Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Toplumsal Konular > Siyaset/Politika

Siyaset/Politika Ulusal ve uluslararası politika ile ilgili tartışmalar burada yapılır

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 03.03.2016, 15:07   #291
Yazar
slistre
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 30.04.2015
Mesajlar: 613
Memleket: KIRKLARELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 24
İtibar Puanı: 424
slistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi biri

Ettiği Teşekkür: 349
202 Mesajına 255 Kere Teşekkür Edlidi


Standart Halkı çağırdı; kendisi gitmedi!

HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş bir kez daha bozguna uğradı.
Diyarbakırlıları dün saat 16.00’da Sur’a yürüyüşe çağırdı; üç beş PKK militanı dışında umursayan bile olmadı!
Halk onun isyan çağrısına yine aldırış etmedi!
Halkı bırakın; gazetenin baskıya gönderildiği saate kadar, kendi çağrısına kendisi bile uymadı!
Yürümeye falan kalkmadı!
***
Peki; derdi ne Selahattin’in?
Gerçekten Sur’da çatışmaların sürdüğü bölgedeki halkın can güvenliği mi?
Orada halk kalmadı ki; can güvenlikleri sorun olsun!
Kalanların tamamına yakını PKK’nın militanları ile onlara yardım ve yataklık yapan hainler!
Peki; Selahattin, açıklamasında söz ettiği gibi tarihi eserlerin tahrip edilmesinden mi kaygı duyuyor?
Çok da şeyinde tarihi eserler!
İyi de o zaman ne?
***
Arkadaşın tek derdi var:
Askeri, polisi vuran PKK’lıları oradan sağ salim çıkarabilmek...
Bunun için de güvenlik güçlerinin dikkatini dağıtmak...
Keskin nişancıların ve çetenin üst düzey yöneticilerinin zarar görmeden dağa dönebilmelerini sağlamak için kargaşa ortamı yaratabilmek!
Peki; kendi fikri mi bu?
Elbette hayır!
Dağdaki komutanlarından (!) aldığı talimat böyle...

Mustafa Mutlu (Aydınlık)

slistre Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 25.08.2016, 14:26   #292
Yazar
slistre
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 30.04.2015
Mesajlar: 613
Memleket: KIRKLARELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 24
İtibar Puanı: 424
slistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi biri

Ettiği Teşekkür: 349
202 Mesajına 255 Kere Teşekkür Edlidi
Standart İlk hedef Kürt Yahudi Devleti..

Kafanızı karıştırmayın
25 Ağustos 2016
Yazarlar
Önce bir tespit:
Tarih: 26 Ocak 1699.
Osmanlı kuruluşundan itibaren en ağır koşulları kabul eden Karlofça Antlaşması'nı imzalamak zorunda kaldı.
Bu antlaşma; Batı'da büyük çapta toprak kaybettiği ilk antlaşmaydı. Orta Avrupa'daki egemenliği büyük ölçüde sona erdi.
Bu antlaşma; Avrupalıların Türkleri Avrupa'dan atma umutlarını artırdı.
Osmanlı askeri tarihi hakkında kitaplar yazanların ortak görüşü şudur:
“Hükümleri açısından tam bir felaket olan Karlofça
Antlaşması bile Osmanlı İmparatorluğu'nun askeri sistemini yıkamamıştır. Önemli eyaletler, hudut
savunma hatları ve her şeyden önemlisi tecrübeli askeri kadroların kaybedilmesine rağmen, ordu kendini yeniden yapılandırarak iki asır daha imparatorluğun kalan topraklarını savunabilmiştir. Kendinden daha güçlü rakipleri değişen dünya koşullarına ayak uyduramayıp yıkılırken, Osmanlı Ordusu varlığını koruyabilmiştir.” (Osmanlı Askeri Tarihi, M.Uyar-E.J. Erickson)
Ve…
Türk Ordusu daha zorunu Milli Mücadele döneminde gösterdi. Rusya, Almanya, Avusturya orduları paramparça olup iç savaş yaşarken; askerlerinin terhis edilmesine ve silahlarına işgal otoritelerinin el koymasına rağmen Osmanlı Ordusu, Anadolu'da disiplinini ve kurumsal kimliğini bozmadan Mustafa Kemal önderliğinde emperyalizme karşı büyük mücadeleye başladı.
Yani…
Arkadaş, bu toprakların yiğit ordusuna güvenmeye devam et; emperyalizmin maşaları FETÖ, PKK, IŞİD onun bileğini bükemez.
Ne demişti büyük Atatürk:
“Sizin gibi kumandanları, subayları ve erleri olan bir millet için yâd elleri altında köle olmak mümkün değildir…”
Bu tespit ardından konumuza girebiliriz…
Kayıp ülke!
Sınırımızda ne oluyor?
Yok Cerablus… Yok Afrin… Yok Menbiç…
Yok Suriye Ordusu YPG ile ateşkes antlaşması yaptı.
Yok Türk Ordusu Cerablus'a girdi; askeri operasyona “Fırat Kalkanı” adı verildi.
Vs. Vs.
Gazetelerde-ekranlarda sürekli hangi bölge kimin kontrolünde renkli haritalar yayınlanıyor-gösteriliyor. Kafalar sürekli karıştırılıyor.
Ekranlarda bolca uzman var. Ellerindeki çubuklar harita üzerinde dolaşıp duruyor; bolca stratejilerden bahsediyorlar. Takip etmek imkansız hale geliyor; örgüt isimleri-yer adları birbirine karışıyor.
Sahi neler oluyor?
Meseleye, mikro-küçük değil, makro-büyük açıdan bakarsak ancak işin aslını kavrayabiliriz.
O halde, önce şu gerçeğin altını çizelim:
Suriye meselesinde ABD var, Rusya var, İran var, Türkiye var, Fransa var, İngiltere var, Katar var, Ürdün var, Lübnan var, Suudi Arabistan var, Irak var, var oğlu var.
Hizbullah var, Hamas var, Müslüman Kardeşler var, El Kaide var, IŞİD var, Nusra var, PKK var, Barzani bile var.
Kim yok?
Kimin adı, küresel medyada hiç geçmiyor/geçirilmiyor? (Dış haberler; bu yayın merkezlerinden tercüme edilenlere dayandırıldığı için bizim medyada da yok!)
Kim bu ülke?..
Suriye'nin komşusu!
Üstelik Suriye ile yıllardır arası bozuk; kimi dönem savaş bile yaptılar.
Bildiniz, İsrail!..
Yok Cerablus… Yok Afrin… Yok Menbiç… Kafanızı bunlarla karıştırmayınız!
İsrail'in adı Suriye iç savaşında niye hiç geçmiyor bunu düşününüz! Örneğin…
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer öncülüğünde Türkiye-Suriye ilişkileri geliştirilirken İsrail tedirgin olmuştu.
Demek ki Suriye meselesi İsrail için çok önemliydi.
Yani… Küresel medya merkezleri (örneğin, Suriye Ordusu'nun konumunu uydularıyla tespit edip muhaliflere vermesi gibi faaliyetlerde bulunan) İsrail'i; gözlerden-kulaklardan saklasa da savaşın merkezinde bu ülke var!
Peki… Gelelim can alıcı soruya:
İsrail, Suriye'de neyin peşinde?
İlk amaçları
Farkındasınız…
Suriye iç savaşını mezhep temelli göstermek istiyorlar; Alevi, Sünni, Dürzi…
Suriye iç savaşını dinsel temelli göstermek istiyorlar; Müslüman, Hıristiyan…
Suriye iç savaşını etnik temelli göstermek istiyorlar; Arap, Kürt, Türkmen…
Yahudi bu işin neresinde?
Yahudi yok mu? Yok! Oysa…
Tevrat/Tekvin'e göre; Yahudilere -vaat edilmiş topraklar- “Arz-ı Mev'ud” verildi.
Burası…
İsrail, Filistin, Lübnan toprakları ile Ürdün, Mısır ve Suriye'nin kıyı bölgeleridir! Keza… İsrailoğulları “Kenan Ülkesi” denen bu yerleri yaklaşık olarak 500 yıl (M.Ö. 1500-M.Ö. 1000 yılları arasında) yönetti.
Siyonist Yahudiler bu bölgeleri tekrar ele geçirme isteklerinden hiç vazgeçmedi.
İsrail'in Suriye ile bitmez tükenmez savaşının kaynağıdır bu bilgiler.
Şimdi şu soruları sorabiliriz:
Suriye iç savaşı neden ülkenin kuzeyine sıkıştı kaldı?
İç savaştan önce Suriye'de hiç gücü olmayan ve parçalı bulunan Kürt örgütlerini kimler, nasıl, neden bir araya getirdi?
PKK-YPG nasıl oldu da Irak ve Suriye ordularını yenen IŞİD'e karşı ardı ardına zafer kazanıp topraklarını sürekli genişletti?
Ve neden PKK-YPG Akdeniz'e ulaşmayı en büyük davası haline getirdi?
Tüm bunlara sesini çıkarmaması ve sınırında olanlara müdahalede bulunmaması için kimler Türkiye'de, sürekli terör eylemi düzenletti; darbe girişimi planladı?
Soru aslında yanıttır:
İlk hedefleri; “Kürt Yahudi Devleti”ni kurdurmaktır.
Sonraki aşama “Büyük İsrail”dir!
Yok Cerablus… Yok Afrin… Yok Menbiç…
Diye kafanızı hiç karıştırmayınız…

Soner YALÇIN (SÖZCÜ)

slistre Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 09.09.2016, 05:20   #293
Yazar
slistre
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 30.04.2015
Mesajlar: 613
Memleket: KIRKLARELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 24
İtibar Puanı: 424
slistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi biri

Ettiği Teşekkür: 349
202 Mesajına 255 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Kimsiniz ulan siz?

Sabahın kör karanlığında sütçünün yerine polisin kapıyı çalıp, arama adına hanemize dayanmasına karşı da antrenmanlıydık biz. 12 Eylül'ün gök ekinler gibi biçtiği günlerden Ergenekon, Balyoz ve bilmem hangi kumpasına uğrayan nesillerin çocukları yerine ağabeyleri olmuştuk çoktan. '10 Eylül 1977 Kadir Gecesi'nde şehadete ulaşan yüceler yücesi şehid Erdem Arabacı'nın adını koymuştuk oğlumuza... Bizim 15 Nisan 1978'den geldiğimizi unutmuştu haytalar. Canım memleketim bu soysuzların adını bile henüz öğrenmemişken mensuplarımızı devşirmeye kalkışmalarına isyan ederek vuruştuk 1982 yılında bu alçaklarla. Bir posttan 2 ya da 3 ayrı deri çıkarılamaz. İdealist, Türk milliyetçisi, Atatürk'ün izinden ayrılmayan ülkü erinden Feto gömleği biçmek ancak şizofren diktatör bozuntularına yakışır. Yaşamı boyunca iradesini aşk derecesinde sevdiklerine dahi devretmeyerek, tercihini her daim direnişten yana kullananların "hayır hizmet" adı altında kolaycasına toplayamayacağı bir postun ete-kemiğe bürünmüş halimizdir adımız. Bizleri devşiremedikleri gibi, devşirilenlerden olmayacağımızı da en iyi fil dişi kuleleri işgal ederek tepeden seyredenlerle, bu kutlu mücadelenin zekatını dahi ödeyememiş şaşkınlar, gaflet ve hatta ihanet içinde olanlar bilir... Bizlerin derisinden "FETÖ" derisi çıkararak, Adriyatik'ten Çin Denizi'ne kadar olan muhteşem coğrafyada taşeronluk üstlenmeye kalkışanlar Yunus ile Yavuz arasındaki farkı fark edemeyecek kadar cahil ya da bilinçli ajandır.***Er kişi olun ey alçaklar! Ya çadırınızda oynaşlarınızın koynuna sığının ya da meydanlarda erkekçe savaşın!Ey dijital terörün unsurları ile kumpas kuranlar. Tapındıkları gücün gölgesinde pusu atanlar! Ucuzlaşmış, köhneleşmiş manevralarınızın bizlere sökmeyeceğini anladığınızda sözlere nerelerin dar geleceğini anlamanız için vaktin sona ermek olduğunun bilmem farkında mısınız! Çoktan unuttuk izzet-i ikbali, elimizin tersi ile ittik makamları. Bereketlidir evet bu topraklar. Hain kadar vatansever fışkırır tarlalarında. Mayası da, tohumu da sağlamdır ektiklerimizin. Ürettiğimiz de tükettiğimiz de helalindendir. Biz haram yemedik. Kursağında haram lokma ile minnet borcu olan düşünsün geleceğini, bizim kursağımızdan geçmedi hiç! Sökmez bize iş birliktelikte takılan ters kelepçe... Karakolunuz, hücre ve hapishanelerinizin yedi katını patlatır yükseliriz gök yüzüne.***Nezaretin kapısından dahi geçmeyen ülküsüzler, ülkücüler adına ahkam keser olmuş duyduğumuza göre... Gölgesinden korkanlar Kara Kaan ile iş tutar olmuş öyle mi? "Dönen dönsün yolundan ben dönmezem, yolumdan" diyen Pir Sultan'ın yolundayız. Alçaklığın da bir sınırı vardır. (Çukurlar) Düştüğünüz gayyadan sizi kimler çıkarır bilemeyiz. İşte meydan! Biz Çögen Tepesi'nde mitralyöze kılıç çeken Enver Bey'in Resneli Niyazi, Kuşçubaşı Eşref, Telgrafçı Hamdi'nin, Sakarya'da Akdeniz'i hedefleyen Gazi Mustafa Kemal'in, Edirne sınırında "ben kaçarsam beni de vurun" diyen Üsteğmen Alparslan'ın askerleriyiz. Biz! Ölümlerle eğlenen Tuna yürekli Türkleriz.Kainatın soytarısının sofrasından badelenenler ile komşunun bahçesinden meyve çalan uğursuzlar... Ve bizim mahallede salyangoz satmaya kalkışan kardinalin köleleri, Alamut'un Haşhaşileri siz kimsiniz? Sahi ulan, bizi ters kelepçe ile diz çöktürmeye kalkışan imam kılığına girmiş Fetö'nün zağarları, Amerika'nın köpekleri, plazaların lejyonerleri siz kimsiniz?

Kaynak: Kimsiniz ulan siz? - Yavuz Selim DEMİRAĞ (YENİÇAĞ)

slistre Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 17:46.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica