Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Aleviler ve Alevilik > Alevilik Tarihi

Alevilik Tarihi Alevi toplumunun tarihi, tarihsel olaylar, kişiler, durumlar, değerlendirmeler

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 25.03.2006, 12:17   #1
Yazar
Kolera
Forumla Bütünleşmiş
 
Kolera - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 11.03.2006
Yaş: 38
Mesajlar: 1.183
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
Kolera - MSN üzeri Mesaj gönder
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: -82
Kolera pek olumlu bakılan bir üye değil
Kolera - MSN üzeri Mesaj gönder

Ettiği Teşekkür: 0
55 Mesajına 135 Kere Teşekkür Edlidi


Angry Idam Sehpasini kendi tekmeledi: SEYIT RIZA

Seyid Rıza (1863 )? de Dersim’de Lirtik koyunde doğdu. Ancak doğum tarihi kesin bilinmiyor. 1937’de idam edildiğinde, 75 yaşından küçük olmadığı 80’in üzerinde olduğu söylenir. İlerlemiş yaşı, yasalara göre idamına engeldir. Yaşı küçültülür ve öyle idam edilir. Seyit Rıza’nın bu yaş küçültme davasında şöyle bir olay yaşanır: Muhundulu Seyit Uşen (Hüseyin Doğan), S. Rıza’nın yaşını belirleme davasında tanık olur. Tanık Seyit Rıza’nın yaşının (yaşının idamı sağlayan yaştan) küçük olduğunu söyler. Dava yargıcı, yaşı küçültülen Seyit Rıza’ya, tanık beyanına bir itirazının olup olmadığını sorunca, S. Rıza, işlemin bir formalite olduğunu anlar, yargıca şu düşündürücü yanıtı verir:

[HIDE=1]-Tanık , benim büyük oğlumdan iki yıl küçüktür. Oğlumdan küçük biri yaşımı belirler ve yasa da bunu kabul ediyorsa, benim itirazım olmaz.
Seyit Riza Dersim’in ileri gelenlerinden Seyid İbrahim’in oğludur. Seyid İbrahim eğitimini Nuri Dersimi’nin atalarından Mehmet Ali Efendi’den gördü. Seyid Rıza , Seyid İbrahim’in dört erkek çocuğunun en küçüğü idi.Babası onun, yetenek ve cesareti yanında bilgeliğini sezmiş olmalı ki aşiret yönetimini ona bırakır.

Seyid Rıza Şex Hesenan aşiretinin yukari Abbasan koluna mensupdu. Şex Hesenan aşiretinin atası Şex Hesen olduğu için aşiretide aynı isimle anılmıştır. Şex Hesen’in türbesi Malatya’nın Arapgir ilçesinin Gîkeyîk köyündedir.

Şex Hesen’in soy seceresi eskiden Baxsi Xan namında bir Kürd’e ulaşır. 13.yy.’da Güney de Moğol saldırılarına uğraması nedeniyle Şex Hesen’de bir çok Kürd aşireti gibi Güneyden göç ederek Kuzeye, Dêrsim bölgesine gelip yerleşmiş.

Şex Hesen Dêrsim’e vardığında Kalmemo Sîr’ın dergahına gelmiştir. Kalmemo Sîr’ın dergahında hizmetçilik yapan Şex Hesen gösterdiği zekilik ve güzel ahlaklığı ile Kalmemo Sîr’ın beğenisini sağlamış ve Kalmemo Sîr’ın Kince Sûr adındaki kızıyla evlenmiştir. Kalmam’da ailece çok büyüyen Şex Hesenan aşireti Kalmam’dan Lertîk mıntıkasına yerleşmişler.

Kürt’ler Seyid Rıza’ya Rızo,Rayber ve babasının oğlu anlamına gelen Lace Baboyı ünvanlarıyla seslenirlerdi. Babası Seyid İbrahim’in ölümünden sonra Tujik Dağı eteklerindeki Ağdat köyüne yerleşti.
Yumuşak tavrı, bilge sözleri, olayları soğukkanlılıkla halledişi onun “Reyber” (yol gösteren) ve “Bava” (hikmet sahibi) rolünü yüceltir. Bu nedenle halk arasında; “Rıza Reyber” veya “Lace Bavi” gibi değişik isimlerle anılır. Kısa sürede, acılı yaşamın bu diyarında mistik umarın aranan simgesi olur. Ünlü aşiret reisi Diyab Ağa’nın kızı ile evlenmesi, güvenirliği yanında ününü daha da pekiştirir.
Koçgiri Hareketi”nin kaçan iki lideri Alişêr ve N. Dersimi, Seyid Rıza’ya sığınır. Seyit Rıza, Dersim aşiret geleneğini sürdürür. Merkezi otorite ile politik bağları olan kimi güçlü aşiret liderlerine uymaz ve onları teslim etmez, bu iki lideri sonuna dek, kellesi pahasına korur. Onu, Dersim aşiretleri lideri durumuna getiren bu dürüstlüğü, mertliği, güvenirliliğidir. Bu iki liderle aynı ideali sürdürdüğünün kanıtı onları koruması ve düşüncelerine katılmasıdır. Seyid Rıza’nın bu iki liderin etkisi altında kaldığı kesin. N. Dersimi, Seyid Rıza’dan “saygın bir yurtsever” diye söz eder ve onun ideologu olduğunu belirtir.

N.Dersimi ;“... Öncelikle memnuniyete değer bir şey varsa, o da Seyid Rıza’nın bütün kuvvet ve kudretiyle ve hakiki bir imamla beni sevmesi ve takdir etmesi ve her türlü hareket arzularımı kayıtsız ve şartsız kabul edilmesi idi.

Seyid Rıza’nın bana bu derecede itimadı, Türkiye hükümet makamlarının zararı dikkatini celbetmiş bulunduğundan, her ne suretle olursa olsun Dersim’den çıkarılmam veya yok edilmem konusunda gizli yöntemlere başvurulduğu da anlaşılmıştı. Malum olduğu üzere Garbi Dersim’de Seyid Rıza umum Şêx Hesanın aşiretleri rehberi ve manevi reisi ve hem de baş evladı bulunuyordu. Pederim Mılla İbrahim’den hususi tahsil görmüştü. Mütefekkir, Milliyetperver ve fıtri zekası dolayısıyla Türkiye hükümeti Seyid Rıza’yı umum Dersim’in yüksek bir reisi ve bu suretle beni de Seyid Rıza’nın kati surette ideologu tanımakta idi.”

Seyid Rıza’nın 3 oğlu; 1.Şeyusen, 2. Şıx Hasan, 3.Bava (Baba)’dır.
Basindan itibaren otoritesini kuramadigi Dersim'i ezmek, politik ilhak sürecinde Mustafa Kemal ve devletin stratejik hedefini olusturuyordu. Bölge bölge bütün isyan ocaklari söndürülerek, Dersim etrafindaki çember daraltildi. TC, bütün güçlerini Dersim'i imha etmeye seferber etti. 1936'da M. Kemal meclisin açilis konusmasinda "Dahili islerimizden en mühim bir safra varsa o da Dersim meselesidir" diyerek, “ezilmesi için ne gerekiyorsa yapilmalidir” diyordu. 2 Ocak 1936'da yürürlüge giren Tunceli Kanunu’yla Dersim'in adi Tunceli olarak degistirildi. General Abdullah Alpdogan Dersim'e vali ve kumandan 3. Umum Müfettisi olarak atandi. Alpdogan'in Dersim üzerinde her türlü tasarrufa yetkisi vardi. Alpdogan, sikiyönetim ilan ederek, terör ve idamlara baslayarak Dersim'e asker yigdi. Bu katil elebasinin saldirilari karsisinda Dersimliler direnis baglarini güçlendirdiler. Dersimliler Seyit Riza önderliginde 1937 yili basinda M. Kemal'e bir uyari bildirisi sunarak "Bütün jandarma ve ordu mensuplarinin bölgeden çekilmesini, her türlü imar (askeri amaçli) çalismalarinin (köprü, demiryolu vb.) durdurulmasini isteyip silahlarini koruma hakki ve vergilerin hafifletilmesi" taleplerinde bulundular. Türk devleti kuvvetleri 1937 Ilkbahari’ndan tanklarla toplarla, uçaklarla saldiriya geçtiler. Türk ordu birlikleri, insanlik tarihinin en büyük katliamlarindan birini gerçeklestirmeyi basardilar. Kendi saflarinda yer alip, Seyit Riza güçlerine karsi çarpisan asiretleri bile katliama ugratmalari yapilan soykirimin düzeyinin ifadesidir. Savasta yenemeyecegini anlayan Türk birlikleri, hileye basvurarak görüsmek için Erzincan'a çagirdiklari Seyit Riza'yi 15 Eylül 1937'de tutukladilar. 1938 yilinda tekil ayaklanmalarla devam eden direnis tam bir katliamla sonuçlandi/yenildi. 60 bin Dersimli katledildi, on binlercesi sürgün edildi. Yüzlerce genç kiz, kadin, namusunu teslim etmemek için kendilerini kayaliklardan, Munzur'un suyuna attilar. Ihanet hançeri bu direniste de ortaya çikti. Seyit Riza'nin yegeni Rayber, General Alpdogan'in talimatiyla, Koçgiri ve Dersim ayaklanmasinin kahraman önderi Aliser ve esi Zarife'yi alçakça bir oyunla öldürüp, baslarini keserek bir çuval içerisinde General Alpdogan'a teslim etti.

Seyit Rıza, 1937’de kendini savaş içinde bulur. Başına toplar yağar. Beklemediği tepkilerle karşılaşır. Çok güvendiği dostu Alişêr ve eşi zarife’nin haince katledilmelerine dayanmaz. Uzun ve yoğun süren bir çatışmadan sonra, barış görüşmelerini yapmak için çağrıldığı Erzincan’da 5 Eylül 1937’de tutuklanır. Elazığ’a getirilerek yargılanır. Bu yargılama sonucunu ve Seyit Rıza, darağacına giderken bile, ölümü hiçe sayan biri olduğunu, idamı için Ankara’dan gönderiler İhsanSabri Çağlayangil’in anılarından öğreniyoruz.

Seyid Rıza’nın ailesinin çoğu 1938 Dersim isyanında öldürüldü. Seyid Rıza’ya Erzincan Valisi’nden isteklerinin kabul edileceği haberi ulaşır.İki arkadaşı ile birlikte Erzincan yoluna düşen Seyid Rıza Fırat nehri üzerindeki köprüden geçtikten sonra
köprünün karşı tarafında kurulu olan asker çadırındaki askerler tarafından iki arkadaşıyla beraber 5 Eylül 1937’de tutuklanır. Daha sonra beraberinde tutuklanan Rizê Berti ve Sekina’nın çobanı , Seyid Rıza’nın yanındaki arkadaşlarını kurtarmak için onların köylerinin çobanları olduğunu söyler,arkadaşlarınında aynı doğrultuda ifade vermeleri yüzünden her ikiside serbest bırakılırlar. Seyid Rıza ve 71 kisi Elazığ'da yargılandı. Mahkeme heyeti 11 kişi hakkında idam kararı verdi ama çok yaşlı oldukları gerekçesiyle 4'ünün cezası 30 yıla indirildi.
Seyid Rıza, Seyid Rıza'nın oğlu Resik Hüseyin, Şeyhan aşireti reisi Seyid Hüsen, Yusufan aşireti reisi Kamer'in oğlu Fındık, Demenan aşireti reisi Cebrail'in oğlu Hasan, Kureyşan aşiretinden Ulkiye oğlu Hasan, Mirza Ali'nin oğlu Ali hakkında verilen idam kararları 15 Kasım'da apar topar infaz edildi.
Seyid Rıza ile isyanın önderi konumundaki 11 kişi 18 Kasım 1937’de Elazığ’ın Buğday Meydanı’nda asıldılar.

Seyid Rıza’nın cesedi sonradan bir ziyaret yeri olmasını önlemek için yakılarak, külleride bilinmeyen bir yere gömüldü. Dönemin Emniyet Müdürü olan daha sonra da Adalet Partisi Dışişleri Bakanlığı yapan İhsan Sabri Çağlayangil Seyid Rıza'nın idamını anılarında şöyle anlatmaktadır;

"Meydan doluşmuşçasına, boşluğa şöyle seslendi: ‘Evladı Kerbalayıh. Bı hatıyh. Ayıptır, zulümdür, cinayettir’, dedi. Benim tüylerim diken diken oldu. Bu yaşlı adam rap-rap yürüdü. Çingene'yi itti. İpi boynuna geçirdi. Sandalyeye ayağı ile tekme vurdu, infazını yaptı." (Anılarım, Syf.51-52)
Fakat bazı iddialara göre Seyid Rıza son sözlerinde ayrıyeten "75 yaşındayım, şehit oluyorum. Dersim mağlup oluyor, kahrolsun zalimler! Kahrolsun kahpe ve yalancılar." demiştir ve Çağlayangil bunu bilinçli olarak yazmamıştir.

... Aradan aylar geçti, Seyit Rıza ve çevresi yakalandı. Mahkemeleri sürüyor. İşte bu sırada Atatürk Diyarbakır’daki (Pertek olması gerekir y.n) Murat suyu üzerinde yeni yeni yapılan Singeç Köprüsü’nü açmaya giderek. Emniyet Genel Müdürü Şükrü Sökmensüer Bey bana diyor ki; “Atatürk, Singeç Köprüsü’nü açmaya gidecek. Dersim hareketi bitti. Beyaz donlu altı bin doğulu Elazığ’a dolmuş, Atatürk’ten Seyit Rıza’nın hayatını bağışlamasını isteyecekler. Beyaz donluların Atatürk’ün karşısına çıkarmalarına meydan vermeyelim.” 1937 yılında resmi tatil günü Cumartesi öğleden sonra. Atatürk Pazartesi günü Elazığ’a gelecek. Bizden istenenler “asılacak asılsın” ve Atatürk’ün karşısına Beyaz Donlular çıktığı zaman iş işten geçmiş olsun. O dönemde Elazığ Valisi Şükrü Bey, Savcı Hatemi Senihi Bey, Emniyet Müdürü Sezerli İbrahim Bey, savcı yardımcısı arkadaşiydi.


Şükrü Sökmensüer, “Sivillerden Emniyet Genel Müdürlüğünün siyasi şubesinden istediklerini al. Atatürk’ün istasyondan halkevine kadar korunması da size ait” dedi. Başta Macar Mustafa olmak üzere altı kişi alıp yola çıktım. Trenle Elazığ’a vardım. Emniyet Müdürü İbrahim Bey’e gittim. Savcı iüçin, “kural dışı bir şey yapmaz, mümkün değil.” dedi.

Savcıya gittim. Durumu kendisine anlattım. Bu konuda adalet Bakanlığından da bir şifre aldığını, ama mahkemelerin Cumartesi tatil olduğunu, tatilde ise sonuç almanın mümkün olmadığını bana bildirdi. Ve ekledi:

“Ben de mahkemeleri etkileyemem.”

Oysa biz mahkemenin kararını Atatürk gelmeden evvel vermesini ve geldiğinde Seyit Rıza meselesinin kapanmış olmasını istiyorduk. Ben bunu halletmek için Hükümet tarafından buraya gönderilmiştim.

Savcı yardımcısı hukuktan sınıf arkadaşım. Bana, “Sen valiye söyle bu savcı rapor alsın gitsin, ben senin istediğini yaparım.” Dedi. Biz mahkemenin tatil günü işlemesini ve alınacak sonucun infazını istiyorduk. Savcı, rapor aldı. Arkadaşım vekil olarak savcının yerine geçti.Mahkeme hakimini evinde buldum. Gittiğinde mahkemenin aldığı kararı yazdırıyordu. Hakimle konuştuk. Kendisi kararı daktiloya çektirmekle meşguldü. Devir,CHP devri. Herkes çekiniyor.

Hakim bana, “ Cumartesi mahkeme toplanmaz, ancak Pazartesi günü mahkemeyi toplar, kararı veririz. Salı günüde idam hükümlerini yerine getiririz,”dedi.

O zamanlar dördüncü bölgede temyiz hakkı yok.

Abdullah Paşa, sıkıyönetim kumandanı olarak kararı tasdik edecek. O da, “ yukarıdaki karar tasdik olunur” demiş, basmış boş kâğıda imzasını. Yukarıya. “ Abdullah Paşa’nın idamı” diye yazsanız kendisi asılacak. Hakime dedik ki: “ Bu dediğiniz gün Atatürk geliyor. Maksat hasıl olmuyor ki.” Hakim, “başkaca bir şey yapılamaz” diyerek kestirdi attı. Bend de kendilerine sordum:

“Sizin saat 17:00’den sonra davaya devam ettiğiniz olmuyor mu?”

“Ooo,çok oluyor. Gün oluyor, dokuzlara onlara kadar çalışıyoruz,” cevabını verdi.

“Eee, sondan beş saat ihlal ediyorsunuz da baştan beş saat ihlal etseniz, olmuyor mu? Yani Pazar akşamı sahurdan sonra mahkemeyi açarız. Pazartesi günü 00.24’ten başlıyor, dedim. Hakim: Elektrikler kesiliyor, dedi. Ona da çare bulduk. Otomobil farları ile hapishaneyi aydınlatırız. Halkevi’ne lüksler koyarız. Hakim bu defa ; samiin yok, dedi. Ona da çare bulduk. Samiin de getiririz. Kaç kişi asılacak? Onu karardan önce söyleyemem, dedi. Ama ekledi: Savcı 27 kişinin idamını istedi. Biz ona göre mi hazırlığımızı yapalım? Bilemem ,dedi.

BENİ ASMAYA MI GELDİN?

Ceza İnfaz Kanunu her asılanın ayrı bir yerde asılmasını, asılanların birbirini görmemesini emrediyordu. Bu şartı da yerine getirmeye çalıştık. Her meydana dört sehpa kurduk. Vali bir de çingene cellat buldu. Gece 12:00 de hapishaneye gittik. Farlarla çevreyi aydınlattık. Mahkemenin 72 sanığı var. Sankıları aldık. Mahkemeye götürdük. Çingene de geldi. Adam başına on lira istedi. “Peki” dedik. Sanıklar Türkçe bilmiyor. Mahkeme kararı açıklandı. Yedi kişi ölüm cezasına çarpıtırılmış, sanıklardan bazıları beraat etmiş, bazıları da çeşitli hapis cezaları olmıştı. Kararlar okununca hakim ilamda idam lafına kullanmadığı ve ölüm cezasına çarpıtırılmaktan bahsettiği için verilen hükmü iyi anlamadılar. “İdam Tünne” diye bir vaveyle koptu. Biz Seyit Rıza’yı aldık. Otomobilde benimle polis Müdürü İbrahim’in arasına oturdu. Jeep jandarma karakolunun yanındaki meydanda durdu. Seyit Rıza, sehpaları görünce durumu anladı:

-Asacaksınız, dedi ve bana döndü:
-Sen Ankara’dan beni asmak için mi geldin?
Bakıştık. İlk kez idam edilecek bir insanla yüzyüze geliyorum. Bana güldü. Savcı namaz kılıp kılmayacağını sordu. İstemedi.
Son sözünü sorduk.
-Kırk liram ve saatim var. Oğlunu verirsiniz, dedi.
Bu sırda Fındık Hafız asılıyordu. Asarken iki kez ip koptu. Ben Fındık Hafız asılırken, Seyit rıza görmesin diye pencerenin önünde durdum. Fındık Hafız’ın idamı bitti. Seyit Rıza’yı meydana çıkardık. Hava soğuktu ve etrafta kimseler yoktu. Ama Seyit Rıza, meydan insan doluymuş gibi sesizliğe ve boşluğa hitap etti:

-Evladı Kerbelayıh. Bi hatayıh. Ayıptır. Zulümdür. Cinayettir, dedi.

Benim tüylerim diken diken oldu. Bu yaşlı adam rap rap yürüdü. Çingeneyi itti. İpi boynuna geçirdi. Sandalyeye ayağı ile tekme vurdu, infazını gerçekleştirdi. Oğlu yaşında bir subayı bir subayı öldürecek kadar katı yürekli olan bir insanın bu mukadder akibetine acımak zooor. Aama ihtiyarın bu cesaretini takdir etmekten kendimi alamadım. Asabım çok bozuldu. Emniyet Müdürüne;

-Ben üşüdüm, otele gidiyorum, dedim.”[/HIDE]
Seyit Rıza ile birlikte İdam Edilen Diğer Direnişçiler:

1.Seyit Rıza oğlu Resik Hüseyin
2.Şexanlı Aşiret Reisi Seyd Hüsen
3.Yusufun Aşiretinin Reisi Kamer’in oğlu Fındık
4.Demanan Aşiretinin Reisi Cebrail’in oğlu Hasan
5.Kureyşan Aşiretinden Ulkiye oğlu Hasan
6. Mirza Ali’nin oğlu Ali
"Ben sizin yalan ve hilelerinizle bas edemedim, bu bana dert oldu. Ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun." (Seyit Riza)
....
Kaynaklar:

• İhsan Sabri Çağlayangil, Anılarım
• Nuri Dersimi , Kürdistan Tarihinde Dersim
• Nuri Dersimi, Hatıratım
• Seyid Kekil, Hiris Heşt ve Munzur Kan Ağlarken
• 38 Katliamı Tanıklarının anıları

___________________İMZA___________________
Forumdan ayrildim. Herkes kendine iyi baksin güzel baksin. Hepinize sevgiler
Kolera Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Kolera Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
yalniz_opera (24.07.2015)
Alt 25.03.2006, 19:35   #2
Yazar
Türkan
Forumla Bütünleşmiş
 
Türkan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 25.02.2006
Mesajlar: 2.248
Memleket: ÇORUM
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 81
İtibar Puanı: 1255
Türkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı varTürkan görkemli bir forum yaşantısı var

Ettiği Teşekkür: 968
596 Mesajına 1.324 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

"Seyit askerlerin arasında binaya sokuldu.Lüks lambasının aydınlığında parlayan mihver ve namlu kalabalığıyla karşılaştı.Pencereye yakın bir köşeye götürüldü.Namluların arasında baktığında, karşı köşede bekleyen oğlunun sararmış benziyle karşılaştı.Yıkıcı bir çaresizlik ve acı duygusuyla, kendisini kuşatan silahlı, tıfıl yüzlere bakındı."ne yapalım ihtiyar, emir kuluyuz,elimizden bir şey gelmiyor" diyen bakışlara sığındı.Dikliğini ve korkusuz görünümünü bozmadan, İhsan Bey'e çevirdi bakışlarını ,"sizden bir isteğim var efendi hazretleri" dedi; "beni oğlumdan önce asın."

(Dersim/Muzaffer Oruçoğlu)

Yazar Seyit Rıza'nın ölümünden önceki son sözlerinin arasında bunlarında yer aldığını belirtmiş.Bir babanın yaşabileceği en büyük acıyı yaşamadan ölmek istemiş.Ölüme gidişe değilde oğlundan sonra ölmeye isyan etmiş.Kendi idam sehpasını kendisi tekmelemiş.Onur ve direncin kalesi olmayı hak etmiş...

Türkan Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Türkan Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
yalniz_opera (24.07.2015)
Alt 01.04.2006, 23:18   #3
Yazar
erbil
Yeni Üye
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 01.04.2006
Mesajlar: 1
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: 10
erbil iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Teşekkürler, bu konuyu okumak güzel odlu. Bilgilendim.

erbil Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 04.04.2006, 15:52   #4
Yazar
05atasoy
Üye
 
05atasoy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 03.04.2006
Yaş: 35
Mesajlar: 26
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: -31
05atasoy hakkında olumsuz fikirler mevcut

Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

teşekkür ederim arkadaşım bu bilgiler için.

___________________İMZA___________________
kahrolsun emperyalizm ve onların yerli işbirlikçileri
05atasoy Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 04.04.2006, 16:03   #5
Yazar
Oli
Forum Katılımcısı
 
Oli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 25.02.2006
Mesajlar: 202
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 50
İtibar Puanı: 162
Oli hakkında olumlu dusunceler mevcutOli hakkında olumlu dusunceler mevcut

Ettiği Teşekkür: 0
9 Mesajına 18 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Çatışmanın sonrasında Axdat´ta doğru, yoluna devem eden Seyit Rıza´nın yoluna Qasımoğli dedikleri beyazdonlu bir Dersimli çıkar:

´-Rızoo! Rızoo ! hona ki xeleşina? Tı sere xo wena, sere maki piya!..´
(Rıza, Rıza!.. Senin kurtuluşun yok! Bu gidişle sen başını yiyeceksin, bizimkini de birlikte!)

Bu sataşmaya karşılık Seyit Rıza, hayli içerlemiş, nemli gözleriyle şu yanıtı verir:
« -Kheko! Va mıradê sıma bıbo. Koê Dêsımi de kemere ke gına kemere, sıma vanê so taxalet be. Bızane ke taxelet biyaina mına sıma nêxeleşine, ıhı jü êwro ez sona taxelet bena. Êwro roca mına, meste sırayena sıma. Yine ke teselia xo mıra gurete, ez zê namê xo zana mına mırd nêbenê. »
(Varsın sizin muradınız olsun kardeşim! Dersim´de taşa değen taş, varsın benden bilinsin. Bilsem ki, onlar benim kellemi alarak sizin yakanızdan düşerler, hemen şimdi gidip vereyim kellemi onu isteyenlere. Ama korkum odur ki, bugün bizim yarın sizin sıranızdır. Adım gibi biliyorum ki, onlar bizim başımızı aldıktan sonra, zürriyetimizi kesip biçmeye doymayacaklar!)´
[1938 ve Öncesi Dersim ya da Kırmanciya Belekê- Emirali Yağan]

****

Burda Seyit Rızanın kastettiği şey biz mukavemet etmesekte sonumuz farklı olmayacaktır. Dediği doğru çıkmış Tunceli zaptedildikten sonrada katliam devam ettiği gibi sürgünlerle insanlar asimile edilmek için batıya gönderilmiştir. Sürgünle gittikleri köylerde yapılan hakeretleri içeren bazı yazıları daha sonra aktarırım belki...

___________________İMZA___________________
"Kardeşlerimizin, bilimlerden hiçbirine düşman olmamaları, hiçbir kitabı hor görmemeleri, mezheplerden hiçbirine önyargı ile bakıp, bağnazlığa düşmemeleri gerekir. Zira, bizim görüş ve inancımız bütün mezhepleri kapsar ve bütün bilimleri kuşatır. Bizim bilimimiz, başlangıcı ve sonu, gizliliği ve açıklığı bakımından hepsinin tek bir ilke, tek bir neden, tek bir evren ve tek bir ruhtan oluşmaları dolayısıyla, duyulan (mahsus) ve kavranan (makul) tüm varlıkların incelenmesidir. (IV, 41-42)"
[İhvan-üs-Safâ ve Hıllan-ı Vefâ // Arınmışlık Kardeşleri ve Bağlılık Dostları]
Oli Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 04.04.2006, 16:05   #6
Yazar
Kolera
Forumla Bütünleşmiş
 
Kolera - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 11.03.2006
Yaş: 38
Mesajlar: 1.183
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
Kolera - MSN üzeri Mesaj gönder
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: -82
Kolera pek olumlu bakılan bir üye değil
Kolera - MSN üzeri Mesaj gönder

Ettiği Teşekkür: 0
55 Mesajına 135 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Cok tesekkürler Sevgili Oli

___________________İMZA___________________
Forumdan ayrildim. Herkes kendine iyi baksin güzel baksin. Hepinize sevgiler
Kolera Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 13.04.2006, 04:49   #7
Yazar
serasor
Üye
 
serasor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 13.04.2006
Mesajlar: 28
Memleket: OUT OF TURKEY
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 47
İtibar Puanı: 10
serasor iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Sey Rizo ve arkadaslarinin anisi onunde saygiyla egiliyorum

serasor Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 13.04.2006, 13:46   #8
Yazar
boran_6
Gününü Umuda Ayarla
 
boran_6 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 21.02.2006
Yaş: 35
Mesajlar: 365
Memleket: ÇORUM
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 51
İtibar Puanı: 148
boran_6 yakında sevilen bir üye olabilirboran_6 yakında sevilen bir üye olabilir

Ettiği Teşekkür: 143
128 Mesajına 217 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Bu ülkede o zamanda bu zaman da hatta her zaman diliminde ve bu sistemin geçerli olduğu her yerde egemen güçler sistemlerini korumak için bunları yapacaklar. Diyebileceğim tek şey bütün devrim şehitlerini saygı ile anıyorum.

___________________İMZA___________________
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
yani yürekte.

Meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahir'i Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil
boran_6 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 30.06.2015, 22:11   #9
Yazar
gnost
Forumla Bütünleşmiş
 
gnost - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 21.02.2006
Mesajlar: 3.867
Memleket: ÇORUM
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 96
İtibar Puanı: 1138
gnost görkemli bir forum yaşantısı vargnost görkemli bir forum yaşantısı vargnost görkemli bir forum yaşantısı vargnost görkemli bir forum yaşantısı vargnost görkemli bir forum yaşantısı vargnost görkemli bir forum yaşantısı vargnost görkemli bir forum yaşantısı vargnost görkemli bir forum yaşantısı vargnost görkemli bir forum yaşantısı var

Ettiği Teşekkür: 828
1.206 Mesajına 2.509 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Hüseyin Aygün Ntv de yaptığı konuşmada Pirimiz Seyit Rızanın İngilizler mektup yazdığı yalanını bir kez daha gözler önüne serdi.

Videonun 03:00 dakikasında. Videoya eklenen yazıları geçin.

___________________İMZA___________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
gnost Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 23.07.2015, 01:22   #10
Yazar
haziran_AW
yorgun savaşçı
 
haziran_AW - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler
Space Invaders Champion! Pacman Champion! Breakout Champion! Castle Defend Champion! Balloon Bomber Champion!
Tournaments Won: 1

Üyelik tarihi: 30.11.2006
Bulunduğu yer: ANKARA
Mesajlar: 3.603
Memleket: AMASYA
Cinsiyet:
haziran_AW - MSN üzeri Mesaj gönder
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 95
İtibar Puanı: 1415
haziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı var
haziran_AW - MSN üzeri Mesaj gönder

Ettiği Teşekkür: 3.577
1.695 Mesajına 3.780 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

bu başlık külliyen yalan dolu.emperyalistlerin alışk olduğumuz başka bir oyunu daha sahneleniyor kafalar karıştırılıyor.seyit rıza alevi önderi gibi reklamlanıp sunulmaya çalışılıyor.zaten her idam edilen ne hikmetse sandalyesini kendisi tekmelemiş oluyor.aynı yalan deniz gezmiş içinde yıllarca söylendi.güya böylelikle kahramanlaştırılmış olacak.halk kahramanlarını her zaman ayırt etmesini bilir.denizi kahramanlaştırmıştır ama seyit rızayı asla.

___________________İMZA___________________
zaman her zaman haklı çıkarmıştır beni.dile kolay 10 yıl oldu bu imzayı atalı.

yılandan korkmam yalandan korktuğum kadar(korkmadım)

nokta kadar menfaat için,virgül gibi eğilme(eğilmedim)

http://hizliresim.com/Po3PZ6][img]http://i.hizliresim.com/Po3PZ6.png

haziran_AW Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 16:43.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica