Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Aleviler ve Alevilik > Alevilik Tarihi

Alevilik Tarihi Alevi toplumunun tarihi, tarihsel olaylar, kişiler, durumlar, değerlendirmeler

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 29.08.2008, 11:26   #1
Yazar
Dede-baba
Forumun Bir Parçası
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 919
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 50
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 196
814 Mesajına 1.396 Kere Teşekkür Edlidi


Standart Dejenere Edilmeye Çalışan Alevilik

Kadim ve Ulu İnancımız Hakk-Muhammed-Ali yolu.. bugün üç büyük ve birbirinden tehlikeli asimilasyon ile karşı karşıyadır...

1- Sünni asimilasyonu:

Bu kesim alevileri sünnileştirmeye, namaza... ramazan orucuna.. Türban takmaya yani bilimum sünni ibadetlerini aleviliğe yamamaya çalışır.. Bu islam ekolü.. arap orjinlidir.. islam adı altında arap emperyalizmine uşaklık eder.. arap geleneklerini kültürünü.. yaymaya çalışır.....


2- şii/caferi Asimilasyonu

Bu kesim ise Alevilerin.. Hz. Ali ve 12 İmam sevgisinden yararlanarak şii camisine, 30 gün ramazana.. şeriat kurallarına.. alevileri çağırır.. gerçek alevilerin ancak bu ibadetleri yapanlar olduğunu iddia eder.. oysa Alevi-bektaşi hiçbir dönem bu ibadetleri ne sünninin ne şiinin anladığı şekilde yapmadı..


3- Ateistlerin Asimilasyonu

Bu kesim Allah'a peygambere asla inanmaz.. kendi siyasi ve ideolojik amaçları için alevileri bir piyon olarak kullanmayı amaçlarlar.. çoğunlukla batı emperyalizminin uşaklarıdır.. oradan nemalanır.. ve hizmetlerinin karşılığını efendilerinden alırlar..

Anadolu'daki alevi bektaşileri içerden vurmayı amaçlayan en tehlikeli guruptur.. alevi inançlarını dejenere edip.. başkalaştırarak.. ayrı bir din gibi.. göstermeye çabalarlar.. Ab aktif olarak bu gurubu destekler


Bu kesim 3 aşamalı bir strateji izler..

1- Alevileri ...bektaşiler ve kızılbaşlar olarak ikiye bömek.. Birbirine alternetif gösterek aralarında çatışma ve ikilik yaratma..

2- Aleviliğin ve kızılbaşlığın temeli olan 4 kapı kırk makam inancını yok saymak yada dejenere etmek.. ve alevi ulularının bir kısmını düşman göstermek.. ikilik yaratmak.. bu şekilde ayrışan alevi toplumunu kimlik bunalımına ve arayışına yönlendirmek

Anadolu aleviliğinin horasan ve Ahmet yesevi bağını inkar etmek.. ve ayrıştırmak ..


3- Köklerinden koparılan kızılbaşlık ve aleviliği... eski pagan ve putperest.. inaçlara bağlamak örneğin 1500 tanrılı sümer ve hitit dini ile bağlantı kurmak..

4- Ve son aşama.. bütün dinlerin birer safsata ve yalan olduğunu ortaya koyarak.. aleviliğinde kökeninin efsanelere ve uydurmalara dayandığını... gerçekte hiçbir ilahi varlığa inanılmaması gerektiğini.. ortaya koyarak.. Ateizm propagantası yapmak..


5- Dediğimiz gibi bu kesim sadece alevileri bir paçavra gibi kulanıp atmak isterler.. onlar için aleviliğin hiçbir önemi yoktur.. haksızlığa karşı teslim olmayan bir kadim inancı kendi menfaatleri ve çıkarları için batı emperyalistlerinin çıkarına göre manipule etmek temel amaçlarıdır..

6- Ateizm e aleviliği yaklaştırmak isteyen bu kesim.. ayini cemi kırklar inancını semahı.. ve cümle aleviliğin ibadet kısmını yererler aşağılarlar.. yok sayarlar.... Bu kesim bunlara inanmazda... ilkel çağlardan kalma.. folklorik unsurlar olarak görür


İşte bugün alevilik bu üç saldırı altındadır...

lütfen sizden ricam alaeviliği öğrenecekseniz.. alevi-bektaşiliğin klasik eserlerinden öğrenin.. allasız.. kitapsız.. peygambersiz.. inançsız bir kesimden ve yazdıklarından alevilik öğrenilmez..


Günümüzün yezitleri ve muaviyeleri mervanları yine iş başında...

Bizim safımız İmam Hüseyinin safıdır.. 12 İmam'ın safı.. Hacı bektaş-ı Veli'nin safı... Pir Sultanların Seyid dede ve babalarımızn Pirlerimizn

Allah Eyvallah.. Şeyhen ilallah

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Dede-baba Kullanıcısına bu mesajı için 3 üye teşekkür etti:
Alt 29.08.2008, 11:27   #2
Yazar
Dede-baba
Forumun Bir Parçası
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 919
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 50
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 196
814 Mesajına 1.396 Kere Teşekkür Edlidi
Standart 1000 Yıllık Hüzün... Aleviler kimdir?

İhanet.. katliam ve göz yaşı dolu bir tarih... Ama ne büyük bir felsefe.. ne büyük bir İnanç ki.. kinden nefretten eser yok..

Katledildiler.. Asıldılar.. hapsedildiler.. sürüldüler...

Kimden mi bahsediyorum... barışın sevginin çocuklarından.. iyiliğin ve doğruluğun yılmaz savaşcılarından..

SEVGİ Dininin... müritlerinden..

Kim mi Onlar?????...


... Tanıyalım... 1000 yıllık direnişin... haksızlığa boyun eğmeyen şerefli bir Dik duruşun tarihini okuyalım..:


"...Soy ağaçlarında iktidarlarda yer almadıklarından Osmanlı paşası, büyük devlet adamının bulunmadığı, Atatürk’le, Hz.Ali’nin fotoğraflarının yan yana asıldığı, Hacı Bektaşi Veli’nin “eline, beline, diline sadık ol” deyişinin tekrarlandığı, asırlar önce Hz. Muhammed’in vefatıyla başlayan, Hz.Ali’nin öldürülmesiyle süren, Kerbela’nın, Pir Sultan’nın, isyanların, “sermayeleri dertlerin, servetleri ah’ın” ama hep yenilgilerle dolu tarihlerinin kuşatan kuşağa anlatıldığı EVLERDE BÜYÜDÜLER....

İlk Dua olarak... “Fatma anamız, yetiş ya Ali.... elimde yok ki Zülfikar... Ya Boz Atlı Hızır!!” cümlelerini duyacak, “deniz derya dolu iken su içemeden öldüler”i 12 İmam 'ı dinleyeceklerdi. Oyunlarını yarıda bırakıp kapılarını yumruklayacak , “ne oldu” paniğindeki annelerine soracakları

“Pis Kızılbaş ne demek, Müslüman değil miyiz ?” sorusunun,

“asıl biz Müslüman’ız ehlibeyt’iz” cevabıyla, “ehlibeyt”i anlamlandırmaya çalışırken, yaşadıkları Ülkede hiç değişmeyecek aynı sorularla karşılaşacaklarını o an fark etmeyecek, Hz.Ali’nin himmetine her zaman ihtiyaç duyacaklarını, sığınacaklarınıysa sonraları kavrayacaklardı.

Akrabalarını depremde kaybeden ebeveynleri kederdeyken “dinsizlerin evlerini Allah başlarına yıktı” haykırmasının incittiği yürekleriyle, Allah’ın kullarını sevmeyecekse “niye” dünyaya getirdiğini düşünecek, gazaptan ürkeceklerdi.

Anadolu’da, Ramazan’da perdeleri kapalı odalarda yiyecek, akranlarının sorarlarsa ki soracaklardı “oruçluysan dilini göster”, “eşhedü”nü getir sınamaları, “%99’u Müslüman” toplumda “Müslüman’sanız gereklerini yapınla” karşılaşacaklardı.

Yas ayı Muharrem’de televizyonlarda, gazetelerde sahur, iftar saatleri, sofraları, eğlence programları da olmayacaktı.Kurban bayramında komşularına verdikleri etleri çöpte görecek, misafirliğe gelmemelerine alışacaklardı....

Çektikleri çileleri yansıtacakları türkülerini ozanları seslendirecek, “Ali sevilmez mi hey dost, delimisin sen”le farklılıklarını vurgularken, özlemlerini “başka tabipler istemem, dermanımı bilen gelsin”le dillendireceklerdi.

İftiralar, söylentiler peşlerini bırakmayacak, üniversite koridorlarında

“mum söndürüyormuşsunuz”u , arkalarını döndüklerindeyse “ biliyor musun o Aleviymiş..” yi işitecek, illa dostlarının gülü bir kez de olsa “onları” yaralayacaktı.


İşyerlerinde, devlette sicillerine solcu, alevi notu birlikte düşülürken, üst düzey kademelere yükseltilmeyecek, “ yaşanası Ülke ” uğruna gençlerini yitirecek, sürülecek, yoksullukla savaşacaklardı...

Öylesine görmezden gelineceklerdi ki, nüfusun kaçını oluşturduklarına dair hiç bir istatistiksel rakama rastlanmayacak, sanayide, askeri- sivil bürokraside, siyasette, medyada parmakla gösterilecek, uyumlu, derin bağlantılı birinin Aleviliği temsilde eşitliğinin örneği sayılacaktı.

Yoğun asimilasyon altında kurtuluşu çoğunlukla aynı davranıp, gizlenerek, camiye gitmekte, oruç tutmakta bulanları da olacaktı...

Ulusal kurtuluş savaşına desteklerini resmi tarih yazmayacak, o güne değin bilinçli yürütülen baskıların sonlanacağına, özgürleşeceklerine güvenecekleri Cumhuriyet’te, dergahlarını ziyaretiyle yıllara sirayet edecek duygusallıkla kilitlenecekleri , minnet duyacakları Atatürk’ün yaşam anlayışı, batılı değerleriyle örtüşeceklerdi.

Hapsedildikleri kırlardan kasabalara, kentlere yönelirken, ticari faaliyetlerden uzak bırakılmaları, sermayeden yoksunlukları sonucu yeni yönetimde korunmanın, yer ve meslek edinmenin, geçinecek gelire ulaşmanın yolunun bilimden geçtiğine inanarak eğitimi, kültürü önemseyeceklerdi.


Evleri x’la işaretlenecek, toplu katledilecek, devletin, kameraların önünde, güruha müdahaleden kaçınılarak 20. yüzyılda onlar yakılacaktı...

Tamamlayamayacakları yarım kalan “katiller bulunsun” sloganları atacak, hesap sormanın hiçliğinin bıktırıcılığında ölülerini gömecek, zulüme, gaddarlığa ağlayacaklardı. Katliamlar sonrası yapılan darbelerde tutuklanacak, işkencede mezhepleri sorgulanacaktı...

İslam dışı, içi tartışmalarında dahi ortak görüş, bütünlük sergileyemeyen derneklerde, vakıflarda, örgütlenen Aleviler, istemlerini seslendirdiklerindeyse süre giden koyu şovenizmin sorumlularınca “evrensellik, önce insan” ajitasyonu altında, mezhep şovenizmiyle suçlanacak,

savundukları ama asla uygulanmayan çağdaş ilkeleriyle vurularak, geçmişi, tabuları yargılamalarına fırsat verilmeyecekti...

Toplulukların insan hak ve özgürlüklerine sahip olduğu, nefret yerine sevginin baş tacı edildiği, hukukun egemenliğinde şeffaf, katılımcı, çoğulcu, yapı oluşturulamadığı sürece, onlara “incinsen de incitme” denilecek, onlarsa “dünya gözümde Kerbeladır’ı, hesabım kalsın mahşere’yi” söylemeye, “davalarını hiçliğe yerleştirmeye ” devam edeceklerdi....."

Gülsen FEROĞLU
15.11.2005



Alevi olmak.. zordur.. alevi olmak fedakarlık ister...

Yolumuzdan dönmedik... Dönmeyeceğiz....

Allah Eyvallah Şeyhen İlallah

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Dede-baba Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 29.08.2008, 11:27   #3
Yazar
Dede-baba
Forumun Bir Parçası
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 919
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 50
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 196
814 Mesajına 1.396 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Şiilerin ve Sünnilerin Alevilere bakışı

1-Sünniler alevileri "Gulat-ı Şia" olarak nitelemiştirler.. bu ifade "aşırı,sapkın,dın dışı şiilik" anlamındadır.

2- Alevilerle birlikte bu başlık altında görülenler.. Ehlihak, Lahçi, Bedredini,Baktaşi, Torlaklar,ışıkcılar,sarılı,kakai, şebek, Dürzi vb) lerdir.

3- kabeye dönüp namaz kılma biçiminde ibadet yapmamaları nedeniyle bu topluluklar sünnilerce kafir görülmüştür.


Tarih boyunca Alevi katliamları ve OSMANLI FERMANLARI...

PİR SULTANLAR.. ALEVİLER.. BEKTAŞİLER NEYLE SUÇLANDI NEDEN KATLEDİLDİLER.. OSMANLI ARŞİVLERİNDEN BELGELERLE

1-Ar, namus tanımazlar, bilmezler

2-Şeriata aykırı düşünce ve inanç içindediler

3- üç halifenin halifeliğini inkar eder Ebubekir, osman ve ömere aişeye söverler.

4- Kafir ve ehli fesattırlar, dinden dönmüşlerdir. balarındaki kırmızı örtüler kafirliklerinin işaretidir.

5- Nikaları geçersizdir. çocukları veled-i zinadır... ehli din olmadıklarından miras hakları yoktur. kestikleri hayvanlar murdardır... topluca öldürülmeleri gerekir.

6- Onları öldürmek için yapılan savaş en büyük ve en kutsal savaştır. Bu uğurda ölmek şehitliğin en ulusudur. tamamnı öldürmek müslümanlık için farzdır.

7- Onlara eğilim duyanlar, onlara katılmak isteyipte yakalananlar, onlara yardımcı olanlar, onlar gibi kafirdir. öldürülmeleri vaciptir.

8- Kızılbaşların malları, çocukları ve karıları müslümanlara helaldir. ganimettir.



***NE YAPMIŞTI ALEVİ-BEKTAŞİLER.. Suçları neydi? Aleviler kendi gibi olmayanları İNANÇLARI VE DİNLERİ İÇİN Mİ ÖLDÜRMüŞLER niye bu fermanlar?.. HANGİ KATLİAMDA ALEVİLER YER ALMIŞ.. Kime karışmış?.. kime kin duymuşlar?...

Halifeliğin osmanlıya geçişi... alevi katliamlarının başlangıdır.. şafiii kürtler ve sünniler baş aktörleridir...tarih boyunca yaşanan bir tarajedinin devamıdır bu fermanlar.. Hz. Ali'ler.. İmam Hüseyin'ler.. emevi saraylarında 12 İmamlar.. Nesimiler.. Halacı Mansurlar ne yaptıysa alevilerde? onu savundu ve yaptı....


Bir gidersek... bin geliriz...

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Dede-baba Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 29.08.2008, 11:28   #4
Yazar
Dede-baba
Forumun Bir Parçası
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 919
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 50
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 196
814 Mesajına 1.396 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Sünni Asimilasyonu

Alıntı:
ALINTI Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
"...İmam Ebuzer Gıffari Bakır, 1992-1999 yılları arasında çalıştığı Yozgat’ın Alevi köyü Kababel’de yaşadıklarını yazdı

Ebuzer Gıffari Bakır, Yozgat’a bağlı Sorgun’un Hoşumlu Köyü’nden. Evli ve iki çocuklu. Din adamlığı, aile mesleği. Babası Osman Bakır, 45 yıl imamlık yapmış, ağabeyi Mahmut Riyat Bakır da ilahiyatçı. Sorgun İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra 1992’de imamlık sınavını kazanınca tayini kendi köyüne yakın Alevi köyü Kababel’e çıkıyor.Tam yedi yıl kalıyor o köyde

HİÇ SÜNNİ’NİN YAŞAMADIĞI KÖYDE 200 YILLIK CAMİ VAR...aslında tarihi boyunca hiçbir Sünni’nin yaşamadığı bu köyde cami'nin 200 yıldır var olduğunu ve 50 yılda üç kez yeniden yapılmış..

köyde çok sevilmesinin asıl nedeni, onların içine girmesi için bir çaba harcaması: "Cami dibinde oturup futbol muhabbeti yaptım. Gençlerle futbol oynadım, arkadaş oldum.

Ebuzer, hem Alevi’nin hem Sünni’nin imamı. Hakikatleri biliyor. Dedemden kalan eski yazılı Ehli Beyt (Hz. Muhammed’in ailesi) kitaplarını okudu. Camide vaaz sonrası kitap bir, din bir, Peygamber bir, toprak bir, bayrak bir, dedi.

Bektaş Şahan’ı (77), "Senin hasretindeyim. Can yoldaşımdın" diyor, hakkını helal ediyor. Şiir gibi konuşuyor: "Poyrazdan yana duldan, güneşten yana gölgen oluyordum. Çok dertleştik, çok halleştik seninle. Vasiyetim var. Vefat edersem hocayı getirin, beni defnetsin..."
.

Ben... Yukarıda anlatılan Hoca ve kızılbaş köyü hikayesine pek de masumca bakamıyorum... Bir Hoş görü örneği olarak ise hiç göremiyorum...Bana bir asimilasyonu hoş gösterme ve teşvik etme gibi geliyor...


"....Ey İmamlar bakın.. Bir imam... Kızılbaş -alevi kafir köyünü yola getirdi siz de başarabilirsiniz? mesajı taşıdığına inanıyorum...."


Şimdi Yukardaki imam-kızılbaş köyü hikayesini tersden inceleyip yani bilimde "Olmayana-ergi" yöntemiyle..

Farzedelimki tamamen sünni bir köye Bir Alevi-bektaşi Piri ve dedesi gelmiş...Köy Bu Pirimizden ve dedemizden çok etkilenmiş olsun.. Sonuçta Bu sünni köyü Cemiyi ve namazı unutmuş.. Ramazanı sele vermiş olsun:biggrin:


Acaba Bu haber gazetelere manşet olur muydu? Yada Türkiye'de Bu durum sevgi kardelik ve barış olarak anlatılırmıydı ve lanse edilir miydi?

Ben hiç sanmıyorum...Zaten yıllardır var olan sünni asimilasyonu hoş gösterme ve süsleme üzerine kurulu bir durum var..Oysa asıl hoşgörü başka kültürleri inançları yok etmeme.. onları olduğu gibi kabul etme.. üzerine olmalıydı.. onları aşağılamama. değiştirmeye çalışmama olmalıydı..

Ama bu örnekte, tamamen alevi olan bir köye... İmam Gönderiliyor.. yani ortada cemaat yok... ve bu imam Halkın arasına sızıyor..halkı camiye getiriyor.. Ramazan orucu tutturuyor... Sonra cenaze namazını bile sünni hocaya kıldırtacak kadar asimile ediyor... ve bu hoş görü örneği öyle mi?..

Bunu hoş görü olarak görenler... Bir sünninin alevi-kızılbaş olmasından da hoşlanmaları gerekirdi.. yada bir sünninin ramazandan banane.. namazdan camiden bana artık ben alevi oldum cem evine gider halka namazı kılarım .. ramazan da tutmam.. dediğinde bunu hoş görü haberi yapıp gazetelere manşet yapar mıydılar..

Tabi bu haberi herkes istediği biçimde okuyabilir.. Ama ben Birde Resmin yani madayonun diğer yüzünü göstermek istedim..

Saygı ve sevgilerimle

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Dede-baba Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 29.08.2008, 11:29   #5
Yazar
Dede-baba
Forumun Bir Parçası
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 919
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 50
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 196
814 Mesajına 1.396 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Tarihi Belgelerde Alevi İnancı

Degerli canlar... Alevi-Bektaşi inancı... Horasan diyarından.. Ahmet Yesevi halifeleriyle anadoluya taşınmış ve buradaki halk... böylece Hakk-Muhammed-Ali dinine yani islama dahil olmuştur..

10. yüzyıldan başlayan bu sürecten önce anadoluda böyle bir inanç yoktur.. anadolu halkının bir kısmı yahudi.. hıristiyan..bir kısmı ise mecusi ve zerdüş idi....

Anadolunun uygarlıklar tarihi incelendiğinde ise.. "1000 tanrılı uygarlık olarak " adlandırılır. yani tarih öncesi dönemler da (Hitit ve sümer) anadolu da tek bir tanrı inancı yoktur.. 1500 tanrıya varan putperest pagan bir inanış vardır..


Alevilik inancını şii ve sünni islam ekollerinden ayıran en önemli inanç ve kabul KIRKLAR İNANCIDIR.. " Bugün bu inancı kabul eden hiçbir sünni ve şii yoktur..

Peki kırklar inancı ilk olarak nerde karşımıza çıkar..

Hemen söyleyelim ki kırklar inancı'nı ilk olarak Pir-i Horasan Ahmet Yesevi'nin Divan-ı Hikmetinde görmekteyiz..


Bir yaşında ruhlar bana nasip verdi;
İki yaşta peygamberler gelip gördü;
Üç yaşımda Kırklar gelip halimi sordu;
O sebepten altmış üçte girdim yere.

On sekizde kırklar ile şarap içtim;
Zikrini deyip,hazır durup göğsümü deştim;
Nasip kıldı,cennet gezip hûriler kucakladım;
Hak Mustafa cemalini gördüm işte.


İslam'ın değerlerini Türk kültürünün değerleri ile kaynaştıran Yesevi öğretisi, özellikle bozkırlarda yaşayan Türk boylarının İslamiyet'i benimsemesini kolaylaştırmıştır. dinsel törenlerde de kadın-erkek (alevi cemlerindeki gibi)birliktedir. Kazakistan'da "Yesevi Zikri" adı verilen törenlerde, geleneğin islami değerlerle kaynaştırılarak bu gün bile sürdürüldüğü görülebilir...

Üstelik bu uygulamalar, Ahmet Yesevi'nin izinden gidenlerce Anadolu'ya ve Balkanlar'a da taşınmıştır.

Ahmet Yesevi, öğretisini "Dört Kapı" olarak bilinen şu ilkeler üzerine kurmuştur: Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat'tir(Bu gün aleviler tarafından uygulanan aşamalar). Dört Kapı ilkesi Hacı Bektaş Veli'nin öğretisine de temel oluşturur. Hacı Bektaş Veli her bir kapıya onar makam ekler ve "Dört Kapı, Kırk Makam" olarak adlandırılan ilkeler bütününü ortaya koyar.

Divan-ı Hikmet adlı şiir kitabında bile Ahmet Yesevi'nin Hikmetlerin de, şeriat-tarikat-hakikat aşamalarından söz edildiğini görüyoruz...

Aleviliğin temel olgularından olan Kırklar Meclisi ve şarap içme olgusunu bu hikmetlerde değişik yerlerde görüyoruz:


“On sekizde, Kırklar ile şarap içtim.”

Hoca Ahmet'in içki içtiği pek çok dörtlürkte yer alır:

“Otuz üçte saki olup mey dağıttım”

“Kırklar ile şarap içtim, yoldaş oldum”

“Pir-i mugan nazar kıldı, şarap içtim”

“Aşksızların hem canı yok, imanı yok”


Şarabı reddetmeyen, aşkı öne geçiren ve öze yönelen bir düşünceyi

Yesevi'nin divan-ı hikmetinde bol bol buluyoruz.

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Dede-baba Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 29.08.2008, 11:30   #6
Yazar
Dede-baba
Forumun Bir Parçası
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 919
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 50
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 196
814 Mesajına 1.396 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Pir Sultan Abdal öncesi Anadolu Pirlerinde 12 İmam zikri

Degerli canlar.. gerek şii ve gerekse ateistleşmiş alevilere göre.. alevilik Pir Sultan aracılıyla Şah İsmail tarafından dejenere edildi.. alevilik yozlaştırıldı.. Pir Sultan'dan önce 12 İmam zikrinin ve Ehl-i Beyt'in isimlerinin olduğu değişlerin olmadığını ileri sürerler...

Hatta o kadar ileri giderler ki hz. Ali isminin bile değişlerde ve cemlerde geçmediğini söyleyebilmekteler..

Şimdi Seyit Ebul Vefa nın ,Ahmet Yesevi’nin Hacı Bektaş velinin Yunusun takipçisi olan ve XVI yüzyıl öncesinde (Pir Sultan'dan önce) yaşamış ve 12 imam isimlerinin geçtiği şiirleri yani duazları yazan diğer ozanlarımızdan örnekler verelim.

1-Abdal Musa Sultan 1300-???)

Anadolu'nun ünlü erenlerinden ve ermişlerinden olan Abdal Musa Sultan, Aslen Horasan'lı dır. Azerbaycan'ın Hoy kasabasına gelmiş ve bir süre orada yaşamış olduğundan, "Hoylu'' olarak tanınmıştır. Hacı Bektaş Veli'nin amcası Haydar Ata'nın oğlu, Hasan Gazi'nin oğludur

Talip olan gaziler yola gidelim,
Ululardan ulu yol Allah Allah.
Muhammed Ali’ye niyaz edelim,
Gerçekler demine hü Allah Allah.


Hasan Hüseyin’dir İmamlar Şahı,
Zeynel Abidin’dir İmamlar mahı,
Muhammed Bakır cümlenin şahı,
Balkıya balkıya nur Allah Allah.


Sahibim İmam Cafer’i Sadık,
Ana nazar kıldı Muhammed Habib,
Musa Kazım Rıza yareme tabib,
Derdimin dermanın ver Allah Allah.


Şah Taki Naki bu yolu açan,
Hasan al Askeri müşküller seçen,
Muhammed Mehdi’den bir dolu içen,
Müminin kalbidir nur Allah Allah.


Abdal Musa’m derdime derman,
Sen mürvet kanisin ey Şahı merdan,
Cesedim içinde çağıra canan,
Muhabbetli nazlı yar Allah Allah

Abdal Musa Sultan

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Dede-baba Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 29.08.2008, 11:31   #7
Yazar
Dede-baba
Forumun Bir Parçası
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 919
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 50
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 196
814 Mesajına 1.396 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Abdal Musa'da 12 İmam sevgisi

Abdal musa değişlerinde 12 İmam zikrine devam edelim...

yukardaki dizelerin ozanı gönül eri Abdal Musa Nasihatnamesinde ne diyor bir okuyalım.

“....Serveri kâinat efendimizi ve Ali eshabı ve dahi imameyn efendilerimizi daima selavat ile yad etki,Seyyidi kainat efendimizin şefaatına mazhar olasın. Ehlullah ile muhbbetde iken,’ eyvallah kerem ettiniz’ deyip niyaz etmeli. Muhammed ve Aliye düşmanlık arzusunda bulunan kefere ile sohbet etme. Zira dostlukları zahirdedir. Onlara iyilik demek olmaz..... kallaş pirsiz adamlarla yoldaş olma,zira yol erkan bozulur.”



Muhammed Ali’nin kıldığı dava
Yok meydanı değil var meydanıdır
Muhammed Kırklara niyaz eyledi
Ar meydanı değil er meydanıdır

Kırklar özün bir araya kodular
Erenler ölüyü susuz yudular
Deveyi gördün mü gördüm dediler
Ört elin eteğini sır meydanıdır

Gezdiğin yerlerde ara bulasın
Sahba olup daim kevser dolasın
Sakla sırrınıkim settar olasın
Çek çevir kendini kâr meydanıdır

Ne diyeyim şu erkânı kurana
Yuf çekerler bu meydanda yalana
Üç yüz altmış merdiveni bilene
Kör meydanı değil gör meydanıdır

ABDAL MUSA aydur gerçek er ise
Ali’yi sevenler muhib yar ise
Hakk’ın didarını görem der ise
Urganı boynunda dar meydanıdır


Abdal Musadan Hazretlerinden devam edelim.


Gözlerin kör olsun ey kanlı yezit
Bu meydanda kim var Ali den gayrı
On iki imamın kapısın açan
İmamlar değildir Ali den gayrı

Güvercin donuyla Urum’a uçan
İmamlar evinin kapısın açan
Cümle evliyalar üstünden geçen
Var mıdır hiç bir er Ali den gayrı

Muhammed miracın yoluna girdi
Bu sır gayet sır içinde sır idi
Şir donunu hatem mührünü verdi
Bu sırrı kim eder Ali den gayrı

Cümle evliyalar imamlar bunda
İkrar alan kimse düşermi derde
Yek nefesle durma meydanı erde
Kimdir baba,rehber Ali den gayrı

Her kimin rehperin yaksa hak yakar
Rızaya baş koyup teslimin takar
Aslımız on iki imama çıkar
Babamız her kim var Ali den gayrı

Selman bir deste gül şaha uzattı
Kendi tabutuna kendisi yattı
Cem-i mushaftan nikabın attı
Kur’an yok gördüler Ali den gayrı

Erenler erkanı gerçek bellüdür
Abdal Musa fakir onun kuludur
İmamlar sırrıyla gönlü doludur
Varmıdır hiç bir er Ali den gayrı

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Dede-baba Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 29.08.2008, 11:31   #8
Yazar
Dede-baba
Forumun Bir Parçası
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 919
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 50
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 196
814 Mesajına 1.396 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Kaygusuz Abdal 'da 12 İmam İnancı

XIV—XV yüzyıl ozanı Kaygusuz Abdal ın nefeslerinden 12 İmam zikrine iki tane örnek verelim....

Behey kardaş yolumuza giremezsin demedimmi
Bizim gizli sırrımıza eremezsin demedimmi

Bu sırrı değmeler bilmez bilenler de haber vermez
Bu sırrı gayrı göz görmez,göremezsin demedimmi

Ulaş bir mürşide ulaş,akıt gözünden kanlı yaş
Yezitden kaç behey kardeş,kaçamazsın demedimmi

Erenlerden bu bir name,ne gidersin Halep,şama
Gel uy On iki imama,uyamazsın demedimmi

Üçler yediler erkanın,bilirler sürer devranın
Kırklar ceminde devranın,kesemezsin demedimmi

Ali ye ismullah derler,yüzüne secde ederler
Taş yerine baş koyarlar,koyamazsın demedimmi

Bu KAZGUSUZ ezeliden,himmet almış ol veliden
Oku duy ilm-i Ali den,duyamazsın demedimmi.


Şimdi aleviliği islamdan ve 12 imam'dan hz. Ali'den ayıranlara sorulur?

Alevilerin uluları pirleri bunlar bundan önce anadoluda ne alevilik vardı.. nede böyle bir inanç

şimdi var diyorasnız.. 12 İmam isminin geçmediği.. Hz. Ali'nin isminin anılmadığı...

duları gülbanları ve değişlkeri getirin.. sizin gibi hz. Ali'yi.. 12 İmam 'ı red eden kanıtları getirin..

Gördüğünüz gibi alevilik Pir Sultanla anadolıuya gelmedi ondan çok öncede Alevilik vardı.. ve hep aynıydı..

sizin Alisiz aleviliğinizi savunan bir tek ulu Pir varsa meydana çıkın.. Yok getiremiyorsanız.. bırakın bu saçmalıkları..

Alevilik anadoluya 9-10 yüzyılda geldi ve bu tarihten başlayarak Kırklar inancını, Hz. Ali ve 12 İmam inancını belgeleriyle değişlerle bulabilirsiniz..

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Dede-baba Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 29.08.2008, 11:32   #9
Yazar
Dede-baba
Forumun Bir Parçası
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 919
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 50
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 196
814 Mesajına 1.396 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Bakara Suresi ayet 28 ve Devriye İnancı

Alıntı:
SORU Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
evet bi ser- çeşmemiz var... yani toparlayıcı ve organize edicilerimiz... ama bu islam değil... çok ama çok önceleri bizim inanışımız vardı. 5000 yıl belki daha eski, prehistorik dönemi bilemiyoruz tabi...

ben açık konuşacağım sizinle şöyle başladım aramaya ;

1- biz devriyeye inanırız, oysa islamda yok bu......
Alevi-bektaşi İnanışında devriye ile ilgili iki görüş vardır.. Her İki görüşte Kur'an'ın Batın yorumuna dayanır... Bakara Suresinin 28. Ayetine dayanır..

İsterseniz öncelikle Bakara Suresi 28. ayeti verelim.. sonra açıklamalarımıza devam edelim..


İsmişah! Bismişah Allah Allah...

Hakk, Dost, Zahir, Batın, Hazır, Gaib. Sırr-ül Sır Erenlerinin Gülcemallerine aşk...

Ber-Cemal-i Muhammed, Kemal-i İmam Hasan, İmam Hüseyin, Ali ra Bülende salavat...

Allahümme salli ala seyyidina Muhammed-in ve ala Ali Muhammed...



"...Allah'a nasıl nankörlük edersiniz? Siz ölü idiniz, O, sizi diriltti... Sizi yine öldürecek ve Sonra Yine Diriltecektir.. Nihayet O'na Döndürüleceksiniz..."
(Bakara Suresi: 28)


Sizi yaradan Hakk'a nankörlük edersiniz
Bu inkar ve sapıklıklarda ileri gidersiniz

Hepiniz ölü idiniz. o sizleri diriltti
Yine tekrar öldürüp diriltecek sizleri

O'na döneceksiniz O, çağırdığı vakit
Buyruğu vardır size, o'nunla yapın ahit
(Bakara Suresi 28)


Bakarar Suresinin 28. ayeti her Ruh=can'ın 3 kez öldürülüp diriltilmesinden bahseder.

1- Sadece Hz. Muhammed'in soyundan gelen evlad-ı Resulların katıldığı cemler vardır "ERENLER CEMİ" Buralarda Kur'an-ın BATIN SIRLARI VERİLİR... Kur'an ayetleri yorumlanır..

2- İşte Kur'anın yukardaki ayeti.. devriye inancını ortaya çıkarmıştır... hemen belirtelim ki Ayet BATINİ ANLAMDA iki şekilde yorumlanmıştır..


A) Birince görüşe göre ayette 3 kez ölme dirilme vardır.. ve bu bütün yaratılan Ruh=can için geçerlidir... buna göre insanlar dünyaya 3 kez gelirler.. herkes eşit ömür süresine tabidir.. bu süre ne bir eksik ne bir fazladır..

Herkes bu dünya hayatında eşit problemlerle karşılaşır.. yani herkes... hem fakir.. hem zengin.. hem ayak... hem baş olacaktır bu alemde.... Tanrı adaletli olandır... Öte dünyada ulu divanda kimsenin bahanesi olmayacaktır.. burada kimse

"..beni fakir olarak yarattın yada sakat olarak yarattın.. hiç şüphesiz diğer insanlar gibi bolluk ve bereket içinde yaratsaydın... bu günahları işlemeyecektim.." diyemeyecek..

Derse işte o vakit arkasından yaptıkları önüne serilecektir.."


Bazen minicik bir bebeğin öldüğünü görür yada duyarsınız.... işte herkes bu dünyada eşit süre kalacak.. ne bir saniye eksik ne bir saniye fazla... o bebeğin dünyaya geliş manası budur.

İşte bu nedenle Tanrı insanları bu belirli süre ve imtihan dolana kadar fani aleme gönderir.. Fakat ebedi dönüş Hakk'adır.. Bu dönüş İnsan-ı Kamil olma aşamasından sonradır...

B) İkinci görüş ise.. ayeti şöyle yorumlar.. birinci diriliş Ervah-ı ezeldir.. (Ruhlar meclisi- Kal-ü Bela) Burada bütün yaratılanlar ruh olarak yaratılmıştır.. bu cihan var olmadan çok evvel kandildeki nurdan var omuşturki o Nur Hakk'Tandır.. hepimiz bu nedenle ondan geldik yine nurumuz (ışığımız) O'na dönecektir...

Tanrıdan tertemiz geldik.. ve yine tertemiz olarak (İnsan-ı kamil) Hakk'a döneceğiz.. Tanrı'dan gayrı ve dışında hiçbir şey yoktur..

Bu yoruma göre 2. diriliş.. bu fani alem.. yani Hz. Adem'in ve Hz. Havva'nın sınanmak üzere gönderildiği Dünya hayatıdır.... Burada hakkın takdir ettiği süre bitince bu dirilişte son bulacaktır..

Ayette geçen 3. diriliş ise... ulu divandır.. yani mahser.. çünkü günahlarından arınmamış bir Ruh hata ve noksanlarıyla Hakk ile Birleşemez.. burada herkesin yaptığı önüne serilecek.. hata ve günahlarından arınanlar ancak.. Hakk ile bir olacaktır..



Her iki görüşte kendi içinde tutarlı olmak ile birlikte ben ikinci görüşe katılıyorum...

Sonuç olarak... her iki görüşte Kur'ana dayanır.. ve İslamidir.. yani Kur'an'ın BATIN YORUMUDUR.. İstediğiniz görüşe inanabilirsiniz.. kuşkusuz gerçeği ancak Allah bilir..


Allah Eyvallah.. Şeyhen İlallah

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Dede-baba Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 29.08.2008, 11:33   #10
Yazar
Dede-baba
Forumun Bir Parçası
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 919
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 50
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 196
814 Mesajına 1.396 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Alevi-bektaşi İslam Anlayışında Kur'an

Kur'an-ı Kerim ol Hakk'ın kelâmıdır. Kelam sözdür, dildir. Söz nefestir. Erenler sözü Hakk nefesidir. Alevi-Bektaşi Erkanında erenlerin sözlerine nefes ya da Kur'an derler.

Cemlerinde üç nefesler bölümünü üç Kur'an'lar diye isimlendirmişlerdir ki bunlar: Pir Sultan Abdal, Şah Hatayi , Kaygusuz Abdal Sultan'dır... ol o erenlerden Kur'an ayetlerini beyan edegelirler....

Bizim kabul ettiğimiz iki Kur'an vardır. Birisi Kur'an-ı Samet olan Mushaf yani yazılı Kur'an, diğeri de Kur'an-ı Natık'tır ki; Velâyet mertebesine ermiş olup En'el Hakk diyebilen Kâmil İnsan'dır.

O halde yazılı dilin olduğu gibi sözlü dilin de olması normaldir.

Ozan İmirza bunu şu dörtlükleri ile açıklar.


Er nefestir. Nefes Haktır dediler
Öyledir ey deli gönül öyledir
Nefes yaratılmış oku dediler
Öyledir ey deli gönül öyledir.

Erenler bu yola bir sır koydular
Erenler dediğim kırklar yediler
Gönülden gönüle yol var dediler
Öyledir ey deli gönül öyledir.

İmirza iptidasıdır yolunun
Günahın bağışlar sefil kulunun
Hak Muhammed’indir. Mürvet Ali’nin
Öyledir ey deli gönül öyledir.


Şeriat ilmi ile tarikat, tarikat ilmi ile hakikat bilinmez. Ama marifet ilmi ile şeriat ve tarikat bilinir. İnsan, İnsan-ı Kâmil olmayınca sadece insan olmak ile kendine kemâlet sıfatını yakıştırmamalı.

Bu makama ermiş olan kimselerin düşünceleri, sözleri ile En'el Hakk kavramı bu kadar basite indirgenmemelidir. Zira Kemâlet mertebesine ermek o kadar basit değildir ve daha birinci kapı bilinmeden son kapıya varılmaz. Kaldı ki hakikat vardır hakikatten içeri. Buraya erişebilenlerin dört kapı-kırk makamı geçebilmek için yıllarca verdikleri hizmet ve çektikleri çileler her babayiğidin harcı olamaz.

Kur'an-ı Kerim'in dili de insanı kemalete götüren makamlar gibi aşama aşamadır..

Şeriat'ta Kur'an; kurallara uymak, zahir alem için verilen hükümleri yerine getirmektir

Tarikat'ta Kur'an; kuralları yorumlamak, kendi dilinde anlamlar çikartmak/anlamaya çalismak ve bunları yaşama geçirmektir.

Marifet'te Kur'an; Düşünceye dalmak, manadan anlam çıkartmak ve öze giden yolu bulmaktır.

Hakikat'te Kur'an; hiçbir aracısız Hakk ile birebir muhabbettir. Bu duruma Kaygusuz Abdal Sultan şöyle der:

Cümle ilmin hem kabı olmuş gönül
Nutk-ı Hakk gönüle eyler hem nüzûl

Ol ki nûtkîn âdeme can eyledi
Kendini gönülde pinhân eyledi

Bu gönülün sırrını sen ey gönül
Gel beri Kaygusuz Abdal'dan işit


Bundan başka, (İsmet Zeki Eyuboğluna göre Kaygusuz tapşirması ile şiirler yazan) Vizeli Alaeddin şöyle seslenir.

Evliya'dan gelen kelâm
Okunan Kur'an değil mi?
Gerçek evliyanın sözü
Sûre-i rahman değil mi?


Bu muhabbette evliyanın gönlünden seslenen Hakk'ın kendisidir. Dolayısı ile evliyanın sözü Hakk sözüdür

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Dede-baba Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 01:27.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica