Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > İnsan/Yaşam > Turizm ve Gezi Defteri

Turizm ve Gezi Defteri Bölgenizi tanıtın, turistik faaliyetlerden bahsedin. Nerede eğlenilir, nerede spor yapılır? Eğlence yerleri, köyler, şehirler ve ülkeler. Kısacası turizm ve dünyamızla ilgili her türlü bilgi paylaşımı

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 18.04.2008, 01:49   #1
Yazar
Çetin Aktaş
Forumla Bütünleşmiş
 
Çetin Aktaş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 04.04.2008
Bulunduğu yer: kocaeli körfez hereke
Yaş: 39
Mesajlar: 1.045
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
Çetin Aktaş - MSN üzeri Mesaj gönder
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 53
İtibar Puanı: 341
Çetin Aktaş sevilen bir üyeÇetin Aktaş sevilen bir üyeÇetin Aktaş sevilen bir üyeÇetin Aktaş sevilen bir üye
Çetin Aktaş - MSN üzeri Mesaj gönder

Ettiği Teşekkür: 76
213 Mesajına 313 Kere Teşekkür Edlidi


Standart erzincan ( iliç )

İliç İlçesinin ne zaman ve kimler tarafından yerleşim merkezi olarak seçildiği kesin olarak bilinmemektedir. 1071 Malazgirt Zaferinden sonra Malatya ve Elazığ yöresinden gelen Türk ailelerinin yerleşmesiyle 1302 yılında köy olarak görülmektedir. Bu tarihten sonra Malatya ilinin Kemaliye ilçesine bağlı bucak merkezi durumundadır. 1286 yılında ilçe olarak teşekkül eden Kuruçay ilçesine, bucak olarak bağlanmıştır. İliç 15.06.1939 yılında Bakanlar Kurulu Kararıyla İliç Bucağı ilçe merkezine Kuruçay ilçesi de bucak merkezine dönüştürülmüştür.

İlçenin ne zaman bir yerleşim alanı olarak seçildiği kesin olarak bilinmemekte;ancak, Erzincan, Kemah,Sivas Divriği,Kemaliye'deki tarihi gelişmelere paralel olarak İliç ve civarının da aynı tarihi gelişmelere sahne olduğu sanılmaktadır.

Bölgede yapılan araştırmalarda“Son Kalkolitik”ve “İlk Tunç Çağı” devrelerinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da, “Karaz Türü Çanak Çömlekleri” adı ile tanımlanan yaygın ve homejen,kendine has eserleriyle bir kültür grubu ortaya çıkar.”Karaz Kültürü”adının yanısıra,buluntu yerlerine göre çeşitli isimler altında tarif edilen bu kültür,gerçekte çok mühim bir tarihi hadiseyi ve gelişmeyi yansıtmaktadır.Adı geçen arkeolojik materyal Hurriler’e ait olup,dil yapısı bakımından Ural-Altay dil ailesi ile yakınlık gösteren bu kavmin çeşitli kollar halinde Trans-Kafkasya,Kura-Aras yöresinden Doğu Anadolu ve komşu bölgeler üzerine yaptıkları göç ve yayılmalarını belgelemektedir. Araştırmacılar bu yöreninin de bu kültürün gelişim bölgesi içinde zikrederler.

“Tarihi Çağlar”da,bölge hakkındaki aydınlatıcı bilgileri ,Hitit ve Asur çivi yazılı kaynaklardan edinmekteyiz.M.Ö.lll.bindeki Hurri kabilesinin ve Urartular gibi akraba boylarının göçlerini müteakip,M.Ö.ll.binde Doğu Anadolu’da birtakım küçük feodal beyliklerin teşekkül ettiği görülür.Bunlardan birisi de Kemah yöresindeki beyliktir.

Hitit kaynaklarında “Hayaşa”adı altında tarif edilen Kemah bölgesi,Asur kaynaklarında zaman zaman Nairi Konfederasyonu’nun hakim olduğu topraklar dahilinde zikredilmektedir.Bu feodal beylik,konfederasyonun bir üyesidir.M.Ö.Xll.veXl.yy.’larda ve lX.yy.’ın ortalarında,Karasu ile Murat suyunun (Yukarı Fırat’ın ana kolları)arasındaki bölge”Suhme/Suhmi/Suhni/Suhma” adlarını taşımaktadır.M.Ö.lX,yy,’ın ikinci yarısında ,Doğu Anadolu’ya yapılan Asur seferleri gittikçe yoğunlaşır.Bunun üzerine,Uruatri ve Nairi Konfederasyonları,birleşerek Urartu Devleti’ni kurarlar.Urartu Kralı ll.Argişti(M.Ö.714-685)devrinde .Kemah ve Erzincan yörelerinin Urartu Devleti’ne ilhak edilerek batı sınırlarında güçlü bir eyalet merkezi haline getirildiği anlaşılmaktadır.

Daha sonra bölgede Medler’in hakimiyeti görülür.Medler’i takiben Persler’in Doğu Anadolu’ya hakim olmalarıyla Kemah-Erzincan yöresi dahil Doğu Anadolu’nun büyük bir kısmı,Pers Kralı l.Dareios’un yeniden organizasyonu sonucunda o çağlardaki adı ile-“Armina/Arminyia” Satraplığı’na,yani Xlll.Satraplık bölgesine dahil edilmiştir.

M.Ö.401-400 yılları arasında Doğu Anadolu ’nun çeşitli yörelerinden geçen Hellen savaş kafilesinin yürüyüş öyküsünü anlatan Ksenephon,o sıralardaki durum hakkında şu bilgileri vermektedir.

“...(Kasım 401-Şubat 400)-Oradan da (Dicle’nin kuzeyinden) Teleboas(Fırat’a bağlı bugünkü Karasu) ırmağına kadar olan onbeş parasanglık yolu(75-80 km) üç günde (Hellenler) aldılar.Bu ırmak o kadar büyük değildi ama pek güzeldi;kıyılarında da bir çok köyler vardı.Bu memlekete Batı Armenia deniliyordu.”

“..Armenia evleri yeraltında idi. Kapıları bir kuyu ağızı gibi dardı;ama içleri genişti.Hayvanlar için yollar kazılmıştı,fakat insanlar merdivenlerle iniyorlardı.Evin içinde keçiler,koyunlar,sığırlar ve kümes hayvanları çocuklarla karmakarışıktı.”

“...Pers dilini anlayan tercüman aracılığı ile muhtarını sorguya çektikler;ona bu memleketin neresi olduğunu sordular.”Armenia”dedi.Atları kimin için beslediklerini sormalarına karşılık da:-“Büyük Kral için,vergi olarak.” cevabını verdi.Bu atlardan vererek oraya giden yolu da tarif etti.”...Hellenler Phasis(Pasin) ırmağı boyunca ilerlediler.

M.Ö.331’de İskender’in Persler’i yenilgiye uğratması ile Makedonyalılar’ın eline geçti.

Roma egemenliği döneminde,yörede önceleri Satraplık olan Araks Krallığı bulunuyordu.Erzincan ve yöresi; Pontus,Araks ve Roma arasında çekişmelere neden olduysa da,M.Ö.64’te Roma bölgede kesin denetimi sağladı.M.Ö.l.yy’da Roma’nın karşısında gücünü koruyan tek devlet, İran’da Partlar’ın Arsak soyundan gelen Arsaklılar Devleti idi.M.S.30’ kadar bölgede Arsaklılar Romalılar’la savaştılar.Bu tarihten sonra Arsaklılar yöreyi ele geçirdi.M.S lll.yy’da Sasaniler’in bölge de etkin oldukları görülür.

Bugünkü modern toplumlar,Erken Orta Çağ’da Asya ve Ön Asya haritasına bakıldığı zaman Anadolu’da iki büyük devlet görülür;bir yanda Pers İmparatorluğu,karşısında da Bizans İmparatorluğu.

387 tarihinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Persler ve Bizanslılar arasında paylaştırılıp sınır taksimi yapılmıştır.Bu toprak ayırımına göre Bizans sınırı Erzurum ve Muş’a kadar dayanıyordu. Bu sınır ayırımı İmparator Teodosius ve Pers Kralı Şapur arasında yapılmıştır. V.yy.’da Persler, Hristiyanlar’a karşı hoşgörülü olmayan bir politika izlediler.571’de Anadolu’da Bizans topraklarına doğru sürekli bir göç başlamıştır.591’de Bizans ile Persler arasında yeniden bir sınır ayarlaması yapılmış,hatta Pers İmparatorluğu yıkıldıktan sonra 686-687 tarihlerinde Bizans,Hazar Denizi’ne kadar sızabilmişti. İslamiyet’in zuhurundan kısa bir müddet sonra,bu bölge Araplar’ın akınlarına maruz kalmıştır.

640-661 tarihleri arasında yöre Bizans ve Araplar arasındaki çekişmelere sahne olmuş,661’de Araplar yöreyi tamamen ele geçirmişlerdir.Bu arada bu bölge, Hazar Türkleri’nin istilasına uğramıştır.683-686 tarihleri arasında Hazarlar, Kafkaslar’ı aşarak Anadolu’ya girmiş ve yörede bulunan Arap emirliklerini yok etmiştir.

Bizans İmparatorluğu’nun muhafız alayı Hazarlar’dan oluşuyordu.İmparator Heraklius kızını Hazar Kağanı’na vermişti.Bizans-Hazar-Arap ilişkilerinde Doğu Anadolu’da küçümsenmeyecek kadar önemli bir süre Hazar Türkleri yerleşiminin bulunması önemlidir.Tarihin kaydettiği batıya yönelik diğer önemli Türk akını da Peçenek akınıdır.Reşidüddin ve Kaşgarlı Mahmud, Peçenekleri Oğuz boyları arasında saymaktadır.Peçenekler,Selçuklu Oğuzları’nın dışında Anadolu’ya çeşitli akınlar yapmışlardır.Erken Ortaçağ’da Hazar,Peçenek,Kuman gibi,Bizans İmparatorluğu’nun Doğu ve Batı hudutlarına yerleştirilmiş Türk boylarının mevcudiyetini kaynaklar ispatlamaktadır. Türk boyları bazen Bizans İmp.'un bazen halifelerin hizmetine geçerek Anadolu’ya Selçuklulardan evvel savaşsız ve sürekli bir Türk yerleşimi oluşturmuşlardır.

Bu bölgede Ermeni sakinlerinin varlığı, Bizans İmparatorluğu’nun Ermeniler’i hudut boylarından çekerek daha iç bölgelere yerleştirme politakasından doğmuştur.Bizans,bu yöreleri askeri kumandanlıklar halinde idare etmekte ve komutanlığa Armeniak ismi vermektedir.Eski Roma,Latin-Grek,Arap ve Ermeni yazarları l.Ermenistan,ll.,lll.velV.Ermenistan’dan bahsederler. Bizans İmparatorluğu’ndan evvel Romalılar aynı vilayet taksimini yapmışlardı.Araplar’dan ve Romalılar’dan gelen bu idari taksimatı olduğu gibi kabul etmişler ve yöreye yukarıda belirtildiği gibi Armeniak adını vermişlerdir.

Haritada da görüldüğü gibi bu vilayetler Bizans vilayetleri olup kesinlikle bağımsız Ermenistan söz konusu değildir.

Savaş ve ticari faaliyetlerin geçiş alanı olan Erzincan ve havalisi,dinlerin de geçit alanı üzerinde bir köprü durumuna girer.Nihayet lV.yüzyıl sonları,Hristiyanlığın çok tanrılı dinlere karşı zaferi olmuştur.Bu yörede öncelikle Ermeniler bu dini kabul etmişlerdir. Onların bu dinde otoriter olmaları,diğer ırkların da Hıristiyan olduktan sonra Ermenileşmelerine sebep olmuştur.

Dolayısı ile Doğu Anadolu’da(bu bölgede) Ermeni diye adlandırılan toplum,homojen bir milliyet ve kültürün temsilcisi değil,pek çok etnik zümrelerin karmaşık bir yığını sıfatına haiz insanların toplamından ibarettir.

Yeri ve yapısı itibariyle Roma’nın vazgeçemediği Anadolu’nun Doğu tehlikelerine karşı korunmasında bugünkü Eğin, İliç ve Kemah’tan, kuzey Çimen-Pulur dağlarına doğru uzanan hat üzerindeki dağ ve tepeler tahkimata en elverişli yerler olarak Anadolu için yaptığı savunmalar, genelllikle bu hat civarındaki halkın-bir nesil süresi kadar da olsa-rahat yüzü görmemelerine vesile olmuştur.

Bölge bir anlamda Doğu Anadolu’ya girişin kapısı konumundadır.Dolayısıyla bir çok tarihi olaylara sahne olmuştur.

Bugünkü Sivas olan Sebastia’dan Erzincan havalisiyle ilintisi olan üç yönlü yol vardır.Bunlardan biri,Divriği üzerinden Kemah’a gelen orta yoldur. İlkçağlarda Sivas’tan(Sebastia) Erzincan’a giden yol bügünkü Altıntaş(Zımara)Köyü’nden geçmektedir.Zımara’dan Analiba (Darnalis)’e oradan Synoria’ya gidilirdi.Buralar o zamanlarada büyük bir yerleşim yeri olarak belirtilmektedir.

Synoria:Bugünkü İliç ve Refahiye arasında,bölgede yapılan en önemli üç kaleden biri olup Paryadros dağ silsileleri üzerinde muhkem bir yerdedir.Synoria’nın kelime anlamı “Sınır Memleketi” demektir.Bugün tam yeri bilinememektedir.

Analiba(Darnalis)ynoria’dan sonra buraya gidilirdi.Ptolemy,buranın Fırat’ın batısında,Küçük Armenia’da olduğundan bahseder.Bugün tam yeri bilinememektedir.

Zimara(Zibatra):Analiba’dan sonra ve batıdan gelen Divriği(Tephrike)yolunun da kesişerek, Malatya’ya inilen üç yolun kesişim yerinde;Fırat’ın kenarındadır.İlkçağ yazarlarınca zikredilir.Roma devrinde olduğu kadar,Doğu Roma(Bizans) zamanında da önemini korumuş,Bizans-Arap mücadelelerinin yapıldığı mıntıkalar arasında kalmıştır. Vlll.ve lX.yüzyıl içerisinde Bizans ve Araplar arasında el değiştirmiş,bir ara İmparator Theophilos(829-842)tarafından 837’de tahrip edilmiştir.Arap Tarihçi Kudame, Zimara’yı Bizans kentleri arasında zikretmektedir.

Yöre halifeler ile Bizanslılar arasında birkaç defa elden ele geçmiştir.754-755‘te yöre Bizanslılar’ın eline geçmiştir.Sonraki asırlarda Bizanslılar’a tabi kalmıştır. X.asrın ikinci yarısında Doğu Anadolu’ya Oğuz Türkleri’nin göçü başlamıştır.960’larda iki bin çadırlık Türk’ün bölgenin doğu kesimlerinde yurt tuttuğu tahmin edilmektedir.

1015’ten itibaren Anadolu’ya başlayan Türk akınlarının tesir sahasında kalan İliç ve çevresi,1071 Malazgirt Zaferi’nden kısa bir müddet sonra tamamen Türk toprağı oldu.Alpars- lan,Malazgirt Zaferi’ni müteakip kumandanlarından Emir Mengücek’e Erzincan,Kemah ve Kuruçay(İliç) havalisini ikta ederek bu memleketlerin fethedilmesini emretmiştir.

Bunun üzerine Kemah,Erzincan ve mülhakatını zapteden Emir Ahmed Mengücek Gazi,Mengücek Beyliği’ni kurarak Kemah’ı merkez yaptı.ll.Kılıç Arslan,Danişmend Beyliği’ni, ülkesine katarak Mengücekliler’i de kendisine tabi kılmıştır.Bu suretle Mengücekoğulları Selçuklular’ın himayesi altında uzun müddet emniyet içinde yaşadılar.Nihayet Harizmşah Celaleddin Mengüberdi ve Moğol istilaları dolayısıyla Doğu Anadolu hududlarını emniyet altına almak isteyen Selçuklu Sultanı l.Alaaddin Keykubat, 1228’de Mengücek Beyliği’ni Anadolu Selçuklu Devletine bağladı. Kösedağ Savaşı’nda (1243) Selçuklular, İlhanlılar’a yenilince,Erzincan ve yöresi İlhanlı yönetimine girdi.

Son İlhanlı Hükümdarı Ebu Said Bahadır Han’ın ölümünden(1335) sonra yöre Eretna- oğullarının idaresine geçti.Kemah,Kuruçay(İliç)ve havalisi,bir müddet,Erzincan Emiri Mutahharten ile son Eretna Hükümdarı ll.Mehmed Bey’i bertaraf ederek Sivas’ta hükümdarlığını ilan eden (1381)Kadı Burhaneddin Ahmed(öl.1398)arasındaki mücadelelere sahne olmuştur. 1398’de Yıldırım Bayezid tarafından Osmanlı toprağına katıldıysa da bir müddet sonra Timur istilasına maruz kaldı. Kemah,Kuruçay(İliç)ve Erzincan civarı,bundan sonra Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’ın 1467’de Karakoyunlu Devleti’ni ortadan kaldırarak, buraları hakimiyeti altına almasına kadar geçen devrede,birbirlerine rakip olan iki Türkmen topluluğu arasında sık sık el değiştirmiştir. Bunların birbirleriyle amansız mücadeleleri yüzünden Doğu Anadolu’nun bir çok şehir ,köy ve kasabaları büyük ölçüde tahribata uğramıştır.Bu bölgeler ancak Uzun Hasan(1453-1478) zamanında istikrar ve huzura kavuşabilmiştir.

1473’te Fatih Sultan Mehmed, Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’ı Otlukbeli’nde yenilgiye uğratarak Erzincan ve yöresinin kesin olarak Osmanlı Devleti’ne katılmasını sağladı. Bu dönemde İliç(Kuruçay)Erzincan Sancağı’na bağlı bir kaza merkezidir.

Uzun Hasan’ın ölümünden sonra 1502’de Safeviler’in yönetimine geçen yörede Şah İsmail’in 12 yıl süren yönetimi, Yavuz Selim’in Çaldıran’da Safeviler’i kesin yenilgiye uğratmasıyla son buldu(1514).Yörenin Osmanlı Devleti topraklarına katılımı Yavuz Sultan Selim’in 15 Mayıs 1515’te Kemah Kalesi’ni fethetmesi ile olmuştur.Yavuz Selim Kemah’ı müstakil bir sancak olarak Karaçinoğlu Ahmed Bey’in idaresine vermiştir.

Türkler’in burayı(İliç) yurt edinmesi ilk olarak Elazığ ve Malatya yöresinden Mehmet KAYA,Hüseyin ÜNLÜER,ZOBİ ailelerinin gelmesiyle olmuştur.Bu Türk aileleri geldiklerinde İliç’te 60’a yakın ev vardı.Burada da Ermeniler yaşardı.Bu tarihlerde İliç’in 19 köyü ile Kemaliye ilçesine bağılı bir bucak merkezi olduğu görülmektedir.Daha sonra buraya gelen Türk aileleri 40 hane kadar olmuşlar ve Ermeniler’le birlikte yaşamışlardır.Başlangıçta bu iki kavim arasında hiç te önemli olaylar çıkmamıştır.Yalnız Ermeni sürgününden bir yıl önce Ermeniler şehrin doğusunda bulunan Köybaşı Tepesi’ne çıkarak Türkler üzerine taş toprak yağdırmışlardır. Olayı o gün bucak müdürü olan Mehmet KAYA bastırmıştır.Ermeniler sürgün edilerek İliç’ten çıkarılmışlardır.1938 yılında demiryolunun İliç’ten geçmesi üzerine Kuruçay kaza merkezi İliç’e taşınarak ilçe olmuştur.

Çevredeki Tarihi Olaylar:Ermeniler,yurdumuzun diğer bölgelerinde olduğu gibi burada da çiftçilik yaparak zengin olmuşlardır.Diğer gayrimüslimler gibi bunların da askere alınmamaları servetlerini daha da arttırmalarına sebep olmuştur.Bunların refah ve zenginlikleri arttıkça idealleri de değişmiş,ihtirasları büyümüş,yeni bir Ermeni Devleti kurma sevdasına kapılmışlardır.Tarihin her devrinde kendilerine şeref payeleri çıkaran ve eski bir medeniyetin varisi olduklarını iddia eden Ermeniler,Avrupa okullarından aldıkları zehirli fikirlerle,manastırdan da papazların aşıladığı milliyetçilikle,büsbütün şoven bir hale gelen Ermeniler, kendilerine zulüm ediliyor diye banane edip dünya kamuoyunda propogandaya giriştiler.Toplantılar düzenleyip,beyannameler dağıtıyorlardı.Bu ihtilallerini Batılı diplomatların da teşvik ve himaye etmesi bunları iyice şımartıyordu.

Ermeni nüfusunun ilçemizde en kalabalık olduğu yer Armutlu bucağı idi.Armutlu o zaman Kuruçay’a bağlıydı.Buradaki Ermeniler Pingen’deki (Divriği) Ermeniler ile devamlı irtibat halinde idi.Gayelerini gerçekleştirmek için ilk önce Aharon adındaki bir dava vekilini öldürmekle işe başladılar.Aharon,bunların gittikleri yolun yanlış olduğunu söyleyince,komite bu zatı hain addederek idamına karar vermiş,komitenin kararını B.Armutlu Ermenileri’nden olan İblisoğulları icra etmiştir.Bu zatın öldürülmesi ile Ermeniler’in gayesi tamamen anlaşıldı.Herkes korkusundan sindi.Ne yazık ki o devrin hükümeti bu faaliyetleri hiç takip etmiyor ve gerekli tedbirleri almıyordu. Hazırlıklarına yıllarca devam ettiler.Nihayet 1891 yılında Kuruçay Kaymakamı Ahmet Bey, gizli bir Ermeni teşkilatının varlığını anlamış ve bunların çalışmalarını takibe de B.Armudan Köyü’nden Huşikoğlu Ömer Ağa’yı görevlendirmiştir.Fakat Ermeni komitasının istihbaratı durumu anlayarak bir ziyafete Ömer Ağa’yı da çağırmışlardır.Burada Ömer Ağa feci bir şekilde öldürülüp, ölüsünü de evinin önüne getirip yakmışlardır.Bu durum karşısında,Kuruçay Kaymakamı tahkikata girişip komiteyle ilişkisi olan 10 kişiyi yakalatıp mahkemeye vermiştir.Bunlar kürek cezasına mahkum edildilerse de Meşrutiyet’in ilanı üzerine affa tabi olmuşlardır.

1895 yılında Şebinkarahisar Savcısı’nı öldürdüler.Gayeleri ortamı karıştırarak Avrupalılar’ın müdahalesini sağlamaktı.Canilerin bulunmasına Erzincan Savcı Muavini Remzi Bey görevlendirildi.Tahtikat neticesinde failler meydana çıkarıldı.Armudanlı Allahoğlu Hacı Kalost’un evinde bir çok silah,dinamit,tenekeler dolusu barut,askeri elbise ve nişanlar,Ermeni komitesine ait evrak ve malzemeler bulundu.Artık Ermeniler’in gayeleri ortaya çıkmıştı.Türkler’e karşı düşmanca hareketlerinden Türkler’le Ermeniler’in arası tamamen gerilmişti.

l. Dünya Savaşı sıralarında iyice azıtan Ermeniler dağlarda soygunlar yapıyor,Türk köylerinde erkeksiz kalan kadın ve çocukları tehdit ediyorlardı.24 Temmuz 1917’de Ruslar’ın Erzincan’a kadar gelmesi üzerine tamamen şımarmış olan Ermeniler,nihayet Ruslar’ın yurttan atılması üzerine layık oldukları cezayı buldular.Böylece her yurt köşesi gibi Erzincan çevresinin de acısı dinmiş oldu.

Ali Cevad,İliç’e ilişkin şu bilgileri vermektedir:”Erzurum Vilayeti’nin Erzincan Sancağı’na bağlı ilçe merkezi bir kasabadır.Toprağı çok verimli olduğu için her çeşit tarım ürünü yetişir.Yerel küçük sanayi alanında,kaba dokumalar,bürümcük benzeri yünden ince şayaklar dokunur. Ayrıca, kapı perdesi ve ev döşemesi olarak kullanılan bir tür keçe de dokunur.İlçe 5 bucak(Armudan, Aşami,Kozkışla,Kocakarı, Harviş) ve 61 köyden oluşur.Tüm ilçede 1.799 ev vardır.10.760’ı Müslüman, 2.610’u Ermeni, 203’ü Ecnebi olmak üzere ilçe nüfusu toplam 13.573’tür. İlçede 17’si Müslüman, 8’i Ermeni toplam,25 okul vardır.İslam okullarının 1’i medrese,öbürleri ilkokuldur.”



AŞİRET ,KABİLE ve OYMAK ADLARI ve BU ADLARIN MANALARI

Anadolu’nun doğu illerinde yaşayan ve çoğu çok eski devirlerden beri göçebe bulunan aşiretlerin hepsi de Öz Türk ırkına mensup ve aynı boydan gelme topluluklardır.Bunların oturdukları köy ve yurt adlarının da Türkçe olduğu görülmektedir.

En eski Türk kabileleri,kendi kabile,aşiret ve oymak adları için birtakım hayvan adlarını da alarak kullanmışlardır,yuhut kendi kabile adlarını ilk rastladıkları yahut insana alıştırdıkları hayvanlara vermek adetini taşımışlardır.Bu adlar bize eski Türk yaşayış ve adetlerinin çeşitlerini ve iç yüzünü de öğretmektedir.Bu suretle,tabiattan alınan adların manaları sonradan o aşiretin totemi aynı zamanda da işareti de olmuştur.Akkoyun,Karakoyun gibi.

Kuruçay:Çorum ili İskilip ilçesinde bir yerde Kuruçay adı ile anılan bir Türk aşireti oturmaktadır.

Kuruçay’da:Armudan bucağı

Kisha:Ekilecek olan soğan ufaklarına

Terek:Raf

Zazalar’ın konuştukları dilin sözleri arasında Türkçe sözler pek çoktur.Bu dil Türkçe,eski Farsça pek az Ermenice ve Arapça’nın klasik sözlerinden yapılmış ve üzerinde işlenmemiş bir dildir.Dilin edebiyatı da yoktur.Yalnız halk manileri bu dilin edebiyatını teşkil eder.

Zazalar’ın renklere verdikleri adlar da Öz Türkçe’dir;mor,yeşil,mavi...gibi.

Oda,pencere,baca,ahır,otak,gözik gibi Türkçe sözler Zaza dilinde de kullanılır.Zazalar’ın bir kısmı kendilerinin İran’dan geldiklerini ve Kaçar Türkleri oymaklarından olduklarını söylerler.



ÖZ TÜRKÇE BAZI İLÇE VE BUCAK ADLARI

Armudlu...............Armudan:Bucak/İLİÇ.Bağlı olduğu aşiret Bozulus’tur.

Atma/Atmalı/Atmalu........Atma:Köy/İLİÇ.Konar-göçer Ekrad Türkü cemaatıdır.Gerek Anadolu ve gerekse Rumeli kesimlerinde mevcutları bulunur.”Atma”,Türkçe’deki fiillerdendir.Yün eğirmek için kullanılan çubuğa bazı yörelerimizde “çildirgi” ve bazı yerlerde ise “atma çubuğu”denir.Ayrıca yapıların üzerini örtmekte kullanılan kalın ağaçlara da “atma’denilmektedir.

Avanik...........Avarik:Köy/İLİÇ.Ekrad/Türk cemaatlarındandır.Adı geçen köyün bu cemaatlardan hangisinden ad aldığı müphem,fakat,”Avar”(Bir Türk boyu) ve “k” küçültme eki taşıyan Türkçe bir kelime olduğu açıktır.Anadolu’nun bazı yörelerinde “Avarık”a “avarlık”(ev yakınındaki küçük sebze bahçelerine verilen addır.) da denir.

Bağlıca..............Bağlıca:Köy/İLİÇ.Yörük cemaatlarındandır.

Basdaklı/Basdaklu:.......Basdana:Köy/İLİÇ.Türkmen cemaatındandır.

Biziki/Bizeki.......Bizgi:Köy/İLİÇ.Ekrad Türkleri aşiret ve cemaati olup,Rışvan aşiretine mensubtur.

Boyalık/Boyalı,Boyacalı/Boyacalu.........Boyalık:Köy/İLİÇ.”Boyacı”,”Boyacılu”diye adları geçen yörük cemaatlarının büyük bir kısmı Orta Anadolu kentlerinde bulunmaktadırlar.”Boyalı”olarak söylenenler ise,Malatya’dan Haymana’ya kadar olan yerlerde mevcuttur.

Çöplü.........Çöpler:Köy/İLİÇ.Konar-göçer Türkmen cemaatidir.”Çöp”,Türkçe’de daha ziyade kırılmış küçük ağaç parçasıdır.

Doğan.............Doğan:Köy/İLİÇ.Eski Türk geleneklerinde bulunan ongunlardandır.Yine pek çok Türk aşiret ve cemaatı bu kelimeden türetilen adlara sahiptir.

Enbiyalı/Enbiyalu,Enbiyacalı,Enbiyalar.........Enbiya:Köy/İLİÇ.Orta ve Güney Doğu bölgelerinin bazı kesimlerinde rastlanan Türk-Yörük cemaatlarındandır.

Gedenli/Gedenlü,Gedene............Gedenek:Köy/İLİÇ.Ekrad Tükleri cemaatinin adıdır.Gedene; keçe çadır,göçebe çadırı anlamına gelir.

Karaballı/Karaballu,Karabali,Karabalili.....Kemah-Kuruçay/İLİÇ havalisinde bulunan Ekrad Türkleri cemaatındandır.

Karakaya,Karakayalı/Karakayalu.............Karakaya:Köy/İLİÇ.Konar-göçer Türkmen cemaatidir.

_______,_______lı/_______lu................_______:İliç’te bir mevki adı.Türkmen yörük cemaatinin adıdır.

Kererli/Kerecurlu/Kirecurlu.............Kerer:Köy/İLİÇ.Türk cemaatlerindendir.Kelimenin menşei “Ker” olup,bugünkü “germek” fiiliyle alakalıdır.Orta Asya Türkleri’nde çadıra,kışlık eve “Keregü”, ”Kerege” adı verilir.Selçuk’un ulu dedelerinden adı “Kerakuçi Hoca”dır.Bazı Türk mahallerinde Kerege,Türk çadırının ağaç iskeleti demektir.Orta Asya’daki karşılığı “gergi”dir.Kervan sözü de bu adla ilgilidir.

Kozluca............Kozluca:Köy/İLİÇ.Yörük Türk cemaatlerindendir.Yörede evlerin altında bulunan davar ağılına veya sadece kuzular için ayrılan bölümlere bu ad verilir.

Kunduslu................Kundusu:Köy/İLİÇ.Yörük Türkleri cemaatlerindendir.İsmin bir çeşit buğday türü olarak kullanılan”kundulu”,”kunduruy”ile eş anlamlı olduğu sanılır.

Kuranşa,Kurunşah/Kuranşalu...........Kuran:Köy/İLİÇ.Konar göçer Türkmen cemaatidir.”Kuran”; yapan,imar eden demektir.

Levendbaylı/Levendboylu...........Levent-pınar(Eski adı Erhami):Köy/İLİÇ.Türkmen Ekradı cemaatlerindendir. Levend; boylu-boslu,yakışıklı kimselere verilen addır.

Paşaağalı/Paşaağalu.............Paşağı:Köy/İLİÇ.Göçer evli Tükmen cemaatidir.

Rişvanlı/Rişvanlu.............Orta ve Doğu Anadolu’nun bazı yörelerinde ve Kuruçay/İLİÇ havalisinde bulunan konar-göçer Türkmen cemaatıdır.Badılı aşiretine bağlıdır.

Sevirli/Sevirlü.............Servegi:Köy/İLİÇ.Konar-göçer Ekrad Türkleri cemaatlerindendir.Rışvan aşiretine tabidirler.Ancak adı geçen köyün bu cemaatla ilgisi müphemdir.

Tirikan,Tirikanlı/Tirikanlu;Tinkarlı/Tinkanlu.............Tinkar:Köy/İLİÇ.Daha ziyade Doğu ve Orta Anadolu’nun bazı yörelerinde bulunan konar-göçer Ekrad Türk cemaatı olup,Merdisi aşiretine tabidir.

Turgut,Turgutlu,Durgut,Durgutlu,Durgutobası....... ...Tuğut:Köy/İLİÇ.Yörük Türkmen cemaatıdır.Mamulu aşiretine tabidir.

Urur,Uru,Urik,Urfat..............Urik:Köy/İLİÇ.Osmanlı belgelerinde Kiğı yöresinde oldukları kaydedilen Türkmen Ekradı taifesindendir.

Yakub,Yakubi,Yakublu,Yakublar...........Yakublu:Kö y/İLİÇ.Konar-göçer Türkmen cemaatı olup,Mamulu aşiretine tabidir.

Yaylalı/Yaylalu,Yayla................Yörük cemaatı olup,Kuruçay/İLİÇ yöresinde de oldukları kaydedilmiştir.

Kozkışla--------------Köy/İLİÇ

Kuruçay--------------Bucak/İLİÇ

Dengiz:Büyük göl ,Büyük Nehir;Türkmen oymağının adı.Oğuz boylarından.

Tinker-------Köy---------Kuruçay/İLİÇ

OĞUZ(TÜRKMEN) 24 BOYUNA BAĞLI OLANLAR

İğdir/Yiğdir(İyilik,Büyüklük,Yiğitlik);Bu boydan bir grubun Kuruçay(İLİÇ)’daki nüfusları XVl.yy.da vergi nüfusuları 12’dir.

Kara evli/Kara-ivli,Karabölük: İliç/ Karakaya Köyü

TÜRKÇE,TÜRKÇE ANLAMI OLAN(TÜRKÇELEŞMİŞ) KÖY ADLARI
(Aşağıdaki köy adları tahlil ve açıklamaları;adlarının tarihçesinin ele alınışı şeklinde değil,bugünkü telaffuzları esas alınarak yapılmıştır.Türkçe olduğu açık olan kelimelerle,daha önce izah edilenlerin tekrarının yapılmamasına çalışılmıştır.)

Ağıldere;Köy/İLİÇ.”Ağıl-dere”,Hayvan(Sığır ve davar) konulan yerlere ağıl denir.Dere; en küçük akarsulara verilen addır.

Ardos;Köy/İLİÇ.”Ard”;arka,sırt,son,netice,sarp yer,yokuş,boyun,tepe,dağ sırtı gibi anlamlar taşır.Kırgız Türklerine bağlı Edigene uruğuna tabi bir oymak “Arday” adını taşır.

Bağcağız:Köy/İLİÇ;”Bağ-cağız”.Tükçede –cağız-,küçültme ve biçareliği belirtmek için kullanılan eklerdendir.Bağcağız=küçük meyvelik.

Bağıştaş:Köy/İLİÇ;”Bağış-taş”.Taş’ın Türkler tarafından değeri ve bazı hallerde kudsiyeti vardır.Yine bazı yerlerde,bazı Türkler tarafından taşlara –bağış-yada-adak-(adak taşı) yapmak geleneği vardır.Adı geçen köyde eski ululardan birinin mezarı bulunmakta olup,yatırdaki ayrı duran kitabe taşında şu kayıt mevcuttur.”Horasan pirlerinden İmam Zeynel Abidin soyundan Leşkeroğlu...”.

Çiftlikköy:Köy/İLİÇ;”Çiftlik”,tarım ve hayvancılığın yapıldığı ve evleri bulunan uygun arazi demektir.

Çorencil:Köy/İLİÇ;Küçük kıraç arazi denmesi mümükün.-Çora,-çoralı-,çoralu veya,-çorlu adında Türkmen cemaatları Anadolu’da mevcuttur.Ayrıca Türkçe’de çer/çöp-diye geçen veya dayanıksız binaları tasvirde kullanılan bir deyim mevcuttur.

Danzı:Köy/İLİÇ;Eski Türkçe kelimelerinden olan”dansuh”,Dede Korkut’ta; armağan,hayrat uyandırabilen eşya gibi anlamlara gelir.”Oğul,dan-dansuh bugün Oğuzda ne gördün?”.

Dostan:Köy/İLİÇ;Türkçe isimlerdendir.Osmanlılar devrinde Rakka,Erzurum,Çıldur yörelerinde bulunan bir Türkmen cemaatının adı da “Dosanlı”dır.

Erhami:Köy/İLİÇ.

Gafur:Köy/İLİÇ.Gafurefendi gibi Türkler arasında kullanılmakta olan kişi adına izafeten verilmiş köy adlarıdır.Batı Anadolu’da “Gaffarlu” adlı bir cemaat da bulunmaktaydı.

Gemho:Köy/İLİÇ;Aslen Türkçe olan,bazı deyimler gibi yöre şivesinden ‘o’nun eklenmesiyle değişen kelimelerdendir.Anadolu’daki cemaatlerden birinin adı “Gedüklü”dür.Söğüt yöresinde bulunan bir diğer cemaat “Gemran” diye anılır.

Geyran: Köy/İLİÇ;Türk dairesinde kalan kelimelerdendir.”Gevanlı”,”Gevan” diye kaydolunan yörük cemaati ile alakası müphemdir.-Geyri-,sonra,-geyreli-ise kaburga altı demektir.

Gösge(Göske/Köşge)Köy/ İLİÇ:”Köşiğ”,”Köşiğe”sözler en eski Türkçe kelimeler olup,-gölgelik-,-perde- gibi anlamlara gelmeteydi.Köklü –köşitmek-(örtmek)fiilinden doğmuştur.-Gösgelmek-,sırt vermek,yaslanmak anlamına gelir.

Gümüşkan Köy/İLİÇ;”Gümüş-kan”.Anadolu’da “Gümüşlü/Gümüşler” adında bir Türk cemaati mevcuttur.Köyün ismi,kurucularının asaletli oluşlarını vurgulayıcı bir nitelik taşımaktadır.

Hanage/ Köy/İLİÇ;Malüm olduğu üzere han ,konaklama yerlerinin adıdır.Yolcuların kalma,konaklama ve ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için bazı imkanları sağlayan hanlar;eski Türk toplum hayatında mühim bir yeri vardır.Yer isimlerinde herhangi bir han’ın etkili olduğuna dair pek çok misal verilebilir.Adı geçen köyde bunlardan biridir.

Hardışı/:Köy/İLİÇ;”Har”,çeşitli Türkçe deyimlerde kullanılır.Bazı kelimelerin meydana gelişinde de fonksiyonu olan seslerdendir.”Dışı”,için olmayan,ayrı anlamındadır.

Hasa/Köy/İLİÇ;Bu yörede dut dökülen büyük çarşaflara “hasa” denir.Sivas-Erzurum-Mardin-Diyarbakır yörelerinin çevrelediği “Hasanlı” cemaatiyle ilişkisi müphemdir.

Hığdar/Köy/İLİÇ:Telaffuzu Türkçe olan bu ismin,”Hıdıranlı” veya “Hıdırağa” Türkmen cemaatlerine izafeten verilmiş olması da mümkündür.

Ilıç:Eski Anadolu Türkçesi’nde hem hamam ve hem de ılıca için kullanılan “Ilıca”nın söyleniş biçimlerindendir.

İslamkenti/Köy/İLİÇ;Türklerde Orta Asya hayatı da dahil,yerleşim alanlarına “kent” (Şehir,merkez) kullanmak geleneği yaygındır.Anadolu’da da aynı durum sürdürülmüştür.Ayrıca bir diğer adı “Köşgerli” olan Türkmen cemaatlerinden birinin adı “İslamlı”dır.

Kangurut/ Köy/İLİÇ:”Kan-gurut”,Birleşik Türkçe yer adlarından.Gurut veya kurut,kurutulan bir süt mamülünün adıdır.

Kerdağ/ Köy/İLİÇ:Ker’le başlayan pek çok Türkçe kelime bulunmaktadır.Orta Anadolu yöresinde üç köşeli törpüye ‘kerdah’ denmektedir.

Kuruçay/İLİÇ:”Kuru-çay”.Suyu olmayan kuru derelerden müteşekkil akarsu yataklarına sahip yer demektir.

Kuzkışla/Köy/İLİÇ:”Kuz-kışla”.Kuz,Kuzey,güneşin arkaya alındığı yer; kışla,askeri terimlerdendir.

Prensor/Köy/İLİÇ:”Penbe-sor”.Penbe bir tür renk adıdır.

Poşeği/Köy/İLİÇ:Kemaliye –Malatya yörelerinde Poşmük,çöplük anlamlarına gelir.

Sime/Köy/İLİÇ:Türkçeleşmiş yer adlarındandır.Batı Anadolu yöresinde “sime”,çocuk oyununda kullarnılan ucu sivri değneğe verilen addır.

Sokova/Köy/İLİÇ:”Sok-ova”.Türkçe yer adlarındandır.

Sergevil/Köy/İLİÇer, “baş”; gevil ise yörede “köy” anlamına gelmektedir.

Tapur(B.Tapur ve K.Tapur)/Köy/İLİÇ:Türkçe yer adlarından olup,biçili ot ve ekinlerin yerden toplanmış haline “tapul,tapur” denmektedir.

Tepke/Köy/İLİÇ:Türkçe yer adlarındandır.Tüfek harbisine verilen bir diğer ad “Tebgeç”dir.

TÜRKÇELEŞMEYEN


Nordin========İliç

Zimara========İliç







CUMHURİYET DÖNEMİNDE KURUÇAY/İLİÇ





Kuruçay'dan Genel Görünüm



XX.YY BAŞLARINDA KURUÇAY:

Ali Kemali Erzincan Tarihi kitabında Kuruçay hakkında şu bilgileri vermektedir.

Kuruçay:Kuzeyde Refahiye ve Zara,güneyde Kemaliye ve Divriği ilçeleriyle,doğuda Kemah ilçesi,batıda Zara ilçeleriyle çevrilidir.Yüzölçümü 1040 km2’dir.Kuruçay’ın tarihi bir adı yoktur.Bununla birlikte geçmiş kavimlerin bazılarının bu ilçede yaşadıkları,şurada burada rastlanan eserlerden anlaşılmaktadır.Başlıca Çörencil denen bir köyün doğusunda ve köye 4 km.kadar uzaklakta “Kapıkayası” adıyla anılan yerde bir harabe vardır ki iki kagir duvardan ibarettir.Köyün yaşlıları bunun bir Ermeni kilisesi olduğunu,5-6 yüzyıldan önce yapıldığını ve bir keşiş tarafından idare edildiğini “Karabaş” dedikleri bir keşişin orada bir köşeye çekilerek yaşadığını –atalarından naklen- anlatıyorlar.

Bu harabenin Ermeniler’e ait olduğunu kanıtlayan bir şey yoktur.Yeri biraz havadar olduğundan ve yakınında oldukça bol acı su ve biraz yeşillik bulunduğundan,bir zamanlar yakınındaki Hasanova Köyü Ermenileri, Paskalya günlerinde toplanırlar,o kilise harabesinde ibadet eder hem de oyunlar ve eğlenceler düzenler,birarada vakit geçirerek akşam köylerine dönerler,yaz günleri de aynı gezintiler ve kır eğlenceleri yaparlarmış.

Keza, Kuruçay merkezinden 10km. uzakta “Bastana”dedikleri bir köy vardır,halk bu adın Bedestan’dan gelmiş olduğunu söyler.40 hane olan bu köyün her tarafında Şama yani kumlu kireçle kaynatılmış yapı yıkıntılarına rastlanmaktadır.Köyün doğu tarafında yüksekliği 50 ile 100m arasında değişen ,500 m uzunluğunda,her tarafa hakim bir kayalık vardır ve arasından doğal bir yol geçmektedir.Eski bir tabya olduğu söylenir.Bu kayalığın sonundan,ilçenin hen noktasına hakim ve Erzincan,Şebinkarahisar dağlarına kadar bakan 3 km. uzunluğunda yaklaşık 2000 m. yüksekliğinde büyük bir kaya vardır ki,zirvesine yakın bir iki doğal mağara görünür.Nöbetçiler gözcüler buraya konulurmuş.

Çift sürenlerin burada rastladıkları madeni paralar arasında Erzincan darphanesince yapılmış bazı Türk paraları çıktığı gibi,çok ince bir sanat ürünü olduğundan kuşku duyulmayan,fakat ne yazık ki,tarafımızdan okunmasına imkan bulunmayan resim ve yazılarla bezenmiş çok eski madeni paralar da vardır.

Türk paraları Mengücek veya Eretnaoğulları’nın saltanatının belirtisi olabildiği gibi,diğerlerini de eski Roma ve ya Bizans devrinin bir hatırası saymak gerekir.Köy halkı ister belirsiz olsun,hizbir bilgiye sahip değildir;yalnız köye Bedestan denildiği ve 20’şer m2 30-40 kadar bölmenin şamayla yapılmış temelleri ile,toprağın yüzünde yalnız başlıkları görünen birer metre çapında iki direğin bulunduğu yere de,”kilise” adı verildiğini söylemekte ve buranın eski bir şehir olduğunu delilleriyle ifade etmektedirler.

Evliya Çelebi :”Kuruçay’ın Voyvodalık olduğunu” söylemektedir. Demek ki,eskiden beri önemli bir yerdi.H.1281 yılına kadar fahri bir müdür tarafından idare edilen bir bucak olduğu biliniyor.Bu fahri müdürler arasında bütün köylere hakim Şahsuvaroğlu Ali Bey adlı biri vardır ki; merkezi Göleris köyüydü.Bunun yerine Tepe Köyü’nü merkez yapan Timur Ağa geçmiştir.Daha sonra Erhami Köyü’nden Bekir Efendi adında biri fahri bucak müdürlüğüne geçerek,Erhami’yi merkez yapmış ve bu köy H.1281’e kadar kır serdarlarının merkezi olarak kalmıştır.

Vilayet kuruluş yönetmeliği ile o tarihte ilçeye çevrilerek,Erzincan Livasına bağlanıp ve bir süre Erhami Köyü merkez yapılmışsa da,bu köy halkının her nedense şikayeti üzerine ilçe merkezi “Han” dedikleri yere taşınmıştır.Bu yer Giresun-Harput yolu üzerinde ve dere içinde tek bir handan ibaretti.Hükümet daireleri yıllarca bu handa kalmıştır.Şimdi ki durumda(1930) 43 haneyle 25 dükkan,bir hükümet konağı,bir telgrafname,bir okul,bir belediye dairesi ve iki handan ibarettir.

Çeşitli suların birikmesinden oluşan Kuruçay,ilçe merkezinden geçerek,buraya 25 km.uzaklıktakı Fırat(Karasu)’a dökülür.Kullanılıp içilen işte bu sudur.Kasabanın doğusunda bulunan “Efkar Tepesi” adıyla anılan ve her zaman hava akımlarına maruz kala tümsek,çıplak kayalık oldukça ferahtır.

Yolu yoktur.Kuruçay-Refahiye,Kuruçay-Zara,Kuruçay-Kemah yolları arızalı ve tehlikeli birer patikadan ibarettir.Bu nedenle ulaşım aracı hayvanlardır.Hükümet konağının(1924) dışındaki bütün binaların hepsi damdır.

İlçede hiçbir sanat yoktur.Halk zor ilkel bir tarzda tarımla yaşar.Kültür bakımından çok geri olan ilçede,ilmi eser aramak doğal olarak boşunadır.

Erzincan merkezine bağlı kaymakamlık merkezi olan yerlerden kömür,simli,kurşun ve kükürt gibi madenlerin varlığı bilinmekle beraber bu yıllarda henüz işletilmemekteydiler.1897-1900 yıllarındaki Kaymakamı Mehmed Ali Bey,1902 de bir ara Ali Galib Bey bulunmuştur.1906 larda ise Mehmed Tevfik Bey’dir.Ilıç bu senelerde 70 hanelik bir köy durumundadır.

Kuruçay’ın 1930’lardaki nahiye sayısı 3 (Merkez,Armudan,Kuzkışla) ve 61 köyü vardı.1931 de şehir merkezindeki nüfus 432 ,köy nüfusu 10.218(Yekun:10.650) dir.Kazaların en geri kalanıydı.Temel geçim kaynakları hayvancılık ve tarımdır..Dışarıya devamlı iş göçü olan yerlerdendir.





İ L İ Ç





İliç'ten Genel Görünüm





1938 den sonra kaza merkezi İliç olur ve Kuruçay da buraya bağlanır.Önceleri Kuruçay adını taşıyan yöre 1938 yılına kadar Kemaliye ilçesine bağlı bir bucak merkezi durumunda idi.Bu tarihte demiryolunun İliç'ten geçmesi üzerine Kuruçay kaza merkezi İliç'e taşınarak İliç 1939’da Erzincan iline bağlı ilçe merkezi yapıldı .

İliç’in ilçe merkezi oluşuna ilişkin T.C.Dahiliye Vekaleti ‘nin 15 Mayıs 1939 tarih ve 14863 Sayılı Kararnamesi ile ilgili belge aşağıdadır.

Doğu Anadolu Bölgesi’nde,Erzincan iline bağlı ilçe ve ilçe merkezi kasaba. Merkez bucağına bağlı 26,Armutlu bucağına bağlı 7,Kuruçay bucağına bağlı 23 köyü vardır.Kuzey ve kuzeydoğuda Refahiye,doğuda Kemah ilçeleri,güneydoğuda Tunceli ili,güneyde Kemaliye ilçesi,batı ve kuzeybatıda Sivas ili çevrilidir.

İl merkezinin güneybatısında,Munzur Dağları’nın kuzeybatı eteklerinde kurulmuştur.Yüzölçümü,1.397 km2,denizden yüksekliği,1.100 m,Erzincan’a uzaklığı 125 km’dir.



Toprakları güneyde Munzur Dağları’nın tepeleri ile kuzeyde Bağcığaz dereleri arasında uzanır.İlçe merkezi Fırat’ın iki ana kolundan biri olan Karasu’nun dar ve geçilmeye elverişli kısmı yakınında kurulmuştur.Bu kısımda bir asma köprü Karasu’nun iki yakasını birbirine bağlar.1938 yılında işletmeye açılan demiryolu ,Kemah Boğazı’nı aştıktan sonra batıya doğru ilerlemek için bu suyun açmış olduğu vadiyi takip eder.Karasu’nun güneyinde küçük ve gelişmemiş bir yerleşme olan İliç kasabasının 3km kuzeyinden Haydarpaşa-Kars demiryolu geçer.

İliç’in kaza olmasında demiryolunun buradan geçmesinden başka,Dersim İsyanı’nın bastırılmasında bulunan Abdullah(AKDOĞAN) Paşa,Kuruçay Kaymakamı ile görüşüp bir milis kuvveti teşkil ettirir;bilahare O’nun kaymakamlık merkezini İliç’e nakletmesini ister.Yine Abdullah Paşa’nın tavassutu ile Ilıç Belediye Teşkilatı kurulur.İlk belediye reisi Rıfat ŞAHSİVAROĞLU’dur.

Hükümet konağının yapımı,Erzincan İplik Fabrikası’nın temel atma törenine geldiğinde Ilıç’a uğrayan o günkü Başbakan Şemsettin GÜNALTAY(Kendisi Ilıç’ın Urek köyündendir.)’ın sayesinde 1949 da başlamış,1961 de bitirilmiştir.Yine adı geçen Başbakan,kazada yaptığı konuşmada buranın bilhassa Sanat Okulu’na ihtiyacı olduğunu belirtmişse de,açılması mümkün olmamıştır.

İliç’in bazı mühim ihtiyaçlarının temin edilmesinde Hilmi FIRAT adlı şahsın önemli yardımları olur.Babası Mustafa Kemal Paşa’nın silah arkadaşlarından Hacı Hilmi Paşa’dır. Babasının vasiyeti üzerine Hilmi Fırat,1959 da bir hastane(Hacı Halil Paşa Devlet Hastanesi) ve 1960/61 de İliç Ortaokulu(Annesinin adı ile anılan İliç Seyda Fırat Ortaokulu)’nu yaptırır.Kendisi 1983 yılı içerisinde vefat etmiştir.

1940’ ta kaza merkezinin nüfusu 866,köy nüfusu 16.054’ü bulur.Ilıç’ın içtimai ve iktisadi yapısında meydana gelen bir değişiklik de,1962’lerden sonra başlayan Şavaklı Göçer toplulukların buraya yerleşmesi ile olmuştur.

1970’te kazanın yekün nüfusu 15.183, 1980’de ise 11.386’ dır.Görülmektedir ki,bu kazamız da dışarıya çok sayıda gurbetçi göndermektedir.

İLİÇ HAKKINDA YAŞLI İNSANLARIN ANLATTIKLARI

İliç’in İlçe oluşunu O.Necmettin ERDAĞI şöyle anlatıyor.(5 Temmuz 1927 doğumlu)

Yıl 1938,11yaşındayım.Mevsim sonbahar.Herkes bağını bahçesini bozuyor,kış için hazırlık yapılıyor.O zamanlar evlerdeki her çocuk bağda,bahçede,tarlada büyüklerine yardım için çalışmak zorunda.Geçim zor,fakirlik dizboyu.Zaten yediğimiz içtiğimiz yetiştirdiğimiz ürünlerle sınırlı.

Bahçeden biçtiğimiz sebze otlarını eşekle evin önüne taşıyorum.O gün Müslüm ERDOĞAN’ın dükkanının bulunduğu yere geldiğimde,İliç’te görülmemiş bir kalabalıkla karşılaştık.İnsanlar halka şeklinde toplanmışlardı.Ortalarında babayiğit bir adam duruyordu.Eşeği falan unuttum.Kalabalığı merakla izlemeye başladım.Zorla da olsa ortadaki adamı yakından görmeyi başardım.Pantolonunun yanları kırmızı şeritli idi.Ceketinde de rütbenin gereği nişanlar olduğunu sonradan anladığım çeşitli şekillerde takılar vardı.

Kalabalık yavaş yavaş Saatli Çeşme’ye doğru ilerledi.Çeşmenin başına gelindiğinde,adını daha sonra öğrendiğim Abdullah Paşa (Babayiğit adam) eliyle işaret ederek suyun çıkış yerini sordu.Oradaki büyükler bilgi verdiler.Bunun üzerine Paşa; yanında bulunan görevliye dönerek “ Himmet; İlçenin Projesi himmetine kalmış,derhal ilçe merkezi Kuruçay’dan alınarak buraya taşınsın” emrini verdi.Herkes çok şaşırmıştı.Bu şaşkınlığı farkeden Paşa, Kuruçay’da yaşadığı şu olayı oradakilere anlattı.”Görevim icabı Kuruçay’a gitmiştik.Bir bardak su istedim.”Paşam 15 dakika bekleyin taze su getirelim” dediler.Ben de “Buranın suyu o kadar uzak mı ?” diye sorunca “Evet” dediler.Oradan buraya geldik.Bu suyu görünce kaza olmaya buranın daha uygun olduğunu düşündüm.” dedi.

Daha sonra Kuruçaylılar’ın böyle yaparsak Paşa bize bir çeşme yaptırır diye düşündükleri ve bu olayı gerçekleştirdikleri söylentilerde duyuldu.

İLÇENİN GEÇİRMİŞ OLDUĞU TABİİ AFETLER:

İlçe büyük bir afet ve zarara maruz kalmamıştır.Yalnız 1939 Erzincan depreminde bazı köyleri zarar görmüştür.
Eklenen Resim Ön İzlemesi
Dosya tipi: jpg ilicgen1.jpg (70,9 KB (Kilobyte), 0x kez indirilmiştir)
Dosya tipi: jpg ilic2.jpg (60,8 KB (Kilobyte), 1x kez indirilmiştir)
Dosya tipi: jpg kurucay.jpg (51,2 KB (Kilobyte), 2x kez indirilmiştir)

___________________İMZA___________________
( ÇETİN AKTAŞ )
Çetin Aktaş Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Çetin Aktaş Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 04.08.2008, 19:55   #2
Yazar
Zaur
Forumun Bir Parçası
 
Zaur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 22.01.2008
Mesajlar: 747
Memleket: OUT OF TURKEY
Cinsiyet:
Zaur - İCQ üzeri Mesaj gönder Zaur - MSN üzeri Mesaj gönder
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 49
İtibar Puanı: 205
Zaur hakkında olumlu dusunceler mevcutZaur hakkında olumlu dusunceler mevcutZaur hakkında olumlu dusunceler mevcut
Zaur - İCQ üzeri Mesaj gönder Zaur - MSN üzeri Mesaj gönder

Ettiği Teşekkür: 784
471 Mesajına 769 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Tüm dünya Türk topraklarına göz tikiyor buna görede milli azınlıklardan daima maşa gibi istifade ediyor maksatda bu güzelim yurdumuza sahiplenmekdir ama nafile, bu yüzdende bu söz yaranmış Hay'dan gelen Huya gider.

Zaur Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:01.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica