Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Aleviler ve Alevilik > Alevilik Tarihi

Alevilik Tarihi Alevi toplumunun tarihi, tarihsel olaylar, kişiler, durumlar, değerlendirmeler

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 29.08.2008, 10:34   #11
Yazar
Dede-baba
Forumla Bütünleşmiş
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 1.098
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 53
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 218
826 Mesajına 1.408 Kere Teşekkür Edlidi


Standart Alevi-bektaşi İslam Anlayışında Kur'an-2-

Birinci kapıda Kur'an'ın,

Hakk'ın kelâmı olduğu söylenir ve yazısı okunur. Dördüncü kapıda Hakk'tan dinlenir. Hakk, mümin kulum dediği kemâlet mertebesine ermiş "er" kişinin gönlünden seslenir. İşte Kur'an-ı Natık olma hali budur. Bu da nefisten arındırılmış, hakikat bilgisine ulaşmış, gerçeği ile bütünleşmiş cevherdir. Bu cevher, insandan Hakk'a ulaşmış olan "nur" yani "nübüvvet"tir.

Bu nübüvvet bir harfinin dahi insanlar tarafından değiştirilmesi mümkün olamayan Kur'an, Kur'an-ı Natık'tır. Bir noktasının dahi eksik olmadığı kusursuz Kur'an budur. Eğer bu böyle olmasaydı, Sıffeyn savaşında Hz. Ali mızrakların ucunda ki mushaf sayfaları için

"....Bu bir hiledir, kanmayınız. Bunların yaptığı şey, Kur'an'ı Kur'an'la vurmaktır. Kur'an'ın kendisi karşısında Kur'an sayfalarının yazılı olduğu şu kağıt parçalarının ne değeri kalır ki? Bunlar, mana ve hakikati ortadan kaldırabilmek için o kağıtlardan medet umuyorlar aslında! "Onların Kur'an dedikleri kağıt parçalarıdır. Asıl, gerçek Kur'an benim. Ben Kur'an-ı Natık'ım...." dermiydi?

İmamların her biri zamanlarının Kur'an-ı Natık'ları idiler. Onlardan sonraki Kur'an-ı Natık'lar zamanlarının Velileri-Evliyalarıdır. Yani Pir'leri, Sultanları, Abdallarıdır. Alevi inanç ve öğretisinde ve Hakikatte Pir'lik yediler, Sultanlık ve Abdallık ise kırklar ile üçyüz altmış altıların makamıdır. Bundan dolayıdır ki, bu makam sahibi kimseler Alevilerce ulu kabul edilerek sözlerine koşulsuz itibar edilir.

İnsanların bir harfini bile değiştiremeyeceği, bir benzerini de asla yapamayacağı ezel ile ebed arasında ki her şeyin bilicisi olan Kur'an bu "öz varlık"tır. Nasıl Mushafın özü Fatiha sûresi ise, özvarlığın sureti de kâmil insanın cemalidir.

Fatiha'ın özü besmele, Cemal'in özü de gönüldür. Gönülde ne varsa cemale yansır. Ba'nın altında ki nokta da gönüldeki cevherdir. Buda, "insanın kalbinde olanı gözleri açıkça belli eder. Gözler kötü bir şeyi asla gizleyemezler. İnsanın içinde doğruluk varsa gözleri de aydınlıktır. Eğer doğruluk yoksa gözler de donuktur. Birisi seninle konuşurken gözlerine bak" der.

Sevgili Peygamberimiz "size iki emanet bırakıyorum. İkisi de biribirinden hiç ayrılmazlar ve Kevser Havuzu'nun kenarında benle buluşurlar" demiştir.

Zahir anlamda bu Kur'an-ı Kerim ile Ehlibeyt'tir. Bâtîn anlamda ise, Mürşid-i Kâmil ve onda parlayan Nübüvvet Nur'udur. Bir seferinde de bütün evliyaların kendi soyağacından olduğunu söylemiştir. Yani derece derece bir ağacın budakları, dalları, yaprakları ve meyveleri o ağacın ne ağacı olduğunun belirtisi/gösterenidir.

"Aynayı tuttum yüzüme Ali göründü gözüme", ya da "o dünyada bu dünyada Ali'ye saydılar bizi" sözleri başka anlam ifade etmez. Kevser Havuzu da mana dilinde Hakk olsa gerektir. Kevser Havuzunun başında/kenarında Hakk huzurunda demektir. Kevser Havuzundan şarap içmek, Hakikatten nasip almaktır. Kevser Saki'si Aliyyel Murteza'dır ve bütün erenlerin nasibini veren O'dur. Taptuk Emre'ye de nasibini veren elin sahibi yine O'dur. Sevgili Peygamberimiz de bu durumda, ancak ölmeden önce ölerek Hakk ile Hakk olmuş olanlar bana ulaşabilir demek istemektedir.

Diğer bir anlamda Kur'an, Sırat'el müstakıym(erenlerin-evliyaların gittiği dosdoğru yol)dir. Ki, özü Fatiha Sûresi'dir demiştik. Fatiha Sûresi'nin zahir anlamında dahi "doğru yol" ifade edilir. Ehlibeyt/Mürşit ise bu yolun kılavuzudur. Yani Fatiha Sûresi hem kitabı/yolu, hem de Ehlibeyti/Mürşiti/Kılavuzu açık bir dil ile belirtmiştir.

Şah Hatayi'nin aşağıdaki şiiri sanırım bunu bize yeterince açıklamaktadır


Be'yi Bismillah bilemeyen Faki
Fatiha okusa imam olamaz
Elhamdi Muhammed lillahi Ali
İkisin bir bilmeyen Allah'ı bulamaz

Rabbil Alemin'dir Hatice hatun
Makbulu sâlâvat Fatıma'tı Zehra
Er Rahman bakidir Hulkı Rıza
Bakıra girmeyen gevher alamaz

Er Rahim İmam Hüseyin'e ermeyen
İsmini zikredip İmam Hasan'ı görmeyen
İkrar verip biatında durmayan
Nakşi hayal geçer amel kılamaz

Maliki Yevmüddin Zeynel Aba'dır
Muhammed Bakır da Hakk Rahmanıdır
Batını bilmeyen alim âmâdir
Bin sene okusa da alim olamaz

İyya kenabüdü Caf'er-i Sadık
Onların yoluna serimiz koyduk
Marifet abıyla cismimiz yuduk
Murdar olan kalp aynasını silemez

Varlık Hakk'ın bir edna kuluyuz
Ve iyya Kazım'ın bendesiyiz
Kenastain Rıza yolunda ölüyüz
Şükür cenazemizi deccal göremez

İhdinnas sırat'el müstakim Taki'yi bilmeyen
Naki'nin nutkundan haber almayan
Muhammed-Ali'ye secde kılmayan
Namazı fasıktır mihrap bulamaz

Sırat Elleziyne Asker'i beyan
Ondört Masum-u Pâk onlardır ayan
Enamte aleyhim Mehti'dir İmam
Münkir münafık bu harflerden anlamaz

Fatiha bunlardır bilmeyen nadan
Gayrül mağdubi 'ye secde kılan
Bektaş-i Veli'den gayrıya varan
Arayıp derdine derman bulamaz

Aleyhim Veladdalin ergen oldu nur
Medet mürüvvet yetiş hazreti Pir
Muhammed ümmetiyiz bize de şükür
Şah Hatayi'm derdine derman bulamaz

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Dede-baba Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 29.08.2008, 10:35   #12
Yazar
Dede-baba
Forumla Bütünleşmiş
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 1.098
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 53
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 218
826 Mesajına 1.408 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Kur'an-ı Kerim batıni Yorumu

Degerli canlar..

Öncelikle belirtmek gerekir ki.. Kur’an’ın dünyanın her yerinde tek bir versiyonunu vardır; farklı Kur’anlar ya da aralarında küçük de olsa kimi farklılıkların bulunduğu birden fazla Kur’an çeşitleri yoktur. Ancak bu duruma rağmen yine de Kur’an’ın aslının değiştirildiği yönünde iddialar bulunmaktadır.


Kur'an-ı Kerim başta Hz. Ali olmak üzre 12 İmam Efendilerimizn tümü ve onların soyundan gelen Evlad-ı Resul dede-babalarımızca korunmuş ve ayini cemlerimizde bizlere aktarılmıştır..

Kur’an’ın Korunmuşluğuna Dair

Hicr Suresi’nin 9. ayetinde şöyle denilmektedir:


“ Kur’an’ı kesinlikle biz indirdik; elbette yine onu biz koruyacağız.”

Elbetteki Kur'anın en büyük koruyucuları Hz. Muhammed'in nesli Ehl-i beyt'tir.

Kur’an’dan herkesin farklı şeyler anlaması, bu farklılıklar aşırı düzeyde dahi olsa, Tanrı’ının insanları ve insanlığı tekdüzeleştirmemek, farklı yorumların oluşumuna imkan sağlamak için Kur’an’ı deyim yerindeyse bilinçli olarak / isteyerek elastiki / batıni anlamlarının olması Tanrı’nın insanlara rahmetidir.

Yani Tanrı, bizzat kendisi insanların / müslümanların farklı fikirlere / farklı din anlayışlarına sahip olmalarını murad etmektedir.

Bakın Yüce allah Kur'anında ne diyor..


"..Sizlerden her biriniz için, ayrı bir yol ve bir yöntem/şeriat belirledik Allah dileseydi sizleri elbette bir tek ümmet yapardı. Ama size vermiş olduklarıyla sizi imtihan etsin diye böyle yapmamıştır.. " (MAİDE Suresi: 48)

Alevi / Bektaşilerin Kur’ an’a yaklaşımları ise son derece farklıdır. Alevi / Bektaşiler, Kur’an’ın yüzeysel anlamından ziyade içsel anlamının önemli olduğunu savunurlar. Kur’an’ın pek çok ayetinin Sünni ve Şiilerce yanlış anlaşılmakta olduğuna inanırlar. Onların, sadece yüzeysel / zahiri / dışsal anlamlarla yetindiklerini, içsel / batıni anlamlara ulaşamadıklarını ileri sürerler. Nitekim Kur’ an’ın yüzeysel / zahiri anlamlarının yanında içsel / batıni anlamlarının da olduğunu bizzat Kur’an’ın kendisi söylemektedir.

Nitekim Ali İmran Suresinde şöyle denilmektedir:

“…Onun ayetlerinin bir bölümü muhkem ( anlamı açık ) dir. Onlar kitabın anasıdır. Öbür ayetlerse müteşabih ( içsel anlamı olan ) tir… Onun yorumunu ise ancak Tanrı ve bilimde derinleşenler bilir…” ( Ayet:26 )

Ayrıca yine Zümer Suresi’nde şöyle denilmektedir:

“ Allah, sözün en güzelini, birbirine benzer iç içe anlamlar içeren ( mesani ) / batıni anlamları olan bir kitap halinde indirmiştir…” (Ayet: 27 )

Bu ve bunun gibi pek çok ayet Alevi / Bektaşilerin savlarının dayanağıdır. Aleviler, Kur’an’ın gerçek yorumunun ve içsel anlamının başta Hz. Ali olmak üzere tasavvufi derinliği olan kişilerce keşfedildiğini / keşfedilebileceğini savunurlar. Nitekim Hz. Muhammed, Hz. Ali’yi ilim şehrinin kapısı olarak nitelemiş ve ona Kur’an’ı anlamak noktasında en yüksek payeyi vermiştir. Onu kendi yerine vasi tayin etmesi de bu nedenledir. Kuşkusuz Kur’an’ı, Hz. Muhammed’in yerine vasi tayin ettiği bir kişiden daha iyi hiç kimse yorumlayamaz. Bu nedenledir ki, Hz. Ali, “ene Kur’an - u natık “ yani “ Ben konuşan Kur’an’ım.” Demiştir.

Alevi / Bektaşi inancına göre Hz. Ali, Kur’an’ın ta kendisidir. Bugün Kur’an’dan anlaşılan yazılı bir belgedir. Ancak Hz. Ali o yazılı belgenin konuşan, cisimleşmiş ve muşahhas halidir. Alevi / Bektaşilerin Hz. Ali’yi gerçek Kur’an / mücessem ve müşahhas Kur’an olarak gördüklerinin en edebi ifadelerinden biri Virani Baba’ya aittir:

“ Ali İncil, Ali Tevrat,
Ali Zebur, Ali Kur’an,
Ali Fazl’ur - Rahman,
Ali’dir sümme vech’ul-lah.”


Allah Eyvallah

Not Yazın oluşturulurken yararlanılan kaynak:[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 29.08.2008, 10:36   #13
Yazar
Dede-baba
Forumla Bütünleşmiş
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 1.098
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 53
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 218
826 Mesajına 1.408 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Ali'siz Alevilik üzerine

Degerli canlar isterseniz...

Aleviliği asimilasyon şekillerinden olan,Ali'siz bir alevilik yaratma çeşidini inceleyelim.. isterseniz bu düşünceyi ortaya atanların kimliklerini ve kendilerini önce deşifre edelim.


"Alisiz Alevilik" komedisi ilk olarak 90'lı yıllarda Faik Bulut tarafından ortaya atıldı. Faik Bulut bir ateisttir, yani Alevi değil.Adını "Alisiz Alevilik" verdiği çalışmasının zerre kadar bilimsel değeri olmayıp siyasi-ideolojik damarı ağır basan bu ateistin, cehalet ve gaflet dolu bir 'tezi' (üstelik gülünç) ortaya atması insanı ister istemez "bu adam bir truva atı mıdır? birilerinin taşeronluğunu mu yapıyor? ajan mıdır?" diye kendini düşünmekten alı koyamıyor.

Ali'siz alevili toplum tarafından tutmayınca ve itibar görmeyince, dahası tepkiyle karşılaşınca, bu sefer de "İslâm dışı Alevilik" icat ettiler ve bunu gündeme soktular. Bu sakat zihniyetin temellerini atan Atilla Erdem'e bakın; kendisi Sünni kökenli. Ve yine bu sakat anlayış da 90'lı yıllarda ortaya çıktı.

Ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki şu son 15-20 yılda icat edilen ve piyasaya çıkarılan yeni "Alevilik anlayışları"nda genelde siyasi/ideolojik motiflerin de bir faktör olduğu bilinmekte (malûm terör örgütünün bile kendine göre Alevilik tanımlaması ve stratejisi var).

ne yazıkki bu süreçte olan Alevi-Kızılbaş inancına oluyor. Allahsızlar Aleviliği bir oyuncak gibi bi o yana, bi bu yana çekiyor, kendi kafalarına göre bir Alevilik yazıp çiziyorlar. Bizde artık bu saçmalıklarla uğraşmaya başladık..Hani derler ya: 1 deli kuyuya taş atmış 40akıllı taşı çıkaramamış... Aynen o durumdayız..



Yazın yazırlanırken, Kandemir Nickli arkadasın..[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] sitesindeki Yazısından faydalanıldı..

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Dede-baba Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 29.08.2008, 10:36   #14
Yazar
Dede-baba
Forumla Bütünleşmiş
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 1.098
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 53
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 218
826 Mesajına 1.408 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Alevilik İslam Dışı Mıdır?

Bugün, Dünyanın birçok değişik coğrasında... birbirinden farklı islam algılayışları vardır.. bu islam algılamaları birbirine oldukça ters içerikler içerir.. her birinin Kur'an-ı algılayış şekli hayatına geçirmesi farklılıklar gösterir.. örneğin bir İran şiisi Suudi vahabisiyle aynı islama inanıyor diyebilirmiyiz.. veya El- Kaide... hizbullah.. Taliban gibi islami gurupların islam algılayışları ile bugün Türkiyedeki sünni islam algılayı bir midir*

Oysaki bu birbirinden farklı islam algılayışları kendilerinin gerçek islam ve Kur'an yorumlarını bilen ve hayatlarına geçirenleri olarak kendilerini görürler...

İşin tuhaf yönü ise.. kimse el kaide'ye.. talibana.. yada suudi arabistandaki vahabilere.. iran şiisine Sizin nereniz müslüman.. Kur'anla çelişmiyor musunu* veya hanginiz gerçek müslüman neden bu kadar farklısınız birbirinşzden* sorularını sormazken..

Türk ve Anadolu halkının islamı Yorumlayış şekli eleştirilmekte.. islam dışı görülmektedir.... hatta Milattan önce 4000 yıllarında yaşamış ve ortadan kalkmış taş devri uygarlıklarında aleviliğin izleri aranmakta...

Bu tez doğru olsaydı.. anadoluda Horasan erenlerinden önce yaşayan bir toplum olması gerekirdi.. ve bu toplumun inanç. önderleri olması.. gerekmez mi* dahası Binlerce yıl öncesine ait.. yunan yazılı kaynakları bugün varken.. 10. yy. dan hiç mi bu Bu aleviler yazılı metin.. dua yada değiş yazmamışlar..madem bu kadar ileri çağın ötesinde yaşayan birni oluşumdur alevilik ve kökleri anadoludadır.. neden bir belge bulanımıyor.. bulunan belgeler 6000 yıl öncesinin taş heykellerinden ibaret..

Burda bir çelişki daha akla gelmekte... aleviliği islamdan ayıranların başlıca argümanları.. alevilerin pirler eliyle islam içine gizlice sokulduğu ve saklandığı..

Peki kim yapmış bunu hangi ulu hangi Pir.. alevi_bektaşilerin ve Horasan erenlerinin hepsi orta Asya'dan gelmemiş mi* daha önce Anadoluya hiç gelmemiş.. dedeler ve Pirler taş devrine ait bir uygarlığı nerden öğrenecekte bunu yayacak?..


Burda ikinci bir çelişmede şudur* Horasan erenlerinin Ahmet Yesevi dergahında ve orta Asyada'di dini eğilimleri ve Ehli beyt taraftarlıkları kuşkuya yer bırakmamcasına mevcut..

şimdi bu erenlerin anadoluya gelip kendi öğretilerine 12 İmam inaçlarına ihanet edip.. bambaşka bir öğretiyi (kendilerinden 6000 sene önceki) anadoluda birilerinden öğrenmeleri... bunu özümsemeleri.. ve kendi inançlarına kendilerini yetiştiren.. Pirlerine ulularına ihanet etmeleri gerekir.. öyle ya Alevilik islamla ilgili değilse... bunu yapmak gerekir..

Dahada komiği Bugüne kadar katledilen ulular niye katledilmiş.. İslami Hz. Ali'yi 12 İmam'ı diğer sünni ulularına ve kutsallarına üstün gördükleri için... şimdi islamla alakası olmayan bir ulus neden inanmadığı bir şleyi savunsun ve onun uğruna ölümü göze alsın..

Anadoluda başka inançtan olan bir millet var.. sünni islam kendi dışındaki başka dinlere en hoş görülü olan bir inançtır..
Bin yıldan fazla avrupapada ve anadoluda kalmasına ramen hangi ulus dejenere oldu yok oldu dilini kültürünü unuttu..

Bakın ingilizler hindistanda.. pakistanda.. 50 yıl kaldılar.. oralarda şimdi herkes ingilizce konuşuyor.. halkın bir hırıstiyan.. ve emin olun 200 yıl kalsalardı hepsi hıristiyan olurdu... aynı durum ruslar içinde geçerli Türki cumhuriyetlere bakın..

yani işin özü eğer alevilik ayrı bir din olsaydı hiç saklanmlarına gizlenmelerine gerek yoktu.. emin olun


Oysa.. Başta Hacı Bektaş-ı Veli Abdal Musa.. Kaygusuz.. Pir Sultan'ın alevilik öğretisiyle orta Asyadaki horasandaki alevilik öğretisi arasında bırakın çelişmeyi.. en ufak ayrılık daki yoktur..

Alevi-islam öğretisini.. sünni ve şii öğretiden ayıran temel inanç Kırklar cemidir.. bu oldu Ahmet yesevi'nin Divanı hikmetinde var.. Ahmet yesevi de şimdi ışıkçı yada sümer ve hitit dinini yaymaya gelen olarak gösterilcek.?.. Horasanda bugün bile Yeseviler semah dönmekte.. cem bağlamakta..Hindistanda kakailer... iranda ismailliler.. ve Ehl-i hakları da unutmayalım.. bu gurupların ibadetleri CEM dir yani salat ve zikrin birleştirildiği bir ibadet biçimidir..

Gerçek şudur ki.. He toplum dininini kendi kültürünü gleneklerini katarak öğrenir benimser..

Zaten bundan dolayı aleviliğe.. Türk ve anadolu halkının islamı algılayış şekli diyoruz.. yani alevi inancı içinde Türk gelenekleri anadolu insanının gelenekleri olması doğaldır.. Fakat unutmayalımki hakim unsur İslamiyet ve Kur'andır.. eski gelenekler bu bağlamda başkalaşıma uğramış orjinalliğinmi yitirmiş bambaşka bir inanç içinde değişime uğramıştır..


örneğin.... Mezarlık ziyareti türk kültüünde olduk yoğundur.. bu Atalar kültünden gelir.... yada ağaca çaput bağlama.. veya ay2a Ali Güneşe muhammed deme.. bunlar eski kültür izleri olmakla birlikte islamileşen ve islam olunduktan sonra bambaşka anlamlar kazanan eski anlamlarını yitiren kültürel öğrelerdir..

Yine unutmayalımki eskiden ay tutulduğunda kadınlar kendilerini yerden yere atar ağlarlarmış.. ayın kıpkırmızı olması geçene kadar bu figan deva edermiş.. lokmalar dökülürmüş... Güneşin tutulması büyük felaket habercisi.. Allah'ın laneti.. ve öfkesi olarak görülürmüş..

Fakat islamdan sonra Ay hz. Ali oluyor.. Güneş Hz. Muhammed oluyor... oysa eski inançta ne Ali ismi vardır.. neden Muhammed ismi


Bunu Seyid dede ve babalar şöyle yaptılar.. İnsanlar ay tutulduğunda Hz. Ali'ye dua etmelerini onu anlamlarını söyledilr.. güneş tutulduğunda hz. muhammed'e salavat getirmelerini istediler..

Dahası Ay ve Güneş Figürü.. zaman içerisinde bambaşka batıni anlamlarda üstlendi.. örneğin neden Hz. Muhammed Güneş hz. Ali ay.. çünkü hz. Muhammed ve Hz. Ali birbirini tamamlayan bir bütündür.. Güneş gittiğinde ay doğacak.. Ay gittiğinde Güneş doğacaktı... ve Hakk-Muhammed-Ali her daim var olacaktı...


fakat gerek anadolu halkı gerekse Türk halkı bu ibadetleri yapıyorken yada genel kabul görmüş.. arap ve şii islamından ibadetsel anlamda farklılaşırken.. islamın dışına çıkmayı bırakın bizzat islamın özüne dönüyoarladır.. .. hem eski müziklerini kültürlerini ve geleneklerini koruyor.. hemde islamlaşıyorlardı... islamın telem kabullerini özümsüyor.. benimseiyorlardı..

Bu aslında bu islamlaşma şekli her toplumda vardır.. örneğin Hz. muhammed Araplara yeni ibadet anlamında ne namaz getirdi.. ne oruç.. nede kabeyi tavaf olan hac...bu ibadetler zaten vardı... namaz mekke deki putlara karşı yapılan harektlerdir.. yani orjinal değil.. oruç bütün dnlerde vardı... hac zaten mekke dinlerin merkezi idi her dinden inanan belli aylarda (haram Aylar) mekkeyi ziyarete gelirdi.


Peki İslamın diğer inançlardan farklılığı nerde... islam şekilse bir seomoniler bütünü değildir niyet ve batınilik ön plandadır.. örneğin namaz mekke öncesinde binlerce puta karşı yapılırken.. islam tek bir İlah'a karşı yapılmasını diğer bütün ilahların ortadan kalkmasını istedi.. ve bu ilah yardımcısı.. ortağı ve çocukları olmayandı.. mekandan.. ve bilinenlerden münezehdi... Ama aynı zamanda herşey o'nun bir tezahürü idi..o'nun dışında ve gayrısında birşey yoktu..

Dedeğimiz gibi inancı sadece şekilsel ibadetler olarak algılarsak.. ütün dinler birbirinin aynıdır.. Ama mana ve içerik olarak sorgularsak.. farklılıkları göreceğiz.

Saygı ve sevgilerimle

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Dede-baba Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 29.08.2008, 10:37   #15
Yazar
Dede-baba
Forumla Bütünleşmiş
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 1.098
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 53
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 218
826 Mesajına 1.408 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Yedi Yezit bizi Taan Eylamiş..

Yedi yezit bizi Tann eylemiş.. hakkımızda ferman salmış... alevi-kızılbaş kafirdir.. Kur'ana inanmaz... Peygamber bilmez.. Allah tanımaz...demiş

Ey gafil!!... Peygamber nesli, Ceddi 12 İmam bizler mi? Allah... peygamber... Kitap bilmeyiz...

Gel sana, ol kitabın sırrını verelim... hem zahirini hemde batınını gösterelim ki... Sırr-ül sır olan bizleriz... Ol Kur'an-ı Azimüşan kelamına erenleriz.. Biz bir Kuran okuruz.. değil arapçası... özüyle sözüyle hatamıza uygularız...

Okuma! Emevinin, yezidin Kur'an anlayışını... Biz Evladı Resul'tan aldık.. Kur'an sırrını...şekle değil öze ve Sırra erenleriz...



Ayetimiz Canlı ,Kur'an Ali'dir,
Okuruz Kur'anı, Doğru Bellidir,
Yazılanı Okumak Farz-ı Delildir,
Sözümüz Hakikat,Rehber Ali'dir,

Her ayet Noktadan, İbaret imiş,
Zahir İle Batin Bilinir Demiş,
Cahiller Bu Sırrı Hiç Çözememiş,
Sözümüz Hakikat,Rehber Ali'dir,

Yediullah Ayet,Sure Fatiha,
Bildirdi Bizlere Hak Ehl-i Aba,
Okuduk Yasini ,Sure-i Taha,
Sözümüz Hakikat,Rehber Ali'dir,

On İki İmam Yol,Muhammed Mürşid,
Dört Kapı Kırk Makam,Doğruyu İşid,
Kur'an Manasıyla ,Etrafın Işıd,
Sözümüz Hakikat,Rehber Ali'dir,

Ebced Hesabıyla,Nokta-i Batın,
Okursan Kur'an-ı Hak Sana Yakın,
İstersen Yazılı ,Okuyan Dilin,
Sözümüz Hakikat,Rehber Ali'dir,

Hacı Bektaş Veli,İki Nur gördü,
Birisi Muhammed Birisi Ali,
Öğrettiler Hem Batın, Hemde Zahiri,
Sözümüz Hakikat,Rehber Ali'dir,

İkrarsız Olanlar Boşaldı Kaldı,
İlm-i Hak Okuyanlar,Nur ile Doldu,
Yolundan Dönenler,Batıla Battı,
Sözümüz Hakikat,Rehber Ali'dir,

Elestü Bi Rabbik'üm'ü Bilene,
Men Aref Sırrından Yola Girene,
La İlahe İllallah'ı Diyene,
Sözümüz Hakikat,Rehber Ali'dir,

Fukara Baba'yım ,Tin Süresine,
Öğrettik Manayı ,Yolun Ehline,
Can ile Can Bulduk ,Hakk'ın Deminde,
Sözümüz Hakikat Rehber Ali'dir.

(Yazan. Fukara baba)

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Dede-baba Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 29.08.2008, 10:38   #16
Yazar
Dede-baba
Forumla Bütünleşmiş
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 1.098
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 53
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 218
826 Mesajına 1.408 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Sünni/şii'lerin hadis ve sünetleri ve Uydurdukları Din?

Degerli canlar...

Bugün Hadis ve Sünnet üzerinde durmak istiyorum...


Bilindiği üzere...Peygamber Efendimizin söylediği sözlere “hadis,” davranış biçimlerine ve hareket tarzlarına da “sünnet” denir.

Sünnet...Peygamber'in söz ve harekteleri anlamında kullanıldığı gibi... Sünnet kelimesi toplulukların devam edegelen davranışları manasında da kullanılır....


Kur'an-ı Kerim Sünnet konusunda şöyle Buyurmaktadır..


“....Artık onlar öncekilerinin sünnetinden başkasını mı bekliyorlar? Allah’ın sünnetinde kesinlikle bir değişiklik bulamazsın. Allah’ın sünnetinde dönüşümde bulamazsın” ve devam eder;

“....Daha önceden gelip geçenler hakkında Allah’ın sünnetidir. Allah’ın sünnetinde kesin olarak bir değişiklik bulamazsın....”


Yüce Allah, Hz. Adem'den Hatem-i Enbiya Muhammed Mustafa'ya.. ve ebede kadar İlahi yasalarında bir değişiklik olmadığını bildirirken.... peygamber'den sonra Onlara atfen uydurulan hadis ve sözler ile peygamber'in Tavrına ve yaşarken sonrası için bizleri nasıl uyardığına bir bakalım...

Peygamber Efendimiz yaşadığı yıllarda, “Benden Kur’an dışında hiçbir şey yazmayın. Kim benden Kur’an dışında bir şey yazmışsa imha etsin.” sözü, bütün hadis kaynaklarında geçen bir sözdür...

Emeviler ve Abbasiler döneminde bazı hadis bilginlerine göre iki milyon hadis yazıldı, en doğru olarak kabul edilen Buhari’nin kitabının altı yüz bin hadis arasından, Müslim’in üç yüz bin hadis arasından, Ebu Davut’un beş yüz bin, İbni Hambel’in yedi yüz bin hadis arasından seçildiği söylenir. Oysa gerçek hadis Yaşar Nuri Öztürk’e göre elliyi geçmemektedir.... Peygamber'in bu kadar sözü söylemsi için yemeden içmeden... her an kelam etmesi hatta öldükten sonrada konuşması gerekirdi...


Hem Şii/Caferilerin hen sünni islam ekollerinin... yüzler yıl kendi ideolojik ve siyasi çıkarları için uydurdukları hadisler dahası 12 İmam'a atfettikleri uyduruk sözler karşımıza "DİN" olarak çıktı...

İstiklal marşımızın büyük şairi Mehmet Akif Ersoy işte buna isyan ediyor:

“Nebiye atf ile binlerce herze uydurdun.
Yıktın da dini mübini yeni bir din kurdun”


Kur'an-ı Kerim:

"...Kimin sözü Allah’tan daha doğru olabilir?” ...Diye sorarken neden bu kadar hadis çıkarıldı?

• Dini bozmak ve dejenere etmek için, (yahudi ve islam samimi olarakl kabul etmeyenler çıkardı)

• Siyasi ayrılıklardan dolayı, (Şii/caferiler kendi uydurmalarını 12 İmam'a dayandırdı... sünniler ise sahabeye ..ömere, osmana, ebuberkire, Gel GörkiOlan Aleviye oldu.. Evlad-ı Resultan başkasına tabi olmayan aleviler, kafir oldu...)

• Dini eksik zannedip, kendilerince dini kurtarmak için, ( tarihte birçok Alimde kendince dini eksik görüp, eklemeler yaptı.. İmam gazali en büyük örnektir.)

• Zorlama altında uydurulanlar, (Emeviler döneminde,, hz. Ali ve soyunu kötülemek için baskı sonucu alimlere peygamber ağzından iftiralar ve sözler söylenmesi sağlandı..

• Maddi çıkar sağlamak için, 8dünya menfeati için hacııların hocaların kadıların uydurukları Hz. muhammed'e ve Kur'ana atfedildi... Sonra bu din oldu)

• Arap/Fars gelenek ve göreneklerini dinselleştirmek için... (gerek arap ve gerekse iran farisileri kendi kültürlerini peygamber ve 12 İmam sözlerini kullanarak birçok yalancı ve uydurma hadis çıkardılar sonra herkes bunlara din diye inandı...)


İşte bu amaçlarla bu kadar uydurmalar hadis ve sonrada islam dini olarak karşımıza çıkarıldı. Oysa gerçek hadis sayısı 50’yi geçmemektedir. Sünni Alimi kabul edilen, İmam Azam’a göre bile bu sayı ancak 17’dir.

İmam Azam:

“Hadis diye ortaya sürülen bu sözlerin büyük kısmı uydurulmuş söz yığınlarıdır.” demiştir.

Şimdi sözlerimizi saçmalardan seçme örneklerle sürdürelimelim.. Gösterilim Hakk-Muhammed- Ali yolunun taliplerine gerçek dini ve sapıttırılan dini..


Dinde Şiddet ve zorlama var mı? Acaba birileri Allah yerine geçip O'nun adına başkalarını yargılayabilir mi? yani dini esaslara göre şeriat devleti kurulabilir mi?

Kur’an: “Dinde zorlama yoktur.”

Hadis: “Dinini değiştireni öldürün.”

Bakın Allah, kendi yerine geçip ... Şeriat diye kendi kanunlarını dindenmiş gibi gösterip başkalarını yargılayanlara ve hüküm verenlere ne diyor..

Kur’an: “Gerçekten Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise dilediği kişi için bağışlar.”

Resim ve heykel yapmak Dinde yasak mı?

Hadis: “Cehennemde en şiddetli azaba uğratılacak kişiler ressamlardır.”

İşte bu uydurmalar yüzünden buna inanmış bazı saf insanlar cem evine geldiklerinde secde etmediklerini görüyoruz.

Sebep nedir?
Cem evinde resim var, resim de günah olduğundan dolayı secde etmeyiz.

Peki söyler misiniz..Günah olduğu nerede yazıyor? Kur’an da değil, hadislerde yazıyor.


Satranç bile uzun yıllar aşağıdaki uydurma hadis yüzenden haram idi..

“Cehennemde en şiddetli cezaya satranç oynayanlar çarptırılacaktır.”



Altın ve benzeri süs eşyalarıyla ilgili yalancı hadisler ise günümüzde bile hala geçerlidir.

Kur’an: “De ki; Allah’ın kulları için çıkardığı süsü ve temiz rızıkları kim haram etmiş?”

Hadis: “Altın ve ipek ümmetimin kadınlarına helal, erkeklerine ise haramdır.”


Hatta bazı sapıklar o kadar ileri giderki müzik dinlemeyi bile yasaklarlar..

Hadis: “Musiki dinleyen bir kişiye cennette ruhanileri dinleme izni verilmez”
“Şarkı, kalpte nifak bitirir.”

“Allah şarkıyı, alışverişini, parasını, öğretmeyi ve dinlemeyi haram kılmıştır .”


Tarih boyunca resamler ve Heykeltraşlar kadar ise Hiç kimse çekmedi Bu sapıkların elinde

“Kim resim yaparsa, Allah onu kıyamet günü yaptığı resim sebebiyle, resimindekilere ruh üfleyinceye kadar azap eder. Hiçbir zaman resimdekilere ruh üfleyemez”


"... Ey Büyük Allah'ım Bizleri, Sapıkların yoldan çıkmışların değil, doğruluğuna şehadet getirdiğin , Ehli Beyt'in ve Onların soyundan gelen Evlad-ı resul dede ve babalarımızn yolundan ayırma... "

Allah Eyvallah


yararlanılan kaynak: [email]alirizaugurlu@habercem.com[/email

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Dede-baba Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 29.08.2008, 10:39   #17
Yazar
Dede-baba
Forumla Bütünleşmiş
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 1.098
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 53
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 218
826 Mesajına 1.408 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Alevi İnancı ve Diğer dinler

Degerli canlar...

Kendisi aslen sünni bir Türk olan İsmail beşikçi.. aleviliği yeniden tanımlıyor.. ve bazı sözde Alevilerde, Buna sünninin alevilik algılayışını kabul edip.. Binlerce yıldır var olan.. aleviliği kitapsız, peygambersiz.. ne olduğu belirsiz. ordan bir parça burdan bir parça çoban salatası olduğunu savunuyorlar..


Tabi burda su soruyu öncelikle sormak gerekir:

Yüzyıllarca Aleviler,Ya Allah,Ya Muhammed,Ya Ali demeleri ,ibadetlerinde ve cem evlerinde dillerinde Allah’ı hiç eksik etmeyeler mi ? Aleviliği daha iyi bilir,yoksa cem evinin kapısında içeri girmemiş ve hayalinde Alevilerle ilgili senaryo yazanlar mı? Aleviliği daha iyi bilir.?


Bu aklı evvellere göre alevilik islamiyetle alakalı değilmiş, aslı şuymuş:

"..Alevilik ,doğal dinler kategorisinde yer alan kendine özgü,ayrı bir dindir. …islamla alakası yoktur...Alevilik Tüm Semavi dinlerden önce başlayan,yani geçmişi Budizm’e de, Brahmanizm’e de, Zerdüştlik’e de belli ölçüde Şamanizm’e de,Mazdekçilik’e de,Babekçilik’e de dayandırılabilecek bir din dir. Devamla” Aleviliği İslâm’ın özü,versiyonu, tarikatı veya mezhebi olarak görmek son derece yanlıştır…yeni bir kompozisyon olarak ortaya çıkan,heterodoks gizli bir dindir….Alevilikte peygamberlik olayı yoktur…Alevilerin kitabı yoktur. Alevilerin kitabı da,erkanıda, deyişide, gulbangıda kendi dini önderlerinin yarattığı ürünlerdir…. Aleviler,Ali’yi kurtarıcı özlemine bir sembol yapıyor…Gerek Ali’yi, gerekse 12 İmamları,gerekse Ehl-i Beyt olgusunu yanı Hıristiyanlıkta, İsa neyse, Alevilikte Ali odur…Ali softa bir yaşam sürdü.Kadınlı erkekli semah tutmaz,ibadet yapmazdı. İçki içmezdi.Saza hoş bakmazdı. Oysa Aleviliğin yarattığı Ali kültü tam zıddıdır…" Mehmet bayrak- iklim Gazetesi 21. sayı)

Saçmalardan seçme bir yazı neresini ele alsanız elinizde kalıyor.. ama Gerçeklerinde gün ışığına çıkarılması açısından bilimsel anlamda Aleviliği diğer dinlerle karşılaştırma ve analiz yapma gereği duyulmakta..

Alevilik-Zerdüşlük İlişkisi var mıdır?

1-Zerdüştlük Ön Asya'da gelişen İslâm öncesi inançtır. Zerdüştilik, Musevilik, Brahmanizm ,ve diğer Orta Doğuda din ve inançların birleşiminden oluşmuştur.

2-Bütün dinler ahlaki bir toplum ve örnek insan amacını gerçekleştirmeye çalışırlar,ancak farklı yöntemler,farklı eğitim süreçlerini izlerler. Bu farklılıklar tapınma,ibadet usullerinde (ritüllerinde)vardır. Bu bağlamda Zerdüştlükte de yedi kademeli eğitim sistemi vardır. Budizm deki,”sekiz dilimli yol” adlı eğitim sistemi bulunur.

3-Zerdüştlükte Ateş ve ışığa tapılır.. Bu anlamda güneş ve aya secde edilir... ve tapılır..

4- Yine Zerdüşlüğü oluşturan, Manihezm ve Budizm’de ki din adamlarının toplumdan soyutlama ilkesi vardır..Din adamları çalışmazlar, toplumdan soyutlanma ve geçimlerini dilenerek yada başkalarının yardımıyla sağlama vardır.

5- Budizmde etin ve hayvansal ürünlerin yenmemesi ,toplumdan soyutlanma,üretime katılmama, Tüm dünyevi yaşamdan soyutlanma.. hayata ve yaşama direngen olma esastır....



Alevi-bektaşi İnancında ise:

1-Alevi-Bektaşi islam İnancının, , Kitabı Kur'an, Allah'a kul, Hz. Muhammed'e bağlı, Hz. Ali 'ye talip,Ehl-i Beyt yolunu süren,yani Kur’an-i ve İslâm’i Hz..Ali gibi anlayan ve on iki imamlar gibi inancı sürdürenlerdir.. Bu bağlamda Evlad-ı Resul dede-babalarının Pirlerinin izinde olandır..

2-Alevilikte Dört Kapı , Kırk Makam vardır. Tevhit, nübüvvet, imamet, velâyet, adalet, mead vardır...

3-Alevilikte dört kapı, kırk makam her kapıda on makamı var. Edep, erkan, on iki hizmet var, ocağın kutsallığı var, ateşe ve ışığa tapılmaz. Alevlikte çerağ uyu andırma, dinlendirme, sır etme vardır. Ay ile güneşin kutsallığı her inançta olduğu gibi Alevilikte de var... Ama bu asla tapınma yada ilah edinme şeklinde olmayıp, batıni anlamları vardır.. ( Güneş muhammed, Ay Ali'dir)

4-Alevi-bektaşi inancında zerdüşlüğün aksine.. çalışmak ,üretmek, toplumdan kopmamak, kazandıklarını paylaşmak esastır..

5-Budizm deki,”sekiz dilimli yol” adlı eğitim ile Alevilik edep,erkanından farklıdır. Alevilik yol öğretisindeki dört kapı,kırk makam, on iki hizmet, cem, ikrar tutma, musahiplik vb. diğer inanç ritülleri ile anılan eğitim süreci arasında da hiçbir benzerlik yoktur.

6-Alevi-bektaşilik, tavşan eti, domuz ve leş yemeyi yasaklarken... Zerdüşlüğün inanç kaidelerini oluşturan, Budizmde etin ve hayvansal ürünlerin tümünün yenmesi yasaktır...


Evet şimdi gerçekçi olalım alevilikle zerdüşlük yada zerdüşlüğü oluşturandiğer dinler arasında bir benzerlik var mı* ben göremiyorum.. görebilen beri gelsin?

Saygı ve sevgilerimle

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Dede-baba Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 29.08.2008, 10:39   #18
Yazar
Dede-baba
Forumla Bütünleşmiş
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 1.098
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 53
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 218
826 Mesajına 1.408 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Alevilik ve Hırıstiyanlık

Bir kısım forumlarda, alevik islam dışıdır.. hatta hıristiyanlığa daha yakındır ve etkilenmiştir gibi safsatalar yer almakta.. tabi bunları ciddiye alacak değiliz ama bilimsel anlamda Alevi-bektaşiliği hıristiyanlıkla karşılaştırmak doğru olacaktır...

Bazı aklı evvelere göre:


"...Aleviler,Ali’yi kurtarıcı özlemine bir sembol yapıyor…Gerek Ali’yi, gerekse 12 İmamları,gerekse Ehl-i Beyt olgusunu yanı Hıristiyanlıkta, İsa neyse, Alevilikte Ali odur… Oysa Aleviliğin yarattığı Ali kültü tam zıddıdır…" Mehmet bayrak- iklim Gazetesi 21. sayı)

Öncelikle belirtmek gerekirki, Alevilikle,Hıristiyanlık arasında bağ kurmanın mantıki bir yönü yoktur. Hıristiyan misyonerlerin Aleviliği, Hıristiyanlaştırma çalışmalarının bir sonucudur.. bizim bazı her söze inan saflarda.. bunlara inanabilmekkte.. ve yukarıdaki kelamları edebilmekte..

1- Alevi İslâm öğretisinde, Hz.Muhammed Allah’ın oğlu değildir, Muhammed, vahiy kapısını, risale ve nübüvveti temsil eder. Hz. Ali ise velayet kapısını temsil eder...

2-Alevilikte on iki imamlarla,Hıristiyanlıktaki on iki havari arasında bağ kurmak yanlıştır.On iki imamlarda soy bağı var,ama on iki havaride soy bağı yoktur.

3-Alevilikte, manevi bir bağ ve velayet kavramının ifadesi var ve on iki imamlar, Hz.Ali ile zamandaş değillerdir...

4-Alevilikte dede ve babalar kendi inançsal görevlerini yaptıktan sonra,yaşamsal hayatta kendi geçimlerini sağlamak için halkla birlikte çalışırlar ve halk gibi yaşarlar.Hakkulah(çerağ) adı verilen gelirler bir yerde toplanır.Üçe bölünür. Yoksullara,kimsesizlere, yetimlere ,bir bölümünü yolculara, diğer bölümünde ocağın giderlerine pay edilir.

5-Alevlikte ,Hıristiyanlık gibi ruban sınıfı yoktur.Alevi inanç önderlerinde üretime katılma vardır.Örneğin Hünkar Hacı Bektaşi Veli buğday yetiştiriciliği yapmıştır.Ahmet Yesevi kaşık yaparak geçimini sağlamıştır.Gül Baba gül satarak geçimini sağlamıştır.Oysa Hıristiyanlıkta ise din görevlileri manastırlara çekilerek haktan kopuk yaşamlarını sürdürmüşlerdir..

6-Alevilikte rızalık alma vardır. Hıristiyanlıkta ise günah çıkarma olduğu için benzer tarafı yoktur.Alevilikte dara çekme cemde bulunanların huzurunda,cem ayini esnasında ve herkesin huzurunda rızalık alınır,gizlilik yönü yoktur... dede-baba bu anlamda Allah adına günahları bağışlayan değil, Allah kelamı Kur'anı hatırlatan ve uyarıcıdır.


Şimdi Aleviliğin neresi hıristiyanlar benzerlik gören beri gelsin?

Saygı ve sevgilerimle

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 29.08.2008, 10:52   #19
Yazar
Amistofes
Forumla Bütünleşmiş
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 06.06.2008
Mesajlar: 2.456
Memleket: İSTANBUL
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 71
İtibar Puanı: 639
Amistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üye

Ettiği Teşekkür: 5.807
1.202 Mesajına 2.257 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

OSMANLI İMPARATORLUĞU VE TÜRKİYE’DE DEVLET YAPISI

Özellikle Türkiye’de sınıfların konumunu nitelerken işçi sınıfı ve burjuvazi diye ayrım yapılmaktadır. Bu durum Türkiye’nin somut durumunu ifade etmemektedir. Çünkü Türkiye’ ye özgü olmak üzere Osmanlı imparatorluğundan günümüze eklemlenen iki sınıf daha vardır. Bunlar Askeri ve Dini sınıftır. Dini sınıf devlet tarafından siyasal düzeyde örgütlenmiştir.Diyanet işleri başkanlığının On binlerin üzerinde maaşlı kadrosu vardır. İslamiyet’ te olmayan bu kurum Hrıstiyanlık’ta olduğu gibi bir ruhban sınıfı yaratılmıştır. Bu da Cumhuriyete ve İktidar biçimine teokratik bir nitelik vermektedir. Kısaca sı Türkiye Teokratik Cumhuriyetle idare edilmektedir. Bu durum sadece günümüze özgü fiili bir olgu değil. Geçmişe de uzanan hukuki bir karakteri vardır.Geçmiş dönemde Osmanlıda Alevilere yönelik kıyım Cumhuriyet döneminde de devam etmektedir. Osmanlı döneminde siyasal erke karşı direnişlerin sınıfsal karakteri vardır. Alevilik bu açıdan kendiliğinden sosyalist hareketlere bir taban oluşturur. (hazır potansiyel oluşunun kaynağı buradan gelmektedir.) Devlet tarafından iki cepheden saldırıya uğramaktadır. Bir taraftan “ırkçı olmayan” T.C Alevilere Irki anlamda Türkçülüğü enjekte ederek hem enternasyonalist olan sosyalizm ile bağını kopartırken Kürt ulusal kimliğine karşıda milliyetçiliğin önünü açmaktadır. Halbuki Alevilikte ayrımsız insan vardır.Diğer yandan asıl saldırı dini söylemle gelmektedir. “Biz hepimiz (%99) Müslüman’ız” cı gibi bir taraftan bu söylenerek diğer taraftan yerleşik olduğu bölgelerden atılmaya ve sürgüne yönelik yakma-yıkma ve üretimden dışlamayı hedefleyen saldırılara tabii tutulmaktadır. Burada Laik devlet yapılanması egemen din aleyhine değil tersine sınıfsal olarak Sünni- İslam din lehine işletilerek Alevilerin geçmişle tarihsel-sınıfsal bağlarını koparmaya yöneliktir.Böylece Alevilerin politik sınıfsal yapılanması bozularak Sünnileştirilmek istenmektedir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde devralınan siyasal-kültürel devlet yapılanması, toplumsal anlamda da, devam ettirildiği için bugünkü “laik devlet” yapısı suniliğe karşı bir reaksiyon göstermemektedir.Çünkü aynı kültürden beslenmektedir.Aynı durumun örneklerini bir başka yerde de görmekteyiz.Öz be öz Türk olan ve Türkçe konuşan Karamanlı Türkleri 1942’de Mübadeleye tabi tutulmuşlardır.

“Bu noktada Cumhuriyeti kurup biçimlendiren asker- sivil bürokrat kökenli siyasal elitlerin Fransız aydınlanmasının ve büyük ihtilalin insanlığa en büyük hediyelerini bile ne yazık ki özelliklede onları kendi egemenliklerini meşrulaştırmak üzere basit birer araç olarak kullanmalarında mündemiç olan ikiyüzlülüğe bir, İlk örnek olarak Laikçi Cumhuriyetin temelidir. Ve her ne kadar anayasaya sonradan dahil (1937) edilmişse de kurucuların kafasında taa baştan beri vardı şeklinde ki iddialar hemen hemen her gün tekrarlanırken öz be öz Türk olan ve Türkçe konuşup, Türkçe yazan Karamanlıların sırf hrıstiyan olmaları esasında mübadeleye tabi tutulup vatanlarından koparıldıklarını hatırlatmak isteriz.” §

Bu olay şunu göstermektedir.Devlet genel olarak öz ve biçim açısından Osmanlı döneminden devralınan Sünni-İslam toplumsal zemindeki devşirmeciliği hızla hukuki anlamda da devşirmeci bir zeminine doğru çekmeye çalışmaktadır.
“Türk-İslam” toplumsal zemininde anti-komünizme dayanan yeşil kuşak stratejisi, ABD ve Batı lehine, hem içte hem de dışta kullanılmaya başlanmıştır. Bu durum fiili olarak Türkiye’yi Doğu ile Batı arasında fakat Batı lehine bir stabilizasyon aracı olarak kullanılmasına evet diyen bir yaklaşımın sonucudur. Bu olgular Osmanlıda her zaman iç politik alanda kullanılıyordu. Son yüzyıllarında Osmanlının bir fiil kendisi bu durumdaydı.Bu gün hakim sınıflar Türkiye’yi de aynı duruma sürüklemişlerdir. Bu fiili ve hukuki devşirmeci devlet yapılanmasının tarihsel izlerini bugünde her alanda bulabiliriz.Özellikle Türkiye de Hukuki durumla fiili-toplumsal durum arasında her zaman bir açı var olmuştur.Tarihsel toplumsal durum bir tehdit aracı olarak hukuki bir durum haline getirilmeye çalışılmaktadır.
Türkiye’de resmi siyasal söylem çerçevesinde çok sık duyduğumuz “Türkiye Cumhuriyeti Devleti” tabiri vardır. Aslında bunun Türkiye Cumhuriyeti olması gerekir. Burada asıl vurgu Cumhuriyete değil devlettir. Yani asli unsur devlettir. Hatta bunun onlara göre Türkiye Cumhuriyeti olması o kadar da önemli değildir. Yerine başka bir şey de konulabilir. Fakat kesinlikle devletin olması gerekir.denmektedir. Bu toplumsal varlıkların temeli zaten “vatansızlık” olan devşirmeciliğe denk düşmektedir.Aslında toplumun vatanı olduğu halde toplum vatansızmış gibi vatanla iktisadi-politik- ve ideolojik bağı kopartılarak hayali bir vatan profili çizilmektedir. Bu siyasal devlet yapılanması Osmanlı devletinden geriye doğru Emevi devlet yapılanmasına kadar suniliğin benimsenmesiyle oluşmuş kurmaca siyasal bir düzlemdir. Var olan resmi tarih Türklerin nasıl Müslüman olduğu sorunu, yer almaz Türklerin eski tarihiyle ilgili bilgi vermek yerine birden bire ani bir sıçramayla Müslümanlık sonrası tarih anlatılmaya başlanır. “Hatta Türkler İslamiyet’i benimsemeseydi Türklük kalmazdı” demeye getiriyorlar. Bu söylemin altında Emevi ve Abbasi yayılmacılığının kültürel mirasçılığı yatmaktadır.Halbuki bugün dahi Türk olup da Tevrat’a inanan insanlar vardır. Hem de İsraillilerin benimsediği “Talmut” yorumuyla değil “Tevrat”ı kendi yorumlarıyla benimseyen bir akımı Sekizinci Yüzyılda başlatarak farklılıklarını korumuşlardır.Hazar Türklerinin torunları bugün Litvanya ve Kırım da yaşamaktadırlar.Bu gün Karaylar diye bilinirler. Geçmişte Bizans ve Arap egemenliklerine karşı mücadele ettiler.
Türk-İslamcı yaklaşımlar doğrudan doğruya Anadolu topluluklarını kendi tarihsel gerçeklerinden koparmaktır, egemen devşirme-kurmaca hakim-i şer-i’ye kültürün (Suni İslam) her yönü ile yukarıdan aşağıya dayatılmasından başka bir şey değil.

“Türk uygarlığının en verimli alanı sayılabilecek olan, Seyhun ve Ceyhun nehirleri arasında kalan bölgenin (‘Güney Türkistan’) Türk tarih kitaplarında bile ‘Maveraü’n Nehr” diye geçmesinin esprisini kaçımız düşündük acaba? Eski Güney Türkistan’ın kaşla göz arasında “Maveraü’n Nehr” oluvermesinin hikayesi, Tıpkı Kızılderili yurtlarının, “Amerika” oluvermesinin hikayesi gibidir oysa; nasıl ki Hıristiyan İspanyollar, Çıkartma yapan kaptanları American Vespuci’ nin adını oraya verip bize kabul ettirdilerse, Eski güney Türkistan’ın “Maveraü’n Nehr (Türkçe’si, “nehrin öte tarafı”,yani Araba göre Ceyhun’un ötesi olan topraklar) adını alması da oraya silah zoruyla el koyan Müslüman Arap’ın tercihi olmuştur. ……
…….. Arap /İslam yayılmasının Türk yurtlarına ilişkin bölümü, en az Colomb’ların ‘Amerika’yı fethi kadar büyük bir trajedidir. Böyle büyük bir trajediyi ise, Türkiye İnsanının mutlaka bilmesi gerekiyor; çükü tarihe ilişkin sağlıklı bir bilinç,hem doğrudan veya ideolojik işgallere karşı uyanık olmak hem de başkalarına karşı benzeri suçları işlememek açısından biricik güvencedir. ………..
……. Arapların MS 650’lerdeki ilk akınlarıyla başlayıp ta Türk Boylarının 950-1000 yıllarındaki dönüşüm yönelimine kadar, Yani 300 yıllık mücadeleler sonrasında ancak kısmen tamamlanan, korkunç trajedilerle örülmüş bir zorla ele geçirme ve dönüştürme sürecidir.”¨
Yukarıdaki alıntı egemenlerin tarihe- -milliyetçiliğe –ulusçuluğa; pragmatizmin “kurmaca-düzmece” tarihle halklara nasıl manupule edildiğini sergiler.Yuvarlanan kar topu misali devralınan bu egemenlik halkaları Selçuklu-Osmanlı-ve Cumhuriyetle sürdürülmüştür.

Bu olgu dolayısıyla cumhuriyet insanı olduğu gibi değil devletin “vatandaşlara” söylediği şeyleri yaptığı temelinde ele almaktadır.Kısacası insanları öznelliği temelinde ele alan devşirmeci siyasal ve ideolojik bir düzlemdir. Dolayısı ile bu vatanda yaşayan herkesin cumhuriyeti olması yerine herkesin olmadığı (Türk- Kürt- Ermeni- Asur- Hrıstiyan- Yahudi- Alevi- Müslüman vb gibi benzer) bir devlettir.
Bunun böyle olmasının tarihsel nedeni savaşlar sonunda Türk ve Kürt egemenlerinin Arap-İslam egemenleriyle anlaşmalarıdır. Arap-İslam akınlarıyla; Türk boylarının vatanı olan Amuderya- Sri derya nehir boylarında ki Demokratik yönetim parçalanmıştır (her boyun ileri geleninin yönetimde temsil etme hakkı; ki bunlar kadında olabiliyordu). Farklı boy-kabile inanışlarındaki Türkmen’lerin ( Türk illerinde; Budizm-Şamanizm- Zerdüşt-Maniizm- İsraillik-Hrıstiyanlık vb gibi dinler var idi )Arap- İslam akınları karşısında zayıf düşmeleri sonucu, topluma yeni tek tanrıcı dinlerden biri olan İslamiyet kılıçla kabul ettirilmiştir.Kıyımdan geçirilen Türk illerinden alınan On binlerce esir Arap –İslam imparatorluğuna “Gulam” yapılmıştır. Saray-Sultan veya Halifeyi koruyan Muhafız birlikleri Gulam’lardan oluşturulmuştu. Savaşçı-Akıncı özelliklere sahip göçebe Türkmenlerin Yurtlarından koparılmalarından sonra yönetilen bazındaki öncüleri aracılığı ile yüzyılın üzerinde bir zaman dilimini bu sorunlarla yaşarken; Türkmen “Bey-Hakan”ları, “ileri” gelenleri İran Selçuklu İmparatorluğunun ortaya çıkmasında büyük rol oynarken yönetiminde sahibi idiler. Söz konusu coğrafyada kah akınlarla kah İslam egemenliğine boyun eğerek yaşam devam ederken, Türkmen “ileri” gelenleri artık “Bey-Hakan” değil, “Şah-Sultan-veya Melik” unvanları ile yönetimdeki yerlerini almıştır. İslam tarihinde ilkler arasında gösterilen Yönetim ve Yöneticilere Yasalar diye bilinen “Siyaset name” Nizamülmülk bu tarihlerde ele alınmıştır. Arap kökenli vezir: Nizamü’l-mülk, Hasan şöyle der: Yıl 470 (1077-78) olunca Sultan Mu’izzü’d-dünya ve’d- din Ebül-Ferh Melik şah b.Alp Arslan B. Muhammet Yemi nü Emiri’-Müminin, bana ve başka bendelerine,

“Her biriniz memleketimiz hakkında düşününüz ve zamanımızda iyi olmayanın ne olduğuna, dergah, divan ve bargah’ımızda o şartları yerine getirmeyenlere ve bizden gizlenmiş olana, bizden önceki padişahların şartlarını yerine getirdikleri tedbir almadığımız hangi devlet işleri bulunduğuna bakınız. Selçuklu Sultanları ve başkaları devrinden geçmiş meliklerin her ne kanun ve adetleri varsa, onlar üzerinde düşününüz, açık bir şekilde yazınız ve bize arz ediniz ki , biz onlar üzerinde düşünelim, bundan sonra din ve dünya işlerimizin gereğince yürümesi için emir verelim; gerçekleştirilmesi gerekeni, gerçekleştirelim ve her devlet işi kendi prensibine göre yürüsün; Yüce Allah’ın emirlerine uyalım; öteki dünyada cezalandırılmamamız için hayırdan şerden olup bitmiş olanı bilelim,zira yüce Allah dünyayı ve dünya Saltanatını bize ihsan etti bize nimetleri tamam eyledi;düşmanlarımızı kahretti. Bundan sonra memleketimizde hiçbir şey noksan veya bozuk veya yüce Allah’ın emir ve şeriatının aksine olmamalı ve yürütülmelidir.”Ò
diye buyurdu…Türkmen boylarının egemenleri, hükümranlığın ideolojik dini-mistik yönlerini çabuk kavradıkları gibi teba’nında artık şekillenmesi gerektiğine karar vermişlerdir.Tarihsel süreçten gelen kültürlerini terk ederek doğrudan Arap kültürü uzmanları ile işe başlamışlardır.Hem de Türkmen halkları kıyımdan geçirerek işe başlamışlardır. Arap asıllı Selçuklu vezirinin Siyasetname’sine bakalım: Yazılanlar temyiz edildikten sonra,
……….. “bu devletin muhalifleri yüzünden gönlündeki ızdırap sebebiyle on bir bölüm daha ekledi, her bölüme layık olanı vererek,hareketi zamanında ben kölesine verdi. Onun başına Bağdat yolunda ölüm vakıası gelince Batıniler ayaklanıp birçok halk ölünce, din ve adalet Alemin efendisi, Şehinşahü’l-a’zam, Muhammed Tapar b. Melik şah’ın varlığıyla güçleninceye kadar, bendeleri bu kitabı ortaya çıkarmaya cesaret edemedim.Yüce Allah o devleti, keremi ve lütfüyle ta kıyamete kadar sürdürsün ve devam ettirsin” Ò

Ayaklananlar Suni-Abbasi egemenliğini kabul etmeyen İslam’a direnen Türkmenler di… Bu devlet geleneği Anadolu Selçuklu döneminde de devam etmiştir. Her iki Selçuklu devletinin ve Osmanlı’nın yerleşik ve üretimden uzak Türk devlet geleneğinin Bugünkü durumunu ifade eder durumdadır. Ortaçağ Türk devletinin dokusu dinsel dogmatizmden dokunmuştu. Artı-ürünün piyasa dışı zor yolu ile elde edilişinin Üretim ilişkilerinin kutsanmasında tayin edici rolü din oynadığından, katledilenlerin servetlerine el koyarken buna ganimet gözü ile bakmakta idi. İşgal ettiği coğrafyada da Arap-İslam geleneği olan İkta sistemini devam ettirmişlerdir Kabile-Boy şeflerine dağıtılan toprakların-İkta’ların geri alınıp başkalarına verilmesi veya Doğrudan Sultan’a ad edilmesine kimse mani olamaz, bu “Tanrısal hak” idi.
Kendi dışındakilerle belirli bir hukuk çerçevesinde kalmayı zaman zaman görüyor olsak da egemenliğine kani olduğu anlarda temizlik harekatında geri kalmamıştır.İçteki farklı nüfuz etkinliklerini, suniliğe uzak duran Batıni-Müntezile-Şii ve Alevi değişik kuran yorumcuları vb gibi Sarayın zulüm ve haracından uzak duran muhalefetin sonu ise geriye dönüşü olmayan kıyım yöntemleri yüz yüze kalmışlardır.Ünlü Hallaç-ı Man sur bunların başında gelmektedir.

“Hallaç döneminde İslam uygarlığı Batı’nın Orta çağ Sonunda yaşadığı Rönesans’ın Çok daha görkemlisini yaşamaktaydı Yunan ve Latin klasiklerinin çoğu Tercüme edilmişti. Harran Üniversitesinde ki Hrıstiyan, Paien, Nesturi, Maniken Bilim adamları evrensel kültürün klasiklerini Arapça’ya çevirmişlerdi.
Zengin Kültür ortamında, Yeni yapıtlarla birlikte yeni eğilimler, yeni bağdaşımlar ortaya çıkmaktaydı. Örneğin Urfa ekolu Yeni Platoncu bir tutumu benimsemişken, endüstrinin geliştiği Küfe-Basra-Bağdat-Şam-Kahire-Rey- İsfahan-Nişapur gibi kentlerde ki aydınlar devrimci bir şia doktrini yandaşıydılar. Basra da suni kesim katı bir rasyonalizm içindeydi Maniken kökenli Küfe aydınlarının bir bölümü astroloji ve astronomi çalışmalarıyla evreni ve tanrıyı tanıma peşindeydiler. Aristoteles’in mantık ve bilim anlayışı tüm aydınları etkilemişti.
Aydınlar çalışmaların iki ana amaç üzerinde tem ellendirmişti: Hakikati tanıyarak ruhu saflaştırmaya ulaşabilmek ve ideal devletteki denge formülünü bulmak, bunlardan birincisi Stoa felsefesinin ürünü idi. İkincisi ise Antik Yunan felsefesinin ortak özelliği idi.
Herkes bir okula bağlı idi, ancak bağımsız filozoflarda vardı ki bunlardan biride Hallac’dır. Hallac Mantıkta Aristocudur;ondaki ‘dört ana neden’ ve ‘akıldaki on kategori’ ilkelerini benimsemiştir. Kendine ‘namusi’ (nomos Grekçe’de kanun demektir.) diyerek Socrates’e yakınlığını ortaya koymaktadır. Allah’a El Hak – Hakikat demekle Birçok dinsel eğilimdeki Ortak sıfatı benimsemişti.Ona göre Allah sadece hakikat deyimi ile 99 sıfattan biri değildir. O,’Nedenlerin nedeni’ olarak tek bir hakikattir.Panteist bir tanrı anlayışını dile getirmesine rağmen, zaman ve mekan üstünde ve dışında bu evreni aşan bir tanrı düşüncesini de benimseyerek Platon’a da yaklaşmaktadır.Görülüyor ki o tam bir bağdaşımcıdır.Seyahatlerinde tanıdığı değişik eğilimler onda bağdaşıma yönelen izler bırakmıştır.”s …………………

Ebubekir Razi Bağdat’ta büyük bir hastane kurmuştur Her ikisinin de ideal şef konusunda ortak görüşleri vardır.Halacın ilişkilerini tıpla ilintilendirenler olduğu gibi; onların amacının mükemmel insana ulaşmaktı. Razi akılla mükemmelliğe ulaşılabileceğini Söylerken Hallac kalbin saflaşmasıyla Yetkinliğin elde edilebileceğini öne sürmüştür. Razi rasyonalist Hallac ise sezgici idi…
Yukarıdaki alıntı Abbasi döneminin ve Yakın Ön Asya coğrafyasının 1000 yılının öncesindeki durumunu anlatmaktadır.Katı Suni-İslam mantığının egemenliği- otoriteyi ele geçirince, Hallaç, Aleviler ve benzerlerini doğrayıp yakmakla işe başlamıştır. Ortaçağın Karanlık sürecinin Asya topraklarındaki -karanlık sürecin- orta çağ Avrupa’sından önce böylece başlamış olduğunu görüyoruz…Tarihsel sürecin karanlığa gömülmesinde Avrupa’ya öncülük eden İslam bu misyonunu 2000 yıllarını devirdiğimiz bu günlerde de Halen devam ettirmektedir
Osmanlıda devşirme ise kapıkulu geleneğinden devam ettirilirken; bunu da Arap İslam kültüründen devralmıştır.

“Yani devlet tarafından özel olarak ailesizleştirilmiş işte o yüzdende her şeyi devlet kendiside ancak bu devletle/devlette bir şey ve, bu devletin dayandığı tek şeyde aslında kendisi, kendisi sahip çıkmazsa başka hiç kimsenin sahip çıkamayacağı, kendisinin de kendisi dışında hiçbir şey olamayacağı devlet
Osmanlıda bürokratın ayrıcalığı, devletin kendi kendisini ne mülkünün herhangi bir bölümü ile nede bu mülk üzerinde var olan kiliselerden,milletlerden toplumsal grup, zümre yada sınıflardan hiçbirisi ile tam tamına özdeşleştiremiyor olması bunların kendisine nüfuz ederek / edebilecek birer siyasal özne oluşturmalarını / birer siyasal özneye dönüşmelerini önleyecek şekilde, bunların hepsi karşısında her zaman eşit olmasa da, mutlaka belirli bir mesafede duruyor olmasından kaynaklanıyor.” o

Osmanlı bürokratın üstlendiği devleti kurtarma operasyonu siyasi bir misyondur. Devleti adına gizli yada açık operasyonlar düzenleyen yapılanmaları kurumlaştırarak devam ettirmiştir. Bugünde bunların daha modern biçimlerini ülkemizde görmekteyiz.
12 Mart darbesinde “Tam bağımsız Türkiye” diyenler asılmışlardır.Diğer yandan daha sonra kurşun sıkmak, telle boğmak, içerde yada dışarıda darbe düzenlemek ve insan yakmak yurt temelinde olmayan vatansızlık temelinde kurulan devlet ve örgütlenmelerin insan profilidir.


gazi eke

Amistofes Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Amistofes Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
Alt 29.08.2008, 22:32   #20
Yazar
Dede-baba
Forumla Bütünleşmiş
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 1.098
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 53
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 218
826 Mesajına 1.408 Kere Teşekkür Edlidi
Standart İslam Dışı Alevilik ve Açmazları

Aluviler'e (ışıkçı Erdoğan çınarcılara) Ahret soruları



1- Sizin Alevilerden farklı ibadetleriniz nedir?.. cem yapıyor musunuz* ceminizde Peygamber Olarak tanımadığınız? hz. Muhammed'i anıyor musunuz? Hz. Ali'yi ve 12 İmam'ı zikrediyor musunuz*

2-2- cem ibadetinizde İmam Hüseyin aşına göz yaşı döküyor musunuz* döküyorsanız? kim bu İmam Hüseyin... 6000 yıl önce yaşayan büyük Sümer ve aluvi peygamberi mi


3- Yok eğer siz cemlerinizde Peygamber'e ve 12 İmam'ı red ediyorsanız? Anadolunun her köşesindeki dedelerden ve Pirlerden farklı bir ibadetiniz varsa nedir? Nedir sizin Ehli beyt ve İmam Cafer buyruğundan yada Hacı Bektaş-ı Veliden 4 kapı 40 makam düstüründan farklı ibadediniz ve inancınız?

İmam cafer Buyruğunu kabul ediyor musunuz* etmiyorsanız 4 kapı Kırk makam sizin için ne ifade ediyor?

4- Eğer bu güne kadar gizli kalmış ve siz gerçeği bulmuşsanız.. farklılıklarıda.. gerçek aleviliğinizin ibadetlerini de biliyor olmalısınız* ve İnançlarınız nerde* ümmetiniz nerde.. Hz. Muhammed'e ..

Ayrıca hz. Ali'ye ve 12 İmam'a inanlar sizin ümmetiniz olabilir mi? Oysa cem Bu ululrla başla ve Biter...Eğer buy cemleri kabul ediyorsanız... nasıl hem inkar edip hemde Onlardan yardım istiyorsunuz?


5-Biz sizden sunları açıklamanızı istiyoruz madem Peygamber ve 12 İmam hakkında böyle düşünüyorsunuz cemlere gidipte.. bu uluların ismini anmanız çelişki değil mi* ve söyleyin islamın uluları olan 12 İmam ve Peygamber'in hz. Ali'nin geçmediği bir değiş var mı?

6-Anadolu'ya horasan erenlerinin gelişi 1000'li yıllara raslıyor.. daha öncesinde yok... peki sümerler yada siz aluviler... milattan sonra 1000. yüzyılda Aleviler içine saklanana kadar bu 5000 sene ne yaptınız?..Bu aradaki 5000 sene içinde sizin olduğunu söylediğiniz..Alevilerin cem ibadeti semahı.. musahipliği ve birçok alevi inancı hangi eski inanç içinde saklantı .. kanıtlar nerde..

7-Anadolu'daki islam öncesi dönemde değişleriniz.. sözleriniz ulularınız nerde?... 600 yıldır.. Bu Millete Pir Sultanı unuttutamadılar.. 800 yıldır Hacı Bektaş-ı Veli mizi unutturamadılar.. islam öncresi anadoluda... aradaki kayıp.. 5000 yılda hiç mi bu Aluviler (sizler) pir.. yada evliya yetiştiremedii eğer yetiştiremediyle asimile olmadıklarının ve başka inançlar ve milletler için eriyip yok olmadıklarının kanıtı nedir?..


8- Kanıt olmadığına göre asimile olmadığınızı nasıl iddia ediyorsunuz?? aksini söylüyorsanız islamdan ve ulularından arınmış kendi değişlerinizi... kendi ibadetlerinizi söylemelisiniz* madem ki gizli gerçeklere sahipsiniz.. altını doldurun bu söylemlerinizin

9-Madem bizim ulularımıza inanmıyorsunuz.. kendi ulularınızdan kutsallarınızdan bahsedin.. ama lütfen 12 İmam'dan hz. Ali'den arınmış olsun.. saf inancınızı.. getirin

Bizim allahımız peygamberimiz yoktur diyorsanız?.. biz felsefi bir diniz diyorsanız.. bu felsefeyi kuran kim?.... baştan sona islam ulularından oluşan bir islam dışı felsefe olur mu* farklılığınız nedir?..


10-alevi inancı anadolu kökenli olmayıp.. Horasandan gelen bi inanç.. Horasan erenleri dışında Anadolu'nun yerli halkından olan bir inanç önderiniz neden yok* neden Horasan pirlerine muhtaçsınız?

Ahmet Yesevi'de 6000 yıllık sümer inancından mı* ya Tuncelideki Baba Mansur.. ya Düzgün baba.. bunlar hepsi horasan gelmiş (belgelerle kanıtlı) bu ne çelişki?

Horasan erenleri gelene kadar aradaki 4000 yılda hangi inancın içine saklandınız* ve nasıl asimile olmadınız?


11-Neden sünnilik değilde alevilik içinde gizlendiniz? Osmanlı yada islam kendi gibi inanmayan hangi ulusu yada inancı yok etmiş?.. hıritiyanlığı mı yada yahudiliği mi* osmanlının başka dinlere olan hoşgörüsü ortada iken... Biz islam değiliz demek daha mantıklı olmaz mıydı* Örneğin Ermeniler yada ırakta keldaniler... süryaniler hiç devlet kurmayıp asırlarca osmanlı içinde yaşadılar.. onlar neden sizin gibi gizlenmedi ?

12-Siz kendinizi sakladıysanız.. farklı ibadetlerinizi ve inançlarınızı da biliyorsunuzdur.. islami öğeler ve motifler taşımayan orjinal aleviliğinizi anlatırmısınız* mesela dularınız da kimleri anıyor.. kimlerden yardım istiyorsunuz* lütfen islam dışı olsun bunlar


13-Şu kurnazlığı da artık yapmayın.. 12 İmam 'dan.. hz. Ali'den ve islami motifler taşıyan binlerce değişin içinden cımbızla bir kaç değiş getirip,, bunları saptırarak kimseyi aldatmayın... Mesela sizin gibi tarihte hz. Ali'ye ve 12 İmam 'ı red eden değişleri getirin bize.. kendini islam dışı gören.. sözler getirin.. Eğer bunların aksini söylemiş ve savunmuş Uluları kanıt getirecekseniz.. Sizin bilimselliğinizden değil.. şarlatanlığınızdan.. Oportivinizden.. yada Türibine oynamanızdan bahsedilir..

14-alevilik eleştirisi yerine islam dışı inancınızdan yada islamdan arındırılmış damıtılmış saf orjinal aleviliğinizden bahsedin?

İslam dışılığı söylemeyen..ve hz. Muhammed'i Hz. Ali'yi inkar etmeyen Uluları anmanız ve kendinize kanıt getirmeniz çelişki değil mi? ?*

15-Size göre ulular ve Pirler halka başka bir inancı aşılarken... kendileri başka bir inanca mı inanıyorlardı?.... Pir Sultan.. yada Nesimi yada Halaç halka şekil olsun.. diyemi inanmadıkları değerler için asıldı

Ben Evlad-ı Resul bir ailedenim seyid neslindenim.. yüzlerce ceme katıldım.. bir çok dede ve Pirle konuştum.. bu sizin sırrınızdan benim niye haberim yok?..


16-sünni birinin alevilik hakkındaki söylemlerine itibar etmek.. ama Bu yolu erkanı yüzyıllardır taşıyan dede ve babaları inkar etmek.. mantıklı mı? tutarlı mı* yada Bilimsel mi* Söyleyin Bir din kimden öğrenilir O dinin taşıyıcılarından mı* o dine inanmayanlardan mı?

Eğer sizin bahsettiğiniz gibi.. islam dışı olduğumuz yönünde bir giz varsa... Sizden önce asırlardır cem yapan binlerce talibi olan... Ocakların dedelerinin ve atalarımın haberi olması gerekmez mi? dedeler bu sırrı ateist ve sünnişlerte mi verriler kendi taliplerinden önce?


17-Şu gizli sırrınızı yani... hz. Ali'den 12 İmam'lardan arındırılmış dininizden neden ısrarla bahsetmekten kaçınıyorsunuz** mesela cemleriniz nasıl* hz. Muhammed'i hz. Ali'yi ve 12 İmam 'ı anmadan mı ibadet yapıyorsunuz* anıyorsanız bu ne çelişki..

Sizin gibi gizli gerçeğe erenlerin... sözde gerçek orjinal alevilerin ibadetleri de bizden farklı olması gerekmez mi* yoksa siz hala inanmadığınız Peygamber'e hz. Ali'ye ve "12 İmam'a dua ederek mi cem yapıyorsunuz?.. değişlerde hz. Muhammed ve hz. Ali yada 12 İmam isimleri geçince tepkiniz ne oluyor* küfür mü ediyorsunuz*

Açık olun.. bu ne iki yüzlülük?


Saygı Ve Sevgilerimle

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Dede-baba Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 15:24.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica