Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Aleviler ve Alevilik > Alevilik Tarihi

Alevilik Tarihi Alevi toplumunun tarihi, tarihsel olaylar, kişiler, durumlar, değerlendirmeler

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 03.02.2019, 16:21   #21
Yazar
Raya Haq
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 961
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 19
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 26
35 Mesajına 37 Kere Teşekkür Edlidi


Standart

Alıntı:
H.H.S. Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Ali'siz Alevilik devletin bir oyunudur.Bu oyunun başrolü ve içinde oynayanlara bin lanet olsun.
Ali`siz Alevilik Devletin oyunumudur?
Alevi koylerine cami yaptiran, okullar da zorunlu din dersi veren DEVLET DEGILMIDIR?
Tarihler boyunca islamlastirmak icin nice katliamlara ve cinayetlere bas vuran yine bu devletin kendisi degilmidir?
Alevileri ARAP ALI`NIN takipcileridir gosteren, R.T.E bile Alevilik Hz. Ali sevmekse bende Aleviyim diyen degilmidir?
BUNLARI GORMIYEN VEYA BILINCLI OLARAK ASIMILE POLITIKALARIN BIRER SORUMLUSU HALINE GELEN SEN VE SENIN GIBI ISLAM MISYONERLERI VEYA GOREVLILERIN IGRENCLIGINI GORMEMEK ICIN GOR OLMAK GEREKIR.

BENCE SEN VE SENIN GIBI RIYAKAR VE IKI YUZLULERE BINLERCE KEZ LAHNET OLSUN

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.02.2019, 16:30   #22
Yazar
Raya Haq
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 961
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 19
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 26
35 Mesajına 37 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
H.H.S. Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Hz. Ali yi sadece zahiri anlamak yetmez batıni de öğrenmek gerekir.Zaten Anadolu aleviliginin eksiği ya budur ya da aralarında bilmeyen çoktur.Hz. Ali yi hakikatiyle tanımayıp ona itiraf atanların vay haline.Kilic zoruyla kelle kesmeyle demişsin Zülfikar i anlamayanin vay haline.Cem demişsin Ali de yoktu zaten,Aleviler namaz da kılar Anadolu Alevileri kılmaz.Ama sanmayin ki bu Sünni namazidir,cahilliiniz sadece beni güldürür çünkü ilk Aleviler Araptir ve Hz. Ali ye gönülden bağlıdırlar.Sonradan bu ismi almamislardir yani.Enel HAK! Lafı Hz. Ali ye aittir zaten evirip cevirmeyin.Nur olanın nefsi var mıdır ki evliliklerinin manası nefsi olsun.Bunlari anlamayacak kadar korlesmistir kalbiniz.Cunku Hz. Ali gerçeğini sizden sakladi.Sunniler ve devsirilmis Alevilerden bahsediyorum.
Yazdigin su iki satirda ne dedigini bilmiyen ve sacmaliyan islam misyoneri...
hic birine cevap vermeme gerek yok, yukarida Aleviligin ne oldugu ve temel felsefesinin nasil oldugu, insanligin dogusundan beri gelen bir Yasam Felsefesi oldugunu aciklamisim.
Okumadigin belli.
MESNETSIZ VE ANLAMSIZ YORUMLARINA CEVAP VERMEYI DUSUNMUYORUM, CUNKU YUKARIDA GEREKEN ACIKLAMALAR VAR.
SADECE; ENEL-HAQ lafinin Hz Ali`ye ayit oldugunu belgelemezsen, kanitlamazsan, SANA LAHNET OLSUN.
KANITLARSAN BANA LAHNET OLSUNKI OGRENEMEMISIM.

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.02.2019, 16:49   #23
Yazar
Raya Haq
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 961
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 19
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 26
35 Mesajına 37 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Bir dinin ve/veya inanç sisteminin ne olduğuna dair bir belirleme yapmanın en nesnel yöntemi; o dini ve/veya inancı oluşturan ana kuramsal/ yazınsal külliyata ve sosyal pratikteki inançsal ritüellere bakmaktır. Bu yazının ana omurgasını oluşturan ‘’Aleviliğin İslam dışı olduğu’’ önermesini de, yukarıdaki tespitten hareketle, bu her iki inanç sisteminin(İslam ve Alevilik/Kızılbaşlık) yazınsal külliyatını ve sosyal pratikte açığa çıkan ritüellerini referans alarak; bir analoji yapma yöntemiyle açımlayacağız.

Bilindiği gibi İslam’ın yüzlerce (ve hatta belki de binlercece) kuralı/kaidesi vardır. Bu kural/kaideler; kimi yapılması zorunlu olan, olmazsa olmaz olarak tanımlanan, mutlaka yerine getirilmesi gerekli olan emir (farz) biçiminde; kimi ise yapılması kesin bir zorunluluğa dayanmasa da yapılması istenen şeyler, yerine getirilmesi istenen şartlar (vacip, sünnet) biçiminde karşımıza çıkmaktadır. Şu durumda bir toplum ya da bir birey olarak öznenin, Müslüman kabul edilmesi ya da Müslüman olması için, bir ön kabül olarak bu kural ve şartlara uyuyor olması gerekir. Zira bu şartlar, uyulması gereken kurallar sistemi olarak oluşturulmuş dinin varlık nedenidir. Bir öznenin, bir inanca mensup olup olmadığını sınayan yegane denek taşı, öznenin o inancın kurallarını kabul edip etmeyişinin tespitidir.

Şu durumda, bir bireyin ya da tolumun İslam içinde kabul edilmesi için gerekli olan, olmazsa olmaz olarak tanımlanan; zorunlu en temel beş İslam şartı başta olmak üzere, kimi ana momentlere değerek, Alevilik ve İslam arasındaki farklılıkları teşhire kalkalım.

NAMAZ: Biçimsel bir ibadet türü olarak namaz, İslam’ın en temel beş şartından biri ve Müslümanlar tarafından zorunlu olarak yapılması gereken bir ritüelidir. İslam’ın tüm mezheplerinde namaz olmazsa olmaz bir ibadet biçimidir.
Kızılbaş/Alevilik’te ise namaz kılma gibi bir ibadet yoktur. Genel olarak Alevi felsefesi, batıni öğretisi gereği biçimsel ibadete karşıdır. Bu felsefe, “insanın kıldığı namaza ihtiyaç duyan tanrı ol(a)maz” gibi tutarlı bir mantıktan hareketle, namazı reddeder.
‘’İbadet namına kalkıp oturma, çağırma tepinme göğsüne vurma
Allah Allah deyi köpürüp durma, zikri hak hazm için geviş değildir’’
(Rıza Tevfik)
‘’İnan ki sözlerim haktır, din iman güzel ahlaktır
İbadetin şekli yoktur, türlü şekil göstermişler’’
(Aşık Ali Metin)
‘’Hakiki ibadetin hiçbir vakit, kayıt ve şartı yoktur’’
(Şeyh Bedreddin)
‘’Bütün evren semah döner, aşkından güneşler yanar
Aslına ermektir hüner, beş vakitle avunmayız’’
(Hüdayi)
‘’Diz çöküp yerlere dinlemem vaazı, kıble denen taşa etmem niyazı
Peçeli sarıklı kara yobazı, Arap çöllerine süresim gelir’’
(Mahmut Erdal)

KELİME-İ ŞEHADET: Biçimsel ibadet türlerinden bir başkası olan “kelime-i şehadet” de, İslam’ın tüm mezhep ve yorumlarında, -küçük değişikliklerle- görülmektedir. İslam’ın tüm mezheplerinde “kelime-i şehadet” olmazsa olmaz bir ibadet biçimidir.
Kızılbaş/Alevilik'te ise “kelime-i şehadet getirmek” gibi bir ritüel bulunmamaktadır.

ZEKAT: Biçimsel bir ibadet biçimi olarak, varlığının çok küçük bir parçasını yılda bir kere bağışlamak gibi bir uygulama İslam’ın en temel şartlarından biridir. Adına zekât denen bu uygulama, esasında dini bir zorunluluk olduğu için; insanlara yardım etmek gerektiği gibi bir mantığın ürünüdür.
Kızılbaş/Alevilik’te ise zekât gibi bir uygulama görülmez. Alevi felsefesi kendisini, yardımlaşma ve eşitlik gibi kavramlar üzerine kurguladığından, yardımlaşmayı dini bir zorunluluk olarak değerlendirmez ve insanın en temel insani değerlerinden biri olarak tanımlar. Bundan kaynaklıdır ki, bu türden bir yardımlaşmayı biçimsel formüller (varlığın/gelirin yüzde iki buçuğu vb. gibi) üzerinden oluşturulmuş dini zorunluluklar olarak görmez.
‘’Oruç, namaz, zekat, hac, cürmü cinayettir
Fakir bundan zattır, has-ül havas içinde’’
(Yunus Emre)
‘’Israr etme sana fitremi vermem, zekatım verip de günaha girmem
Tarlamı satıp da Kabe’yi görmem, n’olur biraz da bu yolda öğüt ver’’
(Şems-i Yastıman)

RAMAZAN ORUCU: Ramazan Orucu tutmak tüm Müslümanlar için yapılması zorunlu bir ibadettir. Ramazan bayramı, bayram namazı, iftar ve sahur bu süreçte görülen diğer figürlerdir.
Kızılbaş/Alevilik’te ise Ramazan Orucu tutulmaz, Ramazan Bayramı kutlanmaz, bayram namazı kılınmaz ve İftar, sahur gibi kavramlar bulunmaz. Alevi felsefesi oruç bittiği için düğün/bayram yapmayı da mantıksal ve etik gerekçelerden dolayı kabullenmez.
Alevikik’te (Xızır)Hızır ve On iki imam Orcuçları vardır. Yalnız bu oruçlar İslam orucundan farklıdır. Oruç boyunca su içilmez(genelde), sahura kalkılmaz, sade bir akşam yemeği yenir; iftar yapılmaz. Tutulan bu oruçlar nedeniyle Aleviliğin İslam içi olduğunu iddia etmek nesnel dayanaklardan yoksun bir argümandır. Zira İslam orucuyla hiçbir ortak noktası bulunmamaktadır. Zamanı, biçimi, yöntemi, amacı ve felsefesi farklı olan bu oruçları İslam içi olmak için yeterli görmek demek, yine İslam orucuyla; zamanı, biçimi, yöntemi, amacı ve felsefesi farklı olan diğer inançlardaki (Hristiyanlık, Musevilik, Dürzilik, Hinduizm, Brahmanizm, Taoizm, Budizm ve çeşitli pagan inançları) oruçlardan hareketle, onların da İslam içi olduğunu kabul etmek anlamına gelir.
‘’Gidilen ay nurdu hani, toprak taş çıktı dört yanı
Kabe namaz ramazanı, bayramdan da geçmişim ben’’
(Aşık Yener)
‘’Abdestimiz katlanmak, namazımız sabretmek
Biz bir oruç tutarız, ramazana benzemez’’
(Seyit Nesimi)
‘’Oruç namaz gusül aşk; hicaptır aşıklara, haktan ayrı ne vardır kalma güman içinde’’
(Yunus Emre)
Ramazan ayında kapanan meyhanelerin, dervişlere vermiş olduğu sıkıntıyı, ironik bir dille şu şekilde ifade etmiştir fuzuli:
‘’Ramazan ayı gerek açıla cennet kapusu, ne reva kim ola meyhane kapısı bağlu
Fethi meyhane için kılayım Fatihalar, ola kim yüzümüze açıla bir bağlu kapu’’
(Fuzuli)
HACCA GİTMEK: İslam dininin zorunlu kıldığı beş temel ibadetin sonuncusu da hacca gitmektir. Hacca gitmek Müslümanlar için olmazsa olmaz nitelikte bir ibadettir.
Kızışlbaş/Alevikil’te ise hacca gitmek gibi bir ibadet bulunmamaktadır. Alevi felsefesi; ‘’yüzünü hacca, kabeye, Mekke'ye dönmek yerine, insana dönmeyi’’ doğru bulan bir mantık üzerinden, haccı reddeder. Bu felsefe ‘insanı en kutsal kabe’ olarak adlandırır. Durumu daha net kılabilmek adına, bu felsefenin ve Anadolu Aleviliğinin en önemli yapıtaşı olarak bilinen Hacı Bektaş’a kulak kabartalım:
‘’Ellerin kabesi var, benim kabem insandır’’
‘’Ateş nardadır sacda değildir
Keramet hırkada tacda değildir
Ne arar isen kendinde ara
Kudüs’te Mekke’de hacda değildir’’
(Hacı Bektaş)
Seyit nesimi ise şöyle demektedir:
‘’Al yezit seccadeni, git mescidinin yoluna
Pir eşiği benim kabem, kıblegahım kime ne’’
(Seyit Nesimi)
Yunus Emre ise şöyle der:
‘’Sorun bana aklı olan, gönülmü iy kabe mi iy
Ben aydırım gönül iydir, gönüldedir hak durağı’’
(Yunus Emre)

TANRI: İslam inancına göre tanrı, yaratıcı irade olarak doğaya ve evrene aşkındır. Bu inanca göre tanrı bir anlamıyla yaratmış ve çekilmiştir. Dışarıdan bir gözlemci olarak yarattığı bu evreni ve büyük sınavı denetlemektedir. İslam’a göre tanrı, insanı kendisine itaat etsin diye yaratmış ve bu itaat süreci içerisinde insanı çeşitli sınavlara tabii tutarak, ceza(cehennem) ve ödüllendirme(cennet) gibi yaptırımlar uygulayan bir varlıktır.

Kızılbaş/Alevi inancına göre ise tanrı(hak), doğaya ve evrene aşkın değil, tam tersine ona içkindir. Başta insan olmak üzere tüm varoluş tanrının(hak) kendisidir. Alevi felsefesi tanrıyı insanda aramak ve insanı tanrılaştırarak ona bir kutsiyet atfetmek üzerine kurulu bir düşünce zeminine dayanmaktadır. Bu felsefe ayrıca; ‘’var olan en büyük şey şayet tanrı ise; o halde var olan en büyük şey olarak tüm evrenin kendisi tanrıdır’’ der. Tanrıyı doğada arayan bu inanç, bu nedenden kaynaklı insana ve doğaya bir kutsiyet atfeder ve bunlara karşı büyük bir saygı duyulması gerektiğini belirtir. Alevi inancının en kutsal mekânlarının doğanın bağrında olması ve bu felsefenin doğada bulunan çok çeşitli canlıları kutsallaştırması da, bu durumla ilişkilendirilerek açıklanmaktadır.
Alevi felsefesine göre tanrıdan korkmak, tanrı denen ‘şey’in kendi varlık nedenine aykırıdır. ‘’tanrıdan korkulmaz, ona sevgi duyulur’’ diyen bu felsefe; ‘’enel hak’’(ben Allahım) biçiminde insanın tanrılığını formüle ettiği duruma binaen, insana büyük sevgi duymayı öğütler.

Alevi inancının ve felsefesinin en önemli isimlerinden Hallacı Mansur ve Seyit Nesimi gibi isimler ‘’enel hak’’ düşüncesini dillendirdikleri için Müslümanlar tarafından derileri yüzülerek katledilmişlerdir.
Bununla birlikte Alevi inancında, İslamiyet’te asla görülemeyecek bir davranış biçimi olarak; Müslümanlığın ve diğer tüm ‘’semavi’’ dinlerin tanımladığı tanrıya ironik eleştiriler sunulması yaygındır.
‘’Sofu olan taşa döner, biz döneriz yâre karşı
Hakkı insanda bulmuşuz, dönmeyiz duvara karşı’’
(Kul Ahmet)
‘’El erliği ile anılır, filan oğlu filan diye
Anan yoktur baban yoktur, sen benzersin piçe tanrı’’
(Kaygusuz Abdal)
‘’Ademi balçıktan yoğurdun yaptın, yapı da n’eylersin bundan sana ne
Hallettin insanı saldın cihana, salıp da n’eylersin bundan sana ne’’
(Behlül Dana)
‘Kazanlarda katranların kaynarmış, yer altında balıkların oynarmış
On bu dünyaya kadar ejderhan varmış, şerbet mi satarsın yalancı mısın (tanrı)’’
(Azmi)
‘’Mahkeme var diyorlar burdaki niye, sen yarattın bizi gel diye diye
İşkence varmış orda ölüye, maksat öyle idi niçin yarattın’’
(Dertli Zebunu)
İslam’ın en temel beş şartını bile yerine getirmeyi kabullenmeyen bir inanç sistemi olarak Aleviliği İslam içi biçiminde tanımlamak; hem İslam’ın kendisini yanlış yorumlamaktır, hem de Aleviliğin kendisine yapılmış bir hakarettir.
İslam’ın bu beş temel şartının dışında, inanç sistemlerinin(islam ve Alevilik) ana momentlerine bakarak durumu irdelemeye, yazımızın ikinci ve belki de üçüncü bölümlerinde devam edeceğiz.

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.02.2019, 17:47   #24
Yazar
H.H.S.
Üye
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 01.06.2016
Mesajlar: 16
Memleket: HATAY
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 12
İtibar Puanı: 10
H.H.S. iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 6
1 Mesajına 1 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Alıntı:
Raya Haq Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Bir dinin ve/veya inanç sisteminin ne olduğuna dair bir belirleme yapmanın en nesnel yöntemi; o dini ve/veya inancı oluşturan ana kuramsal/ yazınsal külliyata ve sosyal pratikteki inançsal ritüellere bakmaktır. Bu yazının ana omurgasını oluşturan ‘’Aleviliğin İslam dışı olduğu’’ önermesini de, yukarıdaki tespitten hareketle, bu her iki inanç sisteminin(İslam ve Alevilik/Kızılbaşlık) yazınsal külliyatını ve sosyal pratikte açığa çıkan ritüellerini referans alarak; bir analoji yapma yöntemiyle açımlayacağız.

Bilindiği gibi İslam’ın yüzlerce (ve hatta belki de binlercece) kuralı/kaidesi vardır. Bu kural/kaideler; kimi yapılması zorunlu olan, olmazsa olmaz olarak tanımlanan, mutlaka yerine getirilmesi gerekli olan emir (farz) biçiminde; kimi ise yapılması kesin bir zorunluluğa dayanmasa da yapılması istenen şeyler, yerine getirilmesi istenen şartlar (vacip, sünnet) biçiminde karşımıza çıkmaktadır. Şu durumda bir toplum ya da bir birey olarak öznenin, Müslüman kabul edilmesi ya da Müslüman olması için, bir ön kabül olarak bu kural ve şartlara uyuyor olması gerekir. Zira bu şartlar, uyulması gereken kurallar sistemi olarak oluşturulmuş dinin varlık nedenidir. Bir öznenin, bir inanca mensup olup olmadığını sınayan yegane denek taşı, öznenin o inancın kurallarını kabul edip etmeyişinin tespitidir.

Şu durumda, bir bireyin ya da tolumun İslam içinde kabul edilmesi için gerekli olan, olmazsa olmaz olarak tanımlanan; zorunlu en temel beş İslam şartı başta olmak üzere, kimi ana momentlere değerek, Alevilik ve İslam arasındaki farklılıkları teşhire kalkalım.

NAMAZ: Biçimsel bir ibadet türü olarak namaz, İslam’ın en temel beş şartından biri ve Müslümanlar tarafından zorunlu olarak yapılması gereken bir ritüelidir. İslam’ın tüm mezheplerinde namaz olmazsa olmaz bir ibadet biçimidir.
Kızılbaş/Alevilik’te ise namaz kılma gibi bir ibadet yoktur. Genel olarak Alevi felsefesi, batıni öğretisi gereği biçimsel ibadete karşıdır. Bu felsefe, “insanın kıldığı namaza ihtiyaç duyan tanrı ol(a)maz” gibi tutarlı bir mantıktan hareketle, namazı reddeder.
‘’İbadet namına kalkıp oturma, çağırma tepinme göğsüne vurma
Allah Allah deyi köpürüp durma, zikri hak hazm için geviş değildir’’
(Rıza Tevfik)
‘’İnan ki sözlerim haktır, din iman güzel ahlaktır
İbadetin şekli yoktur, türlü şekil göstermişler’’
(Aşık Ali Metin)
‘’Hakiki ibadetin hiçbir vakit, kayıt ve şartı yoktur’’
(Şeyh Bedreddin)
‘’Bütün evren semah döner, aşkından güneşler yanar
Aslına ermektir hüner, beş vakitle avunmayız’’
(Hüdayi)
‘’Diz çöküp yerlere dinlemem vaazı, kıble denen taşa etmem niyazı
Peçeli sarıklı kara yobazı, Arap çöllerine süresim gelir’’
(Mahmut Erdal)

KELİME-İ ŞEHADET: Biçimsel ibadet türlerinden bir başkası olan “kelime-i şehadet” de, İslam’ın tüm mezhep ve yorumlarında, -küçük değişikliklerle- görülmektedir. İslam’ın tüm mezheplerinde “kelime-i şehadet” olmazsa olmaz bir ibadet biçimidir.
Kızılbaş/Alevilik'te ise “kelime-i şehadet getirmek” gibi bir ritüel bulunmamaktadır.

ZEKAT: Biçimsel bir ibadet biçimi olarak, varlığının çok küçük bir parçasını yılda bir kere bağışlamak gibi bir uygulama İslam’ın en temel şartlarından biridir. Adına zekât denen bu uygulama, esasında dini bir zorunluluk olduğu için; insanlara yardım etmek gerektiği gibi bir mantığın ürünüdür.
Kızılbaş/Alevilik’te ise zekât gibi bir uygulama görülmez. Alevi felsefesi kendisini, yardımlaşma ve eşitlik gibi kavramlar üzerine kurguladığından, yardımlaşmayı dini bir zorunluluk olarak değerlendirmez ve insanın en temel insani değerlerinden biri olarak tanımlar. Bundan kaynaklıdır ki, bu türden bir yardımlaşmayı biçimsel formüller (varlığın/gelirin yüzde iki buçuğu vb. gibi) üzerinden oluşturulmuş dini zorunluluklar olarak görmez.
‘’Oruç, namaz, zekat, hac, cürmü cinayettir
Fakir bundan zattır, has-ül havas içinde’’
(Yunus Emre)
‘’Israr etme sana fitremi vermem, zekatım verip de günaha girmem
Tarlamı satıp da Kabe’yi görmem, n’olur biraz da bu yolda öğüt ver’’
(Şems-i Yastıman)

RAMAZAN ORUCU: Ramazan Orucu tutmak tüm Müslümanlar için yapılması zorunlu bir ibadettir. Ramazan bayramı, bayram namazı, iftar ve sahur bu süreçte görülen diğer figürlerdir.
Kızılbaş/Alevilik’te ise Ramazan Orucu tutulmaz, Ramazan Bayramı kutlanmaz, bayram namazı kılınmaz ve İftar, sahur gibi kavramlar bulunmaz. Alevi felsefesi oruç bittiği için düğün/bayram yapmayı da mantıksal ve etik gerekçelerden dolayı kabullenmez.
Alevikik’te (Xızır)Hızır ve On iki imam Orcuçları vardır. Yalnız bu oruçlar İslam orucundan farklıdır. Oruç boyunca su içilmez(genelde), sahura kalkılmaz, sade bir akşam yemeği yenir; iftar yapılmaz. Tutulan bu oruçlar nedeniyle Aleviliğin İslam içi olduğunu iddia etmek nesnel dayanaklardan yoksun bir argümandır. Zira İslam orucuyla hiçbir ortak noktası bulunmamaktadır. Zamanı, biçimi, yöntemi, amacı ve felsefesi farklı olan bu oruçları İslam içi olmak için yeterli görmek demek, yine İslam orucuyla; zamanı, biçimi, yöntemi, amacı ve felsefesi farklı olan diğer inançlardaki (Hristiyanlık, Musevilik, Dürzilik, Hinduizm, Brahmanizm, Taoizm, Budizm ve çeşitli pagan inançları) oruçlardan hareketle, onların da İslam içi olduğunu kabul etmek anlamına gelir.
‘’Gidilen ay nurdu hani, toprak taş çıktı dört yanı
Kabe namaz ramazanı, bayramdan da geçmişim ben’’
(Aşık Yener)
‘’Abdestimiz katlanmak, namazımız sabretmek
Biz bir oruç tutarız, ramazana benzemez’’
(Seyit Nesimi)
‘’Oruç namaz gusül aşk; hicaptır aşıklara, haktan ayrı ne vardır kalma güman içinde’’
(Yunus Emre)
Ramazan ayında kapanan meyhanelerin, dervişlere vermiş olduğu sıkıntıyı, ironik bir dille şu şekilde ifade etmiştir fuzuli:
‘’Ramazan ayı gerek açıla cennet kapusu, ne reva kim ola meyhane kapısı bağlu
Fethi meyhane için kılayım Fatihalar, ola kim yüzümüze açıla bir bağlu kapu’’
(Fuzuli)
HACCA GİTMEK: İslam dininin zorunlu kıldığı beş temel ibadetin sonuncusu da hacca gitmektir. Hacca gitmek Müslümanlar için olmazsa olmaz nitelikte bir ibadettir.
Kızışlbaş/Alevikil’te ise hacca gitmek gibi bir ibadet bulunmamaktadır. Alevi felsefesi; ‘’yüzünü hacca, kabeye, Mekke'ye dönmek yerine, insana dönmeyi’’ doğru bulan bir mantık üzerinden, haccı reddeder. Bu felsefe ‘insanı en kutsal kabe’ olarak adlandırır. Durumu daha net kılabilmek adına, bu felsefenin ve Anadolu Aleviliğinin en önemli yapıtaşı olarak bilinen Hacı Bektaş’a kulak kabartalım:
‘’Ellerin kabesi var, benim kabem insandır’’
‘’Ateş nardadır sacda değildir
Keramet hırkada tacda değildir
Ne arar isen kendinde ara
Kudüs’te Mekke’de hacda değildir’’
(Hacı Bektaş)
Seyit nesimi ise şöyle demektedir:
‘’Al yezit seccadeni, git mescidinin yoluna
Pir eşiği benim kabem, kıblegahım kime ne’’
(Seyit Nesimi)
Yunus Emre ise şöyle der:
‘’Sorun bana aklı olan, gönülmü iy kabe mi iy
Ben aydırım gönül iydir, gönüldedir hak durağı’’
(Yunus Emre)

TANRI: İslam inancına göre tanrı, yaratıcı irade olarak doğaya ve evrene aşkındır. Bu inanca göre tanrı bir anlamıyla yaratmış ve çekilmiştir. Dışarıdan bir gözlemci olarak yarattığı bu evreni ve büyük sınavı denetlemektedir. İslam’a göre tanrı, insanı kendisine itaat etsin diye yaratmış ve bu itaat süreci içerisinde insanı çeşitli sınavlara tabii tutarak, ceza(cehennem) ve ödüllendirme(cennet) gibi yaptırımlar uygulayan bir varlıktır.

Kızılbaş/Alevi inancına göre ise tanrı(hak), doğaya ve evrene aşkın değil, tam tersine ona içkindir. Başta insan olmak üzere tüm varoluş tanrının(hak) kendisidir. Alevi felsefesi tanrıyı insanda aramak ve insanı tanrılaştırarak ona bir kutsiyet atfetmek üzerine kurulu bir düşünce zeminine dayanmaktadır. Bu felsefe ayrıca; ‘’var olan en büyük şey şayet tanrı ise; o halde var olan en büyük şey olarak tüm evrenin kendisi tanrıdır’’ der. Tanrıyı doğada arayan bu inanç, bu nedenden kaynaklı insana ve doğaya bir kutsiyet atfeder ve bunlara karşı büyük bir saygı duyulması gerektiğini belirtir. Alevi inancının en kutsal mekânlarının doğanın bağrında olması ve bu felsefenin doğada bulunan çok çeşitli canlıları kutsallaştırması da, bu durumla ilişkilendirilerek açıklanmaktadır.
Alevi felsefesine göre tanrıdan korkmak, tanrı denen ‘şey’in kendi varlık nedenine aykırıdır. ‘’tanrıdan korkulmaz, ona sevgi duyulur’’ diyen bu felsefe; ‘’enel hak’’(ben Allahım) biçiminde insanın tanrılığını formüle ettiği duruma binaen, insana büyük sevgi duymayı öğütler.

Alevi inancının ve felsefesinin en önemli isimlerinden Hallacı Mansur ve Seyit Nesimi gibi isimler ‘’enel hak’’ düşüncesini dillendirdikleri için Müslümanlar tarafından derileri yüzülerek katledilmişlerdir.
Bununla birlikte Alevi inancında, İslamiyet’te asla görülemeyecek bir davranış biçimi olarak; Müslümanlığın ve diğer tüm ‘’semavi’’ dinlerin tanımladığı tanrıya ironik eleştiriler sunulması yaygındır.
‘’Sofu olan taşa döner, biz döneriz yâre karşı
Hakkı insanda bulmuşuz, dönmeyiz duvara karşı’’
(Kul Ahmet)
‘’El erliği ile anılır, filan oğlu filan diye
Anan yoktur baban yoktur, sen benzersin piçe tanrı’’
(Kaygusuz Abdal)
‘’Ademi balçıktan yoğurdun yaptın, yapı da n’eylersin bundan sana ne
Hallettin insanı saldın cihana, salıp da n’eylersin bundan sana ne’’
(Behlül Dana)
‘Kazanlarda katranların kaynarmış, yer altında balıkların oynarmış
On bu dünyaya kadar ejderhan varmış, şerbet mi satarsın yalancı mısın (tanrı)’’
(Azmi)
‘’Mahkeme var diyorlar burdaki niye, sen yarattın bizi gel diye diye
İşkence varmış orda ölüye, maksat öyle idi niçin yarattın’’
(Dertli Zebunu)
İslam’ın en temel beş şartını bile yerine getirmeyi kabullenmeyen bir inanç sistemi olarak Aleviliği İslam içi biçiminde tanımlamak; hem İslam’ın kendisini yanlış yorumlamaktır, hem de Aleviliğin kendisine yapılmış bir hakarettir.
İslam’ın bu beş temel şartının dışında, inanç sistemlerinin(islam ve Alevilik) ana momentlerine bakarak durumu irdelemeye, yazımızın ikinci ve belki de üçüncü bölümlerinde devam edeceğiz.
Ne İslam tarihinden ne de İslam dan haberiniz var.ALEVİLİK nedir onu dahi bilmiyorsunuz.Ne Alevi kaynakları okumussunuz(Arapça olduğundan dolayı anlamazsınız bile),internet bilgileriyle karşıma çıkmış ahkam kesiyorsunuz.Sizin alevilik dediğiniz alevilik olmaktan çıkmış başka bir itikada dönüşmüştür.Tekrar ediyorum:kendinize Alevi isminden başka bir isim bulunuz.Alevilik insanlığın başından beri vardır lafı ancak bir ahmagin ya da internette her gördüğüne inanan,aleviligi yerinde görüp incelememiş bir çocuk tarafından söylenebilir.Daha kendi tarihini bilmeden karanlık yönlere savrularak Hz. Ali yi inkar etmişsin.Daha Hz. Ali yi layıkıyla taniyamamissin.21. yüzyılda bile Avrupa insan hakları anayasasında Hz Ali nin Nehcul Belağa adlı kitabından alıntılar yapılmıştır.Cahilliginiz Hz Ali nin zahiri içyüzünü kavramış fakat batıni iç yüzünü hiç anlayamamissiniz.Size tavsiyem Anadolu aleviligini devsirilmemis pirlerden öğrenmeniz ki bu çok zor.Cunku dediğim gibi her ilinin bir ağırlığı var ve yoldan geçene bunu ogretmezler.

H.H.S. Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.02.2019, 21:46   #25
Yazar
Raya Haq
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 961
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 19
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 26
35 Mesajına 37 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
H.H.S. Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Ne İslam tarihinden ne de İslam dan haberiniz var.ALEVİLİK nedir onu dahi bilmiyorsunuz.Ne Alevi kaynakları okumussunuz(Arapça olduğundan dolayı anlamazsınız bile),internet bilgileriyle karşıma çıkmış ahkam kesiyorsunuz.Sizin alevilik dediğiniz alevilik olmaktan çıkmış başka bir itikada dönüşmüştür.Tekrar ediyorum:kendinize Alevi isminden başka bir isim bulunuz.Alevilik insanlığın başından beri vardır lafı ancak bir ahmagin ya da internette her gördüğüne inanan,aleviligi yerinde görüp incelememiş bir çocuk tarafından söylenebilir.Daha kendi tarihini bilmeden karanlık yönlere savrularak Hz. Ali yi inkar etmişsin.Daha Hz. Ali yi layıkıyla taniyamamissin.21. yüzyılda bile Avrupa insan hakları anayasasında Hz Ali nin Nehcul Belağa adlı kitabından alıntılar yapılmıştır.Cahilliginiz Hz Ali nin zahiri içyüzünü kavramış fakat batıni iç yüzünü hiç anlayamamissiniz.Size tavsiyem Anadolu aleviligini devsirilmemis pirlerden öğrenmeniz ki bu çok zor.Cunku dediğim gibi her ilinin bir ağırlığı var ve yoldan geçene bunu ogretmezler.
Dusunmiyen beyniniz,
Gormiyen Gozlerinize inadina hatirlatmak ve okumaniz gerektigine inandigim icin forumda bir cok kez aktarilmasina ragmen okumanizi tavsiye ettim guzel yorumu bir kez daha okuyun...

Alevi Yasam Felsefesini;
Islam icinde veya farkli dinler icinde gormeye calisanlara guzel bir cevap......

Bu yola ne Hizir Pasalar, Ne Yavuzlar, Ne Izolar, Ne Fetolar Nede bunlar gibi niceleri golge dusuremedi, bundan sonrada dusuremiyeceklerdir.

Alevilik bazi Islam yobazlari tarafindan, veya Alevilik icinde kendisini Alevi gostermeye calisan Hizir Pasalar, Osmanli politikasini surdurmektedirler, Izzettin Dogan ve onun gibi bir cok yol duskunu, Alevi Yasam Felsefesine golge dusurmeye calissada, Yobaz Islam Dini ve Osmanlinin 1400 yil bir sure ile basarili olmamadilarsa, Bundan sonrada basarili olamiyacaklardir...

Bu gizli izzettinler, Alevi yasam felsefesine verdigi zarar elbette kucumsenecek bir sey degil, lakin bunlar cirpindikca, birer Hizir Pasa olduklarini aciga cikardikca, Kazanan Ihanetci, Isbirlikci, Teslimiyetci ve yol duskunleri olmiyacaktir.
Kazanan Sevgi ve Insanlik Yolu olacaktir.....


Alevilik : İnsanlığın doğuşundan beri gelen ve menzil nerede bilinmez ama menzile kadar gidecek olan kadim bir yoldur. Bu ne demek? Alevilikte yaradılış yoktur doğuş vardır. Doğuş ilk ne zaman olmuştur? Alevi öğretisi buna cevap veremez. Çünkü bu bilimin işidir. Fakat insanlık tarihini güruhu Naci Naciye ile yani doğuşla başlatır. Neden Adem ile Havva değil? Çünkü Adem inanç söylencesine göre, çamurdan yaratılmıştır, Havva kaburgasından ve şeytan vardır hikayesinde. Oysa Alevilikte şeytana yer yoktur. Nereden biliyoruz? Şeytan kötülüğün aldatmacanın simgesidir. Kötülük ve aldatmacanın yolumuzda yeri yoktur. Şeytan ikiliğin simgesidir. Alevilikte ikiliğe yer yoktur. O yüzden Cemlere şeytan, herkes giremez. Cemde sorgu sual vardır. Hakk yolundan çıkanlara hesap sorulur. Şeytan insanları yoldan çıkarmak için vardır. Yoldan çıktım şeytana uydum Alevilikte yoktur. Çünkü akıl devreye girer. Yol öğretisi devreye girer. “Hakk Erenlerinin ise dini ve mezhebi yoktur. Yol vardır. Yol din değildir. Hakk Erenlerinin Yol’u Allah’a bağlı değildir. Hakk Erenlerinin Yol’u Hakk’a bağlıdır. Hakk Yol’unda dinin ne işi var? Hakk Erenlerinin Yol’unda Şeytan’ın ne işi var? Hakk Erenlerinin Yol’unda doğruluk vardır. Yani doğruluk Hakk’tır”
Doğru, iyi, güzel, gerçek olan haktır. Hakk yolunda yürümekle sorumlusundur. “Hakk, evrenin hakimi doğrudur. Hakk ikrardır”. . (eğilip doğrulmak ile, aç kalmakla, iki yardım etmekle olmuyor) Rızalık razılık öğretisi bireylerin birbirinden razı gelmesi ve rızalık vermesini şart koşar. Bu ne demek kişinin hem kendini hem de toplum içindeki bireyleri denetlemesi demek kötü birine razılık verebilir miyiz? Her zaman yazıp söylerim. Aleviliğin nerden geldiği, tarihsel köklerinin, ne olmadığının zerre kadar önemi yok. Çok basit gibi görünen yol öğretisinin özün dışa yansıması olan sözlerini yani felsefesinin derinliğini doğru kavramak gerekir. Bunun içinde öncelikle bize verilmiş öğretilmiş değerleri kendi içimizde yıkmalıyız. Araştırmalıyız. Araştırmalarımızı, okuduklarımızı yaşam kültürümüzle karşılaştırmalıyız velhasıl sentez-analiz sentez doğruları alıp yanlışları atabilmeliyiz. Alevi yaşam zor zanaattır. Herkesin harcı değildir. Mangal gibi yürek ister. Bu yüzden Alevilikte yola çağrı yoktur, yola duruş vardır. Kendisine güvenen, gönülden yürekten yolu yürümek isteyenler, ikrar verip, talip olup, yola dururlar.
Aleviliğin doğuş ve birlik yol öğretisi çok doğru kavranılmalı. Yolun özü ve temelidir. Neden Irk,millet, din, inanç-inançsızlık, cins ayrımı yok ? Neden 72 millete aynı nazarda bakarız. Yine söylenceye göre neden eşit.? Neden kırklar cemi büyüğümüz, küçüğümüz bir. Neden sadece insan? Neden bir gömlekte ikiliği, birbirini yemeyi kabul etmez. Yolumuzun temeli üzerine oturmayan hiçbir görüş teori yaşam biçimi alevi öğretisinde uzun süreli olamaz. Popülist ve geçici olmaktan öteye gitmez.

Alevilik binlerce kültür ırmağının oluşturduğu ummandır. Hiç bir şey gökten zembille aniden inmedi. Toplumsal ekonomik-sosyal, kültürel değişim ve gelişmeler yaşayarak bugünkü yaşadığımız konumdayız. Yaşadığımız evrende toplumların, insanların birbirlerini etkiledikleri, etkilendiklerini kendilerini değiştirip, dönüştürdüklerini, daha doğru ve daha gerçekçi , daha derin bilgi donanımlarına sahip olmak için çaba sarf ettikleri doğru değil midir? Alevilik dogmatik değil yenilikçi, ilerici, değişim ve dönüşümcüdür. Alevilik insanlığın doğuşundan beri var olan tüm kültürlerden iyi, güzel, doğru, hak ne varsa kendisine katmasını bilmiştir. Farklı kültürler ırmak ise kendisinin umman oluşu bu özelliğinden kaynaklanmıştır.

Alevilik farklılıkları zenginlik olarak görür 72 millete aynı nazarda bakmasının dil ırk din ayırımı yapmamasının temelini oluşturur. Bu aynı zamanda bir arada birlikte insanca yaşamanın da zeminidir. Hangi kültür vardır ki eskinin bağrında kendisini geliştirip, yeni kendisini yaratmamıştır. Hepimiz biliyoruz kitaplı 4 din birbirinin devamı ve birbirinden esinlenmiştir. Kim diyebilir Yahudiler Hıristiyan’dı geçmişte, yada Hıristiyanlar Müslüman’dı..

Aleviliğin kökleri ortaklaşa toplum biçimine kadar iner. Ana kültü, bilinen anaerkil toplumsal yapıdan gelmektedir. Çok eski ve köklü bir inanışı temsil eden kendilerini yenileyerek sınıflı toplum biçimine karşı sınıfsız, ortaklaşa toplum kurmaya ve yaşatmaya çalışanların kültürüdür. Alevilik=Aleviliktir. Kendisine özgü ve kendisi için bir yoldur, farklıdır. Bu farklılığı kabul etmek gerekir. Hiçbir elbiseye sığmayacak kadar üryandır. Demdir, deryadır.

Alevilik; Bilimin rehberliğinden insandan yana duruştur. Bir yaşam biçimidir. Alevilik hiç bir inancın yada ideolojinin ne bir uzantısıdır, nede zenginliğidir. Kendine özgü, kendisi için bir yoldur. İnsanlık tarihinden beri var olmuştur ve var olacaktır. Bu süreçte gelişen tüm olayları, olguları kendi felsefesine göre yorumlamıştır. Hiç bir inancı ve gelişmeyi reddetmemiştir. Yaşanan, tüm bilinen tarihsel gelişmelerde de hak ve haktan yana taraf olmuştur. Nerde duracağını bilmiştir. Aleviliğin insandan ve haktan yana duruşu, olmazsa olmaz koşullarında biridir. İslam coğrafyasında da yaşanan olaylarda inançsal bazda olmasa da, siyasal bazda taraf olmuştur. Alevilik; Ne Musa’yı, ne İsa’yı, ne de Hz Muhammedi dışlamıştır. (Hz. Ali, Hz.Fatma ve Hz. Hüseyni) gönüllerine mihman eylemiştir. Ama hiç bir zaman, gidip, onların içine de girmemiştir.

Bu yüzden de başımıza gelmedik kalmamıştır. Dünyayı açıklaması bilimden yanadır. Alevilik Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır derken; kendisini bilimin rehberi değil, bilimin kendisine rehber edindiğini açık ve net şekilde ortaya koymuştur. Bizler insanlığın var oluş tarihinden itibaren: Bilimin rehberliğinde insan ve insanlıktan yana duruşu olan, tavrı olan herkese sahip çıkıp gönlümüze mihman eyleyeceğiz. Bu demek değildir ki, onunla aynı inanç sistemi yada ideolojide olacağız. Bu konuda alevi felsefesi yeterince derindir ve kendine özgüdür. Başka oluşumlarda aramaya gerek yok, ne ararsan kendinde aranın geniş ve derin anlamlarından biride budur. Yaklaşık son 15 yıldır sürdürülen öze dönüş çabaları da kendimiz olmak içindir. Kendimizi orda, burada ifade etmek için değil, onu hep yaptık zaten. Bu anlamda kendi (alevi) felsefesinin derinliğini göremeyenler yada Aleviliğin ürettiği felsefeyi yanlış ve yanlı okuma açıları, alevi felsefe tarihini de sorunlu bir hale getirmiştir. Bugün bizlerin en çok yapması gereken kendimize verili öğretilmiş değerleri bir tarafa bırakıp kendi felsefemizi anlamaya çalışmak ve kendimiz olabilmektir. Alevilik hiç bir inancın ideolojinin zenginliği değildir. Alevilik sonsuz ve sınırsız bilgi birikimiyle, yaşamı sorgulamak yargılamak yorumlamak, yoğurmaktır. Bilimin rehberliğinde, Hakkın, insanlığın yanında taraf olmak, durmaktır. Nerede duracağını bilmektir.
Alevilik sözün bittiği yerde başlar. Sadece yaşanır yol yürünmek içindir, sadece yürünür.

Alevilik; Sevgi dini, Erdem okulu, Evrensel değerler bütünüdür. Sevgi mayamızdır. İçine sevgi katılmamışsa, maya bozuktur. Bencildir. Dildeki nefret, kin düşmanlık, özdeki bencilliğin dışa vurumu.. dildeki muhabbet, aşk, dostluk, özdeki özge canlılığın dışa vurumudur. Sevgi insanlığın özlemi, rızalığın, razılığın, rıza kentinin anahtarı... Yar aşkı, hak aşkı, yol aşkı bu üçleme çok önemlidir.

Alevilikte evlilikler bu yüzden ikrar üzerinedir. Kadın ve erkek aşkın iki halidir. Bedeni aşıp ruha varırlarsa, bir olurlar. (Yine ikilik yok cins ayırımı yok, birlik var) Yar aşkını üretmek ve yaratmak gerekir. Hak aşkı, yar aşkının ürünü çocuktur. “Şer Havva’dır, Hayır ise Adem’dir. Adem Hayır’dır ama Havva’nın koynundadır. Bu yüzden Hayır lekelidir. Şer’in koynundaki Hayır’dan hayır gelir mi? Evrenin hakimi Hakk’tır. Hakk İkrar ve İman’dır. Hakk Erenleri ikrar ve imanı bilirler, Hayır ve Şer ile işleri yoktur. İkrar ve İman birdir, bir gömlektedir. Hakk hakikattir, hakikat doğruluktur ve halkımızın kalbinde bir noktadır. Nokta Hakk’tır. Hakk Erenlerinin yolunda, evlilikte kadın ve erkek birbirine ikrar verir. Yol’a alınırken de ikrar vardır.” Yazdıkça , yaşadığımız evrende Aleviliğin ne denli zor bir yol olduğunu daha net ve açık bir şekilde görüyoruz değil mi? İkrar vermek şerri kendine uğratmayacağına dair yemin etmek, söz vermek ve sözünden dönmemektir. Ancak insan sevdiği zaman şerden uzak durur.

Ancak sevgi bencilliğin düşmanı, özge canlılığın dostudur. Evreni doğayı insanı sevmek. Tüm ilişki ağını sevgi üzerine kurmak... Bugün sosyolojik, psikolojik tüm sosyal bilimler ispatlamıştır ki sevgi ile büyüyen çocukların toplumsal düzendeki pozitifliğini, bu konuda daha çok ne yazılabilir ki? Sadece derin ve geniş düşündüğümüzde erdem okulu, daha yaşamın ilk ve her saniyesinde başlıyor. Ceninin mayası sevgidir. Kamil insan olma, Bireyin kendini geliştirmesi, yenilemesi, bilgi ile donanması, Hamdım-piştim-yandım kamil insana giden yolun süreçleri…Kamil insanlar topluğundan oluşan rıza kenti düşü, her daim canlıdır. Merkezine insanı alan ve etrafındaki her şeyi insana göre şekillendiren insanın ve doğanın yüreğine sığınma kültürüdür. Aşk ideallere doğaya ve insanlığa tutkuyla bağlanmaktır, tutkuyla sevmektir. Evrendeki tüm güzellikleri hissedip yaşamaktır. Yaşatmaktır. Sevgi bizim dinimiz başka dine inanmayız. Erdem evrensel değerleri sahiplenmek, savunmak ve yaşama geçirmektir. Yolumuz sevgi, aşk yolu, hak yolu. Sevgi rıza kentinin anahtarıdır.

Alevilik; Hukuk, sosyal yaşam, Adil, Eşitlikçi, Paylaşımcı, Kardeşçe, Özgür ve Barışçıldır. Kırklar cemi söylencesini doğru kavramak gerekir. İnsanlar arasındaki adının önüne getirilen her türlü unvan ve sıfat yoktur. Hak olarak büyüğümüz, küçüğümüz yoktur hepimiz biriz, hepimiz eşitiz. Nerede birimizin canı yansa hepimizin canı yanar Ustalık, üstünlük bilgidedir; bilginin, bilince ve yaşama dönüşmesindedir.

Alevi hukuk sistemi, toplumsal yaşam içinde çıkan irili, ufaklı sorunları kendi inanç temellerine göre çözmüştür. Alevi toplumu kendi yarattığı bu hukuk sistemi ile hem kendisini güçlendirmiş, hem de muazzam bir ahlak sistemi edep (eline diline beline) paylaşımcı ve eşitlikçi bir toplumsal yaşam yaratmıştır. Adildir: Ceza suç ile orantılı olup, kişiyi kötülüklerden arındırarak tekrar toplumsal yaşam içerisine dönmesini sağlamaktır. Yargılama, eleştiri, özeleştiri, arınma ve temizlenme amaçlıdır. En büyük ceza toplumsal teşhir ve tecrit olan düşkünlüktür. Paylaşımcıdır. Kardeşlik : Musahiplik kurumunun var olması bile kardeşliğe ne denli önem verdiğinin göstergesidir. Karındaşlıktan çok daha önemli ve etkilidir. Ömrü boyunca kendinden ve musahibinin her davranışından sorumlu olmak musahibinle birlikte dara çekilmek. Kişilerin birbirini ve kendini denetlemesi oto kontrol ve sorumluluk. Biliriz sorumlulukla özgürlük çatışmaz çakışır. Ne kadar sorumluluğuna sahip çıkar yerine getirirsen o kadar özgürsündür. Özgürlüğün sınırlarını sorumluluklar belirler… Barışçıldır. Bugüne kadar kendisinden farklı hiçbir toplumsal yapılanmaya karşı ne bir savaş açmıştır, nede müdahale etmiştir taki kendi sınırlarını ve insanlık hakları ihlal edilmediği sürece. Biz Hiçbir zaman başkalarının kapısına dayanıp, bizden olacaksınız demedik.

Ne kadar çok şey yazabiliriz Alevi felsefesinin derinliklerine indiğimizde. Edindiğimiz tüm bilgi, yaptığımız tüm araştırmalarda kendi yol öğretimize yüzümüzü çevirdiğimizde bize ışık olduğunu görüyoruz. Elbetteki değişen şartlarda asimilasyon ve dejenerasyonu da katarsak yaşanılanlar ve suların bulanması doğaldır. Sular durulacak ve daha güçlü olarak bu bulanıklıktan çıkacağız. Bu yüzden Aleviliği Luvilikle, Sümerlerle, Mezopotamya, Haranla yada bilimin sustuğu yerlerde konuşturmaya çalışarak, ne başlatabiliriz ne de her benzer kültürlere eş tutabiliriz. Umman ırmaklara indirgenemez. Alevilik=Aleviliktir ve farklıdır. Tıpkı doğuş inancımızda olduğu gibi, varoluşla, doğuşla başlar. (ki ilk doğuş ne zamandır şimdilik bilimsel olarak net değildir). Yapacağımız tek şey, yol öğretimizin felsefi derinliğine inmek ve yüzümüzü yola çevirmektir. Farklılığımız zenginliğimizdir diyen Alevi yol öğretisi kendi içindeki farklılıkları ayrıştırmalara yol açmayacak şekilde değerlendirmesini bilme yollarını bulmak zorundadır. Aydınlarımızın, ustalarımızın sorumluluğudur. Bu sorumluluğu taşımayanlar, bu yükün altında ezilir ve vebalinde kalırlar. Bir gömlekte ikiliğe yer yoktur. Gelme gelme, dönme dönme, bu yol ateşten gömlektir giyebilirsen, demirden leblebi yiyebilirsen, Bu bir rıza lokmasadır paylaşabilirsen, ikrar verip öyle gel.

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 04.02.2019, 11:37   #26
Yazar
H.H.S.
Üye
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 01.06.2016
Mesajlar: 16
Memleket: HATAY
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 12
İtibar Puanı: 10
H.H.S. iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 6
1 Mesajına 1 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Şimdi kardeşim,o Alevi yazdığın yerlere başka bir isim yaz .Güzel bir anlayış biçimi olusturmussunuz.İsmini de başkalarından calmayip kendi isminizi kendiniz bulunuz.Aleviligi İslam'a yapmamaya çalışan yok.Alevilik İslam'ın tek gerçek yoludur.Hz. Ali den bugüne yozlasmadan,kendi özünden ayrılmadan gelen tek gerçek yol!Hz. Ali yi alevilikten çıkarıp Aleviliği dunya nin başından beri varmış gibi göstermek ahmaklarin işidir.Hicbir tarihi dayanağı yoktur.Bunu yazdıktan sonra bile Aleviliği İslam'a yamama dersen sana daha cevap yazmayacağım çünkü okuma ve anlama becerisi sende hiç yok galiba.Hz. Muhammed ölünce İslam ikiye bölündü.Alevi-Bekiri.Cahilliginiz ve gerçekten idealist ve haklı düşünceleriniz bunları inkar etmemize sebep oluyor.Oysa ki tarihi kendi düşüncelerinize göre baştan orerseniz büyük bir yanılgı içine dusersiniz.

H.H.S. Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 04.02.2019, 18:27   #27
Yazar
Raya Haq
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 961
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 19
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 26
35 Mesajına 37 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

(ALINTI; Hz. Ali den bugüne yozlasmadan,kendi özünden ayrılmadan gelen tek gerçek yol!Hz. Ali yi alevilikten çıkarıp Aleviliği dunya nin başından beri varmış gibi göstermek ahmaklarin işidir.Hicbir tarihi dayanağı yoktur.)

Sayin H.H.S.

Bir kac kez argo kelimelere bas vurdunuz!
AHMAK nedir?
Ahmaklarin isidir demekle, yani senin gibi dusunmiyen herkes Ahmaktir!!
Basta DILINE SAHIP DEGILSIN.
Senin seviyene inip, AHMAK, CAHIL, GERI ZEKALI, SALAK VS VS Sensin demekle, senin seviyene dusmus olurum.

Sen Aleviligi kendine gore boyle kavramis, dusundugun ve inandigin Caferi mezsebini Alevilik biliyorsun, Bir baskasi ise Aleviligin BIR YASAM FELSEFESI, OLDUGUNU VE INSANLIGIN DOGUSUNDAN BERI GELEN BIR YASAM BICIMIDIR DIYE SAVUNUYORSA. SAYGILI OLUN.
Alevilik Nedir? Ne Degildir?
onu bilmiyorsunuz, Kisisel saldirilardan ve satasmalardan baska bir sey yapmiyorsunuz.

Muaviye Muhammed doneminde Yoktu dediniz, Muhammed oldugu zaman Muaviyenin 30 yasinda oldugunu belge ile kanitladim.
Ozur dilemek erdemligini gostermek yerine, Yok efendim ben Muaviye ile Yezit`i karsitirdim diyorsunuz!!!!!

ENEL-HAQ deyimi Hz. Ali ye ayit bir soz dediniz!!! belge ve kanit istedim!!! CIT Yok!!!

Senin inandigin Caferi, Sia, Sii vs vs Suc Makinasi Islamin Devami olan benzeri yapilanmalar,
Bizim SEVGI VE INSANLIK YOLU BILDIGIMIZ ALEVI KIZILBAS YOLU ILE TAMAMEN FARKLIDIR...
Ben Alevi Kizilbas soylemini degistirecegime, Sen neden Islam, Allahu Ekber, Sii , Sia, Caferi, Abbasi, Imam Bakir, Imam Taki vs vs isimler alip kendi gercek kimligine donmuyorsun??????
Ben Sana Tarihi belgelerle Hz. Muhammed`in Hz. Ali`ye KARDESIMDIR dedigini kanitlarim.
Sende tersini Yani Demedigini kanitlarmisin?
BIZ ALEVI KIZILBASLARDA, IKRAR VERMEKTIR, YOLA GIRMEKTIR...
IKRARIN KIZINI ALAN DUSKUNDUR... BIRAK IKRARIN KIZINI ALMAYI, 7 NESIL EVLILIK YAPILMAZ YOK DEGILSE DUSKUNLUKTUR.

Ben Sana Hz. Muhammed kendi manevi kizi Zeynep`i turlu hilelere bas vurarak bosanmasini saglamis akabinde Kendi kizi sayilan Zeynep`le evlenmis TECAVUZ ETMISTIR. diyor ve belgelerle kanitliyorum.
Sen buna karsilik, arastirman gerekirken, insan degilde farkli kimlige burunup saldiriyorsun.....
Konulari Kisisellestirmek yerine, Hakaretlerinle Bagnazliginla Kisisel Saldirilara bas vuracagina, Edep Erkan Icinde Sohbet etmek daha dogru bir yaklasim degilmi?
Ogrenmek Ayip Degil, Ogrenmemek Ayiptir....

Ceddim Kureys Senin Yuzune Tukursun...



Arap Muhammed ve Arap Alinin devami olan aylesini bize kutsal birer varlik olarak gosterilmesinin sebebi, 1400 yillik cirkin asimile politikalarinin basariya ulasma cabasidir.

Genel olarak EHL-I BEYIT iki ayri olusumun farkli bakis acilarini goz onunde bulundurup daha sonra gercek ve dogrulari aciklamayi tercih etmek, dogru bir yaklasim olsa gerek.

1. Ehli Beyt (Arapça: أهل البيت), "ev halkı" anlamına gelen ve Muhammed'in ev ahalisini tanımlamak için kullanılan İslami terim.

2. Ehli Beyt'deki, ehl ile ahali aynı köktendir. Kişiler demektir. Beyt ise ev demektir. Yani ev ahalisi manasına gelir. İslam peygamberi Muhammed'in ev ahalisi için kullanılan bir terimdir. Ehli Beyt deyimi Kuran'da da geçer.

Ehli beyt'ten olmak İslam toplumunda özel bir statü ve seçkinlik anlamına geldiği gibi Şii İslam toplumunda kendilerine özel bir gelir tahsis edilmiştir.

3. Sünniler ehli beyti genel olarak peygamberin hanımları, çocukları ve torunlarından oluşan, saygı duyulan bir topluluk olarak ele alırlar. Şiilikte ise bu toplum halifelik, yönetim hakları, görüşlerinin eleştirilemezliği, masum oluşları, dünya ve ahiretteki statüleri ve yer yer insanüstü özellikler barındıran mistik yönleriyle bir üst katman şeklinde değerlendirilirler.

4. Sünnilik ile Şiilik arasında bir anlayış farkı da bu kavramın kapsamı ile ilgilidir. Sünnilikte kesin hatlarla çerçevesi çizilmeyen bu kavram Şiilere göre İslam peygamberi Muhammed , Ali, Fatıma Zehra, Hasan ve Hüseyin[1] ve onların soyundan gelen 12 imamları kapsar. 12 İmam:

Ali bin Ebu Talib (Ebu Talip Oğlu Ali)
Hasan bin Ali (Şerifan) (Ali Oğlu Hasan)
Hüseyin bin Ali (Seyyidan) (Ali Oğlu Hüseyin)
Zeynel Abidin (Hüseyin Oğlu Zeynel)
Muhammed el-Bakır (Ali Oğlu Muhammed)
Cafer-i Sadık (Muhammed oğlu Cafer)
Musa-i Kazım (Cafer Oğlu Musa)
Ali Rıza (Musa Oğlu Ali)
Muhammed Taki (Ali Oğlu Muhammed)
Ali Naki (Muhammed oğlu Ali)
Hasan-ul Askeri (Ali Oğlu Hasan)
Muhammed Mehdi (Hasan oğlu Muhammed)


Pekki bunlari cok iyi inceledigimizde, var olan dogru ve gerceklerimi kabul edecegiz, yoksa iki ayri kutuplasmalarin, Muhammed denen uckur duskunu kisinin kendi sonunu hazirliyarak, bizzat Esleri tarafindan (Ebu Bekir`in Kizi Ayse, Omer`in kizi Hafsa`yi kucuk yasta alip tecavu ederse, bunlar tarafindan zehirlenip oldurulmesi de gayet normaldir. ) Muhammedin olumunden sonra iktidar kavgasi ile bir birlerini yiyen ve halen yemeye devam eden.. Insanlik Dusmani Islamin Gercek yuzunu ortaya cikarmak, ozellikle Alevi Yasam Felsefesinden tamamen farkli bir yapilanmasi olan bu suc makinasinin amaci ASIMILE POLITIKALARINI SURDURMEK VE BASARIYA ULASMAKTIR... Bununda mumkunu yoktur.

Alevi Yasam Felsefesi

Din, Irk, Mezsep ve Renk Ayirimi yapmadan 73 millete bir nazarda bakma felsefesine sahipse, yani Dunyada Yasiyan Butun Insanlara bir gozle bakip, herkesi Kardes gorme olgusuna sahipse.....
Islam`da ise kendisinden olmiyan kendi inancini kabul etmiyen, Kafir, Zindik, Gavur vs vs gibi otelestirme gibi bir yobazliga sahip ise... Aleviligin Islamla Ilgisinin olmadigini herkes kabul etmelidir.....

Alevi toplumu Islamin Ehl-i Beyt`ini desteklemekle, Ehl-i Beyt yanlisi gosterilmeye calisilmis, Ehl-i Beyt`in gercek yuzunu ve gercek kimliginin acik acik ortaya cikmamasi, toz pembe gosterilmesi sonucu, dogru ve guzel olan herseye sahiplenme ve destekleme felsefesi ile yaklasan Alevi toplumuna mal edilmeye calisilmis...
Islam; bu firsatciligi ile Alevi toplumunu islamlastirma kurnazligini buradan yurutmus ve gunumuze kadar gelmistir.....

Yukarida da belirttigimiz gibi EHL-I BEYT`in (Arapça: أهل البيت) Anlami Ev Halki, Hz Muhammed`in Ev Ahalisini tanimliyan ve simgeliyen bir terimdir.....

Hz Muhammed`in Damadi Hz. Ali ve cocuklari Ehli-Beyt oluryorda, Hz. Osman` verdigi iki kizi ve kizlarinin cocuklari Ehli-Beyt olmuyormu? Ayrica Hz. Osman ayni sulaleden gelen yakin akrabalarindan biridir..

Hz. Ebu Bekirin kizi olan Hz. Aise (Ayse) Ehli-Beyt`ten sayilmiyormu?

Zaten Ehli-Beyt kelimesi Aise`nin Uygunsuz sekilde colun ortasinda yakalanmasindan sonra Hz. Muhammed tarafindan Ayse`e yonelik soylentileri sonlandirma soylenmesidir.

Islam ansiklopedisinde nasil anlatilmaktadir,.
(Resulullah (s.a.v) sefere çıkmak istediği zaman, kadınları arasında kura çeker, hangisinin ismi çıkarsa onunla giderdi. Benî Mustalik gazasından önce yaptığı gazada da aramızda kura çekti, benim ismim çıktı, bundan dolayı Resulullah ile beraber çıktım ve bu, hicab (örtünme) âyetinin indirilmesinden sonra idi. Onun için bir hevdece (deve üzerine konulan kapalı taşıyıcıya) konuldum, dönüşte Resulullah Medine'ye yaklaşınca bir yerde konakladı, sonra da yola çıkmaya nida ettirdi. Yola çıkmaya seslendikleri sırada ben kalktım ve yürüyüp ordugahı geçtim, tuvalete gittim, yerime dönerken göğsümü yokladım, ne göreyim Zafâr boncuklarından bir dizim vardı, kopmuş düşmüş, bunun üzerine döndüm, kaybolan dizimi aradım, bunu aramak beni alıkoydu.
Benim yol nakliyemi yapmakta olan grup varmışlar, hevdeci yüklenmişler ve beni içinde zannetmişler. Çünkü hafif idim, henüz küçük yaşta bir taze idim; beni hevdecte sanmışlar, deveyi çekmişler gitmişler. Döndüğüm zaman orada kimseyi bulamadım, bundan dolayı belki beni aramak için dönerler dedim, oturdum. Derken uyumuşum, Safvân b. Muattal ordunun arkasına kalır, insanların eşyalarını araştırır, bir şey kalmış ise kaybolmaması için diğer konak yerine götürürdü, beni görünce tanımış "Allah'tan geldik ve yine O'na döneceğiz" (Bakara, 2/156) demesiyle uyandım, hemen feracemle yüzümü örttüm, devesinden indi, ben bininceye kadar çekildi, bindim. Sonra deveyi çekti, yürüdü, öğle sıcağında orduya yetiştik; inmişler, bağrışıyorlardı. İndikleri zaman beni bulamadıklarından insanlar çalkalanmış, o sırada imiş ben üzerlerine varıverdim, artık herkes beni konuşmuş. Beni lakırdıya almış, helak olan helak olmuş.)

Asilinda bunun gercek hikayesi, Safvan b. Muattal ile Ayse nin gecmisi ile ilgilidir, ikisininde bir birlerine sevdali olmasidir.


Safvân b. Muattal; Aise (Ayse) nin sevcesidir. Aise colde bir yolunu bulup geride kalir. Deve uzerinde fark edilmesi imkansiz gozu ile bakildigindan dolayi, ordunun arkasindan sonra yetisbilir dusuncesi ile. Colun ortasinda uygunsuz bir sekilde, Hz. Muhammed tarafindan bulunmasi icin geri gonderilen 150 kadar asker tarafindan gorulur, Ordu komutani gorduklerini Hz. Muhammed`e anlatir, Sefvan b. Muttal orada kellesi ucurulur, colde gombuldukten sonra, Aise`nin olum fermanini babasi Ebu Bekir Ile sonlandirmak veya yalandan Allah`tan bir Vahi hikayesi ile Aise aklanir....

Fakat gozleri ile goren 150 Askeri unutur, Askerler buna buyuk tepki gosterir, kendi gozlerimizle gordugumuz bir seyi, Allah nasil boyle bir vahi gonderebilir, kaldiki zorla tecavuz ettigi filanda yoktu, birlikte sevisen iki insani kendi gozlerimizle gordugumuz halde boylesi bir uydurma dogru degil vs vs gibi tepkiler ve soylentiler sonucu....
Hz. Muhammed telllal cagirtir, herkesin duyacagi bir sekilde gunlerce insanlar uyarilir.....

"BUNDAN SONRA BENIM EHL-I BEYT`IME LAF SOYLIYEN, HAKKINDA KONUSAN, DEDI KODU YAPAN KIM OLURSA OLSUN, KELLESI UCURULACAKTIR" gibi fetfalari ile EHL-I BEYT kelimesi yaygin hala gelir, Ebu Bekir, Osman, Omer, Ali, Muaviye. Ebu Sufyan vs vs gibi Hz. Muhammed`in kizlari ve sevcelerinin yakinlari akrabalari EHL-I BEYT olarak bilinir......

Kaldiki Ebu Sufyan, Ali ve Muhammed`in dedeleri olan ikiz kardesin cocuklaridir.

Islam Cinsi Sapikligi, Uckur Duskunlu, Insan Kani ile Beslenen bir yapilanma oldugu bilinen ve bunun halen devam edilip surduruldugunu bilmiyen varmi?

Islam`in cumbur cumbus yani kiz cocuklarini kucuk yaslarda bir birlerine nasil verdiklerini kimin kiminle evlendigine kisaca bir bakalim....

Hz Muhammed kizlarindan Fatma`yi Ali`ye, Ummu Gulsum`u ve Rukiyye`yi de Osman`la evlendiriyor...
Osman ile Ali; Hz. Muhammed`in damadi oluyorlar, ikisi de Bacanak oluyor.
Dolayisiyla Muhammed Osman ile Ali`nin kayinbabasi oluyor...
Muhammed, En Yakin Arkadaslarindan biri olan Ebu Bekir`in 6 yasindaki kizi Ayse`ye goz koyuyor, istiyor soz veriliyor, Adet (ergen) oldugu 9 yasinda iken Muhamede veriliyor,
Muhammed en yakin Arkadasi Olan Ebu Bekir`in KAYIN BABASI OLUYOR.
Omer; Kizi Hafsa`yi Hz. Muhammed`e veriyor, Yani Omer Muhammed`in kayin babasi oluyor....
Omer; Ali`nin Kizlarindan Ummu Gulsum`u kucuk cocuk iken Ali`den istiyor ve evleniyor,
Omer`in kayin babasi olan Muhammed, Ayni zamanda Kayin Omerin Kayin Babasi oluyor!!
Muhammedin Kizi Fatima. Omer`in kaynanasi oluyor, hali ile Fatmanin esi Ali Omer`in kayinbabasi oluyor!!!!!!!
Omer`in evlenipte bosadigi Atike`yi Muhammed`in tornu Huseyin aliyor.
Muhammed; Ebu Sufya`nin kizi ile evleniyor, Ebu Sufyan`nin oglu Muaviye Halifelik kavgasinda Ayse`yi sevcesi yapiyor, birlikte Ali`ye karsi savasiyorlar.....
Ne karisik bir ve cirkef bir durum degilmi?
Bence daha fazla karistirmiyalim, karistirdikca Islamin pislikleri su yuzune cikiyor, ciktikca batiyor, batikca cirkinlesiyor....

Sonuc olarak Islam denen suc makinasi, Eline baksak Eline sahip degil, Diline desek, Diline sahip degil, Beline desek, Beline hic sahip degil.....
Aleviligin temel felsefesi, ELINE, BELINE VE DILINE sahip olmaktir....
Ne buyuk celiski degilmi?
Ikisini bir biri ile kiyaslamak veya islamin kolu olarak gormek ve gosterilmeye calismak!!!!! basli basina bir insanlik sucudur.......

Dolayisiyla Ehl-Beyt Ev halki, Ev Ahali, ise, Alevi Yasam Felsefesinde Yol Onderligi Yapan, Insan-i Kamil mertebesine erismis insanlarin Ehl-i Beyt`i mutlaka olmustur, Ehl-i Beytleri karistiran Islam 12 Hizmet ile 12 Imamlari karistirmasi`da bir O kadar normaldir....

Saygi ve Insani Sevgilerimle


Konu Raya Haq tarafından (04.02.2019 Saat 18:37 ) değiştirilmiştir.
Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:09.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica