Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Aleviler ve Alevilik > Alevi Araştırmaları

Alevi Araştırmaları Alevilik üzerine araştırmalar, teorik yazılar, düşünceler, incelemeler

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 24.10.2015, 02:47   #11
Yazar
Dede-baba
Forumun Bir Parçası
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 912
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 50
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 196
814 Mesajına 1.396 Kere Teşekkür Edlidi


Standart Aleviler neden hacca gitmezler

SORU: Kur'an'ın açık emirlerinden biri Kabe'nin hac ( ziyaret) edilmesidir? siz Bunu inkar ederek? kafir Ehlinden olmuyor musunuz?


Aleviler, Hac'ı inkar etmez, fakat Kur'an-ı kerim'deki "BEYTULLAH= Allah'ın evi" lafzının Mekke'deki kabe değil İnsan-ı Kamil'in gönlü kabul ederler. Bu nedenle hac alevilere göre kabe değil İnsan- Kamil'in gönlüdür. nasihatıdır.

Nitekim ilgili Kur'an Ayetinin batıni yorumu aşağıdadır.


İsmişah! Bismişah Allah Allah...

Hakk, Dost, Zahir, Batın, Hazır, Gaib. Sırr-ül Sır Erenlerinin Gülcemallerine aşk...

Ber-Cemal-i Muhammed, Kemal-i İmam Hasan, İmam Hüseyin, Ali ra Bülende salavat...

Allahümme salli ala seyyidina Muhammed-in ve ala Ali Muhammed...



"...Gerçek şu ki, insanlar için ilk kurulan Ev Bekke (Mekke) de o kutlu ve bütün insanlar (alemler) için hidayet olan (Ka'be)dir Al-i İmran Suresi Ayet : 96)

"....Orada apaçık ayetler (ve) İbrahim'in makamı vardır Kim oraya girerse o güvenliktedir Ona bir yol bulup güç yetirenlerin Ev'i haccetmesi Allah'ın insanlar üzerindeki hakkıdır Kim de inkâr ederse şüphesiz Allah alemlere karşı muhtaç olmayandır..." ( Al-i İmran Suresi Ayet :97)

O ilk Kurulan ev ve tapınak yada tapınılan yer neresidir?... Kabe Hz. İbrahim'in yapısı olduğuna göre Burası değildir... Çünkü İbrahim Peygamber'den önce de Cümle Peygamber'ler Allah'a tapmadı mı? Secde ve Ruku etmedi mi? Dua ve salatta bulunmadı mı? Oysa Hz. İbrahim'den Evvel Kabe Yoktu... ve Hz. İbrahim'den evvel Allah'a dua ve salat ednler nereye yöneliyorlardı?

İşte O gönül Kabe'dir ki, Hz. İbrahim'in ve Tüm yaratılanların Kabe'sidir... O gönüldürki kimse giremez oraya, Gönül evine giren Hakk'ın evine varır ki Korku yoktur ona, Güvenliktedir...

Şimdi düşünün Kur'an-ı zahiri yorumlayanlar Batıni bilmeyenler, nasılda sel suları altında kalan, onlarca kez yakılıp yıkılan. ve düşman askerlerinin yerle bir ettiği Kabeyi putlaştırıyorlar.. Kuşkusuz onlar Allah'ın kelamını anlamayanlardır... İlm-i ledun'u bilmeyenlerdir...


İsmişah! Bismişah Allah Allah...

Hakk, Dost, Zahir, Batın, Hazır, Gaib. Sırr-ül Sır Erenlerinin Gülcemallerine aşk...

Ber-Cemal-i Muhammed, Kemal-i İmam Hasan, İmam Hüseyin, Ali ra Bülende salavat...

Allahümme salli ala seyyidina Muhammed-in ve ala Ali Muhammed...



"...Allah, Beyt-i Haram (olan) Kabe'yi ( Vicdanı/Gönülü) insanlar için bir ayaklanma (kıyam evi) kıldı; Haram Ay'ı kurbanı ve boyunlardaki gerdanlıkları da Bu Allah'ın göklerde ve yerde ne varsa tümünü bildiğini ve Allah'ın gerçekten herşeyi bilen olduğunu bilmeniz içindir..." (Maide Suresi : 97)

"...Hani biz, İbrahim'e Evin (Kabe'nin) yerini belirtip hazırladığımız zaman (şöyle emretmiştik "Bana hiçbir şeyi ortak koşma tavaf edenler kıyam edenler rükua ve sücuda varanlar için Evimi tertemiz tut..." ( HAC SURESİ/26)

Ve, O ev Nurûn olduğu evdir. kötülük giremez oraya.. Haksızlığa karşı.. Zalime karşı bir ayaklanma ve karşı çıkış yeridir orası..

orası gönüldür.... Vicdandır.. Taştan Topraktan bir mekan nasıl Aracı olabilir... Allah'ın kendine eş koşulabilir...

Tüm Rukular, Kıyamlar, secdeler... bizzat Gönüllerde mekan tutan Allah'adır.. her kim ki Allah'ı taştan topraktan mekana hapseder. ve burası Allah'ın evidir der. mekandan ve zamandan münezzeh olan Allah'a şirk koşar ve İnkar eder..


Allah Eyvallah

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 24.10.2015, 02:48   #12
Yazar
Dede-baba
Forumun Bir Parçası
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 912
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 50
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 196
814 Mesajına 1.396 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

SORU: Madem, hac insan- kamil'in ziyareti, sözü ve sohbeti? Buna Kur'ani deliliniz Nedir? peygamber ve ashabı Kiram neden kabeyi ziyareti hac kabul etmiştir* Buradaki çelişkiniz nasıl İzah edilir?


İsmişah! Bismişah Allah Allah...

Hakk, Dost, Zahir, Batın, Hazır, Gaib. Sırr-ül Sır Erenlerinin Gülcemallerine aşk...

Ber-Cemal-i Muhammed, Kemal-i İmam Hasan, İmam Hüseyin, Ali ra Bülende salavat...

Allahümme salli ala seyyidina Muhammed-in ve ala Ali Muhammed...


"....İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak, gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler...." Hac Suresi Ayet 27


Degerli canlar...

Hac ile ilgili daha önceki Ayetlerde açıklandığı üzre, HACTAN MAKSAT, beytullah'ı yani Allah'ın Evini ziyarettir..

Beytullah ise, Taştan topraktan mekkedeki bina değil, İnsanı kamillerin, Mürşidi kamillerin gönlüdür..

Dolayısıyla Tavaf gönüllere yapılır...Bu manada beytullah'ın ziyareti yani HACC-I HAKİKİ insan kalbini tavaf demektir. En büyük hac ise, Mürşid-i Kamil'in gönlün önünde eğilmek, ziyaret etmektir..



Nitekim. hac Suresi 27. Ayette de Bu açık ve sarih olarak ortaya koyulmuştur..Yüce Allah Bizzat Hz. Muhammed'i ziyareti hac kabul ediyor... sana gelsinler diyor...Çünkü Hakkın evi gönüllerdir...

Hz. Muhammed İnsanı Kamillerin evveli değil midir? başı serdarı değil midir? Bu bağlamda Mürşid nedir? öğreten değil midir.. yol gösteren değil midir.. Hz. Muhammed Mürşidi kamillerin serdarı olduğu için işte hac'ta Bizzat Hz. muhammedi Ziyarettir...


Hacc'dan maksat, taştan topraktan mekanları turistik gezi değildir.. Mürşidi kamilleri ziyaret, feyz almak, arınmak, Gönüller tavaf etmektir...

Böyle olmasaydı Yüce Allah evvel-ahir Mürşidi kamil olan Hz. Muhammed'e SANA GELSİNLER dermiydi* ve Bunu Hac olarak kabul eder miydi?

Ayet açıktır.. Kabeyi taştan topraktan yapıyı ziyaret edin demiyor.. Direk Zamanın Mürşidi Kamil'lerin Sultanını ziyaret edin diyor...

Dolayısıyla zamanımızın haccı .. Mürşidi kamillerin gönlüne yapılan ziyaretir



Zaten bu nedenle , Alevilere neden hacca gitmedikleri sorulduğunda...

".. Biz ölüye değil Diriye varırız.." lafzını geliştirmiştir...


Nitekim belkide bunu en iyi ifade eden mevlana Olmuştur...



Alıntı:
Dede-baba Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Mevlana ve hac




Pir( Mevlana)


‘Ey Bayezid nereye gidiyorsun?

gurbet pılı Pırtısını nereye kadar çekip süreceksin?’ Diye sual eyledi..



“Bayezid,

---‘Hac mevsimi.. Kâbe’ye gidiyorum’ diye cevap verdi.

Pir (mevlana) dedi ki : ‘

Yol masrafı olarak yanında ne var?”


“Bayezid,

---‘İki yüz dirhem gümüşüm var. Ridamın ucuna sımsıkı bağladım işte’ deyince,”


“Pir (mevlana),

‘Etrafımda yedi kere tavaf et. Bu tavafı hac tavafından daha makbul bil.”

“O dirhemleri de, ey cömert kişi, bana ver. Bil ki hac ettin, muradın hâsıl oldu.”

“Umre ettin, ebedi ömre nail oldun, sâf bir hale geldin, Safa’ya koştun, Saiy erkânını yerine getirdin.”


kaynak:

1-Mesnevi Cilt II Mevlana , sayfa 272 b.2238, 2239, 2240, 2241, 2242, 2243.)

Allah Eyvallah

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 24.10.2015, 02:50   #13
Yazar
Dede-baba
Forumun Bir Parçası
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 912
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 50
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 196
814 Mesajına 1.396 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

SORU: Sizin besmeleniz neden ßismillahirahmanirahim değil? Bism-i Şah ne demek?

Degerli canlar..

"Şah" Kelimesi Farisi yani acem topluluklarında Padişah… Kral kelimelerine karşılık gelir… Şah bu manada hüküm veren, Yöneten, karar veren demektir..

Dikkat edilirse.. " Bism-i Şah" Kelimesinden hemen sonra Allah Allah denir.. buradaki hikmet şudur.. Karar veren hüküm veren, Tek ve mutlak hükümran Allah’ın adıyla…. Çünkü bu fani alemde Allah’tan gayrı ve O’nun dışında başka bir şey yoktur…

Yine İfade etmek gerekir ki “Bism-i Şah” ifadesinde deki “Şah” Hz. Ali’yi de temsil eder.. çünkü Hz. Ali İnsan-ı kamil olan, Hakikat makamına Olan, Hakk ile bir olandır.. Alevi-bektaşi İnancı, Hz. Ali - Hz. Muhammed ve Hakk'ı birbirinden ayırmaz… İnsan Tanrı'dan ayrı olmayıp, Tanrı’nın bir tecellisi, yani yansıması, görüntüsüdür.

Şeriat makamında yada Sünni doktrininde ki, ßismillahirahmanirahim= esirgeyen ve bağışlayan Allalh’ın adıyla, başalayan besmele Tanrı-Kul ayrımını, ikiliği ön plana çıkardığı için…. ŞERİAT MAKAMINDA Kabul olur amma.. tarikat- marifet ve hakikat kapısında Küfürdür…

Hakk’ı insanda Görmeyen.. Cümle Kainatı Hakk’ın Tecellisi yansıması olduğunun farkına varmayanın besmelesidir bu…Oysaki Alevi-bektaşi Yaratan-yaradılan ikiliğini Küfür kabul eder…. Tanrı ikilikten münezzehtir.. Tanrı'dan gayrısında bir şey yoktur…

Bizlerin yaradılan olarak algıladıkları aslında Tanrı'nın mana aleminden maddi aleme Tezahürü ve tecellisinden ibarettir…Yani hiçlik aleminden varlık alemine kendini görünür kılmasından başka bir şey değildir…

Behey kardaş yolumuza giremezsin demedim mi
Bizim gizli sırrımıza eremezsin demedim mi

Bu sırrı değmeler bilmez bilenler de haber vermez
Bu sırrı gayrı göz görmez,göremezsin demedim mi

Ulaş bir mürşide ulaş,akıt gözünden kanlı yaş
Yezitden kaç behey kardeş,kaçamazsın demedim mi

Erenlerden bu bir name,ne gidersin Halep,şama
Gel uy On iki imama,uyamazsın demedim mi

Üçler yediler erkanın,bilirler sürer devranın
Kırklar ceminde devranın,kesemezsin demedim mi

Ali ye ismullah derler,yüzüne secde ederler
Taş yerine baş koyarlar,koyamazsın demedim mi

Bu KAZGUSUZ ezeliden,himmet almış ol veliden
Oku duy ilm-i Ali den,duyamazsın demedim mi.

(Kaygusuz Abdal)


Allah Eyvallah, Gerçeklerin demine Hû Diyelim

Saygı ve sevgilerimle



Kaynak:

Dede-baba, Bism- Şah Sırrı ve Alevi-islam Besmelesi ,

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 24.10.2015, 02:51   #14
Yazar
Dede-baba
Forumun Bir Parçası
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 912
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 50
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 196
814 Mesajına 1.396 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

SORU: Semah İbadetiniz Kur'ani dayanağı Nedir hangi Ayette Dans ederek İbadet var?


Degerli canlar..

"....Semâ kelime olarak “işetmek ve dinlemek” mânâlarına gelmektedir. Güzel sesle ve musikî refakatinde coşmak mânâsında da kullanılır.

Tasavvufta Semâ bir vasıtadır. Semâdan gaye ise, ondan meşru olarak faydalanmak ve bu vesile ile insanlara Hakkın kelâmını dinletmektir...

Mevlana'nın dediği gibi....

"... Ol Semâ Hakk âşıklarının gıdasıdır, onda Canan ile (hakikî dost ile) buluşup kavuşmanın lâtif bir hayali bulunur. Ve semâ manevî hal sahibi olan gönüller için bir döşek gibidir..."

Bu manada Alevi-bektaşi Ayin-i cemlerinde Semah, İbadetin bir parçasıdır...Semah; Kişinin Hakk-Muhammed-Ali aşkıyla kendisinden geçmesini, çoşmasını ifade eder.... Semah bu manada bir yüceliştir... Allah'a yöneliştir...Adeta kanat çırparak Hakk'a doğru yönelişin manevi bir yolculuktur...

Semah bir dans veya folklorik bir gösteri değildir...Aksine kaynağını Kur'an-ı Kerim'den alan bir ibadettir...


İsmişah! Bismişah Allah Allah...

Hakk, Dost, Zahir, Batın, Hazır, Gaib. Sırr-ül Sır Erenlerinin Gülcemallerine aşk...

Ber-Cemal-i Muhammed, Kemal-i İmam Hasan, İmam Hüseyin, Ali ra Bülende salavat...

Allahümme salli ala seyyidina Muhammed-in ve ala Ali Muhammed...


"And olsun o saf bağlayıp dizilenlere,

O Kanatlarını açıp toplayarak uçanlara,

O haykırarak zikir okuyanlara..."


(SAFFAT SURESİ: 1-2-3)

Alevi-Bektaşi Ayin-i Cem'inde Semah'a duranlar... Hakk-Muhammed-Ali postu önünde... önce saf bağlayıp, dizilirler.... Destur verilince... Hakk-Muhammed-Ali aşkıyla kanatlarını açıp, toplayarak uçarcasına kendilerinden geçip Ol Hakk'ı zikrederler...

Bütün Semah'larda kollar açlıp kapanır...ve Böylece Kur'an hükmü yerine gelsin istenir... Şüphesiz Ol Hakk'ı şeksiz gümansız zikredenleriz biz... O'nu yücelten, ve her dem ananlarız biz...Daim salat ve Zikir üzre olanlarız biz...

Allah Eyvallah Şeyen İlallah





Semah'ın Kur'ani Dayanakları



Birçok yerde sünnilerin, Şiilerin Alevilerin semahına laf attıklarını, Peygamber Semah mı dönmüştü? Diye hakaret etmelerine tanık olmuşsunuzdur... Bir kısım aymazlar ise Semahı bir oyun folklör sanmaktadır.. Oysa Semah'ı bütün Peygamberler döndüğü gibi, 18 Bin Alemin Hakk'a yönelişidir..


Sözlerimize Kur'an-ı Kerim'in Sad Suresiyle devam edelim:


"...17- Isbir ala ma yekulune veskür abdena davude zel eyd innehu evvab

18. İnna sehharnel cibale meahu yüsebbıhne bil aşiyyi vel işrak

19. Vettayra mahşurah küllül lehu evvab .."

SAD SURESİ 17-19



"...17-Şimdi sen onların dediklerine sabret de güçlü kulumuz Davud'u an! Çünkü o evvab idi.

18. Biz dağları onun emrine vermiştik, akşam ve işrak vakti onunlar birlikte tesbih ederlerdi.

19. Kuşları da toplu olarak (onun emrine vermiştik ). Hepsi onun için terci yapardı.(ona uyarak ahenkle içli zikir ve tesbih ederlerdi).."




Kur'an bize Birçok ayetinde Hz.Muhammed’in
Hz.Eyyüb’ün,Hz.Süleyman’ın,Hz.Davud’un
‘’Evvab’’ olduklarını bildiriyor.. Peki "evvab" Kelimesi ne demektir?

Bu Bağlamda Evvab kelimesi; Evb kökünden gelir...Evb ise; ’dönüşün bir çeşidi, iradeye bağlı olan kısmı demektir.

Bu kökten gelen Evvab kelimesi ise (1);

a)Günahlarından pişman olup çokça dönen ve çokça istiğfar eden.

b)Allah’a tefekkürüyle çokça dönen,çokça yönelen

c)Allah’ın dışındaki varlıklara yönelirken heva heveslerine uymaktan çokça dönen

d)Allah’dan başkasını kabullenmeyen,Allah’ın dışındaki her şeyden,kesinlikle el etek çeken demektir.


Örneklemelerden de göreceğimiz gibi ‘’evvab’’ kelimesi genel manada ‘’dönmek’’ anlamındadır. Nitekim, Fahruddin Er Razi Tefsir-i Kebirde’’ "Evvab" , Allah’a çok dönen tövbekardır.’’ diyor.

Günümüz Kuran meallerinde,’’yönelmek’’ olarak çevrilişi asıl manasından uzaklaşma sapma göze çarpmaktadır..

Oysa Arapça da ‘’Yönelmek’’ kelimesini ifade etmek için, ‘’Enibü’’ kelimesi kullanılır.Keza,Zumer suresi 54.ayetde ‘’Enibü’’ kelimesi ‘’yönelmek’’ olarak kullanılmıştır.


Zümer suresi 54.ayetin Latin alfebeyle Arapça yazılışı şöyledir,

"...Ve enibü ila Rabbikum ve eslimu lehu min kalbi ey yetiyekumul azabu summe la tunsarün..’’

Türkçe meali ise ’’Size azap gelip çatmadan.Rabbinize (Enibü)yönelin ve O’na teslim olun,yoksa size yardım edilmez’’

Her iki ayet üzerinde açıkça görüleceği gibi Kur'an yönelmek ve dönmek ifadelerini ayrı kelimelerle ifade etmiştir. Bu bağlamda, Yani Enibü kelimesi yönelmek...Evvab kelimesi ise genel manası itibariyle dönmek anlamını taşır.

Evvab kelimesinin özüne sadık kaldığımızda,Hz.Muhammed’in Hz.Davud’un,Hz.Süleyman’ın Hz.Eyyüb’ün de Allah aşkı ile döndükleri İslam’ın yüce kitabı Kuran’da açık şekilde belirtilmiştir.

Sad suresi 17,18,19. ayetlerde Hz.Muhammed efendimize Davud peygamber örnek olarak verilmiş ve kendisinin Allah aşkıyla çokça döndüğü belirtilmiştir.

Hatta kuşların da bu semaha eşlik ettikleri belirtilmiştir.Hz.Davud’un ibadet ederken Rebab kullandığını göz önünde bulundurursak semah döndüğü daha net biçimde ortaya çıkacaktır
.

Bu Bağlamda Sad Suresini ( 17-19) yapılan açıklamlar eşliğinde şu şekilde tercüme etmek daha doğru olacaktır.

"...Onların dediklerine sabret ve güçlerin sahibi kulumuz Davud’u hatırla.Şüphesiz o (Rabbi için)çokça dönendi.. Gerçekten biz dağlara boyun eğdirdik.Akşam ve sabah onunla tesbih ederlerdi. Kuşlar da onunla birlikte toplu olarak dönücülerdendi..’’

Yüce Allah,Hz.Muhammed’e sıkıntılarından kurtulmak için Allah aşkıyla dönmesini buyuruyor.Sıkıntılardan kurtulmanın yolunun dönmek yani semah olduğunu vurguluyor.

Nitekim; Seyyid Nizamoğlunun şu nefesi dertlerden kurtulmak içinde semah dönüldüğünün en güzel örneklerindendir.

‘..Bir dertliyim derdim vardır.Ya ben nice dönmeyeyim..’

Nitekim Yüce Allah Sad Suresi 30. Ayette, Hz.Süleyman’ın Allah aşkıyla döndüğünü şöyle belirtmektedir:

".. Ve vehebna li davude süleyman nı'mel abdinnehu evvab.."

"..Davud’a Süleyman’a da bahşettik.(O) ne güzel kuldu şüphesiz o, çokça (Semah) dönendi.."


Yine yüce kitabımız Kuran’da Sad suresinin 44.ayetinde Hz.Eyyüb peygamberinde Semah döndüğünü,belirtmekte.

"...Ve huz biyedike dığsen fadrib bihu ve la tahnes inna vecednahü sabira nı' mel abd innehu evvab


‘’…O ne güzel,ne şerefli bir kuldur ki,daima Allah için döner daima O’na sığınırdı.."

Görüleceği gibi Kuran’da bir çok peygamberin Allah aşkıyla semah döndükleri belirtilmekte.Yine Sad suresi 49.ayetde semahın tarifi şöyle yapılmata;’

"...Bu bir zikirdir.Ve muhakkak ki takva sahipleri için sığınakların en güzeli vardır..’

Bakınız aynı surenin 50.ayeti bu zikir ehlinin yerini nasıl tarif etmekte.

"..Kapıları onlara açılmış adn cennetleri vardır..."


Adn cenettinin anlamı ise;Allah’ın zatına ulaşanlar değil bunun çok ötesinde,Allah’ın zatını kalp gözüyle görebilenlerdir.Yani Alevi-İslam inancındaki Fenafillah makamıdır,

vahdeti vücudun en son evresi Hakk ile Hak olmadır.

Mevlana hazretlerinin buyurduğu gibi ‘O’nun zatına yapışmaktır.’


Alevi-İslam inancında,Allah görünmeyen değildir.Allah görünendir fakat Allah’ı sadece kalp gözü açılmış olanlar görür,yani zikir ehli olanlar...

Hz.İmam Muhammed Bakır Allah’ın uzak veya görünmeyen olmasını şöyle anlatıyor.


‘’....Ey Cabir,inanmayanlar için Allah uzak ve güçtür.İnananlar içinse yakın ve kolaydır.Çünkü inananlar varlığa inançsızlar ise yokluğa tanıklık ediyorlar.

Yokluğa hangi yönden taparsan kabul edilmez ve yoklukta hiçbir ibadet kabul görmez.Yüce Allah’ın buyurduğu gibi ‘Kafirlerin tövbeleri kabul edilmez’Ey Cabir bizim yoklukta yerimiz yoktur ve açıklamasını yaptığımız Allah’dan başkasını görmüyoruz....’’


Hz.İmam Ali ise ‘Görmediğim Allah’a tapmam’ buyurmuştur.

İşte Semah Allah’ı özünde hissedenlerin ibadetidir.Allah’dan başka hiçbir şeyin olmadığını bilenlerin ibadetidir.Birileri her ne kadar ‘Semah İslami ve Kurani değildir’ desede güneş balçıkla sıvanmıyor.Semah döndü diye,Mansurlar,Nesimiler,Pir Sultan Abdallar asıldı.

Fakat gelin görün ki Bütün evren semah dönüyor.Haydi yobazlar durmayın gücünüz yetiyorsa Kainatı Güneş’i Ay’ı da söndürün! Şu Bir gerçekki Semah Kainatın ortak ibadetidir... Yıldızlardan galaksilerden tutunda en küçük Atomun yapısına kadar semah dönülmektedir...



Allah Eyvallah


KAYNAKÇA:

1- Tebyünü'l Kur'an,Hakkı Yılmaz cilt 2 syf 417-418

2- Fahruddin Er Razi, Tefsir-i Kebir,

3- Kadir Tuncer, "Semâh Nedir?" erenler forum, makale.

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 24.10.2015, 02:52   #15
Yazar
Dede-baba
Forumun Bir Parçası
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 912
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 50
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 196
814 Mesajına 1.396 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

SORU: HAYIR VE ŞERRİN ALLAH'TAN GELDİĞİNE İMAN İmanın şartları arasındadır? Siz Aleviler İmanın bu Şartını inkar ederek hem Kur'an'a hem Allah'a isyan edip dinden çıkmıyor musunuz?



Degerli canlar..

Sünni ekol, hayır ve Şerrin Allah'tan geldiğini kabul eder... Bu Alevi-Bektaşi inancında ise bu KÜFR'ÜN.. VE ŞİRKİN... Ta kendisidir...



"...Kim yararlı bir iş yaparsa kendine Kim de Kötülük işlerse yine kendinedir. yoksa Rabbin asla kullarına zulm edici değildir..
Fussulet Suresi-46"

Alevi-Bektaşi'nin Amentüsü " Hayrihi ve şerrihi" değil aksine "Hayrihi ve adaletihi min Allahu Teala" dır.

Şer Allah'tan gelmez, ancak beşeri zaaflardan ortaya çıkar. Şerrin Allah'tan geldiğini ileri sürmeyi Alevi-Bektaşi büyük hata kabul eder.. Çünkü... Allah insanı şuurlu bir varlık olarak yaratmıştır, iyi ile kötüyü, sevap ile günahı tercih kişiye aittir.

Hayır ve Şerr, fayda ve zarar, ve bunlardan üreyen günahları, zulümleri, küfrü ve benzeri şeyleri Tanrı'ya isnat etmek KAZA VE KADER Tanrı'nın ürünüdür demek... yezit ve Muaviye'in islam anlayışıdır... Şöyleki...Sünniler Ehl-i Beyt'e ve İmam Hasan ve Hüseyin'e ve 12 İmam'lara yapılanlardan kendilerini kurtarmak ve masum göstermek için, kaza ve kader anlayışını ortaya attılar...


ALLAH KUŞKUSUZ DOĞRUYU VE GERÇEĞİ BİLENDİR...

Sünni-islam anlayışına göre: "...Fayda ve zarar, hayır ve şerr, Tanrı'nın kaza ve kaderi ile olup, rızası ile değildir. Çünkü Hz. Adem ile şeytan; su ile ateş; cehennem ile cennet; dirilmek ile ölüm; saglık ile hastalık;iman ile küfr, itaat ile itaatkarsızlık;sevgi ve düşmanlık; Hz Muhammed ile Ebu cehil, kafir ile müslüman... hep Tanrı'nın yaratmasıyla meydana gelmiştir. Tanrı bunların hepsini kaza ve kadere bağlamıştır...."

Degerli Canlar... "Şerr ile isyan, küfr ile fısk Allah'ın kaza ve kaderi iledir, ama rızası ile değildir" demek hem imkansız hem boşunadır.. çünkü; "... bir hakim hüküm verdiği zaman, onun bu hükmünde rızası olmaz mı hiç?... Aksi halde Tanrı'ya acizlik, ikiyüzlülük ve başarısızlık isnadı yapılmış olur.. Halbu ki Yüce Allah'ın zatı böyle sıfatlardan, niteliklerden temiz ve münezzehtir... Böyle düşünenler küfre ve yalana batmış, olduklarından dolayı.. Kafirin küfrünü ve şerrini, KAZA VE KADERE bağlayıp, kabahatlerini örtmek için böyle düşünceleri edinmişlerdir.

Sünni Ekol kaza ve kaderi aşagıdaki ayetlere dayandırır.

Zümer suresine "... Tanrı herşeyi yaratandır, herşey O'nun Yanında muhafaza edilmiştir." Zümer Suresi ayet 62.

".... Tanrı kimi dilerse *****lığa, kimi dilerse hidayete sevk eder... Nahl Suresi 93"

"... Tanrı Kimi dilerse onu doğru yola iletir. Bakara 142. ayet"

"... Tanrı, onların hem kalpleri hem de kulakları üstüne mühür başmış, gözlerinin üzerine bir de perde çekmiştir. Bakara 7."


Öncelikle Degerli Canlar... Zümer suresi'in orijinalinde geçen... "KÜL KÜLLİN MİNİNDİLLAHİ" ayetinin zahirine bakıldığında.. Herşeyin yapıcısı ve yaratıcısının Tanrı olması gerekir.Oysa bu düşünce yani hayır ve şerrin Allah'tan gelmesi şeytanın gidişatıdır. Buradaki "KÜLL" SÖZCÜĞÜNÜN "BAZI" anlamı taşıdığının bilinmesinde yarar vardır.. Nitekim, benzer şekilde Hz. İbrahim (as.) in öyküsünde, Bakara suresinin 260. ayetinde "KÜLL" SÖZCÜĞÜ "BAZI " ANLAMI taşımaktadır... Yine Neml suresinin 23. ayetinde belkıs olayında "KÜLL" SÖZCÜĞÜ yine bazı anlamı taşıdığı kolaylıkla görülür..

".... Tanrı kimi dilerse *****lığa, kimi dilerse hidayete sevk eder... Nahl Suresi 93"


Ayeti ise... zahir anlamın aksine... Burada geçen "HİDAYET" sözcüğünün iki anlamı vardır. Birincisi... irşat ve beyan, diyeri ise lütuf ve ihsan " bağış" anlamına gelir. Her ikisi de bütün insanlar için.. gerek mümin =iman eden... gerekse kafir "inanmayan" hakkında çoğul anlamını taşır. Yüce Tanrı müminlere bağışladığı lutfu, irşadı, peygamberler göndermesi,kudret ve imkan vermesi,aklıl ve buna benzer şeyleri kafirlere de bağışlamıştır. Böyle olmasaydı. o zaman, kafirler Tanrı'ya "..Ey Tanrı'! Sen bizim göz ve kulaklarımızı mühürleyip hakkı "gerçeği" görmek ve işitmek kuvvet ve kudretini vermedin" dediklerinde Tanrı'nın kafirlere karşı sorumlu olması gerekirdi...

Halbu ki Tanrı Nisa suresi ayet 165 te "... Ta ki Peygamberlerden sonra insanların Tanrı'ya karşı bahaneleri olmasın..." Yani; peygamberleri, insanların bana karşı bahaneleri olmaması için gönderdim. çünkü kullarıma delil ve burhan getirmek benim Tanrısal hakkımdır. ...

Bu nedenle buradaki hidayetten maksat, Tanrı'nın lutfu'nun çokluğudur. "Hidayet'i İlahi" , Tanrı'nın lutuf anlamını taşımaz olsaydı.. Allah'a imanı olmyanları imana çağırmak beyhude olurdu...

".... Tanrı kimi dilerse *****lığa, kimi dilerse hidayete sevk eder... Nahl Suresi 93"



Kur'anın orijinalinde gecen "delalet" sözcüğünün asıl anlamı, yukarıda verildiği gibi... helak "*****lık" olarak kullanılır... Ama "delalet" sözcüğü, Yüce Tanrı'ya isnat edildigi zaman HELAK "ÖLÜM" VE AZAP "İŞKENCE" anlamını taşır...

Benzer şekilde... "..Tanrı, zalimleri delalete uğratır.. İbrahim suresi 27"

Burada geçen Tanrı'nın delalete uğratması, yani zalimlere işkence verilmesi demek olur. Zalim olduklarından dolayı....

Kötülük Tanrı'dan değil yani onun dışındadır. Yine aşağıdaki ayetleri ibretle izleyelim...

"... And olsun ki şeytan içinizden birçok halkı saptırmıştı.. Yasin , 62"

yani şeytan , sizin aranızdan pek çoğunu doğru yoldan ayırmıştır.

Yine benzer şekilde... ".. Firavun, milletini saptırdı, doğru yola iletmedi. Taha suresi 79"

Yüce Tanrı kullarını saptırıp yoldan çıkartsaydı, bu isnadı kendisinden başkalarına isnad etmezdi...

Bu nedenle yukarıdaki eyetlere sünnilerin getirdiği anlamlar KÜFRDÜR ALLAH'A ŞİRK KOŞMAKTIR...
(TAM HÜSNMİYE KİTABINDAN Faydanılmıştır..)



Allah Eyvallah...

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 24.10.2015, 02:53   #16
Yazar
Dede-baba
Forumun Bir Parçası
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 912
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 50
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 196
814 Mesajına 1.396 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

[size="4"]SORU: Saz çalıp dans ediyorsunuz Bunada İbadet diyorsunuz? Hz. Muhammed' mi Hz. Musa'mı Hz Davut mu? dans ederek İbadet yapmış? Hangi Kitapta Böyle ibadet var? saz var bağlama var veya müzik aleti var


Kolları kanat olmuş da can uçuşur canana
Ayaklar basmaz olur yükselince meydana
Kainatı görürsün çerağların nurunda
İnsan varır Tanrı’ya, Tanrı varır insana.

Mevlana


Semah İbadetimizin Kur'an ayetlerindeki yerini açıkladık, İlgili mesajın, kaynakçasına bakıldığında hz. Muhammed dönemi de dahil, İslam Tarihinin her noktasında Semah dönüldüğünü, sözlerimizin sadece Alevi kaynaklarınca değil, Gazali, İmam şafii, maliki gibi sünni din adamlarınında semahı tastiklerini kendi kaynaklarından ispat ettik:

Ama yetmez, Şimdide Kur'an dışındaki Diğer Kutsal kitaplarda müzik aletleri eşliğinde semahın varlığını ispata girelim:



SEMAH Kur'an-ı Kerim dışında diğert Kutsal Kitaplarda da yer alır..


Örneğin, 4 kutsal kitaptan biri olan ZEBUR semahı söyle anlatmaktadır


150. Mezmur

1 RAB'be övgüler sunun! Kutsal yerde Tanrı'ya övgüler sunun! Gücünü gösteren göklerde övgüler sunun O'na!

2 Övgüler sunun O'na güçlü işleri için! Övgüler sunun O'na eşsiz büyüklüğüne yaraşır biçimde!

3 Boru çalarak O'na övgüler sunun! Çenkle ve lirle O'na övgüler sunun!

4 Tef ve dansla O'na övgüler sunun! Saz ve Ney ile O'na övgüler sunun!

5 Zillerle O'na övgüler sunun! Çınlayan zillerle O'na övgüler sunun!

6 Bütün canlı varlıklar RAB'be övgüler sunsun! RAB'be övgüler sunun!


Yukarda açıkça görüldüğü gibi müzik ve dansla Rabbe övgüler sunun diyor ilahi kitap ve bu ilahi kitap Zebur yine Kuran tarafından onaylanan ve Hak kitabı oldugunu böylece ispatlanan bir kitap olarak, semahı, Müzik aletleri eşliğinde ibadeti Hak gercegi oldugunu gösteriyor bizlere..

saygılar..

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 24.10.2015, 02:55   #17
Yazar
Dede-baba
Forumun Bir Parçası
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 912
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 50
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 196
814 Mesajına 1.396 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

SORU: Siz Aleviler önderlerinize Pir, dede, Mürşit diyorsunuz? Önünde secde ediyorsunuz? Bunlar Kimdir Kur'an da yerleri var mı? Nasıl Pir Olunur?


Pir ve Mürşitlik Makamlarının Kur'an-i Dayanakları...



".....Ey Talip ! Tanrı'nın bu sözünü anlayıp inanan, ehli inkâr olmaz. Çünkü bir kişi Ehlibeyt'i inkâr etse haleti nezdinde dünyadan imansız gider. Hz şahlar Şahı buyuruyor ki ;

Bir kişi Hakka Ermez, Ta ki delili Pir'ler olmayınca, Pir'ler Ehli Marifettir. Bu dünyada cahil emel, ahireti Pirlerinden öğrenmek gerekir...."


Virani Risalesi (DİVANI)



Degerli Canlar...

Kur'an-ı Kerim'de
,

"...Ey iman edenler! Allah karşısında takvaya sarılın ve ona varmak için vesileler arayın, vesileyi kullanın..." (Maide suresi 5/35) denmektedir..

" ...Kendi yüzünü görmek için bile bir aynaya muhtaç olan insan, iç yüzünü görmek için gönlü Hakk'la cilalanmış bir rehbere nasıl muhtaç olmaz. Bir hadiste ise, "Mümin, Müminin aynasıdır" denilmektedir. İnsanın mürşit aynasında kefş edeceği yine kendisidir. Mürşit sadece vesilesidir. Vesilenin meydana gelmesi ise, Ancak Allah'ın inayeti iledir. Çünkü bütün varlıkların çıkış yeri Allah'ın zatından başka bir yer değildir. (Bektaşi Erkannamesi'nden) "

"... Sana bağlılıklarını bildirenler, Allah'a bağlılıklarını göstermiş olurlar: Allah'ın eli onların elleri üzerinedir. O halde, kim ahdini bozarsa yanlızca kendi alehine bozmuş olur. Ve kim Allah'a karşı taahüdüne uyarsa, Allah ona büyük bir ödül ihsan edecektir. ( Fetih Suresi 48/10)"

İMAM CAFERİ SADIK'IN BUYRUĞUNDA PİRLİK MAKAMI VE TALİPLİK


PİRLİK VE TALİPLİK

***Ezelden hırka ve meftul ve irşad ve tövbe ve pirlik ve seccade bunun cümlesi Şahı Merdan Ali’ye gelmiştir. Şimdi sah evladı ve nesli olmayan kimseye pirlik etmek caiz değildir. Evlad-ı Muhammed-Ali’den ola ki pirliği caiz ola. İlmi ile iş yapa.

Dört kapı, kırk makamdan on iki erkândan , on yedi kemerbestten, üç sünnetten, yedi farzdan, bir şarttan, meşayihi kübra ilminden haberdar ola. Ve tarikat ile otura, dura ki hakikat ile yola vara ki pirliği caiz ola. Çünkü talip ve yol mürşidindir...."


***Ve talip dahi öyle ola ki rehbere ve müsahibe kail ola ve dahi bir talip rehberinin ve müsahibinin nüfusun tutmasa ve buyurduğuna gitmese ol talip, talip olamaz, kalıp olur. Onların ikrarı caiz ve kurbanı kabul değildir. Yedi Tamunun kapısı ol kimselere açıktır. Ve Sekiz Uçmak kapısı onlar için bağlıdır.

Ve İmam Cafer Sadık Hazretleri bir kavilde, öyle buyurmuştur ki, cemi yol ehli olan pir ve talip ola. Bir pir, talibi irşad eylemese ve talip de irşad olmasa o nasıl pir olur.

."..Ve dahi talip de pirin sözüne kail olmadı, rehbere ve müsahibe kail olmadı ve teslimi rıza kapısında olmadılar, tarikatı, hakikâti hal bilmediler; yoldan erkândan dışarı çıktılar. Ol taliplerin ikrarları caiz olmaz. Ol kimseler tarikatte ve hakikatte dönek sayılır

Eğer, evladı Resule ikrar getirmeyip biat kılmayan ve iradet getirmeyen, gerek pir, gerek talip her kim olursa olsun; yedikleri haram ve yudukları murdar, ikrarları caiz değildir. Tacı delik, tarikatta dönek, yüzleri karadır. Erkâna, tarikata ve hakikata sığmazlar. Zira ki evladı Resulden reddolmuşlar ve hem onlar sermayesiz kalmışlardır.

Evladı Resule biat kıldığı zaman serçeşmeye ermiş ola...."..."


PİR OLAN NELER BİLMELİ


İmam Cafer Sadık Hazretleri buyurur ki:

1-Pir olan kimseler kamil olalar. Dört kapı nedir,bileler.

2-Evvel şeriatı, ikinci tarikatı, üçüncü marifeti, dördüncü hakikâtı bilmek gerekir ki bunlar nereden geldi, neden hasıl oldu, aslı nedir, bunların edebi nedir, udu nedir, hayası nedir, erkânı nedir, tövbesi nedir, farzı nedir, sünneti nedir, nafilesi nedir ,işlemesi nedir, bunları bile.

3-Şimdi, pir olan kimselere gerekir ki şeriat gemisine gireler, tarikat denizinde yüzeler, marifet dalgıcı olup hakikat incisine erişip çıkaralar. Onun üzere amel edeler ki onların ikrarları caiz ola...."


Degerli Canlar..

Alevi-Bektaşilikte Ayin-i Cem'lerde ikrar verirken, Pire niyaz... ve Pir huzurunda ikrar verme yukarıdaki Ayeti Kerime'ye dayanır... (Niyaz ise, bir başka değişle Dede-Baba'nın yada mürşidin önünde eğilmek) Burada ki eğilme, mürşitte tecilli eden Hakk'adır, yoksa kendisi de fani olan bir bedene değildir.

Bu Alevi- Bektaşi inancında "El Ele, El Hakk'a" desturuyla bilinir.. Burada şunu da belirtmek gerekir ki buradaki Pir ya da mürşitler... 12 İmam nesli Ehl-i Beyt Dede-Baba'larıdır... Secere-i Nur zinciri soyu Ehl-i Beyt'e dayanmayan dede-baba önünde niyaz olunmaz...


Savm-ı salat ü hac sanma biter zahit işin,
İnsan-ı kamil olmaya lazım olan irfan imiş.

Mürşit gerektir bildire hakk'ı sana Hakk'el yakin,
Mürşidi olmayanların bildikleri güman imiş.

Her mürşide dil verme kim kimi yolunu sarpa uğradır,
Mürşidi kamil olanın gayet yolu asan imiş

(Niyazi Mısri)

Evliyadan gelen kelam,
Okunan Kur'an değil mi?
Gerçek evliyanın sözü
Sureyi Rahman değil mi?

(Kaygusuz Abdal)

Saygı ve Sevgilerimle...

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 24.10.2015, 02:56   #18
Yazar
Dede-baba
Forumun Bir Parçası
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 912
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 50
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 196
814 Mesajına 1.396 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

SORU: Pir , dede soydan mı olur? Sonradan olunmaz mı? Buna Kur'ani Dayanağınız Nedir?



Degerli Canlar, Öncelikle elbetteki farklı görüşler olacak, Herkesin düşüncesine saygı göstermek mecburuiyeti vardır... Bende Bu bağlamda kendi düşüncemi, belirteyim...

1- Öncelikle, dede yada baba, Ehli-Beyt neslinden olmalıdır... Ehl-i Beyt'en gayrısına biat verilmez.. önünde secdeye varılmaz..

2- Ehli Beyt'e tabi olma, Kur'an'ın emri, Peygamber'in sünneti, İmam Cafer-i Sadık'ın Buyruğudur...

ve Bu konudaki Kur'an emri nedir?

"... Peygamber ve emir sahiplerine itaat, Allah'a itaattir" (Nisa Suresi, 59, 69, 80, Maide 92) [/color]

Peki bu emir sahiplerinden kimler anlaşılmalı,

Kur'an-ı Azimüsan Buyuruyorki...

" Deki; Ben bu tebliğime karşılık sizden Allah'a ve Ehl-i Beyt'ime sevginizden başka bir şey istemiyorum.."

Kur'an açık açık, Ehl-i Beyt'ine sevgi ve bağlılık istiyor, Kur'an evvel ve Ahir olan değil mi* Kur'an ın bu hükmünü, sadece, Hz. Ali, Hasan, Hüseyin ve Fatıma olarak algılarsak, sonrası Ehl-i Beyt değildir dersek, 12 İmam 'ı ne yapacağız.. Onlar Ehl-i Beyt değil miydi.. yine ayeti sadece, Pençe-i Ala olarak algılarsak, Ayet acaba hükmünü yitirmiş, ayetlerden midir.. Ve bu Ayet günümüzdeki, Evlad-ı Resul dedeleri pirleri kapsar mı kapsamaz mı?

Ben, Kapsadığını düşünüyorum, Ve Bundan sonrası için, Hz. Muhammed'den be İmam Caferi Sadık'tan, delil Getirelim...

Peygamber bu haberi aldığında, sel sularından oluşmuş bir gölün etrafına varmıştı... Bu gölün adı Humm'dur. Bu nedenle buraya Gadir-i Humm Türkçe'siyle Humm Gölü denir... Peygamber burada ibadet ve ayet'in duyurulması için mola verdi. Gün öğlen vakti idi yakıcı bir sıcaklık vardı...

Hz. Peygamber... Veda Hac'ından sonra...Medineye doğru kalabalık bir toplulukla ilerliyordu( Zilhicce ayının 18. günü idi)... Bu sırada Cibril-i Emin gelir.


ve ayet nazil olur...

".... Ey Peygamber! Allah'tan sana indirilen emri bildir! Şayet bu emri bildirmezsen elçikiğini eda etmemiş olursun ve Allah seni insanların şerrinden korur! Allah küfre batmış topluluğa kılavuzluk etmez." Maide suresi 67. ayet)

Peygamber, kendisi için deve hamutlarından yapılan yüksek bir yere çıkar ve yanına Hz. Ali'yi alır... Herkesin O'nu görebilmesi ve duyabilmesini ister.

Peygamber Efendimiz Allah'a hamd ve sena ettikten sonra... Hz. Ali'nin Vasi ve velayetini İlan eder... ve akabinde, gerek sünni gerek şii ve gerekse alevi-bektaşi herkesin, doğruluğuna şüphe getirmediği, aşağıdaki Hadis-i Şerifi söyler,


Hz. Muhammed (sav.):

"..... Ey insanlar! Ben sizleri Kevser havuzunun başı ucunda bekleyeceğim! Bu havuzun genişliği Busra (Şam'a yakın bir yerin adı) ve San' (yemendeki şehir) arasındaki mesafe kadardır! Bu havuzun etrafında yıldızların sayısı kadar kadeh vardır. Sizin aranızda bırakacağım değeri ağır iki emanete karşı tutumunuzu göreyim!..

Toplum arasından iki kişi ayağa kalkarak şöylke dedi: " Bu değeri ağır olan iki emanet nedir?

Peygamber:

" Emanetlerin biri Allah'ın kitabı Kur'an-ı Kerim'dir. Bir tarafı şanı yüce ALLAH'ın elinde ve Öbür tarafı sizin elinizdedir. Diğer emanetim ise... EHL-İ BEYT'imdir! İkisine tutunursanız asla yoldan çıkmazsınız... Latif ve haberdar olan Allah bana, iki emanet husunda; İkisinin bana Kevser havuzuna ulaşıncaya kadar asla birbirinden ayrılmayacaklarını bildirdi!... Aksi takdirde yok olup gidersiniz!..


Peygamber'in ümmetinden istediği tek şey; soyuma sahip çıkın! Ben Peygamber'im nübüvvet bende biter... Benden sonra vasiim ve halifem, nübüvvetin devamı benim soyumla olacaktır.... Benim adıma ikrarı biatı'da benim soyumdan gelen imamlar gerçekleştirecektir. diyor...

Degerli can, Ehl-i Beyt'e tabi olunmasını, ve Bu tabi olmanın, Kıyamete kadar sürdürülmesini Allah ve peygamber emrediyor...

Sizce yoruma açık değil mi? Şüphe ve tereddüte gerek var mı?

Peki hepimiz İmam Caferi sadık'ın Buyruğuna tabi değil miyiz.. Yolumuz Erkanımız İmam caferi sadık'ın Buyruğu üzre değil mi? Buyruğu inkar edersek, Alevilikten Geriye ne kalır..

Peki, İmam Caferi Sadık Ne Buyuruyor...


Ezelden hırka ve meftul ve irşad ve tövbe ve pirlik ve seccade bunun cümlesi Şahı Merdan Ali’ye gelmiştir. Şimdi sah evladı ve nesli olmayan kimseye pirlik etmek caiz değildir. Evlad-ı Muhammed-Ali’den ola ki pirliği caiz ola. İlmi ile iş yapa.

Evladı Resule ikrar getirmeyip biat kılmayan ve iradet getirmeyen, gerek pir, gerek talip her kim olursa olsun; yedikleri haram ve yudukları murdar, ikrarları caiz değildir. Tacı delik, tarikatta dönek, yüzleri karadır. Erkâna, tarikata ve hakikata sığmazlar. Zira ki evladı Resulden reddolmuşlar ve hem onlar sermayesiz kalmışlardır.


Degerli Can... son olarak şunu söylemeliyim

1 - Dede ve babalar kesinlikle Evlad-ı Resul yani Soyu Hz. Muhammed'e dayanmalıdır

2- Ancak dede olmak için tek başına soy yeterli değildir.. dede yada baba olmak için bir önceki mesajda değindiğim Olmazsa olmaz şartlarında yerine gelmesi gerekir..


Saygı Ve Sevgilerimle



"... Peygamber ve emir sahiplerine itaat, Allah'a itaattir" (Nisa Suresi, 59, 69, 80, Maide 92) [/color]


Yukardaki ayet'te gecen "Emir sahipleri" ifadesi iki Türlüdür..

1- "Emir Sahipleri" hükmü, Dünyevi işleri ilgilendiren yani ülke yönetimi, hukuk ve sosyal yaşam gibi işlerde, halkın kendi seçtiği, kendi içinden çıkacak yöneticiler anlamındadır.. Bu bağlamdada, Bu "emir sahipleri" Liyakat kriteri gözetilerek, seçilir Kur'an bunu bu şekilde emreder..

2- "Emir sahipleri" Hükmünün ikinci anlamı ise, manevi önderlik bağlamındadır,, bu anlamda dini boyutta önderlik, tabiyet yani biat sadece, Evlad-ı Resul dede ve baba'yadır.. Bu alevi-bektaşi islam ekolünde hep böyledir.. Evlad-ı Resul Dede ve Babalar asla ülke yönetmemiş, idare etmemiş, ve bu heveste olmamıştır... aksine nasihat veren, öğütler veren olmuşlardır..

3- Alevi-bektaşi geleneğinde, hiçbir evliya yada Pir , siyaset ve iktidar hırsı peşinde koşmamış, aksine sadece halkın inançları başta olmak üzere halka yapılan zulümlere, baskılara dur diyebilmek, için halkı uyandırmış, ülke yöneticilerine nasihatlerde bulunmuş, buda olmadığı zaman, halkın gören gözü, duyan kulağı olmuş, baş kaldırmış, isyan etmiştir.. fakat bu haksızlıklar bittikten sonra, Yüce makamına çekilmeyi bilmiştir. (öğüt ve Nasihat manevi Önderlik)



Kur'an da Ehl-i Beyt ile ilgili olan ayetleri yorumlarını vermeye devam edelim...

İsmişah! Bismişah Allah Allah...

Ber-Cemal-i Muhammed, Kemal-i İmam Hasan, İmam Hüseyin, Ali ra Bülende salavat...

Allahümme salli ala seyyidina Muhammed-in ve ala Ali Muhammed...


" Şüphe yok ki Yüce Hak, Adem ile Nuh'u
İbrahim'in soyunu hem İmran'ın soyunu

Ne kadar ulus varsa üzerlerine seçti
Cümle tüm varlıklara, Aleme üstün kıldı


Al-i İmran Suresi 33

Birbirinden türeyen yüce bir soydur onlar
Tanrı her şeyi bilir, bilicidir. Hem duyar"


(Al-i İmran Suresi 34)


İmam Muhammed Bakır Buyurdu ki: 33. ve 34. ayetler deki.. soyun geri kalan zürriyeti bizleriz..

Resulullah Efendimiz HZ İbrahim Aleyhisselamın soyundandır...

"....Bir gün Peygamberimiz ashabıyla otururken, bilinmeyen bir dille

“Ne güzel üzüm” dedi. Sahabe anlamayarak

“Ya Muhammed Arapça konuş” dediler.

Yüce Peygamber: “Durun yakınmayın, ben köküm olan Hz. İbrahim’in dili ile konuşuyorum, Arap benden ama ben Arap’tan değilim” diye yanıt verdi…


Yüve Allah Şura Ayetinde buyurdu ki...

"... Deki; Ben bu tebliğime karşılık sizden Allah'a ve Ehl-i Beyt'ime sevginizden başka bir şey istemiyorum.."

Hz. Muhammed (sav.):

"..... Ey insanlar! Ben sizleri Kevser havuzunun başı ucunda bekleyeceğim! Bu havuzun genişliği Busra (Şam'a yakın bir yerin adı) ve San' (yemendeki şehir) arasındaki mesafe kadardır! Bu havuzun etrafında yıldızların sayısı kadar kadeh vardır. Sizin aranızda bırakacağım değeri ağır iki emanete karşı tutumunuzu göreyim!..

Toplum arasından iki kişi ayağa kalkarak şöylke dedi: " Bu değeri ağır olan iki emanet nedir?


Peygamber:

" Emanetlerin biri Allah'ın kitabı Kur'an-ı Kerim'dir. Bir tarafı şanı yüce ALLAH'ın elinde ve Öbür tarafı sizin elinizdedir. Diğer emanetim ise... EHL-İ BEYT'imdir! İkisine tutunursanız asla yoldan çıkmazsınız...

Latif ve haberdar olan Allah bana, iki emanet husunda; İkisinin bana Kevser havuzuna ulaşıncaya kadar asla birbirinden ayrılmayacaklarını bildirdi!...

Aksi takdirde yok olup gidersiniz!..

Allah Eyvallah

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 24.10.2015, 02:57   #19
Yazar
Dede-baba
Forumun Bir Parçası
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 912
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 50
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 196
814 Mesajına 1.396 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

SORU: ALEVİLİĞİ öğrenebileceğimiz tarihi kaynaklar var mıdır?


Alevi kaynaklarını iki kısma ayırabiliriz. Bunlardan birincisi sözlü kaynaklar ki 500-600 yıllık deyişlerimiz buna misaldir. hata 1000 yıllık deyişler bile vardır.
söz kaynakları ve güncel kaynakları da geniş özetleriyle aşağıdaki linkten takip edebilirsiniz


Alevi-Bektaşi konusunda bilgi alınabilecek güvenilir kaynaklar nelerdir?

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

İkinci tür kaynaklar ise yazılı kaynaklardır. Bu kaynaklarda 10. yüzyıla kadar gidebilmektedir. şimdi bu kaynaklardan örnekler sunalım:


]1- KUR'AN-I KERİM ( şiir halinde Alevi Kurran yorumu) Adil Ali Atalay can yayınları-

KUR'AN- KERİM, Bektaşi, Bedri Noyan Dedebaba Kur'an Meal-Tevsiri-

2-BUYRUK (İmam Caferi Sadık-günümüz Türkçesine birçok derleme mevcut)

3-MAKALAT (Hacı Bektas-ı Veli)

4- DÖRT KAPI KIRK MAKAM

5- HÜSNİYE ( dede-babalarca şii/caferi ilavelernden arındırılmışı)

6-HUBET-ÜL BEYAN ( şii/caferi ilavelerinden arındırılmış Olanı)

7- CAVİDAN-NAME

8- CABBAR KULU

9- YUNUS EMRE DİVANI VE YİNE YUNUS EMREYE AİT..RİSALET-ÜN NUSHİYYE

10- KAYGUSUZ ABDAL (Budalaname)

11- PİR SULTAN ABDAL (Değişler)

12- BATTAL GAZİ DESTANI (Cenknameler)

13- AŞKNAME

14- Değişler-Nefesler Sözlü kaynaklar

15-Saadete Erenlerin Bahçesi (Fuzuli)

16-Faziletname (Yemini)

17- Erkânname (Aleviliğin İslam'da yeri Ve Alevi Erkânları) DERLEYEN: Seyit Derviş Tur

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 24.10.2015, 02:58   #20
Yazar
Dede-baba
Forumun Bir Parçası
 
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 26.07.2008
Mesajlar: 912
Memleket: ERZİNCAN
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 50
İtibar Puanı: 346
Dede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üyeDede-baba sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 196
814 Mesajına 1.396 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

SORU: Siz Alevilerin tuttuğu Hızır orucu nedir? Kur'anda yeri var mı bu orucun?


Hızır Orucu: Şubat ayı içerisinde tutulan bir oruçtur genellikle 3 (üç ) gün kurbanı olanlar için 5 gündür.

Hızır orucu Evvel-Ahir peygamberlerden (Kimi kaynaklar pergamber değilde ermiş evliya kabul eder.) Hızır (as.) yüzü suyu hürmetine tutulur. Bir rivayete göre hızır peygamber Türklere gelen peygamberdir.


"... Rivayet odur ki...Hızır peygamber'in bir boz atı vardır. Her kim dara düşse "Yetiş Ya Hızır Dese" Hızır orda olur, yoksulların, darda , zorda kalanların yardımına koşardı. Hızır Peygamber tam 1000 yıl ömür sürdü. Kavminde çok sevilen herkesin hürmet ettiği bir ulu zattı.

uzun bir zaman sonra, Azrail, Hızır peygambere göründü...

Azrail: --- Ya Hızır Hak seni cennetine çağırır hazırlıklarını tamamla...

Hızır peygamber , yine "Yetiş ya Hızır" diyenlerin yardımına koşuyor... her derde derman oluyordu. Hakk'a yürüyeceği gün Hızır peygamberi bir hüzün kapladı...

Azrail: Ya Hızır neden hüzünlenirsin ? Yksa ölümden mi korkarsın? Dedi

Hızır Nebi:--- Ya Azrail, benim hüzünlenmem , ölüm korkusundan değil, benden sonra darda kalanların durumuna üzülürüm...

Bu durum, on sekiz bin Alemin yaradanına malüm oldu... ve hak'tan nida geldi

--- "Ya Azrail, kulum hızırı Atıyla birlikte kevser havuzunun başına götür ve kana kana içsinler, İçsinler ki kıyamete kadar darda zorda kalanların yardımına gitsinler...

Ve bu nedenledirki Hızır nebi, o tarihten kıyamete kadar aramızdadır... ve gönülden " Yetiş ya Hızır " diyenlerin yardımına koşar.


Hızır orucuyla ilgili bir başka kaynak ise , İbn-i Abbas'tan rivayet olunan, bir hadisi Şerife ve buna ilişkin olarak inen Ayete dayanır:

"... Cennet gençlerinin efendileri,İmam Hasan ile İmam Hüseyin hastalanır. Ateşler içinde bir şey yiyip içmeyip baygın olarak yatarlar. Velayetin nuru ve Fatıma-ül Zehra Peygamber efendimize gitmekte çareyi bulurlar... Peygambere lisanınca durumu anlatırlar.Hz. Fatıma çocukların bu haline çok üzülür. Babası Hz. Muhammed’e gider. Ya babam, ya Allah’ın resulü Hasan ile Hüseyin çok hasta ateşler içinde yanıyorlar, acılarına dayanamıyorum, ne yapacağım ben, der .

Hz. Resul bunun üzerine, kızım git niyet edin, 3 gün nezir orucu tutun der. Hz. Fatıma eve gelir, Hz. Ali’ye anlatır. Hz. Ali’de niyet ederek Hz. Fatıma ile birlikte 3 günlük oruca başlarlar


Birinci gün akşam olur, sofrayı kurarlar herkesin önünde birer parça arpa ekmeği vardır, tam yemeğe başlarlar ki kapı vurulur. Kapıyı açarlar. Karşılarına biri çıkar “ya Ali ben yoksulum ve kaç günden beri açım der, yiyeceklerinizi bana verir misiniz” der. O gün ucundan birer parça kopardıkları ekmeklerini yemeyip o yoksula verirler.

İkinci gün; yine oruç tutarlar akşam olduğunda aynı şey olur, sofrayı kurarlar birer lokma yedikten sonra yine kapı çalınır. Kapıyı açarlar karşılarına biri çıkar “ya Ali ben yetimim kaç günden beri açım” der, o günde yiyeceklerini o yetime verirler.

Üçüncü gün de aynı şey olur, bu defa gelen esir olduğunda, sahibinin kendisine yiyecek vermediğini söyler ve o da Hz. Ali’den yiyecek ister. Hz. Ali o günde yiyeceklerini esire verir. Esir gittikten sonra tekrar kapı çalınır ve kapıyı açarlar

Bu defa gelen Hz. Resuldür, Hz. Resul eve girer, oturur, Hasan ve Hüseyin’i dizleri üstüne alır ve şöyle söyler


“Ya Ali bu yavruların hastalığı beni de üzdü” der ve sorar.

“Orucunuz nasıl geçti ya Ali” der. “Sana ayandır Ya Allah’ın Resulü” Allah’ın rızası için 3 gün oruç tuttum, orucumuzu açarken, bir yoksul, bir yetim, birde esir geldi.

Yiyeceklerimizden her gün birine verdik der.

Hz. Resullullah “o gelenler kimdi? Tanıdın mı? ya Ali” der. “Sana ayandır Ya Allah’ın Resulü” der.

Hz. Peygamber gelenlerin Hızır olduğunu söyler...



Bu sırada Cebrail aleyisselam gelir ve Aşagıdaki ayet nazil olur;

Allah Eyvallah, Şeyhen Eyvallah

İsm-i Şah Bism-i Allah Allah


Ayet 7: Onlar verdikleri sözü tam bir biçimde yerine getirirler ve kötülüğü salgın olan bir günden korkarlar.

Ayet 8: Yoksula yetime ve esire, yemeği severek yedirirler.

Ayet 9: Biz size yalnız ve yalnız Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık da bir teşekkür de istemiyoruz derler (İnsan Suresi 7-8-9)


Hızır Orucu Şubat ayı içerisinde tutulan bir oruçtur... Bilinenin aksine uydurma değil.. Kur'an-i dayanakları vardır.. ve Sünnettir..

Genellikle Şubat.. 13-14-15 tarihlerinde tutulur..


NOT: El-Keyf Suresinde, Ayetlerinde, HIZIR Peygamber, isim verilmeden "...Kullardan bir Kul" olarak geçmektedir. O, Kulun Hz. Hızır olduğunu bildiren hadis kaynakları...

1-Sahihu’l Buhari,

2-Sahihu Müslüm,

3-Tirmizi

Diğer Kaynaklar:

1- Mısır, Mat. Amire 1283, c. 1, s. 404-409.

2-Sefinet’ül-Bıhar, s. 389-391


Saygı ve Sevgilerimle

Dede-baba Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
aleviler, sorular


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 13:51.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica