Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > İnsan/Yaşam > Dünyamız/Çevremiz/Dostlarımız

Dünyamız/Çevremiz/Dostlarımız Doğal güzellikler, çevre kirliliği, hayvanlar, ekolojik konular türünden paylaşım ve tartışmalar.

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 02.10.2007, 12:07   #11
Yazar
sevecenbaba2005
BARIŞ İÇİN SAVAŞANLAR!...
 
sevecenbaba2005 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 12.05.2006
Bulunduğu yer: Türkiye
Mesajlar: 3.777
Memleket: AMASYA
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 91
İtibar Puanı: 959
sevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahip

Ettiği Teşekkür: 3.450
1.115 Mesajına 2.082 Kere Teşekkür Edlidi


Kalp Tema Vakfının Çalışmaları - Projeleri!... (DEVAMI)

4.2.5. YETERİNCE FARKEDİLEMEYEN TEHLİKE: TOPRAK VE BİTKİ ÖRTÜSÜ KİRLİLİĞİ :





Toprak kaynaklarına yönelen ve kaynak üretkenliğini azaltan olumsuz bir başka süreci de kirlenme oluşturmaktadır. Üstelik bu sorun , erozyon ve amaç dışı kullanım süreçlerinde olduğu gibi, yeterince algılanamadığı, görülemediği, fark edilemediği için, sanıldığından da çok önemlidir.

- Kentsel atıklar, endüstri kaynaklı gaz, sıvı ve katı atıklar, yanlış, yoğun bilgisiz tarım kimyasallarının kullanımı gibi nedenlerle, topraklar,su kaynakları ve bitki örtüsü giderek kirlenmektedir.

- Atmosfere bırakılan kükürtdioksit, nitrozoksit ve amonyum gibi gazlar, form değiştirerek asitleşmekte, her üç kaynağı da yoğun düzeyde kirletmektedir. Murgul ve Yatağan örneklerindeki gibi, kimi zaman bitki örtüsünü yok etmektedir. Atmosfere her gün 80-120 ton kükürt dioksit verildiğinden, Murgul'da 40 km.'lik alanda canlı bitki kalmamıştır. Yatağan termik santralı 160.000 hektar ormanı kurutmuştur.

- Kepsut, Karacabey ovalarında 64.000 hektarda yoğun bor kirliliği yaşanmaktadır.

- Kentsel ve endüstriyel atıkları nedeniyle, akarsular, göller, hatta sulama amaçlı kimi barajlar ağır metallerle yoğun olarak kirlenmiştir. Çarpıcı örnekleri, Ergene, Meriç, Dicle, Porsuk , Seyhan ırmakları, Ankara, Nilüfer ve Nif çaylarında görülen ağır kirlenmeden ötürü, toprağa can suyu, bereket kaynağı olan akarsularımız, günümüzde toprağı ve bitki örtüsünü zehirleyen patojen unsurlar haline dönüşmüştür. Benzer olumsuzluklar, Sapanca'dan - Beyşehir'e, Marmara'dan Eber'e kadar birçok gölde ve sulama amaçlı gölette de geçerlidir.

- Üstelik bu sorun, yalnızca toprağın ve bitki örtüsünün kirlenmesi boyutuyla da kalmamış, geçmişte bu kaynaklarda gerçekleştirilen sulamaların artık yapılamaması nedeniyle, sulanmakta olan arazilerin, sulanamayan kuru alanlara dönüşmesi gibi, hazin bir sonucu da beraberinde yaratmıştır.

- Benzer sorun, kıyılarımız için de geçerlidir. İzmir, İzmit Körfezleri gözler önündedir. Dalaman'dan - Taşucu'na kadar birçok yörede, sanayi atıkları denizleri yaşam ortamı olmaktan çıkarmak üzeredir.

- Tarım toprakları ve su kaynaklarına yönelen ilginç bir olumsuz süreci de, tarım amaçlı kimyasalların, yoğun ve yanlış kullanımı oluşturmaktadır.

- Toprağı tanımadan, gereksinimini belirlemeden gerçekleştirilen yanlış ve yoğun gübreleme, hem toprağın fiziksel ve kimyasal yapısını bozmakta, hem de biriken nitrat ve nitrit bileşikleri, yer altı sularını bozmakta, hatta bu sular aracılığıyla insan besin zincirine girmektedir. Yoğun amonyum sülfat kullanımı Rize topraklarını, patates için yoğun azotlu gübre kullanımı Nevşehir topraklarını asitleştirmiştir.

- Çoğunluğu sentetik yapılı olan, uzun etkili sistemik tarım ilaçlarının yoğun ve yanlış kullanımı, özellikle sebze ve meyve üretim alanlarında, yaygın toprak ve bitki örtüsü kirliliğine neden olmaktadır. Bu ilaçlarda kullanılan etkili maddelerin bir bölümünün, bir çok ülkede yasaklanmasına karşın, ülkemizde kullanılması ise bu kirlenme sürecini daha da tehlikeli kılmaktadır.



----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]



___________________İMZA___________________

Sayfamı Ziyaret Eden Konuklarım!... Hoşgeldiniz!... Merhaba!...



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


Sabır, saygı, sevgi, ille de hoşgörü ve forum kuralları çerçevesinde tartışma ve paylaşıma katılırım. Bu nedenle karşımdaki kişi veya kişilerden de aynı hususlara uymalarını beklerim.

Milletin, vatanın bütünlüğü, cumhuriyet, bayrak, sancak, Mustafa Kemal Atatürk'ü, Atatürk'ün ilke ve devrimlerin, savaşlarda kaybettiğimiz ve kazandığımız değerlerin ölünceye kadar daima bekçisi ve koruyucusuyum.




Yaşamak insanın en büyük doğal hakkıdır. Bu hakkı yok etme çabasında olan (başta PKK. / KADEK Terör örgütü olmak üzere; dünyadaki bütün terör örgütlerini, yandaşlarını, yataklık yapanları, gizli veya alenen destek verenleri, eğiten, yetiştiren ve kullananları, sömürgeci, yayılmacı ve emperyalist) güçleri şiddetle, nefretle kınıyorum.



İmzam = KAD (Hakkında Gerek Duyduğum Açıklamalarım!..)


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
sevecenbaba2005 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
sevecenbaba2005 Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
Sedat1973 (04.10.2007), __G E N C O__ (02.10.2007)
Alt 02.10.2007, 12:27   #12
Yazar
sevecenbaba2005
BARIŞ İÇİN SAVAŞANLAR!...
 
sevecenbaba2005 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 12.05.2006
Bulunduğu yer: Türkiye
Mesajlar: 3.777
Memleket: AMASYA
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 91
İtibar Puanı: 959
sevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahip

Ettiği Teşekkür: 3.450
1.115 Mesajına 2.082 Kere Teşekkür Edlidi
Kalp Tema Vakfının Çalışmaları - Projeleri!... (DEVAMI)


4.2.6. TARIMSAL YAPI VE TOPRAK/İNSAN İLİŞKİLERİ, TOPRAĞA YÖNELİK BASKIYI ARTIRMIŞ, YENİ KULLANIM SORUNLARINA YOL AÇMIŞTIR :




Üstteki bölümde tanımlayıcı göstergelerle özetlenmeye çalışılan doğal ve yapay kökenli fiziksel sorunların yanında, bir önemli sorun alanını da "toplumsal nitelikli yapı olumsuzlukları" meydana getirmektedir. Yapı ve toprak - insan ilişkilerinden kaynaklanan bu olumsuzluklar sorunlar yumağına eklenen bir toplumsal boyut olarak ortaya çıkmaktadır.

- Cumhuriyet boyunca gerçekleştirilen tüm kentleşme ve sanayileşme çabalarına karşın, tarım toprakları üzerindeki nüfus yoğunluğu azaltılamamış, tersine ağırlaşmıştır. Aşağıda, tarıma açılan alanların potansiyel sınıra yaklaştığı 1960 ile son tarım sayımının yapıldığı 1991'i baz alan bir karşılaştırma verilmiştir.



KIRSAL NÜFUS VE İŞLENEN ALANDA DEĞİŞME


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

(DİE KAYNAKLARI)


- DİE Genel Tarım Sayımı sonuçları veri sayılır ise 1960 - 1991 arası dönemde, kırsal nüfusun toplam % 22.5 oranında, işlenen tarım alanlarının ise % 1 dolayında arttığı, KMGM tarım alanları göstergesi gözetilince ise tarım alanlarının % 19.0 dolayında büyüdüğü anlaşılmaktadır.

- 1950'de 2.5 milyon olan tarım işletmesi sayısı, 1991 Genel Tarım Sayımına göre toplam 4.1 milyona çıkmıştır.

- 1991 sayımında % 40.9 olan kırsal nüfus oranı 1997'de ancak % 34.93'e gerilemiş, fakat mutlak değer olarak sayısını korumuştur.

- Çalışan nüfus içerisindeki tarım payı bu orandan da yüksektir. 1995 verilerine göre toplam nüfusun % 44.5'i tarımda istihdam edilmektedir. Bir başka saptama, 1996'da ekonomik aktif nüfusun % 44.87'sinin tarımda olduğunu göstermektedir.

- Özetlenen bütün bu göstergelerin sergilediği gerçek, kırsal alanda nüfus baskısının sürmekte oluşudur. Sanayi ve hizmetler gibi tarım dışı sektörler beklenildiği ölçüde gelişememiş, bu nedenle istihdam olanaklarını artıramamış olduklarından, kırdan - kente, bir başka anlatımla tarımdan-tarım dışına nüfus aktarımı yeterince gerçekleşememiş, kır nüfus yükü devam etmiştir. Tarım, entansif koşullarda bir sanayi üretimi niteliğine dönüştürülemediği ve tarıma dayalı sanayi kırsal alanda yaygınlaştırılamadığı için, istihdam gücü yeterince geliştirilememiştir.

- Bu nüfus yoğunluğu beraberinde mirasta hızla bölünmeyi ve işletmelerin küçülmesi hatta cüceleşmesi sonucunu yaratmıştır. 1950 - 1991 dönemine ilişkin işletme yapı değişimi göstergeleri aşağıdadır.



TARIM İŞLETMELERİNİN BÜYÜKLÜKLERİ VE DAĞILIMI (%)


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

(KAYNAK: DİE)


- Yukarıdaki çizelge, total anlamda toprağa baskısı sürmekte olan kırsal nüfusun, arazi dağılım dengesi ve işletme yapısı (ölçeği) bakımından da sorunlu olduğunu ve bu soruna dayalı çok yönlü yeni toprak sorunları doğduğunu da ortaya koymaktadır. Görüldüğü gibi 100 dekarın altında toprağa sahip işletmeler, toplamın %85’idir. Veriler, toplam işletmelerin üçte ikisini, %67’sini oluşturan 50 dekardan (yani ortalama işletme genişliğinden 59.1) küçük işletmelerin, toprakların ancak beşte birini, %22.1’ini kullanılabildiklerini göstermektedir. Toplam işletmelerin üçte birini, %34.9’unu oluşturan 20 dekardan küçük işletmeler toprakların ancak yirmide birini, %5.6’sını kullanabilmektedir.

- Öte yandan 1991’de bile, toplam işletmelerin yirmi beşte birini, %4.4’ünü oluşturan 200-500 dekarlık işletme dilimi, toprakların beşte birini, %19.9’unu kullanmakta ve toplam işletmelerin binde birini, %0.9’unu oluşturan 500 dekar üstü dilim ise toprakların altıda birini, %17.1’ini işlemektedir.

- 1991 tarım sayımı 5 dekardan az toprağa sahip kırsal hanelerin toplamın %6.3’ünü oluşturduğunu göstermektedir.

- Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü envanter etütlerine göre topraksızların oranı %30.9 düzeyindedir. Özetlenen bu tablo, Türkiye tarımında toprak dağılım dengesizliğinin önemli bir sorun olmaya devam ettiğini, ama ondan da önemlisi tarımda küçük aile işletmeciliğinin işletme sayısı bazında ağırlığını devam ettirdiğini ve giderek cüceleşme eğiliminin arttığını, açıkça sergilemektedir. Üstelik bu olumsuz tablo, aşağıda belirtilen yeni boyutlardan ötürü, toprak kullanımı açısından daha önemli sorunları da beraberinde üretmektedir. Son derece küçülmüş işletmelerin, üstelik arazileri de çok parçalıdır. 1991 sayımına göre ortalama arazi parsel sayısı 5.5, ortalama arazi parsel büyüklüğü 10.85 dekardır. Toprak kullanan 3.966.822 işletme, 21.6 milyon parça arazide tarım yapmaktadır. Tarım işletmelerimizin % 90.5’inin arazisi iki veya daha çok parçadan oluşmaktadır. İşletmelerin beşte birinin %19.7’sinin, parça sayısı 16’dır. Sayısı 4 milyonlara varmış, ortalama büyüklüğü 59.1 dekara düşmüş, üçte ikisinin alanı ortalamadan da düşük, ortalama arazi parçası 5.5’e çıkmış bir fiziki işletme yapısı ile modern tarım yapmak mümkün değildir. Sermaye, girdi ve teknolojiyi yeterince kullanmak ve kullanılanları, verimli kılmak, kesinlikle mümkün değildir. Doğaldır ki tanımlanan bu yapı ile toprakları ne korumak, ne ıslah etmek ve ne de verimli kılmak hiç mümkün değildir. Koruma, ıslah ve verimli kullanma anlamında ciddi sorunlara neden olan bu yapı, bir yandan topraklara aşırı yükleme yapılmasına yol açıp, toprağı verimsizleştirirken, öte yandan iyice daralmış arazisinden hiçbir beklentisi kalmayan insanların arazilerini kullanmaktan vazgeçip, terk etmeleri nedeniyle de yeni olumsuzluklara da yol açmaktadır. Bir yanda küçüldüğü için aşırı kullanılan topraklar sömürülmekte, kötü kullanılmakta, öte yandan boş bırakılarak, terk edilen alanlarda erozyon hızlanmaktadır.

- Toprak / insan ilişkilerinin tarım arazileri açısından yaratabileceği sorunlar kapsamında değinilmesi gereken bir boyutu da, çok büyük alanlara sahip işletmelerin verimli kullanılmasının güçlüğü oluşturmaktadır. Özellikle Güneydoğu Anadolu'da gözlenen çok büyük topraklı işletmelerin verimli kullanılamaması olgusu, beraberinde toprakların kötü kullanımı sonucunu da yaratmaktadır. Yapılan araştırmaların, sulu tarımda çok büyük arazilerin rasyonel kullanımının zor olduğunu göstermesi hususu ile bölgede yaygınlaşacak olan GAP sulamaları birlikte değerlendirilince, toprak kullanım verimliliği için optimal ölçeklerin gerekliliği daha iyi ortaya çıkmaktadır.



----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]



___________________İMZA___________________

Sayfamı Ziyaret Eden Konuklarım!... Hoşgeldiniz!... Merhaba!...



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


Sabır, saygı, sevgi, ille de hoşgörü ve forum kuralları çerçevesinde tartışma ve paylaşıma katılırım. Bu nedenle karşımdaki kişi veya kişilerden de aynı hususlara uymalarını beklerim.

Milletin, vatanın bütünlüğü, cumhuriyet, bayrak, sancak, Mustafa Kemal Atatürk'ü, Atatürk'ün ilke ve devrimlerin, savaşlarda kaybettiğimiz ve kazandığımız değerlerin ölünceye kadar daima bekçisi ve koruyucusuyum.




Yaşamak insanın en büyük doğal hakkıdır. Bu hakkı yok etme çabasında olan (başta PKK. / KADEK Terör örgütü olmak üzere; dünyadaki bütün terör örgütlerini, yandaşlarını, yataklık yapanları, gizli veya alenen destek verenleri, eğiten, yetiştiren ve kullananları, sömürgeci, yayılmacı ve emperyalist) güçleri şiddetle, nefretle kınıyorum.



İmzam = KAD (Hakkında Gerek Duyduğum Açıklamalarım!..)


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
sevecenbaba2005 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
sevecenbaba2005 Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
Sedat1973 (04.10.2007), __G E N C O__ (02.10.2007)
Alt 02.10.2007, 12:45   #13
Yazar
sevecenbaba2005
BARIŞ İÇİN SAVAŞANLAR!...
 
sevecenbaba2005 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 12.05.2006
Bulunduğu yer: Türkiye
Mesajlar: 3.777
Memleket: AMASYA
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 91
İtibar Puanı: 959
sevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahip

Ettiği Teşekkür: 3.450
1.115 Mesajına 2.082 Kere Teşekkür Edlidi
Kalp Tema Vakfının Çalışmaları - Projeleri!... (DEVAMI)


4.2.7. KORUMA - ISLAH VE VERİMLİ KULLANIMA DÖNÜK KAMU İŞLEVLERİ GEREĞİNCE ETKİN KILINAMAMIŞTIR :





Toprak kaynaklarının kısıtlılığı, korunması, ıslahı ve verimli kullanılması koşulları, bu işlevlerin temel bir devlet sorumluluğu olmasını gerektirmektedir. Sorun, geçmişte bu anlamda ele alındığından, hizmet başarıları tartışılsa bile gerek Tarım, gerekse Köyişleri Bakanlığı bünyelerinde, konuyla özel görevli kurumsal yapılanmalara geçilmiş, kuşkusuz önemli hizmetler de verilmiştir.

Ne var ki, özellikle seksenli yılların sonrasında, geçmişte coşkuyla oluşturulmuş, çalışanlarının özverileriyle son derece değerli ve belirleyici hizmetler üretmiş kamu kuruluşlarının yapıları değiştirilmiş, iddiaları azaltılmış, hizmet kapsamları daraltılmıştır.

Toprak ve su kaynaklarının korunması, ıslahı ve verimli kılınması amacı açısından son derece kalıcı ve etkili hizmetler üretmiş olan TOPRAK SU Genel Müdürlüğü gibi başarılı bir kuruluş, kapatılarak hizmetleri daha küçük üniteler bazında güdükleştirilmiştir.

Yeni yapısıyla, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının konuya ilişkin görev ve hizmet sorumlulukları belirsizleşmiş, etkisizleşmiştir. Sorun adeta, sahipsiz bırakılmış, çok sayıda yasal düzenlemeyle yetkili, çok sayıda kuruluş güya sorumlu kılınmış, aslında açık bir görev ve hizmet kargaşası yaratılmıştır.

Günümüzde toprak koruma ve arazi iyileştirme genel amaçlarına dönük işlevlerle yüklenmiş çok sayıda kuruluş bulunmaktadır. Bakanlık ölçeğinde Tarım ve Köyişleri, Orman ve Çevre Bakanlıkları, özel statülü kuruluş niteliğinde Başbakanlık GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, genel müdürlük düzeyinde Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü, Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı diğer hizmet genel müdürlükleri, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Orman Genel Müdürlüğü, Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrol Genel Müdürlüğü gibi özel ödevli kuruluşlar görev yapmaktadır.

Ancak gerek yasal düzenlemelerin yetersizliği, gerekse kamu yapılaşmalarının yanlışlık ve yetersizliği nedeniyle, hizmetler arasında beklenilen eşgüdüm ve işbirliği sağlanamamış, tersine hizmet girişlikleri, yetki tartışmaları vb. nedenlerle, işlevsel etkinlik yerine, kargaşaya ve hizmetlerin sahipsiz kalmasına neden olunmuştur.

Oysa, kamu yönetiminin toprak kaynaklarının korunması ve iyileştirilmesine yönelik, planlayıcı, yönlendirici, altyapı oluşturan, destekleyici, eğitici, araştırıcı, teknoloji aktarıcı ve benzeri işlevleri günümüz için de, gelecek için de zorunlu bulunmaktadır.

- Özetlenmeye çalışılan nedenlerden ötürü, Türkiye’nin toprak potansiyelini ve arazi varlığı niteliğini tam olarak belirleyen, detaylı toprak etütleri bulunmamaktadır. Yeterince güvenilebilir toprak ve arazi veri tabanı ve envanteri yoktur. Önceki bölümlerde de belirtildiği gibi, tam sayım yöntemine göre gerçekleştirilen 1991 Genel Tarım sayımında işlenen tarım arazilerinin 23,451 milyon hektar olduğu belirtilmesine karşın, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı verilerinde bu miktarın 27 - 28 milyon hektar olduğu belirtilmektedir. Yani, sorumlu kuruluşların envanterlerine güvenmek de oldukça, zordur.

- 1966 - 1971 yıllarında TOPRAKSU Genel Müdürlüğü tarafından istikşafi düzeyde yapılan ve yayınlanan çalışmadan sonra, 1982 - 1994 arası güncelleştirme çalışmaları yapılmış ise de henüz yayınlanmamıştır.

- Bilgisayar ve uzaktan algılama teknikleri kullanılarak, ülkesel ölçekte, güvenilir bir saptama, henüz yapılamamıştır.

- Hangi arazilerin ne amaçla kullanılacağını, nerelerin tarım, nerelerin tarım, dışı amaçlarla kullanılacağının ölçütlerini veren ve belirleyen bir Arazi Kullanım Planlaması ya da Kırsal İmar Planı, şimdiye kadar yapılmamıştır.

- Toprağı amaca uygun ve rasyonel kullanarak, koruyacak bir bitkisel üretim yaklaşımı somutlaştırılamamış, bunu sağlayacak destekleyici ve özendirici araçlar geliştirilememiştir.

- Tarım işletmelerinin küçülme ve cüceleşme süreci, toprakların rasyonel kullanımı ve korunması için tarım üreticilerinin bu amaçla da örgütlenmelerini gerektirmesine karşın, bu doğrultuda ciddi bir çaba gösterilmemiştir.

- Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü saptamalarına göre 57.148.886 hektar arazide orta, şiddetli ve çok şiddetli su erozyonu yaşanmasına karşın, erozyonla mücadelede ulaşılan düzey %2’ler düzeyindedir.

- 1.970.538 hektar alanda drenaj sorunu bulunmasına karşın, 1996 sonuna kadar ancak, 853.852 hektar alanda drenaj çalışması yapılabilmiştir.

- Toprak ıslahı yapılabilen alan, yalnızca 30.530 hektardır.

- Sekileme, taş toplama, taşkın koruma ve dere ıslahı gibi toprak koruma önlemleri, ancak 355.683 hektarda yapılmıştır.

- Yılda ancak 3000 hektar alanda yapılan taşlılık çalışması hızıyla, bu sorun ancak 1000 yılda çözülebilecektir. (2.989.003 Ha / 3000 Ha)

- Ekili dili alanın %78.9’unda kuru tarım %21.1’inde sulu tarım yapılmaktadır. Meyve alanının %36.9’u, sebze alanının %78.3’ü sulanmaktadır.

- Genel anlamda tarım arazisinin %92’sinin sulanabileceği ilgili bilim adamlarınca belirtilmesine ve sulama yatırımlarına ilişkin teknolojik gelişmelere karşın, ekonomik olarak sulanabilecek alan, hâlâ 8.5 milyon hektar olarak gösterilmektedir. Bu miktarın, hangi yaklaşımlarla, hangi yörelerde ne ölçüde artabileceğine ilişkin yeterli çalışmalar yoktur.

- Üstelik, ekonomik olarak sulanabilir bulunan 8.5 milyon hektar alanın da 1998 başına kadar ancak yarısı, 4.543 milyon hektar arazi sulanabilmiştir.

- Sulanabilecek, 8.5 milyon hektar arazinin, yalnızca %10’una, 823 bin hektarlık kısmına tarla içi geliştirme hizmetleri verilebilmiştir.

- Sulamaya açılan devlet şebekelerinde sulama oranları % 60 - 65, sulama oranları ise %25 - 55 düzeyindedir. Sulama alanlarında arazi toplulaştırmalı tarımsal altyapı hizmetleri yeterince veya hiç verilemediğinden oranlar olması gerekenlerin altında kalmaktadır.

- Sulamaya açılan alanların önemli bölümünde, sulamayı etkin ve verimli kılacak olan, tarla içi geliştirme hizmetleri (tesfiye, drenaj, temizleme, yol vb.) yeterince gerçekleştirilememiştir.

- Verimli bir tarımsal üretim için arazi toplulaştırması bir temel ön koşuldur. O açıdan Türkiye tarım arazilerinin bütünü için toplulaştırma, şu ya da bu ölçüde olmak üzere gereklidir. Ekonomik ve teknolojik olarak sulanabileceği bilinen 8.5 milyon hektar alan toplulaştırmanın ana hedefidir. 1997 yılı sonuna kadar sulamaya açılmış 4.543 milyon hektar arazi ise bu temel hedefin önceliğidir. Nitekim DSİ tarafından bu öncelik daha da daraltılmış, GAP hariç 1.250 milyon hektar olarak belirlenmiştir.

Ulaşılması gereken bu hedefler karşısında, şimdiye kadar Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından toplam 208.000 hektar, Tarım Reformu Genel Müdürlüğünce ise toplam 92.000 hektar alanın toplulaştırılması tamamlanmıştır. Yaklaşık 45.000 hektar alanda ise Tarım Reformu Genel Müdürlüğü toplulaştırma çalışmaları devam etmektedir. Görüldüğü gibi, toplulaştırma çabaları ile ulaşılan düzey, sulanan alan açısından da, sulanması beklenen 8.5 milyon hektar bakımından da, tarım arazilerinin bütünü açısından da, son derece yetersizdir.

- GAP’ta yılda 100.000 Hektar alanda toplulaştırma yapılması öngörülmektedir. Bu öngörünün gerçekleşmesi ve 1.7 milyon hektar GAP alanının bir yana bırakılması halinde bile, geriye kalan 6.8 milyon hektarlık ana hedefin gerçekleşmesi, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün yıllık 49.000 Hektarlık hedefine göre, yaklaşık 140 yılda tamamlanabilecektir. Kısacası, toprak koruma açısından da, toprakları sulamayla verimli kılmak bakımından da zorunlu olan toplulaştırma çalışmaları, bu hızla çok uzun zaman alacaktır.

- Sulama konusunda olduğu gibi, toplulaştırmada da, yapılan çalışmanın verimli olması için tarla içi geliştirme hizmetleriyle bütünleşmesi gerekmektedir. Oysa, özellikle Tarım Reformu Genel Müdürlüğünce gerçekleştirilen toplulaştırmaların, bir “parsel düzenlemesi” niteliğini fazla aşamadığı, tarla içi geliştirme hizmetleriyle tamamlanamadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünce yapılan toplulaştırmalardan da, tarla içi geliştirme hizmetlerinin eksiksiz yerine getirildiğini söylemek, olanağı bulunmamaktadır.



----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]



___________________İMZA___________________

Sayfamı Ziyaret Eden Konuklarım!... Hoşgeldiniz!... Merhaba!...



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


Sabır, saygı, sevgi, ille de hoşgörü ve forum kuralları çerçevesinde tartışma ve paylaşıma katılırım. Bu nedenle karşımdaki kişi veya kişilerden de aynı hususlara uymalarını beklerim.

Milletin, vatanın bütünlüğü, cumhuriyet, bayrak, sancak, Mustafa Kemal Atatürk'ü, Atatürk'ün ilke ve devrimlerin, savaşlarda kaybettiğimiz ve kazandığımız değerlerin ölünceye kadar daima bekçisi ve koruyucusuyum.




Yaşamak insanın en büyük doğal hakkıdır. Bu hakkı yok etme çabasında olan (başta PKK. / KADEK Terör örgütü olmak üzere; dünyadaki bütün terör örgütlerini, yandaşlarını, yataklık yapanları, gizli veya alenen destek verenleri, eğiten, yetiştiren ve kullananları, sömürgeci, yayılmacı ve emperyalist) güçleri şiddetle, nefretle kınıyorum.



İmzam = KAD (Hakkında Gerek Duyduğum Açıklamalarım!..)


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
sevecenbaba2005 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
sevecenbaba2005 Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
Sedat1973 (04.10.2007), __G E N C O__ (02.10.2007)
Alt 02.10.2007, 12:57   #14
Yazar
sevecenbaba2005
BARIŞ İÇİN SAVAŞANLAR!...
 
sevecenbaba2005 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 12.05.2006
Bulunduğu yer: Türkiye
Mesajlar: 3.777
Memleket: AMASYA
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 91
İtibar Puanı: 959
sevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahip

Ettiği Teşekkür: 3.450
1.115 Mesajına 2.082 Kere Teşekkür Edlidi
Kalp Tema Vakfının Çalışmaları - Projeleri!... (DEVAMI)


4.2.8. YASAL DÜZENLEMELER, TOPRAĞIN KORUNMASI, GELİŞTİRİLMESİ VE VERİMLİ KILINMASI AMAÇLARI AÇISINDAN YETERLİ DEĞİLDİR :





- Doğal koşullar ve insan etkileriyle ortaya çıkan olumsuzluklar nedeniyle, çok yönlü ve çok sayıda sorunla karşı karşıya bulunan toprak kaynaklarımız için, "toprak koruma ve arazi iyileştirme" amaçları açısından, yeterli Anayasal ve yasal düzenlemelerin gerçekleştirilmiş olduğunu söylemek olanağı yoktur.

- Başta 44 ve 45. maddeler olmak üzere "toprağın verimli kullanımı, korunması, geliştirilmesi, erozyonun önlenmesi, tarım arazileri ve meraların amaç dışı kullanılmaması, kamu mallarının korunması, mülkiyetin kamu yararına kullanımı, kıyı ve sahillerden yararlanmada kamu yararının gözetilmesi, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkının sağlanması, tabiat varlık ve değerlerinin korunması, kalkınma için ülke kaynaklarının verimli kullanılması ve doğal değer ve kaynakların devletin sorumluluğunda olması gibi," çok sayıda kaynak korumacı geliştirmeci hüküm Anayasamızda bulunmasına karşın, beklenilen olumlu sonuçlar sağlanamamıştır.

Anayasa'da yer alan hükümlerin, iyi niyetli olmalarına karşın, yeterli açıklığı, netliği taşıyamaması, gerekli yaptırımcı erki somutlayamaması ve var olan hükümlerin gerektirdiği yasal düzenlemelerin gerçekleştirilememiş olmasından ötürü, sorun alanı çözümleyici yasal düzenlemelere kavuşamamış bulunmaktadır.

- Uzun yılların çabaları sonucu 1998 yılında Mera Kanunu çıkarılmıştır ama, bu yasanın uygulama etkinliğini tek başına sağlaması olanağı, ne yazık ki bulunmamaktadır.

- Genelde araziyi ve tarım arazilerini, özelde toprağı her boyutuyla amaçlayan, koruma, ıslah - geliştirme ve verimli kullanmayla ilgili temel doğrultuları öngören, genel ve özel kuralları belirleyen, bir Toprak Yasası yoktur.

- Ülkenin geleceği için yaşamsal önemi giderek artan su kaynaklarımızı amaçlayan, benzeri nitelikli bir temel yasa yoktur.

- Toprak ve su kaynaklarının korunması, ıslahı ve verimli kullanımı işlevlerinin nasıl yerine getirileceğini kapsamlı ve bütünlükçü anlayışla ortaya koyan, bir kamu örgütlenmesi yasası yoktur.

- Gerekli olduğu halde birçok temel yasanın çıkarılamamasının yanında, yürürlükte olan kimi yasal düzenlemeler ise sorun çözmek yerine, yeni sorunlara kaynaklık etmektedir. Çok sayıda kamu kuruluşunun, aynı sorunla sorumlu olmasını öngören, örgüt ve kurum yasaları, hizmet karmaşıklığı sorunları yaratmaktadır. Medeni Kanun'un mirasla ilgili hükümleri, toprak parçalanması ve işletmelerin cüceleşmesi sürecini adeta hızlandırmaktadır.

- Tarım arazilerinin amaç dışı kullanılmasının önlenmesi gibi çok zorunlu ve temel bir amaç, değişik niyetlerle saptırılması, değiştirilmesi kolay olan, yönetmelik gibi bir düzenlemeye oturtulmuştur.

Nitekim, bu çok temel nitelik taşıyan amaç için, yönetmelik gibi gücü yetersiz bir düzenleme yapıldığından, hem amaca uygun yeterli etkinlik sağlanamamış ve amaç dışı kullanımı caydırıcı mekanizmalar işletilememiş, hem de yönetmelik amaca aykırı doğrultularda sık sık değiştirilebilmiştir.

1989 tarihini taşıyan Tarım Alanlarının Tarım Dışı Gaye ile Kullanılmasına Dair Yönetmelik, daha bir yıl geçmeden "verimli alanlara sanayi tesisi kurmak için" 1990'da değiştirilmiş, aynı amaçlı ikinci değişiklik 1991'de yapılabilmiştir.

Üstelik, bu değişikliklerin "kamu yararına aykırılığı gerekçesiyle DANIŞTAY'ca iptal edilmesine karşın, benzer bir niyetle bu kez 1998 yılında yeni bir değişiklik daha yapılarak, güya tarım girdisi üretmek için alan tahsisi" amacıyla verimli alanların talanı için, adeta yasal kılıf hazırlanmıştır.



----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]



___________________İMZA___________________

Sayfamı Ziyaret Eden Konuklarım!... Hoşgeldiniz!... Merhaba!...



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


Sabır, saygı, sevgi, ille de hoşgörü ve forum kuralları çerçevesinde tartışma ve paylaşıma katılırım. Bu nedenle karşımdaki kişi veya kişilerden de aynı hususlara uymalarını beklerim.

Milletin, vatanın bütünlüğü, cumhuriyet, bayrak, sancak, Mustafa Kemal Atatürk'ü, Atatürk'ün ilke ve devrimlerin, savaşlarda kaybettiğimiz ve kazandığımız değerlerin ölünceye kadar daima bekçisi ve koruyucusuyum.




Yaşamak insanın en büyük doğal hakkıdır. Bu hakkı yok etme çabasında olan (başta PKK. / KADEK Terör örgütü olmak üzere; dünyadaki bütün terör örgütlerini, yandaşlarını, yataklık yapanları, gizli veya alenen destek verenleri, eğiten, yetiştiren ve kullananları, sömürgeci, yayılmacı ve emperyalist) güçleri şiddetle, nefretle kınıyorum.



İmzam = KAD (Hakkında Gerek Duyduğum Açıklamalarım!..)


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
sevecenbaba2005 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
sevecenbaba2005 Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
Sedat1973 (04.10.2007)
Alt 02.10.2007, 13:14   #15
Yazar
aliko1969
ÇEVRECÍ
 
aliko1969 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 14.09.2007
Bulunduğu yer: Almanya - Duisburg
Mesajlar: 113
Memleket: DİYARBAKIR
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 42
İtibar Puanı: 195
aliko1969 hakkında olumlu dusunceler mevcutaliko1969 hakkında olumlu dusunceler mevcut

Ettiği Teşekkür: 72
47 Mesajına 80 Kere Teşekkür Edlidi
Thumbs up Benim Sadik Yarim Kara Topraktir

Merhaba sevecanbaba2005,
verdigin emekten dolayi tesekkürler. Toprak yasam için en önemli elementlerden biridir. Bundan dolayi topragi korumak zorundayiz.

Ulu Ozanimiz Asik Veysel bu eseriyle topragi ne güzel anlatiyor:

KARA TOPRAK

Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim sâdık yârim kara topraktır
Beyhude dolandım boşa yoruldum
Benim sâdık yârim kara topraktır

Nice güzellere bağlandım kaldım
Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum
Her türlü isteğim topraktan aldım
Benim sâdık yârim kara topraktır

Koyun verdi kuzu verdi süt verdi
Yemek verdi ekmek verdi et verdi
Kazma ile döğmeyince kıt verdi
Benim sâdık yârim kara topraktır

Âdem'den bu deme neslim getirdi
Bana türlü türlü meyva yedirdi
Her gün beni tepesinde götürdü
Benim sâdık yârim kara topraktır

Karnın yardım kazmayınan belinen
Yüzün yırttım tırnağınan elinen
Yine beni karşıladı gülünen
Benim sâdık yârim kara topraktır

İşkence yaptıkça bana gülerdi
Bunda yalan yoktur herkes de gördü
Bir çekirdek verdim dört bostan verdi
Benim sadık yârim kara topraktır

Havaya bakarsam hava alırım
Toprağa bakarsam dua alırım
Topraktan ayrılsam nerde kalırım
Benim sâdık yârim kara topraktır

Dileğin varsa iste Allah'tan
Almak için uzak gitme topraktan
Cömertlik toprağa verilmiş Hak'tan
Benim sâdık yârim kara topraktır

Hakikat ararsan açık bir nokta
Allah kula yakın kul da Allah'a
Hakkın gizli hazinesi toprakta
Benim sâdık yârim kara topraktır

Bütün kusurumuzu toprak gizliyor
Merhem çalıp yaralarımı düzlüyor
Kolun açmış yollarımı gözlüyor
Benim sâdık yârim kara topraktır

Her kim ki olursa bu sırra mazhar
Dünyaya bırakır ölmez bir eser
Gün gelir Veysel'i bağrına basar
Benim sâdık yârim kara topraktır

Aşık Veysel ŞATIROĞLU

___________________İMZA___________________
Unutmamalıyız ki, sağlıklı bir çevre için vereceğimiz her hizmet, kendi sağlığımız ve çocuklarımızın geleceği içindir.

Yaşadığımız Çevreyi Korumak Hepimizin Görevidir.

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
aliko1969 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
aliko1969 Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
sevecenbaba2005 (04.10.2007)
Alt 02.10.2007, 13:23   #16
Yazar
sevecenbaba2005
BARIŞ İÇİN SAVAŞANLAR!...
 
sevecenbaba2005 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 12.05.2006
Bulunduğu yer: Türkiye
Mesajlar: 3.777
Memleket: AMASYA
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 91
İtibar Puanı: 959
sevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahip

Ettiği Teşekkür: 3.450
1.115 Mesajına 2.082 Kere Teşekkür Edlidi
Kalp Tema Vakfının Çalışmaları - Projeleri!... (DEVAMI)


5. ÇÖZÜMLEYİCİ İLKELER VE YASAL DÜZENLEME GEREKÇELERİ :





Raporun SUNUŞ ve GİRİŞ başlıkları altında genel anlamda belirtilmeye çalışılan "yasal düzenleme zorunluluğu", aşağıda dört ayrı başlık altında ayrıntılı olarak açıklanan sorun alanları ve sorunlar çerçevesinde, gerekçelendirilecektir. Doğal nedenlere ve yapay etmenlere dayalı olarak ortaya çıkan bu sorun demetinin, son tahlilde gündeme getirdiği çözümleme gereği, EKONOMİK – TOPLUMSALYÖNETSEL - HUKUKSAL ve SİYASAL nitelikli alt başlıklara göre gruplandırılmış, "gerekçelerle" tanımlanmaya çalışılacaktır.


5.1. EKONOMİK GEREKÇELER :


- Kalkınma ile çevre arasında denge kurulmasını amaçlayan ve bu hedef için küresel ortaklığı öngören SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA yaklaşımının temel nitelikle olmazsa - olmaz ön koşulu; "başta toprak olmak üzere tüm doğal üretim kaynak ve olanaklarının" korunması, geliştirilmesi ve verimli kullanılmasıdır.

- Esasen kısıtlı olan, üretilmesi ve yenilenmesi mümkün olmayan ve giderek hızlanan bozulma ve yok olma olumsuzluğuyla karşı karşıya bulunan toprak, bu kapsamda öncelikli kaynağı, oluşturmaktadır.

- Ekonomik gelişme gereği, önce toprağın doğru ve amaca uygun kullanımını gerektirmektedir.

- Tarım sektörünün gelişmesi veya bir başka deyişle, topluma besin, sanayiye hammadde, ihracata ürün yetiştiren tarımsal sürecin etkin ve verimli olması, öncelikle toprak kaynaklarının korunarak doğru kullanımını zorunlu kılmaktadır. Türkiye öngörülen gelişmeyi bu toprakları kullanarak gerçekleştirmek durumundadır.

- Gerek dünya gerekse Türkiye'nin toprak kaynakları sanıldığı kadar zengin değil, tersine oldukça kısıtlıdır.

- Nüfus artış hızı ve toprakların yitimi sürecine bağlı olarak, Dünyada kişi başına tarım arazisi azalmaktadır. Tahminler, önümüzdeki elli yılda bu miktarın yarı yarıya azalacağını göstermektedir.

- Türkiye, toprak rezervi kalmamış ondokuz ülke arasına girmiştir.

- Türkiye topraklarının ancak % 35.6'sı, yani üçte bir tarıma elverişlidir.

- Tarım açılmaması gereken alanların da bu amaçla kullanılmasından ötürü, aslında ülkemizde toprak kullanım potansiyeli de, artmıştır.

- Bu işletme yapısının, sermaye - girdi - teknoloji ve toprağı verimli kullanacak optimum ekonomik işletme dokusuna, dönüşmesi gerekmektedir.

- Türkiye arazisinin üçte ikisi eğimlidir ve ortalama yükseklik 1132 metredir. Bu topoğrafik özellikler, arazinin verimli tarım açısından önemli kısıtını oluşturmaktadır.

- Tarıma elverişlilik bakımından, optimum toprak derinliğine sahip alanlar yetersizdir.

- Çoraklık, drenaj, taşlılık gibi doğal sorunlar, bir başka kısıtı oluşturmaktadır.

- Tarım için kullanılabilir sayılan I - IV. sınıf topraklar toplamın % 34'ü, tarım açısından verimli sayılan I - II. sınıf topraklar ise toplamın % 15'ini oluşturmaktadır.

- Üstelik tarım açısından verimli arazilerin çoğunluğu, kent, altyapı, sanayi v.b. yatırımlarının yoğunlaştığı bölgelerde bulunmaktadır.

- Ekonomik ve teknolojik olarak sulanabilen topraklar, işlenen alanın üçte biri kadardır.

- Topraklarımızda organik madde yetersizliği yaygındır.

- Üstte tanımlayıcı boyutlarıyla verilen ve doğal yapıdan kaynaklanmış bulunan ekonomik gerekçeler toprakların, özellikle de tarım arazilerinin esirgenme derecesinde sahiplenilmesini, kesinlikle ve her koşulda korunmasını zorunlu kılmaktadır. Amaca ulaşmak açısından yalnızca korumak da yeterli olmayacaktır.

Korunması zorunlu toprakların kısıtlı potansiyelinden optimum yararın sağlanması bakımından, kullanım yeteneklerinin geliştirilmesine yönelik ıslah çalışmalarının ve en uygun kullanımı sağlayacak, bağlayıcı - kesin toprak kullanım planlarının kılınması gerekli bulunmaktadır. Bu zorunluluk yaşanmakta olan toprak yitirilmesi süreci nedeniyle, daha da ağırlaşmıştır.

- Dünya genelinde gözlenen toprak yitimi olumsuzluğu, ekonomik gelişme ve kalkınmanın, bundan böyle daha az toprakla yetinilerek gerçekleştirilmesi gerçeğini ortaya koymaktadır.

- Bilimsel saptamalar, yeryüzü karasal alanının % 15'inin insanlardan kaynaklanan sorunlar nedeniyle bozulduğunu göstermektedir.

- Dünya ölçeğinde yılda 25 milyar 400 milyon ton üst toprak kaybına yol açan boyutuyla, erozyon bir afet niteliğini almıştır.

- Dünya tarım arazilerinin % 70'i çölleşme riskiyle yüz yüzedir. 20 milyon km2 alan, canlıların yaşayamayacağı bir ortama dönüşmüştür. Her yıl, Dünyada 60.000 km2 alan çölleşmektedir.

- Çölleşme ve erozyon nedeniyle, Dünyada her yıl 1.5 milyon hektar sulanan alan kaybedilmektedir.

- Ülkemizde, topoğrafya, ekoloji gibi doğal nedenlere bağlı, biçimde esasen yoğun olan erozyon, insanın doğaya müdahalesinden kaynaklanan yapay nedenlerle, giderek ağırlaşmaktadır.

- Kara yüzeyimizin % 86.5'i, işlenen tarım alanlarının % 73'ü yoğun erozyonla karşı karşıyadır.

- Avrupa'nın onüçte biri büyüklükte olmamıza karşın, ülkemizdeki erozyonla toprak kaybı Avrupa toplamından fazladır ve yılda 500 milyon tona ulaşmaktadır.

- Her yıl, 25 cm kalınlığında 150.000 Hektara eş düşen bu kayıpla, aynı zamanda her yıl 9 milyon ton bitki besin maddesi yok olmaktadır.

- Böylesine çok çeşitli ve çok sayıda doğal sorunla karşı karşıya bulunan kısıtlı alanlarımız, üstelik tarım dışı amaçlarla hızlanarak talan edilmektedir.

- Kullanım olanağı bulunan çok geniş alanlar olmasına karşın, tarım amacı dışı kullanım daha çok verimli tarım arazilerinde yoğunlaşmaktadır. Bir yandan GAP gibi büyük projelere sulama için büyük kaynaklar ayrılırken, öte yandan sulama şebekesi döşenmiş verimli alanlar betonlaştırılmaktadır.

- 1978'den 1996'ya % 333 oranında artış gösteren amaç dışı kullanımla, yaklaşık 600.000 hektar verimli tarım arazisi yok olmuştur, bir Ankara ya da bir Konya ili arazisi yok edilmiştir.

- Amaç dışı kullanımla Türkiye'nin, buğday türünden yıllık ortalama ürün kaybı 2,5 - 2,8 milyon ton düzeyindedir.

- Amacı doğrultusunda ve yerinde kullanılan tarım arazisi ancak % 66 oranındadır.

- Bütün bu olumsuz sürece bağlı olarak, kişi başına tarım arazisi, son yirmi yılda üçte bir oranında azalmış, 4,5 dekar / kişi büyüklüğünden 3 dekar / kişi büyüklüğüne inmiştir.

- Kimi örneklerle tanımlanmaya çalışılan, doğal kökenli ya da yapay etmenlere dayalı toprak yitim süreci, karşımıza yasal düzenleme bakımından ikinci bir temel ekonomik gerekçe olarak çıkmaktadır. Giderek ağırlaşan boyutlarla tırmanan sorun, "toprak koruma yaklaşımının daha da önemsenmesi yanında arazi kullanım rasyonelinin kesinlikle yakalanmasını ve hangi amaçlarla hangi arazilerin kullanılacağını belirleyen kesin - değiştirilemeyecek yasal kuralların oluşturulmasını" ana çözümleme doğrultusu olarak ortaya koymaktadır.

Aynı nedenler, kısıtlı olan ve giderek daralan bu kaynaklardan optimum yararın sağlanması bakımından, toprak ıslahı ve geliştirilmesi çabalarını da aynı ölçüde zorunlu kılmaktadır. Koruma ve amaca uygun kullanım için belirleyici ekonomik gerekçeler olarak yukarıda belirtilen "yetersizlik - kısıtlılık ve yitim süreci" sorunu yanında, bir başka ekonomik gerekçeye de "tarım amaçlı yanlış kullanım olayı" kaynaklık etmektedir.

- İşlemeli tarıma açılmaması gereken mera ve benzeri alanların önemli bölümü bu amaçla kullanılmış ve var olan erozyon eğilimi hızlandırılmıştır.

- Daralan mera alanlarına yönelen ağır otlatma ve sorumsuz kullanma olumsuzluğu, bu alanların önemli bölümünü kıraççıplak - erozyona açık alanlar haline getirmiştir.

- Toprak koruma ve erozyon kontrolü açısından daha uygun bir tarımsal süreç olan bağ - bahçe tarımı yeterince artırılamazken, özellikle kuru tarımda erozyonu hızlandıran tarla tarımı alanları çok hızla büyümüştür.

- Uygun yetiştirme teknikleriyle azaltılması mümkün nadas alanları gereğince daraltılamamış, hem arazi boş bırakılarak ekonomik zarara, hem de erozyon riskine neden olunmuştur.

- Tarla tarımı içerisinde, toprağı daha ekonomik kılan sanayi bitkilerinin ve özellikle erozyon riskinin azaltılmasına yarar sağlayacak yem bitkilerinin oranı gereğince artırılamamıştır.

- Toprakların yeteneğe uygun kullanımını realize edecek, uygulanabilir bir üretim yönlendirmesi başarılamamıştır.

- Bilimsel saptamalara göre işlemeli tarıma açılmaması gereken alanlar, tarım amaçlı kullanılan alanın dörtte birine varmıştır. Üstelik, bu alanlar tarıma uygun olmadığından, ortaya verimsiz bitkisel üretim gibi yeni bir sorun da çıkmıştır.

- Toprak kullanım yeteneklerine uygun olmayan yanlış tarım uygulamaları da ayrı bir ekonomik sorunun kaynağını oluşturmuştur. Araştırmalar toplam tarım alanının beşte birinde, bu tür yeteneğe aykırı kullanım olduğunu göstermektedir.

- Tarım dışı amaçlarla kullanım ve tarım amaçlı yanlış kullanım, toplam karasal alanın üçte birine ulaşmıştır.

- Kullanım amacı anlamında yapılan yanlışlıkların yanında, toprak kullanım yöntem yanlışlıkları da, benzer ekonomik sorunlar yaratmıştır. Toprak işleme yanlışlıkları, yoğun ve yanlış sulama yöntemleri, yoğun ve yanlış gübre ve ilaç kullanımları, yüzey toprağın yitirilmesi, drenaj, çoraklaşma, toprak niteliğinin bozulması ve kaynakların ekonomik kullanılmaması gibi çok sayıda soruna kaynaklık etmiştir.

- Tanımlayıcı ana başlıklarla açıklanmaya çalışılan "tarım amaçlı yanlış arazi kullanım süreci" kesinlikle durdurulmalıdır. Toprakların yeteneğe göre en uygun kullanımını sağlayacak, kullanım planlama ve yönlendirmelerinin yapılması toprağı hem koruyacak hem de verimini optimize edecek kullanım ve geliştirme tekniklerinin uygulanması, kesinlikle gerçekleştirilmelidir.

Bu önlemler, gerekli ıslah ve geliştirme çabalarıyla bütünleştirilmeli ve bu amaçları sağlayacak yasalyönetsel kurallar geliştirilmelidir. Toprakların korunması, ıslahı ve etkin kullanılmasını kısıtlayıcı özellik taşıyan bir olumsuzluk tablosu da, toprak ve bitki örtüsü kirlenmesi bazında ortaya çıkmaktadır.

- Kent, endüstri, tarım dışı etkinlikler ve yanlış - yoğun tarım kimyasalı kullanımı, toprağı, suyu ve bitki örtüsünü çok tehlikeli biçimde kirletmekte, bu kaynakların üretim gücünü zayıflatmakta, yer yer üretemez hale getirmektedir.

- Bu nedenle, geçmişte toprağa bereket kaynağı olan birçok akarsu, şimdi toprağı zehirleyen patojen unsur olmuştur.

- Aynı nedenle, dün sulanabilen birçok arazi, bugün su kirliliği yüzünden sulanamayarak, kurumuştur.

- Toprak ve bitki gereksinimini gözetmeyen, yanlış ve yoğun kimyasal kullanımı, üretkenlik gücünü geriletmiş, insan besin zincirine yansıyan tehlikeleri gündeme getirmiştir.

- Birkaç başlıkla belirtilen ve ilgili-yetkili hiçbir çevre tarafından yeterince ayırdına varılamayan toprak su ve bitki örtüsü kirlenmesi, toprakların ıslahı ve kirletici etmenlerin önlenmesi doğrultusunda çözülmesi gereken bir başka ekonomik nitelikli sorunu ve gerekçeyi oluşturmaktadır. Toprak koruma, ıslah geliştirme ve verimli kullanma sürecinde yeni yasal düzenlemeleri gerektiren önemli bir başka gerekçeyi ise, toprak/insan ilişkilerinin ekonomik boyutu gündeme getirmektedir.

- Nüfusun hızla artması, buna bağlı bölünme süreci ve tarım alanlarının aynı oranda büyümemesi olayı, aile başına düşen tarım arazisi büyüklüğünü küçültmüştür.

- 1991 Genel Tarım Sayım verilerine göre, ortalama işletme büyüklüğü 59.1 dekar, ortalama parsel sayısı 5.5 adettir. Böylesine küçülmüş ve parçalanmış toprak potansiyeline sahip işletme yapılarında, verimli toprak kullanımı mümkün değildir.

- Ortalama büyüklüğün de altına düşen, cüceleşen birçok tarım işletmesinde, yeter gelir sağlamadığı için topraklar boş bırakılıp, kullanılmamakta, köyler terk edilmektedir.

- Öte yandan, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun birçok yöresinde, çok büyük topraklı aile gerçeği devam etmekte, sulanan alanlarda büyük topraklı işletmelerin verimli tarım yapmaları ve toprakları ekonomik kullanmaları mümkün olmamaktadır.

- İşletme yapısı, büyüklüğü ve toprak dağılımında gözlenen dengesizlik, toprakların kullanım verimliliğinin ve işletme optimizasyonunun sağlanması açısından, giderilmesi gereken bir sorun ve yasal düzenlemeyi öngören bir ekonomik gerekçe niteliğini taşımaktadır. Toplulaştırmadan - topraklandırmaya, miras hükümlerinin değiştirilmesine kadar uzanan bir dizi çözümleme yaklaşımı, yasal temellere kavuşturulmalıdır.



----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]



___________________İMZA___________________

Sayfamı Ziyaret Eden Konuklarım!... Hoşgeldiniz!... Merhaba!...



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


Sabır, saygı, sevgi, ille de hoşgörü ve forum kuralları çerçevesinde tartışma ve paylaşıma katılırım. Bu nedenle karşımdaki kişi veya kişilerden de aynı hususlara uymalarını beklerim.

Milletin, vatanın bütünlüğü, cumhuriyet, bayrak, sancak, Mustafa Kemal Atatürk'ü, Atatürk'ün ilke ve devrimlerin, savaşlarda kaybettiğimiz ve kazandığımız değerlerin ölünceye kadar daima bekçisi ve koruyucusuyum.




Yaşamak insanın en büyük doğal hakkıdır. Bu hakkı yok etme çabasında olan (başta PKK. / KADEK Terör örgütü olmak üzere; dünyadaki bütün terör örgütlerini, yandaşlarını, yataklık yapanları, gizli veya alenen destek verenleri, eğiten, yetiştiren ve kullananları, sömürgeci, yayılmacı ve emperyalist) güçleri şiddetle, nefretle kınıyorum.



İmzam = KAD (Hakkında Gerek Duyduğum Açıklamalarım!..)


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
sevecenbaba2005 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
sevecenbaba2005 Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
Sedat1973 (04.10.2007)
Alt 02.10.2007, 13:32   #17
Yazar
sevecenbaba2005
BARIŞ İÇİN SAVAŞANLAR!...
 
sevecenbaba2005 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 12.05.2006
Bulunduğu yer: Türkiye
Mesajlar: 3.777
Memleket: AMASYA
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 91
İtibar Puanı: 959
sevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahip

Ettiği Teşekkür: 3.450
1.115 Mesajına 2.082 Kere Teşekkür Edlidi
Kalp Tema Vakfının Çalışmaları - Projeleri!... (DEVAMI)


5.2. TOPLUMSAL GEREKÇELER :





Türkiye topraklarına sahip çıkılmasının, korunarak doğru kullanımının sağlanmasının en temel ve genel toplumsal gerekçesi, Türkiye toplumunun besin güvenliğinin sağlanması ve Türkiye insanının insanca beslenmesinin gerçekleştirilmesidir.

- Türkiye, "kendine yeten yedi ülkeden birisi olmak" özelliğini çoktan yitirmiştir. En temel besin olan ekmek için gerekli buğday üretiminin artış hızı, nüfus artış hızından geri kalmıştır. 1983 - 1996 döneminde yıllık üretim artışı buğdayda % 1.55, meyvelerde % 1.97, sütte % 1.5 ve ette %0.18 olmuştur.

- 1985 - 1998 arasında Türkiye 530.000 ton kasaplık sığır, 255.000 ton et, 87.000 ton süt tozu ithal etmiştir. Birçok temel besin açısından Türkiye net ithalatçı haline gelmiştir.

- Araştırmacılar kişi başına günlük besin maddesi tüketiminin azaldığını göstermektedir.

- İnsanlarımızın onda biri proteince, altıda biri enerji açısından yetersiz beslenmektedir.

- Üstelik bu ölçüde yetersiz beslenen ve bu nedenle kitlesel sağlık sorunları yaşayan Türkiye toplumu, hızla büyümeye devam etmektedir.

- Özetle, Türkiye büyüyen ve çağdaş koşullarda insanca yaşam sürdürmesi gereken toplumunu, bu toprakları koruyarak ve doğru kullanarak yaşatmak durumundadır. Tümü önemli olan diğer ekonomik ve toplumsal nedenler bir yana bırakılsa dahi Türkiye toplumunun insanca yaşamasını sağlayacak besin güvenliği misyonu, toprakların toplumun geleceği için korunması ve doğru kullanılmasının temel toplumsal gerekçesini oluşturacaktır.

- Toplumsal nitelikli ikinci temel gerekçe ise "tarım toplumunun yaşam düzeyinin geliştirilmesi ve refahının sağlanmasıdır". Toprak kullanan işletme sayısı 3.996.822 adet olan, nüfusu 21.870.000'e varmış bulunan tarım üreticisi kitlenin, kısa zamanda tarım dışı sektörlere aktarımı söz konusu değildir. O nedenle, Türkiye tarımının daha uzun zaman yoğun üretici kitlesine katlanması kaçınılmazdır. Emeği ile mal üreten bu geniş toplum kesiminin daha verimli üreterek refahını artırması bakımından da, toprakların korunup - doğru kullanılması ve bunun yasal temellere kavuşturulması zorunluluğu vardır.

- Artan nüfus yoğunluğunun topraklara yönelik olumsuz baskı ve etkilerinin azaltılması açısından da, toprak kullanımı rasyonel kılan toprak düzenlemelerine gerek bulunmaktadır.

- Nüfus artışı ve miras hükümleri nedeniyle hızlanan bölünme, çok küçük, cüce ve fakat tümü verimsiz işletmelerin yaygınlaşmasına neden olmuştur. Verimsiz çalışan ve toprağı çok kötü kullanan bu yapının optimal tarım işletmesi ölçeğine dönüşmesi, ekonomik açıdan olduğu kadar, küçük işletmelerin yaşayabilir tarım işletmesi toplumsal dokusuna dönüşmesi bakımından da önemlidir. Dolayısıyla, küçük ve cüce yapıları optimize edecek bir toprak düzenlemesi, kırsal toplumun yararları anlamında da önemli bir toplumsal gerekçeyi oluşturmaktadır.

- (4.2.6) no.lu başlık altında tanımlayıcı göstergeleri verilen, toprak dağılım dengesizliğinin giderilmesi ve toplumsal dengenin kurulması bakımından da, toprak kullanım ve korumanın yeni yasal temellere kavuşturulması gerekmektedir.

- Verimli üretim koşullarını yitirdikleri için terk edilen ve kullanılmayan toprakların, demokratik yaklaşımlarla az topraklı kitleleri insanca üretecek ölçeklere kavuşturmak amacıyla tahsisi de toprak kullanımının düzenlenmesine ilişki ayrı bir toplumsal gerekçeyi oluşturmaktadır.

- Birkaç temel noktada toplanan toplumsal gerekçeler, toprakların korunması - ıslahı ve verimli kullanılmasının, ekonomik olduğu kadar bir toplumsal zorunluluk, hatta Türkiye toplumunun yaşamsal zorunluluğu olduğunu ve toplumun geleceğinin güvenliği ile toprakları korumak ve doğru kullanmanın eş anlama geldiğini açıkça ortaya koymaktadır.



----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]



___________________İMZA___________________

Sayfamı Ziyaret Eden Konuklarım!... Hoşgeldiniz!... Merhaba!...



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


Sabır, saygı, sevgi, ille de hoşgörü ve forum kuralları çerçevesinde tartışma ve paylaşıma katılırım. Bu nedenle karşımdaki kişi veya kişilerden de aynı hususlara uymalarını beklerim.

Milletin, vatanın bütünlüğü, cumhuriyet, bayrak, sancak, Mustafa Kemal Atatürk'ü, Atatürk'ün ilke ve devrimlerin, savaşlarda kaybettiğimiz ve kazandığımız değerlerin ölünceye kadar daima bekçisi ve koruyucusuyum.




Yaşamak insanın en büyük doğal hakkıdır. Bu hakkı yok etme çabasında olan (başta PKK. / KADEK Terör örgütü olmak üzere; dünyadaki bütün terör örgütlerini, yandaşlarını, yataklık yapanları, gizli veya alenen destek verenleri, eğiten, yetiştiren ve kullananları, sömürgeci, yayılmacı ve emperyalist) güçleri şiddetle, nefretle kınıyorum.



İmzam = KAD (Hakkında Gerek Duyduğum Açıklamalarım!..)


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
sevecenbaba2005 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
sevecenbaba2005 Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
Sedat1973 (04.10.2007)
Alt 02.10.2007, 13:56   #18
Yazar
sevecenbaba2005
BARIŞ İÇİN SAVAŞANLAR!...
 
sevecenbaba2005 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 12.05.2006
Bulunduğu yer: Türkiye
Mesajlar: 3.777
Memleket: AMASYA
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 91
İtibar Puanı: 959
sevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahip

Ettiği Teşekkür: 3.450
1.115 Mesajına 2.082 Kere Teşekkür Edlidi
Kalp Tema Vakfının Çalışmaları - Projeleri!... (DEVAMI)


5.3. YÖNETİMSEL VE TEKNİK GEREKÇELER :





Toprakların koruması - ıslahı ve verimli kullanımı çerçevesinde, temel sorun alanlarından birini de yönetim süreci oluşturmaktadır. Bu olumsuzluk bir yandan yönetimin üstlendiği hizmetlerin etkisizliği, bir yandan yönetim yapılarının yetersizliği, öte yandan ise kamu yönetiminin bizzat toprak kaynaklarının bozulması sonucunu yaratan karar ve eylemleriyle ortaya çıkmaktadır. Ana başlıklarıyla tanımlanan bu kargaşa, toprak konusundaki yönetsel işlevlerin, yeni bir anlayışla ele alınıp, örgütlenmesini, tüm işlevlerin çağdaş, kullanılabilir yasal temellere kavuşturulmasını gerekli kılmaktadır.

- Toprak kaynaklarının korunması - ıslahı ve kullanımına ilişkin kamu işlev ve örgütlenmesi tam bir kargaşa içerisindedir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'ndan - Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'na, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünden - Tarım Reformu Genel Müdürlüğüne kadar, daha sayılabilecek birçok kuruluşa, konuyla ilgili ödev ve sorumluluklar verilmiştir.

Sonuçta ne öngörülen hizmetlerde bütünlük ve verimlilik ne de işbirliği - eşgüdüm sağlanabilmiştir. Ortaya çıkan, kamu hizmeti etkisizliğini gidermek, kuruluşlar arası yetki ve görev girişik ve çelişkilerini azaltmak bakımından, toprakla ilgili her türlü hizmet gereğinin ve hizmet örgütlenmesinin yeni bir anlayışla ele alınması gerekmektedir.

- Toprak kaynaklarına yönelik korumacı - geliştirmeci ve etkin kullanımı öngörücü kamu hizmet ve etkinlikleri toprak - insan ilişkilerini düzelten, kırsal toplum gelişme gerekleri ile, tarım sektörü gelişme gereklerini bir arada kavrayan bir sentez anlayışına oturtulmalıdır.

- Bu kapsamda ele alınması gereken ilk boyut, kavramsal çerçevenin çizilmesidir. Toprakla ilişkili her boyut ve süreç konusunda, bilimsel ve terminolojik bir uzlaşı sağlanması, bu uzlaşıyı tanımlayıcı, betimleyici, açıklayıcı çerçeve, yasal düzenleme kapsamında yapılmalıdır.

- Tanımlamanın ardından gelen gereklilik, toprak kaynaklarının, tüm boyut, olanak ve kısıtlarıyla potansiyelinin belirlenmesi, saptanması ve bunların bir veri tabanına dönüştürülmesidir. Belirlemelerin hangi doğrultularda yapılacağı kavramsal anlamda temel yasada yer almalı, nasıl gerçekleştirileceği örgüt - kurum yasasında tanımlanmalıdır.

- Detaylı toprak etütlerine dayalı kaynak envanteriyle ve veri tabanıyla tanımlanmış toprağın, korunması, ıslahı ve geliştirilmesi ile verimli kullanımını sağlayıcı, ilke ve kurallar yasal kesin hükümlerle ortaya koyulmalıdır.

- Belirlenmiş kural ve ilkelerin yol göstericiliğinde, toprak kullanımını belirleyici sınıflama göstergeleri tanımlanmalı, hangi amaçlar için ne tür toprakların kullanılacağı, değiştirilemez kesinlikte yasal kurallar haline getirilmelidir.

- Hangi amaçla olursa olsun, kullanımın teknik ve yönetsel esasları yasal güvenceye bağlanmalıdır.

- Bu çerçevede, ekonomik, toplumsal, ekolojik, teknolojik tüm koşulları birlikte kavrayan "arazi kullanım planlarının" makro ölçekte, bölge ve havza ölçeğinde yapılması ve kesinlikle uygulanması, yasal kural haline getirilmelidir.

- Toprağı ekonomik kullanacak, toprak için yeni bozulma sorunları yaratmayacak, yetenek ve niteliklere göre optimal kullanım verimliliğini sağlayacak ve ekonomi ve toplumun gereksinimini birlikte gözetecek bir tarımsal üretim yönlendirmesi, yasalarda yer almalı, üretimin yönlenmesine baz olacak kısıtlama, caydırma, cezalandırma ya da özendirme yaklaşımları tanımlanmalıdır. Bu doğrultuda, münavebeli tarım yapılması ve gerekirse nadaslı tarım için, yasal yetkiler kullanılmalıdır.

- Toprağın koruma ölçütleri yasal güvenceye kavuşturulmalı ve her türlü kullanım amacının bu ölçütlere bağlılığı gözetilmelidir.

- Toprak kullanım verimliliğinin sağlanması açısından, miras ve benzeri yöntemlerle arazinin bölünmesini önleyecek yasal kurallar getirilmelidir.

- Verimli toprağa yönelik, amaç dışı kullanım niyetlerini caydırıcı ve amaç dışı kullanımı niteliksiz topraklara yöneltilecek özendirici yaklaşımlar, yasal anlayışlara dönüştürülmelidir.

- Toprağın korunması - ıslahı ve verimli kullanımı çerçevesinde, bu anlayışların tersine eğilimleri kırmak ve geriletmek açısından, cezalandırma dahil, etkili yasal yaptırımlar getirilmelidir.

- Kentsel, endüstriyel, turistik ve benzeri tarım dışı unsurlarla yanlış tarımdan kaynaklanan ve sonuçta toprağı bozarak üretkenliğini azaltan kirletici, bozucu tüm süreçlerin önlenmesi için, yasal yetkiler genişletilmeli, caydırıcı mekanizmalar geliştirilmelidir.

- Toprak / insan ilişkilerinin olumsuzluğu ve mirasla bölünmenin hızlanması nedeniyle oluşan ve Türkiye tarımına damga vuran küçük cüce işletmeciliğin toprağa yönelen olumsuz ve bozucu baskısını azaltmak, sonuçta da gidermek açısından, toprağı verimli kullanacak, toprağa yönelik her türlü yatırımı sahiplenerek etkili kullanacak, bir demokratik üretici örgütlenmesi, yasalarla öngörülmelidir.

- Üretici örgütlenmesinin, korumacı ve geliştirmeci yatırımlar yanında, sulama yönetimi doğrultusunda da demokratikleştirilmesi için yasal yetkiler oluşmalıdır.

- Yasal düzenlemeler, toprağın korunup doğru kullanılmasına dönük araştırma ve üretici eğitim ve yayımını öngörecek kuralları taşımalı, bu amaca dönük kurumlaşmaları da önermelidir.

- Toprağın korunmasını, ıslah ve gelişimini ve verimli kullanılmasını sağlayacak teknolojik ve fiziki yatırım ve hizmet etkinliklerini yeni bir yaklaşımla ele alıp örgütlenmesini öngörecek yasal hükümler getirilmeli ve hizmetlerin kapsamı sorunu çözecek ölçeklere çıkarılmalıdır.

- Bu kapsamda, toprak korumacı önlemlere özel önem verilmelidir. Erozyon kontrolü birincil koruma hedefi olarak, yasal temellere kavuşturulmalı ve örgütlendirilmelidir.

- Üretimi kısıtlayan, drenaj bozukluğu, tuzluluk, alkalilik ve taşlılık gibi sorunların giderilerek, bu alanların tarıma kazandırılması için, gerekli yasal mekanizmalar kurulmalıdır.

- Tarla içi geliştirme ve toprak ıslahına yönelik çalışmalar koruma önlemleriyle eklemleşecek biçimde öngörülmeli ve örgütlenmelidir.

- Tarıma uygun olmayan ve fakat bu amaçla kullanılan arazilerin, tarım alanı dışına çıkarılması için yasal yetkiler oluşmalıdır.

- Tarıma uygun olduğu halde, başka amaçlarla kullanılan alanların, tarıma açılması açısından, yetki kullanımı yasallaştırılmalıdır.

- Koruma ve ıslah çabaları, ekonomik nitelikli ve çağdaş teknikleri kullanan sulama çalışmaları ile bütünleştirilmeli, bunu sağlayacak örgütsel ve yasal temel oluşturulmalıdır.

- Sulama ile tarla içi geliştirme hizmetlerinin eş zamanlı ve birbirini bütünleyecek biçimde yürütülmesi, yasal - yönetsel kurallara bağlanmalıdır.

- Toprağın korunması ve verimli kılınması açısından zorunlu olan toplulaştırma süreci, öncelikli kamu fonksiyonlarından birisi durumuna getirilmeli, bu alanda var olan hizmet dağınıklığı giderilmeli, buna uygun örgüt yapısı oluşturulmalıdır.

- Toplulaştırmadan beklenen yararın sağlanması için, bu çalışmaların tarla içi geliştirme hizmetleriyle ve sulama etkinlikleriyle bütünleştirilmesini sağlayacak, yasal - yönetsel düzenlemeler yapılmalı, uyulması zorunlu kurallar oluşturulmalıdır.

- Mera ve orman alanlarındaki üretim artışı ve sürekliliği için, gerekli koruma ve ıslah çabalarını sağlayacak yasal yetkiler getirilmelidir.

- Toprak koruma - ıslah ve verimli kullanıma dönük finansman gereksiniminin karşılanması ve kullanım etkinliğinin sağlanması için, tarımsal nitelikli kredi ve yatırım planlaması konusunda, örgüt yasasında yönlendirici kurallar yer almalıdır.

- Demokratik katılımcı anlayış, yasal düzenlemelerin öngördüğü tüm süreçlerde yaşama geçirilmelidir. Katılımcılığın yeterince sağlanamaması durumunda, koruma - ıslah ve verimli kullanımın zorlaşacağı unutulmadan, amaca dönük bütün kurum ve örgüt mekanizmalarında, toprakla ilişkili kitle ve grupların demokratik katılımcılığı gerçekleştirilmeli, kararlar katılımcı, çoğulcu yapılarda oluşmalıdır. Bu anlayış, yasal düzenlemelerin tümüne yansıtılmalıdır.

- Katılımcılığın etkili olması için, yalnızca yönetim ve karar süreçlerinde söz hakkı boyutunda kalmaması, yatırım maliyetlerine katılma boyutuyla da somutlaşması açısından, yasal düzenlemelerde özendirici ve caydırıcı hükümler yer almalıdır.

- Tarımsal gelişme/kırsal kalkınma amaçlarını ortaklaşa kavrayan bir anlayışla, tarımsal altyapı hizmetlerinin yanında, kırsal - sosyal altyapı etkinliklerinin ve yerleşim birimlerinin iyileştirilmesi çabalarının da gösterilmesi gerekir. Böylesi bir bütünlük anlayışıyla, mülkiyet düzenlemeleri, arazi iskan işlemleri ve kırsal alan yaşamının çağdaşlaştırılması gibi değişmeci - dönüşmeci önlemlerin alınmasının, yasal hükümlerle özendirilmesi yararlı olacaktır.

- Ekonomik - toplumsal - yönetsel nitelikli yasal düzenleme gerekçelerinin ortaya koyduğu işlev, görev ve sorumlulukların yerine getirilmesi açısından kaynak yaratılması zorunludur. Çıkarılması öngörülen yasal düzenlemelerde, yapılacak çalışmaların maliyetini sistemden karşılayacak bir fon oluşturulması gerekli bulunmaktadır.

- Tanımlayıcı başlıklar ile açıklanmaya çalışılan yönetsel özellikli gerekçelerin öngördüğü yönetim yapısı, bu konularla görevli ve tek yetkili yeni bir kurumsal düzenlemeyi zorunlu kılmaktadır. Geçmişte bu anlamda son derece başarılı hizmetler vermiş TOPRAKSU Genel Müdürlüğü benzeri bir kamu örgütünün, yaşanan deneylerden olumlu sonuçlar çıkarılarak, çağdaş bir anlayışla oluşması ve konu ile ilgili olarak Tarım Reformu Genel Müdürlüğü ve DSİ Genel Müdürlüğü gibi kuruluşlarda bulunan hizmetlerin de bu çatı altında toplanması, yasal düzenlemenin genel ve temel bir gerekçesi olarak öne çıkarılmalıdır.

- Ülkemizde toprak kaynaklarının korunması-ıslahı ve verimli kullanımı genel amacına yönelik kamu işlevlerinin çok başlı, karmaşık, etkisiz, yetersiz ve kimi zaman çözüm yerine yeni sorun yaratan özelliği, bir an önce yeni bir yönetsel anlayışın oluşmasını gerektirmektedir.

Ekonomik ve toplumsal gerekçeler çerçevesinde önerilen öngörülerin yaşama geçmesi, bütünlükçü, kavrayıcı, etkin, işleyebilen, ekonomik çalışan, yeni ve çağdaş bir yönetim düzenlemesi ve uygulamasını zorunlu kılmaktadır. Değinilen nedenlerle, toprak kaynaklarına yönelen tüm yönetsel süreçlerin, yeni bir yasal çerçeve içerisinde öngörülmesi ve yaşama geçirilmesi kaçınılmazdır.



----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]



___________________İMZA___________________

Sayfamı Ziyaret Eden Konuklarım!... Hoşgeldiniz!... Merhaba!...



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


Sabır, saygı, sevgi, ille de hoşgörü ve forum kuralları çerçevesinde tartışma ve paylaşıma katılırım. Bu nedenle karşımdaki kişi veya kişilerden de aynı hususlara uymalarını beklerim.

Milletin, vatanın bütünlüğü, cumhuriyet, bayrak, sancak, Mustafa Kemal Atatürk'ü, Atatürk'ün ilke ve devrimlerin, savaşlarda kaybettiğimiz ve kazandığımız değerlerin ölünceye kadar daima bekçisi ve koruyucusuyum.




Yaşamak insanın en büyük doğal hakkıdır. Bu hakkı yok etme çabasında olan (başta PKK. / KADEK Terör örgütü olmak üzere; dünyadaki bütün terör örgütlerini, yandaşlarını, yataklık yapanları, gizli veya alenen destek verenleri, eğiten, yetiştiren ve kullananları, sömürgeci, yayılmacı ve emperyalist) güçleri şiddetle, nefretle kınıyorum.



İmzam = KAD (Hakkında Gerek Duyduğum Açıklamalarım!..)


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
sevecenbaba2005 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
sevecenbaba2005 Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
Sedat1973 (04.10.2007)
Alt 02.10.2007, 14:09   #19
Yazar
sevecenbaba2005
BARIŞ İÇİN SAVAŞANLAR!...
 
sevecenbaba2005 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 12.05.2006
Bulunduğu yer: Türkiye
Mesajlar: 3.777
Memleket: AMASYA
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 91
İtibar Puanı: 959
sevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahip

Ettiği Teşekkür: 3.450
1.115 Mesajına 2.082 Kere Teşekkür Edlidi
Kalp Tema Vakfının Çalışmaları - Projeleri!... (DEVAMI)


5.4. HUKUKSAL GEREKÇELER :





- Türkiye'de "toprak koruma - ıslah ve verimli kullanma" ya da "koruma ve arazi geliştirme" amaçlarını duyarlılıkla kavrayan, bu amaçlara ulaşılmasını öngören ve gerekli araç ve yöntemleri tanımlayan, net - açık - uygulanabilir hukuksal düzenlemeler yoktur, olmalıdır.

- Bu konuda ilk yetersizlik Anayasada bulunmaktadır. Her ne kadar, bu raporun toprakla ilgili Anayasa maddeleri değişimi gibi bir öngörüsü yok ve amacı bu alandaki yasal düzenlemeler ise de, Anayasada var olan yetersizliğe de değinmek gerekmektedir. (4.2.8) no.lu başlık altında belirtilen 44 ve 45. maddelerdeki yetersizlikler, çıkarılacak yeni yasal düzenlemelerin net ve uygun hükümleriyle giderilebilir. Anayasada yer alan ve fakat toprak kaynakları koruma ve arazi iyileştirme amaçlarına yetemeyen hükümlerin eksiklikleri, yeni yasalarla ortadan kaldırılabilir.

- Anayasanın aşağıda özetlenen maddeleri, koruma ve iyileştirme genel amacının yerine getirilmesi için yeterli hukuki zemini oluşturmaktadır.

- 23. madde; yerleşme özgürlüğünün kullanılması sürecinde, kamu mallarının korunmasını öngörmektedir.

- 35. maddede mülkiyet ve miras haklarının kamu yararı amacıyla kısıtlanabileceği, açık hükmü vardır.

- 43. madde kıyıların, Devletin hüküm ve tasarrufunda olduğunu, kıyı ve sahil şeridinden yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetileceğini, açıkça ortaya koymaktadır

- 44. maddede, toprağın korunması, geliştirilmesi, verimli işletilmesi ve erozyonla kaybedilmesinin önlenmesi işlevleri, Devlete net görevler olarak verilmiştir. Aynı madde, Devletin toprağı bulunmayan çiftçilerin topraklandırılmasını da emredici bir yaklaşımla, öngörmüş bulunmaktadır.

- 45. madde, Devletin, tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemekle ödevli olduğunu açıklamakta ve tarım üreticilerinin korunmasını öngörmektedir.

- 46. maddede, toprak kamulaştırmalarında, özel koşulların uygulanabileceği öngörülmüştür.

- 47. madde, kamu hizmeti niteliği taşıyan özel girişimlerin, kamu yararının gerektirdiği durumlarda, devletleştirilebileceğini belirtmektedir.

- 56. maddede, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu, çevreyi geliştirmenin ve korumanın bir Devlet sorumluluğu niteliğini taşıdığı, hükme bağlanmıştır.

- 57. madde, konut gereksiniminin karşılanması sırasında, Devletin çevre koşullarını gözetmesi gereğini ortaya koymaktadır.

- 63. maddede, Devletin tabiat varlık ve değerlerini koruması hükmü getirilmiştir.

- 166. madde, Devletin kalkınma için ülke kaynaklarının verimli kullanılmasını planlayacağını, açık bir görev olarak tanımlamıştır.

- 168. maddede, doğal değer ve kaynakların, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu açıklamaktadır.

- 169. madde, Devletin ormanları korumak ve genişletilmesi için gerekli önlemleri almasını öngörmektedir.

- 170. maddede, orman köylüsünün korunmasının Devlet sorumluluğu olduğu belirtilmiştir.

- 171. madde, Devletin üretimin artırılması ve tüketicinin, korunması için kooperatifçiliği geliştirmesini öngörmektedir.

- Görüldüğü gibi, açıklık - netlik anlamında yeterlilikleri tartışılabilir olmasına rağmen, Anayasa'nın birçok maddesinde, "toprakların korunması - ıslahı ve verimli kullanılmasına" hukuksal zemin oluşturacak hükümler bulunmaktadır. Tek başına bu hukuki zemin dahi toprağa yönelik korumacı ve iyileştirmeci yasal düzenlemelerin yapılması için, yönlendirici ve yeterli bir gerekçe niteliği taşımaktadır.

- Toprak kaynaklarının korunması ve geliştirilmesi ile bunlarla ilişkili kamu fonksiyon - görev ve örgütlenmesi konularında yürürlükte bulunan birçok yasal düzenleme olmasına rağmen, sorun çözülememiştir.

"Yönetsel Gerekçeler" bölümünde bir bölümünün isimleri belirtilen bakanlıklardan genel müdürlüklere kadar ilgili çok sayıda ve fakat bölük - pörçük hüküm vardır ama, bütünlükçü – kapsayıcı - sorunu çözücü bir Toprak Yasası ya da toprakla ilgili tüm kamu işlevlerinden tek sorumlu bir örgüt için herhangi bir yasa yoktur.

Üstelik, yürürlükte bulunan yasal hükümler sorun çözmek bir yana, yeni sorunlara kaynaklık etmekte, kuruluşlar arası çelişki ve çatışmalara yol açmaktadır.

Tanımlanmaya çalışılan kargaşa giderilerek, genelde araziyi ve tarım arazilerini, özelde toprağı her boyutuyla kavrayan, koruma - ıslah ve kullanma amaçlarının yerine getirilmesi doğrultularını öngören bu anlamda ilke ve kurallar getiren, ilke ve kurallara uygun uygulamaların nasıl yapılacağını ve nasıl örgütleneceğini tanımlayan, bütün bunları bütünlükçü bir anlayışla ortaya koyan, yeni yasal düzenlemelere hukuki açıdan da gerek bulunmaktadır.

Çıkarılacak temel nitelikli bir toprak yasası ve bununla uyumlu bir kurumsal yapı yasası, amaçlara ulaşılmasının hukuki temelini oluşturmaktadır.

- Hukuki anlamda bir başka gerekçe de, VII. Beş Yıllık Kalkınma Planı'dır. Yasa niteliği taşımamasına rağmen, TBMM kararıyla ortaya koyulduğu için genel nitelikli yönlendirici, emredici bir yasal düzenleme özelliği taşıyan Plan, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün, tarımsal faaliyetlere ilişkin işlevlerinin ayrı bir genel müdürlük halinde yerine getirilmesini öngörmektedir.

- Hukuksal gerekçe bazında bir başka konuyu da yönetmelik düzenlemelerinin yetersizliği, etkisizliği ve istenildiğinde değiştirilerek, amaca aykırı kullanılması süreci, oluşturmaktadır.

Örneğin, tarım arazilerinin amaca aykırı kullanımını önlemek amacıyla 1989'da çıkarılmış olan Yönetmelik, o tarihten bu yana, verimli alanların tarım dışı amaçlara tahsisine olanak yaratacak doğrultuda, tam üç kez değiştirilmiştir.

Bu süreç, toprakları korumanın, amaç dışı kullanımı önlemenin, yönetmelikle olamayacağını açıkça ortaya koymuştur. Değinilen nedenle, koruma ve amaç dışı kullanmayı önleme hedefi, kesin - değişemez bir yasa hükmü olarak ortaya koyulmalıdır.

- Üstte birkaç ana başlık altında ortaya koyulan hukuki gerekçeler; koruma - ıslah ve kullanma amaçlarını kavrayacak temel yasa ve örgüt yasası düzenlemelerinin, başta Anayasa olmak üzere, kalkınma planları dahil hukuki bir temele dayandığını, yürürlükteki yasal düzenlemelerin yetersizliği, etkisizliği ve hatta yeni sorunlara yol açan özellikleri nedeniyle de ayrıca zorunlu olduğunu, açıkça ortaya koymaktadır.



----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]



___________________İMZA___________________

Sayfamı Ziyaret Eden Konuklarım!... Hoşgeldiniz!... Merhaba!...



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


Sabır, saygı, sevgi, ille de hoşgörü ve forum kuralları çerçevesinde tartışma ve paylaşıma katılırım. Bu nedenle karşımdaki kişi veya kişilerden de aynı hususlara uymalarını beklerim.

Milletin, vatanın bütünlüğü, cumhuriyet, bayrak, sancak, Mustafa Kemal Atatürk'ü, Atatürk'ün ilke ve devrimlerin, savaşlarda kaybettiğimiz ve kazandığımız değerlerin ölünceye kadar daima bekçisi ve koruyucusuyum.




Yaşamak insanın en büyük doğal hakkıdır. Bu hakkı yok etme çabasında olan (başta PKK. / KADEK Terör örgütü olmak üzere; dünyadaki bütün terör örgütlerini, yandaşlarını, yataklık yapanları, gizli veya alenen destek verenleri, eğiten, yetiştiren ve kullananları, sömürgeci, yayılmacı ve emperyalist) güçleri şiddetle, nefretle kınıyorum.



İmzam = KAD (Hakkında Gerek Duyduğum Açıklamalarım!..)


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
sevecenbaba2005 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
sevecenbaba2005 Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
Sedat1973 (04.10.2007)
Alt 02.10.2007, 14:30   #20
Yazar
sevecenbaba2005
BARIŞ İÇİN SAVAŞANLAR!...
 
sevecenbaba2005 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 12.05.2006
Bulunduğu yer: Türkiye
Mesajlar: 3.777
Memleket: AMASYA
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 91
İtibar Puanı: 959
sevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahipsevecenbaba2005 parlak bir geçmişe sahip

Ettiği Teşekkür: 3.450
1.115 Mesajına 2.082 Kere Teşekkür Edlidi
Kalp Tema Vakfının Çalışmaları - Projeleri!... (DEVAMI)


5.5. SİYASAL GEREKÇELER :





- Sorunun, ekonomik - toplumsal - yönetsel ve hukuksal nitelik taşıması, doğal olarak "siyasal özellik" taşınması sonucunu da beraberinde getirmektedir.

Bir sorun, bu süreçlerin ortak sonucu ise o soruna o süreçlerin tümünü kavrayan makro siyasetler sorgulanmadan çözüm üretilmesi mümkün değildir.

O açıdan, ülke kalkınması ve toplumun gelişerek çağdaşlaşmasını öngören politika ve stratejilerin, doğmuş bulunan toprak sorununda önemli etkileri bulunduğunu da bundan böyle bulunacağını da gözden uzak tutmamak gerekmektedir.

- Uygulanan sanayileşme yaklaşımı, sanayinin konumlanması stratejisi, toprak yitimi sorununu hızlandırmıştır.

- Uygulanan, ilkesiz tarım politikaları, meralardan başlayarak, işlemeli tarıma açılmaması gereken alanların bozulup, verimsizleştirilmesine yol açmıştır.

- Aynı politikalar, ekonominin - toplumun istemleri ile toprağın yetenek ve niteliklerini ekonomik optimumda bütünleyen bir üretim stratejisini başaramadığı için, tarım arazilerinin yanlış kullanımı ve bozulması sorunlarını yaratmıştır.

- Önce özel çıkarı gözeten, kamu yararını önemsemeyen ve dışlayan, toplum yararını özel yararın önüne koymayan ekonomik siyaset ve yaklaşımlar nedeniyle, verimli araziler talan edilmiş toplumun geleceği ipotek altına sokulmuştur.

- Kalkınma ve gelişme stratejilerinde, tüm çevresel değerler ve başta toprak olmak üzere doğal üretim kaynaklarının korunup verimli kılınmasını öngören "sürdürülebilirlik" yaklaşımları, hiçbir zaman egemen olamamıştır.

- Yaşanan bunca soruna rağmen, ülke yönetiminde etkili ve yetkili siyasal ve yönetsel karar süreçlerinde, sorunu kavrayıcı, algılayıcı ve çözüm üretici yeterli bir ilgi ve duyarlılık görülememektedir.

- Bu olmadığı için, alınan ekonomik ve toplumsal nitelikli kararlarda, kaynak koruma kaygısı gereğince yer almamaktadır.

- Oysa, toprak kaynaklarının kullanılmasında, toplum yararını-özel yararların önüne koyacak bir genel siyasal anlayışa gerek vardır.

- Toprağı korumacı - geliştirmeci ve verimli kılıcı anlayışın, toplumca ortaklaştırılmış, paylaştırılmış bir siyasal bilince dönüştürülmesi gerekmektedir.

- Toplumun geleceği adına gösterilmesi gereken duyarlığın, toprak özeline yansıyan korumacı bir siyasal tavra dönüşmesi gerekmektedir. Kısa başlıklarla belirtilmeye çalışılan genel nitelikli siyasal sorunlar, toprak kaynakları konusunda özel siyaset yaklaşımlarının olumsuz etki yapamayacağı yasal düzenlemelerin, ne kadar zorunlu olduğunu, bir kez daha ortaya koymaktadır.

Türkiye bu topraklarını koruyarak, verimli kılarak toplumunu insanca besleyecek ve geliştirecektir. Türkiye bu toprakları koruyup, verimli kılarak, var olacak, kalkınacak, gelişecektir.

Bu ölçüde yaşamsal misyonu bulunan toprak kaynaklarının korunup, geliştirilip ve verimli kılınması ÜLKESEL ÖLÇEKTE BİR ULUSAL SORUMLULUK'tur.

Sorunun bu kapsamda ayırdına varılması ve bu öneme düşen bir sorumluluk anlayışı ile toprak kaynaklarına sahip çıkan bir yaklaşımı somutlaştıracak yasal düzenlemelerin, zaman geçirilmeden ortaya koyulması, ULUSAL BİR GÖREVDİR.



----------------------------------- * * * * * -----------------------------------

Alıntıdır.

Kaynak : Tema Vakfı

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]



___________________İMZA___________________

Sayfamı Ziyaret Eden Konuklarım!... Hoşgeldiniz!... Merhaba!...



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


Sabır, saygı, sevgi, ille de hoşgörü ve forum kuralları çerçevesinde tartışma ve paylaşıma katılırım. Bu nedenle karşımdaki kişi veya kişilerden de aynı hususlara uymalarını beklerim.

Milletin, vatanın bütünlüğü, cumhuriyet, bayrak, sancak, Mustafa Kemal Atatürk'ü, Atatürk'ün ilke ve devrimlerin, savaşlarda kaybettiğimiz ve kazandığımız değerlerin ölünceye kadar daima bekçisi ve koruyucusuyum.




Yaşamak insanın en büyük doğal hakkıdır. Bu hakkı yok etme çabasında olan (başta PKK. / KADEK Terör örgütü olmak üzere; dünyadaki bütün terör örgütlerini, yandaşlarını, yataklık yapanları, gizli veya alenen destek verenleri, eğiten, yetiştiren ve kullananları, sömürgeci, yayılmacı ve emperyalist) güçleri şiddetle, nefretle kınıyorum.



İmzam = KAD (Hakkında Gerek Duyduğum Açıklamalarım!..)


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
sevecenbaba2005 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
sevecenbaba2005 Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
Sedat1973 (04.10.2007)
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 17:18.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica