Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Aleviler ve Alevilik > Alevilik Tarihi

Alevilik Tarihi Alevi toplumunun tarihi, tarihsel olaylar, kişiler, durumlar, değerlendirmeler

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 24.07.2015, 14:04   #21
Yazar
yalniz_opera
Tecrübeli Üye
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 05.03.2015
Mesajlar: 82
Memleket: TOKAT
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 14
İtibar Puanı: 45
yalniz_opera iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 175
52 Mesajına 102 Kere Teşekkür Edlidi


Standart

herşeyi bildiğini söylemiştim zaten sevgili haziran uzun uzadıya yazmışsın gene.

duygusal yaklaştığımı söylemişsin ya, duygu olmadan yaşanır mı , duygu olmadan insan olunur mu? yaşım işim eğitimim bunlar çok önem arz eden şeyler değil, şunu bilmeni isterim ki insan gibi nasıl yaşanır bunu bilir konumdayım.


geneli için azınlıkları feda etmek de neyin nesidir ırk mezhep olarak algılamayın demişsin de , nasıl algılayalım , devletin bekası = milletin bekası değilse burada bir sorun oluşmaz mı. ben yoksam devlette olmasın etnik kimliği ne olursa olsun o yoksa devlet olmasın.
sürekli canlar feda edilecekse devlet denen kavram hiç olmasın, devletin zayıflamaması için ben öleceksem bir başkası ölecekse devlet zayıflasın çöksün.
ben şu mantığı da anlamam şehit aile der ya vatan sağ olsun, benim oğlum sağ olmadıktan sonra vatan da sağ olmasın. neden gençlerimiz pisi pisine ölsün?? bak bu kadar genç öldü o kadar insan katledildi söyle bakalım güclü bir devlet miyiz şimdi biz?
neler feda edildi
neler kaybedildi
güçlü bir devlet olabildik mi?
milleyetçi akımla yola çıkanlar, din tüccarları ve insan hayatından önce güç gelir diyenler olmasa savaşlar da olmayacak kimse de ölmeyecek ve vatan işte bu zaman da sağ olacak çocuklarımızda sağ olacak.

ama sizler alışmışsınız tabi illaki bir otorite olacak, bir komuta bir dikta eden olacak.
ve kabul etmelisin ki atatürk herşeyi layıkıyla yapmamıştır. mükemmel insan yok, putlaştırıp tapmaya gerek yok. dersim katliamı ve seyit rızanın idamı bu ülkenin en büyük yıkımlarından biridir.

___________________İMZA___________________
Var mı dünyada günah işlemeyen söyle:
Yaşanır mı hiç günah işlemeden söyle;
Bana kötü deyip kötülük edeceksen,
Yüce Tanrı, ne farkın kalır benden, söyle.
yalniz_opera Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
yalniz_opera Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
Amistofes (24.07.2015)
Alt 24.07.2015, 14:08   #22
Yazar
yalniz_opera
Tecrübeli Üye
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 05.03.2015
Mesajlar: 82
Memleket: TOKAT
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 14
İtibar Puanı: 45
yalniz_opera iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 175
52 Mesajına 102 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
haziran_AW Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
buyur burdan yak.alevi devletçi olamaz,milliyetçi olamaz.inançla siyaseti niye karıştırıyorsunuz.bunlar dünya görüşüdür.insanlara inançlarını sormakda ayrı bir kabalık.ışıd da inançlarını sorgulayıp kafa kesiyor.
senin inancın insana dayalı olmalı alevi isen eğer.
inançla dünya görüşleri de örtüşmelidir. hah işte biz kafa kesmiyoruz biz bağnaz değiliz , alevi olmanın erdemi de zaten burdan gelmez mi?
sen bir alevi olarak bana , beni katleden devleti savunamazsın.

___________________İMZA___________________
Var mı dünyada günah işlemeyen söyle:
Yaşanır mı hiç günah işlemeden söyle;
Bana kötü deyip kötülük edeceksen,
Yüce Tanrı, ne farkın kalır benden, söyle.
yalniz_opera Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
yalniz_opera Kullanıcısına bu mesajı için 4 üye teşekkür etti:
**Yorum** (24.07.2015), Amistofes (24.07.2015), aris (24.07.2015), Ferhat Güneyli (24.07.2015)
Alt 24.07.2015, 14:26   #23
Yazar
haziran_AW
yorgun savaşçı
 
haziran_AW - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler
Space Invaders Champion! Pacman Champion! Breakout Champion! Castle Defend Champion! Balloon Bomber Champion!
Tournaments Won: 1

Üyelik tarihi: 30.11.2006
Bulunduğu yer: ANKARA
Mesajlar: 3.603
Memleket: AMASYA
Cinsiyet:
haziran_AW - MSN üzeri Mesaj gönder
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 94
İtibar Puanı: 1415
haziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı var
haziran_AW - MSN üzeri Mesaj gönder

Ettiği Teşekkür: 3.577
1.695 Mesajına 3.780 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

devletin bekaası ile milletin bekaası aynı düzlemde demek ki bu millet yok olmamış. 17.türk devletini kurmuş yaşamına devam ediyor.devleti kim kurmuş.onuda milleti kurmuş.ayrı gayrısı mı var.ne diyorsunuz kubilayı şehit eden mollaların asılması da bu ülkenin en büyük yıkımlarından birimidir.seyit rızayı sahiplendiğin kadar mollaları neden sahiplenmiyorsun.sana göre onlarda insan,onlarda bu ülkenin insanı.siz dünyadan konuşmuyorsunuz.başka bir evrende yaşıyor olmalısınız.devletsiz bir ülke varmı.devletine sahip çıkmayan bir millet varmı.ütopya diycem de böyle bir ütopya da yok.

___________________İMZA___________________
zaman her zaman haklı çıkarmıştır beni.dile kolay 10 yıl oldu bu imzayı atalı.

yılandan korkmam yalandan korktuğum kadar(korkmadım)

nokta kadar menfaat için,virgül gibi eğilme(eğilmedim)

http://hizliresim.com/Po3PZ6][img]http://i.hizliresim.com/Po3PZ6.png

haziran_AW Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
haziran_AW Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
slistre (24.07.2015)
Alt 24.07.2015, 17:40   #24
Yazar
aris
Tecrübeli Üye
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 15.06.2015
Mesajlar: 92
Memleket: OUT OF TURKEY
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 12
İtibar Puanı: 32
aris iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 280
61 Mesajına 112 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

haziran,
devlet bombalamalara karşın,32 canın ölmesine karşın
işid e operasyon yapacağına yine 250 solcuyu tutukladı.
hatırla
saksıyı çalıştır.
2001 ölüm oruçlarına karşı hayata dönüş operasyonu düzenlendi
sol muhalif kesim içeri tıkıldı.
akp ye dikensiz gül bahçesi yaratıldı. ondan sonraki malumunuz.
yine aynı;
işid hedefte ama yine sol içerde.
neden çünkü suriye sınırına konuçlanacak askeri güçün
tepkisiz yerleşmesi için.
bu bize ne getirir haziran
sen askersin.
filistini dibimize getirir.
işte devlet denen olgu bunu yaparken
sence ne yapmalı?

aris Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
aris Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
Amistofes (24.07.2015)
Alt 24.07.2015, 21:20   #25
Yazar
dergah
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 15.05.2008
Mesajlar: 313
Memleket: İSTANBUL
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 51
İtibar Puanı: 1066
dergah görkemli bir forum yaşantısı vardergah görkemli bir forum yaşantısı vardergah görkemli bir forum yaşantısı vardergah görkemli bir forum yaşantısı vardergah görkemli bir forum yaşantısı vardergah görkemli bir forum yaşantısı vardergah görkemli bir forum yaşantısı vardergah görkemli bir forum yaşantısı var

Ettiği Teşekkür: 1.923
269 Mesajına 830 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
haziran_AW Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
devletin bekaası ile milletin bekaası aynı düzlemde
Sevgili Haziran merhaba;
Devletin bekası için Osmanlı döneminde yaklaşık 100 üzerinde alevi isyanı ve katliamını onaylıyormusunuz… devletin bekası için kerbala yı nereye koyacağız çünkü Sünni anlayışın kerbala yorumu devletin bekası yada devletin bekası için gezi olayları sırasında yapılanlar…. Zihniyet aynı olunca cümlelerin farklı söylemlerde olması bir anlam ifade eder mi ?

Yalnız Opera doğru der insan inançlarından değerlerinden uzak yaşayamaz ve düşünemez… aksi taktirde İnanç söz, özden ayrı düşer, şekle dönüşür sadece elbise olur… Her zaman değerlerimizle övgü ile savunuruz, bu övgünün ana kaynağı evrensel değerlere sahip olması, sahip çıkması ve savunmasıdır… Evrensel değerlerde çifte standart olmaz… . yani sen yapınca iyi ben yapınca kötü yada tam tersi… Evrensel değerler insanlık tarihinin yarattığı ortak değerler olup herkes için aynıdır… Hak ise sana da bana da haktır…Hani aynı nedenle Hünkarımız der ya kendine reva görmediğini başkasına hiç görme…

Dersim Katliamına gelince… Yeterince yazıldı kısaca görüşlerime gelirsek; orada bir isyan değil direniş vardır..Yok isyan diyorsan; bu isyancılar niçin isyan etmiş talepleri neymiş? Ya da ne bileyim toprak reformuymuş medeniyet götürülecekmiş toprak ağaları isyanı… Cumhuriyet tarihi boyunca toprak reformu neden yapılamamış acaba (sakın toprak ağaları mecliste olmasın)

Amerika’nın Kızılderilileri yada Avusturalya’nın aborjinleri varsa bizimde dersimimiz var..Savaşın bile bir bir onuru vardır. Katliamın tanımı ise açık ve nettir...Katliamın aması nedeni niçini olmaz kim tarafından ne adına yapılırsa yapılsın insanlık suçudur…. Lanetlenmelidir sözde değil özde… Bence meseleye birde bu açılardan bakmakta fayda var.

Muhabbetle


Konu dergah tarafından (24.07.2015 Saat 21:23 ) değiştirilmiştir.
dergah Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
dergah Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
Amistofes (24.07.2015)
Alt 24.07.2015, 23:19   #26
Yazar
slistre
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 30.04.2015
Mesajlar: 613
Memleket: KIRKLARELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 23
İtibar Puanı: 424
slistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi biri

Ettiği Teşekkür: 349
202 Mesajına 255 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

SEYİT RIZA'NIN ADAMI HOYBUN CEMİYETİ ÜYESİ BAYTAR NURİ:
( Kürdistan tarihinde Dersim, s. 187/)

"1925-1926'dan beri Ağrı'da toplanmış olan Kürt kahramanlarının faaliyeti, yukarıda bahsettiğimiz gibi, 1930 yılı iktidalarında daha fazla alevlenmiş ve bütün Kürdistan'ı şamil bir mahiyet almak istidadını haiz bulunmuş olduğunu Dersimli Seyit Rızaya haber vererek bu hareketi desteklemek vacip olduğunu bildirmiştim. Bunun üzerine, Seyit Rıza ve Keçelan aşiretleri 1930 yılı ilkbaharında isyan ederek, Erzurum ve Erzincan mıntıkalarında bulunan Türk kuvvetlerine şiddetle taarruza başladılar. Seyit Rıza'nın bağladığı bu isyan mıntıkası, günden güne genişleniyor ve Türkler için korkunç bir mahiyet alıyordu. Bu sebeple Türk hükümeti, Müşir Fevzi paşayı bu havaliye göndermeğe mecbur kalmıştı. Halbuki, Fevzi paşanın bu memuriyetinin hakiki mahiyeti gizli tutuluyor ve gelen ordunun güya yıllardan beri asker ve vergi vermekten istinkaf eden Plömer ilçesinin Danziğ, Aşkirek ve Harsi köyleri ve civarı halkını kanuna itaata icbar maksadıyla gönderilmiş olduğu ileri sürülüyordu.

(... ) Seyit Rıza, Batı Dersim'den Plömer aşiretlerine külliyetli yardım göndermiş ve Briman, Hayderan, Demnan aşiretleri de yardıma yetişerek, Türklerle işbirliği yapan Kürt milis kuvvetlerine külli telefat verdirmişlerdir. Netice itibarıyla, Türkler pek büyük zayiat vermiş olmalarına rağmen Dersim'e girememişlerdir. Dersim kuvvetleri ise, Erzincan üzerine yaptıkları bir hücumda, bir Türk taburunu muhasara ve imha ve gerek bunların ve gerekse bunlara yardımda bulunmuş olan Türk köylerinin silah, mühimmat ve mevaşisini iğtinam ederek Dersim'e dönmüşlerdir.

Bu başarılar üzerine Balan, Lolan ve Karsan aşiretleri dahi hücuma geçmişler ve Erzincanı tehdide başlamışlardır.
Dersimliler Merh gedigi denilen mevkide külliyetli tahşidat yaptıktan sonra, esir almış oldukları Plömer kaymakamı vasıtasıyla Türk ordusuna bir ültimatum göndererek teslim olmalarını ihtar etmişler ise de, ordu kumandanı Rüştü aldığı yeni takviye kuvvetine güvenerek harekele geçmiş ve Erzincana civar olan Abbasan aşireti köylerini yakmıştır.

27-10-1930 tarihinde Dersim kuvvetleri Türk askeri birliklerine karşı taarruza geçmiş ve kendileri bir kişi bile zayiat vermeden, önemli Türk kuvvetlerini imha etmişlerdir. Bu muharebelerde, on birinci tabur kumandanı Sırrı, bütün muhimmatıyla teslim olmuş ve zaferden ümidi kesen Albay Rüştü istirahat etmek behanesiyle kuvvetlerini geriye çekmiştir.
Ağrı savaşlarından geri dönmekte olan Üçüncü Fırka kumandanı Ömer Halis paşa, 7-11-1930 tarihinde Erzincanda Rüştü kuvvetler ile birleşerek, Dersimlilere karsı taarruza başlamış ve hiç bir netice elde edemeksizin savaşa son vermeğe mecbur kalmıştır.

Kışın basması, Dersimlilerin en çetin tehassungahlara sığınması, şiddetli soğukların hüküm sürmesi ve Dersim kuvvetlerinin mükemmel mukavemeti karşısında aciz kalan Halis paşa orduları, savaşı terke ve ilkbaharda yeni harp hazırlıklarına başlamak bahanesiyle geri çekilmeğe mecbur kalmışlardır."

Kaynakça
Kitap: DERSİM İSYANLARI VE SEYİT RİZA GERÇEĞİ
Yazar: Rıza Zelyut


Konu slistre tarafından (24.07.2015 Saat 23:27 ) değiştirilmiştir.
slistre Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 24.07.2015, 23:23   #27
Yazar
slistre
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 30.04.2015
Mesajlar: 613
Memleket: KIRKLARELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 23
İtibar Puanı: 424
slistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi biri

Ettiği Teşekkür: 349
202 Mesajına 255 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Hoybun Cemiyeti ve amaçlarını bilmeden bu isyanların neden gerçekleştirildiğini de bilemeyiz.

slistre Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 24.07.2015, 23:29   #28
Yazar
Amistofes
Forumla Bütünleşmiş
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 06.06.2008
Mesajlar: 2.456
Memleket: İSTANBUL
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 68
İtibar Puanı: 639
Amistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üye

Ettiği Teşekkür: 5.807
1.202 Mesajına 2.257 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Rıza Zelyut’un,‘Dersim tarihi’ – Mehmet Bayrak



Rıza Zelyut, ‘7 Uğursuz T’ olarak adlandırdığım Te’dib, Tenkil, Taqtil, Tehcir, Temsil, Temdin ve Tasfiye kavramların anlamını doğru algılarsa, belki titreyip kendine döner ve hem Alevi Kürtler’e, hem de Dersimliler’e olan vicdan borcunu öder…

19. Yüzyıl toplumcu ozanlarından Serdari’nin çok sevdiğim bir dörtlüğü var:
Nesini söyleyim canım efendim
Gayrı tutmaz düzen telimiz bizim
Arzuhal eylesem deftere sığmaz
Omuzdan kesilmiş kolumuz bizim.
Tam da o hesap! Kalemini resmi ideolojinin kanlı mürekkebine batırmış bu ‘’Alevi Türk’’ yazarın hangi yanlışını düzelteceksiniz?.. Bunun hezeyanları karşısında kalemin düzen tutması çok zor… İdeolojik ve maddi yanlışlarını yazsanız, kitaplar almaz… Üstelik bu yazılarını bir de kitap haline getirmiş ve bu kitabın salt bir ay içinde üç baskı yaptığı duyuruluyor. İnsan, bu kadar yanlışlık karşısında tarihsel ve toplumsal gerçeklik adına insanlığından utanıyor!..
Bir dönem, ‘’Alevi- Kürt Kimliğine Karşı Sansür ve Saptırma’’ başlıklı bir yazımda; ‘’Aleviler Kürt olmaz, Aleviler Türktür’’ fetvası veren Rıza Zelyut ve benzerlerini eleştirmiş ve bu yazı hem bazı dergilerde, hem de Firaz Baran’ın bizimle ilgili Belgesel Biyografi çalışmasında yayımlanmıştı (Ank. 2008).
Burada; Rıza Zelyut ve kimi hempaları üstüne yazılmış eleştirilere de kısaca değinmiştim. O tarihte görmediğim Bedran Yılmaz’a ait bir yazıya ise dosyamda yeni rastladım. Daha 1994 yılında yayımlanan bu yazıda, Zelyut için şöyle deniyordu:
‘’Dersim Katliamı’nı savunmaya cüret eden bu şaşkın; binlerce şehidi, Seyid Rıza’nın son sözlerini, İstiklal Mahkemesi kararlarında yazılanları ve o zamanki Ankara Meclisinin zabıtlarını bilmediğimizi sanacak kadar gafilleşerek; şehit olan Aleviler’in kanı üzerinde, Türk özel savaşına bağlılık mesajları gönderiyor.
Kendisine yönelik sert cevaplar geleceğini tahmin ettiğinden ve gelecek eleştirilerin önünü kesmek amacıyla ‘’beni kimse Kürt karşıtı göstermesin’’ diyor. Sen kalk bir ulusu ve onun mücadelesini yok say; özgürlük mücadelesine küfret; Aleviler’in Kürtlüğünü inkar et; Dersim katillerinin avukatlığına soyun… Ve karınları deşilen Kürt gelinlerinin, gün yüzü göremeden çığlığı yüzünde donup kalan bebelerimizin yüreğimize oturan acısı ile adeta alay et; ondan sonra da çık, ‘’ben Kürt karşıtı değilim“ de.’’ (1)
Yazının devamındaysa, ‘’Dersim katliamını devlet adına savunmanı yadırgamıyoruz ancak devletin resmi ideolojisini savunmak için bu kadar ‘bilimsel’ cambazlık yapmana gerek yoktu. Bir de kendini ‘otorite’ gibi gösterecek ve kitaplarını salık verecek kadar ayağa düşmene de gerek yoktu. (…) Evet, Rıza Zelyut efendi, sen ilerici olamazsın. Sen olsan olsan, Kürt- Alevi ve insanlık düşmanı bir özel savaş demokratı olabilirsin…’’
Tarihin adeta ilginç bir cilvesiyle, Rıza Zelyut, bundan tam on yıl sonra ‘’Türkeş’i Ararken’’ başlıklı bir yazısında; dört DEP’li milletvekilinin, on yıllık hapsin ardından serbest bırakılmasına hayıflanarak, şu utanç verici cümleleri kuruyordu:
‘’Korkut Eken hapiste, dört DEP’li ise serbest. Korkut Eken (iki sene içinde Apo da serbest kalır) diyor. PKK’nin yerine kurulan bilmem ne, Türkiye’ye harp ilan etmiş ama DEHAP (Ateşkesi bozmayın) diye haber yolluyor ve ilave ediyor: (Biz TC’ye de Kongra- Gel’e de eşit mesafedeyiz). Irak’taki Türkmenler’in hali perişan. Amerika, Irak işgali esnasında epey gururumuzu kırdı. Bu listeyi daha da uzatabiliriz. Neden bahsetmek istediğimi anladığınız için sözü bu kadar misal ile kesiyorum.
Acaba rahmetli Alparslan Türkeş hayatta ve MHP’nin başında olsaydı, bu işler böyle olur muydu? Bence hayır. Onun için Türkeş’i arıyorum ve Türkeş’i özlüyorum…’’ (2) Şimdi bu sözler; 1970’li yıllarda Kızıldere katliamı üstüne destan düzen ve bundan hüküm giyen bir ‘’Solcu’ya yakışıyor mu? Derin devlet adına TİT, ETKO ve Ergenekon türü, salt Solcular’ın ve Kürtler’in değil; birçok kez Aleviler’in de kanına eli bulaşan bir MHP’linin tutuklanmasına hayıflanırken; salt düşüncelerinden dolayı on yılı aşkın süre hapis yatan insanların serbest bırakılması karşısında öfkelenen Rıza Zelyut’u nereye oturtacaksınız?.. 1967 Elbistan’daki katliam girişiminden başlayarak Maraş, Çorum, Alaca, Malatya, Erzincan, Sivas ve Gazi’de gerçekleştirilen Alevi katliamlarının kimler tarafından planlanıp uygulandığını hala anlamamışsa; bir gazeteci olarak Ecevit’in kasasından çıkan Maraş katliamıyla ilgili raporu da mı bilmiyor. Bunları bilmiyorsa, bir dönem yakın durduğu Demokrat Gazetesi’nin 21 Şubat 1980 tarihli Emil Galip Sandalcı köşesine ve bizim ‘’Alevi Katliamlarında Derin Devlet’’ konulu yazımıza baksın. (3) Bu katliamların hemen tümünde, özlediği Türkeş’in eli olduğunu bilmiyorsa, en azından Ecevit’in arşivinden çıkan gizli raporlara baksın!..
Türk Devleti gibi Zelyut da, birdenbire Irak Türkmenleri’ni hatırlamaya başladı. Biz, neden geçmişte Türk yönetiminin, Irak Baas yönetimi ve İran monarşisiyle, ABD ve İngiltere’nin gözetiminde CENTO’da birleştiğini gayet iyi biliyoruz. Bunların tümünün ortak bileşkesi Kürtler ve Kürt sorunuydu. Acaba, Zelyut ve benzeri solcular, birgüne birgün Kürtler’e karşı kurulan bu organizasyonu sorguladılar mı?..
Ne zaman ki, Kürtler Güneyde belli ulusal- demokratik haklar elde ettiler; birdenbire Irak Türkmenleri hatırlandı. Zelyut bilmiyorsa, hatırlatalım. Irak Türkmenleri ilkokul, ortaokul ve lisede anadilde yani Türkçe eğitim görüyorlar, dergi- gazete, radyo ve televizyon yayınları var. Beş siyasi partileri var ve bunların çoğu Kürtler’le ittifak içerisindeler. Yani, Türkiye’deki Kürtler’den çok daha fazla demokratik hakları var. Kendi payıma, Irak Türkmenleri’nin en geniş anlamda özerkliğinden yanayım ve bu görüşlerimi çok önceden yazıp- çizdim. Peki, Zelyut bu hakları Türkiye Kürtleri için de savunuyor mu?
Bilim adına ‘’sansür ve saptırma’’ üçlüsü: Şener- Hallaçoğlu- Zelyut
Bu kategoriye giren şahsiyetlerden biri Cemal Şener’di ve kendisini üstte anılan yazımda cevapladığım için yeniden ayrıntıya girmek istemiyorum. Ancak, bu şahısla ilgili şu kadarını söylemekle yetineyim. Kendisiyle ilgili eleştirime cevap veremediği için, beni, ‘’Deng yazarı’’ veya ‘’Kürtçü yazar’’ olarak nitelendirerek ‘’tezyif’’ ettiğini sanıyor. Sadece şuncasını hatırlatayım ki, benim gibi tüm kimlikleriyle barışık yaşayan ve tüm ezilen kimliklere sahip çıkan ikinci bir Türkiyeli yazar belki gösteremez. Kendisinden çok önce emek eksenli ve Alevi kimlikli yayınlar yaptığım gibi, ezilen bir cins kimliği olarak kadınlar üzerine de çalışmalar yaptım. Öte yandan, salt kendim Kürt olduğum için değil; hakkı yenen bir halk olduğu için Kürt halkına sahip çıktım ve bu halkın bitirilmeye çalışılan ve gasbedilen kültürünü bilince çıkaran birçok çalışma yaptım. İşin ilginç yanı, Türkoloji çalışmalarından dolayı hakkımda hiç bir dava açılmazken, Kürdoloji alanında yaptığım tüm çalışmalardan ötürü hakkımda davalar açıldı ve hüküm giydim. Bu bile, Kürtler’e yapılan haksızlığın göstergesiydi.
Bu arada, şunu da belirterek Şener’e ilişkin bölümü kapatmak istiyorum: Aleviler’in çok sevdiği ve sıklıkla kullandığı bir söz vardır: Aslını inkar eden haramzadedir!.. Ben, kendi payıma hiç bir kimliğimi red ve inkar etmedim. Peki, ‘’Şixhasan Ekrad taifesinden’’ gelen Şener, aynı şeyi söyleyebilir mi?..
‘Kozan- Saimbeyli Avşarları’ndan olan Prof. Dr. Yusuf Hallaçoğlu üzerinde de fazla durmak istemiyorum. Kardeşimin Pınarbaşı Ortaokulu’ndan sınıf arkadaşı, Avşar kökenli AKP Kayseri Milletvekili ve Meclis Başkan Yardımcısı Sadık Yakut’un davetiyle 2007 yılında Kayseri çevresindeki bir toplantıda; ‘’Kürtler’in Türkmen, Alevi- Kürtlerin Ermeni dönmesi’’ oldukları yolundaki hezeyanlarına o dönem Su-TV ve Yol -Tv gibi çeşitli Alevi kanallarında gerekli cevabı vermiştim. Üstlelik bu savları, o dönem Türk basınında bile alay konusu olmuştu. Özetin özeti bir söyleyişle; benim ‘’Alevi- Bektaşi Edebiyatında Ermeni Aşıkları’’ konulu çalışmamı Türk Tarih Kurumu Başkanı iken gören – bu kitabı doğrudan kendim sözkonusu kuruma vermiştim- Hallaçoğlu’nun, sözkonusu kitabımı tersinden okuduğunu ve söylediklerinin tarihsel- toplumsal gerçeklikle ilgisi bulunmadığını söylemiştim. Çünkü, Aleviliğe ve Bektaşiliğe intisab etmelerinin gönüllü bir tercih olduğunu; uygulanan yasal ve toplumsal baskılar dolayısıyla çok daha fazla kitlenin Devlet dini olan İslamiyet’e geçmek zorunda kaldığını vurgulamıştım… Bir şey daha söylemiştim: Hallaçoğlu, kökenine ilişkin tartışmalar üzerine, ailesinin İran’ın Urmiye bölgesinden geldiğini ve Afşar olduğunu söylüyordu. Ünlü Kürdolog ve Oriyentalist Bazil Nikitin ise kapsamlı bir makalesinde ‘’Urmiye bölgesi Afşarları’nın köken olarak Ermeni olduklarını’’ söylüyordu. Sadece, bunu hatırlatmakla ve incelemesini salık vermekle yetinmiştim. Kürt ve Ermeni düşmanlığına soyunup Türk- İslam Sentezi’ni savunanlar, genellikle farklı etnik topluluklardan geliyorlar da, bunu hatırlatma ihtiyacı duymuştum!..
Zelyut’un hataları deftere sığmaz!..
Hallaçoğlu’nun bu fetvasından sonra, Rıza Zelyut da kaleme sarılmış Akşam gazetesinin birinci sayfasında ‘’sürmanşet’’ ve ‘’Tarihin Gizli Sayfası’’ köşesinde tam sayfa olarak ikinci fetvayı patlatmıştı: ‘’Resmi Tarihçiler De Kürtçüler de Yanılıyor: Kürt Alevi Yoktur’’. (4)
Gördünüz mü, eski solcu, ‘’Alevi Türkmen’’ yazar Zelyut; İbn-i Kemal ve Ebu’s- Suud örneği ne kadar rahat ‘’fetva“ veriyor?!.. Buna da o dönem Su-Tv’de gerekli cevabı vermiştim. Çünkü bir sayfalık yazı, sonraki Dersim’le ilgili kimi yazıları gibi, yaptığım düzeltmelerle gelincik tarlasına dönmüştü. Verdiğim cevabın tümünü tekrarlamanın yeri burası değil; ancak birkaç noktaya da değinmeden geçmem doğru olmaz. Öncelikle şunu sorayım:
Peki, Rıza Zelyut! Benim de zaman zaman yazdığım Demokrat gazetesinde; „Osmanlılar’ın Doğu’ya yönelik siyaseti, Kürt kabileler üzerinde egemen olmaya dayanıyordu. Yavuz Sultan Selim, Bitlis Emiri Şeyh İdris’i kullanarak, İslamiyet adına Kürt aşiretlerini Alevi- Sünni diye ikiye ayırdı. Bu ayrım günümüze değin sürüp geldi“ (5) diyen sen değil miydin?
İdris-i Bidlisi’nin, Bitlis Emiri olmaması bir yana da; 16. yüzyılda varolan ‘’Alevi Kürtler’’ birdenbire buharlaşıp uçtu mu da, günümüzde hiç ‘’Alevi Kürt“ kalmadı?!..
Rıza Zelyut, üstteki fetvasının daha girişinde, Yusuf Hallaçoğlu’nu düzelteyim derken, kendisi çuvallamaya başlıyor. İzliyoruz:
‘’TTK Başkanı Prof. Yusuf Hallaçoğlu, bir hafta önce Kayseri’de bir konuştu pir konuştu. Prof. Hallaçoğlu; (Bugün Kürt olarak bilinen hatta hatta söyleyeyim; Alevi Kürt olarak bilinen insanlar maalesef Ermeni’den dönmedir) demişti.
Şimdi soru şudur: Türkiye’de Kürt Alevi var mıdır? Ermeniler’in bazıları 1915 sürgününden sonra Alevi olup Kürt Alevisi haline mi gelmişlerdir?
Bugün resmi tarihçi Yusuf Hallaçoğlu’nun da PKK çizgisindeki Kürtçülerin de (Alevi Kürt) veya (Kürt Alevisi) gibi terimlerle anlattığı kesim; özbeöz Türk’tür“. (6)
Şimdi gördünüz mü, gayr-ı resmi tarihçiyi? Biri ‘’Ermeni dönmesi“ yapıyor, diğeri ‘’özbeöz Türk“. Al birini vur ötekine!.. ‘’Kürtler, tarihte adı çok az geçen bir kavimdir. Bunlar, Doğu Anadolu’nun dağlık kesiminde yaşayan göçebelerdir. Bir devlet kuramamışlardır. Anadolu’daki Alevilik özü itibarıyla Türk kimliklidir. Kürtler’de bağlama olmadığı gibi onun kutsanması da yoktur. Bu topraklarda asla Kürtçe cem yapılmamıştır. Bugün Kürt Alevi diye bilinen veya kendilerini öyle sananlar bile cemlerini Türkçe yapmaktadırlar. Sadece bu olgu bile Kürt Alevi’nin, Türk Alevi olduğunu göstermeye yeter. Anadolu Alevileri’nin ‘Yedi Ulular’ diye kutsadığı ozanların tümü Türk’tür. Günümüzde bile Kürt kökenli bir Alevi ozanı yoktur. Anadolu’da dikkat çekecek bir kitle olarak Kürt Alevisi veya Alevi Kürt olmamıştır. Bu terimler, son yirmi yılda ortaya çıkmıştır. Bir taraftan Osmanlı zihniyetindeki resmi tarihçiler; bir taraftan Aleviler’i de Kürt göstermeye çabalayan PKK’lılar, Alevi Kürt terimini icat etmişlerdir.“ (Agy)
Görüldüğü gibi, salt Alevilik konusunda bu hazretin herzeleri ve hezeyanları, anlatmakla bitecek gibi değil. Şimdi, MHP’ye yakın bir Tv kanalının bu programcısı, günlük bir gazetenin tarih yazarı Zelyut’un neresini düzelteceksiniz!
‘’Kardaka“ adıyla milattan 2000 yıl önce iki Sümer eşik taşında Kürtler’in adının geçtiğini mi; milattan 400 yıl önce Xsenefon’un ‘’Karduklar“ olarak Kürtler’den uzun uzadıya söz ettiğini mi; Türk gizli belgelerine bile geçen kadarıyla 8- 12. yüzyıllar arasında Eyyubi, Merwani, Şadli, Hasankeyfli Kürt hanedan devletlerinin kurulduğunu mu; 12. yüzyıldan itibaren yoğun biçimde Selçuklu ve Arap tarihlerinde Kürt ve Kürdistan kavramlarının geçtiğini mi; ilk Türk tarihi Oğuzname 14. yüzyıla tarihlendirilirken, Tarih-i Devlet’ül- Ekrad adlı ilk Kürt devletleri tarihinin 13. yüzyılda kaleme alındığını mı; ilk Türkçe yazan Alevi şairi Yunus Emre 13. yüzyılda yaşamışken, salt 8- 13. yüzyıllar arasında yetişmiş 40 dolayında Yaresan- Kürt şairi bulunduğunu, bunlardan 12’sinin kadın şair olduğunu ve çoğunun eserlerini tambur eşliğinde terennüm ettiğini mi; Alevi edebiyatının ve müziğinin en yaygın olduğu bölgelerin ağırlıkla Alevi Kürt bölgeleri olduğunu mu; Kuzey Kürtleri yaklaşık Cumhuriyet dönemine kadar tüm ibadetlerini Kurmancî ve Dimilkî lehçelerinde yani Kürtçe yaparken, İran ve Irak Alevileri olarak Ehl-i Haklar’ın ve Kakailer’in halen ibadetlerini Goranî ve Kurmancî lehçelerinde yaptıklarını, keza birçok yönüyle Aleviliğe benzeyen Ezîdîler’in ibadetlerini tümüyle Kürtçe yaptıklarını mı; Dersim katliamının sorumlusu gibi sunduğu Alişêr’in hem Türkçe hem Kürtçe eser verdiğini mi; Ulu Ozan sayısının yediyle sınırlandırılmasının yanlışlığı bir yana, bu ozanlardan Şah Hatayi ve Fuzuli’nin Kürt kökenli olduğunu, Nesimi’nin de Diyarbekirli olduğunu mu hatırlatalım?.. Hangi birini hatırlatalım, bu kerameti kendinden menkul ve ‘’sahibinin sesi’’ araştırmacıya?..
Hızını alamayan bu ‘’resmi olmayan Türk tarihçisi“, Malatyalı Alevi Kürt Barış ve Demokrasi Partisi milletvekili Sabahat Tuncel’i ‘’Türk“ yaptığı gibi; ünlü sanatçı Hülya Avşar’ı da ‘’Türk“ yapıyor. Tabii, bunu yaparken Hülya Avşar’ın amcası Dr. Fevzi Avşar’ın ‘’49’lar Davası“ ndan tutuklanmış bir Kürt aydını olduğunu ve Hülya Avşar’ın birçok yakınının 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerinde Özgürlük Yolu Davası’ndan tutuklandıklarını ve yargılandıklarını bilmiyor?..
Gazetesinde, ‘’Alevileri en iyi tanıyan gazeteci’’ olarak sunulan Rıza Zelyut’un ‘’hilkat garibesi“ bu Alevilik yazısıyla ilgili bir de haber yapılmış. Volkan Yanardağ adlı birinin yaptığı haberde; tümü de Alevi- Kürt olan birkaç kişinin görüşlerine de yer verilmiş. (7)
Bunlardan Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç, Dersim konusunda Zelyut’u zımnen haklı bularak şöyle diyor: ‘’Rıza Zelyut’un (Tunceli halkı ile Kürt halkı arasında ne dil, ne kültür, ne tarih bağı vardır) sözleri doğru. Ben de bunu zaman zaman söyledim. Bizim orada konuşulan dil Dersimce’dir. Yani ne Zazaca’dır, ne Kürtçe’dir.
Geleneklerimiz, inançlarımız tamamen ayrı.’’
Traji-komik bir cevap da, eski Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı ve eski CHP Milletvekili Ali Rıza Gülçiçek’den geliyor. Annesi doğru Türkçe bilmeyen, babası Kürtçe deyiş ve türküler söyleyen Gülçiçek ise şöyle diyor: ‘’Rıza Zelyut’un tahlilleri çok doğrudur. Ben Sivas Koçgirili’yim. Kürtçe konuşuyoruz. Ama köken olarak Türkmeniz. Tarih de bunu doğruluyor.“(!)
Gülçiçek’in okuduğu hangi tarih bunu doğruluyorsa!.. Oysa, bunu böyle belletenin Azeri kökenli Nejat Birdoğan olduğunu biliyorum. Birdoğan, sonradan görüş değiştirdi, ama birileri hala geçmişte öğretilenle duruyor!..
Buna karşılık, Türkiye’deki Alevi- Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Turan Eser ise Zelyut’un açıklamalarının tarihsel verilerden ve bilimsel yaklaşımlardan uzak olduğunu belirterek, şöyle diyor: ‘’Bu tek tipleştirme modası doğru değil. Dışarıdan kimlik kalıpları uydurulması ırkçı bir yaklaşımdır. Bu tür milliyetçilik ekseninde yapılan yaklaşımları ciddiye almıyorum. Kürt Alevi, Arap Alevisi, Balkan Alevisi vardır. Bulgaristan’da Bektaşi tekkeleri var. Böyle antropolojik araştırmaları, bir köşe yazarının yapması abartılı.“
En çarpıcı cevabı ise dönemin DTP Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis veriyor: ‘’Rıza Zelyut’un Tunceli ile ilgili söyledikleri doğru değil. Tunceli’de hem Kürtçe hem Zazaca konuşan iki kesim var. Yusuf Hallaçoğlu’nun bir başka versiyonu olarak Rıza Zelyut devreye giriyor. Resmi ideolojinin kalemşörlüğü var burada. Kendisinin Kürt Alevi olduğunu gören Tunceliler’i yargılamak Zelyut’un görevi değil. (…) Bunların yaptığı, kendi ırkçı çabalarını Kürt Aleviler üzerinden destekleme girişimleridir.“(8)
Yol Tv’deki bir programda; Zelyut’un bu tür sakat söylemleri karşısında, diğer katılımcı Erdoğan Aydın, Kürt Aleviler’in Türkiye ve Avrupa’daki etkinliği bir yana, Aleviliğe ve Bektaşiliğe gönüllü geçen birçok Ermeni bulunduğunu hatırlatarak, kendisine bizim ‘Alevi- Bektaşi Edebiyatında Ermeni Aşıkları’ konulu çalışmamızı örnek olarak vermişti. Zelyut’un bu türden ‘’red ve inkar“ söylemleri üzerine programa katılan hemşehrim Av. Kemal Alhaslıoğlu ise kendisine haklı bir tepki göstererek, bizim ‘’Alevilik ve Kürtler“ çalışmamızı görüp görmediğini sormuş ve bir Alevi Kürt olarak, Zelyut’un kendisi ve toplumu hakkında ahkam kesmesini protesto etmişti…
Zelyut Dersim’i yazarsa, gör başına neler gelir…
Tüm bu herzeler yetmezmiş gibi, Zelyut bir de ‘’Dersim İsyanları ve Seyid Rıza Gerçeği“ diye bir kitap yazmış ve piyasaya sürmüş. Bir de bunu ‘’Dersim’de anaları ağlatanların kitabı“ olarak nitelendiriyor. Peki kimmiş Dersim’de anaları ağlatanlar: Seyid Rıza, Nuri Dersimi, Alişêr. Yani 40 bin kişilik ordusu, savaş uçakları, makinelileri ve mitralyözleri ile Kemalist ordu değil; bu Dersim aydınları… Bu zata göre, Dersim 37/38 gerici bir ayaklanmaydı. Seyid Rıza bir pir ya da seyid değil, çete başıydı. İddia edildiği gibi öyle bir katliam falan da olmadı. Sadece, götürülmek istenen medeniyete yani temdin’e karşı çıkan aşiret ağalarına karşı bir askeri harekat yapıldı. Zaten Mustafa Kemal de hastaydı. Ufak tefek bazı şeyler olmuşsa, bunların sorumlusu da Celal Bayar’dı…
Daha önceki yazılarından da en basit deyimiyle „çarpık“ yaklaşımını bildiğimiz Zelyut’un bu kitabını eleştirmeye kalksam, bir kitap da benim yazmam lazım. ‘’Dersim ayaklanmasını çıkaranların ve yürütenlerin belgelerini temel alarak“ çalışmasını yaptığını iddia eden Zelyut, hareketin öncülerinden Nuri Dersimi’ nin iki kitabından biri olan ve 1992’de 40 sayfa not ve 60 sayfa fotoğrafla birlikte Türkiye’de yayımladığımız ‘’Hatırat“ını görmediği gibi; efsanevi şair Alişêr’in çeşitli eserlerinde yayımladığımız Kürtçe şiirlerini de görmemiş. Şayet bu Hatırat’ı görseydi; M. Kemal’in isteği ve sözünü ettiği Elazığ Valisi Cemal Bardakçı’nın organizasyonuyla Ankara’ya çağrılan Dersim aşiret reisleri heyetinin neredeyse tamamının 1937/38’de imha edildiğini görecek ve böylesi büyük bir yanılgıya düşmeyecekti. Bardakçı’nın torunu Murat Bardakçı’nın iddia ettiği ve kendisinin savunduğu gibi Dersim’de Alevilik eğitimi verilecekse, 1925’te neden Alevilik yasaklanmış ve Alevi din önderlerinin sıfatları kaldırılmıştı?.. Murat Bardakçı bir iyilik yapacaksa, dedesinin ‘Dersim’de Üç Sene’ adlı anılar kitabını bir an önce ortaya çıkarsın!..
Bilmem, baştan sona ideolojik ve maddi yanlışlarla örülü böylesi bir kitapla daha fazla zaman kaybetmeye gerek var mı? Bir deli bir kuyuya taş atıyor, siz kırk kişiyle kırk yıl bunu çıkarmakla uğraşıyorsunuz. Zaten, Cumhuriyet tarihi boyunca, gerek Kürtler gerekse Aleviler hakkında bu türden taş atan asker ve sivil kalemşörler o kadar çok ki!.. Bizzat Zelyut’un kitabının çıktığı yayınevinde boy gösteren yazarlar bunun tipik örneği. Bunların en tanınmışı, Türkeş’le birlikte 1960 darbesini yapanlardan Çerkez kökenli Muzaffer Özdağ’ın oğlu Prof. Dr. Ümit Özdağ. Ancak o, etnik kökenini inkar eden bir ‘’Türk- İslam Sentezci“ olarak MHP başkanlığına aday…
Şimdi, bunlara solculuk ve Alevilik adına Rıza Zelyut gibi yeni kalemşörler ekleniyor. Oysa, ezilen ve hakkı yenen kimliklerin daha kolay empati kurması ve diğer kimlikleri anlaması gerekmez mi?.. Açıktır ki, bunun için de en azından resmi ideolojiden arınmış çağdaş bir kafaya ihtiyaç vardır. Yoksa, dönüp dolaşıp ‘’kimse beni Kürt düşmanı olarak görmesin“ demekle olmuyor. Devletin resmi belgelerini bile görmeden, Dersim’de katledilenleri bir- iki bin olarak gösterip, Tv programında sıkıştırılınca bu rakamı sekiz-on bine çıkarmakla da olmuyor.
Rıza Zelyut, 1987 yılında İstanbul’da birlikte katıldığımız bir Alevilik paneli öncesinde, benim Pir Sultan Abdal çalışmamı görmeden ve elyazması Osmanlıca eserleri okumasını da bilmeden ahkam kesmiş ve uyarılarım karşısında mahçup olmuştu… Resmi ideoloji eksenli bir yaklaşımla Dersim’in tarihi üzerine ulu-orta ahkam kesmeden önce, bizim yeni çalışmamızı mutlaka görmesini tavsiye ediyorum.
Neydi, çalışmamızın düşünsel omurgasını ortaya koyan ismi: Dersim- Koçgiri/ Te’dib, Tenkil, Taqtil, Tehcir, Temsil, Temdin, Tasfiye.
Rıza Zelyut, ‘7 Uğursuz T’ olarak adlandırdığım bu kavramların anlamını doğru algılarsa, belki titreyip kendine döner ve hem Alevi Kürtler’e, hem de Dersimliler’e olan vicdan borcunu öder…
MEHMET BAYRAK
K a y n a k l a r:
1-Bedran Yılmaz: Rıza Zelyut Efendi, Özgür Ülke, 5 Ekim 1994
2-www.alevi.com/aabf,13 Haziran 2004
3- M. Bayrak: Alevilik, Kürdoloji, Türkoloji Yazıları, Özge yay. Ank. 2009
4- Rıza Zelyut: Alevi Kürt Yoktur, Akşam/Pazar, 26 Ağustos 2007
5- Rıza Zelyut: Pir Sultan Abdal İçin Satırbaşları, Demokrat gaz. 28.6.1980
6-Agy
7-Volkan Yanardağ: (Aleviler) Türk Mü, Ermeni Mi?, Akşam gaz. 27.8. 2007

Amistofes Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 24.07.2015, 23:41   #29
Yazar
slistre
Forumun Bir Parçası
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 30.04.2015
Mesajlar: 613
Memleket: KIRKLARELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 23
İtibar Puanı: 424
slistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi birislistre gercekten iyi biri

Ettiği Teşekkür: 349
202 Mesajına 255 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Kürdistan Tarihinde dersim, Nuri Dersimi i okuyanlar Seyit Rıza'yı anlatan arkadaşından ne gibi faaliyetlerde bulunduğunu çok net görür.
Rıza Zelyut2u almıyorum diyarsanız, Nuri dersimi'yi verelim.

slistre Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 24.07.2015, 23:57   #30
Yazar
haziran_AW
yorgun savaşçı
 
haziran_AW - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler
Space Invaders Champion! Pacman Champion! Breakout Champion! Castle Defend Champion! Balloon Bomber Champion!
Tournaments Won: 1

Üyelik tarihi: 30.11.2006
Bulunduğu yer: ANKARA
Mesajlar: 3.603
Memleket: AMASYA
Cinsiyet:
haziran_AW - MSN üzeri Mesaj gönder
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 94
İtibar Puanı: 1415
haziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı var
haziran_AW - MSN üzeri Mesaj gönder

Ettiği Teşekkür: 3.577
1.695 Mesajına 3.780 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
aris Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
saksıyı çalıştır.
ifadeniz hoş olmamış.daha saygılı bir üslupla yazarsanız sorularınıza cevap verebilirim.

___________________İMZA___________________
zaman her zaman haklı çıkarmıştır beni.dile kolay 10 yıl oldu bu imzayı atalı.

yılandan korkmam yalandan korktuğum kadar(korkmadım)

nokta kadar menfaat için,virgül gibi eğilme(eğilmedim)

http://hizliresim.com/Po3PZ6][img]http://i.hizliresim.com/Po3PZ6.png

haziran_AW Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 07:41.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica