Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Kültür-Sanat > Felsefe/Sosyoloji/Psikoloji

Felsefe/Sosyoloji/Psikoloji Felsefi/sosyolojik/psikolojik tartışmalar, teoriler vs

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 03.09.2007, 17:21   #11
Yazar
duru_23
Yeni Üye
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 01.09.2007
Mesajlar: 2
Memleket: BAYBURT
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: 10
duru_23 iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Kere Teşekkür Edlidi


Standart

çok güseller çok teşekkürler arkadaşlar

duru_23 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.09.2007, 19:44   #12
Yazar
TUNÇ
Forumla Bütünleşmiş
 
TUNÇ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 16.02.2007
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 1.194
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 55
İtibar Puanı: 98
TUNÇ yakında sevilen bir üye olabilir

Ettiği Teşekkür: 2.348
750 Mesajına 1.955 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

alev can emeğine sağlık.

TUNÇ Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
TUNÇ Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
alev_2005_2005 (27.09.2007)
Alt 06.09.2007, 00:11   #13
Yazar
alev_2005_2005
... SESSİZ SİTEM ...
 
alev_2005_2005 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 13.05.2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 7.193
Memleket: TOKAT
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 140
İtibar Puanı: 2311
alev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip

Ettiği Teşekkür: 6.861
3.580 Mesajına 7.692 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Eski çiftlik evini restore etmek için tuttuğum marangoz, işteki ilk gününü
zorlukla tamamlamıştı.
Arabasının patlayan lastiği onun işe bir saat geç gelmesine neden olmuş,
elektrikli testeresi iflas etmiş ve şimdi de eski püskü pikabı çalışmayı
reddetmişti. Onu evine götürürken yanımda adeta bir taş gibi oturuyordu.
Evine ulaştığımızda beni, ailesiyle tanışmam için davet etti.

Eve doğru yürürken küçük bir ağacın önünde kısa bir süre durdu, dalların uçlarına her iki eliyle dokundu. Kapı açıldığında; adam şaşırtıcı bir şekilde değişti. Yanık yüzü tebessümle kaplandı, iki küçük çocuğunu kucakladı ve eşine kocaman bir öpücük verdi. Daha sonra beni arabaya yolcu etmeye geldiğinde; ağacın yanından geçerken merakım daha da arttı ve ona eve giderken gördüğüm olayı sordum.

-"O, benim dert ağacım," dedi. "Elimde olmadan işimde bazı sorunlar çıkıyor, ama şundan eminim ki o sorunlar evime, eşime ve çocuklarıma ait değil. Bunun için bu sorunları her akşam eve girerken o ağaca asıyorum. Sabahları tekrar onları oradan alıyorum. Ama komik olan ne biliyor musunuz?

Ertesi sabah onları almaya gittiğimde, astığım kadar çok olmadıklarını görüyorum."

Öfkeyle geçen her dakikanız, mutluluğunuzdan çalınmış 60 saniyedir.

___________________İMZA___________________
***YAŞAMAK BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR VE BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇESİNE...***

***Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir. Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...***

***Kapansın el kapıları bir daha açılmasın, Yok edin insanın insana kulluğunu, Bu davet bizim...***


***Annelerin ninnilerinden spikerin okuduğu habere kadar, yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı, anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık, anlamak gideni ve gelmekte olanı...***

***Günler ağır. Günler ölüm haberleriyle geliyor.
Düşman haşin zalim ve kurnaz...***


*** NAZIM HİKMET RAN ***
alev_2005_2005 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
alev_2005_2005 Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
biz (26.10.2007)
Alt 09.09.2007, 10:08   #14
Yazar
alev_2005_2005
... SESSİZ SİTEM ...
 
alev_2005_2005 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 13.05.2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 7.193
Memleket: TOKAT
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 140
İtibar Puanı: 2311
alev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip

Ettiği Teşekkür: 6.861
3.580 Mesajına 7.692 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

*Beş yaşında idim. **
Babaannem rahmetli,pirinç ayıklıyordu. Bir tane yere düştü.Babaannem eğildi,aramaya
başladı. Sağa bakıyor, sola bakıyor, bulmaya çalışıyor. Çocukluk iste,"aman babaanne dedim. Bir pirinç tanesi için bu kadar caba harcamaya,yorulmaya değer mi?" Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı, öfkeyle doğruldu. "Sen oturduğun yerden ahkâm kesiyorsun, " dedi. "Hiç pirinç üretilirken gördün mü?

İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar.

Bir pirinç tanesinde kaç insanin göz nuru, alın teri, emeği, çilesi var biliyor musun?"

Utancımdan kıpkırmızı olmuştum.

*Aradan yıllar geçti. Hukuk Fakültesinde öğrenciyim.
Alain'in proposlarini okuyorum. Birden irkildim. Babaannemi hatırladım. Alain, bir insan yerde bir iğne görüp de eğilip almazsa,bütün uygarlığa karşı ihanet etmiş olur diyordu. İlave ediyordu. Bir iğnenin üretiminde binlerce insanin alın teri, göz nuru, el emeği vardır diyordu.


*On dokuz yıl evveldi.**
Stockholm'e gitmiştim. Bir otele indim. Geceydi. Sabahleyin, traş olmak için lavaboya gittiğimde, aynanın yanında ilginç bir not gördüm. Lütfen diyordu, traştan sonra jiletinizi çöpe atmayın. Yanda bir kutu var,oraya bırakın. Bir tek jiletle dahi olsa, İsveç çelik sanayisine yardımcı olun.Doğrusu hayretler içinde kaldım.
Çocukluğumdan beri çelik eşya denince akla İsveç çeliği gelir. Birçok eşya üzerinde" İsveç çeliğinden yapılmıştır" diye yazardı. İste o ülke, kullanılmış bir tek ufacık jiletin bile çöpe gitmesini istemiyor, ona sahip çıkıyor,gelen turistlere rica yollu uyarıda bulunuyordu. *

*İsviçre'de zaman zaman, belli periyotlarda, radyolar, televizyonlar, bir haberi duyurur.
Şu tarihte, su saatte, adamlarımız gelecek. Siz lütfen hazırlığınızı yapın.**
Okumadığınız,ilgilenmediğiniz, kullanmadığınız ne kadar kitap,dergi, gazete varsa, kâğıt, ambalaj,kutu varsa, velev ki, bir ilaç prospektüsü dahi olsa, kapının önüne koyun.
İsviçre'nin kalkınmasına yardımcı olun. Fazla ağaç ziyanına engel olun. *

*Japonlar son derece sade, basit,yalın mütevazı yasayan insanlardır. Evlerini mobilya ile eşya ile dolduranlar Japonlara göre ruhen tekamül edememiş , hayatın manasını anlayamamış , zavallı kimselerdir. Böyleleri ile, zavallı, evini mezat salonuna çevirmiş diye eğlenirler.

Bir insanin gösteriş için eşyanın esiri olması ne kadar acıdır. Vaktiyle Japon ekonomisi bir darboğazdan geçiyor. İç borçlar,dış borçlar gırtlağı aşıyor. Zamanın başbakanı meclisi toplar. Kürsüye çıkar. Durumu olanca açıklığı ve tehlikeleri ile anlatır ve su andan itibaren der,

Tanrı şahidim olsun ki, Japonların iç ve dış borçları son kuruşuna kadar ödenmeden, pirinçten başka bir şey yemeyeceğim. Su üstümdeki elbiseden başka elbise giymeyeceğim. Dediklerini yapar, en üstten en alta bir israftan kaçınma kampanyası açılır. Japonya bütün borçlarını öder. Bu durumun toplumun bütün kesimlerini, tek istisna olmadan kapsadığını söylemeye gerek yok. Geçenlerde Japon imparatorunun sarayını gördüm. Ne kadar sade, ne kadar mütevazı, ne kadar gösterişten uzak...


*Gerekmediği halde elektriği yakmakla, Suyu kapamadan bos yere akıtmakta, Gece çamurlu ayakkabılarımızı temizlemeden yatmakla, Yemek yediğimiz kapları yıkamadan bırakmakla biz de zalimler sınıfına geçmiyor muyuz?

*Hayat çok ince, akil almaz incelikte ipliklerle örülmüştür. Her şey o kadar birbirine bağlıdır ki, İlkokul okuma kitabımızdaki bir sözü hiç unutmadım.

Bir mıh bir nalı kurtarır. Bir nal bir atı,bir at bir komutanı, bir komutan bir orduyu,bir ordu bir ülkeyi kurtarır diyordu..

Maddi durumumuz ne olursa olsun, ister zengin olalım, ister fakir, hepimiz çok dikkatli olmak zorundayız. Bunda parayı da, maddiyatı da aşan büyük bir incelik vardır.



alıntı

___________________İMZA___________________
***YAŞAMAK BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR VE BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇESİNE...***

***Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir. Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...***

***Kapansın el kapıları bir daha açılmasın, Yok edin insanın insana kulluğunu, Bu davet bizim...***


***Annelerin ninnilerinden spikerin okuduğu habere kadar, yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı, anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık, anlamak gideni ve gelmekte olanı...***

***Günler ağır. Günler ölüm haberleriyle geliyor.
Düşman haşin zalim ve kurnaz...***


*** NAZIM HİKMET RAN ***
alev_2005_2005 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
alev_2005_2005 Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
biz (26.10.2007)
Alt 11.09.2007, 17:23   #15
Yazar
alev_2005_2005
... SESSİZ SİTEM ...
 
alev_2005_2005 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 13.05.2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 7.193
Memleket: TOKAT
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 140
İtibar Puanı: 2311
alev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip

Ettiği Teşekkür: 6.861
3.580 Mesajına 7.692 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Eski Sisam krallarından Ancee adında bir zalim,yeni yaptırdığı bir bağa üzüm kütükleri diktiriyormuş.

İşlerin bir an önce bitmesini sağlamak için de kölelerini hiç dinlenmeden çalıştırıyormuş.

O zavallı kölelerden biri, birgün pek bitkin düştüğü içindayanamaz ve zalim

krala:
"- Niçin bu kadar acele ediyorsunuz efendim?
Siz bu bağın üzümlerinden yapılacak şarabı hiçbir zaman içemeyeceksiniz ki !..
deyivermiş.

Kral biraz kızmışsa da sesini çıkarmamış. Nihayet gün gelip üzümler yetiştikten sonra,kral köleler de dâhil herkesin hemen toplanmasını emretmiş.

Bir müddet sonra da o bağın üzümlerinden yapılmış şaraptan bir bardak
getirilmesini emretmiş. Daha önce kehanet gösterisinde bulunan köleyi de huzuruna çağırtmış. Şarap bardağını eline alarak:

"- Söyle bakayım, benim bu şaraptan hiçbir zaman içemeyeceğimi tekrar iddia edebilir misin? diye sormuş.

Köle şöyle cevap vermiş: " Belli olmaz efendim. İçebileceğinizi söyleyemem.
Çünkü dudak ile bardak arasındaki mesafe çok uzundur.O arada başınıza neler gelebileceğini de bilemem!

Köle sözlerini bitirir bitirmez, içeri kralın adamlarından biri girmiş.
Bir yaban domuzunun bahçeye girdiğini ve asmaları kırıp döktüğünü söylemiş.
Kral elindeki bardaktan bir damla dahi içmeden hemen dışarı fırlamış.
Bahçede domuzun bulunduğu yere koşmuş.

Kral ve domuz arasında öldüresiye bir mücadele başlamış. Sonunda yaban domuzu mızrak gibi azı dişleriyle,Sisam kralının karnını yarıp ölümüne sebep
olmuş.

Kral bostanda, bardak masada kalmış...

Şu söz bu olayı güzel bir şekilde ifade ediyor:

Nasip ise gelir Hint'ten Yemen'den, Nasip değil ise ne gelir elden?"

Kalbinize yakın bulduklarınızı çantada keklik sanmayın.

Sıkıca asılın onlara tıpkı hayata asıldığınız gibi...

Çünkü onlarsız hayat da anlamsızdır..

Hayatı çok hızlı koşmayın, nereden geldiğinizi ve nereye gittiğinizi
unutmayın.

Hayatın bir yarış değil, her saniyesinin tadı çıkarılması gereken güzel bir
yolculuk olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

Dün tarih oldu...

Yarın bir sır...

Bugünün kıymetini bilin.



Alıntıdır...

___________________İMZA___________________
***YAŞAMAK BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR VE BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇESİNE...***

***Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir. Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...***

***Kapansın el kapıları bir daha açılmasın, Yok edin insanın insana kulluğunu, Bu davet bizim...***


***Annelerin ninnilerinden spikerin okuduğu habere kadar, yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı, anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık, anlamak gideni ve gelmekte olanı...***

***Günler ağır. Günler ölüm haberleriyle geliyor.
Düşman haşin zalim ve kurnaz...***


*** NAZIM HİKMET RAN ***
alev_2005_2005 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
alev_2005_2005 Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
biz (26.10.2007)
Alt 25.09.2007, 19:55   #16
Yazar
şahımmerdan
Forumla Bütünleşmiş
 
şahımmerdan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 05.04.2007
Bulunduğu yer: Ankara
Yaş: 38
Mesajlar: 1.092
Memleket: MALATYA
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 53
İtibar Puanı: 39
şahımmerdan iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 1.976
774 Mesajına 2.171 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

"Soğuk bir kış akşamı, bir pidecinin kapısından içeri, yaşlı bir amcayla teyze girmiş, bir masaya oturmuşlar. Amca masaya gelen garsona, büyük bir pide, bir çoban salata ve bir ayran ısmarlamış. Garson az sonra siparişleri getirmiş.

Amca pideyi ikiye bölerek yarısını teyzenin önüne koymuş, sonra salatayı ikiye bölerek tabağın karşı kısmına doğru itmiş, sonra ayran bardağını ortaya koymuş, önce bir yudum kendisi içiyor, sonra da teyze bir yudum alıyormuş.
"Ne tatlılar, iki tonton buraya gelmişler, bir kişilik yemeği ikisi yiyor" diye onları izliyormuş.


Az sonra fark etmişler ki teyzenin önünde yarım pide ve salata olduğu gibi duruyor, kocasının afiyetle yemek yiyişini seyrediyor, arada bir de ayrandan bir yudum alıyormuş...


Sonunda orada çalışanlardan biri dayanamamış, yanlarına gitmiş: "Affedersiniz, ben sizi izlemekten kendimi alamadım, lütfen izin verin, size bir pide kendim ısmarlayayım" demiş.
Yaşlı amca:"Teşekkür ederiz ama, biz hâlimizden memnunuz. 50 yıldır evliyiz ve her şeyimizi işte böyle paylaşırız" cevabını vermiş.


Bunun üzerine genç adam teyzeye dönmüş:"Peki ama teyzeciğim, siz neden pidenizi, salatanızı yemiyorsunuz, neyi bekliyorsunuz?"


Yaşlı teyze cevap vermiş:

"Dişlerimi..."

Alıntıdır.

___________________İMZA___________________
Pir Nefesi Haktır

şeriatçi şeriatçidir
ateist ateisttir
ALEVİ ALEVİDİR

şahımmerdan Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
şahımmerdan Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
alev_2005_2005 (26.09.2007), biz (26.10.2007)
Alt 26.09.2007, 10:28   #17
Yazar
alev_2005_2005
... SESSİZ SİTEM ...
 
alev_2005_2005 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 13.05.2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 7.193
Memleket: TOKAT
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 140
İtibar Puanı: 2311
alev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip

Ettiği Teşekkür: 6.861
3.580 Mesajına 7.692 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Hayatı böyle dolu dolu biriyle paylaşabilecek 50 yıl dile kolay...
Teşekkürler öykü için şahımmerdan.

___________________İMZA___________________
***YAŞAMAK BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR VE BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇESİNE...***

***Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir. Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...***

***Kapansın el kapıları bir daha açılmasın, Yok edin insanın insana kulluğunu, Bu davet bizim...***


***Annelerin ninnilerinden spikerin okuduğu habere kadar, yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı, anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık, anlamak gideni ve gelmekte olanı...***

***Günler ağır. Günler ölüm haberleriyle geliyor.
Düşman haşin zalim ve kurnaz...***


*** NAZIM HİKMET RAN ***
alev_2005_2005 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
alev_2005_2005 Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
?ah?mmerdan (26.09.2007), Yeni?eri (26.09.2007)
Alt 26.09.2007, 10:50   #18
Yazar
Türkü
Forumla Bütünleşmiş
 
Türkü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 03.07.2006
Bulunduğu yer: istanbul
Yaş: 37
Mesajlar: 1.963
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 76
İtibar Puanı: 1179
Türkü görkemli bir forum yaşantısı varTürkü görkemli bir forum yaşantısı varTürkü görkemli bir forum yaşantısı varTürkü görkemli bir forum yaşantısı varTürkü görkemli bir forum yaşantısı varTürkü görkemli bir forum yaşantısı varTürkü görkemli bir forum yaşantısı varTürkü görkemli bir forum yaşantısı varTürkü görkemli bir forum yaşantısı var

Ettiği Teşekkür: 1.455
424 Mesajına 1.256 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Hayatı Anlamak İçin Okuman Gerekiyor

Bulent, avucunu acmis kendisine dogru elini uzatan adama ters ters bakti.
Elli yaslarinda gosteren adam, gormeye alistigi hirpani kiyafetli dilencilere benzemiyordu. Uzerindeki giysiler eski fakat temizdi. Eli yuzu temiz ve saglikli gorunuyordu. “Sapa saglam adam gidip calisacagina dileniyor, belki benden daha zengindir” diye dusundu. Zaten cani cok sIkkindi, birde sinirlenmisti.
Alayci bir ses tonuyla:
- Ekmek parasi mi istiyorsun ? diye sordu.
- Hayir cikolata parasi lazim!
Bulent’in kizginligi saskinliga dondu. Espri yetenegi olan dilencinin hali de baska oluyor diye dusundu.
- Niye siz ekmek bulamayinca cikolata mi yiyorsunuz?
- Hayir. Ekmek bulamadigimiz gunler genellikle bulgur pilavi yeriz, onu da bulamadiysak ac yatariz.
Bulent adamin ciddi mi konustugunu yoksa dalga mi gectigini anlayamamisti.
- Bu gun karniniz doydu ustune tatli mi istedi caniniz?
- Fakirin cani mi olur ki, tatli istesin beyim.
- Bu bir kamera sakasi mi yoksa sen is bulamamis stendapci misin?
- Hicbiri degil. Sadece fakirim. Bugun karimin dogum gunu, ona cikolata goturmek istiyorum.
- Dogum gununde yas pasta alinir bildigim kadariyla.
- O bizim icin degil zenginler icin. Otuz yillik evliligimiz boyunca ona bir kez bile yas pasta alamadim. Ama her dogum gununde mutlaka cikolata goturdum. Cikolatayi cok sever.
Adamin soyledikleri Bulent’in dikkatini cekmisti. O aksam karisiyla kavga etmis, kapiyi carpip kendini sokaga atmisti. Arabasina da binmemis sahile kadar yurumustu. Denizi seyretmek de onu rahatlatmamisti. Oysa eskiden denizi seyrederken cok rahatlardi. Dalgalar sIkintisini alip gotururdu.
Fakat karisinin evde agliyor oldugunu bildigi icin olsa gerek, hicbir sey onu rahatlatmiyordu.
Dilenciyle konusurken biraz kafasi dagilmisti. “Acaba soyledikleri gercek mi, yoksa uyduruyor mu” diye dusundu.
- Cebinde bir cikolata alacak para yok mu simdi?
Bulent’in sorusu uzerine adam ceplerini bosaltti, bir nufus cuzdanindan baska bir sey cikmadi.
- Ben dilenci degilim. Isim yok. Gunluk calisirim, ne is bulursam yaparim.
Fakat bu gun butun gun is aradim, aksilik bu ya, hicbir is bulamadim.
Bulent oturdugu banki isaret ederek yer gosterdi.
- Oturun biraz dertleselim bari, dedi.
Adam cekingen cekingen oturdu yanina.
- Yokmu esin dostun, borc alacak akraban?
- Fakirin akrabalari da fakir olur beyim. Bulurlarsa kendi karinlarini doyururlar.
- Dilenecek kadar cok mu seviyorsun karini ?
- Hem de cok seviyorum. Otuz yilimi aydinlatti o benim.
- Himmmm. Ask hemde otuz yil suren ask. Hayret dogrusu! Askin omru en fazla uc yil diyorlar oysa. Sen otuz yildan bahsediyorsun.
- Evet. Gecen yillar sevgimi azaltmadigi gibi artirdi.
- Soyle o zaman nedir evlilikte mutlulugun sirri?
Soylediklerine bakilirsa sen mutlulugun formulunu bulmus gibisin.
- Ben ilkokulu bile bitirmedim. Oyle formul falan bilmem.
- Formul dediysem kimya formulu sormuyorum canim. Bende alti yillik evliyim. Sevdigim kadinla evlendim, fakat mutlu degilim. Surekli kavga ediyoruz. Daha iki saat once kapiyi carptim ciktim.
Evimiz, arabamiz, isimiz, gucumuz, her seyimiz var, ama mutlu degiliz.
Senin hicbir seyin yok, ama mutlusun. Para mi acaba bizi mutsuz eden?
- Hicbir seyim yok mu? Hayir benim her seyim var. Benim karim her seyim.
Sevgilim, esim, arkadasim, hayat yoldasim. Hayatimi paylastigim insandan daha degerli ve daha onemli ne olabilir ki dunyada?
Sizin ev, araba, is diye her sey dediginiz seylerdir aslinda hicbir sey olan.
- Oyle deme, su kadar varligin icinde bile karim her seyden sIkayet ediyor.
Bir de fakir olsam kim bilir ne olur?
- Altin tasin, kan kusana faydasi yoktur beyim. Sen kadin ruhunu hic anlamamissin. Hicbir kadin iyi bir evde oturdugu, hergun cesit cesit yiyecekler yedigi icin mutlu olmaz. Bir kadin, kocasinin her seyi oldugunu bildiginde ancak mutlu olur.
- Sizin mutlulugunuzun sirri bumu ?
- Olabilir. Ben karima degerli seyler alamiyorum ama ona benim icin ne kadar degerli oldugunu hissettiriyorum. O da cok mutlu oluyor.
- Bir kadina degerli oldugunu nasil hissettirilir?
- Kucuk kizi severek.
- Kucuk kiz mi ? Hangi kucuk kiz ?
- Yasi kac olursa olsun her kadinin icinde hic buyumeyen bir kucuk kiz vardir. O kizi ne kadar cok sever, ne kadar cok mutu edersen, o kadini da o kadar mutlu edersin.
- Nasil yani ?
- Kucuk kiz neleri sever, nelerden hoslanir bir dusunun. Kucuk kizlar hep begenilmek, ilgi gormek isterler. Guzel olduklarini duymaya bayilirlar.
Kendilerine prensesmis gibi davranilmasini beklerler. Kucuk kizlar hep prenses olmayi hayal ederler. Surprizlerden hoslanirlar. Biraz simartilmak isterler. Sevilmek ve sevildiklerini hep duymak isterler. Iltifata doymaz kucuk kizlar. Oyle degil mi?
- Haklisin. Benim dort yasimda bir kizim var. Adi Aylin. Her aksam boynuma sarilir “babacigim beni ne kadar seviyorsun?” diye sorar. Giysisini degistirdigi zaman etrafimda “Baba guzel olmus muyum?” diye sorar durur. Guzelsin demem de yetmez ona. ” Harikasin prenses gibi olmussun” demeliyim. Dunyanin en guzel kizi demeliyim.
- Iste kadinlar bir omur boyu bunu duymak isterler. Ben elli yasindaki karima boyle davraniyorum. Omrumuz olurda seksen, doksan yil da yasarsak ben ona boyle davranmaya devam edecegim. Ona “bebegim” diye hitap ediyorum cok hosuna gidiyor. “Bebegim bana bir cay yapar misin?” dedigimde cay yapmak icin nasil kosturdugunu gormelisiniz.
- Hic kavga etmezmisiniz siz?
- Kavga evliligin tadi tuzu. Arada biz de tartisiriz. Kusup barismanin tadi ayridir. Benim karim bir keci kadar inatcidir. Onunla barismak icin ugrasmak ayri bir keyif verir bana.
- Benim esim cok ciddi kadindir. Hic kucuk kiz havasi yok onda.
- Kucuk kizlar buyudukleri zaman artik sevgi, ilgi istemeye utanirlar. En ciddi yada en yasli kadinin bile o kucuk kiz mutlaka vardir. Yeter ki sen o tatli kizi sevindirmeyi, mutlu etmeyi bil. Ve o kucuk kizi asla aldatma. Yoksa bir daha sana guvenmez ve ne yaparsan yap hep kuskuyla bakar. Kucuk kizlar hem cabuk mutlu olurlar hemde cabuk kirilirlar. Cok narindir onlar. Hoyrat elleri sevmezler. Yumusak dokunuslari severler.
- Bu tavsiyeni deneyecegim. Fakat her zaman yapabilir miyim bilmiyorum.
Bazen islerim cok yogun oluyor o zaman eve cok yorgun gidiyorum.
- Bu sadece bir bahane. O kucuk kizi mutlu etmek dunyanin en kolay isi.
Cogu zaman birkac tatli soz yeterli olur. Sen o kucuk kizi mutlu ettiginde karsiligini fazlasiyla alirsin. Artik o seni rahat ettirmek icin elinden gelen gayreti gosterir. Karisi mutlu olmayan erkek mutlu olamaz. Mutlu olmak isteyen erkek once hayat arkadasini mutlu etmelidir.
Dusunsene somurtkan, mutsuz, surekli soylenen biriyle yolculuga ciksan ne kadar mutlu olabilirsin.
- Haklisinda bende butun gun ailem icin calisip yoruluyorum.
- Yine para, yine dis sebepler. Evet para onemli ve gerekli ama kadinlar para icin erkekleri sevmezler. Para gecici mutluluklar verir. Kadinlar hediye almayi severler. Paran varsa hediye al tabi. Ama hediyeyle mutlu olmasini bekleme. Hediyenin yanina sevgini katmazsan hediyenin bir anlami yoktur. Benim hicbir zaman cok param olmadi. Gunluk kazandim gunluk yedik. Bazen ac kaldigimiz gunler oldu.
Hicbir zaman karimin kulaklarina altin kupe takamadim ama her zaman ask sozleri fisildadim. Hicbir zaman boynuna pirlanta gerdanlik alamadim ama hep opucuklerle sevdim boynunu. Hicbir zaman ona ipek elbiseler giydiremedim ama kendi bedenimle ipek elbise gibi yumusacik sardim bedenini ve mutlu ettim onu.
Adam ayaga kalkti.
- Bana musaade, artik gitmeliyim, karim merak eder. Sende git evine kucuk kizin gonlunu al, belki o kucuk kiz simdi evde aglayip duruyordur.
- Bulent de ayaga kalkti. Kuvvetlice elini sIkti.
- Sizi tanidigima cok memnun oldum.
Elini birakti koluna girdi. Yolun karsisindaki pastaneyi gosterdi.
- Hadi gel esin icin suradan cikolatali pasta alalim, dedi.
Pastayi aldilar. Adam hayatinda ilk defa karisina yas pasta goturmenin mutluluguyla, bin bir tesekkur ederek evginin yolunu tuttu. Bulent de pastanenin yanindaki manavdan karisinin en sevdigi meyvelerden aldi.
Evine geldiginde karisi sismis gozlerle mutfak masasinda oturmus su iciyordu. Bulent hic konusmadan meyveleri buyukce bir tabaga dokup yikadi., sonra esinin onune koydu.
- Bunlar dunyanin en sansli meyveleri, dedi.
Inci hic konusmadi.
- Sorsana “niye” diye.
Inci kizgin kizgin:
- Niye? Diye sordu.
- Cunku dunyanin en guzel ve en tatli kadinin midesine gidecek, dedi gayet ciddi bir ses tonuyla. Inci sasirmisti. Bir anda yuzunun ifadesi yumusamisti.
- Bunlar senin sevdigin meyveler, senin icin aldim.
- Hayret bir sey! Her zaman kendi sevdigin meyveleri alirdin. Benim hangi meyveleri sevdigimi iyi hatirlamissin. Aslinda bu bekledigim istedigim bir seydi. “bak senin sevdigin meyveleri aldim”
Ama simdi kiymeti yok. Cunku sana cok kirginim, meyve alarak gonlumu alamazsin.
- Ozur dilerim seni kirdigim icin.
Sonra Bulent yere diz coktu.
- Cezam neyse raziyim. Ama bir tek sey istiyorum senden. Seni delice seven bu adami senden mahrum etme.
- Bulent yere comelmis, boynu bukuk bir vaziyette cok komik gorunuyordu.
Inci kikir kikir gulmeye basladi.
- Affetmek o kadar kolay degil. Bakalim hangi cezalara katlanabileceksin, dedi.
Bulent iste o zaman ona muzip muzip bakan esinin icinde sakladigi kucuk kizi gordu.
Bundan sonra her sey daha farkli olacak diye dusundu.

Bu Gece Umitlerini Al Koynuna Gun dogmadan Unut Insafsizi Kader Bulusturdu Kader Ayirdi O Aska Inanmadi Sil gozyaslarini Sakin aglama O Kalbinle Oynadi

Türkü Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Türkü Kullanıcısına bu mesajı için 5 üye teşekkür etti:
alev_2005_2005 (26.09.2007), biz (26.10.2007), Yeni?eri (26.09.2007)
Alt 26.09.2007, 11:03   #19
Yazar
alev_2005_2005
... SESSİZ SİTEM ...
 
alev_2005_2005 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 13.05.2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 7.193
Memleket: TOKAT
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 140
İtibar Puanı: 2311
alev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip

Ettiği Teşekkür: 6.861
3.580 Mesajına 7.692 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Teşekkürler Türkü çok hoş bir öykü...

___________________İMZA___________________
***YAŞAMAK BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR VE BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇESİNE...***

***Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir. Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...***

***Kapansın el kapıları bir daha açılmasın, Yok edin insanın insana kulluğunu, Bu davet bizim...***


***Annelerin ninnilerinden spikerin okuduğu habere kadar, yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı, anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık, anlamak gideni ve gelmekte olanı...***

***Günler ağır. Günler ölüm haberleriyle geliyor.
Düşman haşin zalim ve kurnaz...***


*** NAZIM HİKMET RAN ***
alev_2005_2005 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
alev_2005_2005 Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
T?rk? (26.09.2007)
Alt 26.10.2007, 11:12   #20
Yazar
alev_2005_2005
... SESSİZ SİTEM ...
 
alev_2005_2005 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 13.05.2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 7.193
Memleket: TOKAT
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 140
İtibar Puanı: 2311
alev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahipalev_2005_2005 itibar puanıyla anlatılamayacak bir itibara sahip

Ettiği Teşekkür: 6.861
3.580 Mesajına 7.692 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Dünyanın Yedi Harikası

Bir grup öğrenciden Günümüz Dünyanın Yedi Harikası'nın neler olduğunu
düşündüklerine dair bir liste yapmaları istenir. Aralarında
anlaşmazlıklar
çıkmasına rağmen aşağıdakiler en fazla oyu alanlardır:

1)- Mısır'ın Büyük Piramitleri
2)- Tac Mahal (Taj Mahal)
3)- Büyük Kanyon (Grand Canyon)
4)- Panama Kanalı
5)- Empire State Binası
6)- St. Peter Bazilikası (St. Peter's Basilica)
7)- Çin Seddi (China's Great Wall)

Öğretmen oyları toplarken, sessizce duran bir kız öğrencisinin henüz
kağıdını vermemiş olduğunu farkeder. Sonra öğrencisine kendi
hazırladığı
liste ile ilgili bir problem olup olmadığını sorar. Kız öğrenci ise

"Evet, biraz. O kadar çok şey var ki, bir türlü karar veremiyorum" der.

Öğretmen de öğrencisine

"Peki, söyle bakalım senin listende neler var, belki biz sana yardımcı
olabiliriz" der.

Kız öğrenci önce duraksar ve sonra okumaya başlar:

"Bence Dünyanın Yedi Harikası :

1)- görmek
2)- duymak
3)- dokunmak
4)- tatmak
5)- hissetmek
6)- gülmek
7)- ve sevmek...

Odada sinek uçsa sesi duyulacak şekilde bir sessizlik oldu. Basit,
sıradan ve normal olarak düşündüğümüz ve gözden kaçırdığımız şeyler gerçekte ne kadar da mükemmeldirler.

Samimi bir hatırlatma: Hayattaki en değerli şeyler satın alınamayanlardır.




Alıntıdır...

___________________İMZA___________________
***YAŞAMAK BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR VE BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇESİNE...***

***Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir. Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...***

***Kapansın el kapıları bir daha açılmasın, Yok edin insanın insana kulluğunu, Bu davet bizim...***


***Annelerin ninnilerinden spikerin okuduğu habere kadar, yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı, anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık, anlamak gideni ve gelmekte olanı...***

***Günler ağır. Günler ölüm haberleriyle geliyor.
Düşman haşin zalim ve kurnaz...***


*** NAZIM HİKMET RAN ***
alev_2005_2005 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
alev_2005_2005 Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
biz (26.10.2007)
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:32.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica