Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Aleviler ve Alevilik > Alevi Araştırmaları

Alevi Araştırmaları Alevilik üzerine araştırmalar, teorik yazılar, düşünceler, incelemeler

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 14.09.2015, 23:00   #11
Yazar
Amistofes
Forumla Bütünleşmiş
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 06.06.2008
Mesajlar: 2.456
Memleket: İSTANBUL
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 69
İtibar Puanı: 639
Amistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üye

Ettiği Teşekkür: 5.807
1.202 Mesajına 2.257 Kere Teşekkür Edlidi


Standart

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


DİNSİZ: Muhammed'in Zevceleri
dinsiz.blogspot.com/.../muhammedin-zevceleri.html - Diese Seite übersetzen
01.02.2007 - Bu konuda en kapsamlı çalışma Arif Tekin'in "Muhammed'in ve Kurmaylarının Hanımları" olup ... 1- Hatice: (28 ya da 40 yaşında) Huveylid'ibn Esed'in kızıdır. ... Muhammed ile evlenmeden önce es-Sukran ibn Amir ile evli idi. .... .Asıl adı Berre dir ve yahudi Mustalık oğullarından Haris ibn Ebi Dırar'ın kızıdır.


Konu Amistofes tarafından (14.09.2015 Saat 23:03 ) değiştirilmiştir.
Amistofes Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Amistofes Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
dergah (20.09.2015)
Alt 14.09.2015, 23:28   #12
Yazar
hüsamkuzu
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 16.06.2015
Mesajlar: 271
Memleket: ERZURUM
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 15
İtibar Puanı: 79
hüsamkuzu yakında sevilen bir üye olabilir

Ettiği Teşekkür: 112
171 Mesajına 331 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
Amistofes Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Sevgili Hüsamkuzu

Yazar Arif Tekin bir makalesinde Muhameddın zevceleri diye makalesindede Hatice'nin biyografisini vermiş!

1- Hatice: (28 ya da 40 yaşında) Huveylid'ibn Esed'in kızıdır. Daha önce Ebû Hale Zürâre ile evlenmiş ve ondan Hind adında bir kızı olmuştur. O ölünce de Atik ibn Aiz ile evlenmiş Abdu Menaf isiminde bir çocuğu olmuştur; sonra ondan boşanıp Muhammed ile evliliğinde 6 çocuğu olmuştur ama gerek yaşı gerekse çocuklarının bazılarının Muhammed'den mi yoksa önceki kocalarından mı olduğu konusu tartışmalıdır. Özellikle Şii'ler Fatıma dışındaki kızlarının Muhammed'den olmadığını; ikinci kocasından veya kızkardeşinin çocukları olduğunu söylerler. Yaşı 28 ya da 40 dır.
Sayın Amistofes,
Hatice’nin kimin kızı olduğu, kaç çocuk doğurduğunun bir önemi yoktur. Zaten bütün dünyanın bildiği gibi Aleviler de biliyor ki Hatice Muhammed’le evlendiğinde dul ve 40 yaşında bir bayandı. Alevi Pirleri Muhammed-Hatice ikilisinden Fatma adında bir kızı var biliyorlar. Bunu böyle bilmelerine rağmen Hatice’nin başka çocukları yoktur da demiyorlar. Hatice’nin çok sayıda da evlatlıkları vardır.
Önemli olan Hatice’nin Alevilikteki yeridir, ideolojisidir. Hatice’nin kapısında sayısız fakir karınlarını doyururdu. Sayısız köle azat etmiş. Kız çocukları diri diri toprağa gömülürken bu insanlar hep müdahil olmuşlardır. Kız çocukları alıp kendilerine evlat edinmiş beslemiş büyütmüşler hatta kız çocuğu büyüdükten sonra isteyenlere çocukları geri vermişlerdir. Bunu yapan sadece Hatice değil bu gibi insanlar varmış. Yani Hatice’nin yaptıkları ve mensup olduğu ideolojik inanç bizler için önemli olandır.

hüsamkuzu Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
hüsamkuzu Kullanıcısına bu mesajı için 3 üye teşekkür etti:
Amistofes (15.09.2015), dergah (20.09.2015), yıldızbaba (25.10.2015)
Alt 15.09.2015, 00:08   #13
Yazar
Amistofes
Forumla Bütünleşmiş
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 06.06.2008
Mesajlar: 2.456
Memleket: İSTANBUL
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 69
İtibar Puanı: 639
Amistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üye

Ettiği Teşekkür: 5.807
1.202 Mesajına 2.257 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
hüsamkuzu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Sayın Amistofes,
Hatice’nin kimin kızı olduğu, kaç çocuk doğurduğunun bir önemi yoktur. Zaten bütün dünyanın bildiği gibi Aleviler de biliyor ki Hatice Muhammed’le evlendiğinde dul ve 40 yaşında bir bayandı. Alevi Pirleri Muhammed-Hatice ikilisinden Fatma adında bir kızı var biliyorlar. Bunu böyle bilmelerine rağmen Hatice’nin başka çocukları yoktur da demiyorlar. Hatice’nin çok sayıda da evlatlıkları vardır.
Önemli olan Hatice’nin Alevilikteki yeridir, ideolojisidir. Hatice’nin kapısında sayısız fakir karınlarını doyururdu. Sayısız köle azat etmiş. Kız çocukları diri diri toprağa gömülürken bu insanlar hep müdahil olmuşlardır. Kız çocukları alıp kendilerine evlat edinmiş beslemiş büyütmüşler hatta kız çocuğu büyüdükten sonra isteyenlere çocukları geri vermişlerdir. Bunu yapan sadece Hatice değil bu gibi insanlar varmış. Yani Hatice’nin yaptıkları ve mensup olduğu ideolojik inanç bizler için önemli olandır.
Eyvallah

Amistofes Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 15.09.2015, 14:35   #14
Yazar
hüsamkuzu
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 16.06.2015
Mesajlar: 271
Memleket: ERZURUM
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 15
İtibar Puanı: 79
hüsamkuzu yakında sevilen bir üye olabilir

Ettiği Teşekkür: 112
171 Mesajına 331 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Müslüman tarihçilerin hapsi yalancı ve yalan söylemekle ölmüşler yoksa bunlar ölmeyecekti. Aşağıya kapı beslemesi olarak tarihçilik yapan ve kendi dönemindeki tarihi önemi olan toplumsal hareket ve olayları ele alıp aktarırken, Şehristeni, bu yazdıklarını “Ebu İsa el-Verrâk diye bilinen Muhammed b. Hârun”dan aktardığını söyler. Aktardıklarının satır aralarına yerleştirdiği yalanlara bakınız.

“Mani mensuplarına bütün mallarının onda birini vermelerini, her gün ve gecede dört defa ibadet etmelerini ve insanları hakka çağırmayı farz kıldı. Yalancılığı, insan öldürmeyi, hırsızlık ve zina etmeyi, cimriliği, sihri, putlara tapmayı terketmeyi emretti, herhangi bir canlıya, kendisine yapılmasını istemediği şeyi yapmamayı istedi.” diyor.

Muhammed’in İslamiyeti de prensip olarak bunları söyler. Ama Müslümanların mevcut uygulamaları uzaktan yakından ilgisi yoktur. O halde Muhammed, yukarıda ifade edildiği bu ahlaki yapılanmayı Mani’den almıştır diyebiliriz.
Dikkat edin Mani, mallarının onda birinin verilmesini istemiş; oysa Muhammed beşte birini alıyordu. İlginçtir ki Alevilikte de onda birdir. Alevilikteki bu uygulamayı Seyyid Nesimi, el parmaklarıyla temellendiriyor, on parmağından bir parmağını hakkullah olarak ayıracaksın diyor.

Şehristani ayni satırların devamında:
Şeriatlar ve nebiler hakkında itikadına gelince: Allah’ın ilk olarak ilim ve hikmetle gönderdiği kişinin beşerin atası olan Âdem olduğunu, ondan sonra sırasıyla Şit, Nuh, İbrâhim (a s) gönderildiğini, daha sonra Buda’nın Hindistan’a, Zerdüşt’ün de İran’a gönderildiğini, İsa Mesih’in ise Rum arzı ve Magrib’e gönderildiğini, daha sonra Arap arzına son peygamber geleceğini belirtti.” diyor (Şehristani, Milel ve Nihal s. 225-6)

Evet, Mani geçmişe saygıyı ve peygamberleri savunmayı esas alır, ama bakın burada Şehristani’nin satır aralarında oynadığı oyuna: bir kere Mani’nin peygamberler listesinde İbrahim adı geçmez bu kocaman yalandır. Muhammed benim dinim İbrahim dini üzerinedir dediği için Şehristani bu yalanı söyleyerek Mani’nin söylediklerini tahrif ediyor. Yani Mani aracılığıyla Muhammed’i meşru hale getirmek içindir. Devamında da en büyük yalanını satır aralarına yerleştiriyor. Evet Mani, “Buda’nın Hindistan’a, Zerdüşt’ün de İran’a gönderildiğini, İsa Mesih’in ise Rum arzı ve Magrib’e gönderildiğini” söyler ve Mani kendisinin de Babile gönderildiğini ifade eder. Ama Şehristani, Mani’nin nereye gönderildiği konusunu belirtmeden “daha sonra Arap arzına son peygamber geleceğini belirtti” şeklinde Muhammed lehine yalan söylemektedir. Azçok Mani hakkında okudum, araştırdım ki Mani, hiçbir yazısında ve hiçbir zaman Arap topraklarına da bir peygamber gelecektir dememiştir, külliyen yalandır.

Mani kendisini İsa’nın dediği Faraklit olduğunu vurgular. Müslümanlar da İsa’nın dediği Faraklit Muhammed’dir diyor. Faraklit Muhammed ise ondan önce de Mani imiş, peki Muhammedin Faraklitliğini niye kabul ediyorsunuz da neden Muahammed’den önceki Faraklit Mani’yi kabul etmiyorsunuz? Bu yalanlarda da anlaşılıyor ki Muhammed’in dini Manicilik inkar edilerek Mani dini üzerine kurulmuştur. Faraklit: kurtarıcı kutsal ruh/can demektir.
Hüsam Kuzu

hüsamkuzu Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
hüsamkuzu Kullanıcısına bu mesajı için 4 üye teşekkür etti:
Amistofes (17.09.2015), dergah (20.09.2015), Ferhat Güneyli (17.09.2015), yıldızbaba (25.10.2015)
Alt 16.09.2015, 14:50   #15
Yazar
hüsamkuzu
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 16.06.2015
Mesajlar: 271
Memleket: ERZURUM
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 15
İtibar Puanı: 79
hüsamkuzu yakında sevilen bir üye olabilir

Ettiği Teşekkür: 112
171 Mesajına 331 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

“Kur’an’da mabede/camiye “mescid” denir. Buna benzer bir ismi (masgede) daha önce Nebati ve Sürayaniler de kullanmışlardır.” (Arif Tekin, Sümerler’den İslam’a Kutsal Kitaplar ve Dinler s. 114)

Acaba Kuranda bulunan yabancı kelimeleri çıkarırsan Kuran ve Müslümanlıktan geriye ne kalır?

“Kur’an’a göre namaza Salat denir. Bu isim Arapça olmayıp daha önce Doğu Hıristiyanları tarafında kullanıldığı bir gerçektir. Aramice’de Selato kelimesi katlamak, bükmek anlamına gelir. Bilindiği gibi insan namazda da bükülür, katlanır. Namazın Arapçası olan salat kelimesi aslında başka kökende geldiği konusunda kısa bir hatırlatma yaptım; yoksa birçok kaynakta bu konu üzerinde uzun uzadıya açıklamalar vardır. (age s. 113)

Sanırım Doğu Hıristiyanlarından kast ettiği Gnostik Hıriistiyanlardır. Eğer böyle ise “salat”ın kökeni Mani’ye dayanır. Aleviler de salatı bu şekilde kabul eder. Salattan kast edilen secdedir ve secde de insanadır. Bu konuda Seyyid Nesimi “Mukaddimetü’l-Hakâyık” adlı eserinde şöyle der: “Şimdi iy tâlib bil ki namâzdan murâd secde kılmakdur ve Hakk Teâlâ melâikeye buyurdı ki: (2: 34) “Âdem'e secde edin! dedik, hemen secde ettiler. Yalnız İblis dayattı, kibrine yediremedi, kâfirlerden oldu.” (Fatih Usluer, Hurufi Metinleri -1 s. 57)
Yani secde insanadır. İnsan deyince de kişi anlaşılmasın. Günümüz Müslümanları da kibirlenip insana secde etmedikleri için kafirlerden sayılıyorlar.

İslamiyet’teki cuma namazı da Muhammed’den epey önce Kab bin Lüey tarafında var edilmiştir. Kendisi ilkin buna “Yevmü’l arube maruzat” gibi isimler koymuş, daha sonra bunların yerine (yine Kab’ın kendisi) cuma ismini takmıştır.” (age s. 113)

Arif Tekin’in aktardığına göre bu Kab bin Lüey, Muhammed öncesi yedinci kuşak dedesiymiş. Yaklaşık Muhammed’den 120 yıl önce yaşamıştır. Kısacası İslamiyet Muhammed öncesi varmış. Hatice’nin çabasıyla hayli mesafe almışken, Hatice’nin ölümüyle Muhammed, Ebubekir, Ömer, Osman cenderesine düşmüş ve bu günkü Müslümanlık vücuda gelmiş görülüyor. Bu olup bitenler karşısında Ali’nin çaresiz kaldığı da anlaşılıyor.
Hüsam Kuzu

hüsamkuzu Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
hüsamkuzu Kullanıcısına bu mesajı için 4 üye teşekkür etti:
Amistofes (17.09.2015), dergah (20.09.2015), Ferhat Güneyli (17.09.2015), yıldızbaba (25.10.2015)
Alt 16.09.2015, 23:37   #16
Yazar
Ferhat Güneyli
Kontrollü Üye
 
Ferhat Güneyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 30.03.2015
Mesajlar: 481
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: 304
Ferhat Güneyli sevilen bir üyeFerhat Güneyli sevilen bir üyeFerhat Güneyli sevilen bir üyeFerhat Güneyli sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 452
249 Mesajına 425 Kere Teşekkür Edlidi
Edit

Sayın hüsamkuzu,

Kuran Hatice zamanında Muhammed'de var idiyse; Hatice Manici, Muhammed de Manici idiyse, Kurana aynen alınan eski zaman şairlerinin şiirleri de zorunlu olarak Manici kaynaklıysa; bu sırrın sahibi Ali, ayrıca Ali'nin oğulları, dervişleri, Âşıkları ve sadıkları neden Mani'den söz etmezler?

Sözgelimi Haydar Âşık (Pir Sultan);

"Ali bizim ulumuzdur, pirimiz"

Demiştir.

"Mani bizim ulumuzdur, pirimiz" dememiştir, diyen başka Âşığa da rastlamıyoruz.

Bunları neye bağlıyorsunuz?

Sayın hüsamkuzu,

Muhabbet derin olacak, belli. Aslında özlenenin de bu olduğunu sanıyorum. Beni elçi kabul edin, kurdun kuşun sorusunu, canlının cansızın müşkülünü, insanoğullarının aklından önde giden korkusuyla inancını böyle bir kenardan duyup da seslendiren elçi. Bir konuyu sebatla, sıhhatle işliyor, yürütüyorsunuz. Umarım bir açıklığa çıkarız. Elinize emeğinize yüreğinize sağlık.

Ferhat Güneyli Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Ferhat Güneyli Kullanıcısına bu mesajı için 5 üye teşekkür etti:
akalem (19.12.2015), Amistofes (17.09.2015), dergah (20.09.2015), hüsamkuzu (17.09.2015), yıldızbaba (25.10.2015)
Alt 17.09.2015, 11:38   #17
Yazar
Amistofes
Forumla Bütünleşmiş
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 06.06.2008
Mesajlar: 2.456
Memleket: İSTANBUL
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 69
İtibar Puanı: 639
Amistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üye

Ettiği Teşekkür: 5.807
1.202 Mesajına 2.257 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alevi inancını göksel dinler içerisinde aramak yada ilişkilendiren bir çok yazarda bu hataya düşmüşlerdir!

Kadim inanc olan Alevi felsefesi bizlere ip ucu vermektedir!

Federal Almanya'da bir panelde merhum araştırmacı Prof İrene Melikhof ' a bu konuda aykırı düşündüğümü kendisine dilendirmiştim !

Bu tür kanılarıma destek veren burada da bir dönem bulunan arkadaşımız olan h -alibaba yazarda aynı doğrultularda araştırmacı İrene Melikhofun düştüğü yanılgılarına işaret etmek istemiş


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


Konu Amistofes tarafından (17.09.2015 Saat 14:40 ) değiştirilmiştir.
Amistofes Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Amistofes Kullanıcısına bu mesajı için 3 üye teşekkür etti:
dergah (20.09.2015), hüsamkuzu (17.09.2015), yıldızbaba (25.10.2015)
Alt 17.09.2015, 16:09   #18
Yazar
hüsamkuzu
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 16.06.2015
Mesajlar: 271
Memleket: ERZURUM
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 15
İtibar Puanı: 79
hüsamkuzu yakında sevilen bir üye olabilir

Ettiği Teşekkür: 112
171 Mesajına 331 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
Amistofes Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Alevi inancını göksel dinler içerisinde aramak yada ilişkilendiren bir çok yazarda bu hataya düşmüşlerdir!

Kadim inanc olan Alevi felsefesi bizlere ip ucu vermektedir!

Federal Almanya'da bir panelde merhum araştırmacı Prof İrene Melikhof ' a bu konuda aykırı düşündüğümü kendisine dilendirmiştim !

Bu tür kanılarıma destek veren burada da bir dönem bulunan arkadaşımız olan h -alibaba yazarda aynı doğrultularda araştırmacı İrene Melikhofun düştüğü yanılgılarına işaret etmek istemiş


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Sayın Amistofes,
Bu yazdıklarından hiç bir şey anlamadığım için sana döndüm:
“Alevi inancını göksel dinler içerisinde aramak yada ilişkilendiren bir çok yazarda bu hataya düşmüşlerdir!” demişsin. Düşülen bu hata nedir? Göksel dinlerden kastın nedir? Biliyoruz ki Alevilikte göksellik vardır ama bu göksellik insan başı ve aklıdır. Bütün tek tanrılı dinlerin orijinali de Alevilikteki gibi insan esas alınmıştır. Örneğin Sümerlerden önce yaşamış olan İdris Peygamber arşa yolculuk yapmış ilk peygamberdir. Muhammed ve birçok peygamberde bu geleneği sürdürmüşlerdir. İdris peygamber bu konuda: “Rabb, insanı kendi elleriyle yaptığı, yüzünü kendi cemaline benzettiği için, onu küçük ve üstün kıldı.” diyor. İşte göksel dinlerin özeti budur. Senin ne demek istediğini anlayamadım.

“h -alibaba yazarda aynı doğrultularda araştırmacı İrene Melikhofun düştüğü yanılgılarına işaret etmek istemiş” demişsiniz. Araştırmacı yazar “İrene Melikhofun” düştüğü hata nedir. h-alibaba’nın gösterdiği bu hatayı da anlamış değilim. h-alibaba bloğundaki bütün yazılarını okuduğumu söyleyebilirim. Bu yazarın yazıları yetersiz de olsa özellikle Manicilik ve Mani konusunda kendisinden çok şey öğrendiğimi itiraf edeyim. Çünkü ben h-alibaba’nın yazılarını okumadan önce Mani ve Manicilik diye bir şey duymamıştım, bilmiyordum. Mani ve Manicilik konusunda kanıt ve delillerin bu kadar kıt olmasına rağmen bu arkadaşımız bu kadar bilgiyi nasıl toplayabildi, doğrusu takdir ediyorum. Ama benim görmediğim ve sizlerin göksellik konusunda gördüğünüzün ne olduğunu anlayamadım. Biraz açıklarsanız sevinirim.

Sayın Ferhat Güneyli,
Sorularınızı mümkün mertebe yanıtlayacağım, şu anki zamanım sizin sorularınızı yanıtlamaya yetmediği için daha sonraya bıraktım. Teşekkürler.

hüsamkuzu Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
hüsamkuzu Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
dergah (20.09.2015), yıldızbaba (25.10.2015)
Alt 17.09.2015, 23:36   #19
Yazar
Amistofes
Forumla Bütünleşmiş
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 06.06.2008
Mesajlar: 2.456
Memleket: İSTANBUL
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 69
İtibar Puanı: 639
Amistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üye

Ettiği Teşekkür: 5.807
1.202 Mesajına 2.257 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
hüsamkuzu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Sayın Amistofes,
Bu yazdıklarından hiç bir şey anlamadığım için sana döndüm:
“Alevi inancını göksel dinler içerisinde aramak yada ilişkilendiren bir çok yazarda bu hataya düşmüşlerdir!” demişsin. Düşülen bu hata nedir? Göksel dinlerden kastın nedir? Biliyoruz ki Alevilikte göksellik vardır ama bu göksellik insan başı ve aklıdır. Bütün tek tanrılı dinlerin orijinali de Alevilikteki gibi insan esas alınmıştır. Örneğin Sümerlerden önce yaşamış olan İdris Peygamber arşa yolculuk yapmış ilk peygamberdir. Muhammed ve birçok peygamberde bu geleneği sürdürmüşlerdir. İdris peygamber bu konuda: “Rabb, insanı kendi elleriyle yaptığı, yüzünü kendi cemaline benzettiği için, onu küçük ve üstün kıldı.” diyor. İşte göksel dinlerin özeti budur. Senin ne demek istediğini anlayamadım.

“h -alibaba yazarda aynı doğrultularda araştırmacı İrene Melikhofun düştüğü yanılgılarına işaret etmek istemiş” demişsiniz. Araştırmacı yazar “İrene Melikhofun” düştüğü hata nedir. h-alibaba’nın gösterdiği bu hatayı da anlamış değilim. h-alibaba bloğundaki bütün yazılarını okuduğumu söyleyebilirim. Bu yazarın yazıları yetersiz de olsa özellikle Manicilik ve Mani konusunda kendisinden çok şey öğrendiğimi itiraf edeyim. Çünkü ben h-alibaba’nın yazılarını okumadan önce Mani ve Manicilik diye bir şey duymamıştım, bilmiyordum. Mani ve Manicilik konusunda kanıt ve delillerin bu kadar kıt olmasına rağmen bu arkadaşımız bu kadar bilgiyi nasıl toplayabildi, doğrusu takdir ediyorum. Ama benim görmediğim ve sizlerin göksellik konusunda gördüğünüzün ne olduğunu anlayamadım. Biraz açıklarsanız sevinirim.

Sayın Ferhat Güneyli,
Sorularınızı mümkün mertebe yanıtlayacağım, şu anki zamanım sizin sorularınızı yanıtlamaya yetmediği için daha sonraya bıraktım. Teşekkürler.
Sevgili Hüsamkuzu
Semistik dinlerde insan yoktan yaratılmıştır,eski ahdileri incelendiğinde benzer betimlemeler mevcuttur!( kunfe ye hud) ol denilince olunan insan!

Alevi felsefesi ise doğuma işaret eder!
Semistik dinlerde " Allah' a eş koşulmaz! Alevi felsefesinde insan " haktır" zaten eski ahdilerde de irdelendiğinde gerek Sümerler gerek Mısır uygarlığında ahnedekdotun ulaşılmaz bir Tanrı'dan bahs eder,bu durumu en iyi ifade eden biriside sizsiniz!

Mani inancı ise hangi emarelerden esinlenmiştir , nacizane beni de burası ilgilendiriyor!

Amistofes Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Amistofes Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
dergah (20.09.2015), yıldızbaba (25.10.2015)
Alt 18.09.2015, 01:31   #20
Yazar
hüsamkuzu
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 16.06.2015
Mesajlar: 271
Memleket: ERZURUM
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 15
İtibar Puanı: 79
hüsamkuzu yakında sevilen bir üye olabilir

Ettiği Teşekkür: 112
171 Mesajına 331 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
Ferhat Güneyli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Sayın hüsamkuzu,

Kuran Hatice zamanında Muhammed'de var idiyse; Hatice Manici, Muhammed de Manici idiyse, Kurana aynen alınan eski zaman şairlerinin şiirleri de zorunlu olarak Manici kaynaklıysa; bu sırrın sahibi Ali, ayrıca Ali'nin oğulları, dervişleri, Âşıkları ve sadıkları neden Mani'den söz etmezler?

Sözgelimi Haydar Âşık (Pir Sultan);

"Ali bizim ulumuzdur, pirimiz"

Demiştir.

"Mani bizim ulumuzdur, pirimiz" dememiştir, diyen başka Âşığa da rastlamıyoruz.

Bunları neye bağlıyorsunuz?

Sayın hüsamkuzu,

Muhabbet derin olacak, belli. Aslında özlenenin de bu olduğunu sanıyorum. Beni elçi kabul edin, kurdun kuşun sorusunu, canlının cansızın müşkülünü, insanoğullarının aklından önde giden korkusuyla inancını böyle bir kenardan duyup da seslendiren elçi. Bir konuyu sebatla, sıhhatle işliyor, yürütüyorsunuz. Umarım bir açıklığa çıkarız. Elinize emeğinize yüreğinize sağlık.
Sayın Ferhat Güneyli,
“Kuran Hatice zamanında Muhammed'de var” demedim. Mevcut Kuranın Hatice zamanındaki varsayılan ayetleriyle Hatice sonrası ayetlerinin birbirine zıt olduğunu söyledim. Hatta “vahşet saçan” ayetler olarak vurguladım.

Muhammed zamanında elde yazılı bir Kuran yoktur.
Bu Muhammed’in vahyidir Cebrail tarafında getirildi denilen sözler insanlar tarafından ezberlenmiş gibi bir durum yansıtılır. Ancak durum hiç de öyle görünmüyor.
Kuran’ın Osman tarafında yazılıp yirmi altı eski nüsha da yakılınca itirazlar da had safhaya çıkıyor. (26 nüsha, 26 bölüm demektir ki Aleviler Kuranın 32 bölümden oluştuğunu savunur. Bu da demektir ki Osman’ın Kuranı altı bölümlüktür) İtiraz edenlerin başında da en eski vahyi kâtiplerinden Abdullah b. Mesut’tur; Abdullah bir konuşmasında “Ben bizzat Hz. Muhammed’in ağzından (yani direkt) yetmiş küsur sure aldım. Yine Allah’a yemin olsun ki, Hz. Muhammed’in arkadaşları arasında benim kadar Kur’ân’ı bilen yoktur. Ama demiyorum ki ben hepinizin en iyisiyim; ancak Kur’an konusunda benim kadar bilen içinizde yoktur diyorum” şekline ifade etmektedir. (Arif Tekin: Bilinmeyen Yönleriyle Kur’an s. 169)

Muhammed’in ağzında direk olarak yetmiş küsur sure alan kişi Kuran komisyonuna alınmıyor. Osman’ın Kuranı yazdırdığı Zeyd b. Sabit denilen kişi ise 21 yaşındaki bir çocuktur.

Ancak Abdullah b. Mesut’tan anlaşıldığına göre kendisinin de bilmediği Kuranın 40 küsur suresi daha var. Ayni satırların devamında Abdullah b. Mesut şöyle der: “Allah’a yemin olsun ki! Ben bir ayetin nerede ve niçin/hangi olayla alakalı olarak indiğini biliyorum. Bilsem ki, Kur’ân’ı benden daha iyi bilen başka biri dünyanın herhangi bir yerinde var; ulaşmam mümkünse hemen gider ondan alırım” diyor. (age 169)

Anlaşılan Kuranın tamamı başka yerlerdeymiş. Ama kimse bilmiyormuş. Bu nedenle ki Abdullah b. Mesut, bilsem ki Kuranı benden daha iyi bilen biri var gider alırım diyor. Öyle anlaşılıyor ki Muhammed Kuranın aslına ulaşmanın yolunu kimseye göstermemiş. Göstermese de insanlar bu kuranın bir aslının olduğunu çok iyi biliyorlarmış. Bu gizli Kuran kimde olabilir ve neyin nesidir? Tabii ki bu gizemli Kuran Mani’nin olmalıdır. Maniciler baskı altında ve gizli faaliyetler gösteriyorlardır. Mani’nin kitaplarını o çağlarda kimse açık bir şekilde bulunduramıyordu. Ellerindeki 26 nusha Osman tarafında yakılınca gerçek Kuran da yok oldu ve böylelikle Osman’ın Kuranı, Allah’ın Kuranı olarak sahneye çıkmış oldu. Çok enteresandır ki Ali de yedi bölümden oluşan bir Kuran hazırlamış, yine tesadüf mü desek Mani’nin de ayrı ayrı konuları işleyen yedi kitabı vardır.

Hatice’ye gelince; Hatice’nin Alevilikteki yeri yücelerde olduğunu vurguladım ve öyledir. Pir Sultandan bir dörtlük aktarmıştım. Ayrıca Virani divanında:

Ya'ni Adem dahi Havvâ ibtidâ
Bunlar oldu mâder-i şâh-ü gedâ
Hadice vü Fâtıma Hayrü'n-nisa
Anasıdır Ehl-i Beytin bî-riyâ

Açıklaması:
Yani Adem ile Havva başlangıçtır, bunlar fakir fukaranın anası, babası, şahı oldular,
Hatice ve Fatma hayrın/iyiliklerin kadını, kuşkusuz Ehli Beytin anasıdır, diyor.

Seyyid Nesimi divanın da:
Fâtıma ma’sûm oluptur hem Hadîce muhterem
Ma’den-i fahrü’n-nisâdır menbâ-ı hayru’n-nisâ

Açıklaması:
Fatma masumdur, Hatice ise çok değerli; övünç madeni, hayrın/iyiliğin kaynağı kadındır, diyor.
Hal böyle ise Hatice’nin önemi hayli büktür. Ama yobazlar hep Muhammed’i öne çıkarırlar. Oysa Hatice olmasaydı Muhammed diye biri bilinmeyecekti.

“Hatice Manici, Muhammed de Manici idiyse, Kurana aynen alınan eski zaman şairlerinin şiirleri de zorunlu olarak Manici kaynaklıysa; bu sırrın sahibi Ali, ayrıca Ali'nin oğulları, dervişleri, Âşıkları ve sadıkları neden Mani'den söz etmezler?” demişsin. Böyle bir soru sormakla haklısın ve ancak aklı başında insanlar böyle sorular sorar. Ali ve oğullarında hiç birinin direk olarak elimizde kitapları yoktur. Biz onları Aşıklar, Zakirler, Pirler aracılığıyla biliyoruz.
“Bu sırrın sahibi Ali, ayrıca Ali'nin oğulları, dervişleri, Âşıkları ve sadıkları neden Mani'den söz etmezler?” sorusunun cevabi “Yol Cümleden Uludur” ilkesinde yatar. Kişiler hiçbir zaman Yolun önüne geçemezler. O nedenle Mani gizlenmiş, perde arkasına alınmıştır ki Mani kendisi de bunu uygulamış, onay vermiştir. “Keşiş Peter'in aktardığına göre Mani: "Ben, "beni insanların önünde inkâr eden kişiyi ben de inkâr ederim" (Matt. 10-33) diyen İsa gibi kalpsiz değilim. Diyorum ki: "Eğer bir kişi insanların önünde beni inkâr ediyor ve bu inkâr sayesinde kendi güvenliğini sağlıyorsa, söylediği şeyi ve yalanı sanki beni inkâr etmiyormuş gibi görürüm ve o kişiyi suçlu bulmam." demiştir. (Bizanslı Heretiklerin Tarihi, 2010 s.128)
Dolaysıyla Mani ve dini baskı altında olunca Mani adı farklı şekillerde vurgulanmıştır. Ayrıca Mani, bir isim değil aydınlatan manasına gelen bir unvanadır. Şehristani’nin “Milel ve Nihal” adlı kitabının 223. sayfasında “Maniheistler, Hakîm Mani b. Fâtik’in mensuplarıdır” diyor. Mani’nin bir adını da Şehristani’den öğreniyoruz ki “Hakim Mani” imiş. Hakim adı da bir unvandır. Eski sözlüklerdeki anlamına baktığımızda Hakim: “Hikmetle muttasıf olan ve mevcudatın hakikatına vâkıf olan. Hikmet mütehasssı. İlm-i hikmette mütebahhir ve mütehassıs olan. İş ve emirleri hikmetli ve yanlışsız olan. Tabib, doktor.” şeklinedir. Burada geçen sıfatların hepsi Mani’de mevcuttur ve ayni zaman da Mani, doktordur. Kısacası Mani’nin o kadar adı vardır ki saymakla bitmez ve gerçek adı bu bilinenlerden hangisi olduğu veya hiçbir olmadığı da bilinmiyor. Bu nedenle Alevi aşıkları, zakirleri, dervişleri, Pirleri Mani diye birini bilmiyordu diye düşünemeyiz.
Baskı altında olanların birden fazla isim kullandıklarını hepimiz biliyoruz. Örneğin bu topiğin 14. Mesajında Şehristani’den aktardığım “Ebu İsa el-Verrâk diye bilinen Muhammed b. Hârun” adı gibi, bu zat Manicidir. Adı Muhammed b. Hârun iken, Ebu İsa el-Verrâk adıyla biliniyormuş. Bu Ebu İsa el-Verrek adı Muhammed’in hocası ve ayni zamanda Hatice’nin amcaoğlu Varaka ile bir ilgisi de olabilir.

Hal böyle iken Üstatlar Mani adını anıyor. Osmanlı tarihinin başından sonuna kadar olan divan şairlerinin divanlarında Mani adı çok sayıda zikredilir. Mani, Manicilik, ve eserleri Osmanlı divan şairleri tarafından bir malzeme olarak alaycı ve hakaretvari tabirlerle işlenmektedir. Aleviler Arap alfabesinden kopunca bu bilgilerden uzak kalmış oldular. Osmanlı eserleri Arapça olduğu için Türkiye’deki Aleviler okuyamıyor ve dolaysıyla bilgi sahibi olamıyorlar.

Seyyid Nesimi divanında Mani adının geçtiği beyiti şöyledir:

Ey veren gönlünü Çîn nakşına şol sûrete bak
Kudretin sun’î yazan nakşini Mani ne bilir

Seyyid Nesimi divanında çok sayıda Mani geçmesine rağmen, hiç ilgisi yok iken Mani adı mana/anlam, mani/engel şeklinde çevrililmiş, o nedenle insan, Seyyid Nesimi Mani için burada da böyle demiş diyemiyor
Seyyid Nesimi ayni zamanda Maniciliğin olduğu yerleri de bol miktarda işliyor. Manicilik Uygur İmparatorluğunun resmi dini olduğu bilinen bir gerecektir. Seyyid Nesimi Uygur İmparatorluğunda bulunan yerlerin hepsini en güzel şekilde beyitlerinde işlemektedir. Gerek Seyyid Nesimi, gerek Yemini Ali’yi Hitaya götürüp oradaki keramet gösterilerini anlatırlar. Oysa bildiğimiz Ali Hitaya hiç gitmemiş, belki adını bile bilmiyordu. Hitay denilen yer; bu günkü Çin’in kuzey doğu kısmı olan Mançuryadır.

Pir Sultan niye Mani diye birini bilmiyor? Bana göre Pir Sultan Mani diye birini biliyor. Pir Sultanın bütün deyişlerinde Mani felsefesi hakimdir. Hele ki Pir Sultan’ın bir çok dizeleri Muhammed öncesinde var olduğuna göre Pir Sultan tarafında Mani biliniyor demektir. Ama Mani, Pir Sultan’da hangi adla geçiyor orası önemlidir. Bana göre Pir Sultan’ın andığı Mansur adı Mani’dir. Bu konuda hayli bilgiler biriktirdim. Yeterli bilgi edinince yazacağım. Ayrıca Ali adı da Mani’den gelme ihtimali var. Ayrıca Manici belgelerde Manohmed adı geçmekte ve Manicilikteki “Muhteşem İsa” gibi çok önemli bir figürdür ki “ışıklı akıl” anlamındadır.

Geçenlerde toplumsal hafıza ve bellekteki bilgilerin unutulmasıyla ilgili başka topikte bilgi aktarmıştım. Osmanlı tarihi boyunca Nurcular/Işıkçılar adıyla anılan insanlara karşı mücadele vermiş, Bizans usulüyle bu insanları diri diri ateş kuyularında yakmıştır. Yakılan bu Nurcular/Işıkçılar bu günkü Alevilerin geride kalanlarıdır.
Öyle bir gün gelmiş ki Said-i Nursi diye biri çıkmış kendisini ve cemaatini Nurcu olarak tanıtmış, ve günümüzde de Fethullah Gülen diye biri çıkmış kendilerini Işıkçı olarak ilan etmiş. Bu durumda Said-i Nursi Alevilerin elinde Nurculuğu almış oldu, günümüzde de Fethullah Gülen Işıkçılığı kaptı. Alevilere kalan kısım dolaysıyla zulmet olmuş oluyor. Yani Nur/Işık denilince Alevilerin zihnide yobaz bir kesim canlanıyor. Oysa esas Işıkçılar Alevilerdi ama Aleviler ışıkçı olduğunu unutmuş. Hal böyle olunca da Mani’yi biraz zor hatırlarlar. Gerçi Mani’yi hatırlamalarına gerek de yoktur, bari Yolu doğru hatırlasalar!
Hüsam Kuzu


Konu hüsamkuzu tarafından (18.09.2015 Saat 02:20 ) değiştirilmiştir.
hüsamkuzu Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
hüsamkuzu Kullanıcısına bu mesajı için 4 üye teşekkür etti:
Amistofes (18.09.2015), dergah (20.09.2015), Ferhat Güneyli (18.09.2015), yıldızbaba (25.10.2015)
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 06:13.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica