Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Üyelerin Mekanı > Üye Günlüğü (Blog)

Üye Günlüğü (Blog) İsteyen üyelerimiz burada kendileri için bir konu başlığı açıp blog olarak kullanabilirler.

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 12.09.2008, 16:29   #11
Yazar
'Serhan'
Deli Kadir
 
'Serhan' - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 30.10.2006
Bulunduğu yer: İzmit/Kocaeli
Yaş: 38
Mesajlar: 5.306
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
'Serhan' - MSN üzeri Mesaj gönder
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 118
İtibar Puanı: 2014
'Serhan' itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip'Serhan' itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip'Serhan' itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip'Serhan' itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip'Serhan' itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip'Serhan' itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip'Serhan' itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip'Serhan' itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip'Serhan' itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip'Serhan' itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip'Serhan' itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip
'Serhan' - MSN üzeri Mesaj gönder

Ettiği Teşekkür: 3.149
1.926 Mesajına 4.343 Kere Teşekkür Edlidi


Standart

blogun hayırlı olsun sevgili pınar.umarım hep güzel günlerini güzel hatıralarını yazarsın buraya.

___________________İMZA___________________
Daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar.
Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır.
Safları sıklaştırın çocuklar,
bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.


Nazım Hikmet Ran 1962






[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
'Serhan' Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
'Serhan' Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 12.09.2008, 18:10   #12
Yazar
BELENNN
Forumun Bir Parçası
 
BELENNN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 07.12.2007
Bulunduğu yer: izmir
Yaş: 32
Mesajlar: 641
Memleket: ÇORUM
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 48
İtibar Puanı: 280
BELENNN sevilen bir üyeBELENNN sevilen bir üyeBELENNN sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 515
178 Mesajına 312 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Blogun hayırlı olsun

___________________İMZA___________________
".....karalara bürünmeyin sakın.. yasımızıda aydınlık yarınlar gibi aydınlık tutalım....karanlıklar korkuyu simgeler korkmayın,gülümseyin celladın suratına......"
BELENNN Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
BELENNN Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 12.09.2008, 20:17   #13
Yazar
Linho
Forumla Bütünleşmiş
 
Bilgiler
Tournaments Won: 2

Üyelik tarihi: 17.05.2007
Bulunduğu yer: Almanya
Mesajlar: 4.116
Memleket: SAMSUN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 100
İtibar Puanı: 1618
Linho ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorLinho ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorLinho ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorLinho ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorLinho ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorLinho ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorLinho ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorLinho ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorLinho ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorLinho ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorLinho ışıl ışıl bir geleceğe gidiyor

Ettiği Teşekkür: 1.157
1.963 Mesajına 4.767 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Blogun hayirli olsun pinar...

___________________İMZA___________________
Özlem benim kavga benim aşk benim
Linho Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Linho Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 12.09.2008, 22:24   #14
Yazar
Pınar_34
Genel Sorumlu
 
Pınar_34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 12.11.2007
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 2.142
Memleket: ADIYAMAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 78
İtibar Puanı: 1658
Pınar_34 ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorPınar_34 ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorPınar_34 ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorPınar_34 ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorPınar_34 ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorPınar_34 ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorPınar_34 ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorPınar_34 ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorPınar_34 ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorPınar_34 ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorPınar_34 ışıl ışıl bir geleceğe gidiyor

Ettiği Teşekkür: 4.077
1.448 Mesajına 3.903 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

BEN MİYİM SEN Mİ?

Ayrı gayrı kalksın diyorsun sözde
İkilik yaratan ben miyim sen mi?
Hak insanda bulduk inandık özde
Mevlayı aldatan ben miyim sen mi?

Yetmiş iki millet birdir demişiz
Kamil insan bizde pirdir demişiz
Dost için veririz, serdir demişiz
Can deyip can satan ben miyim, sen mi?

Bilim yolumuzdur, bilgi çağında
Sevgi büyütürüz gönül bağında
Muhabbet eyleriz yar otağında
Aşk'a hülle katan ben miyim, sen mi?

Nasibin almamış sevgiden yana
Fetvalar çıkarıp kastetti cana
Asırlar boyunca mazlum insana
İftiralar atan ben miyim, sen mi?

Ne insan öldürdük, ne de kin kustuk
Dövüldük, sövüldük, yakıldık sustuk
İnsanı sevene ezelden dosttuk
Bahaneyle çatan ben miyim, sen mi?

Alıntı...

___________________İMZA___________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Pınar_34 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Pınar_34 Kullanıcısına bu mesajı için 5 üye teşekkür etti:
Alt 12.09.2008, 22:39   #15
Yazar
Pınar_34
Genel Sorumlu
 
Pınar_34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 12.11.2007
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 2.142
Memleket: ADIYAMAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 78
İtibar Puanı: 1658
Pınar_34 ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorPınar_34 ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorPınar_34 ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorPınar_34 ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorPınar_34 ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorPınar_34 ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorPınar_34 ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorPınar_34 ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorPınar_34 ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorPınar_34 ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorPınar_34 ışıl ışıl bir geleceğe gidiyor

Ettiği Teşekkür: 4.077
1.448 Mesajına 3.903 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Asıl eksiklik, eksik olduğumuzu düşünmekti.
Asıl eksiklik, çareyi başkasında aramaktı.
Hayatın matematiği farklı; iki yarımı toplayınca bir etmiyor.
İnsan tek başına mutsuzsa başka biriyle de mutlu olamıyor. Önce yalnızdık.
9 ay boyunca karanlık bir yerde dışarı çıkmayı bekledik ve dünyaya ağlayarak
geldik. Pişman gibiydik. Ya da mecburen gelmiş gibi. Biraz büyüdükten sonra,
kendimizi bildiğimiz anda, içimizi kemiren, kalbimizi kurcalayan o tuhaf
duyguyu hissettik:
Bir yerde bir eksik var dedik. Korktuk. "Bunun sebebi ne?" diye sorduk
kendimize. Cevabı yapıştırdık: "Demek ki sahip olmadığımız bir şeyler var. O
yüzden eksiklik hissediyoruz". Peki, neye sahip olmamız gerekiyor? çocukken
"yaşımız küçük" diye düşündük. Her istediğimizi yapamıyoruz. Kurallar,
yasaklar var. Büyüyünce her şey yoluna girecek.
Büyüdükçe Bir şey degişmedi.
Yine huzursuzduk. İçimizden bir ses aynı sözcükleri fısıldıyordu: "Bir eksik
var. Kafamız karıştı. Nasıl kurtulacağız bu igrenç duygudan? Nasıl geçecek
bu? Aklımıza yeni cevaplar geldi:
Okulu bitirince geçecek. İşe girince geçecek. Para kazanınca geçecek. Tatile
gidince geçecek. Okulu bitirdik. Diploma aldık. İşe girdik. Kartvizit aldık.
Çalıstık. Para kazandık. Taşındık. Araba aldık. Çalıştık. Eve yeni eşyalar
aldık. Tatile gittik. Dans ettik. Terfi ettik. Kartviziti değiştirdik. Daha
çok çalıştık. Daha çok para kazandık. Çalıştık. Çalıştık. Geçmedi. "Bir
yerde bir eksik var" hissi, hala orada duruyordu. Bu sefer de "Sevgilimiz
olunca geçecek" dedik. "Yalnızlığımız sona erince bu illetten kurtulacağız."
Beklemeye başladık. Derken, biri çıktı karşımıza. aşık olduk. Ve anında başka biri olduk. Daha güçlü, daha guzel, daha akıllı biri. Hesap cüzdanları, kartvizitler, hatta ilaçlar bile böyle hissetmemizi sağlamamıştı. Sevgilimizin gözlerinde, daha önce bize verilmemiş kadar büyük sevgi ve hayranlık gördük. Sevgilimizin gözlerinde Tanrı' yı gördük. Işığı gördük. "Tünelin ucundaki ışık bu olmalı" diye düşündük "kurtulduk".
Sonra bir gün, daha dün bize deli gibi aşık olan insan çekip gidiverdi. Ya da artık eskisi gibi sevmediğini söyledi. Ya da başka birine aşık olduğunu söyledi. Ya da daha kötüsü, başka birine aşık oldu ama söylemedi. Telefonu açmamasından, elimizi tutmamasından, sevişmemesine bahane bulmak zorunda
kalmamak için biz uyuduktan sonra yatağa gelmesinden anladık, bir terslik
olduğunu. Belki de sevmekten vazgeçen veya terk eden sevgilimiz değildi,
bizdik. Fark etmez. Sonuçta aşk bitti. Şimdi her yer bomboş. Şimdi tekrar yalnızız. Başladığımız yere döndük.
Yıllarca uğraştık, eksiğin ne olduğunu bulamadık. Halbuki her şeyi denedik,
her yere baktık. Öyle mi? Bakmadığımız bir yer kaldı. İçimize bakmadık.
Eksik parçayI dışarda aradık ama içimizde saklı olabileceğini akıl etmedik.
Birilerini sevdik, birileri bizi sevsin diye uğraştık ama kendimizi sevmedik. Şaşıracak bir şey yok, tabi ki sevmedik. Kendimizi sevsek bu kadar koşturur muyduk? Canımız yanmasın diye duvarların ardına saklanır mıydık?
Kendimizi boş sanıp doldurmaya uğraşır mıydık? Terk edilmekten korkar mıydık? Asıl eksiklik, eksik olduğumuzu düşünmekti. Asıl eksiklik, çareyi başkasında aramaktı. Hayatın matematiği farklı; iki yarımı toplayınca bir etmiyor. İnsan tek başına mutsuzsa başka biriyle de mutlu olamıyor. "Herkes beni sevsin" diye uğraşınca kimse gerçekten sevmiyor, herkes sevgisine şart koyuyor, sınır koyuyor. Oysa "kendime duyduğum sevgi bana yeter" diye düşününce, kendimizi olduğumuz gibi kabullenince yarım tamamlanıyor. Her şey bir oluyor. İste o zaman perde aralanıyor. Acı diniyor. İste o zaman başka `bir`i bir araya gelerek, hesabın kitabın, korkunun kaygının hüküm sürdüğü sahte bir sevgi yerine, gerçek bir sevgi yaratılabiliyor.
Sonsuz Sevgilerimle.....

CAN DÜNDAR

___________________İMZA___________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Pınar_34 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Pınar_34 Kullanıcısına bu mesajı için 6 üye teşekkür etti:
Alt 12.09.2008, 22:50   #16
Yazar
'Serhan'
Deli Kadir
 
'Serhan' - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 30.10.2006
Bulunduğu yer: İzmit/Kocaeli
Yaş: 38
Mesajlar: 5.306
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
'Serhan' - MSN üzeri Mesaj gönder
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 118
İtibar Puanı: 2014
'Serhan' itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip'Serhan' itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip'Serhan' itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip'Serhan' itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip'Serhan' itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip'Serhan' itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip'Serhan' itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip'Serhan' itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip'Serhan' itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip'Serhan' itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip'Serhan' itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip
'Serhan' - MSN üzeri Mesaj gönder

Ettiği Teşekkür: 3.149
1.926 Mesajına 4.343 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Bahar, alıp başını gitmelerin mevsimidir. Sebepsiz yere bazen... Önünü ardını hesaplamadan... Hesapsız, kitapsız çekip gitmelerin mevsimidir bahar...

Bir bakarsınız kekik kokulu bir nisan sabahı koparıp alıverir sizi hayattan... Çiçek açmış bir kiraz ağacının hayaliyle yollara düşersiniz.

Demir alır gönlünüzün limanındaki gemiler... Açılır gidersiniz...

Aradığınız belki yüzülmemiş denizlerdir, belki keşfedilmemiş sevdalar, belki hiç yazılmamış satırlar...

Yüzmenin, sevmenin, yazmanın heyecanıyla coşarsınız.

Dünyaya sırtınızı dönüp yürürken, o yaşanmamışlıkların izini sürersiniz kuytularda... Ve çoğu zaman kendinizle karşılaşırsınız umulmadık bir köşebaşında...

Elele tutuşur yürürsünüz içindeki çocukla...

O'nu büyütmekten korkarak...



* * *



Önünde bir nisan sağanağı varsa, geriye dönüp bakası gelmez insanın...

Oysa fotoğrafları henüz tazedir dünün ayazlı gecelerinin... Kışı birlikte aştığınız dostluklar sımsıcak durur yüreğinizde... Sadakatin ve yerleşikliğin güvenli kolları huzur vaadeder ardınız sıra...

Gel gör ki baharın kokusu dayanılmazdır. Ilık bir rüzgar ruhunuzdaki isyanı okşar. "Hadi sokağa" diye bağıran sirenler çalar içinizden... Derinliklerinizde tutuşturulmayı bekleyen alevler kı vılcımlanır. Kalbinizden havalanan güvercinlere şaşakalırsınız.

Sanki gitmek sadakattir: kalmaksa ihanet...

100 günü aşkındır bu köşede Yeni Yüzyıl haftasonlarında birlikte olduk sizlerle...

Güldük çoğu zaman ya da kızdık öfke dolu sözcüklerde... Mahzunlaştığımız da oldu, çocuklaştığımız kadar...

Yeni sözler söyleme derdine düştük, eskiye sırtımızı dönmeden...

Zorlu bir kışı, kırık dökük satırları ufalayıp ateşleyerek geçirdik.

Yeni bir yüzyılın silueti gülümsedi siz sayfaları çevirdikçe... "Ha doğdu, ha doğacak" denilen gazete, yeni kızlar, yeni oğlanlar doğurdu yeni doğacak bir yüzyıl için...

Sonra nisan geldi...

Sokakta direnilmesi imkansız bir çimen kokusu... içinin bir yerinde yuvadan erken ayrılmanın, sokakta hırpalanmanın korkusu...

Lakin bahara söz geçirmek ne mümkün...

Bir kez çiy düşmeye görsün kış mahmuru bedenlere...

...Coşkuları dizginleyebilene aşkolsun...



* * *



Bu yüzden izin istiyorum sizlerden... Bu köşe (kış köşesi) baharla buharlaşıyor.

Geriye bakınca hüzünleniyorum elbet...

Çünkü geride güzel bir doğuma ortak olmanın tatlı heyecanı var. Ve paylaşılmış köşelerde benzer duyarlılıklar... Ve sımsıcak dostluklar...

Ama önümsıra yüzülmemiş denizlerden iyot kokuları çarpıyor burnuma... Yeni Yüzyıl'ın ilham verdiği baharlar çağırıyor.

Şimdi gitmek sadakattir, kalmaksa ihanet...

O yüzden bir an önce kanatları takıp, uçmakta yarar var... Yeni baharlarda, yepyeni bahar şarkıları söyleyebilmek için...

Hep beraber...

CAN DÜNDAR.


Sesli dinlemek için; [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

___________________İMZA___________________
Daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar.
Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır.
Safları sıklaştırın çocuklar,
bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.


Nazım Hikmet Ran 1962






[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
'Serhan' Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
'Serhan' Kullanıcısına bu mesajı için 6 üye teşekkür etti:
Alt 13.09.2008, 00:40   #17
Yazar
arascan
Forumla Bütünleşmiş
 
arascan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 15.10.2007
Mesajlar: 1.019
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 65
İtibar Puanı: 1431
arascan görkemli bir forum yaşantısı vararascan görkemli bir forum yaşantısı vararascan görkemli bir forum yaşantısı vararascan görkemli bir forum yaşantısı vararascan görkemli bir forum yaşantısı vararascan görkemli bir forum yaşantısı vararascan görkemli bir forum yaşantısı vararascan görkemli bir forum yaşantısı vararascan görkemli bir forum yaşantısı vararascan görkemli bir forum yaşantısı var

Ettiği Teşekkür: 1.362
954 Mesajına 2.537 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Savaş ve Müzik..

Stalingrad Kuşatması’yla ilgili bir anekdot vardır. Kuşatma tüm şiddetiyle sürerken Rus Cephesi’nde askerlere moral vermek için senfoni orkestrası gelir ve konser verir. Konser Alman cephesinden de duyulmaktadır. Almanlar ateşi keser ve savaşa ara verirler. Orkestra sustuğunda Almanlar megafonla Rus cephesine seslenirler: “Biraz da Bach çalar mısınız? Söz, ateş etmeyeceğiz”. Orkestra çalmaya devam eder.
Ama her konserin bir sonu vardır. Sonra? Savaş devam eder…

Şostakoviç ünlü 7. senfonisini Leningrad’da, kuşatma koşulları altında besteler. Senfoni kuşatma altındaki Leningrad’da ve tüm Rusya’da askerlerin ve halkın direncini ve cesaretini artırır. Kuşatmaya katılmış bir Alman askeri savaş bittikten sonra, “Rus radyosundan senfoniyi dinlediğimde anladım ki, asla Leningrad’ı alamayacağız” demişti.

2. Dünya Savaşı yıllarında Afrika göçmeni sıska ve çirkin bir şarkıcı her iki cephede de popülerdi. Edith Piaf Nazilerin de hayranlığını kazanmıştı. Piaf, sık sık Nazilerin davetlerini kabul ediyor ve onlar için konserler veriyordu. Savaş bittikten sonra Piaf’ın Nazilerin bu hayranlığını, müttefikler için casusluk yapmada kullandığı anlaşılacaktı, Piaf halk kahramanı oldu, Fransızların en büyük nişanlarıyla ödüllendirildi.

Apocalypse Now filminin ünlü sahil bombardımanı kesitinde Amerikan helikopterleri (Nazilere nazire yaparcasına) megafonlarını sonuna dek açarak Wagner’in kıyameti çağrıştıran müziği eşliğinde napalm bombalarıyla Vietnam topraklarını yakıp yıkarlar. Wagner’in tek talihsizliği bu değildir, onun müziğini ırkçı söylemleri için uygun bir araç olarak gören Naziler Strauss gibi Wagner’i de propagandalarında bir araç olarak kullanmışlardı.

Müziğin insan ruhu üzerindeki büyük etkisi ilkçağlardan beri biliniyor, şamanlar davulların ve ritimli sözlerin gücüyle kendilerini veya kabilelerini, transa sokarlar ve kerametlerini gösterirlerdi. Savaşta düşmana karşı psikolojik bir üstünlük sağlamak ve korkutmak için müzik sonuna dek kullanıldı. Osmanlı’nın mehter marşlarını, İskoçların gaydalarını dinleyen düşmanların nasıl bir psikolojik baskı altına gireceğini düşünün.

Savaşa asker yani savaşan insan yetiştiren ordular askerleri bedenen olduğu kadar ruhen de savaşın sertliğine, acımasızlığına hazırlamalıydı. Böylece askeri müzik, marşlar doğdu. Bir makine gibi düzenli işleyen, bir makine gibi isteneni yapan otomat askerler yetiştirmek için makine ritmindeki marşlar gerekliydi. Öte yandan bu marşlar doğal olarak eril özellikler taşır (bkz Full Metal Jacket). Bireyin egosunu övdüğü kadar (erkek özelliklerine naat), özlem, sevgi gibi duyguları da boşaltan (yaylalar) içerikleriyle marşlar orduların vazgeçilmez mühimmatıdır.

Savaş hep uluslar arasında olmaz, bazen ordular kendi halkına savaş açar. Tıpkı Şili’!de olduğu gibi. Sadece müziğiyle cuntanın haklı korkusunu ve nefretini kazanan Victor Jara tutuklandığında, tıpkı kendi gibi muhaliflerin (hapishaneler dolduğu için) toplandığı Santiago Stadyumu’na getirilir. Bir albay, Jara’nın ellerinin kırılması emrini verir, askerler çekiçle parmaklarını kırarlar. Albay getirttiği gitarı Victor Jara’nın önüne fırlatır ve “çal şimdi de!” der. Jara “Venceremos’u söylemeye başlar ve stadyumdaki tutuklular da eşlik eder. Albay Jara’nun parmaklarını kırabileceğini ama direncini, inancını kıramayacağını anlamıştır. Victor Jara ve pek çok tutuklu albayın emri ile öldürülür. Kısa bir süre sonra Dünya Kupası eleme grubunda SSCB-Şili maçı vardır. SSCB futbol takım “kanlı stadyum"da maç oynamayı reddeder ve Şili 3–0 hükmen galip sayılır.

Victor Jara örneğindeki gibi müzik savaşan, savaş isteyenlerin karşıtlarının da en büyük silahlarındandır. Vietnam savaşı süresince savaş aleyhtarı kitlelerin en büyük protesto araçlarından biri de müzik olmuştur. Bob Dylan, Joan Baez, Paul Mc Cartney gibi müzik insanları müzikleriyle barışın yanında yer almışlar ve güçlü bir ses oluşturmuşlardı. Öyle ki, Paul Mc Cartney CİA tarafından izlenmişti (kuşkusuz onun kadar ünlü olmayanların üzerindeki baskı çok daha fazlaydı).

Alıntıdır..

___________________İMZA___________________
Çok okuyan kendinden az okuyan başkalarından cahildir
arascan Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
arascan Kullanıcısına bu mesajı için 5 üye teşekkür etti:
Alt 13.09.2008, 01:39   #18
Yazar
35_58
Forumun Bir Parçası
 
35_58 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 11.06.2008
Bulunduğu yer: izmir
Mesajlar: 898
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 55
İtibar Puanı: 864
35_58 parlak bir geçmişe sahip35_58 parlak bir geçmişe sahip35_58 parlak bir geçmişe sahip35_58 parlak bir geçmişe sahip35_58 parlak bir geçmişe sahip35_58 parlak bir geçmişe sahip35_58 parlak bir geçmişe sahip

Ettiği Teşekkür: 3.459
626 Mesajına 1.846 Kere Teşekkür Edlidi
Kalp

bloğun hayırlı olsun...sevgiler biricik pınarımız...

___________________İMZA___________________
Her YAĞMUR kendi iklimine düşer...
35_58 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
35_58 Kullanıcısına bu mesajı için 3 üye teşekkür etti:
Alt 13.09.2008, 14:06   #19
Yazar
ali1989
Forumun Bir Parçası
 
ali1989 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 19.06.2008
Bulunduğu yer: istanbul
Yaş: 30
Mesajlar: 910
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 52
İtibar Puanı: 483
ali1989 bulunduğu yerlere neşe getiriyorali1989 bulunduğu yerlere neşe getiriyorali1989 bulunduğu yerlere neşe getiriyorali1989 bulunduğu yerlere neşe getiriyorali1989 bulunduğu yerlere neşe getiriyor

Ettiği Teşekkür: 2.681
663 Mesajına 1.590 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Giderken
Ne bir uğurlayan var
Bu evde beni
Ne / döndüğümde
Karşılayan bakışlar.
Sadece
Özleminin
Yalnızlığımla kesiştiği yerde
Asılı duran hüzün var.

Kalkmış göçün
Yükünü indirdiğin
Her duraktan.
Bana kalan
Fırtınaya yakalanmış
Kuru çiçekler yığını / hatıralar.

Kayıp gidiyor toprak
Ayaklarımın altında
Nereye bassam.
Irmakta / suya düşen öpüşlerimiz
Kırağı düşmüş saçaklarda
Gülüşlerimiz üşümekte.

Adı batsın
Yazgısı değişsin
Bu / dönüşü olmayan gidişin.
Ya da / öğretsin sabrı
Nafile
Çaresiz
Yüreğime dağları deviren bekleyişin


alıntıdır.

___________________İMZA___________________
İnançlar
insanın vicdanındadır, kimseye inancım için
hesap vermek zorunda Değilim /Değiliz...

madımak rengi bir sivas türküsüne sevdalıyız yine söyler yine yanarız...
ali1989 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
ali1989 Kullanıcısına bu mesajı için 5 üye teşekkür etti:
Alt 14.09.2008, 16:38   #20
Yazar
arascan
Forumla Bütünleşmiş
 
arascan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 15.10.2007
Mesajlar: 1.019
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 65
İtibar Puanı: 1431
arascan görkemli bir forum yaşantısı vararascan görkemli bir forum yaşantısı vararascan görkemli bir forum yaşantısı vararascan görkemli bir forum yaşantısı vararascan görkemli bir forum yaşantısı vararascan görkemli bir forum yaşantısı vararascan görkemli bir forum yaşantısı vararascan görkemli bir forum yaşantısı vararascan görkemli bir forum yaşantısı vararascan görkemli bir forum yaşantısı var

Ettiği Teşekkür: 1.362
954 Mesajına 2.537 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Üç günlük ömrünün kaldığını öğrenmek, insanın 'an'ları yaşama şeklini değiştirecektir. Çünkü üç günlük zamanın beynimize işlediği doku, çağrışımların hızını artıracak, kafa karışıklığı bir kısır döngü halini alacak, bin bir suret belirecek aynamızda. Ne duaya, ne pişmanlığa, ne barışmaya, ne kavgaya, ne ağlamaya, ne de korkuya doğru cevabı verecek zihnimiz. Anlar, bizim bıraktığımız yerden devam edecek ve başkalarının yaşam sınırlarına dokunmaya başlayacak. Anlara aceleyle sığdıracağımız hiçbir şey bizi kurtarmaya yetmeyecek. Çünkü bizi kurtarmasını beklediğimiz şeyler bizimle bütünleştiği sürece meyve verirler.

Yalnızlık mı?
O dokunduğuna sabrı getirir, dokunamadığına özlem…

Gece, günün sabrını ölçecek...

___________________İMZA___________________
Çok okuyan kendinden az okuyan başkalarından cahildir
arascan Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
arascan Kullanıcısına bu mesajı için 5 üye teşekkür etti:
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:47.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica