Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Toplumsal Konular > Din

Din Dini tartışmalar ve teoriler

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 10.05.2018, 16:33   #1
Yazar
Raya Haq
Forum Katılımcısı
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 243
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 8
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 8
23 Mesajına 24 Kere Teşekkür Edlidi


Standart Hz. Muhammed’in Tecavüzcülüğü ve Yağmacılığı..

Müslümanlar muhammed’in “sözde” din adına yaptığı savaşlardan gururla söz ederler. Oysaki muhammed’in savaşları; çete savaşı yapmak, düşmanı gafil avlamak ve düşmanı hiç beklemedikleri bir anda yakalayıp erkekleri kılıçtan geçirip kalanları esir almak, kadınları, kızları cariye yapmak ve ganimet toplamaktan ve böylece ele geçirilen bölgeleri yağmalayıp hakimiyet kurmaktan ibaretti. Din, hakimiyet kurmanın amacı değil aracıydı.

Muhammed Medine’ye göç ettikten sonra, hayatının son on senesinde o’na inananlarında çoğalması ile artık sağa sola saldırmak ve civarda terör estirmek için kendinde yeterli gücü hissetmiştir. İslam âlimi Ibni Sad, “Kitab-al Tabakat” adlı eserinde muhammed’in bu son on yılı içerisinde “74 baskın” yaptığını kitabında belirtmiştir. Muhammed kendisi bizzat baskınların 27 tanesini komuta etmiştir. Arapça yazılmış tüm İslami eserlerde bu baskınlara “Gazve” denir. Muhammed’in adamlarını görevlendirdiği ve kendisinin katılmadığı baskınlara ise “Sariyyah” denmektedir.

Muhammed gazvelerde hiçbir zaman kendisi kılıç sallamamıştır. Uhud Savaşında muhammed’in dişinin kırılması olayına müslümanlar “dendan-i saadet” adını vermişlerdir. Muhammed’in dişi, “Utbe bin Ebu Vakkas” isimli bir düşmanın eline bir taş alıp, uzaktan muhammed’e atması sonucu muhammed’e isabet etmiş ve miğferi yamulup dişini kırmıştır. Utbe’nin muhammed’e savaş anında taş atmasının nedeni de zaten muhammed’in sürekli süvarileri tarafından korunması ve kimsenin yanına yaklaşamamasındandır. Başta cebrail olmak üzere, müslümanları koruyan tüm meleklerin neden muhammed’in dişini koruyamadığı da ilginçtir.

Muhammed her zaman için saldırdığı ve yağmaladığı kasaba ve şehirleri gafil avlamıştır. bir kısmı katledilmiş, çiftlik hayvanlarına, mallarına ve silahlarına el konmuş, esirler para karşılığı takas edilmiş ya da kendilerine köle ve cariye olarak kullanmışlardır.

Abdullah Ibnu Avn, İslami kaynaklarda bu gazvelerden birini şu şekil anlatmıştır;

“Nafi’ye yazarak savaştan önce müşrikleri İslam’a davet etme hususunda sordum. Şu cevabı verdi: “Bu İslam’ın başında idi. Resulallah aleyhissalatu vesselam Beni Mustalik’e ani baskın yaptı. Adamları gafildi, hayvanları su kenarında sulanmakta idi. Savaşabilecekleri öldürdü, kadın ve çocuklarını da esir etti. O gün Cuveyriye validemizi esir almıştı. Bunu bana Abdullah Ibnu Ömer rivayet etti. Abdullah bu orduya asker olarak katılmıştı.” [Buhari, Itk 13, Müslim, Cihad 1, (1730); Ebu Davud, Cihad 100, (2633).]

Müslüman tarihçiler bu baskında 600 esir, sayısız ganimet, 2000 deve ve 5000 küçükbaş hayvanın ele geçirildiğini rivayet ederler.

Müslümanlar bugün bile tüm dünyanın öfke ve iğrençlikle karşıladığı terörizm olaylarında hemen savunma moduna geçip islami teröristlerin islam la bir alakası olmadığını ve İslam da masum kadın ve çocukların öldürülmesinin yasak olduğunu söylerler. Oysa gerçek çok başkadır.

“Ya Resulallah! Evlere yapılan gece baskınlarında, müşriklerin kadınları, çocukları da öldürülüyor, ne dersin?” “Onlar da öbürlerindendir.(Kadın ve çocuklar da onlardandır.) (Bkz.Ebu Davud, Cihad/102, hadis 2638; Cihad/121, hadis 2672; Ibn Mace, Cihad, hadis 2840; Ahmet Ibn Hanbel, 4/46; Tirmizi, Siyer/19, hadis 1570)

İbn-i Kudame ise bu konu hakkında bize şu bilgileri vermektedir;

Kâfirlere geceleyin baskın yapmak ve haber vermeden öldürmek caizdir. Ahmet, geceleyin baskın yapmakta bir sakınca olmadığını söyler. Zaten Rumlara geceleyin baskın yapılmadı mı? Düşmana geceleyin saldırmanın mekruh olduğunu söyleyen kimse bilmiyoruz. Süfyan, Zuhri, Abdullah bin Abbas ve Sab bin Cessame senedi zinciri ile Rasulullah’tan (Sallalahu aleyhi ve sellem) şöyle aktarılır: Müşriklerin evlerine gece baskın düzenliyoruz, onların kadın ve çocuklarını esir alıyoruz, bunda bir sakınca var mıdır? Diye soruldu. Bunun üzerine Rasulullah (Sallalahu aleyhi ve sellem): Onlar da onlardandır diye cevap verdi.”

Günümüzün çoğu Müslüman ilahiyatçıları bu çirkin hadiseleri örtbas edebilmek ve haklı gösterebilmek için türlü türlü bahaneler üretmektedirler. Üretilen bütün mazeretler bu savaşlarda hiçbir suçu olmayan masum insanların neden esir ve köle yapıldığını, kadınların kızların neden tecavüze uğradığını ve cariye olarak yaşamaya mahkum bırakıldıklarını açıklayamaz. Aslolan muhammed’in ganimet, şehvet, güç ve servet arzusundan başka hiç bir şey değildi. Ganimetler sadece servet ve zenginlik getirmemişti. Esir kadınlarla cinsel ilişkiye de giriyorlardı.

Rasulullah (sav)’la birlikte Beni’l-Mustalik Gazvesi’ne çıktık. Arap esirlerinden çokça esir ele geçirdik. Kadınlara karşı arzu duyduk. Çünkü üzerimizde bekârlık şiddet kesbetmişti. Hep azil yapmak istiyorduk ve: “Aramızda Rasulullah (sav) varken, ona sormadan azil (Boşalmadan penisi çekmek) yapmak olur mu?” dedik ve sorduk. “Hayır!” buyurdular. “Bunu yapmamanız gerekir. Kıyamete kadar geleceği takdir edilen her canlı mutlaka yaratılacaktır (siz tedbirinizle önüne geçemezsiniz).”

Kaynak: Buhari, Nikah 96, Büyu 109, Itk 13, Megazi 32, Kader 4, Tevhid 18; Müslim, Nikah 125, (1438); Muvatt

Müslümanlar muhammed’in hanımlarının çoğunun çaresiz dul hanımlar olduğunu söylemektedirler. Akıl sahibi bilir bir kişi, hayırseverliğin tanımını bilmiyor ise, muhammed’in bu dul, çaresiz, özellikle genç ve güzel hanımları kendilerine acıdığı için sorumluluğu altına aldığını düşünebilir. Fakat ortada bariz bir şekilde gözden kaçırdıkları nokta şudur ki, bu hanımların dul kalmasının nedeni de zaten muhammed ve müritleri kocalarını öldürdüğü içindir.

Muhammed eşlerinden biri “Reyhâne” ile ne şekilde evlenmiş hep birlikte görelim.

Benî Kureyzâdan alınan savaş ganimetleri ve esirleri müslümanlar arasında islâm dinine uygun bir şekilde taksim edildi. Reyhâne (r.anhâ) da savaş esirleri arasında bulunuyordu. Ganimetler taksim edilip, sıra esirlere gelmişti. Reyhâne (r.anhâ) da Peygamber efendimizin hissesine düşmüştü. Kaynak: Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8, sh-129

Yukarda açıkça köle olarak muhammed’in payına düşen bu bahtsız kadının akrabalarına ne olmuş hemen bakalım:

Kocasının ismi Hakem idi ve Kurayza baskınında öldürülmüştü. Geriye kalan babası, kardeşleri ve diğer erkek akrabaları ise Kurayza esirleri arasında boynu Hz.Zübeyr ve Hz.Ali tarafından vurulanlar arasındaydı.

Kadının bu katliam ardından akıbetine bakalım:

Reyhane’nin muhammed’in eşi olup olmadığı ve cariyesi olarak kalmış olabileceği de hep tartışma konusu olmuştur. İbn Sa’d da onun “safiyy” payı olarak daha ganimetler dağıtılmadan önce muhammed’in onu kendisine ayırdığı ve onu hür zevceleri arasına kattığı yazılıdır. Kurtubi’ye göre de muhammed kendisini azad edip onunla evlenmiştir. İbn İshak’da ise cariye olarak kaldığı yazılıdır.

Özetle bu talihsiz kadın bütün erkek akrabalarını katleden bir adama kadınlık yapmak zorunda kalmış belki de bundan dolayı 631 yılında genç yaşta ölmüştür.

İslam tarihçileri muhammed’in Hatice (ilk karısı) öldükten sonra sadece güzel ve genç ve “çocuksuz” hanımlarla evlendiğini kabul etmektedirler. Büyük İslam âlimi Cerir el-Tabari, eserlerinin birinde muhammed, Hint Bint Ebu Talip (Ebu Talip kızı Hint) isimli öz kuzenini kendisine istiyor, fakat Hint’in çocuğu olduğunu öğrenince vazgeçtiğini bildiriyordu. Tabari, diğer bir eserinde ise muhammed, Zia bint Amir’i (Amir kızı Zia) kendisine istemiştir. Zia peygamberin teklifini kabul etmiş, fakat muhammed zia’nın çocuğu olduğunu öğrenince evlenmekten vazgeçmiştir.

Sahihliği kabul edilen diğer bir hadiste ise Cerir ibn Abdullah isimli bir kişi ve Muhammed arasında söyle bir konuşma geçmiştir;

Câbir: Babam Abdullah, arkasında yedi yahut dokuz kız bırakıp vefat etti. Bir müddet geçince ben bir kadınla evlendim.

Peygamber :”Evlendin mi ya Câbir?” diye sordu.

Ben: Evet evlendim! Diye cevap verdim.

Peygamber: “Bakire kız ile mi, yoksa dul ile mi evlendin?” dedi.

Ben: Dul bir kadınla evlendim, dedim.

Peygamber:”Kendisiyle oynaşacağın, seninle oynaşacak- – yahut: Kendisiyle gülüşeceğin, seninle gülüşecek- bir kızla evlenseydin ya!” buyurdu.

Kadınlar Arabın Allahı için sadece seks kölesidir. Tek görevleri erkelerin cinsel isteklerini yerine getirmek ve çocuklarına bakıcılık yapmaktır.
1- Tecavüz

Muhammed baskın ve yağmalamalar sırasında ele geçirilen masum kadınların tecavüz edilmelerine karşı gelmemiştir. Bir önceki konuda da verilen Sahih hadis muhammed’in müritlerinin ellerine geçirdikleri esir kadınlarla cinsel ilişkiye girdiklerini ortaya koymaktadır. Üstelik kadınlar çoğu ya evli ya da kocaları müslüman savaşcılar tarafından katledilmiş kişilerdi. Bu konu Kuran’daki ayetlerde de kendine yer bulmuş, savaşlarda ele geçirilen kadınların Cariye olarak kullanılması ilahi bir hak olarak müminlere sunulmuştur.

Mu’minun 5-6 “Onlar ki, ırzlarını korurlar. Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar.”

Nisa-24 “(Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç, evli kadınlar (da size) haram kılındı. (Bunlar) üzerinize Allah’ın emri olarak yazılmıştır. Bunların dışında kalanlar ise, iffetli yaşamak ve zina etmemek şartıyla mallarınızla (mehirlerini verip) istemeniz size helâl kılındı. ………………..”

Cariye nasıl ediniliyomuş..? Büyük oranda savaş esiri olarak ayet açık. Ayetler ne diyor..? Ellerinin altında bulunan cariyeler ile ilişkilerinden dolayı kınanamaz. Bu kadınlar evli bile olsa istenirse nikahlanabiliyor bile.

HADİS: Resulullah (sav)’la birlikte Beni’l-Müstalik Gazvesi’ne çıktık. Arap esirlerinden çokça esir ele geçirdik. Kadınlara karşı arzu duyduk. Çünkü üzerimizde bekarlık şiddet kesbetmişti. Hep azil yapmak istiyorduk ve: “Aramızda Resulullah (sav) varken, ona sormadan azil (Bosalmadan penisi cekmek) yapmak olur mu?” dedik ve sorduk. “Hayır!” buyurdular. “Bunu yapmamanız gerekir. Kıyametc kadar geleceği takdir edilen her canlı mutlaka yaratılacaktır (siz tedbirinizle önüne geçemezsiniz).”

Kaynak: Buhari, Nikah 96, Büyu 109, Itk 13, Megazi 32, Kader 4, Tevhid 18; Müslim, Nikah 125, (1438); Muvatt

Savaşlarda esir alınan kadınlar daha savaş devam ederken müslüman askerlerin tecavüzüne uğruyor bakın bu Kutubu Sitteden bir hadistir islam inancına göre doğruluğu tartışmasız kabul edilen bir hadistir. Üstelik Kuran’ın ilgili ayetleri ile de uyumludur. Yukarıda ki sahih hadisten de anlaşıldığı gibi muhammed’in savaşlarda hiçbir suçu olmayan masum kadınların kızların esir alınmasını, ırzlarına geçilmesini yani tecavüze uğramalarını sorun etmediği, tam aksine uygun gördüğü görülmektedir. Sadece doğacak çocuklarla ilgilenmektedir. Bu hadis ve bu hadisle uyumlu Kuran ayetleri (Müminun-6, Meariç-30, vb…) Muhammed’in nasıl bir insan olduğunu ama gerçekte peygamber olmadığını ortaya koymaktadır. Ortada olan iktidar mücadelesi, acımasız bir savaş, İslam gerçeği ancak böyle özetlenebilir.

2-İşkence

Şimdi gene islam tarihinden örneklerle muhammed döneminde yapılan savaşlarda servet edinmek için yapılanları görelim. Büyük İslam âlimi Ibni İshak Heyber’in ele geçirilişini ve muhammed’in karısı Safiye’nin eski kocası Kinane’ye yapılan işkenceyi şu sözlerle anlatmaktadır;

Muhammed, Safiye’nin babası Huyey b. Ahtab’i, ve kocası Kinane b. Ebi’l Hukayk’i, ve kocasının kardeşi Rebi’b. Ebi’l-Hukayk’i esir olarak ele geçirir ve her birini, Benû’n Nadir Kavmi’ne âid hazinenin yerini söylemeye zorlar, ve fakat onlardan olumlu bir cevap alamaz. Bu sırada muhammed’in katına gelen Yahudilerden biri: “Ben Kinâne’nin her sabah işte şu harabe etrafında dolaştığını görüyordum” diye bilgi verir.

Muhammed Kinâne’ye sorar, fakat o bilmediğini söylemekte ısrar eder. Muhammed harabenin etrafının kazılmasını emreder. Kazı sonucunda hazinenin bir kısmı bulunur. Muhammed Kinâne’den hazinenin kalan kısmını sorar fakat Kinâne bilmediği söyler. Bunun üzerine muhammed, Kinâne’yi işkence yolu ile söyletmeğe çalışır. Zübeyir b. Avvam adındaki adamına emir verir ve hazinenin nerede bulunduğunu söyletmek üzere Kinâne’ye işkence yapılmasını ister. Zübeyir elinde tuttuğu bilek kemiği ile Kinâne’nin göğsüne vurur ve ölecek dereceye gelinceye kadar onu döver. Bir rivayete göre ateşte kızdırılmış demiri onun göğsüne tutar.

Fakat her şeye rağmen Kinâne, hazinenin nerede olduğunu bilmediğini söylemeye devam eder. Muhammed onun artık daha fazla işkenceye dayanamayıp öleceğini anlayınca yanında duran muhammed bin besleme’ye teslim eder ve basını kesmesini emreder. Bu işi muhammed bin besleme’ye vermesinin sebebi, ona kardeşinin intikamını alma fırsatını sağlamak içindir. Çünkü muhammed bin mehleme’nin kardeşi olan mahmut bin mesleme daha önce Yahudiler tarafından öldürülmüştür ve işte simdi kardeşi, onun intikamını alacaktır. Kaynak: Taberi, age, 1966, Cilt II. sh. 610

Muhammed Safiye’nin kocası Kinane’yi öldürttüğü gün Safiye’yi yatağa atmakta gecikmemiştir; Nihayet yol üzerinde iken Ümmü Süleym, Safiyye`yi aleyhi`s-salâtü ve`s-selâm için cihazlayıp gece olunca gerdeğe koydu. Artık Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem güveyi olmuştu. Sabah olunca: “Kimde bir şey varsa getirsin.” buyurdu. Kimi yağ, (kimi başka şey) getirdi. (Râvî der ki: Enes) Sevîkı yâni kavudu da saydı zannederim. Enes der ki: (Hazır olan) cemâat, hays yapıp yediler ki, Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`in velîmesi bu olmuş oldu.

3- Şantaj

Mâlik bin Avf’ın müslüman olması islam tarihinde şöyle anlatılır;

Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu: “Ona haber veriniz ki, eğer Müslüman olur, yanıma gelirse, kendisine ev halkını ve malını geri verir, Ayrıca da yüz deve ihsan ederim.” Heyet, haberi kendisine götürünce Mâlik, çıkıp Hz. Resûlullahın huzuruna gelerek Müslüman oldu. Resûl-i Ekrem vaad ettiği şekilde kendisine ev halkını, malını teslim etti, hem de yüz deve ihsanda bulundu.Resûl-i Kibriyâ Efendimiz yüz deve ihsanından başka, düne kadar en şiddetli düşman olan Mâlik bin Avf’ı, kabilesinden Müslüman olanlar üzerine vâli tayin ederek taltif etti. Kaynak: Sîre, 4:133; Taberî, 3:135 ,Sîre, 4:134; Taberî, 3:136.

Muhammed’in yaptığına sizce ne denir..? Günümüzde bu tarz uygulamaları ancak mafya vari örgütlerde görebiliriz hele bunu yapanın bir peygamber ve sözde örnek insan görüldüğünü düşünürsek olay daha iyi anlaşılabilir.

Zavallı Malik’in karısını, çoluğunu çocuğunu rehin olarak ele geçiren (sözde) peygamber muhammed, Malik’in müslüman olmayı kabul etmesine karşılık olarak ev halkını, yani ailesini o’na geri vermeyi teklif ediyor. Böyle bir herife peygamber denebilir mi..? Bu nedir, tebliğ mi şantaj mı..? Sıradan bir insan böyle bir teklifde bulunsa, siz bu teklifi yapan kişiyi ne olarak nitelersiniz…?

Sonuc olarak sozum ona sozde Allah tarafindan gonderildigi idda edilen KURAN denilen Suc Makinasi, Muhammed Yagmaci tayfalariyla birlikte donemin Hiristiyan ve Yahudi din bilginlerini HIRA magarasina kapatarak, yukaridaki tehditler benzer tehditlerle, BANA OYLE YENI FIKIR VE DUSUNCELERLE GELINKI, YAKINLARINIZI TEK TEK GETIRIP GOZUNUZUN ONUNDE LIME LIME ETMEME ENGEL OLUN... diyerek Onlarin urettikleri fikir ve dusuncelerini Allah tarafindan gonderilen Vahi olarak yaydi..... Boylelikle hem kendisini Son Peygamber Ilan Etti, Hemde Cinsi Sapikligini ve Uckur Duskunlugunu, Cocuklara Tecavuz Etme Hastaligini Koruma Altina Aldi....

INSANLIK;
BU COCUK TECAVUZCUSU VE SUC MAKINASI ISLAMI MAHKUM EDECEKTIR....

Saygi ve Insani Sevgilerimle.

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 11.05.2018, 15:33   #2
Yazar
Raya Haq
Forum Katılımcısı
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 243
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 8
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 8
23 Mesajına 24 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Hz. Muhammed’i Cinselliğe Düşkün Biri Olarak Gösteren Hadisler Hakkında Ne Düşünmeliyiz?

Hz. Muhammed’i Cinselliğe Düşkün Biri Olarak Gösteren Hadisler Hakkında Ne Düşünmeliyiz?

Bu tarz hadislere şunlar örnek gösterilebilir:
“Peygamber 30 erkeğin cinsel gücüne sahipti” ( Buhari, MuhtasanTecıîd-i Sarih, hadis no: 192.)
“Peygamber bir gecede dokuz hanımıyla ayrı ayrı cinsel ilişki kurardı” ( Buhari, MuhtasanTecıîd-i Sarih, hadis no: 192.)
“Cebrâil bana bir çömlek getirdi de ben ondan içtim ve bunun üzerine bana cinsî münasebette kırk erkek gücü verildi” (IbnSa’din, et-Tabakatu’l- Kübra, s.374)

Peygamber nerede güzel bir kadın görse hemen eve koşar, hanımı Zeynep’le cinsel ilişkiye girerdi.(Buhari, Hibe, 8).

Ne yazık ki Peygamberimiz’in vefatından yüzlerce yıl sonra toplanan hadislerin içine birçok uydurma hadis karışmıştır. (Bakınız: Hadisler Dinin Kaynağı Olabilir Mi?) Dolayısı ile yukarıdaki hadisler de ne dini ne tarihi kaynak olarak alınamazlar. Buna karşın kitabımız Kuran’ı Kerim’de buna benzer tek bir ifade bile geçmemektedir. (Bakınız: Neden Dinin Tek Kaynağı Kuran’dır?)

Zaten yukarıdaki hadisler, hadislerin Peygamberimiz’in sözleri olduğunun nasıl güvenilmez bir iddia olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Peygamberimiz’in insanlara cinsel hayatından bahsetmesi, cinsel gücüyle övünmesi düşünülebilir mi? Hadis toplayıcıları hangi ciddiyetle bu hadisleri kitaplarına almışlardır? Bu hadisler hem Peygamberimiz’e, hem dinimize, hem de sahabeye iftira niteliği taşımaktadır. Peygamberimiz’in cinsel gücünü kim nasıl ölçmüştür? Sahabeler ibadeti bırakıp, Peygamberimiz’in mahremini mi gözetlemişlerdir? Dahası bu hadislerden öğrenmemiz gereken şey, ya da çıkarmamız gereken sonuç nedir? Bunları kalkıp dine kaynak edinmek, Yüce Allah’ın yüce dinine karıştırmak gerçekten kabul edilemez bir durumdur. Düşünsenize, Allah’ın yüce ayetleri yanında, eşdeğer şekilde bunları da kaynak edinmek, hâşâ Allah’ın dinine hakaret değil midir?

Son olarak bu tarz hadisleri din aleyhinde kullanan ateistlere şunu hatırlatmakta fayda var; eğer hadisleri tarihsel kaynak olarak kullanacaklarsa, o zaman Hz. Muhammed’in ayı yardığı, gözyaşlarının güle dönüştüğü, göğe yükseldiği gibi rivayetleri de tarihsel gerçek olarak kabul etmeleri gerekmektedir. Zira görüşlerini tutarlı bir biçimde savunmalarının tek yolu budur, bilimsel bir tartışmada aynı kaynakta geçen rivayetleri keyfi olarak doğru ya da yanlış ilan edemeyiz. Ateistlerin çoğu işine gelen hadisleri tarihsel gerçek gibi alırken, işine gelmeyenleri ise görmezden gelmektedirler. Bu noktada onları tutarlı olmaya davet etmekte fayda vardır.

Dinimizin güvenilir tek kaynağı Kuran böylesi izahları ihtiva etmez, eğer kendi döneminin insanlarının hayat görüşlerine göre Kuran yazılmış olsaydı, hadislerde ortaya çıkan gariplikler ve çelişkiler Kuran’da da olurdu:

Kuran’ı iyice düşünmüyorlar mı? Eğer o Allah’tan başkasının katından olsaydı elbette içinde birçok çelişkiler bulacaklardı.(4-Nisa-82)

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 20:25.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica