Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Kültür-Sanat > Sinema ve Tiyatro

Sinema ve Tiyatro Sinema filmleri, yorumları, tiyatro oyunları, oyuncular, yıldızlar

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 01.11.2008, 15:42   #31
Yazar
AZRALİNİM8189
...angel of death...
 
AZRALİNİM8189 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 07.07.2008
Bulunduğu yer: İSTANBUL
Mesajlar: 763
Memleket: ERZURUM
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 47
İtibar Puanı: 166
AZRALİNİM8189 hakkında olumlu dusunceler mevcutAZRALİNİM8189 hakkında olumlu dusunceler mevcut

Ettiği Teşekkür: 0
303 Mesajına 521 Kere Teşekkür Edlidi


Standart

filmin yapılacagını duydugumda ayrı bir heyecan ve merak vardı özelliklede can dündar ismi olunca ama filmi izlelemedigim halde duydugum ve okudugum yorumlar tamamiyle bu filmin bir hayal kırıklıgı oldugunu anlatıyor
yazar haricinde ayrı bir kızgınlıgımda orduya
ilk defa ortaya cıkan arsivlerin Atatürk ile ilgili bir filimde nasıl kullanılacagını merak etmeden buna izin verilmesi ve filmin yayınlanmadan önce izlenilmesi ve gereginin yapılması gerektigini düsünüyorum

___________________İMZA___________________
[SIGPIC][/SIGPIC]

artık karanlık her cöktügünde tek bir yıldız olacak gökyüzünde oda benim sana nefretle bakısım olacak...

adını yazdıgım agaclar kurudu
icimdeki sevgin nefrete dönüstü


---------------------------------------------------


Artık
anladım ki;



her yürek
kendi yağmurunda
ıslanmalı...



Bu gün,
kendime yüreğimin iklimini yaşamayı teklif ettim..
bana, "yâr" de ve sus! dedi



suskunlugumsiyahınmatemi

Hayatın en hüzünlü anı, deli gibi sevdiğin insanın buna hiç değmediğini gördüğün andır.
Ve en büyük kaybın onun için harcadığın zamandır.
Senin aşkını şu gün hak etmeyen,
Bil ki 10 sene sonra yine hak etmeyecektir…

söyle gercekleri söyle
kim daha cok sevdi
sevmek istedi
söyle birdaha düsünüp
hangimiz bu asktan
coksey ögrendi


s
a
d
e
c
e

s
e
n

KUSLAR KANADINDAN İNSANLAR YÜREGİNDEN VURULUNCA ÖLÜR
AZRALİNİM8189 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
AZRALİNİM8189 Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 02.11.2008, 14:56   #32
Yazar
alev_2005_2005
... SESSİZ SİTEM ...
 
alev_2005_2005 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 13.05.2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 7.193
Memleket: TOKAT
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 140
İtibar Puanı: 2311
alev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip

Ettiği Teşekkür: 6.861
3.580 Mesajına 7.692 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

bcoskun@hurriyet.com.tr

Atatürk ’Mustafa’yı görse...

DİYELİM ki Atatürk beyaz atının üzerinde çıkageldi, yanında İsmet Paşa, komutanları, yaverler...

Aşağıda Cumhuriyet Bayramı ve herkes 'Mustafa'yı seyretmek için kuyruklarda.

Atatürk, İsmet Paşa’nın kulağına eğilerek:

'Şu arkada, elinde bazuka gibi boru olan, topçu neferi midir?..'

İsmet Paşa:

'Hayır Gazi Hazretleri, o Can Dündar, muharrir... Elindeki kamera aleti, hususiyeti sinema çeker...'

'Niye atlarımızın kıçını çekiyor?..'

'Buna ’insani boyut belgeseli’ diyorlar...'

Ata:

'İlke ve inkılaplar yönü ile de belgesel imal ederler mi bu fikriyatta olanlar?..'

'Sponsor lazım...'

'Sponsor bir nevi milli şuur gibi bir şey midir?..'

İsmet Paşa:

'Hayır Gazi Hazretleri, parayı veren... Parayı kim veriyorsa, şuur o cihette nüks etmektedir...'

Atatürk:

'Pekiiii... Aziz milletimiz sinemaya girip, aziz askerlerimizin cephelerde elde ettikleri muazzam zaferleri vefa hissiyatları içinde mi seyretmekte?..'

İsmet Paşa:

'İnsani yön belgeseli hesabıyla bakmaktadırlar, gece karanlıkta önderimiz ne yapmakta...'

Ata:

'O karanlık gecelerde uykusuz kalıp bir hür vatan yaratma sancılarımın acısını anlamışlar demek ki...'

İsmet Paşa fısıldayarak:

'Hayır, bir oturuşta büyük rakı içtiğiniz, gece karanlıktan korktuğunuz ima edilmekte...'

Atatürk hüzünle:

'Buna asıl aydınlıktan korkan hilafetçiler sevinecekler... Onlar hálá dergáhlarında oturuyorlar mı İsmet?...'

İsmet Paşa:

'Hayır Gazi Hazretleri, devletin tepesinde oturuyorlar...'

'Peki, Cumhuriyet Bayramı diye neyi kutlamaktadır bu millet...'

İsmet Paşa:

'Cumhuriyetten geri kalanını...'

Atatürk, atını çevirir:

'Gidelim Paşa...'

___________________İMZA___________________
***YAŞAMAK BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR VE BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇESİNE...***

***Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir. Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...***

***Kapansın el kapıları bir daha açılmasın, Yok edin insanın insana kulluğunu, Bu davet bizim...***


***Annelerin ninnilerinden spikerin okuduğu habere kadar, yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı, anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık, anlamak gideni ve gelmekte olanı...***

***Günler ağır. Günler ölüm haberleriyle geliyor.
Düşman haşin zalim ve kurnaz...***


*** NAZIM HİKMET RAN ***
alev_2005_2005 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
alev_2005_2005 Kullanıcısına bu mesajı için 8 üye teşekkür etti:
Alt 13.11.2008, 11:39   #33
Yazar
Yurdum
Üye
 
Yurdum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 21.02.2008
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 18
Memleket: İZMİR
Cinsiyet:
Yurdum - YAHOO üzeri Mesaj gönder
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 40
İtibar Puanı: 98
Yurdum yakında sevilen bir üye olabilir
Yurdum - YAHOO üzeri Mesaj gönder

Ettiği Teşekkür: 44
12 Mesajına 39 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Can Dündar'a yazılmış güzel bir yanıt

Mailime gelen Can Dündar'a yazılmış bu güzel yanıtı paylaşmak istedim;

Alıntı başlangıcı;
-----------------------------------------------------
bu da benim yanıtım Can Dündar'a, dün kendisine ilettim.
herkesi Can Dündar, sponsorlar Sabancı ve NTV'yi protesto etmeye çağırıyorum.
Sevgilerimle,
M.Buldanlıoğlu


11 Kasım 2008

Can Dündar,

‘Mustafa’ filmi ile ilgili olarak sizi ve filmin sponsorları NTV ve Sabancı Holding’i eleştirmiş ve filminizi beğenmemiş idim. Film ile ilgili Aydın, Cumhuriyetçi, Atatürk’çü herkes, biraz tarih bilgisi ve vicdanı olan herkes haklı eleştirilerini dile getirdi.

Maksatlı yaptığınız film ‘amaca’ hizmet etmektedir ve eminim ‘bazılarını’ çok memnun etmiştir. Film kimler tarafından beğenildi ve kimler tarafından kınandı diye bakacak olursak -seyretmeyenlerde bile (hele sizi birazcık tanıyorlarsa)- bir fikir oluşabilir.

Filmde bir çok tarihi yalan, yanlış bilgi var ve özellikle taraflı ve maksatlı kurgulamalara sapmışsınız. Siz en azından gerçekleri bilmeyecek bir insan değilsiniz, ama malum sebepler ile filminizi bu şekilde yapmayı uygun görmüşsünüz.

Bulduğunuz kılıf Atamızın insani yönünü göstermek imiş, buna kargalar bile güler!!!

Atatürk’ü korkak, pısırık, kinci, zevk düşkünü, alkolik, diktatör…. gibi tanımlıyorsunuz utanmadan, vicdanınız sızlamadan.



- Atanın akşam sofralarında her zaman bir kara tahta vardı ve gündemdeki önemli konular tartışılırdı.

- O masaya konuk olanlar ile nabız yoklamaları, gündemdeki önemli konuların tartışması, fikir alışverişi yapılırdı.

- Atatürk Türkçe ilk Kuran-ı Kerim’in basılmasını (kendi parası ile yaptırmış) ve Müslüman Türklere ilk kez kendi lisanları ile anlayarak mübarek kitabımızı okuma imkanı sağlamıştır.

- Atamız sanata ve sanatçıya son derece değer vermiştir.

- Doğa ve hayvan sevgisi örnek olacak kadar fazladır.

- Geometri kitabı yazmış ve halkına başöğretmen olarak örnek olmuştur.

- 5.000 civarı kitap okumuştur.

- İstese idi pek ala diktatör olurdu ama o demokrasiyi getirdi, Cumhuriyeti kurdu bugün bu sayede sizin gibiler var olabiliyor.

- Medreseler ve tekkelerin kapatılmasını hocasından yediği dayağa bağlayacak kadar bilgi sahibi olmanıza şaşırdım doğrusu!!!

- Cephede en önde yer almış, birçok kez ölümle burun buruna gelmiştir.

- Mehmetçiğe ‘kelle’ dememiş, Mehmetçik onun için her şartta ölüme koşmuş, büyük önder her savaşta Mehmetçik ile omuz omuza savaşmıştır. Asla korka olmamış, tam aksi cesareti herkese örnek teşkil etmiştir.

- Halkına yakın olmuş, dertlerini dinlemiş , ‘Ananı da al git’ dememiştir!!!

- Ne çevresi ne de kendisi köşeyi dönmemiş, yolsuzluklara adı karışmamış, hakkında yolsuzluk dosyaları olmamış, gemicikleri olmamıştır.

- Hiçbir zaman yalnız olmamış, tam aksi çevresi her zaman sevgi çemberi ile sarılı olmuştur.

- Hastalığı çok ilerlemiş olmasına rağmen Hatay’ı ülkeye katmak için askeri ve politik dehasını kullanmış, bunun için gece-gündüz çalışmıştır.

- Anzak askerleri için söylediği insani sözler Avustralya’da yer etmiştir. Yunan asker ve komutanlarına gösterdiği insanlık dün düşman olan bu insanları Atamıza hayran bırakmıştır. Bunlar dünyanın her yerinde yer alır ama sizin filminizde yer almaz.



- Tarihte varını, yoğunu memleketine bırakan tek liderdir. Bazılarının neleri nasıl götürdüğü gün gibi ortadayken Atamızın bu insani yönünü göstermemek ancak size yakışırdı.

- Türk Ulusu önderi sayesinde her zaman başı dik olmuştur (o tarihlerde tabii!!!), danışmanları bazı dış güçlere ‘sakın deliğe süpürmeyin, kullanın’ dememiştir.

Sn. Dündar sizinde bildiğiniz daha çok çok özellikleri olan, yabancı bilim adamları, tarihçiler, siyasetçiler, askerler tarafından ASKERİ DEHA, YÜZYILIN LİDERİ, MAZLUM HALKLARA ÖRNEK LİDER gibi bir çok gurur verici sıfat ile anılan Atatürk hiçbir zaman diktatör olmamıştır.

Bugün sizinde yaşadığınız bu topraklarda özgürce yaşıyorsak, demokrasiye sahip isek, hala camilerimizde ezan okunuyorsa, bir vatanımız var ise bunları Atamıza ve arkadaşlarına borçluyuz.

Sizin bir oğlunuz var; oğlunuzun bölünmüş, etnik kimliklerin ön plana çıktığı, ‘ılımlı islam’ ile yönetilen, ‘Ne Mutlu Türk’üm’denilemeyen, Cumhuriyet Kazanımları silinmiş, Atatürk ismi ve cismi silinmiş bir ülkedemi yaşamasını tercih edersiniz? Yoksa benim tuzum kuru, ‘vatansız’ olarak canımın istediği ülkede yaşarım diyemi düşünüyorsunuz?

Şunu bir an bile unutmayınız ki siz ve sizin gibilerin çocukları, torunları Atatürk Türkiyesinde Cumhuriyetin Kazanımlarından faydalanarak yaşayacaklar, ve sizleri gün gelipte –gerçekten-tanıdıklarında utanacaklar!!!

Bakın Can Dündar siz bu zihniyette olan liboş, 2. Cumhuriyetçi, Cumhuriyet kazanımlarını ve Atamızın gerçek kişiliğini, yaptıklarını erozyona uğratmak isteyenler tayfasının önde gelenlerindensiniz.

Hala gazetelere demeç verip, biz tabu’yu yıktık, niyetimiz bu değildi gibi abuk-subuk konuşuyorsunuz.

Ama sakın Türk Halkı gerçekleri görmüyor sanmayın. Yanılırsınız!!!

Ulu Önderimiz insanlık var oldukça sadece kendi vatandaşlarına değil, tüm insanlığa ışık olmaya devam edecektir. Atatürk yüzyıllar geçsede sevgi ve saygı ile anılacaktır.

Sizler ise tarihin çöplüğünde unutulup gideceksiniz. Kendi torunlarınız bile sizleri utanarak anacaklar.

Gün gelecek sizler utanmadan Atatürk’ü ve Cumhuriyeti öven yazılar yazacaksınız ama tarih sayfalarında yer alan icraatlarınız ile kimseyi kandıramayacaksınız.

Sizi ve bu filme sponsor olan NTV ve Sabancı Holding’i şiddetle kınıyorum. Devletten maaş almış bir babanın oğlu olarak size yazıklar olsun diyorum.

Atatürk ölmüş olabilir ama yarattığı vatan, eserleri her şeye rağmen yaşıyor. O büyük insan belki sizlere cevap veremez (vereceği cevabı daha o tarihlerde çeşitli vesileler ile vermiş zaten, ama en büyük eserim dediği CUMHURİYET sizin gibilere verilecek en büyük yanıttır) ama her yaştan, her kesimden ATATÜRK’çüler, KEMAL’İN ASKERLERİ sizin gibilere cevap vermeye ve onun eserlerine sahip çıkmaya her daim, her şartta hazırdır merak etmeyin.

Hegel ‘ Hiçbir kahraman uşağı için kahraman değildir. Kahraman, kahraman olmadığından değil, uşak, uşak olduğu için’ demiştir.

Türk halkı uşakları da iyi görmektedir Can Dündar.

Saygılarımla demek isterdim ama ne yazık ki size saygı duyamıyorum.

Mehmet Buldanlıoğlu
-----------------------------------------------------
Alıntı sonu

Yurdum Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Yurdum Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 03.12.2008, 22:39   #34
Yazar
35_58
Forumun Bir Parçası
 
35_58 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 11.06.2008
Bulunduğu yer: izmir
Mesajlar: 898
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 55
İtibar Puanı: 864
35_58 parlak bir geçmişe sahip35_58 parlak bir geçmişe sahip35_58 parlak bir geçmişe sahip35_58 parlak bir geçmişe sahip35_58 parlak bir geçmişe sahip35_58 parlak bir geçmişe sahip35_58 parlak bir geçmişe sahip

Ettiği Teşekkür: 3.459
626 Mesajına 1.846 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Yorum ; hem teknik hem bilgesel...


MUSTAFA MISTIK!
Abdullah Gürgün


Can Dündar'ın "Mustafa" filmini görenlerin sayısı bir milyonu aşmış. Olumlu, olumsuz yazılar, eleştiriler, övgüler, sövgüler sürüyor.

Dündar filmi yerenlere hemen "Filmi gördün mü?" sorusunu yöneltiyor. O nedenle hemen belirteyim. Ben filmi izledim. Üstelik yıllarca İsveç Devlet Televizyonu'nda ve İsveç Devlet Radyosu'nda (Dündar'ın ustası Mehmet Ali Birand da bizim Brüksel muhabirimizdi) belgeseller yapmış, halkla ilişkiler, gazetecilik ve film eğitimi almış bir belgeselci ve gazeteciyim. O nedenle kendimde bu filmin eleştirisini yapma hakkını fazlasıyla görüyorum.

Yine baştan söylemeliyim: Yetişkinlere filmi görün ya da görmeyin demek istemiyorum. Ancak çocukların izlemesini uygun bulmuyorum. İsveç'te bu filmi 15 yaşından küçük çocukların görmesi yasaklanır. Türkiye'de de çocukların görmesini sakıncalı buluyorum. Nedenini açıklayacağım. Elden geldiğince de üzerinde durulmamış olan noktalara değinmeye çalışacağım.

Filmi izledikten sonra Can Dündar'ın kalemini çok ustaca kullandığı ve film zanaatını da iyi öğrenmiş olduğu konusunda kuşkum kalmadı. Filmde sözcükler seçilerek ve eksik bırakılarak kullanılmış. Sözün gerisini düş gücünüzü kullanarak kafanızdan tamamlayacaksınız. Film görüntü sanatı olduğuna göre "bir resim bin sözcüğe bedeldir" diyerek olayı kafanızda şekillendireceksiniz. Dündar amaca uygun mükemmel bir ticari film yapmış. "Efendim iyi niyetinden kuşkumuz yok AMA şu hataları yapmış" gibi bir yaklaşımı ben ne yazık ki paylaşmıyorum. Can Dündar attığı her adımı bilerek profesyonelce atmış.

Filmin adına belgesel deniyor. Bana göre belgesel değil, kurgu. Gerçeklerden yararlanılarak yapılan bir kurgu film. Can Dündar fılmde hem belgesel hem de kurgu filminin ögelerinden yararlanmış Canlandırmalar yaparak filmi etkili hale getirmiş. Şekil olarak belgesel kurgu film diyebiliriz. Belgesellerin de aynı zamanda bir kurgu olduğunu, öznellik taşıdığını unutmayalım. Örneğin bir kişiyi pencerenin önüne oturtup konuşturuyorsunuz, yüzü karanlıkta görünmez. O zaman adam devlet sırrı açıklıyor gibi bir etki yapacaktır. Bir de adamı güllük gülistanlık yerde konuşturuyorsunuz. O da neşeli mutlu bir hava verecektir. Burada açıkça yönetmenin öznellliği belirleyici olmaktadır. Adam aynı şeyleri söylese bile etkisi değişecektir.

Diğer bir örnek olarak da kendi sesini kullanmasını verelim. Can Dündar'ın sesi amacına uygun bir ses. Ağlıyor mu gülüyor mu, ciddi mi değil mi anlaşılmıyor. İzleyiciyi uyuşturan bir ton kullanıyor. Yeri geldiğinde alay ediyor ama ciddi sanıyorsunuz. Ya da tersi. Şimdi siz bu filmde söz gelimi tok sesli tiyatrocu Mazlum Kiper'i kullansanız izleyici coşar. Müşfik Kenter'in yumuşak, müşfik sesini kullansanız Mustafa Kemal'e büyük sevgi duyar. Can Dündar kendi amacına uygun ses oynaklıklarıyla okuyor. Sonuçta büyük bir başarıyla güvenilmez bir film kahramanı yaratılıyor.

Can Dündar zanaatını usta bir terzi gibi icra etmiştir. Müşteriye istediği kumaştan, istediği model ve bedenine oturacak giysi yapmak da her babayiğidin işi değildir. Filmi beğenenlere, beğenmeyenlere ve orta yolculara da bakarak müşterinin kim olduğunu bulabilirsiniz.

Yakında İngilizce alt yazılı ya da dublajlı olarak MOUSTAPHA adıyla yurtdışına satılırsa çok

beğenileceğine eminim. Ancak Dündar'ı aşırı işbirlikçi bulup alay edenler de çıkabilir. Batılının hepsinin yalakalardan hoşlanacağını savlamak da aymazlık olur.

Dündar filminde çok kullanılan bir dramatürgi modelini uygulamış. Bu model bir devenin üst tarafının yandan görünüşüne benzer. İlk önce devenin başındaki kısa kaviste ilk vuruş yapılır. Filmin ana fikri/ana çizgisi hakkında fikir veren kısa çarpıcı ilk bölümdür. Sonra olaylar geliştirilir, çatışmalar, çelişkilerle heyecan doruğa çıkarılır. Bu doruk devenin hörgüçüdür. Sonra çelişkiler çözülmeye başlar, inişe geçilir, olaylar dinginleşir ve sona gelinir.

Dündar'ın ilk girişteki vuruşu korkunçtur. Gerçekten korkunçtur. Bir korku filminin girişidir. Nasıl?

Mustafa Kemal'in bir ağabeyi üç yaşındayken ölmüş. Deniz kıyısında kumsala gömmüşler. Bir gece rüzgar fırtına kumları uçurmuş. Ortaya çıkan bebeği çakallar yemiş. Bu sahneyi Can Dündar bir Drakula filmi gibi canlandırmış. Karanlık feci bir gecede mezar başında dolanan çakallar… Ve bu resimlerin üstünde ağlar gibi konuşan titrek bir Can Dündar sesi…

Drakula'da Türkleri kazığa oturtan Kazıklı Voyvoda'dan esinlenerek yaratılan bir kahramandır. Şimdi de Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten esinlenerek yapılan MUSTAFA adlı korku filmini izliyorsunuz. "Mustafa" da daha bir dinsel içerik var. "Kemal" ise devrimcidir (Devrimci önderlerden Mihri Belli de Yunan iç savaşında doğal olarak Kapetan Kemal kod adıyla anılıyordu).

Filmi izleyen çocuklar bu sahneden korkmazlar mı?

Şimdi bu ilk vuruşun filmin içeriği için verdiği mesaj nedir? "Bu aile uğursuz, lanetlenmiş bir ailedir!" Öyle mi?

Böyle bir olay olmuş mudur? Hiç mezar kazacak yer kalmadı da o sahile mi kazdılar? Rüzgar nasıl o toprakları kaldırmış atmış? Çakallar sahile inerler mi? Bunları ben bilmiyorum ama bildiğim birşey var: Kendini bilen hiçbir gazeteci ya da belgeselci böyle bir olay olmuşsa bile bunu koymaz. Neden koymaz? Çünkü hiçbir etik anlayışa uymaz… Kendinizi o ailenin yerine koyun. Çocuğunuzu mezarında çakallar yiyor. Bunu göstermek delikanlılığa da uymaz, insanlığa da. En hafif deyimiyle ayıptır, utanmazlıktır. Buna" belden aşağı vurmak" da diyebiliriz.

Can Dündar sesini titreterek anlatmaya devam ediyor. Mustafacık bu öyküyü dinleyerek büyümüş, kendini çok yalnız hissettiği için kendisine ayrı bir yuvacık yapmış. Hep oraya sığınırmış. Aklıma çocukluğumda evimizin arkasındaki boşluğu kendi mekanım olarak kullandığım geldi. Duvarlara ağaç dallarından, tahtalardan yaptığım oyuncakları, tabanca ve tüfekleri dizdiğimi anımsıyorum. Evcilik de oynardık. Ama Mustafa yalnız ve bunalımlı çocuk olduğu için evden kaçıp sığınıyormuş oyuncak evine.

Sonra dayısının oraya göçmüşler. Orada dayısının tarlasında kardeşi Makbule ile karga kovalıyormuş. Onu da güzel canlandırmış, kurgulamış. Ama tarlada değil kırlarda koşuşuyorlar. Ekin diye birşey yok ortada. Her yer çiçek. "O kadar kusur kadı kızında da olur", diyelim. Yalnız bu bölüme, bir gün kardeşinin kafasına yoğurt çanağını geçirdiğini de

koyabilirdi ve "Bunalım geçirdiği için çok asabiydi" diye de bir söz söyleyebirdi. Filmin sonunda gösterdiği yalnızlıklar içindeki Atatürk'ün bunalımlarına neden olarak, Freudçu bir yaklaşımla, bu çocukluk günlerindeki sorunları gösterilebilirdi. Unutmuş olmalı.

Bu sahnelerde Mustafa'yı bir Yunan çocuğu oynatarak canlandırmış. Tesadüfen olabilir mi? Hayır. Bence Can Dündar'ın orada ince bir mesajı var. Bazı Atatürk düşmanlarının "Yunan tohumu" küfrüne göz mü kırpıyor? Yoksa yurtdışına satışta Yunan dostluğu diye yurtturma amacı mı taşıyor? Ama bunları söylediğinizde alacağınız yanıt"Ne var canım, ırkçımısınız?" olabilir.

Yeri gelmişken söyleyelim, filmin müziğinin de Goran Bregovic'e yaptırılması da tesadüf değil aynı ticari kafanın ürünüdür. Türkiye'de film müziği yapacak müzisyen yok mu? Var. İşte Cannes Fim Festivali'nde Yol filminin müziğiyle en iyi müzisyen ödülünü almış olan Zülfü Livaneli. Müzisyenimiz var ama bence hesap gene başka ve Zülfü o hesaplara uymuyor.

Okul döneminden askerlik maceralarına, İstanbuldaki aylak gençlik günlerine, Suriye'ye sürülmesine geçiliyor. Daha sonra Vahdettin'in yurtseverliği, Mustafa'yı Samsun'a yollayışı, Mustafa'nın Vahdettin'e ihanet edip kafasına göre takıldığı, Kazım Karabekir'in geldiğini duyunca yüzünün korkudan nasıl solduğu, inek sürüsünü düşman zannedip ödünün koptuğu ve karanlıkta uyuyamadığı ballandıra ballandıra anlatılıyor. Sonunda bu korkak adam Mustafa zafere ulaşıyor. Burası filmin doruk noktasını oluşturuyor. Zaferden sonra inzivaya çekiliyor. Saraylarda zevk-ü sefa içinde emekli yaşamına başlıyor. Rakılar, cıgaralar, hatunlar! Yiyelim içelim eğlenelim! Yan gelip yatıyor, tarih kitapları okuyor. Vakit doldurmak için de Türk Tarih Tezi ve Güneş Dil Teorisi'nin mana ve ehemmiyetini anlatmaya çabalıyor.

Yalanlar, yanlışlar, saptırmalar, çarpıtmalar… Bunlar yeterince ele alındığından bunlara değinmiyoruz. Gözden kaçan ufak bir noktaya dikkat çekelim yalnız: Mustafa Kemal'in tarih ve dil konularına olan ilgisi "emeklilik(!)" döneminden çok önceleri de vardır. Daha Suriye'de bulunduğu sıralar dilci bir gençle tanışır: Agop Bey. O sıra Agop Bey Doğu cephesinden sürülen Ermeni kökenli genç bir yedeksubay askerdir. İngiliz esirlerle konuştuğu için casusluk ettiği şüphesiyle getirilir. Mustafa Kemal kelepçeleri çözdürür durumu sorar Agop beyin suçsuz olduğunu anlar. Agop Beyin cebinden Almanca yazılmış Türk Dili Gramer kitabı çıkar. Alman subaylara Türkçe öğretmektedir. Mustafa Kemal ile Agop Bey dil ve Latin alfabesi üzerine sohbetler yaparlar. Latin alfabesi, dil, tarih konuları o zamanlardan aklındadır Mustafa Kemal'in. O Agop Bey de işte daha sonraları Türk Dil Kurumu'nun başdanışmanı olan Profesör Agop Martayan Dilaçar'dır. Ve soyadı Dilaçar'ı Mustafa Kemal'in önerisiyle alır. Mustafa Kemal'e Atatürk soyadı verilmesi de Agop Bey'in önerisiyledir. Agop Bey Atatürk'ün ölmeden son görmek istediği kişilerdendir. "Dil çalışmalarını aksatmayın" der son günlerinden birinde. Can Dündar'ın ayyaş adamı ölüm döşeğinde bile bir sürü memleket meselesi arasında dil çalışmalarını da görmektedir.

Can Dündar bunları bilmez mi? Bilmezse niye öğrenmez? Bilirse niye söylemez?

Dündar'ın yine sesini bir hoş ederek,Mustafa Kemal'in Hilafeti kaldırmasın nedeninin çocukken hocası Kaymak Hafız'dan yediği dayağın intikamı olduğunu öne sürmesi beni yerimden hoplattı. Burada kahkahayı basmaktan ve "Ohaaa! Çüş birader bu kadar da olmaz!" demekten kendimi alamadım doğrusu. Okulda bize "izleyiciyi sakın aptal yerine koymayın" derlerdi. İzleyiciyi bu denli saygısızca aptal yerine koymak için ancak Can Dündar olmak gerekiyor galiba. O zaman benim de "sen önce aynada kendine bak" deme hakkım doğuyor kuşkusuz.

Beni şaşırtan bir diğer nokta da, Atatürk'ün kendisine suikast girişimi yapıldıktan sonra içlerinde yakın mücadele arkadaşları da olmak üzere pekçok kişiyi tutuklattığının söylenmesiydi. Atatürk daha sonra en yakın arkadaşlarını affetmiş, gerisini astırmış.

Can Dündar'ın romantik(!) sesinden dinliyoruz: "Devrim yine kendi çocuklarını yedi".

Mustafa Kemal Atatürk'ün devrimleri sihirli bir değnek yardımıyla gerçekleştirmediğini söylemeye bilmem gerek var mı? Bu devrimleri gerçekleştirmek belki de Kurtuluş Savaşı'nı gerçekleştirmekten zordu. Çünkü dost düşman belli değildi, en yakınındaki dostları bile engelleme peşindeydi. Devrimci ve karşı devrimci çizgi sürekli mücadele ediyordu.

Kemal yine kelle koltukta, CHP bayrağındaki altı okla açıklanan devrimci, bağımsızlıkçı, halkçı, laik, devletçi, ulusalcı, cumhuriyetçi çizgiyi savunuyor. Hilafet de, saltanat da öyle kaldırılıyor. Başka türlü kaldırılmasına olanak var mı? Kaymak Hoca'dan intikam için bunlar yapılamayacağı gibi en yakın arkadaşlarını karşısına alarak da olmaz. Hatır gönül tanımadan, kararlılıkla ama en geniş ittifaklar kurularak gerçekleştirilebilecek işlerdir bunlar.

Filmimizin sonlarına doğru, Atatürk'ün akşamları ud dinleyip, bir büyük rakı, üç paket sigara, 15 fincan kahve tükettiği, efkarından ağlayıp zırladığı, dengesiz, hasta bir adam haline geldiği söyleniyor.. Af buyurun ama mahalle kocakarıları bile böyle dedikodu etmez.

Akşamdan kalma olduğum için kalkamadığım bir gün annem içki içmememi nasihat etmişti. Ben de şakayla karışık, "Atatürk bile içiyormuş" dedim. Yanıtı çok güzeldi: "Atatürk çok içerimişimiş emme kafası da çok çalışırımışımış. Hiç uyumaz, hep çalışırımışımış. Senin gibi akşama kadar yatmazımışımış".

Bir de bir çelişkiye düşüyor burada Can Dündar. Bu ayyaş adam Hatay'ı kurtarmak için yorucu bir seyehate çıkıyor. Bir bakıma intihar ediyor. Şimdi zevk-ü sefa içinde bunalımlar yaşayan adamın Hatay'ı kurtarmak için intihar etmesi nasıl olur?

Filmin sonunda yalnızlık ve Rumeli özlemi içinde ölüyor. Çok acıklı bir son!

Ve birçok izleyici duygulanıyor. Gözyaşlarını tutamıyor. Can Dündar artık amacına ulaşmıştır.

Ne izlemiştim ben? "Mustafa Mıstık / arabaya kıstık / üç mum yaktık / seyrine baktık" gibi basit, bayağı, banal bir öykü.

Mutafa Kemal'le ilgisi yok. Mustafa Kemal hakkında bir belgesel yapacağınız zaman seçebileceğiniz o kadar çok malzeme var ki! Seçtiğiniz şeyler önem taşıyacaklar. İzleyiciye birşey söyleyecekler. Burada Osmanlı Devleti'inin yıkıntıları üzerine Türkiye Cumhuriyetini kuran asker Mustafa Kemal olmadığı gibi o cumhuriyeti çağcıl uygarlıklar düzeyine çıkaran Atatürk de yok. Can Dündar da o savı öne sürmüyor. Dündar, Mustafa Kemal Atatürk'ün insani yanlarını İLK KEZ(!) öne çıkardığını öne sürüyor. Kendine uygun bazı ayrıntıları yalan yanlış, çarpıtarak ortaya dökmüş, Mustafa Kemal'in insani yanlarını, özünü, bağımsızlıkçı, isyancı, halksever ve yurtsever yanını öne çıkarmıyor Can Dündar, çarpıtıyor, çarpıtıyor…

İnsanı yaşadığı zaman, mekan ve koşullar içinde değerlendireceksiniz. İnsan Atatürk halk adamıdır. Tam anlamıyla "delikanlı" adamdır. Biraz argo söylersek " kıyak" adamdır. Jantidir. Mükemmel giyinir. Evet içkisi sigarası vardır. Yemeyi içmeyi sever. Hanımlarla ilgilenen, müziği dansı seven, aydınlanmacı, yurdunu halkını seven bir entellektüeldir. Bir devrimcidir. Bol bol kitap da okur, masa da kurar. Masasında karatahtanın eksik olmadığını bilmeyen yoktur. Yeri gelir müzik de dinler zeybek de oynar. Müthiş şakacıdır da. Atatürk'ün fıkralarını bilmeyen var mıdır Can Dündar'dan başka? Çağının en büyük devrimcilerindendir. Somurtan, yalnız, bunalımlı insanların işi değildir devrim yapmak. Devrim coşkulu insanların işidir. Devrim "Hoca Nasreddin gibi ağlayan / Bayburtlu Zihni gibi gülen"lerin işidir.

Peki Atatürk hatasız mıdır? Böyle birşeyi kimse öne süremez. Ancak onu belirleyen özellikler olumlu yanları mı yoksa olumsuz yanları mıdır? İşte bir film yaparken çok ince düşünülecek noktalar bunlardır. Can Dündar da düşünmüş ve Mustafa Kemal'i Mıstık yapmayı başaracak malzemeyi yaratmış ve kullanmıştır.


Bence Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten esinlenerek yapılmış bir kurgu film olarak birkaç puanı hak edebilir "Mustafa". Ama onun insani yanlarını ele alan bir belgesel olarak öne sürerseniz puanı sıfırdır.

Filme gelen övgü ve yergileri iki uç örnekle değinelim.

Mehmet Ali Birand pişmiş kelle gibi sırıtarak filmi göklere çıkarıyor, "Mutlaka gidin" diyor. Atatürk'ün manevi kızı, Atatürk'ün huyunu suyunu Can Dündar'dan çok daha iyi bilen

Ülkü Hanım ise, "Gitmeyin. Hatta bu film gösterimden çekilmelidir" diyor.

Bu kadar yazılıp çizildikten sonra isteyen gider isteyen gitmez. Filmi izledikten sonra, "Helal olsun aldığı paralara, güzel film yapmış" demek de, "Haram, zıkkım zehir olsun, burnundan fiti fitil gelsin verdiğim bilet parası ve kazandığı tüm paralar" demek de artık size kalmış.

Ben son olarak filmin amacı konusundaki kendi görüşümü söylemeliyim: Bu film, EVET, pekçok kişinin "psikolojik savaş" olarak nitelendiridiği çabaların bir parçasıdır. Irak üzerinden ABD, Yunanistan ve Kıbrıs üzerinden AB tarafından kıskaca alınmış bir Türkiye'nin direnme gücünü içten kırma çabalarındandır. Ulusun özgüveni yok edilmeye çalışılmaktadır. Ulusal değerler ayaklar altında çiğnenerek "siz adam mısınız? Sizin En kralınız bile beş para etmez" denmeye getirilmektedir. Hele Ergenekon tertibiyle (burada da malum Ergenekon destanı, terör örgütü olarak genç zihinlere yerleştirilmeye çalışılıyor) aynı zamana getirilmesi de bu planın inceliğini iyice gözler önüne sermektedir.

Mustafa Kemal Atatürk'ün düşmanları ve yobazlar ona eskiden beri "Gök gözlü sarhoş şeytan" derler. Buna en güzel yanıtı ünlü Hiciv ustası Neyzen Tevfik vermiştir..

Şöyle:

BRE MELUNLAR
Ne ararsın tanrı ile aramda?
Sen kimsin ki orucumu sorarsın?
Hakikaten gözün yoksa haramda
Başı açığa neden türban sorarsın?

Rakı,şarap içiyorsam sana ne?
Yoksa sana bir zararı,içerim
İkimiz de gelsek kıldan köprüye
Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim.

Esir iken mümkün müdür ibadet?
Yatıp kalkıp Atatürk'e dua et...
Senin gibi dürzülerin yüzünden
Dininden de soğuyacak bu millet.

İşgaldeki hali sakın unutma
Atatürk'e dil uzatma sebebsiz
Sen anandan yine çıkardın amma
Baban kimdi bilemezdin ________.
Neyzen Tevfik
Can Dündar'ın filmi bana göre bir rezalettir. Yazık! Yazık! Yazık!

___________________İMZA___________________
Her YAĞMUR kendi iklimine düşer...
35_58 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
35_58 Kullanıcısına bu mesajı için 3 üye teşekkür etti:
Alt 03.12.2008, 22:59   #35
Yazar
VatanSever
alternatif
 
VatanSever - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 13.01.2008
Bulunduğu yer: mersin
Mesajlar: 1.175
Memleket: MERSİN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 58
İtibar Puanı: 774
VatanSever parlak bir geçmişe sahipVatanSever parlak bir geçmişe sahipVatanSever parlak bir geçmişe sahipVatanSever parlak bir geçmişe sahipVatanSever parlak bir geçmişe sahipVatanSever parlak bir geçmişe sahipVatanSever parlak bir geçmişe sahip

Ettiği Teşekkür: 3.941
587 Mesajına 1.205 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Can dündar bir PAPAĞANDIR.

PAPAĞAN sahibinin öğrettiklerini tekrarlar.

VatanSever Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
VatanSever Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
Alt 07.12.2008, 00:28   #36
Yazar
candacan
Forumla Bütünleşmiş
 
candacan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 21.02.2006
Bulunduğu yer: Çorum
Yaş: 58
Mesajlar: 2.105
Memleket: ÇORUM
Cinsiyet:
candacan - MSN üzeri Mesaj gönder
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 75
İtibar Puanı: 776
candacan parlak bir geçmişe sahipcandacan parlak bir geçmişe sahipcandacan parlak bir geçmişe sahipcandacan parlak bir geçmişe sahipcandacan parlak bir geçmişe sahipcandacan parlak bir geçmişe sahipcandacan parlak bir geçmişe sahip
candacan - MSN üzeri Mesaj gönder

Ettiği Teşekkür: 389
526 Mesajına 1.179 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Can Dündar ve "Mustafa"!
Can Dündar; araştırmalarıyla, belgeselleriyle (özellikle 2 temmuz belgeseli hiç zihnimden çıkmaz), yazılarıyla gerçekten son dönemin yaygın medyası içinde öne çıkabilen en önemli yazarlardan biridir.
Film hakkında çeşitli eleştiriler yapmak mümkündür. Eleştiriler özellikle "Atatürk'ün yalnızlığını ve içkiciliğini öne çıkarmış, kasıtlı olarak küçük düşürülmek istenmiş" yönünde yoğunlaşmış ve şiddetli bir tepki gösterilerek Can Dündar topa tutulmuş. Oysa gene Can Dündar'ın yaptığı "Sarı Zeybek" belgeselinde gene aynı temalar işlenirken hatta daha fazla işlenirken kimsenin gıkı çıkmamıştı.
Peki şimdi bu tepki niye? Açıklayalım.
Bu film; 12 Eylül 1980 faşist darbesinden sonra, Atatürk ve Atatürkçülük adına, devrim kelimesini bile ders kitaplarından çıkartan, Atatürk ve Atatürkçülüğü yaşayan, gelişen, devrimci çizgisinden kopartarak dogmalaştırıp tabulaştırmak isteyen ve bunu da büyük ölçüde başaran zihniyetin hiç işine gelmiyordu. Gelmesi de beklenemezdi. Çünkü artık Atatürk bir tabuydu. Çünkü Atatürk artık statükocuydu, düzeni değiştirmek isteyen bir devrimci değil; komünizm düşmanı, milli değerlerin ve milliyetçiliğin ilahı idi. Bir zamanlar Atatürkçülüğü savunanları kurşunlayıp idam edenlerin, milliyetçilerin, ülkücülerin, derin devletçilerin hatta islamcıların sarıldıkları kişiydi artık Atatürk.
Oysa bu film bu tabuyu yıkıyordu.
Bir kaç örnek verelim. 5 ton altın alıp bolşeviklerle işbirliği yaptığı hatırlatılarak kendisine sorulan "niye bolşevizmi kendi ülkende uygulamıyorsun?" sorusuna verdiği yanıtta şöyle diyor Atatürk "benim ülkemde ne binlerce patron var ne de milyonlarca işçi". Bu yanıt Atatürk'ün; sosyalizmin o dönemlerde uygulanamayacağının bilincinde olduğunun ve marksizmi çok iyi özümsediğinin açık bir kanıtıdır.
"Biz esinlerimizi gökten indiği söylenen kitaplardan değil, yaşamın kendisinden alırız." sözü kendi sesinden verliyor. Bu; bize "yalan söylüyorsunuz, Atatürk asla böyle bir söz söylememiştir" diyenlere şamar gibi bir yanıttır.
"Ben size dogma değil, bilimsel aklı miras bırakıyorum" sözü filmin son sözüdür.
Eleştirilecek bir çok ayrıntı elbette bulunabilir ancak filmde benim gördüklerim bunlar. Bunlara bugünkü sözde Atatürkçüler kızmasında kim kızsın?
Filmin ana teması: Atatürkçülük; milliyetçi, soven bir dogma değil; bilimin ışığı altında gelişen, değişen bir devrimciliktir. Atatürk de öylesine bir devrimcidir ki hedeflerine ulaşabilmek için gerektiğinde diktatörlük bile yapabilmektedir.
Can Dündar'ı bir kez daha tebrik ediyorum.

___________________İMZA___________________
Aldı götürdüler beni asmaya,
Gözlerimden ışığımı kısmaya,
Memleketten umudumu kesmeye,
Yetmedi güçleri gülüm sen öldür
.
Seyduna
candacan Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 14:49.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica