Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Aleviler ve Alevilik > Alevilik Tarihi

Alevilik Tarihi Alevi toplumunun tarihi, tarihsel olaylar, kişiler, durumlar, değerlendirmeler

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 17.05.2018, 07:29   #31
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 334
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 11
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 11
27 Mesajına 29 Kere Teşekkür Edlidi


Standart

Saygideger Canlar,

Burada yiginla kaynak, belge ve delillerle gelsek bunlari bir bir kanitlasakta..

Asagilik Kufurbazlar bildigini okur.. Tipki Yukarida Alevi Kiligina Girmis, Turk Irkcisi, Milliyetcisi ve Gerici Fasist Garipmusasultan ve onun gibilere gercekleri zorla gormiyen ve calismiyan beyinlerine sokulsada malesef fikirden ve zikirden oteye agzi salyalarla kufurbazliklarina devam ederler.
Duyarli, kendisini gelistirip yeniliyenler ise gercekleri ve dogrulari gorduklarinde Aklin yolu ve vicdan olgusunu yasamlarina yansitarak, Dogrudan, Guzeldan, Haklidan ve haktan yana olup, yanlisi mahkum ederler.....

PEDOFILI VE SUBYANCI OLAN HZ. MUHAMMED`IN KURANDA UYDURMALARINA BAKIN...
Sii/Sia kaynaklarinin bunlarin disinda bir belgesi yoktur, Cunku Kuranda olan Ayetler ve Sureler onlar icinde aynen gecerlidir...

İslam’da gerekli evlilik yaşı konusunda belirlenen bir sınır yoktur. Fıkıh açısından teorik olarak bebek de, yüzellilik ihtiyar da evlenebilir. Evlenen kızın nikah için büluğ çağına ermesi şart değildir, ancak cinsel ilişki için kız çocuğunun büluğ çağına girmiş olması gerekli olduğu görüşü hakimdir. Öncelikle İslam Fıkıhında bluğ çağı nedir onu görelim;

İslâm’da müminlerin yapması veya yapmaması gereken bir takım emir ve yasaklar vardır. Bunlara farz, vacip, sünnet, helâl, mübah, mekruh ve haram denmektedir. Müslümanlar bunlardan bir kısmını yapmakla, bir kısmını da yapmamakla yükümlüdürler. Bu yükümlülük islami anlayışa göre büluğ çağı dediğimiz yaşa gelince başlar. Bu nedenle İslâm’ın bülûğ çağı ile çok yakından ilgisi vardır. Bülûğ çağının başlangıcı, kızlarda dokuz (9), erkek çocuklarda oniki (12) yaşın bitimidir. Son sınırı ise soğuk iklimlerde veya anormal hallerde erkeklerde onsekiz; kızlarda da onyedi yaştır. Artık erkek onsekiz, kız da onyedi yaşına gelince bülûğa ermiş sayılırlar. Ancak kız veya erkek, bülûğa erme sınırının son yaşlarına gelmeden, uykuda veya uyanıkken ihtilam olurlar, menileri gelir veya kadın ve erkek evlenmeleri halinde biri hamile kalmaya, diğeri de hamile bırakmaya müsait duruma gelirlerse, artık bülûğa ermiş sayılırlar. (Mecelle, mad. 985)

Yukarda yazılan hükümlere kaynaklık edense; Ayşe’nin Muhammed’le yaptığı evlilik yaşı ve bu evlilikte zifafa (cinsel ilişkiye) girdiği yaşıdır. İslam’ın küçük, çok küçük yaştaki kızların evliliğini meşrulaştırması çok tartışılan bir konu olmuştur. Fakat bu tartışmalar genellikle, peygamber sünneti (Ayşe’nin yaşı meselesi) ve hadisleri etrafında yürütülür.

Oysa, İslam’a göre çok küçük yaştaki (büluğa bile girmemiş) kız çocuklarıyla evlenmenin ve bu kızlarla cinsel ilişkinin meşru olduğu, bizzat Kuran’da açık seçik bir şekilde yazmaktadır.

Talak-4 “Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.”

ARAPÇA:“Vellâî yeisne minel mahîdı min nisâikum inirtebtum fe iddetuhunne selâsetu eşhurin vellâî lem yahıdn(yahıdne), ve ulâtul ahmâli eceluhunne en yada’ne hamlehunn(hamlehunne), ve men yettekıllâhe yec’al lehu min emrihî yusrâ(yusren). “

Bu ayette geçen “Lem yahidne” henüz adet görmemiş demektir. Lem eki, geçmiş ile bugünü kapsar. Yani burada geçmişte hiç adet olmamış ve bugün de adet olmamış anlamındadır.

Bakara-228 ve İddet (Boşanmada bekleme süresi)

Boşanma anlamına gelen ”Talak” kelimesinden anlaşıldığı üzere 12 ayetlik bu sure boşanma konusunu işler. Nüzul sırasına göre daha önce gelmiş olan Bakara suresinin de bir ayeti bu konuda net bir hüküm getirmiştir.

Bakara-228 “Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hâli (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah’ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helâl olmaz. Kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse, onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. Kadınların, yükümlülükleri kadar meşru hakları vardır. Yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”

Görüldüğü üzere, Bakara suresinin 228. ayeti, boşanmanın kesinleşmesi için ”üç ay hali” müddetince bir süre belirlemiştir.

Bu ”bekleme süresi’‘ne İslam ıstılahında ”iddet’‘ denilir. İddet boyunca, kadın -boşanma henüz kesinleşmemiş olduğundan- bir başkası ile evlenemez. Erkek, bu mühlet içerisinde geri dönerse (barışırsa) evlilik devam eder, yani boşanma vuku bulmaz. İddet süresi, çift birleşmeden biterse boşanma kesinleşmiş olur. İddet süresi, yukardaki ayette kadının üç ay hali (adet hali = hayz hali) olarak belirlenmiştir.

İslam alimlerince ”iddet”in gayeleri şu şekilde açıklanır:

1-Fevri boşanma kararları ile nikahın bitmesi önlenmiş olup, hukuken evliliği kesin olarak bitirmeden tekrar düşünme ve barışma imkanı verilmiştir. Böylece geçici öfke ve benzer durumlardan dolayı yuvanın yıkılması engellenmiş, evlilik müessesesinin önemi vurgulanmıştır.

2-İddet olmasa idi, kadının boşanmasından kısa bir süre sonra hamile kalması durumunda, nesebin karışması ve dedikodu çıkması tehlikesi söz konusu olurdu. İddet sayesinde (ki kadınlar bu süre boyunca evlerinde tutulur) bu tehlike de önlenmiştir. Bu süre içerisinde kadının hamile olduğu ortaya çıkarsa, boşayan kocanın çocuğun babası olduğu anlaşılır.

Ahzab-49 ve iddet (Boşanmada bekleme süresi)

Ahzab Suresi’nin 49. ayetinde ise, evli çift henüz cinsel temasda bulunmamışsa, boşanma durumunda, iddeti beklemeye gerek olmadığı açıklanır:

Ahzab-49 “Ey inananlar! Mümin kadınlarla nikahlanıp, onları, temasta bulunmadan boşadığınızda, artık onlar için size iddet saymaya lüzum yoktur. Kendilerine bağışta bulunarak onları güzellikle serbest bırakın.”

Talak Suresi (1, 2, 3 ve 4. Ayetler)

Şimdi gelelim asıl konumuz olan Talak Suresine ve bu surenin 4. ayetine.

Talak-1 “Ey peygamber! Kadınları boşamak istediğinizde, onları iddetlerini dikkate alarak (temizlik hâlinde) boşayın ve iddeti sayın. Rabbiniz olan Allah’a karşı gelmekten sakının. Apaçık bir hayâsızlık yapmaları dışında onları (bekleme süresince) evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilemezsin, olur ki Allah, sonra yeni bir durum ortaya çıkarır.”

Talak-2 “Boşanan kadınlar iddetlerinin sonuna varınca, onları güzelce tutun, yahut onlardan güzelce ayrılın. İçinizden iki âdil kimseyi şahit tutun. Şahitliği Allah için dosdoğru yapın. İşte bununla Allah’a ve ahiret gününe inanan kimselere öğüt verilmektedir. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar.”

Talak-3 “Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şeye bir ölçü koymuştur.”

Talak-4 “Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.”

Hepsini Toparlayalım:

1-Bakara-228′de boşanmanın kesinleşmesi için bir bekleme süresi (iddet) şart koşuluyor ve bu süre kadının üç ”ay hali” (adet hali = hayz hali) olarak belirleniyor.

2-Ahzab-49′da eğer evli çift cinsel ilişkide bulunmamışsa, boşanma durumunda bu süreyi beklemeye lüzum olmadığı söyleniyor.

3-Talak-1, 2, 3′de tekrar (Bakara-228′deki) boşanma süresine atıfta bulunarak, bu süre ile ilgili bir takım düzenleme ve tavsiyeler getiriliyor.

4-Talak-4′de ise, bekleme süresinin (iddet’in), hayız görmeyen kadınlarda ne kadar olacağı bildiriliyor ve Hayız görmeyen kadınlar üç gruba ayrılıyor:

(a)Adetten kesilenler = üç ay

(b)Küçük olduğundan henüz adet görmeyenler = üç ay

(c)Hamileler = doğuma kadar.

Ayetin bu açık lafzı, yaşı küçük olduğundan dolayı henüz adet görmeyen kızları da kapsamakta Aslında bu, ”meal kaynaklı” bir sorun değil çünkü aşağıda örnekleyeceğim üzere, Arapça bilen (hatta Arap olan) müfessirler de, bu ayeti bu şekilde tefsir etmişlerdir. Ama yine de bunu teyid eden muhtelif meal örnekleri de verelim:

Diyanet İşleri Eski: ”Kadınlarınızdan ay hali görmekten kesilenler ile henüz ay hali görmemiş olanların iddetleri hususunda”

Diyanet İşleri Yeni: ”Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda”

Ömer Nasuhi Bilmen: ”Ve o kadınlar ki, hayızdan kesilmişlerdir veya hayız görmeye başlamamışlardır”

Süleyman Ateş: ”(Yaşlılıklarından ötürü) Adetten kesilen kadınlarınızın (bekleme süresinden) şüphe ederseniz, (bilin ki) onların bekleme süresi üç aydır. Henüz adet görmeyenler de böyledir. ”

Ali Bulaç: ”Kadınlarınızdan artık adetten kesilmiş olanlarla henüz adet görmemiş bulunanların iddet (bekleme süre)leri”

Suat Yıldırım: ”Kadınlarınızdan âdetten kesilenlerin iddetinde tereddüt ederseniz, onların iddet süreleri üç aydır. Henüz âdet görmeyenlerin de süreleri böyledir.”

Şaban Piriş: ”Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlar eğer tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Henüz âdet görmemiş olanlar da böyledir.”

Ümit Şimşek: ”Hayızdan kesilmiş hanımlarınızın iddetinde şüpheye düşerseniz, onların da, henüz hayız görmemiş olanların da iddeti üç aydır.”

Bütün bunlardan zorunlu olarak çıkartmamız gereken sonuç:

Talak-4′te, yaşı küçük olduğundan dolayı henüz adet görmeyen, yani büluğ çağına girmemiş olan kızların boşanma durumunda bekleme süresinin 3 ay olduğu yazmaktadır.

Dolayısı ile, Kuran’a göre, bulüğ çağına girmemiş, henüz adet görmeyen küçük kızlarla evlenmek caizdir.

Ahzab-49′da cinsel temas olmadan boşanılırsa, bekleme süresi olmadığı söylenir.

Dolayısı ile, Kuran’a göre, büluğ çağına girmemiş küçük kızlarla sadece evlenmek değil, cinsel ilişkide bulunmak da (kocası için) caizdir.

Yukardaki ayetlerden çıkan zorunlu sonuç budur. Şimdi bir de, İslam alimlerinin konu ile görüşlerini alalım. Bu konuda Mevdudi, oldukça açık sözlü bir şekilde ayetlerden zorunlu olarak çıkan sonucun adını koyuyor:

Mevdudi, Tefhimu’l Kuran, Talak-4′ün tefsiri

Büluğa ermediği için hayız görmeyen veya bazı nedenler dolayısıyla geç hayız gören ya da çok büyük bir istisna olup da hiç hayız görmeyen kadınlar, hayızdan kesilmiş kadınlar gibi talaktan sonra 3 ay iddet beklerler.

Kur’an’ın bu açıklamasına göre, burada “Mudhale” (kocasıyla gerdeğe girmiş) bir kadının sözkonusu olduğuna dikkat edilmelidir. Çünkü mübaşeret olmasaydı eğer, iddet sözkonusu olmazdı. (Bkz. Ahzab: 49) Bu yüzden, henüz hayız görmeye başlamamış kızların, iddetinin beyan edilmesinden anlaşıldığına göre, bu yaştaki kızlarla evlenmek ve kocalarının kendileriyle cinsel ilişkide bulunması caizdir. Dolayısıyla Kur’an’ın caiz gördüğü bir davranışı hiçbir Müslümanın yasaklamaya hakkı yoktur.

Diğer müfessierler, zorunlu sonucun adını koymaktan kaçınsalar da, en azından Talak-4′te, yaşı küçük olduğundan dolayı henüz adet görmeyen kızların da kastedildiğini açıkça söylemekteler:

İbn-i Kesir,

Hadislerle Kuran-ı Kerim Tefsiri (Çağrı Yayınları), çevirenler: Prof. Dr. Bekir Karlığa / Prof. Dr. Bedriddin Çetiner, Talak-4′ün tefsiri:

Allah Teâlâ, yaşlılık nedeniyle âdetten kesilmiş olan kadınların iddet müddetinin âdet gören kadınlarla ilgili olarak Bakara sûresinde (228. âyet) belirtildiği gibi üç temizlik üzerine üç ay olduğunu belirti*yor. Henüz âdet yaşına erişmemiş olan küçük kızların da âdetten kesil*miş hanımlar gibi üç ay iddet bekleyeceklerini bildiriyor.

Ömer Nasuhi Bilmen, Kuran Tefsiri, Talak-4′ün tefsiri

Ve o kadınlar ki, altmış veya elli beş yaşında oldukları için hayzdan kesilmişler veya pek genç oldukları için henüz hayz görmeğe başlamamışlardır, eğer bunların boşandıkları vakit iddetleri hususunda şüpheye düşmüş iseniz biliniz ki: onların iddetleri üç aydır. Bu kadar müddet bekleyince kendilerini boşamış olan kocaları ile bağları tamam kesilmiş olur, artık başkaları ile evlenebilirler.

Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini – Kuran Dili, Talak-4′ün tefsiri

Bunlar gerek on yedi yaşından küçük olup henüz büluğa ermemiş olduklarından dolayı hayız görmemiş olanları ve gerek büluğ yaşının en üst sınırı olan on yedi yaşını geçmiş, binaenaleyh yaş itibariyle büluğa ermiş oldukları halde âdet görmeyenleri kapsamaktadır.

Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kuran Tefsiri (Anadolu Yayınları), Talak-4′ün tefsiri

İniş Sebebi: Ubey b. Kâb (R.A.), Peygamber Efendimize: «Ya Resûlellah! Kadınların iddetiyle ilgili âyet inince Medineli bazı kişiler, ayhalinden ümidi kesilenle henüz ayhali olmayan kadınların ve bir de hâmile kadınların iddeti hakkında Kur’ân’da bir açıklama ve hüküm yoktur, diyorlar. Bu hususta ne buyurursunuz?» diye sorunca, ilgili âyetler indi. (…) Yaşı küçük olduğundan henüz ayhali görmüyorsa, o da boşandıktan sonra üç ay bekler; bu süre dolmadan başka biriyle evlenemez.

Ali Küçük, Besairu’l Kuran (Adım Yayınevi), Talak-4′ün tefsiri

Yaşlılıklarından dolayı hayızdan kesilmiş, hayızdan ümidi kesilmiş, hayız görme dönemi bitmiş ve henüz hayız görmemiş, hayız görecek yaşa gelmemiş kadınların iddetleri hususunda bir şüpheye düşerseniz, bilesiniz ki onların iddetleri üç aydır. Gebe olan kadınların iddetleri ise doğumları ile tamamlanmış olur.

Konyalı Mehmed Vehbi, Büyük Kuran Tefsiri (Üçdal Neşriyat), Talak-4′ün tefsiri

Vacip Tealâ kadınların hayız görenlerinin iddetini beyan buyurunca huzur-u risalette bulunan ashaptan (Müaz b. Cebel) ”Ya Resulallah! Hayız erbabının iddetini bildik. Erbab-ı hayızdan olmayanların iddeti nedir?” ve diğer bir kimsenin dahi ”sabiyye olanların iddeti nedir?” ve bir başkasının da ”karnında çocuk olanların iddeti nedir?” demeleri üzerine şu suâl olunan hatunların iddetlerini beyan etmek üzere buyuruyor: ”Talâk verdiğiniz nisvandan sol hatunlar ki onlar hayızdan kesilmekle çocuk getirmekten me’yııs oldular. Eğer onların iddetlerinde şüphe ederseniz onların ve hiç hayız görmeyen sabiyye hatunların müddet-i iddetleri üç aydır ve üzerleri çocuklu olan hatunların gerek mutalleka olsun ve gerek kocaları vefat etmiş olsun iddetleri üzerlerinde olan doğuruncaya kadardır.

Yani elli-ellibeş yaşını tecavüz etmekle hayızdan ve çocuktan ümidi kesilmiş me’yus ve yaşlı olan kadınlara ve henüz sinn-i rüşde baliğ olmamış sabiyye olanlara talâk verip de iddetinde şekkederseniz onların iddetleri eğer talâk ayın bidâyesine tesadüf ederse o ayın ibtidası ve ayın ortasına tesadüf ederse gün hesabiyle üç aydır.

Sii/ Sia kaynaklari veya onlarin Kuran dedikleri suc makinasi farkli ise buyrun Ayne surelerden yola cikalim, farkliliklari varmi yokmu?
Yok Yok ve olamaz... O zaman iki ayri KURAN Olurki bunun da mumkunu yok.

Yok degilse kendileri Pedofilli olan Hz. Muhammed denen cinsi sapigin ipligini pazara cikarmis olurlar...

Saygilarimla.


Konu Raya Haq tarafından (17.05.2018 Saat 07:32 ) değiştirilmiştir.
Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 17.05.2018, 07:36   #32
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 334
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 11
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 11
27 Mesajına 29 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Köle ve Cariyeler savaş ganimetidir. Sahibi isterse Cariyesi ile cinsel ilişkiye girebilir üstelik nikah zorunluluğu yoktur. Cariyeleri sahipleri aralarında değişilebilir veya hediye edilebilirler. Cariyeler İtiraz etmezlerse Dünya malı elde etmek amacıyla Fuhuş da yaptırılabilir. Doğum kontrolünün doğru düzgün olmadığı devirlerde bu kadınların hamile kalması vede babası belli olmayan çocuklar doğurması normaldir. Bu kadınların çocuk doğurması sahiplerinin işine gelir mi? Bu sorunun cevabı hem evet, hemde hayırdır. Eğer yetim çocuklar kendinden değilse köle sahibleri Cariyelerinin yetim çocuklarını köle olarak satıp bol para kazanabilirler. Eğer yetim çocuk kendinden olursa hem bu çocuğu kendine varis yapmak zorunda kalır, hemde cariyeyi başkasına satamaz Sonuçta cariye bir maldır ve ticari olarak değerini kaybeden bir malda sahibinin elinde kalır. Malesef islamda uygulanan ve bizlere sanki insani birşeymiş gibi pazarlanan pekçok uygulamanın arkasında böylesi iğrençlikler yatmaktadır.

Sahih bir rivayete göre, Peygamber bir kıl çadır kapısı yanında oturan doğumu yakın bir kadına uğrar ve :”Herhalde efendisi onunla cinsî ilişkiye girmek istiyor.” der. Yanındakiler “Evet.” diye cevap verler, bunun üzerine Peygamber : “Vallahi, içimden, bir lanet edeyim de o lanetle kabrine girsin, diye kurdum. Kendisine helâl olmadığı halde onu nasıl istihdam edebilir? Kendisine helâl olmadığı halde onu nasıl mirasçı yapabilir.” sözleriyle hamile kadınla köle sahibinin ilişkiye girmesini yasaklamıştır (Müslim 1441).

Başka bir islami kaynakta bu hadisle ilgili yorum şöyledir; Ebu Muhammed îbn Hazm: “(Başkasından) hamile olan kadınla cinsel ilişkide bulunmanın haramlığı konusunda bu haberden başka sahih haber yoktur.” demiştir. Sünen sahipleri, Ebu Saîd’den Peygamber’in, Evtâs esirleri hakkında: “…Hamile olan kadın doğurmadıkça, hamile olmayan kadın bir hayız görmedikçe kendisi ile ilişkide bulunulmaz.” buyurduğunu rivayet ederler (Ebu Davud, 2157; Hâkim, 2/195. Ebu Saîd el-Hudrî’den)

Yine Tirmizî’de Irbâz b. Sâriye’den: “Peygamber’in karınlarındakileri doğurmadıkça, esir edilen kadınlarla cimada bulunmayı haram kıldığı” nakledilmiştir. (Ahmed, 4/127; Tirmizî, 1564.)

Peki bu hadislerde anlatılmak istenen nedir?

İlk hadiste geçen, “Acaba bu adam, çocuğu mirasçı yapmak kendisine helâl olmadığı halde onu nasıl mirasçı yapar. Onu köle gibi kullanmak kendisine helâl olmadığı halde, onu nasıl hizmetçi olarak kullanır.” sözü hakkında İbn Teymiyye şöyle derdi: “Onu nasıl kendisinden miras kalan bir köle yapar da, kendi oğlu olduğu halde onu köle istihdam eder gibi kullanır? Yine İmam, başkasından hamile olan bir cariye satın alıp da onunla doğurmadan önce ilişkide bulunan birisi hakkında; “Çocuk, satın alana ilhak edilmez, ona tâbi de olmaz. Aksine onu âzad etmesi gerekir. Çünkü çocuğa kendisi de ortak olmuştur. Zira su (meni), çocuğun gelişmesine katkıda bulunur.” demiştir. Ebum-Derdâ, Peygamber’den yukanda aktarılan hadisi rivayet eder. Hadisin anlamı şudur: Başkasından hamile olan kadınla cima eden kimse, eğer o çocuğu kendi nesebine katar ve mirasına ortak ederse, bu helâl olmaz. Çünkü kendi çocuğu değildir. Eğer onu, (köleden doğma olduğu için) köle olarak alır ve istihdam ederse, bu da helâl olmaz. Çünkü su (meni) çocuğun gelişiminde etkili olduğu için onun oluşumuna ortak olmuştur.

Hadisimizde, hamile bir kadının nikâhlanmasımn haramlığma açık bir delâlet vardır. Gebeliği ister kocadan ister efendisinden olsun, ister şüphe yolu ile veya zina mahsûlü olsun farketmez. Bu konuda ihtilâf yoktur. (İbn Kayyim el-Cevziyye, Za’du’l-Mead, İklim Yayınları: 5/256-257.)

O devirdeki inanışa göre anne karnında çocuk varken cinsel ilişkiye girilirse, erkeğin menisinin, anne karnındaki cocuğa bir şeyler katar ve böylece çocuk köle sahibinden bir parça alır yani kendi evladı olur. Buda köle sahibinin çocuğu kabuletmesi ve mirascı yapmasını gerektirir. Doğacak bu cocuğu köle yapamaz, satamaz ve çocuk kız ise ileride cinsel ilişkiye de giremez.

Görüldüğü gibi burada vurgulanan ve endişe edilen konu savaşlarda ele geçen kadınların istismara uğraması, tecavüz edilmeleri veya aşalanmaları değil bu insanlık dışı muameleler sonucunda hamile kalmaları ve bu hamilelikten doğacak çocukların ne şekilde doğduğudur. Eğer usulune uygun davranlımazsa bu çocuklar köle yapılamaz, alınıp satılamaz ve 8-9 yaşlarına geldiğinde ise cinsel ilişkiye girilemez olduğu vurgulanmaktadır.

“Araplar arasında her gün vukû bulan çarpışmalar, emniyetsizlik, şekâvet, yağmacılık, adam öldürmek, Arabistan’da yetimlerin çoğalmasının başlıca sebebiydi. Lâyıkı vechiyle bunları düşünenler de yoktu. Ne arayan vardı, ne soran. Birçoğu babalarının mirasından mahrum kalırdı.” (Seyyid Süleyman en-Nedvî, İslam Ahlak Nizamı, s. 191.)

İslam’ın ilk çıktığı devirlerde, Din savaşları, bu savaşlarda kadınların ve kızların esir alınıp köleleştirilmesi ve bu bahtsız kadınların esir alındığı andan itibaren tecavüze uğraması pek çoğunun hamile kalması sonucunu doğurmuştur. İşte bu tecavüzler neticesi köle yani cariye kadınlardan babası belli olmayan çok sayıda yetim çocuk doğmaktaydı. Sonuc olarak din savaşları ve islami inanç sistemi elele verip kendi yetimlerinini yaratıyordu. Bu insanlık dışı uygulama Malesef din kisfesi ve peygamberlik görüntüsü altında yapılmış ve ilahi bir hak görülmüştür.

Yetim kızların istismarı Maalesef Kuran’da da kendine yer bulabilmiş. Şunuda iyi bilmek gerekir; Kuran’da ki Nisa suresi yetim suresi değildir. Kadın suresidir. Buradaki yetimler de kadınlardır. Yetim kızlar konusunda İslamcılar insanları yanıltmak için ”İslam dini yetimleri çok düşünmektedir ve İslam yetimleri korumaktadır” diye propaganda yaparlar, masum ve iyi niyetli insanlarımız da bu yalana inanırlar.

NİSA-3, 4, 5, 6 “Eğer, yetim kızlar hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, size helâl olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikâhlayın. Eğer adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız, o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur. Kadınlara mehirlerini gönül hoşluğuyla verin. Eğer kendi istekleriyle o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa, onu da afiyetle yiyin. Allah’ın, sizin için geçim kaynağı yaptığı mallarınızı aklı ermezlere vermeyin. O mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin. Yetimleri deneyin. buluğ çağına erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin. kim zengin ise tenezzül etmesin. Kim de fakir ise, aklın ve dinin gereklerine uygun bir biçimde yesin. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter.”

Hepimizin bildiği gibi Türk toplumunda bir kimsenin himâyesi altına aldığı bir yetim kızı kendine nikahlaması hoş görülmez, ayıplanır ve toplumdan da büyük tepki görür, Hele bu durmdaki bir kızla bluğ çağına girdiğinde (9 veya 10 yaşlarında) nikah kıyılıp, cinsel ilişkiye girilmesi sübyancılıkdır ve ahlaksızlık olarak görülür. Sadece Türk toplumu değil çağdaş yaşamı benimsemiş, ahlak sahibi ve insan haklarına değer veren her toplumda bu böyledir. Velisi olunan yetim kızların cinsel istismarı Arap örf ve adetidir, islam öncesi dönemde arap toplumunda uygulanan bu gelenek İslamın yayıldığı ilk yıllarda da aynı şekilde devam etmiş, buda yetmemiş Kuran’da kendine yer bularak ilahi bir hakka dönüştürülmüştür.

İsterseniz yetim ve öksüz ne demektir ona bakalım; Öksüz, annesi ölmüş olana denir.Yetim ise babası ölmüş çocuktur Öksüz kelimesi, annesi hem babası ölmüş çocuk anlamında da kullanılır. İslamcıların dediği türden bir yetimlik olsa kullanılan deyimin yetim yerine öksüz olması gerektiğini sanırım anlamış olmalısınızdır. Açıktır ki burada yetim annesi belli (Cariye) babası belli olmayan kız çocucuğudur. Tabi ki normal babası ölmüş çocuklar içinde bu ayet hükümleri uygulanacaktır. Fakat onlarda veli olarak dede, dayı, amca vb aileden kimseler mutlaka vardır.

Peki gelelim Kuran da sure’lere girecek kadar önemli olan bu kızlar neden yetim dir?

1-Savaş ganimeti Cariyeler ilk esir alındıkları anda tecavüze uğramları sonucu hamile kalması veya sonrasında ganimet hissesi olarak payına düştüğü sahibi olan kimselerle cinsel ilişkiye girmesi sonucu hamile kalması.

2-Savaş ganimeti Cariyelerin sahipleri tarafından misafirlere peşkeş çeilmesi sonucu hamile kalması

3-Savaş ganimeti köle Cariyelerin Sahibinin ( cariyelerinizin gönlü olmuyorsa fuhuş yaptırmayın dediği ayeti hatırlıyorsanız) yaptırdığı bu fuhuş işlemi sırasında hamile kalması

4-Savaş ganimeti köle Cariyelerin Alım satımlar sırasında hamile kalması

5-Savaş ganimeti Cariyelerinden sıkılan kişinin değişmeden önce hamile kalması

6-Cariye alındığı savaştan dönerken uğradığı tecavüzler sonrası hamile kalması

Küçük yetimler bu ilişkiler sırasında cariyenin hamile kalması sonrasında doğarlar. Doğan kızların babasının kim olduğunun belli olması mümkün değildir. Böyle karmakarışık bir sonuç nedeniyle küçük kızlar yetimdirler. Baba ölü değildir. Babanın kim olduğu belli değildir.Yani babası öldüğü için yetim kalmamıştır. Babası belli olmadığı için yetim kalmışlardır. Bu kadar çok sayıda olup ayetlere girme nedenleri budur. Müslümanların en korktuğu şey ilişkiye gireceği cariyenin yetim kızının kendi öz kızı olma olasılığıdır. Bu nedenle ayette eğer yetim kızlarla birlikte olmaktan endişe duyarsanız istediğiniz kadar başkalarıyla olabilirsiniz diye yazar. Eğer yetim kızlar konusunda korkarsanız.Yetimin kendisinden korkacak değildir. Korkma konusu adaletsizlik mal mülk konusunda olamaz Yetim kız cariyesiyle kendi yaptığı ilişkiden olmuş kendi kızı da olabilir. Cariyesini ikram ettiği misafirlerden birinin kızı da olabilir. Çok eşle evlenme izninin verildiği ayetin başında yetim kız yazmasının nedeni budur.

Eğer yetim kızın kendinizden olduğundan şüpheniz varsa çekiniyorsanız onu düşünmeyin maddi gücünüz yettiğince istediğin kadar kadınlardan sahip olabilirsiniz. İnsan kıza hangi konuda adaletsizlik yapabilir? Burada ki yetimler de küçük kadınlardır. Bı kızlarla evlilik yaşı 6 ilişkiye girme yaşıysa 9 dur. (Ayşe’nin evlilik ve ilişkiye girme yaşları islam Fıkıhında esas alınmıştır)

Görüldüğü üzere nisa suresinde görülen yetimler bildiğimiz yetimler değildir. Bir erkeğin hem annesiyle hemde yetim kızıyla olduğu ve erkeğin velisi bulunduğu durumu anlatmaktadır. Ayrıca bu yetim kız cariyesiyle kendi yaptığı ilişkiden olmuş kendi kızı da olabilir.İkram ettiği misafirlerin kızı da olabilir.Başkalarının da olabilir.

Yetim kızlar konusu o kadar net ve açıktır ki neden doğrular söylenmez siz karar verin. İslamın kendi ortaya çıkardığı bir yetim kızlar ordusudur. Müslüman dünyasında kölelik dış baskılarla kalkana kadar cariye ve yetim kızlar tarih boyunca hep vardır. Dilerim gerçeği görebilirsiniz.

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 16.06.2018, 04:11   #33
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 334
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 11
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 11
27 Mesajına 29 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Çocuk tecavüzcüsü kurşuna dizildi
Sekiz yaşında bir çocuğa tecavüz edip öldüren 49 yaşındaki Ürdünlü mahkum, Başbakan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin devlet başkanı Yardımcısı ve Dubai mutlak hükümdarı Muhammed bin Raşid el-Mektum’un da onayıyla idam edildi.

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...].

Kendi Arkadasinin kucuk kizina goz diken. 6 yasinda soz kesip, 9 yasindaki Ayse ye tecavuz eden Hz. Muhammed neden oldurulmedi veya simdi neden lahnetle anilmiyor???

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 16.06.2018, 04:18   #34
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 334
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 11
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 11
27 Mesajına 29 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

49 yaşındaki Muhammed, 6 Yaşındaki Bir Çocuk (Aişe) ile Evleniyor. Yine Aişe’nin kendisinin anlattığını dile getiren bir hadis:

Bu hadisin başında, Aişe aynen şöyle diyor:

- “Peygamber benimle evlendi; BEN O SIRADA 6 YAŞINDAYDIM.” (1)
Evet, bir yanda 49 yaşındaki Muhammed, öbür yanda 6 yaşındaki Aişe. Evleniyorlar.
Muhammed’le evlendiği zaman Aişe’nin 6 yaşında olduğunun İslam dünyasında, tümMüslümanlarca kabul edilmesi zorunlu. Çünkü bunu anlatan “hadis”, tartışmasız “sağlam (sahih)” kabul edilir. Bu hadisi, İslam dünyasında en sağlam olarak benimsenegelmiş olan Buhari’nin ve Müslim’in “e’s-Sahih”lerinde de buluyoruz.




Anlatıldığına göre, “evlilik” gerçekleşiyor” ama yine de 3 yıl kadar “zifaf” (yani gerdeğe girme, cinsel birleşme olayı) gerçekleşmiyor. Bu süre geçtikten sonra oluyor “zifaf”. Aişe 9 Yaşındayken, 52 Yaşındaki Muhammed’in Koynuna Veriliyor

“Hadis”i izleyelim. Aişe anlatıyor:

- “Ve ben dokuz yaşındayken benimle gerdeğe girdi.
Medine’ye göçmüştük. Haris İbn Hazrec oğullarına konuk olduk. O sırada sıtmaya yakalandım.

Saçlarım döküldü. Saçlarım yeniden geldi; bölükler oluştu. Annem Ümmü Ruman bana geldi.

Arkadaşlarımla birlikte salıncakta (ya da tahterevallide) sallanıyorduk. Annem beni çağırdı. Yanına gittim. Benden ne istediğini bilmiyordum. Elimi tuttu (Alıp götürdü.). Evin kapısına gelince durdurdu.

Soluk soluğa kalmıştım. Sonunda soluğum biraz yatıştı. Annem, sonra biraz su alıp yüzüme, başıma
değdirdi. Sonra beni eve soktu. Bir de baktım ki birtakım Medineli kadınlar. Evdeler. Bana şöyle
demeye başladılar:
– “Hayırlı, bereketli olsun. İyi şanslar.
Annem beni bu kadınlara teslim etti. Bunlar benim saçımı başımı yıkadılar, beni güzel bir biçimde
hazırladılar. Peygamber’le birden karşılaşmaktan başka hiçbir şey beni korkutmamıştı. Kadınlar, beni
ona teslim ettiler. Ve ben o sıralar 9 yaşındaydım.” (Bkz. aynı hadis kaynakları)
Bu hadisten çıkan kimi sonuçlar da şöyle özetlenebilir:
- Muhammed’le Aişe evlendiklerinde üç yıl geçmeden cinsel ilişkide bulunmamışlardır.
– Evlendiklerinde Aişe 6 yaşında, cinsel ilişkide bulunduklarındaysa 9 yaşında bulunuyordu.
Muhammed’se bu evlenme sırasında 49, gerdeğe girdiğinde 52 yaşındaydı.
- Aişe, Muhammed’in koynuna verilmek üzere götürüldüğünde, salıncakta sallanıp oynayan bir oyun
çocuğuydu. Yani Muhammed, o yaşında, böylesine bir çocukla cinsel birleşimde bulunmuştu.
Bunu, sağlam hadis kaynaklarında bulunan sağlam hadisler anlatmasa, İslamcı kesim, “yalan, iftira”
diye niteleyecektir. – Aişe, gerdek odasında Muhammed’le karşılaşınca -kadınlar tarafından teslim edilmiş olsa bile korkmuştu.
Bir Kız 9 Yaşında Geldiğinde, İslam Hukukunda “Şehvet Konusu (Müştehat)” Oluyor
Aişe 9 yaşındayken Muhammed’in koynuna sokulmuş olunca, İslam hukuku bundan bir sonuç
çıkarıyor: “9 yaşındaki bir kız, müştehat (şehvete konu olabilecek çağda) sayılır.” diyor. Ve bu nedenle
de 9 yaşındaki bir kızla evlenilebileceğini bildiriyor. (2)
Aişe, Muhammed’in karısıyken büyüyecek ve 18-19 yaşına geldiğinde de Muhammed’in ölümü
üzerine, kimi kumaları gibi, çok genç yaşta dul kalacaktır. Ve hiçbir erkekle evlenmemeye “mahkum”
edilerek… Muhammed’in karıları, müminlerin anaları sayıldığı için…
—————————————————————————————————–
1- Bkz. Buhari, e’s-Sahih, Kitabu Menakıbi’l-Ensar/44; Tecrid, hadis no. 1553; Müslim, e’s-Sahih,
Kitabu’n-Nikah/69, hadis no. 1422
2- Bu fıkıh hükmünü görmek için bkz. Muhammed Ali Tehanevi, Keşşafu Istılahati’l-Fünun, 1/788.

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 16.06.2018, 04:23   #35
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 334
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 11
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 11
27 Mesajına 29 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Hep okuruz, Ashab-ı Kiram’ın örnek hayatı vs. diye.
Gerçekten örnek olmuşlar mıdır?
Yoksa birbirlerinin kızlarını alarak bir saadet zinciri mi kurmaya çalışmışlardır?
Forumlarda peygamberin eşlerini, cariyelerini bol bol okuduk. Nerdeyse artık ezbere sayacağız adlarını. Zamanında ise Hatice anamız, Ayşe anamız diye yutturulurdu hepimize. Sanırdık ki 2 eşi var. Biri ölünce öbürünü almış diye bilirdik. Meğer neymiş Muhammed Hazretleri..
Hala öyle biliyor çok büyük çoğunluk. Hadi farzedelim ki peygamber koruma için, şefkat için, onore etmek için, siyasi vs. nedenlerle böyle çok evlendi. Peki ama diğerlerine ne oluyor?Halife Ömer peygamberin kızının kızını nikahlayarak, hem de 60 yaşında ve 12-13 yaşında bir kızı alarak herhalde peygamber sünnetini yerine getirmiş oluyordu.
Ebebekir’in kızı Muhammed’e, Muhammed’in kızı Osman’a, Ömer’in kızı Muhammed’e, Muhammed’in kızı Ali’ye, Ali’nin kızı Ömer’e vs. vs. tam bir cümbüş.“Ömer adaleti” diye adaleti simgeleştirmiş olan müslümanlar, bu adalet anlayışlarının içinde bu konuyu da kıstas olarak alıyorlar mı acaba? Eminim büyük çoğunluk bilmiyordur.
Bence bu işin içinde başka iş var. Ne olabilir?
Bir insan böyle hassas bir konuda kendini alçaltmaz.
Hele de topluma önder olan, topluma örnek olması gereken insanlar, bir dini temsil eden, dinin başında olanlar böyle toplumun nefretini kazanacakları bir konuda nasıl zaaf içinde olabilirler?
Bu davranışları, küçük kızlara meyilleri Allah’tan mı? Yoksa şeytandan mı?
Ya da nefislerinden mi?
Yoksa peygamberle akraba olmuş olmak için mi?
Cesaretiyle, yiğitliğiyle tanınan Ali nasıl olur da kızını Ömer’e verir?
Bu evlilik Fatma oldükten yıllar sonra gerçekleşiyor. Bu arada Ali kimlerle evlenmiş acaba?
Sanki birisinden cesaret alıp hepsi aynı yolda devam etmiş.
Osman’ın peygamberin 2 kızıyla birden evlenmesi nasıl izah edilebilir?

Biz bunları yazarken ve sorarken müslüman arkadaşlar gücenecek, rencide olacak diye sıkılırken bu işleri yapanlarda hiç sıkılmak yok muydu?
Hiç mi düşünmediler geleceğin müslümanları bizim bu çılgınlığımıza ne diyecek, bunları nasıl izah edecek diye?
Arif Tekin’den:
Kısa tutmak için bir kısmını atlıyorum:
ÖMER KIZCAĞIZIN ETEK ALTINA BAKIYOR:Şimdi yeniden Ali’nin kızı Ümmü Gülsüm’e dönelim: Az önce izahına çalıştığım gibi, Ömer bu kızla evlendiği zaman kızcağız ancak 9–10 yaş civarındaydı. Ömer ise, yaklaşık olarak altmış 60 yaşlarında.Peki, Hz. Ali nasıl oldu da bu yaştaki çocuğunu Ömer’e verdi?
Olay şöyle gelişiyor: Ömer bir gün Ali’ye, “Kızın Ümmü Gülsüm’ü bana ver ki, Muhammed’le olan akrabalığım daha da pekişsin diyor”Önce Ali “Kızım hem küçüktür, hem de büyüyünce onu ağabeyim Cafer’in çocuklarından birine vermeyi düşünüyorum” diyerek kabul etmiyor.

Ancak Ali sonunda bir yolu bulunarak bu evliliğe ikna ediliyor. Bunun nasıl olduğu konusunda değişik görüşler olmakla birlikte en akla yakın olanı Ömer’in Halife olarak elindeki gücü kullandığıdır. Güvenilir bazı İslami kaynaklar, Ömer halife olduğu için Ali’yi tehdit ettiğini, bunun sonucu olarak Ali’nin buna rıza göstermek zorunda kaldığını yazıyorlar.
Bana göre en mantıklı olanı da budur.

Benzer yorumlar üzerinde durmadan sadece İslam’a göre sağlam diye bilinen kaynaklara bakarak bu olayı aydınlatmak mümkündür. Elimizin altında var olan bu bilgiler, konunun aydınlatılması için yeterli.

Olaya ilişkin İslami kaynaklarda var olan bilgileri kısaca özetleyelim: Ömer Ali’yi ikna edince sıra Ömer’in kızı görmesine gelir. Ali kendisine, “O zaman ben sana kızı bir aba ile birlikte göndereyim; güya sana o abayı hediye ediyorum. Şayet kızı beğenirsen ona, ‘Aba güzeldir, beğendim’ de, ben de onu sana nikâhladım” diyor. Yani, burada kıza bir oyun oynanıyor.

Kız Ömer‘in yanına varınca, Ömer hiç abaya bakmadan direkt olarak kızın fistanını kaldırıp etek altına bakıyor. Onun bu davranışına karşı kız kendisine, “Eğer sen halife olmasaydın burnunu kırardım” diyor ve dönüp eve gelince babası Ali’ye, “Baba sen beni ne kötü bir adama gönderdin! O hiç abaya bakmıyordu; sadece bana bakıyordu ve fistanımı kaldırdı” diye anlatıyor. Ali ise buna karşı kendi kızına, “ Kızım, ben seni onunla nikâhladım, o artık senin eşindir” diyor ve böylece bu zavallı çocuk o andan itibaren Ömer’in hanımı oluyor.

Çoğu kaynaklarda “Kız henüz ergenlik çağına gelmemişti” ifadesi de var. Zaten aşağıdaki kaynakların çoğunda bu ifade vardır. Bu fistan kaldırma, bu senaryo çok vahşi bir olay olduğu için, okuyucunun kafasında şüphe kalmasın diye İslam tarihinde kabul görmüş bir sürü kaynak aşağıya alıyorum.

Ayrıca bu evlilik sonucu Ömer’le Ümmü Gülsüm’den Zeyd ve Rukiye adlarında iki çocuk dünyaya geldiğini, aşağıdaki kaynakların tümü yazıyor. İşte cahil halkın bilmediği ve adaleti ve kendisine ’Adaletin kılıcı’ dedikleri Ömer böyle bir Ömer’dir işte. Bu, onun halk nezdinde bilinmeyen yönlerinden küçük bir vahşet örneğidir. Çünkü inananların bilmediği buna benzer daha nice vahşet örnekleriyle, dosyaları doludur.

Kaynaklar:

TDV. İslam Ansiklopedisi,12/219;
İbni’l Cevzi, Sıfat-i Safve, 1/152;
Askalani, İsabe, no:5740,11583, Tehzib-i Tehzib, no:2860-12/468;
İbni Abdi’l Berr, İstiab no: 1878, 4057;
Halebi, İnsanü’l Uyun, 3/367;
Zehebi, Sireti Alam..,2/119;
Ali Nasıf, “Tac” Fedail kısmı, dipnotta, 3/378
İbni Sad, Tabakat, no: 6420.
Kandehlevi, Hayat-i Sahabe, Ahmet Meylani terc. 3/319 ve devamı Kenz.., 8/291’den alıntı.
Zehebi, “Tarihi İslam” 2/254 Müaviye bölümünde, Sireti Alami Nübela, 2/500-502, el-İber, 1/16.
Prof. İ. Canan, Kütüb-i sitte, 15/527
Askalani, İsabe, no:12233
İbni Beşkeval, Gavamıd.., 2/787..
İbni Abdi’l Berr, no:4204;
İbni Esir, Üsd, no:7578 8-
ibni İshak, terc. Sezai Özel, 311-12 9-
Ömer Rıda Kehhale, Alami Nisa, 4/255
Halit A. Rahman, Mevsuatu Uzemain Havle’r-Resul, 3/2170
Muhibbüddin Taberi, Riyadü’n-Nadre, 2/80… ve Semti Semin, 133
Diyarbekiri, Tarih’ül Hamis, 2/251- 2/284..
İbni Küteybe, el-Maarif, 58..
Buhari, megazi, 22;
Yakubi, 2/40;
Salihi, Ezvaci Nebi, 214;
İbni Esir, el-Kamil, 2/537, 3/54, 3/206;
Ali-Naci Tantavi, 363.
İbni’l Cevzi, Sıfat-i Safve, 1/142,162,2/5, el- Mücteba.., 97;
Semhudi, el-Musannaf..no.10354; Şevkani, Derrü’s-sahabe, 549;
Taberani, Mucemi Kebir, 9/173 Ehli Beyt bölümü;
Taberi Tarihi, 5/19,6/69;
İbni Sad, Tabakat, no; 4620;
Zehebi, Tecrid-i Esma, no:4049;
Endülüsi, Ikdü’l Ferid, 4/365, 6/89..;
İbni Asakir, Tarihi Medineti Dımaşk, 3/179;
İbni Habib, Muhabber, 53,56,101, 399,437…;
Hindi, Kenz. no: 37586 ..;
Hakim Müstedrek, 4/142;
Mahmut Halebi, 125;
Halil Cuma, Nisaü Ehli’l Beyt,659;
M.Sait Mübeyyed, Mevsuat, 188-91;
Beyhaki, Delail-i Nübüve, 7/283;
Hafız Temimi, Kitabü’s-Sükat,2/216 vs

Halife Ömer’in, kızı karşılığında Ali’ye 40.000 dirhem ödediği söylenir:

Muhammed İbn İsahk’ın beyanına göre, halife Ömer b. Hattab, Hz. Ali’den Hz. Muhammed’in kızı Fatıma’dan olma kızı Ümmü Gülsüm’ü istemiş; Hz. Ali’de kızını ona vermiştir. Ömer b. Hattab, bu evlilik için 40 bin dirhem başlık ödemiştir. Ümmü Gülsüm’den Zeyd ve Rükiyya adlarında iki çocuğa sahip olmuştur. Kaynak: Muhammed İbn İsahk (M. 704-769) Siyer, sa.311-312 A.Y.

Halife Ömer’in 7 eşi ve 2 cariyesi olduğu rivayet edilir.

Şunu bir hakikat olarak söylemek lazımdır ki, mevcut ve mevsuk en eski kaynaklara göre, halife Ömer b. Hattab, müslüman olmadan önce Zeynep, Müleyke ve Kureybe adındaki hanımlarla evlenmiştir. Müslüman olduktan sonra Ümmü Hakime, Cemile, Ümmü Gülsüm ve Atike adındaki hanımlarla evlenmiştir. Ayrıca Bahiyye ve Fekihe adında iki caryesi de vardı.

Kaynak: Taberi (M.839-923) Tarih-i Taberi, c.3, sa.135-137 E.O.Y. İbnü’l-Esir (M.1160-1234) El-Kamil, c.3, sa.59-60 B.Y.

İbnü’l-Esir, Taberi’ye itifak ederek aynı malumatı verir.

Müslümanlar Ali’nin sadece Fatma ile evli olduğunu sanırlar, hatta Aleviler bile.
Çünkü genelde torunları Hasan ve Hüseyin’den bahsedilir.
Ama durum öyle değildir.

Taberi’nin beyanına göre, Hz. Ali şehit olduğu gün 14 erkek çocuğu ve 17 tane de kız çocuğu hayatta idi. Hz. Ali’nin nesli, Hasan, Hüseyin, Muhammed b. Hanefiyye, Abbas ve Ömer adlı oğullarından yürümüştür.

Kaynak: Taberi (M.839-923) Tarih-i Taberi, c.3, sa.217-219 E.O.Y. İbnü’l-Esir (M.1160-1234) El-Kamil, c.3, sa.404-405 B.Y. İslam ansiklopedisi, Leyden tabı, ma.Ali M.E.B.Y.

Muhammed hazretleri sağlığında Ali’nin evlilik isteklerini reddetmiş, Fatma sağken başka kadınlar almasına engel olmuştu.

Misver b. Mahreme’dan rivayet olunduğuna göre o şöyle demiştir:
Hz. Muhammed’in minber üzerinde şöyle buyurduğunu işittim:
“Hişam b. Muğire oğulları, kızlarını Ali b. Ebü Talib’e nikahlamak hususunda benden müsaade istediler. Müsaade etmem, gene müsaade etmem, gene müsaade etmem, Ancak Ebü Talib’in oğlu (Ali), benim kızımı boşayıp onların kızıyla evlenmek isterse o başka! Çünkü Fatima benden bir parçadır. Onu kuşkulandıran beni de kuşkulandırır ve onu üzen de üzer.”

Kaynak: Sünen-i Tirmizi, hadis No: 4121,Y.E.Y.

“Ali, bu kadar çocuğu kimden yapmış?” diye sorarsanız, tabi ki sadece Fatma’dan değil.
Bu 14 erkek, 17 kız ise sağ kalanlar. Küçük yaşta ölenler dahil değil.
Ali’nin eş sayısının 10’dan fazla olduğu tahmin ediliyor.
Bilinen eşlerinin isimleri şöyle rivayet ediliyor:

1. Fatma 2. Ummu’l-Benin binti Haram el-Kellabiye 3. Leyla binti Mesud 4. Esma binti Umeys
5. Sahba 6. Umame 7. Havle binti Cafer 8. Ümmü Said 9. Mahabba

Bu sayıya bakıp da çok görmeyin.
Hiçbiri eş sayısında Muhammed hazretlerine yetişememiştir ama torunu Hasan hariç.
Hasan dudak uçurtacak sayıda eşe ve cariyeye sahiptir.
Eş sayısının 100, cariye sayısının 200-300 civarında olduğu rivayet edilir.
Alır alır boşarmış. Tam keyfi bir durum.
Sürekli alıp boşaması yüzünden çok boşayan anlamında Mıtlak ismiyle anılır olmuş.
Hasan’ın peygamber dedesine çektiği söylenir.
Bu çok boşaması nedeniyle babası Ali’nin şöyle söylediği rivayet edilir:

“Kufeliler, Hasan’ı evlendirmeyin, (ona kız vermeyin) Çünkü o çok boşayan bir adamdır. (racülün mıtlak)” Bunun üzerine Hemedanlı birisi şöyle demişti: “Mutlaka onu evlendireceğiz. O razı olduğunu (nikâhında) tutar, razı olmadığını boşar.”
Heytemi, s. 136- 137. (İbn-i Sad’ın Tabakat’ından) ; Ebul- Fida, İsmail b Ömer, el-Bidaye, I- XIV, Mısır ty, VIII, 38; Yakubi, Ahmed b. Ebi Yakub, Tarihu’l- Ya’kubi, I-II, Daru’s- Sadır, Beyrut 1960, II, 228.

Bu sayıların abartılı olduğu, 13 eşi, 23 çocuğu olduğunu öne sürenler de vardır.

Ashabın cariyelerinin yanısıra çok sayıda eş sahibi olmalarının nedeni acaba Kur’an’daki Nisa-3 ayeti olabilir mi?
Bu ayet hep şöyle anlaşılmıştır:
“Dört kadınla evlilik yapabilirsiniz ama sizin için doğru olan tek kadınla evliliktir.”
Acaba öyle mi?

Bakalım ayet tam olarak ne diyor:

Nisa-3. Ve eğer yetimler konusunda adalete riayet edemeyeceğinizden korkarsanız, o taktirde hoşunuza giden kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâhlayın.
Fakat, eğer adaletle davranamayacağınızdan korkarsanız o zaman bir tane ile veya elinizin altındaki sahip olduklarınızla yetinin.
İşte bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur.

Yetimler konusunda adalete riayet edememekten korkulmazsa ne olacak:
O zaman istenildiği kadar kadın alınılabilir. 10, 15, 20 hatta isterse daha fazla.
Çünkü müfessirlere göre; bu ayetten önce insanlar çok sayıda kadınla evlenirlermiş ve aynı zamanda yetim malı yerlermiş. Ayet yetim malı yemekten korkanlar için bir çözümmüş.
Yine deniyor ki çok sayıda kadına adaletli davranamamaktan korkuyorsanız, tek kadınla evlenin.

Şimdi mümkün mü hiç erkeklik havası atan ve hatta bunu şeref meselesi yapanların “adaletli davranamam” diye çekinmesi?
Ayet korkak, pısırık ve de kılıbık erkekler için geçerli. Taş fırın erkekleri için değil.
Kendine güvenen erkek yetimlerin adaletine riayet edeceğini düşünür ve kadın sayısını 4’le sınırlandırmaz ve 8-10-15 kadının üstesinden gelir. 🙂

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 16.06.2018, 04:43   #36
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 334
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 11
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 11
27 Mesajına 29 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


Vahabi Şeyhi Öz Kızına tecavüz edip öldürdü!
Suudi Vahabi Şeyhi ve Ünlü Vaiz Feyhan el Hamdi ( l.a ) 5 yaşındak ( ÖZ KIZINA ) tecavüz edip işkence ederek öldürdü.

Kendi kizina tecavuz eden Islam Yobazi.... Kimin gelenegini surduruyor acaba....

Hepimizin bildigi gibi.

Hz. Muhammed`in Kendi Kizina Tecavuz Etmesi Bu Vahsi Dinin Gelenegi Olmussa Gercek Suclu Muhammed Denen Cinsi Sapigin kendidir.

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 10.07.2018, 11:03   #37
Yazar
browland
Yeni Üye
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.07.2018
Mesajlar: 3
Memleket: ÇANAKKALE
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: 10
browland iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 2
0 Mesajına 0 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Merhaba canlar,

Şöyle bir yorumlara göz attım,

Bir Alevi önce kendi tarihini bilmelidir.
Peygamber ilk eşinden sonra yaklaşık 60 civarında kadın ve kızla beraber olmuş, bir kısmı ile evlenmiştir. Bu bilgiler İslam tarihçilerinin kitaplarında bulunmaktadır, yani sağdan soldan uydurma değildir.

Hz. Ali ilk eşinden sonra yanlış hatırlamıyorsam 3 eşi daha olmuştur, ilk eşinden sonra kilerden de çocukları olmuştur.

Raya Haq isimli kişiye türlü hakaretler edilmiş olup, kendisi de diğer kişilere hakaret etmiştir. Bir Alevi hakaret ile değil bilgi ile konuşmalıdır.

Not. Türk millitçisiyim.

browland Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 22.07.2018, 16:41   #38
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 334
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 11
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 11
27 Mesajına 29 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Saygideger browland.

Oncelikle foruma hos geldiniz.

4 Ayri konuya deginmissiniz.

1." Bir Alevi önce kendi tarihini bilmelidir." ALINTI.

Bir Alevi once kendi tarihini en genis sekilde arastirmali ve ALEVI YASAM FELSEFESININ Irkci, Milliyetci, Mezsepci, Dinci ve Gerici bir yapilanma ile ilgi ve alakasinin olmadigini, onemli kurali olan, Din, Irk, Millet ve Renk Ayrimi Yapmadan 73 millete bir nazarla bakmaktir felsefesine sahipse. (Not; Milliyetciyim) demissiniz, Alevi Yasam Felsefesinde Milliyetcilik kesinlikle olmadigi ve olmiyacagi gibi, ayni zamanda Insanligin utanci ve ayibidir.


( Agzi salyali Milliyetci den Alinti;
Forum iyice sahipsiz kalmış bu kişi terör örgütü mensubu ve ermeni çetecidir. Bizzat kendisi forumda itiraf etmiştir. Forum yöneticileri epey zamandır aktif olmuyorlar aktif olduklarında bu kripto ermeni teröristi engelleyiniz.

___________________İMZA___________________
“Allah’ın dini kişilerle tanınmaz; hakkın nişaneleriyle tanınır. Öyleyse hakkı tanı, hakka uyanları tanırsın.”

İmam Ali Aleyhisselam

YA ALLAH YA MUHAMMED YA ALİ

Garipmusasultan)

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...].)


Yukaridaki link de sorulara ve yorumlara hem fikir olmamis olabilir, fikir ve yorumlara yonelik yazmasi gerekirken, Fasist Turk Milliyetciligi ve Irkciligini yaparak, ahlaksizca kufurler saldirmasi sizce etikmidir?
Onun bana yonelik kisisel saldirilarina karsilik, Irkciliga, Milliyetcilige Dincilige, bu olusumlara sahip olanlarinda Insanlik dusmanligindan oteye gidemiyeceklerini soylemek, verilmesi gerektigi gibi cevabin verilmesi, Hakaret DEGILDIR..
Isterseniz, Hakaret ve Kufurun Aciklamalarini da yapabilirim.Mezsepcilige ve Herturden Gericilige karsi tepkimi gostermis, Yukarida saydigim ..

2. Ustu kapali Muhammed ve Onun hem kardesi (Ikrari) hemde damadi olan Arap Ali ye yonelik elestirilerde bulunmussunuz, Yani Aleviligin Islamla alakasinin olmadigini imaa etmissiniz, Bunu aciklamak ve kanitlamak icin sizin kisaca kaleme aldiginiz yorumlarla ikna edici olmadigini da sizde biliyorsunuz.

(Bir Alevinin Hakaret ile Degil Bilgi Ile Konusmalidir) Carsaf carsaf belge ve delillerle Aleviligin, Suc makinasi, Uckur Duskunu, Cinsi Sapik Din Olan Islamla ilgi ve Alakasinin olmadigini kanitlarken.. Irkci, Milliyetci ve Dinci Yobazlarin igrenc saldirilarina ugruyoruz.
Bunlarin igrenc saldirilarina karsilik, edep erkan icinde verilmesi gerektigi gibi cevaplarken, Benimde onlara hakaret ettigimi yazsmissiniz!!!!! Bu sizin Milliyetci oldugunuzu soylemenizle parelel olabilirmi?

3. (Alinti; Raya Haq isimli kişiye türlü hakaretler edilmiş olup, kendisi de diğer kişilere hakaret etmiştir. Bir Alevi hakaret ile değil bilgi ile konuşmalıdır.)

Ozel mesajlarla da bana yonelik yapilan Igrenc Kufurlerin ve bu kufurlere seyirci kalan yonetici arkadaslarin da bu kufurlere ortak sahip oldugunu gostermezmi?

Kufur ve Hakaret elbette sahibine ayittir.
Eger Bir insan Irkci, Milliyetci Fasist ise.... Bu kisi ve Kisilere FASIST demek hakaret degildir, onlarin sahip oldugu yapilanmayi aciklamaktir.
Eger Bir insan, Dinci ve Gerici bir yapilanmaya sahip ise, Ona ve onlara Yobaz demek, sahip oldugu inanci aciklamaktir...
Eger Irkci ve Milliyetci degilse, Ona Fasist Demek elbette HAKARETTIR. O kelime soyliyen kisiye ayitir.
Ayni zamanda Dinci ve Gerici yapilanmasi yoksa , Ona Yobaz Demek de HAKARETTIR.

4. Not. Türk millitçisiyim.
Demissiniz!!!!!

Gerek varmi bunun nitelik ve niceligini aciklamaya?
Unutmayin HERTURDEN MILLIYETCILIK INSANLIGIN DUSMANIDIR. AYNI ZAMANDA COCUK KIZAMIK HASTALIGIDIR...

Saygi ve Insani Sevgilerimle

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 23.07.2018, 06:32   #39
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 334
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 11
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 11
27 Mesajına 29 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Islam Din`i Uckur duskunlugu uzerine kurulmus bir dindir. bir cok ayet Hz, Muhammed`in uckuru ile ilgilenmis, kiminle yatacagini, kiminle evlenecegini, kiminle bosanacagini, hangi esir cocuklarla cinsel iliskiye girilecegini, hangi cariye ve koleye zorla tecavuz edilecegini, Sayin Allah hic yorulmadan elci ile Hz. Muhammed`e gondermekten bikmamistir.

Guya Hz. Muhammed Put Pereslerle savas`mis, Allahtan aldigi emirlerle, insanlarin kellesini ucurmus, isgal ettigi yerlerin butun mallarini yagmalamis, Kiz cocuklarin en guzelini cadirina atmis, digerlerinide askerlerine armagan etmis.....

Kimmis bu put perestler, kendisi Arap yarim adasinda iken, Afrikada, Avrupada, Amerikada yasiyan Put Perestlerelemi savas`mis?
Elbette degil, Kendi geldigi kabile ve cevresindeki insanlarla savasmis nice katliamlar ve cinayetler islemis.....

Kendisini Peygamber ilan etme adina nice insanin kanina girmis, Insanligin kabul edemiyecegi zulum ve haksizliklar yapmistir.....

Gercek Tanri Olan Kadin, Ana-Erkil Toplumundan, Ata-Erkil Toplumuna donusumunden sonra, Kadinin tanriligini yok etmek, kadini istedikleri gibi kullanmak icin, farkli nice tanrilar uretildi, En son Ibrahim Peygamberin Cok Tanrilari Tek Tanrili Dinlere cevirmesi ile, Katliamlar ve Insanligin kabul edemiyecegi haksizliklarin boyutu yukseldikce yukseldi....

Yaratici ozellige sahip olan Kadin iken, her ne hikmetse, Adem Ata`nin sag kaburgasindan dusen Havva Ana ile cinsel iliskiye girerek, insanligin cogalmasini saglamismis!!!! Yani kendi kaburgasinda dusen, kendi vucudunun parcasi olan kisi ile iliskiye girmis...
Yetmezmis gibi, Cocuklarini bir biri ile evlendirmis, Yani Baci Kardes ile evlendirmis!!!!!

Islam denen Cinsi Sapik ve Uckur duskunu mantik, Alevilere yonelik yaymaya calistigi iftira yalan ve sahtekarligin en acik gostergesi bu degilmidir?
ALEVI lere Mum Sondu Yapiyorlar (Ana Baci Tanimadan bir birleri ile sex yaptigini) idda ederlerken, Kendilerine ayit olan Ahlaksizligi ve Onursuzlugu Alevi halkina karalama olarak bu ve benzeri soylemleri!! hic kuskusuz kendi Kizina, tecavuz eden Muhammed, ozellikle KARDESIM dedigi Ali`ye kizini vermesi bunlarin birer ornekleri degilmidir?

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 23.07.2018, 06:38   #40
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 334
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 11
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 11
27 Mesajına 29 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Bakalim Cinsi Sapik ISLAM NE DIYOR!

İnsanlar Hz. Âdem’le Hz. Havva’dan doğarak çoğalmışlardır. Havva anamız hep ikiz doğum yapıyordu. Bunlardan birisi erkek, diğeri de kızdı. Hz. Âdem, aynı anda doğan ikizleri, bir önce veya bir sonra doğan ikizlerle evlendiriyordu. Habil’le beraber doğan kız çırkın, Kabil’le birlikte doğan kız ise güzeldi. Bu durumda Hz. Âdem, Habil’in, Kabil’le beraber doğan kızla, Kabil’in de Habil’le beraber doğan kızla evlenmesini istedi. Fakat Kabil buna razı olmadı, kendisiyle doğan güzel kızı Habil’e vermek istemeyerek kendisi almak istedi.
Hz. Âdem buna müsaade etmedi ve meseleyi Allah’a havale etti. Cenab-ı Haktan gelen emir üzerine her ikisinin de Allah’a birer kurban takdim etmelerini, hangisinin kurbanı kabul edilirse Kabil’in bacısının ona ait olacağını söyledi. Bunun üzerine Kabil bir demet buğday, Habil de bir koyunu kurban olarak takdim etti. Gökten inen bir ateş Habil’in kurbanını aldı, Kabil’inki olduğu yerde kaldı. Bu durumda Habil haklı çıkmış ve kızı almaya hak kazanmıştı Fakat Kabil iyice çileden çıkmıştı.

YUKARIDAKI IDDA TAMAMEN AKLIN YOLU VE VICDANA SIGMIYAN BIR SAVUNMA ANCAK VE ANCAK SAPIKLARIN SAVUNABILECEGI ONURSUZLUK OLSA GEREK....

Insanligin Adem Ata ile Havva Anadan geldigini savunanlar ve hala bu savunmayi devam etmeleri!! her gecen gun kendi cukurlarini kazdiklari ve tarihin coplugune gitmeleri icin, caba harcadiklarini gorebiliyoruz. Bir insanin kendi kendisine dusman olmasi kadar kotu bir sey olabilirmi?
Iste Islam kendi kendisini lav etmek icin mucadele veren, hayali Allahini bile zaman zaman her batakligin icine koymaktan geri durmamaktadir.....

Hz. Muhammed kendi Gelini olan Zeyneb`i zorla bosanmasini saglayip, daha sonra onu kendisine es almasi!! yukaridaki alintiya olan ozentisindenmidir, yani Baci ile Kardesin evlenmesinde bir kusur yoksa, ben kendi Kizimla (Gelinimle) evlenebilirim mantigimi yatmaktadir...
6 yasindaki Ayse ile nikah kiymasi ve 9 yasina geldiginde evlenemesi icin Ayet gonderen Allah, veya Ayse`yi colun ortasinda ciril ciplak sevgilisi ile yakalanmasindan sonra, Zina yapti diye oldurulucekken, sozde Allah tarafindan Ayet gelir, Aysenin sucsuz oldugunu soylemesi ile Ayse`ye dokunulmaz.

Yani Allah istedigi zaman Peygamber ilan ettigi Hz. Muhammed`e her yonden yardimci olmus, ama Ayse tarafindan verilen zehire goz yummus! yoksa Ayse cok guzel bir kiz oldugu icin, Allah`mi goz dikti Ayse`ye.......

Yoksa bizim bilmedigimiz ve cok fazla arastirma hakkimiz olmadigi icin, Allah`i sorgulama veya arastirma gibi bir olusuma sahip olma imkanimiz olmadigi icin,
Allah`ta; Hz. Muhammed gibi uckur duskunumudur?
eger oyle degilse, neden Eline, Beline ve Diline sahip olan birini Peygamber ilan etmedi`de, Okuma yazmasi olmiyan, uckur duskunu birine Peygamber olmasi icin unvan verdi!!!!!
Yetmezmis gibi, kendi kabilesi ve cevredeki butun insanlarla savasarak, zorla insanlari islamlastirmya gitti.

Bazi rivayetlere gore, Geneli Musevi inancindadir, bazi rivayetlere gore Hiristiyan, bazi rivayetlere gire ise, Hz. Ibrahim`e inananlardir.

Bazı rivayetlerde şöyle yeralmıştır: "Ebu Talib ölmek üzere olduğunda Resulullah (s.a.a) yanına giderek; "Ey Amca, lailahe illallah de ki, Allah nezdinde hüccet olsun" dedi. Orada hazır olan Ebu Cehil ve Abdullah b. Ebi Umeyye; "Ey Ebu Talib, sen Abdulmuttalib'in dininden yüz mü çeviriyorsun?" dediler. Ebu Talib de bunun üzerine "Ben Abdulmuttalib'in dini üzereyim." dedi. O zaman da Resulullah şöyle buyurdu: "Ben de nehyedilinceye kadar senin için dua edeceğim." O zaman da şu iki ayet nazil oldu: "Yakınları bile olsa kendilerine (hak) açıklandıkdan sonra müşrik olanlar için Peygamber ve Allah'dan yarlıganma dilemesi (doğru) olmaz."

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 22:24.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica