Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Toplumsal Konular > Din

Din Dini tartışmalar ve teoriler

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 27.10.2018, 05:44   #11
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 410
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 12
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 11
29 Mesajına 31 Kere Teşekkür Edlidi


Standart

Dın dunyadakı sıkıntıların tesellısı ve baskıları mesrulastıran teorısıdır.
Dının sefaletı hem gercek sefaletın ıfadesı hemde bu gerceklıge ıtraz edılmesıdır.
Dın mutsuzluklar altında ezılen yartıgın son nefesı, kalpsız bır dunyanın sefkatı, ruhsuz bır cagın ruhudur.
Dın toplumun ve topluluklara empoze edılen en buyuk afyondur.
Halkın ve halkların gercekten mutlu olabılmesı ıcın sahte bır mutluluk olan dının yok edılmesı gerekır.
Icinde bulundugumuz durumun vahımlerının yok edılmesını ıstemek aslında bu vahımlere ıhtıyac duyan durumun terk edılmesını ıstemektır.

Yanılgının kutsala saygısız varoluşu, tanrısal oratio pro aris et focis’i çürütülür çürütülmez saygınlığını yitiriyor. Göğün bir üstün-insan aradığı olağanüstü gerçekliğinde kendinin yansısından başka bir şey bulmayan insan, kendi tam gerçekliğini aradığı ve araması da gereken yerde artık ancak kendinin görünüşünü, yani insan-olmayanı bulmaya yatkın görünmüyor.

Din-dışı eleştirinin temelini şu oluşturuyor: insanı yapan din değil, dini yapan insandır. Yani din, henüz kendine erişmemiş ya da çoktan yitirmiş bulunan insanın sahip olduğu kendinin bilinci ve kendinin duygusunu oluşturuyor. Ama insan, dünyanın dışında herhangi bir yere çekilmiş soyut bir öz değil. İnsan, insanın dünyası, devlet, toplum anlamına geliyor. Bu devlet, bu toplum, dünyanın tersine çevrilmiş bilinci olan dini üretiyor, çünkü kendileri alt üst olmuş bir dünya oluşturuyor. Din bu dünyanın genel teorisini, onun ansiklopedik özetleme kitabını, onun halksal biçimdeki mantığını, onun tinselci point d’honneur’ünü [onur sorununu], kendinden geçmesini, ahlaksal onaylanmasını, görkemli tamamlayıcısını, teselli ve aklanmasının evrensel temelini oluşturuyor. Din insanal özün doğaüstü gerçekleşmesini oluşturuyor, çünkü insanal öz gerçek gerçekliğe sahip bulunmuyor. Öyleyse dine karşı savaşım vermek, dolaylı olarak dinin tinsel aramasını oluşturduğu dünyaya karşı savaşım vermek anlamına geliyor.

Dinsel üzüntü, bir ölçüde gerçek üzüntünün dışavurumu ve bir başka ölçüde de gerçek üzüntüye karşı protesto oluyor. Din ezilen insanın içli ezgisini, kalpsiz bir dünyanın sıcaklığını, tinin dıştalandığı toplumsal koşulların tinini oluşturuyor. Din, halkın afyonunu oluşturuyor. Halkın aldatıcı mutluluğu olarak dini ortadan kaldırmak, halkın gerçek mutluluğunu istemek anlamına geliyor. Halkın kendi durumu üzerindeki yanılsamalardan vazgeçmesini istemek, halkın yandsamalara gereksinim duyan bir durumdan vazgeçmesini istemek anlamına geliyor. Öyleyse dinin eleştirisi, dinin aylasını oluşturduğu bu gözyaşları vadisinin tohum halindeki eleştirisi anlamına geliyor.”

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 27.10.2018, 05:49   #12
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 410
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 12
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 11
29 Mesajına 31 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

İSLAMİYET ROMA TEZGAHI MI?

Dünya dinleri içinde en yaygın iki din Hristiyanlık ve İslamiyet’tir. Bu iki din de Roma imparatorluğu döneminde ve onun hakim olduğu topraklarda çıkmıştır. İkisi de Sabi,Yahudi ve İran Mitracılığı temellidir.İki din de Sabi ve Yahudi peygamberlerini soy ağacı olarak alır. İkisi de peygamberlerinin soylarını Adem oğlu Şit’e, Nuh’a, İbrahim’e dayandırır.

Ancak Roma’nın eski dini İran Mitra (güneş) dininden Greklerin kendilerine uyarladıkları Grek Mitra dininin Romalılarca kendilerine uyarlanmış haliydi.

Roma topraklarını genişletip İran sınırlarına dayatınca, İranlıların tanrının seçtiği kavim olduğu inancı gereği, onlara açılacak savaşın da tanrıya açılacağı, böylece tanrıların lanetinin üzerlerine geleceği korkusuyla Romalı askerler İranlılarla savaşmak istemiyorlardı. Hatta imparatorlarını bile sadece bu yüzden öldürebiliyorlardı.

Ama İran da rahat durmuyor, Roma içinde dini etkisini kullanarak sürekli kanlı isyanlar çıkartıyor, Roma’ya saldırıyor ve Roma’ya kaptırdığı eski topraklarını geri almanın savaşını veriyordu.

Roma’nın tarih sahnesine çıkmasından önce İran, Ege denizinin ötesindeki Grek ülkesine kadar sınırlarını genişletmişti.

M.Ö.540’larda, Büyük Krus zamanında Irak’taki Babil, Suriye’de bulunan Asur medeniyetlerini yıkıp kendisine katmıştı. Bu arada Babil’de esir bulunan, tapınakları yıkılmış, halkı sürülmüş, ileri gelenlerinin Babil’de köle edildiği Yahudileri de serbest bırakıp, yurtlarını geri vermiş, tapınaklarını inşa etmeleri için de gerektiği kadar para da vermişti.

Serbest kalan Yahudi rahipleri, akıllarında kaldığı kadarıyla eski din kitaplarını tekrar kayda geçirmişler ama İran’a olan vefa borçlarından dolayı kitapları Tevrat’ı İran Zervanilik dinine, soylarını Sabilerin ataları Şit, Nuh, İbrahim’e dayandırmışlardı. Çünkü onlar da Araptı.

Bu sevinçlerini fazla yaşayamadan Romalılar batıdan Akdeniz’i aşarak gelmişler, Yahudileri ve bölgedeki diğer kavimleri vergiye bağlamışlardı.

Bundan doğan huzursuzluklarına İran’ın onları Roma’ya karşı kışkırtmaları eklenmiş ve Yahudiler Roma’ya sürekli sorun çıkarmaya başlamışlardı.

Bazen onlara katılan Sabileri de Yahudilerle birlikte sürgün eden bazen de soykırım uygulayan Roma duruma hakim olsa da bütün heybetine rağmen bir türlü İran’a karşı başarı elde edemiyordu.

Kendilerini Roma Mitracılığına inanan kavimler arasında daha kolay kabul ettirebilmek için her milleti kucaklayan Hristiyanlık dinini çıkartan Yahudiler bunu 300 yıl boyunca pahalıya ödediler.

Roma, sürgün, ağır vergiler ve toplu kıyımlarla karşılık verdi. Bu da Yahudi ve Hristiyan Yahudiler ile onlara katılan diğer kavimlerin isyanlarının artmasına neden oldu. Roma da İran karşısında toprak kaybını arttırdı. Bu isyanlara bir de kuzeyden Türk saldırıları eklenince iyice sıkışan Roma ordusunu İran’a karşı savaştırabilmek için çareyi Yahudilerin çıkarttığı ve önceden yasakladığı Hristiyanlığı kabul etmekte bulmuştu. Bu din, Roma’nın eski haline gelmesini bir kaç yüz yıllığına sağladı.
ROMA'YA GÖRE DİNLER DEVLET İŞİDİR1

Yahudilik ve Hristiyanlık İran’ın icadıdır. Önce korkan Roma, onu benimseyerek dünya dini, İslam’ı da köle dini yaptı. Müslümanlar bu yüzden kölelikten kurtulamazlar.

Bu defa da Sabilerin çıkartıkları Ortodoks Hristiyanlık mezheplerine bölünmesi yüzünden, Roma’nın sadece Grek soylulara kabul ettirebildiği Grek İnciline dayalı Katolik mezhebini diğer milletlere benimsetemedi ve isyanlar gene sürdü.

Arap yarımadasında eski Grek putperestliği ile karışık inançları olan ve kendilerini Yahudiler ile İbrahim oğlu İsmail soyundan sayan ve Araplar arasında saygınlığı olan kabile dikkatini çekti. Ancak bunlar ne Yahudi ne de Hristiyanlığın herhangi bir mezhebini beğeniyorlardı.

Onları tek bir din etrafında birleştirerek, Irak, Mısır, Suriye coğrafyasındaki akrabalarıyla İran ve Yahudilere karşı kullanmayı akıl etti.

Roma Vatikan kilisesi ile imparator bu gelişmeyi doğrudan mali ve ideolojik olarak desteklediler.

Ancak İran korkusuyla bu projeden çekinen Araplar, Roma’nın İran’ı mutlak bir yenilgiye uğratıncaya kadar beklediler.

Devamini asagidaki linkte okuyabilirsiniz.
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 14:24.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica