki, ayetin altına açıklama yapmak zorunda hissetmişler kendilerini. Şöyle diyorlar: “…Muhammed Zeynep’e aşık olmamıştı. Muhammed’in içinde sakladığı şey, ona aşık olduğu değil, Tanrı tarafından Zeynep’le evlendirileceği gerçeğiydi. Bunu Zeyd’e söylemiyordu.”

Burada, Muhammed’in örnek olsun diye Zeynep’le evlendirilmesi saçmalığına değinmemiş. Bunun yanında, bir de Muhammed’in Zeyd’e önceden bildiği bir gerçeği söylemediğini, aksine “eşini bırakma” dediğini öğreniyoruz. Yani yalan söylediğini… Diyanet Vakfı bunu peygamberine yakıştırıyor mu, yoksa bir yorum hatasına mi düşülmüş bilemiyoruz ama biz bir peygambere bunu hiç yakıştıramadık..

Bu olayla ilgili yazılan tek ayet de bu değildir. Evlilik olayı gerçekleştikten sonra, halk; “Muhammed kendi oğlunun karısıyla evlendi” şeklinde konuşmaya başlamıştır. Bu olay üzerine Muhammed; eski ve son derece güzel bir gelenek olan evlatlıkların gerçek evlat gibi sayılmalarını öngören geleneği kaldırmıştır.

Bunun yerine Kuran’a, evlatlıkların gerçek evlat gibi görülmesini yasaklayan Ahzab Suresi 4-5. Ayetleri yazmıştır. Bununla da yetinmeyen Muhammed, “…Muhammed içinizden hiçbir erkeğin babası değildir.” diyen Ahzab 40’ı da yazarak işi tamamen sağlama almıştır.

Bu karar, hicretin 5.yılında, yani Müslümanlığın 15.yılında gelmiştir. Böyle bir geleneği değiştirmek için Allah tam 15 yıl beklemiş, sonra da tam Muhammed’in işine yarayacağı bir dönemde değiştirmiştir.

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 31.05.2017, 19:16   #14
Yazar
sosoner
Yeni Üye
 
sosoner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.12.2007
Yaş: 30
Mesajlar: 4
Memleket: TOKAT
Cinsiyet:
sosoner isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: 10
sosoner iyi yolda gözüküyor
sosoner isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder

Ettiği Teşekkür: 0
2 Mesajına 2 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

İslam coğrafyasında din adı altında pedofili muhammed ile başlamıştır.

sosoner Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
sosoner Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
Raya Haq (01.06.2017)
Alt 01.06.2017, 05:01   #15
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 274
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 9
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 11
27 Mesajına 29 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Muhammed' in evlatlığı zeyd'in karısı Zeyneb' i de karıları arasına katmasının öyküsü:

Zeyneb Bint Cahş, Muhammed'in oğulluğu Zeyd'in karısıdır. Zeyd'i Muhammed kcndisine "oğul" edindiği için herkes ondan "Muhammed'in Oğlu (Zeyd Ibn Muhammed)" diye söz eder.

Muhammed bir gün, Zeyd'i görmek için onun evine gider. Zeyd'i bulamaz, Zeyd'in karısı Zenneb'le karşılaşır. Birden tutulur Zeyneb'e. Bir kadına Muhammed'in ilgi duyması, o kadının başka erkeğe -bu erkek kocası da olsa- uygun olmaktan çıkması ve dolayısıyla Muhammed'in olması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle Zeyd durumu ögrenir öğrenmez Muhammed'e gidip konuşur.

Zeyd:

-Karımdan ayrılmak istiyorum.

Muhammed:

-Neden? Seni kuşkuya düşürecek bir şey mi yaptı?

Zeyd:

-Vallahi hayır. Beni kuşkuya düşürecek hiçbir şeyi olmadı.Onun iyilikten başka birşeyini görmedim. (Zeyd' in eşini boşamak istemesinin nedeninin Müslümanların dediği gibi geçimsizlik değil de Muhammed' in onu arzu etmesi olduğunu ispatlayan cümleler)

Muhammed:

- Öyleyse karını bırakma, Tanrı'dan kork!

Muhammed "karını bırakma" derken, gerçekte sevdiği Zeyneb'in boşanmasını istiyordu. İstiyordu ki Zeyd onu boşasın da kendisi alsın.

Ama bu isteğini ve sevgisini içinde gizliyordu.

İşte bunun üzerine, Ahzab Suresinin 37. ayeti gelir. (Bkz. Taberi, Camiu'l-Beyân, 22/10-II.) "Tabakatu İbn Sa'd"da daha geniş olarak yer alan bu aktarmayı, doğubilimciler ele alıp eleştiri konusu yapıyorlar diye, gerçekleri örtme ya da ters yüz etme pahasına da olsa İslam'ı kurtarma çabasına girişmiş görünenler "iftira" diye niteliyorlar. Bu öykü, yüzyıllar boyu "hadis" kitaplarında ve tefsirlerde yer ala gelmiş olduğu halde. Şimdi ayete bakalım. Ayetin anlamı şöyle: (Çeviri, Diyânet'in)

"Ey Muhammed! Allahın nimet verdiği ve seninde nimetlendirdiğin kimseye: "Eşini bırakma, Allah'tan sakın!' diyor; Allah'ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. İnsanlardan çekiniyordun. Oysa Allah'tan çekinmen daha uygundu. Sonunda Zeyd, eşiyle ilgisini kesti- ğinde onu seninle evlendirdik. Ki, evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde onlarla evlenmek konusunda müminlere bir sorumluluk olmadığı bilinsin. Allah'ın buyruğu yerine gelecektir." (Ahzâb, ayet: 37.)

Bu ayette anlatılanlar:

1- Muhammed, Zeyd'e "karısını boşamamasını" söylerken içinde bir şey saklıyordu. Bunu da sonradan Tanrı açığa çıkaracaktı. Muhammet'in içinde sakladığı neydi?

Yukarıdaki öyküye göre, bu sorunun iki karşılığı olabilir:

1- Muhammed'in içinde sakladığı şey, Zeyneb'e olan aşkıyla birlikte, Zeyd'in onu boşaması ve kendisini almasına olanak sağlamasını istemesiydi. Yukarıdaki öyküyü "uydurma ve iftira" diye niteleyenlerse; Muhammed'in içinde sakladığı ayette bildirilen şey için şu karşılığı veriyorlar: Onun sakladıgı şey, yalnızca, Zeyd'in karısının boşanması ve onunla kendisinin evlenmesi isteğiydi. Oysa bunlar hep iç içe şeyler. Çünkü Muhammed Zeyneb'e tutulmuşsa, kocasının onu boşamasını ve kendisinin almasını istemesi doğaldı. Bu yoldaki isteğini gizlemesiyle aşkını da gizlemiş oluyordu.

2- Muhammed'in içindekini gizlemesine, insanlardan korkup çekinmesine yol açıyordu.

Peki bu korkuya, çekinmeye yol açan neydi? Yani Muhammed, içindekini açığa vurduğu zaman insanların ne yapacaklarını düşünüyordu ki, onun korkusunu taşıyordu? Bu soruya şu karşılık veriliyor: Muhammed, oğulluğunun karısını almaya kalkıyor diye dedikodu yapılmasından çekiniyordu. Çünkü gelenek, böyle bir duruma elverişli değildi. Oğulluğun karısıyla evlenmek çirkin karşılanırdı. (Bkz. Muhammed Ali Sabuni, Safvetu't-Tefasir, 2/527-528 ve öteki tefsirler.) Öyküye göre şu karşılık da verilebilir: Muhammed, hem Zeyd'den, hem de öteki insanlardan çekiniyordu. Başkasının, üstelik de "oğulluğu"nun karısına göz koyduğu için... Bir süre bu nedenle durumu açığa vurmamıştı. Ama sonra, "ayetin gelişi" sorunu çözmüştü.

3 - Muhammed'in, oğulluğundan boşanan Zeyneb'i alması bu yönde herkese bir kapı açmasına yöneliktir.

Ayette ileri sürülen gerekçe bu.Yani, herkes oğulluğunun boşanan karısıyla rahat evlenebilsin diye Muhammed'in Zeyneb'le evlendirildiğini açıklıyor.' Bu açıklama karşısında da bir soru beliriyor:

- Bu evlilik olmadan da soruna çözüm getirilemez miydi? Örneğin, bir ayetle, herkese böyle bir yola gitmenin "helal" olduğu bildirilirdi; sorun kalmazdı. Neden bu çözüm yolu seçilmedi de, ille de Muhammed'in Zeyneb'le evlendirilmesi gerekli görüldü? Bu sorunun karşılığı yok. (Admin' in Notu: Turan Dursun'un buraya kadar anlattığı öykünün devamını Arif Tekin' in "Kuran'ın Kökeni" adlı kitabın 166. sayfasından itibaren görelim:

".. Muhammed, Zeyd' i çağırıp bu ayeti (ahzap, 37) anlattıktan sonra ona şu görevi veriyor: "Git Zeynep' e bu olayları anlat ve onu bana iste.. Zeyd, kapıya varınca içeri giremiyor ve yüzünü çevirerek, -kendi anlatımına göre-ter içinde, sanki dünya başına yıkılmış gibi bir ruh hali içinde kendisinin Muhammed'in elçisi olduğunu ve onu istemeye geldiğini söylüyor. Zeynep ise o sırada hamur işi yapmaktadır. Zeyd'i dinledikten sonra olumlu yanıt vermiyor ve "düşünmem lazım" diyerek ibadet odasına çekiliyor. Zeyd, bu olumsuz haberi Muhammed' e bildirince Muhammed artık buna dayanamıyor ve doğruca Zeyneb'in evine giderek ona el koyuyor. Gerekçe, o sırada inen Ahzab Suresi'nin 37. ayetindeki "Ey Habibim, Zeyneb'i biz sana nikahladık" cümlesidir. Artık bu ayete dayanarak ne Zeynep'e mehir ücretini veriyor, ne evlenme için şahit tutuyor ve ne de Zeynep'in akrabasından izin alıyor. Bu sırada Muhammed 58 yaşında Zeynep ise 35 yaşında idi. Üstelik Muhammed'in yanında şu hanımları vardı:

1) Aişe (12 yaşında)
2) Hafsa (23 yaşında)
3) Ümmü Seleme (30 yaşlarında)

Olay burada da bitmiyor. Muhammed'in Zeyneble evlenmesinden kısa bir süre sonra (Hicri 6. yıl) Zeyd, Muhammed tarafından üst üste 6 küçük savaşa-baskına gönderiliyor. Bunlar şunlardır:

1) Beni Süleym 2) İys 3) Taraf 4) Hisma 5) Vadi'l Kura 6) Ümmü Kirfe.

Zeyd, bunların hiç birinde vurulmayarak başarıyla dönüyor. Sonunda Muhammed Zeyd'i tarihte "Mute Savaşı" olarak bilinen savaşta 3000 kişilik Müslüman ordusuyla yaklaşık 100.000 kişilik Rum ordusunun karşısına çıkarıyor. Üstelik Halit Bin Velid gibi daha usta bir komutan var iken. Zeyd bu sefer öldürülüyor.

Kendi kizini alip es edinen, gucuk yastaki kiz cocuklara goz diken ve tecavuz eden... yer yuzunde kim olursa olsun INSANLIK DUSMANIDIR. ayni zamanda Cinsi sapik ve uckur duskunudur.
Allah adi altinda olmiyan biri tarafindan sozum ona gelen vahilerle sapikligini ve sehvetini istedigi gibi surduren birine inanan ve onu peygamber kabul edenler kendi kizlarina, akrabalarina, cevresinde butun kucuk kiz cocuklara onursuzca ve serefsizce bakan bir yapiya sahip olduklari gercegini de goz onunde bulundurursak, Camilerde ve Kuran kurslarinda kucuk yastaki kiz cocuklara tecavuz Eden Uzulmez ve onun gibi bilinmiyen niceleri, Cinsi sapik ve uckur duskunu Hz Muhammedin birer devamci ve takipcileridir.

Kendi yaptiklari Ahlaksizliklari, Serefsizlikleri, Onursuzluklari, Namusuzluklari ve Alcakliklarini, Baska topluluklara ve inanclara yamamaya calisip kendi yaptiklarini ortbas etme politikasini 1400 yildan beri surdurmektedirler.

Hz Muhammed kendi kizindan dunyaya gelen ve torunlari olan Hz Hasan ve Hz Huseyin icin soyle demistir.
" Hasan bendendir, Huseyin Ali`dendir"
Hz Muhammed her ne kadar kendi manevi kizi ile evlenip kendi manevi kizina tecavuz etmissede, Biz onun her turlu ahlaksizligi yapabilecegini goz onunde bulundurursak da, yinede onun soyle imaa ettigini dusunuyoruz....
" Hasan uckur konusunda bana benziyor, Huseyin`se Ali`ye benziyor" diye algiliyoruz. Cunku birakin bir peygamberi siradan zir deli bir insanin bile bu kadar alcalamiyacagini dusunuyoruz.

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:49.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica