Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Üyelerin Mekanı > Üyelerimizin Makaleleri

Üyelerimizin Makaleleri Üyelerimizin Alevilik, Siyaset ve Yaşam konusundaki makaleleri, denemeleri, edebi yazıları. Lütfen sadece KENDİ yazılarımızı paylaşalım ve MAKALE tarzında olmasına dikkat edelim.

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 27.02.2009, 13:08   #1
Yazar
sirinem_62
Tecrübeli Üye
 
sirinem_62 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.02.2009
Mesajlar: 54
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 36
İtibar Puanı: 22
sirinem_62 iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 1
27 Mesajına 48 Kere Teşekkür Edlidi


Standart Neredesin içimdeki çocuk ?

İç hesaplaşmamı yapmak üzere yatırınca masaya yaşanmışlıklarımı içimdeki çocuğu gerilerde bir yerlerde kaybettiğimi fark ettim. Yıllarca onu beslemeyerek büyümesini engellediğimi sanmıştım; hep çocuk kalsın diye. Nereden bilirdim iç saatin tersine işlediğini. Meğer, besleyerek onun çocuk kalmasını sağlayabilirmişim. İçimdeki anne-babanın da bu oyundaki rolünü yabana atmamak gerekir.Öyle alicengiz oyunlarla kandırdılarki beni mesela; yüreğimin kıyılarında oynadığını, derinlere giderse boğulacağını söylediler.Bu yalana inandım ben de yıllarca.Oysa şişmdi yüreğimin abislerinden geliyor inlemesi. Belli belirsiz çıkıyor sesi, boğulmak üzere sanki. Sesini duyuyorum, ama kendini göremiyorum hala.Oysa ne çok ihtiyacım var ona.
-HAYDİ ÇIK GEL ÇOCUK !................................................. .................... Gel birlikte saklambaç, körebe,kaydırak oynayalım. Lunaparka gidip atlıkarıncalara binelim, kırlara çıkıp papatyalar toplayalım;başına taç yapmak için. En sevdiğin çizgi filimleri seyredelim sonra camın önüne oturalım yağmurun raksını seyredelim. Tüm bunlara evet diyor, ama beni yıllar sonra tanıyamamaktan korkuyorsan korkma çocuk. Ben bunu da düşündüm yolunu bulman için geçtiğim yerlere en sevdiğin elmaşekerlerden bıraktım .Söz veriyorum gelirsen bırakmayacağım bir daha elini.Ayaklarımı da senin küçük adımlarına göre ayarlayacağım ve seni asla biryerlerde unutmayacağım. İçimdeki anne-baba,sen ve ben demokratik bir aile olacağız.Tüm kararlarda hepimizin bir söz hakkı olacak ve içimdeki anne-babanın " sus sen çocuksun " diyerek seni sindirmelerine asla izin vermeyeceğim. Hadi gel çocuk. Gel yüreğimi şenlendir. İnan bana, ömürümün geri kalanı geçmez sensiz. Zaman dededen de rica ederiz yavaş ilerlesin diye.Hayatımın orta yerinde seni bekliyorum ve saymaya başlıyorum: 1-2-3-4-5-6-7..................50....Haydi gel SOBELE beni................................

Oysa ne çok özlemişim içimdeki çocuğu

sirinem_62 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
sirinem_62 Kullanıcısına bu mesajı için 5 üye teşekkür etti:
Alt 27.02.2009, 14:07   #2
Yazar
tozo
Forum Katılımcısı
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 05.02.2009
Mesajlar: 110
Memleket: KAHRAMANMARAŞ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 37
İtibar Puanı: 12
tozo iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 188
55 Mesajına 88 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

şöyle hayatımı silkelesem elimde tek kalacak olan çocukluğumdur... en son nerede bıraktım bilmiyorum o küçük ruhu... ebe kovalarken mi elim sendeyken mi, yok yok en son saklandığın yerden çıkmamıştın... oyun bitti hadi bak ebede çekildi sen saklandığın yerden çık...

tozo Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.03.2009, 14:27   #3
Yazar
sirinem_62
Tecrübeli Üye
 
sirinem_62 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.02.2009
Mesajlar: 54
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 36
İtibar Puanı: 22
sirinem_62 iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 1
27 Mesajına 48 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Bir düş gördüm hayrola

Elinde sürekli evirip çevirdiği rotring marka kaleme takılıyor gözüm.Offffff uykumda geldi.Üzerime bir ağırlık çöktü sanki...

Çalan kapının sesi uykumu alıp götürüyor.Kapıyı açtığımda karşımda okuldan iki arkadaşım.Ellerinde siyasi gazeteler belli ki yine birşeylerin peşindeler.

Sohbete başladığımızda anlıyorum ki arkadaşlarım ,iradesiz kabarık iştahlıların var güçleriyle yok etmeye çalıştığı hayatımızı,çocuklarımıza bırakacağımız geleceğimizi kurtarma çabasındalar.Olup bitenlerin mantıklı bir açıklamasını bulmaya çalışıyorlar...çalışıyoruz.Psikolojik,sosyolojik,p olitik....Konuştukça konu konuyu açıyor.

Arkadaşım sürekli düşler kanadım benim.Uçup aydınlık günlere konmak, herbirinize de kol kanat olmak istiyorum diyor.Peki diyorum o halde neyi bekliyoruz?Düşüncelerimize vurulan yamayı türbanla örtpas etmek yerine neden düşüncelerimizi haykırmıyoruz?Sen,ben,o......Hepimiz bir nefes,bir soluk,tek bir yürek neden olmasın ki??

Oda da derin bir sessizlik oluşuyor.Arkadaşlardan birisi yeter !!! diye bağırıyor.Diğeri ise kelimeleri yüreğine sıkışmış konuşmak istiyor ama konuşamıyor.Belli ki onların canı da çok acıyor tıpkı benim gibi.....

Akla karayı ayırmak bu kadar zor olmamalı diye mırıldanıyor yine.Başını önce yere eğip bir müddet düşünüyor ve kafasını hafifçe çevirip gözleri gözlerimde kayboluyor....Oda da yine derin sessizlik hakim.

Geçmişe dönüp baktığımızda doğruluktan taviz vermeyen ,bu uğurda canlarından olan ,yakılan,yıkılan,asılan,derisi yüzülenler değil miydi?.....Onlar değilmiydi karanlıkları akıllarıyla aydınlatıp bizlere rehber olan kocaman yürekler........

Düşüncelerini,yüreklerini ortaya koyan ,köhneleşmiş düzene tutsak kalmayan,özgürlüğün ve eşitliğin peşinde koşanların kemikleri sızlamaz mı?Küçücük menfaatler uğruna düşünclerini satan,çoluk çocuğunun geleceğini karanlıklara gömenlere ne demeli bilmem.

Günden güne içimizde geleceğe dair umut ışığı kalmazken,umutlar yerini kaygıya bırakırken ,yaşamsal tüm değerlere sekte vurulurken bu vurdum duymazlık ,adam sendecilik neden?

Şimdi zaman sömürü düzenini yıkmak,çıkarcı örümcek beyinlilere hadlerini bildirmek olmalı.Yüzyıllardır özlemini çektiğimiz güzel günlerin temelini bir bir yıkmaya,bu uğurda yüreklerini ve akıllarını kullananları susturmaya çalışanlara inat özgürlük,eşitlik adına burdayız diye haykıracağız.

Düşüncelerimize vurulan zincire ve sömürüye hayırrrrrrrrrr......

- Heyyyyy gönül dersteyiz uyansana.Neden hayır diye bağırdın ki?Dersin tamamını uyuyarak geçirdin bilmem farkında mısın?

Arkadaşıma dönüp gülümsüyorum.Bu arada hoca hale rotring marka kalemiyle meşgul.......

Sömürü düzenine sahip çıkıp tüm gözlerin kör olduğu,beyinlerin yıkandığı,bir parça bez üzerinde oynanan siyaset ortamında kör ,sağır ,dilsiz kalmaktansa varsın derste uyuyayım.

Hem merak etme arkadaşım ben dersimi fazlasıyla aldım.Sıra ders vermede.Evrensel bir birey olarak yol almada.Katılır mısın aramıza?................

sirinem_62 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
sirinem_62 Kullanıcısına bu mesajı için 4 üye teşekkür etti:
Alt 03.03.2009, 20:48   #4
Yazar
socco_vanzetti
Forum Katılımcısı
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 24.05.2008
Mesajlar: 128
Memleket: İSTANBUL
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 40
İtibar Puanı: 12
socco_vanzetti iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 71
73 Mesajına 150 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

merhaba hewal çok güzel yazılmış teşekürler paylaştığın için

socco_vanzetti Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 04.03.2009, 19:29   #5
Yazar
sirinem_62
Tecrübeli Üye
 
sirinem_62 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.02.2009
Mesajlar: 54
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 36
İtibar Puanı: 22
sirinem_62 iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 1
27 Mesajına 48 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

ATACAĞIN ADIMLARA KARAR VERDİĞİN YERDEDİR HAYAT...
Mutsuzlukla dolu bir yaşamı reddetmeyi başarabilmekti hayat...

Bazen sonunu göremediğin tünelde kaybolmadan karanlıktan aydınlığa

çıkabilmekti,bazende patikada engebeye meydan okurcasına nefes nefese o yolda

zirveye tırmanmaktı...

Zordu yaşanmışlığın tortularından sıyrılmak ,zordu yarının hayallerini gerçeğe

dönüştürmek...

Umutların elinden teker teker giderken, hayallerin avuntun olmuş ,belki yarın

demiştin,hayat akıp giderken de baktınki dünler bugünün yarınıymış boşuna yaşamışım

dediğinde bile bir ders daha almış olup bu gerçeği elinden uçup giden zamana bağladın

ama zamanında gözünü açsaydın alman gereken mesaja cevap yazıp ileti raporunu bile

silmiştin...


Geç kalmışım diye sızlandın senelerce, geçmişi düşündüğün bi anda gözün aynaya

ilişti ve tanıyamadın kendini bu benmiyim derken film şeridi gibi geçti yaşanmışlıklar...


Oysaki, geç kalmamıştın bu hayatta öğrenmenin ve öğretmenin yaşı yoktu, hadi

şimdi bu hale geldiğindeki kişileri sorgulama hesap sorma sırası sendeydi. Şimdi beyni

yöneterek,geçmişin tortularını bir kalemde silme, içindeki nefreti, kini .dışa yansıtma

zamanıydı...Ayağını emin adımlarla yere basarak bu savaşta bende varım

diyebilmekti.Cesaretin yüzündeki çizgilerden sonra oluştu bu halin sana

yabancıydı .Özverin vereceğin derslerin içinde saklıydı birgün sende zaferini kutlayarak

yılların ezikliğini üstünden atma çabasındaydın.Güven senin için tutkuydu,kendine

olmayan güveninde,başkalarına sırtını dayayarak geçirdin bu kadar ömrü,kaderini onlar

belirlerken elinden uçup gidenlerden sonra yalnızlığında anladın önce güven kavramını

kendinde benimseme gerçeğini...

UNUTMAKİ;

ÖLÜMSÜZ TEZATLARIN ÖZÜ TRAJEDİDİR...



(sen bunu bir kez daha ispatlamış oldun)
Forum kodları ve simge butonları gösterilmemesine karşın, hala kullanılabilirler.

sirinem_62 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 05.03.2009, 13:26   #6
Yazar
sirinem_62
Tecrübeli Üye
 
sirinem_62 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.02.2009
Mesajlar: 54
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 36
İtibar Puanı: 22
sirinem_62 iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 1
27 Mesajına 48 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Bir Hint Masalı

Cesaretin bittiği yerde esaret başlar.
Bir Hint masalına göre, kedi korkusundan devamlı endişe içinde yaşayan bir fare vardır. Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür.

Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya başlar. Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür. Kaplan olan fare, sevineceği yerde avcıdan korkmaya başlar. Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok.

Onu eski haline döndürür.
Ve der ki,"Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüreği var. O yüzden ben sana yardım edemem."
ÜNLÜ YAZAR SHAKESPEARE, BU KONUDA ŞÖYLE DİYOR:
"İnsanların çoğu sevmekten korkuyor, kaybetmekten korktuğu için.
Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.

Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.

Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için."
Forum kodları ve simge butonları gösterilmemesine karşın, hala kullanılabilirler.

sirinem_62 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 06.03.2009, 00:17   #7
Yazar
sirinem_62
Tecrübeli Üye
 
sirinem_62 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.02.2009
Mesajlar: 54
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 36
İtibar Puanı: 22
sirinem_62 iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 1
27 Mesajına 48 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Bugün senden siikiliyorum istanbul......

Bu gün SIKILIYORUM senden İstanbul ..Birbirimizi artık taşıyamayacak kadar yorulduk. Günlerdir baş başayız. Sen bana, ben sana kelimelerimiz bitene kadar konuştuk. Sen insanlarını sakladın benden, ben yüreğimi döktüm boşalttığın bütün sokaklara..Sen gemilerini yaktın..Ben gönlümü saldım mavine...Kısacası İstanbul, boşa koyduk dolmadı, doluya koyduk almadı..İkimizin de çaresiz olduğunu bile bile kanırttık kendimizi. Sen beni ayarttın, ben seni..

Nankörlük ettiğimi düşünüyorsun değil mi? Benim ne istediğimi sen çok iyi biliyordun İstanbul;Ve yüzyıldır saklıyordun onu benden;Yüz yıldır beklediğimi çıkarıp böğründen bana gösterirken, aslında bulduğumu sandığım anda kaybedeceğimi bildiğin için yüzün ekşiydi biliyorum. Belki de yüzyıldır ben bunları yaşamayayım diye saklamıştın..Onun için kaçıyordu martılar benden..Gözümün içine baka baka, sırrını saklayamazlardı çünkü..

Bu gün sıkıldım senden İstanbul. Git başımdan. Hatırlatma bana;Üç şiirlik ömrümü..Ağlıyorsam sana ne ha! Sana ne terlerimden güzelleştiğimden..Hastaysam sana ne be İstanbul! Saçlarım bile acıyorsa ve hüzün kanatarak geçiyorsa kalbimi; sana ne bundan? Git başımdan ..giiit! Kemancını, dilencini, Pasaportunu, vapurunu , çayını, çorbanı, sabahını, akşamını, martını,serçeni, alda giiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiit!

Şiir yazmayacağım bu akşam..Martılara simit de atmayacağım..Bakmayacağım batarken güneş, kızılına bulanmayacağım;Ayaklarım zikreden bir derviş derinliğinde ve aşkın telaşında saldırmayacak sokaklarına.. Her çalan telefona Hızır arıyor gibi koşmayacağım;Giiiiiiiiiiiitttttttttttttttt! Kimse beni sormayacak, bende kimseyi merak etmeyeceğim. Sende sorma;Sana ne lan ağlıyorsam..Martılarına mı mahçup oluyorsun..?

Sıkıldım hep seninle baş başa kalmaktan İstanbul..Ben küçücük kadın, sen koca şehir..adaletsizlik bu be İstanbul! Ne kadar yalnızım görmüyor musun? Kalelerini korumak için kendini koruyanlar benim küçücük ve masum çakıl taşlarımı da kendilerine duvar yapıp kaçtılar. Çırılçıplak koca dünyanın ortasında, savunmasız, kalakaldım.Yıkıldı sahnem, yırtıldı maskem, maskesiz ne kadar çirkinim be İstanbul! Oyunumu bozdular. Mızıkçılık ettiler..Oyuncaklarımı kırdılar. İnceltme beni diyenler kalınlaşıp, beni incelttiler..
Ne o takma mı? Diyorsun? Yeniden yaparız mı sanıyorsun? Yeniden yapmak için çok yorgunum be İstanbul. Bin yaşındayım..görmüyor musun? Kaçırdım son treni bilmiyor musun?

Bu akşam sıkıldım senden İstanbul..Keşke bunları anlatacağım senden başka birisi olsaydı be İstanbul..Sahi benim niye hiç dostum yok..Her şeyin ve herkesin sırrını anlattığı ve anlatılanı kaderi gibi saklayan benim, yalnızların her uzattığında eline el veren benim, susuz kalana gönlümü emziren benim..çaresize çare olamasam da omuz biriktiren benim..Aç kalanla son lokmasını paylaşan benim.. benim neden bir sırdaşım yok..Halime bak be İstanbul..her şeyi parke taşlarına anlatıyorum..oysa elimi tutacak bir dost eli sıcaklığı,içimi ürpertecek bir dost bakışı isterdim..Bir bardaklık demli çay muhabbeti isterdim..Çok görüyorlar be İstanbul..


Tamam İstanbul..tamam kızma..;Sen beni uyarmıştın,çıkarma suratını maskenden dışarı; diye..Çok özel bir dünyan var diye..Sokma oraya kimseyi, diye...Güneşe bakma, yalnızca güneşi düşün,gözlerin kamaşır, demiştin...Masken ve koltuk değneklerin olmadan çıkma insanların arasına,acımazlar, demiştin...haklısın,Ama o içimdeki çocuk yok mu İstanbul ? Fırlayıp çıkıverdi işte..tutamadım..Alın yazısı gibi bir akşam sonrası çıkarıp içindeki vicdanı, tütün tarlalarından Marmaranın soğuk sularına gömünce..ellerimi uzatıverdim..yıldızların uzaklığına uzanır gibi...



İnan İstanbul..O içimdeki çocuk var ya,O yaptı her şeyi.. Sen nasıl şairsin dedi..ne mavi bir hikayen, ne sevdan var..ne de sevdalın..Hadi bırak kendini sıkmayı, bir kerecik onun rüzgarına takılalım..Masken acıtmadı mı suratını ? Çıkar maskeni bir kerecik yüzün nefes alsın..İnandım be İstanbul! Matematikten sıkılan lise bir öğrencisinin defterin kenarına karaladıkları gibi, yani çocukluğumda hep yaptığım gibi hayatın kenarını karalamaya başladım..Oraya martılar, serçeler, küçükte olsa bir güneş kondurdum..Hem oda sevdi bu oyunu, sardunyalı bir kahve çiziverdi kenarına,Ne vardı ki bunda İstanbul ?

Ihlamurlar çiçek açtı Kadıköy de , ona da söylesen ya, be İstanbul..

İstanbul..sıkıldım senden..sıkıldım bu akşam..puslu ve ağır havan gibi gelme üzerime ..buğulu cama güneş çizerken kırılacağını nereden bilirdim ve her tarafımın kesileceğini..

Sıkıldım senden İstanbul..Hiç çekilmiyorsun..Karanlık ve sessizsin..istesen de istemesen de.. Ona gidiyorum..Başta da dediğim gibi,bile bile,BİLE BİLE,bile bileeeeeeeeeee..! Yusuf gibi..Hüseyin gibi..aşka gidiyorum..Affet beni İstanbul..affet..Ya yanarım kül olurum..ya da küllerimden tekrar doğarım..bir Anka kuşu gibi.. Belki de ben martı değildirim haaaa..!

İstanbul,uykum var. İstanbul aylardır uykusuzum..Sorma bana neden niçin diye.. uyumak istiyorum..git...Eğer beni çok düşünüyorsan..eski gecelerimi geri getir..Bana ait olan dünyamı, içinde asla ne olduğunu bilmediğim ve açmadığım hediye kutumu getir..Hayal kurmak istiyorum..küçük prenses gibi..Kapat bütün pencerelerini İstanbul..hiç bir serçe girmesin içeri..Kör et beni..Görmeyeyim kimsenin gözünün içindeki gülü..sağır et beni,duymayayım hiç bir şarkıyı,hatta bomba et patlat beni.. Tam da burada, Kadıköy meydanında ırzına geçilmiş kanamalı bir yürekle sövüyorum işte ..gücün yetiyorsa getir gözlerimin son sahibini..getiremiyorsan .....:?giiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiit..!

sirinem_62 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 07.03.2009, 14:22   #8
Yazar
sirinem_62
Tecrübeli Üye
 
sirinem_62 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.02.2009
Mesajlar: 54
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 36
İtibar Puanı: 22
sirinem_62 iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 1
27 Mesajına 48 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Bir varmiş bir yokmuş

Artık tanışmıyoruz, belki bir zamanlar...

Hiçe sayılmak için sevilmişim, senin hiç dediklerinden daha var değilim şu an, sadece hiçim...

Suya yazdığımız yazılarımız var, hiç kimse okumamışken buhar olup gittiler.

Kızgınım, tutup saçlarından sokak ortasında azarlamak istiyorum seni, sonra yedi cihana;işte adam dediğiniz buymuş; demek, sevdiklerinden intikam almak istiyorum, nefreti bilmeyen şu çocuk yüreğime ektiğin tohumlar var ya; şimdi boy verdikleri için memnunum, senden daha çok nefret ettiğim hiç kimse yok.

Çelik gibi duruşunun ardında yedi yaşında bir oğlan çocuğusun, bunu bir ben biliyorum, lütufların için kendinle gurur duyuyorsun, bense lütuflarının altında yatanlarla ilgileniyorum, kimi daha çok sevdiğini merak ediyorum en çok?
Bir masal kahramanı için en uygun kıyafetler ve en uygun zamanlama varken senden vazgeçmek için deli olmalıydım, şimdi senden vazgeçmiş olmayı yeğliyorum, ama kıyılarında gezindiğim sevda tarlasında uçuşan polenler var ya, bana bir dahaki baharı bekle diyor, bende kalan son tekliğimi bozdurmadan öylece duruyorum.

Son tekliğim sana elveda demek için, nasıl gittiğimi bile anlamayacaksın, neden gittiğimi ise, belki... Seni tam yolun ortasında düşlerinle ve düşlemekten korktuklarında bıraktığımda, kızgınlığın ve öfken buğulandığında cama değen parmakların gibi ;bir varmış, bir yokmuş; diyerek dökecek içini.

Seni kendimden azat ediyorum, artık emekliye ayrılma vakti, toplayıp pılımı pırtımı, yaşam salına atladığım gibi açık denizlerdeyim.

Bir lokma ekmek, yetecek kadar su ve senden aşırabildiğim ne varsa hepsi yol arkadaşım, kah kendimle dertleşeceğim kah yalnızlığımla, seni aramak aklıma bile gelmeyecek, ama bileceğim; sen beni hep anacaksın!

Çoraplarından yayılan kokuya rağmen değiştirmek aklına gelmeyecek, saçlarından mesul olduğu bileceksin, ama öyle dağınık bırakacaksın ki, adını berduşa çıkaracaklar, arada sokağa çıkacaksın, belki aylarca sonra, güneşin seni ısıtmadığını göreceksin, güneş ateş topu olmuş yüreğinde duracak. Paraya kıymet vermediğin için bir apartmanın bodrum katında sabahlayacaksın, üç kuruşa talim etmeye alışmış bedenin isyan etmeyi bile lüks sayacak.

En çok beni anacaksın!

Dostlarından arınmış görünüyorsun, dostların ardımdan yas tutuyorlar, bir kendinle barışmış gibisin, diğerleri için meydan savaşları sürüp gitmekte...

Gerçekten kendinle barıştın mı?

Artık dibimde bitemeyeceksin, ne sen, ne bir başkası...

Bir daha ki baharlarıma elveda demek en akıllıca olanı, bu bile sana bir ödül belki, ama o kadar yorgunum ki; buna dahi aldırmıyorum.

Birazdan, bütün bir hayatı, kocaman bir poşete kaldırıp, ağzını sıkıca bağlamış olmanın büyük hüznü, ama kendimi bulmanın derin hazzıyla senden koşarak uzaklaşıyor olacağım, sen kocaman bir dünyanın minicik yüreğini barındıran hoyrat adam;

Nehirde akıp duran suyu hatırla, sen o susun, önüne çıkan ne olursa olsun, hiç umarsızca yanında götürdün, bir tek an bile olsa sorgulamadın ;gelmek istiyorlar mı?diye, artık nehir bensiz akmak zorunda, ben kendimi o çamurlu kıyıya bırakıyorum.
.

sirinem_62 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
sirinem_62 Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 17.03.2009, 20:31   #9
Yazar
sirinem_62
Tecrübeli Üye
 
sirinem_62 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.02.2009
Mesajlar: 54
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 36
İtibar Puanı: 22
sirinem_62 iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 1
27 Mesajına 48 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Günümüze Uygun

Olayın kahramanları, iki üniversite ögrencisi...Koyu geyik muhabbetinin dügümlendigi durumlardan birinde,bu iki kafadar bir iddiaya girer.... Delikanlılardan biri, odanın tavanında asılı olan ampulü agzına tamamen sigdırabilecegini iddia eder.... Evet yanlış okumadınız,bildiginiz 100 mumluk ampulü... ve sigdirir da. Ancak bir sorun vardir.Ampulü agzindan geri çikaramamaktadir. Arkadasi hayret eder bu nasil is diye, o da evdeki baska bir ampulü agzina sokar ve tabii ki o da çikaramaz. Bunun üzerine iki kafadar hastanenin yolunu tutmaya karar verirler. Agizlarinda ampul oldugu halde bir taksiye atlarlar. Konusma zorlugu çekerek güya taksiciye dertlerini anlatirlar.Taksici bir taraftan gülme krizi geçirirken bir taraftan da 'nasil olur abi ya, ugrassaniz çikar, bir asilin suna, saka mi yapiyonuz ?' diye söylenmektedir.Neyse aksamin bir yarisinda acile gelirler. Taksici ayrilir. Doktorlar çocuklari beklemeleri için bir odaya alir.Veeee, aradan 15 dakika geçmeden taksici kapida görünür; tabii agzinda bir ampulle. Amcam çocuklara inanmamis, açik olan bir marketten ampul almis ve denemistir !!

> Simdi anladinız mı Ampul Partisi'nin Türkiye'de nasıl iktidara geldigini? BİR ŞEY OLMAZ DİYE HERKES DENEDİ VE GÖRDÜK ÇIKARAMIYORUZ.

> OY VERİRKEN İYİ DÜŞÜNÜN AMPUL BU SEFER AGZIMIZDAN ÇIKMIYOR YARIN ÖYLE BİR YERE GİRERKİ DOKTORA BİLE GİDEMEZSİNİZ. SEÇIMLERE AZ KALDI ,BIR DAHA SAKIN DENEMEYE KALKMAYIN!!!

sirinem_62 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:31.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica