Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Aleviler ve Alevilik > Alevilik Güncel

Alevilik Güncel Alevilik ve Alevilerle ilgili güncel olaylar ve haberler

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 27.07.2008, 13:50   #1
Yazar
Dede-baba
Forumla Bütünleşmiş
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 1.111
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 55
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 220
826 Mesajına 1.408 Kere Teşekkür Edlidi


Standart Türban& Örtünme ve Alevi-bektaşi Yorumu

Degerli canlar...

Kur'an-ı Kerim'de açık açık.. ne Türba vardır... Ne Kara çarşaf nede.. baş örtüsü bakın ilgili ayetlerin Yorumları şöyledir...

"...Ey ademoğulları! Size çirkin yerlerinizi örtecek giysi ve süs kıyafeti indirdik...." (Araf Suresi 26 )

***Araf 26’dan ve Araf 22’den avret yerlerini örtmenin ilk insandan beri hem erkek, hem kadın için örtünmenin minimumu olduğunu anlarız.

***Kadınlara özel giyinme ile ilgili ise Kuran’da 3 ayet vardır. Bu 3 ayeti incelemek kadının kıyafetinin nasıl olması gerektiğini, İslam’ın neyi söyleyip, neyi söylemediğini anlamamızı sağlar.


KURAN’DA BAŞI KAPAMAK GEÇMİYOR

***Türbanı yada burka benzeri vucudu baştan sona kapatan örtünme biçimini savunanlar bunun Kur'an-i olduğunu ve inancımız gereği olduğunu söyleyenler

Nur suresi ayet 31'e dayanırlar..


Birebir ilavesiz ve gerçek tevsiri ve Kur'an'nın Ehli beyt alimlerince tefsiri ve yorumu ise şöyledir.... Kur'an'ın orjinalinde "baş örtüsü" ibaresi yoktur.. bu bir ilavedir.. yorumdur..

Mümin kadınlara da bakışlarını yere
İndirsin, namahreme bakmasınlar. Hemen de!

Ziynetlerini örtsün serbestçe açmasınlar
Görünen yerler hariç örtüyü sarkıtsınlar.

Bu süsü, ziynetleri bak görecek olanlar;
Kendi babalarıyla, rahat görür kocalar.

kocasının babası, oğlu, oğullukları,
veya da kocasından oğlu ya oğulları,

Veya da kardeşleri, kardeşinin oğulları,
Veya kız kardeşinin, kız kardeş oğulları,

Veya kocasının babası oğulları;
Üvey oğulları da görülebilir. Bunları.

Kadınları hizmetçi ihtiyar hizmetkarları,
Gizli yerleri bilmez yaş ufak çocukları,

Süsleri belli olsun duysun bilinsin diye
Ayağın yere vurup sürtmesin birbirine (hal hal denilen ayağa takılan takı)

İnanlar cümlemiz Tanrı'ya Tövebe edin
Esenliğe kavuşun. Cümleniz murat alın.
(Nur suresi ayet 31.. Alevi-Bektaşi yorumu)


***Kadını kendi zihniyetine göre yaşatmak isteyen zihniyetin çarpıttığı ayetlerin başında bu ayet gelir. Bu ayettin orjinalinde geçen “hımar” kelimesi geniş manalı bir kelime olup örtü manasına gelir.

***Eski Arap yazılarına bakılırsa hımarın yere konulan, masaya örtülen veya herhangi bir örtüyü tarif edebileceğini görürüz. Hımar, başı örterse başörtüsü olur, masaya konursa masa örtüsü olur.

***Allah eğer “hımar” kelimesi ile başın örtülmesini isteseydi “hımarürres” gibi bir vurgulama ile başörtüsü diyebilirdi: Böylece “res” kelimesi ile baş bölgesi vurgulanır ve örtü kelimesi olan “hımar” ile beraber başörtüsü net bir şekilde anlaşılırdı.

***Nitekim abdest alınmasıyla ilgili ayette başın sıvazlanması söyenirken, baş kelimesi Arapça karşılığı ‘res’ ile vurgulanır.

***Üstelik ayette kapatılacak yerin yaka açığı olduğu geçer. Yani hımarın başı kapatması değil, ayette açıkça yaka dekoltesini örtmesi istenir.


***(Yaka açığı manasına gelen ‘cuub’ kelimesi hem bu ayette kapanılacak bölgeyi belirtmek için, hem Hz. Musa’nın yaka açığına elini soktuğunu belirten ayetlerde geçer.) “Hımar” kelimesi sırf başörtüsü manasına gelse bile bu ayetten başı örtmek değil, yine yaka dekoltesini kapatmak anlaşılacaktı.

***Üstelik başörtüsünü Kuran’a maletmek isteyen zihniyet, açık bir saptırma yaparak “felyedribne” Fiilini “salsınlar” diye tercüme etmeye kalkmıştır. Böylece ayeti okuyan “başörtüsünü yaka açıklarına salsınlar” şeklinde okuyacaktır.

***Oysa hiçbir şekilde “darabe” kökünden türeyen “felyedribne” Şili “salsınlar” manasına gelmez. Bu Şille örtünün yaka açığına konulması yani kapatılması anlatılır. Kuran’da salsınlar, indirsinler manasında “felyüdnine” kelimesi kullanılır.

***Allah böyle bir ifade kullanmak isteseydi “felyedribne” Şili yerine “felyüdnine” Fiilini kullanabilirdi. Bu örnek bize gelenekçi zihniyetin, kendi fikirlerini doğru çıkartmak uğruna gereğinde Kuran’daki kelimelerin manasını kaydırmaktan çekinmediğini göstermektedir.

***Ayette diğer dikkat etmemiz gereken nokta “süsler” kelimesi ile neyin kastedildiğidir. Bizim kanaatimize göre “süsler” kelimesi ile özellikle “göğüsler” kastedilmektedir. Çünkü ayetteki tüm noktalarla mantıklı bir şekilde göğüs bölgesinin uyum sağladığı kanaatindeyiz.

***Birincisi, ayette yaka açıklarının kapatılması geçiyor, yaka açıklarından ise göğüsler gözükür. İkincisi, ayette gizlenen süslerin belli edilmesi için ayakların yere vurulmaması geçiyor. Ayaklar yere vurulduğunda vücutta belli olacak yer özellikle göğüslerdir. (sütyenin o dönemde icad edilmediğini düşünürsek bu daha da iyi anlaşılır.) Üçüncüsü, ayetten kendiliğinden görünenler hariç süslerin kapanması söylenmektedir. Ne kadar kapatılmaya çalışılırsa çalışılsın özellikle iri göğüsler, çeşitli Fiziksel hareketlerde, hatta rüzgarın esmesiyle elbise yapışınca bile kendini belli edebilir.

***Ayetten bunun doğal olduğu anlaşılır. Dördüncüsü, ayette süslerin kimlerin yanında açılabileceği söylenir. Kuran’daki diğer ayetlerden kadınların bir kısmının iki yıl gibi uzun bir süre çocuklarını emzirdiğini görüyoruz. Kadının, babası gibi yakınlarının yanında, çocuğu acıktığında ve ağladığında onu emzirmesi gerekebilir. Ayetteki bu açıklamanın özellikle bu konuda kadınlara büyük kolaylık sağlayacağı kanaatindeyiz.

***Tüm bu izahlara göğüs gibi uyan başka bir bölge bulunmadığı için süslerle özellikle göğüslerin kastedildiği sonucuna varabiliriz. Süsler kelimesinden ziynet, takı gibi maddelerin anlaşılamayacağı ayetin bütünsel olarak ele alınmasıyla açığa çıkar.

***Çünkü ayette kadınların süslerini kendi kadınları yanında açabileceği geçiyor. Takı gibi maddeler tahrik unsurundan daha çok hava atma unsuru olabilir. Eğer bu hava atma olayı engellenilmeye çalışılsaydı, buna ilk karşı cins erkekler yerine, aynı cinsten olan kadınlar dahil edilirdi. Ayrıca ayakları yere vurunca hangi ziynet, takı eşyası belli olur? Kendiliğinden gözüken ziynet, takı ne olabilir?

***Araf suresi 31’de ziynet eşyalarının mescid yanında giyilebileceğinin söylenmesi, takıların cami yanı gibi en kalabalık yerlerde de teşhir edilebildiğini, yani saklanmasına gerek olmadığını gösterir. Görüldüğü gibi mantıksal bir elemeyle gidildiğinde ayetin özellikle göğüs bölgesinin kapanmasını vurguladığı anlaşılır.

(Devam edecek)

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Dede-baba Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
Alt 27.07.2008, 13:51   #2
Yazar
Dede-baba
Forumla Bütünleşmiş
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 1.111
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 55
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 220
826 Mesajına 1.408 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Kur'an da giyim Kuşan.. Türban ve örtünme-2

KURAN’DA TESETTÜR KELİMESİ YOKTUR.

****Günümüzde kadının kapanması için kullanılan “tesettür” ifadesi de Kuran’da geçmez. İslam adına etrafında bu kadar büyük fırtınalar koparılan bir kavramın, yani “tesettür” ifadesinin İslam’ın temel kaynağı olan Kuran-ı Kerim’de bulunmaması önemlidir. Demek ki “tesettür” kelimesi dîni bir kavram olarak sonradan oluşturulmuştur.

****“Ayette geçen “humur” ve onun tekili olan “hımar” kelimesi kadınların başlarına örttükleri beze verilen özel isim değildir. Herhangi bir örtüdür. Bir şeyi örten şeye “hımar” yani o şeyin örtüsü denir.”

***Arapça sözlükler El- Mucem ul Vasıf, El Müncid, Lisan-ı Arap, Tacul Arus’dan “hımar”ın temel manasının “örtmek” olduğunu göstermektedir. Anlaşılıyor ki mezheplerin yorumundan sonra “hımar” kelimesi ile sırf başörtüsünün anlaşılmaya çalışılması, bu sözlüklerde bu kelimenin bir manasının “başörtüsü” olmasını sağlamıştır.

***Fakat kelimenin temel manası mezheplerin kelimeleri tahrif etmesine rağmen bu sözlüklerden bile bellidir. Daha evvel açıkladığımız gibi ayette kapatılacak yerin yaka açığı olduğu söylenir, baştan bahsedilmez.

***“Arapça’da kadınların başlarına örttükleri şeyin özel adı “hımar” değil “mikna” ve “nasıyf”tır. Hangi Arapça sözlüğe bakılırsa bakılsın “mikna(çoğulu mekani)” ve “nasıyfın” hanımların başlarını örttükleri kumaşın adı olduğu yazılıdır.”

KURAN’DA ÜNİFORMA YOK

Kadınların kapanması konusunun daha da iyi anlaşılması için ikinci olarak

Ahzab suresinin 59. ayetini de inceleyelim:

"...Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle cilbablarını(elbiselerini) üzerlerine giysinler. Bilinip incitilmemeleri için bu daha uygundur...." (Ahzab Suresi 59)


***Bu ayetin anlaşılmasında kilit kelime “cilbab”dır. “Cilbab” Arapça’da gömlek, elbise gibi üste giyilen giysileri ifade eden bir kelimedir. Fakat hiçbir şekilde cilbab; belli bir yerden belli bir yere kadar örten giysi manasına gelmez.

*** Gelenekçi İslamcıların kimisi kadının yüzü de dahil vücudunun tümünün örtülmesinin farz olduğunu, kimisi iki gözü, kimisi tek gözü dışındaki her yerini örtmesinin farz olduğunu, en ılımlıları ise yüz, eller ve ayaklar dışında her yerini örtmesinin farz olduğunu savunurlar. Oysa kadınların kapanmasıyla ilgili dinin tek kaynağı olan Kuran’da açıklananlar bu iki ayetle sınırlıdır. Yani kadınların başını örtmesi, peçe giymesi ve diğer anlatılan sınırlar Kuran’ın değil geleneklerin ve şahsi görüşlerin dine sokulmasının sonucudur.

***Eğer Allah böyle katı sınırlar çizmek isteseydi, bir ayette “Cilbabla; yüzünüz ve elleriniz dışında her yerinizi örtün” şeklinde bir sınırla kapanmanın sınırlarını çizebilirdi. Örneğin abdest ile ilgili ayette Allah, yıkanacak yerleri tek tek saymış ve “Dirseklere kadar ellerinizi yıkayın” gibi ifadelerle kesin sınırları koymuştur.

***Eğer Allah kapanmada da kesin sınırlar koymak isteseydi, bunu en azından bir cümleyle belirtebilirdi. Geçmiş kavimlerin başına gelenleri bile detaylarıyla anlatan Kuran, her şeyi açıkladığını kendisi söyleyen Kuran, eğer kapanmada sınırları belirlenmiş bir ölçü olacaksa ve bu bir tek cümleyle bile açıklanabilecekse, niye bu cümleyi içermesin?

***Bu açıklamanın olmaması, haşa Allah’ın unutmuş olmasından değil, bilakis bu tarzda kesin bir sınır koymak istememesindendir. Yukarıdaki Ahzab suresi 59. ayeti ele alırsak, ayette kesin hatları olmayan esnek bir ölçünün olduğunu görürüz. Ayetten, üzere alınan elbiseyle kadının bilineceğini, böylece incitilmeyeceğini anlarız. Kadın namuslu bilinirse, bilinmemeden dolayı bir incitilmeye uğramaz. Bazı insanlar namussuz, fahişe sandıkları kadınlara takılıp onları incitebilir. Ayet kadının üzerine elbise alıp bunu önlemesini sağlıyor.

***Peygamber’in döneminde kadınların bir kısmının çırılçıplağa yakın, göğüsleri açıkta dolaştığı, hatta İslam’ın hakimiyetinden önce putperestlerin Kabe’de haccı çıplak yaptığı söylenir. (Kurtubi, el Cami-il Ahkamil Kuran 7/189) 33-Ahzab suresi 33. ayetten de İslam’dan önceki cahiliye döneminde kadınların süslerini açığa vurduğunu anlayabiliriz.

***Kendi dönemindeki ölçüyü ve fahişe kadınların açıklığının derecesini bilen kadınlar, elbiselerini ona göre ayarlayıp bu tacizden kurtulurlar. Günümüzde de eğer böyle bir durum olursa; kadınlar, kendi yörelerini, geleneklerini, şartlarını gözönünde bulundurup, kendilerini fahişe tipli kadınlardan ayırıp tacizden kurtulurlar. Burada şuna dikkat edelim; kadınlar elbise giyip tanınmamaktan dolayı oluşan tacizden korunur. Toplumda kadın nasıl giyinirse giyinsin taciz edecek adamlar da olabilir.

***Ayet namuslu bilinmemeden dolayı oluşan tacizi önlüyor ve bunu önlerken “daha uygundur” tarzında yumuşak ifadeler kullanıyor. Yoksa bazı erkeklerin beğendiği bir kadını terbiyesizce taciz etmesi bu ayetin konusu değildir.

***Ayetin esnek ve şartlara göre ayarlanacak ifadesinden anlaşılmaktadır ki kadın cilbabını (elbisesini) öyle giyecektir ki; çıplaklığıyla fahişe mesajı verenlerden ayrılacak, tanınacak ve böylece tacizden korunup, daha uygun bir hareket tarzında bulunacaktır. Kıyafet nasıl olmalıdır sorusu görüldüğü gibi ayetin içinde gizlidir; kıyafet ayetin amacına uygun olmalıdır.

***Eğer ki amaç yerine sınırlar önemli olsaydı ve bunda katılık gerekseydi, Allah ayeti ona göre indirirdi. Kapanmayı temel olarak bu iki ayet tarif etmektedir. Kapanmayı tarif etmemesine rağmen, kadınların giyimine değinen son ayetse 24-Nur suresi 60. ayettir:

***"...Nikah arzuları kalmamış, hayızdan kesilen kadınların süslerini göstermeye çalışmadan siyablarını (giysilerini) çıkarmalarında kendilerine bir günah yoktur. Sakınmak için iffetli davranmaları onlar için daha hayırlıdır. Allah İşitendir, Bilendir....(Nur suresi 60 )

****Bu ayette geçen “siyab” kelimesi de hiçbir şekilde belli bir yerden belli bir yere kadar olan bölgeyi kapatan bir elbise manasına gelmez. Bu ayetten, belli bir yaşa gelmiş kadınların, kıyafetlerine daha az dikkat edebileceğini anlıyoruz.

(alıntıdır...)

Saygılarımla...

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Dede-baba Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
Alt 27.07.2008, 13:55   #3
Yazar
Dede-baba
Forumla Bütünleşmiş
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 1.111
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 55
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 220
826 Mesajına 1.408 Kere Teşekkür Edlidi
Standart KAra çarşaf ve Türbanı İlk yasaklayan Abdülhamid ve Fetvası

Degerli Canlar..

Bu pece ve türban.. yada Çarşaf konusunda islamcıları tarihi araştırmaya davet ediyorumm bakın.. Kendilerinin yere göye sığdıramadıkları II. Abdülhamit bu çarşaf ve peçe yada Türban hakkında ne diyor...

Çarşaf ve peçe

Çarşaf giyilmesi zorunluğunun bazı suçların işlenmesine sebep olduğu biliniyordu ama 2. Abdülhamid'in yasaklama kararı Teşvikiye Camii'nde kıldığı bir cuma namazı sonrasında çıktı.

Saraya dönüş yolunda çirkin biçimde belleri bağlı siyah çarşaflara bürünmüş, yüzlerini peçeyle örtmüş kadınlar gören padişahın mabeyn görevlisine,

---"Buların hali nedir? Yaşlı Hıristiyan kadınlara benzemişler... Sanki böcek sürüsü" dediği söylenir... 1892 yazında yayımlanan ferman şöyle:


"....Açıklamaya gerek yok ki büyük İslam devletinin ayakta durması, devamı ve yükselmesi, kadın ve erkek bütün Müslümanların her türlü hal ve hareketlerinde şeriatin yüksek hükümlerine son derece dikkatle uymalarına bağlı olup, aksi halde Allah esirgesin gerek fertler gerek devlet için maddi ve manevi sonsuz zararlara neden olacağından;

İslam kadınlarının Allah'ın emirlerinden bulunan örtünme usul ve kaidelerine, fevkalade dikkat ve itina göstermelerinin lüzumunu beyana hacet olmadığı, bu çarşaflar ise İslam kadınlarınca örtünmeye asla uygun olmadığı gibi, bir maksatla şuraya buraya girmek için bazı münasebetsiz erkekler tarafından da bir fesat ve melanet perdesi olarak kullanılmakta olup hatta geçenlerde bir erkek bu suretle, çarşafa bürünerek kadın kıyafetiyle silahlı olarak bir eve girip içerideki kadınların üzerine hücumla, çaldığı eşyayı pencereden arkadaşına atarak kaçmış olduğundan; dindarlık ve maslahat bakımından da ortada olan zararlardan ötürü,

icap edenlere münasip bir biçimde anlatılıp tenbihlenerek, kadınların çarşaf giymelerinin yasaklanması Padişah emri iktizasındandır; bu hususta emir, emir sahibinindir...."


Çarşaf yasaklanınca, polislerin ellerinde makas Kalpakçılarbaşı, Şehzadebaşı, Köprü gibi İstanbul'un kritik noktalarında bekleyip çarşaflı gezen kadınların eteklerini kestikleri biliniyor.

bu yazı ve çarşaf ve peçe ile ilgili diğer fetavalar için Link?

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


Saygılarımla

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Dede-baba Kullanıcısına bu mesajı için 3 üye teşekkür etti:
Alt 27.07.2008, 15:52   #4
Yazar
Amistofes
Forumla Bütünleşmiş
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 06.06.2008
Mesajlar: 2.456
Memleket: İSTANBUL
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 71
İtibar Puanı: 639
Amistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üye

Ettiği Teşekkür: 5.807
1.203 Mesajına 2.258 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Sn Dede Baba
Sizlere tavsiyem,bu is icin yillarini naksibendi tarikatlarinda , gecirmis, Yazar Ismet Zeki Eyüpoglunun, Islamin Cöküsü Kitabini bir incele. Bu oayi lütfen hafife almayiniz, sizleri ve siz gibilere cok acik vurgular ile ,uyari yapar.
Konunun uzmanidir,
Yillarca ;yazar Halil Öztoprakta yapmisti, bu yorumlari, fakat nafile olmustur,
Bu gün artik insanlarimiz, neyin dogru ,neyin yanlis, olabilecegini ;sorular ile, teknolojinin yardimiyla ,cözebilecek yetkinlige sahipler, artik masallara itibar edilmiyor,
hikayeler eskilerde kaldi, Gercekcilik bizim özdesimizdir.
Genclerimiz bizlerden yarinlardan hesap sorarlar, veba altinda kalmayalim bu sekilde.
Insan sevgilerimle
Amistofes.


Konu Amistofes tarafından (27.07.2008 Saat 15:56 ) değiştirilmiştir.
Amistofes Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 29.07.2008, 09:50   #5
Yazar
Dede-baba
Forumla Bütünleşmiş
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 1.111
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 55
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 220
826 Mesajına 1.408 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Alevi-Bektaşi Anlayışında Kadının Yeri

Bugün alevi-bektaşi anlayışında kadının yeri ve konumu üzerine, konuşmak istiyorum[/b]

Alevilik ve bektaşilikte herşeyden önce kadın bir insandır.anadır, bacıdır ve eşit kurallar içinde erkeğinin eşi,hayat arkadaşıdır.alevilik ve bektaşilikte tesettür, yoktur.

Alevi-bektaşilikte kadının üç konumu vardır. kadın Dede-babanın eşi olması sebebiyle Ana'dır. Ona bütün canlar ana derler. Öyle sayarlar,öyle severler.

Bunun dışında, her kadın bir Anadır.. çocuğu doğuran, büyüten, yetiştiren Ana, Alevi-bektaşi geleneğinde, erkeğinin yanında eştir burada karşılıklı saygı-sevgi,temel olarak tarikat geleneğidir.


Dede'nin eşi olan Ana'nın ise, önünde niyaz olunur.. hayır duası alınır..hatta dede olmadığı zaman Ayin-i cem bile yapabilir.. dede yada Pir'den sonra, sözü en keskin olandır...

Yine kadın'a Bacı diye hitap edilir... Bu manada Erkeğin eşinin dışında... bütün kadınlar, erkeğin kardeşidir. Alevi-bektaşi anlayışta, Kadın sunniliğin koyduğu bütün yasakların, baskıların dışındadır, bağımsızdır... Bütün ortak kararlarda Oyu onayı vardır. Erkeğin yanında bir ''gölge'', bir ''tarla'' değildir. Hatta yaşı büyük kadın, Nine sözü en keskin olan, en son karar verendir.

Alevilik ve Bektaşilikte'ki kadın anlayışı denilebilirki dünyadaki tüm uluslara ve gelmiş geçmiş tüm uygarlıklara nazaran en üst düzeydedir...
şimdide Alevi-bektaşilikte kadının yeri üzerine değişi sunalım....


Bektaşi kimsenin malın çalamaz,
İbadet etmekçün tembel kalamaz,
Bir kadın üstüne bir daha alamaz,
Boşamaz, oldukça zevcesini sağ.

Arifler namus u ırzın veremez
Tesettür ne demek aklı eremez,
İnsan dua ile rızkın yeremez,
Edeb içinde her şeye mesağ


Alevi-Bektaşi tasavvufunda, kadın erkeğin eşidir. Eş demek ise eşitlik demektir. Eşit olan şeyde fark olmaz, eğer fark olursa eşit olmaz. Kadın erkeğin tamamlayıcısıdır. Alevi-bektaşilikte çok kadın almak DÜŞKÜNLÜK sebebi sayılmıştır, cemlere alınmamış, bu surette cezalandırılmıştır.

ALLAH EYVALLAH, ŞEYHEN İLALLAH,

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Dede-baba Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 25.08.2008, 10:10   #6
Yazar
Dede-baba
Forumla Bütünleşmiş
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 1.111
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 55
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 220
826 Mesajına 1.408 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Atatürk ve çağdaşlık

Alıntı:
şekerşey Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster



Bir çok insanın hayatını araştırdım.. Tarihsel karakterlerin hayat öykülerini okudum...

Ama beni heyecanlandıran.. ve hayran bırakan En önemli insanlardan biridir Mustafa Kemal..


Şu an ülkemiz Afganistan'a.. İlkel çağdışılıklara geri döndürülmek isteniyor... Cumhuriyetin ilanından 85 yıl geçti.. Biz 85 yıl öncekileri koruyamıyoruz.. artık siz düşünün o zaman ki şartları ve Ata'nın bunları nasıl başardığını...

Söylebilirim ki.. tarihte saygı duyalacak.. ve önünde saygı ile eğilecek şahsiyetlerin başında Ata gelir...

O olmasaydı biz şimdi Afganistan'dan beter.. İran ve Arabistan'dan daha yobaz olurduk...."... Kadın haklarımı.. oda ne Kadının hakkımı var derdik.. o bir tala çocuk yapma tarlası.. sür sürebildiğin kadar.. zevk vermiyor mu artık... al bi başkasını..." işte böyle hayvanlaşabilirdik...


Evet Ona "ATA" demeliyiz... Türkiye'nin ve ezilenlerin.. ATA'sı..

Hele o Çanakkale yok mu dünyanın en büyük emperyalistlerini boğaza gömmesi yokmu? (Turgut Özarkmanın Diriliş ve Şu çılgın Türkler Romanını mutlaka okuyun)


Yenilmez diyenleri.. bilekleri bükülmez diyenleri.. rezil etmesi yok mu*.

Söyleyin Emperyalistleri.. yenen.. ve Tüm Dünya'da ezilenlere ilham olan kim?...

Büyüksün Atam... Çooook büyüksün...



Keşke Bir daha doğsan Samsun'dan.. Ezilenleri peşine taksan.. Şu hayvan emperyalistlere bir ders daha versen.. Atsa ezilen mazlum halklar üzerindeki ölü toprağını.... Ne Olurdu..

İnsanlık için.. Onur için.. şeref için...


Çözseydik ayağımızdaki prangaları..Koparsaydık boynumuzdaki rezillik ve kölelik zincirini..

Bir dikilseydik keşke.. eşitlik için...adalet için..

Şu zalimlerin karşına geçseydik.. Pir Sultan gibi.. İmam Hüseyin gibi..

Zalimin önüde Kıyama dursa Şu dünya... hep birlikte daha güzel bir dünya için

İmam Cafer Buyruğundaki RIZA ŞEHRİNİ Kurmak için......



Saygı ve sevgilerimle..

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Dede-baba Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 25.08.2008, 14:39   #7
Yazar
Kul Seyyid
Hakk-Naci-Naciye
 
Kul Seyyid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 30.10.2006
Bulunduğu yer: Sultan Sinemil Dünyası
Mesajlar: 833
Memleket: KAHRAMANMARAŞ
Cinsiyet:
Kul Seyyid - MSN üzeri Mesaj gönder
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 66
İtibar Puanı: 1121
Kul Seyyid görkemli bir forum yaşantısı varKul Seyyid görkemli bir forum yaşantısı varKul Seyyid görkemli bir forum yaşantısı varKul Seyyid görkemli bir forum yaşantısı varKul Seyyid görkemli bir forum yaşantısı varKul Seyyid görkemli bir forum yaşantısı varKul Seyyid görkemli bir forum yaşantısı varKul Seyyid görkemli bir forum yaşantısı varKul Seyyid görkemli bir forum yaşantısı var
Kul Seyyid - MSN üzeri Mesaj gönder

Ettiği Teşekkür: 1.208
623 Mesajına 1.665 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
Dede-baba Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Degerli canlar...

Kur'an-ı Kerim'de açık açık.. ne Türba vardır... Ne Kara çarşaf nede.. baş örtüsü bakın ilgili ayetlerin Yorumları şöyledir...

"...Ey ademoğulları! Size çirkin yerlerinizi örtecek giysi ve süs kıyafeti indirdik...." (Araf Suresi 26 )

***Araf 26’dan ve Araf 22’den avret yerlerini örtmenin ilk insandan beri hem erkek, hem kadın için örtünmenin minimumu olduğunu anlarız.

***Kadınlara özel giyinme ile ilgili ise Kuran’da 3 ayet vardır. Bu 3 ayeti incelemek kadının kıyafetinin nasıl olması gerektiğini, İslam’ın neyi söyleyip, neyi söylemediğini anlamamızı sağlar.


KURAN’DA BAŞI KAPAMAK GEÇMİYOR

***Türbanı yada burka benzeri vucudu baştan sona kapatan örtünme biçimini savunanlar bunun Kur'an-i olduğunu ve inancımız gereği olduğunu söyleyenler

Nur suresi ayet 31'e dayanırlar..


Birebir ilavesiz ve gerçek tevsiri ve Kur'an'nın Ehli beyt alimlerince tefsiri ve yorumu ise şöyledir.... Kur'an'ın orjinalinde "baş örtüsü" ibaresi yoktur.. bu bir ilavedir.. yorumdur..

Mümin kadınlara da bakışlarını yere
İndirsin, namahreme bakmasınlar. Hemen de!

Ziynetlerini örtsün serbestçe açmasınlar
Görünen yerler hariç örtüyü sarkıtsınlar.

Bu süsü, ziynetleri bak görecek olanlar;
Kendi babalarıyla, rahat görür kocalar.

kocasının babası, oğlu, oğullukları,
veya da kocasından oğlu ya oğulları,

Veya da kardeşleri, kardeşinin oğulları,
Veya kız kardeşinin, kız kardeş oğulları,

Veya kocasının babası oğulları;
Üvey oğulları da görülebilir. Bunları.

Kadınları hizmetçi ihtiyar hizmetkarları,
Gizli yerleri bilmez yaş ufak çocukları,

Süsleri belli olsun duysun bilinsin diye
Ayağın yere vurup sürtmesin birbirine (hal hal denilen ayağa takılan takı)

İnanlar cümlemiz Tanrı'ya Tövebe edin
Esenliğe kavuşun. Cümleniz murat alın.
(Nur suresi ayet 31.. Alevi-Bektaşi yorumu)


***Kadını kendi zihniyetine göre yaşatmak isteyen zihniyetin çarpıttığı ayetlerin başında bu ayet gelir. Bu ayettin orjinalinde geçen “hımar” kelimesi geniş manalı bir kelime olup örtü manasına gelir.

***Eski Arap yazılarına bakılırsa hımarın yere konulan, masaya örtülen veya herhangi bir örtüyü tarif edebileceğini görürüz. Hımar, başı örterse başörtüsü olur, masaya konursa masa örtüsü olur.

***Allah eğer “hımar” kelimesi ile başın örtülmesini isteseydi “hımarürres” gibi bir vurgulama ile başörtüsü diyebilirdi: Böylece “res” kelimesi ile baş bölgesi vurgulanır ve örtü kelimesi olan “hımar” ile beraber başörtüsü net bir şekilde anlaşılırdı.

***Nitekim abdest alınmasıyla ilgili ayette başın sıvazlanması söyenirken, baş kelimesi Arapça karşılığı ‘res’ ile vurgulanır.

***Üstelik ayette kapatılacak yerin yaka açığı olduğu geçer. Yani hımarın başı kapatması değil, ayette açıkça yaka dekoltesini örtmesi istenir.


***(Yaka açığı manasına gelen ‘cuub’ kelimesi hem bu ayette kapanılacak bölgeyi belirtmek için, hem Hz. Musa’nın yaka açığına elini soktuğunu belirten ayetlerde geçer.) “Hımar” kelimesi sırf başörtüsü manasına gelse bile bu ayetten başı örtmek değil, yine yaka dekoltesini kapatmak anlaşılacaktı.

***Üstelik başörtüsünü Kuran’a maletmek isteyen zihniyet, açık bir saptırma yaparak “felyedribne” Fiilini “salsınlar” diye tercüme etmeye kalkmıştır. Böylece ayeti okuyan “başörtüsünü yaka açıklarına salsınlar” şeklinde okuyacaktır.

***Oysa hiçbir şekilde “darabe” kökünden türeyen “felyedribne” Şili “salsınlar” manasına gelmez. Bu Şille örtünün yaka açığına konulması yani kapatılması anlatılır. Kuran’da salsınlar, indirsinler manasında “felyüdnine” kelimesi kullanılır.

***Allah böyle bir ifade kullanmak isteseydi “felyedribne” Şili yerine “felyüdnine” Fiilini kullanabilirdi. Bu örnek bize gelenekçi zihniyetin, kendi fikirlerini doğru çıkartmak uğruna gereğinde Kuran’daki kelimelerin manasını kaydırmaktan çekinmediğini göstermektedir.

***Ayette diğer dikkat etmemiz gereken nokta “süsler” kelimesi ile neyin kastedildiğidir. Bizim kanaatimize göre “süsler” kelimesi ile özellikle “göğüsler” kastedilmektedir. Çünkü ayetteki tüm noktalarla mantıklı bir şekilde göğüs bölgesinin uyum sağladığı kanaatindeyiz.

***Birincisi, ayette yaka açıklarının kapatılması geçiyor, yaka açıklarından ise göğüsler gözükür. İkincisi, ayette gizlenen süslerin belli edilmesi için ayakların yere vurulmaması geçiyor. Ayaklar yere vurulduğunda vücutta belli olacak yer özellikle göğüslerdir. (sütyenin o dönemde icad edilmediğini düşünürsek bu daha da iyi anlaşılır.) Üçüncüsü, ayetten kendiliğinden görünenler hariç süslerin kapanması söylenmektedir. Ne kadar kapatılmaya çalışılırsa çalışılsın özellikle iri göğüsler, çeşitli Fiziksel hareketlerde, hatta rüzgarın esmesiyle elbise yapışınca bile kendini belli edebilir.

***Ayetten bunun doğal olduğu anlaşılır. Dördüncüsü, ayette süslerin kimlerin yanında açılabileceği söylenir. Kuran’daki diğer ayetlerden kadınların bir kısmının iki yıl gibi uzun bir süre çocuklarını emzirdiğini görüyoruz. Kadının, babası gibi yakınlarının yanında, çocuğu acıktığında ve ağladığında onu emzirmesi gerekebilir. Ayetteki bu açıklamanın özellikle bu konuda kadınlara büyük kolaylık sağlayacağı kanaatindeyiz.

***Tüm bu izahlara göğüs gibi uyan başka bir bölge bulunmadığı için süslerle özellikle göğüslerin kastedildiği sonucuna varabiliriz. Süsler kelimesinden ziynet, takı gibi maddelerin anlaşılamayacağı ayetin bütünsel olarak ele alınmasıyla açığa çıkar.

***Çünkü ayette kadınların süslerini kendi kadınları yanında açabileceği geçiyor. Takı gibi maddeler tahrik unsurundan daha çok hava atma unsuru olabilir. Eğer bu hava atma olayı engellenilmeye çalışılsaydı, buna ilk karşı cins erkekler yerine, aynı cinsten olan kadınlar dahil edilirdi. Ayrıca ayakları yere vurunca hangi ziynet, takı eşyası belli olur? Kendiliğinden gözüken ziynet, takı ne olabilir?

***Araf suresi 31’de ziynet eşyalarının mescid yanında giyilebileceğinin söylenmesi, takıların cami yanı gibi en kalabalık yerlerde de teşhir edilebildiğini, yani saklanmasına gerek olmadığını gösterir. Görüldüğü gibi mantıksal bir elemeyle gidildiğinde ayetin özellikle göğüs bölgesinin kapanmasını vurguladığı anlaşılır.

(Devam edecek)

İslama, müslümanların kutsal ve değişmemiş kitabına hakaret etmeyi bırak.

Kendi özüne Aleviliğe gel. 2 milyar insanın kitabına dil uzatmaya ne hakkın var. Hangi hakla Kuran değişmiştir diyor BATIN adı altında insanların kutsal kitabını DEFORME edip, HAKARET ediyorsunuz. Bırakın insanların kutsallarını, onlar müslüman.

Ya Aleviliğe gelin ya CAMİYE gidin...
İnancımız korkakların değil; serden geçenlerin inancıdır.

Mansur,
Nesimi enel hakk dedi asıldı, yüzüldüler.

Barak Baba
: 13.yy

“Kim o güzelin yüzünü gördüyse, gerçekte O’nu gördü, Mutlak güzellik zuhur etti, fakat insan şekliyle yüzünü örttü!”
Taptuk Emre’nin Piri Barak Baba, Geylan Hükümdarı tarafından talipleriyle birlikte öldürüldü.

Şeyh Bedreddin ne diyordu;

Doğa ve tanrı bir aynı şeydir” (islamın neresinde acep bu söz?)

Bedreddinde ASILDI...

Dönen dönsün sen gibi dedbaba ben dönmezem yolumdan, Pirim’den
!!!

___________________İMZA___________________
Pir'im Harabi

Allahlığı nereden buldun?

Görüyorum laşek kudretle oldun
Seni kim yarattı nasıl var oldun
Sen bu allahlığı nereden buldun
Beyan et kalbimde kalmasın güman

Bizim üstümüze Haklanıyorsun
Gah varlanıp gahı yoklanıyorsun
Niçin bizden böyle saklanıyorsun
Göster cemalini gel işte meydan
*****


Alevilerin varoluş tasarımı işte bu Big Bang ile uyumlu ve bir o kadar da şaşırtıcıdır. Bu tasarım vahiyle gelen din ve peygamberlere yanıttır. Varoluş, Aleviliğin kurucu felsefesidir. Alevi filozofu ve ozanı devriye ile varoluşa katkı sunar. Aleviliğin varoluş felsefesi, Aleviliğin anayasasıdır. Tartışılması gereken bir başka nokta da doğanın ortak elementi karbonla yaşamın canlıdan cansıza, tekrar canlıya geçtiğidir. Aleviler bunu nereden biliyorlardı.
HASAN HARMANCI
Kul Seyyid Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Kul Seyyid Kullanıcısına bu mesajı için 4 üye teşekkür etti:
Alt 01.09.2008, 01:57   #8
Yazar
Joker
YARINLAR
 
Joker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 07.01.2008
Bulunduğu yer: ankara
Mesajlar: 642
Memleket: ANKARA
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 49
İtibar Puanı: 45
Joker iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 58
184 Mesajına 298 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

kul seyyide ,onlar müslüman değil onlar emevidir ,alevi erenlerinin bu sözleride sevgiyle batıni anlayışın güzel bir sentezinden ileri gelir..aleviliği tersinden okumuşsun

___________________İMZA___________________
türkçü kürtçü ve ateistlere; aleviliği yani "gerçek islamı" tehlikeli görüşlerinizle bağdaştırmayın!!!
atatürkçülere; emeviler corumda maraşda müslüman katliamı yaparken
kemalist ordu kemalist chp ve istihbarat isteseydi durdururdu!!!
müslüman kızlarına; emevilerle evlenen müslüman kızların %90 nı mutsuz!!!
kapitalizmi reddedenlere; kapitalizm ayak uydurulup yönlendirilir yoksa kapitalizme yem olunur!!!

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Joker Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Joker Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 21.06.2019, 13:34   #9
Yazar
Dede-baba
Forumla Bütünleşmiş
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 1.111
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 55
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 220
826 Mesajına 1.408 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Türban İslami mi?

BAŞÖRTÜSÜ YALANI:

Kur'an'da, hiç bir ayette 'BAŞINIZI ÖRTÜN' ya da 'SAÇLARINIZI ÖRTÜN' diye bir ifade geçmez. Nur/31 deki ayette geçen " وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَى جُيُوبِهِنَّ " ve anlamı:

" ...ÖRTÜLERİNİZİ, KOYNUNUZUN ÜZERİNE VURUN..." şeklinde olan ifade, 'ATALAR DİNİ' öğretisine uygun olarak yapılan meallerde, ayetin orijinal Arapça metninde bulunan ifadeler, Türkçe karşılığı ile hiç bir ilgisi olmayan kelimeler kullanılarak çevrilmiş ve ayetin anlamı tamamen değiştirilerek, tahrif edilmiştir. Bu durumu kısaca açıklayacak olursak:

1) Orijinal Arapça metninde "SARKITARAK" anlamına gelebilecek hiç bir kelime olmamasına rağmen, Kur’an’da geçtiği ayetlerde 'VURMAK, ÖRNEK VERMEK, YERE BASMAK, SÖZÜ KAFASINA VURURCASINA ANLATMAK, SIKICA KAPATMAK' anlamına gelen 'DARABE' kelimesi, aynı yazarlarca, diğer ayetlerde doğru çevrilmesine rağmen, sadece bu ayette, anlamıyla uzaktan yakından hiçbir ilgisi bulunmayan 'SARKITARAK' kelimesi kullanılarak ayetin anlamı tahrif edilmiştir.

2) Ayetin orijinal Arapça metninde bulunan ve 'KOYUN/GÖĞÜS BÖLGESİ' anlamına gelen 'CEYB' kelimesi, Kur'an'da geçtiği (Neml/12) ve (Kasas/32) ayetlerinin mealleri yapılırken, aynı yazarlar tarafından doğru anlamı verilerek, yani 'KOYUN' olarak çevrilmiş, fakat (Nur/31) Türkçeye çevrilirken anlamı değiştirilerek, genellikle 'YAKA', bir kısmında da 'YAKA AÇIKLIĞI' şeklinde çevrilmiştir. Kelimeyi doğru anlamıyla çeviren bazı yazarlar da ifadenin anlamını; "...başörtülerinizi sarkıtarak göğüslerinizi örtün..." ve benzeri anlamlara gelecek şekilde çevirip, sanki baş da örtülecek gibi bir yorum yapılmasına yardımcı olmuşlardır.

3) Yine aynı şekilde, ayette geçen 'HIMAR' kelimesi, 'ÖRTÜLER' anlamına gelmesine, ve her çeşit örtüyü kapsamasına rağmen, sadece 'BAŞÖRTÜSÜ' anlamına geliyormuş gibi çevrilmiş ve sonuç olarak, Nur/31. ayette geçen ifade, yukarıda açıkladığımız diğer kelimeler de kasıtlı olarak, Arapça'daki anlamlarından farklı kullanılıp:

"...başörtünüzü sarkıtarak yakalarınızı örtün..." şeklinde çevrilerek anlamı tamamen değiştirilmiş ve bu ifade de yorum yapılarak, 'başı da örtmek gerekir' şeklinde lanse edilmiştir. Ne yazıktır ki, ayetin orijinal metnini incelemeyen ve kasıtlı ve bilinçli olarak yanlış yapılan bu çevirilere inanan milyonlarca insan da, anlamı değiştirilerek tahrif edilmiş bu meallere ve buna bağlı olarak yapılan yanlış yorumlara inanarak başı ve/ya saçı örtmenin farz olduğunu zannetmektedir.

(Araf/26) ayetinde örtülecek yerin baş değil, avret yerleri olduğu çok açık bir şekilde belirtilmiştir:

"Ey adem oğulları! Size AVRET/AYIP yerlerinizi örtecek bir elbise, süs/ziynet eşyası ve TAKVA ELBİSESİ indirdik ki, bu daha HAYIRLIDIR. İşte bu da Allah'ın ayetlerindendir, umulur ki öğüt alırlar."

Dolayısıyla ayette esas giyilmesi gerekenin TAKVA ELBİSESİ yani GÜNAHLARDAN SAKINMAK olduğu da güçlü bir şekilde vurgulanmıştır.

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 10.07.2019, 23:44   #10
Yazar
Raya Haq
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 972
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 20
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 29
37 Mesajına 39 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

DIN Denilen illet; Insan Beynine Yerlestirilen Gunumuzun En Buyuk Zehirlerinden Kokoin, Esrar, Eroin vs vs Insan Vucuduna girdigi veya enjekte edildigi zaman hucrelerin ve vucudun vaz gecilmez aliskanligi olan bir yapilanmadir.

KORKU VE HEVES tir.

Ozellikle ISLAM Denilen Ahlaksiz DIN insanligin en buyuk dusmani, olup CINSI SAPIKLIK VE UCKUR UZERINE KURULMUS YALANLARLA DOLU yapilanmadin.

Islam Dini ve onun Peygamberi basli basina YALAN makinasidir...

Kuranin Emevilerin Kurani oldugunu savunan, isine geldigi zaman her yerde Kuran Sure ve Ayetlerden ornek veren BU SAHTEKAR IKI YUZLU ISLAM MISYONERI DE, Bu Sahtekar, Yalanci, Uckagitci, Katil, Cinsi Sapik, Uckur Duskunu ve INSANLIK DUSMANI Yapilanmanin YALANCISI VE DUZENBAZIDIR... HANGI CAMII, VEYA KURULUSUN GOREVLENDIRDIGI SAHSIYET OLDUGUNU SOYLEMEZSEDE, BUTUN YORUM VE KOPYALARI ILE KENDISINI ELE VERIYOR..

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 09:03.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica