Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Aleviler ve Alevilik > Alevi Araştırmaları

Alevi Araştırmaları Alevilik üzerine araştırmalar, teorik yazılar, düşünceler, incelemeler

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 27.09.2015, 23:16   #21
Yazar
aris
Tecrübeli Üye
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 15.06.2015
Mesajlar: 92
Memleket: OUT OF TURKEY
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 13
İtibar Puanı: 32
aris iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 280
61 Mesajına 112 Kere Teşekkür Edlidi


Standart

Alıntı:
hüsamkuzu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Sayın aris,
“Bektaşilik alevilik içerisinde sosyalizme karşı bir sosyal demokrat duruştur” şeklindeki ifadenize aynen katılıyorum. Bunun yanında düşünceme göre bu gibi duruşların karşı sınıfa hizmet edeceğini de söylememde bir sakınca yoktur.

“Elbetde aleviler zulme karşı taraftırlar ama hiç bir zaman amaçları devlet kurmak olmamıştır” şeklindeki düşüncenizin olgunlaşmadığını düşünüyorum. Çünkü Alevi öğretisi bir sınıfsal ideolojidir. Hedefi tek dil, tek din ve Rıza Şehrini oluşturmaktır. Yoluna devam ederken izlediği esas yöntem toplumu içten dönüştürmektir. (tabi günümüz Alevileri bu durumdan çok uzaktırlar) devletlerin oluşumunda da hatırı sayılır çabalar sarf etmişlerdir. Örneğin, Hüseyin Gazi, Battal Gazi, Eba Müslüm, Şah İsmail, daha da geriye doğru gidersek bütün peygamberleri devletlerin başında görürüz.
Alevilerin “hiç bir zaman amaçları devlet kurmak” niyetinde olmadığını yalnız siz söylemiyorsunuz. Bunu egemen devlet erkinin her makamında duyabiliyoruz, amaç ise Alevi topluluğu marjinal hale getirmek olduğunu düşünüyorum.

“Şuda bir gerçek ki bektaşi ocağı yüzyılardan beri varlığını sürdürmektedir. Şimdi kalkıp bunu yok saymak kimseye bir şey kazandırmaz” şeklindeki düşüncenize de aynen katılıyorum. Benim karşı çıkışlarım tarihsel yanlışların doğruymuş gibi yeniden güncellenmesidir. Farklı bir şey söyleyeyim; biliyorsunuz ki Hacı Bektaş Yeniçeri ordusunun piri olarak gösteriliyor. Birçok yazarçizer bu savlamaya karşı çıksa da, birçoğu da savunur, her iki tarafın da doğruluk payı vardır. Yeniçeri ordusunun başından sonuna kadar serüvenine bakın ve Tapınak Şövalyalarıyla karşılaştırın. Bu iki örgütün yapısal, örgütsel ve amaçsal durumlarının ayni olduğunu göreceksiniz. Demek istediğim Yeniçeri ordusunun şablonu Tapınak Şövalyeleridir.
Kimisi yanlışları savunurken, kimisi de yanlışları gizlemenin telaşındadır. İşte benim karşı çıkışlarım da bu durumadır. Yoksa Hacı Bektaş’la veya Bektaşilerle bir alıp veremeyeceğim.
sayın hüsam kuzu,
alevilerin hedefi devlet kurmak değil drken,eko sistemle ilşkisine vurgu yapmak istemiştim.devletsiz
her canlıyla birlikte yaşamak
topraktaki soluncan kadar hakkı olan
hak ettiğini rızasıyla geri veren.yaşamın zorunlu son bulma evresinde rızk olarak toprağa karışan her canlı gibi
toprağı besleyen bir nimete dönüşmek ve bunun farkında olmak istemiştim.
yoksa toplumsal arenada elbetde varolma mücadelesi, verecektir aleviler.
yeniçeri noktasında sizinle aynı düşünüyorum.
rıza toplumu hedefi vardır alevilerin
bu hiyerarşik bir var oluş değil
hiçleşrek var olmak gibidir diye düşünüyorum.
siz birikiminizi sunun bizde bundan rızkımızı alırız
akan suya mihman oluruz

aris Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
aris Kullanıcısına bu mesajı için 3 üye teşekkür etti:
dergah (27.09.2015), Ferhat Güneyli (29.09.2015), hüsamkuzu (28.09.2015)
Alt 27.09.2015, 23:32   #22
Yazar
gnost
Forumla Bütünleşmiş
 
gnost - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 21.02.2006
Mesajlar: 3.867
Memleket: ÇORUM
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 96
İtibar Puanı: 1138
gnost görkemli bir forum yaşantısı vargnost görkemli bir forum yaşantısı vargnost görkemli bir forum yaşantısı vargnost görkemli bir forum yaşantısı vargnost görkemli bir forum yaşantısı vargnost görkemli bir forum yaşantısı vargnost görkemli bir forum yaşantısı vargnost görkemli bir forum yaşantısı vargnost görkemli bir forum yaşantısı var

Ettiği Teşekkür: 828
1.206 Mesajına 2.509 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Moğol lardan kaçarak Anadolu'ya gele Hâcem Bektaş Veli
Moğollar ile ittifak eden Hâcem Bektaş Veli iki farklı görüşü ifade eder.

İkiside çeşitli kanıtlar ile desteklenebilir,çürütülebilir.

Daha fazla inceleme yapabilmek için herkese uzun bir yolculukta sağlık birlik ve çaba temenni ediyorum.

___________________İMZA___________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
gnost Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
gnost Kullanıcısına bu mesajı için 3 üye teşekkür etti:
aris (28.09.2015), dergah (27.09.2015), Ferhat Güneyli (29.09.2015)
Alt 27.09.2015, 23:54   #23
Yazar
dergah
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 15.05.2008
Mesajlar: 313
Memleket: İSTANBUL
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 52
İtibar Puanı: 1066
dergah görkemli bir forum yaşantısı vardergah görkemli bir forum yaşantısı vardergah görkemli bir forum yaşantısı vardergah görkemli bir forum yaşantısı vardergah görkemli bir forum yaşantısı vardergah görkemli bir forum yaşantısı vardergah görkemli bir forum yaşantısı vardergah görkemli bir forum yaşantısı var

Ettiği Teşekkür: 1.923
269 Mesajına 830 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
HURUFİCAN-ERZİNCAN Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
acaba hace bektaşi veli diye biri yaşadı mı?Yoksa...
Sayın HURUFİCAN-ERZİNCAN Ya sizce??? Düşüncelerinizi paylaşırsanız bizleri de bilgilendirmiş olursunuz. Kendi adıma sevinirim.
Muhabbetle

Alıntı:
hüsamkuzu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Türkçe cümle kurmasını bilmediğinizi düşünürüm.
Sayın hüsamkuzu, Türkçe cümle kurmasını bilmediğimi düşünmeniz iyiye delalet… Eyvallah.
Algı operasyonu denilen olay bu olsa gerek.. Eğer aklımızda bir algı varsa cümleyi ona göre okuyoruz ve yorumluyoruz. Oysa daha önce ne bozuk cümle demediniz niye oğlum demiyor demediniz direk kendi oğlu değil ki dediniz…)))) Oysa Alevi toplumunda kadının yeri belli, hele kadın ananın yeri apayrı özellikle bunu vurgulamak istemiştir diye de düşünebiliriz.
Alıntı:
hüsamkuzu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Sayın aris,
Sözlerim sizlere ters gelebilir ama doğrudur. Doğru genelde insanları rahatsız eder, rahatsız olmaları da normaldır. Kişilerin ilk başta duyduğu rahatsızlık, daha sonra kendisini düşünmeye sevk eder ve doğruyu yakalamaya sebep olur.
Şimdi sayın dergah, Hacı Bektaş, iki evli olduğundan dolayı yerine [geçen kişinin de Kadıncık Ananın oğlu olmasını istemiştir deseydi, söylediği mantıklı olurdu. Bunu söylemek için de kanıt gerekecek, öyle bir kanıt olmadığı için de kimse böyle bir iddia da bulunamaz.
Durduk yere Hacı Bektaş falan oğlum yerime geçsin demek yerine, neden Kadıncık Ananın falanca oğlu yerime geçsin desin ki? Böyle bir cümle dil kuralına ve toplum geleneklerine aykırıdır. O nedenle “Türkçe cümle kurmasını bilmediğinizi düşünürüm” dedim. Bu cümlemin hakaret veya küçümseme nitelemesi olarak görülmesi doğru olmaz.
Sayın Hüsamkuzu sizi anlıyorum Niyetinizin de daha derin düşünmeye sevk etmek olduğunun farkındayım.(yönteminiz ve diliniz bence doğru olmasa da)

Sünni düşünce sistemi olarak şekillenen biri evet kesinlikle birden fazla eşi varmış yorumu yapyapardı.. Birkaç kişiye okuttum ve dediğiniz yorumu yaptı…

"Kaynaklarda karşımıza Hacı Bektaş'ın eşi veya manevi kızı konumunda birden çok ad çıkmaktadır. Karışıklığın birinci nedeni budur. Kadıncık Ana, Kutlu Melek, Fatıma Hatun, Fatma Nuriye… hemen hemen aynı insanın adları olarak geçerler. Fakat başka başka insanlar da olmaları olası. Son yıllarda Doç. Mikail Bayram olaya yeni bir boyut kazandırmıştır. "Menakib- i Evhadü'd- din- i Kirmâni"ye dayanarak, Fatma Hatun'un Kirmani'nin kızı ve Ahi Evren'in ise eşi olduğunu saptar. Yani Ahi Evren şeyhinin kızıyla evlenmiştir. Ahi Evren'in 1261'de Moğollar'ca öldürülmesi üzerine Fatma Hatun eşinin dost çevresi olan Sulucakarahöyük'e göçer. Bektaşiler arasında "Kadıncık Ana" olarak bilinen bu Fatma Hatun'dur. "

Veleyetnama karmakarışık burası bir gerçek, fakat mademki bu kaynak üzerinden gidiyoruz. Velayetnamenin başka bir yerinde.. (yazının içinde var sanırım gözünüzden kaçtı)
“Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli, Rum ülkesine yaklaşınca mana alemin¬den Rum erenlerine, esselamü aleyküm Rüm’daki erenler ve kardeşler diye selim verdi. Bu sırada Rum ülkesinde, elliyedi bin Rum ereni, sohbette, meclisteydi. Rum’un gözcüsü de Karaca Ahmed’di.
Hünkar’ın selam verdiği, Fatıma Bacı’ya malum oldu. Bu kadın, Sivrihisar’da, Seyyid Nureddin’in kızıydı, henüz evlenmemişti, meclisteki erenlere yemek pişirmedeydi. Karaca Ahmed de Seyyid Nured¬in’in müridiydi. Fatma Bacı, ayağa kalkıp Hünkar’ın bulunduğu ta-rafa döndü, elini göğsüne koydu, üç kere aleykümesselüın dedi, yerine oturdu.” Gülağ öz veleyetnameden
Bir başka anlatımdaKadıncık Ana bunun farkına varıp “üzerimizden bir er geçti” demiş, erenler Kadıncık Ana’ya “ersidin” (evlenmek istiyorsun) diye şaka yapmışlar.
Eğer Kadıncık Ana, İdris Hoca ile evliyse böyle bir şaka yapılması mümkün değildir
. "Burun kanından doğma" Bu tür birçok derviş ve evliya söylenceleri insanın hayal, sevgi ve bağlılık dünyasının ürünleridir.
Aslında söylenceler rivayetler karışıyor kafalar karışıyor. Kendimce Alevilik felsefe kültür düşünsel yapısını iyi çözümlemek gerekir…diye düşünüyorum.
Hallacı Mansurdaki aynı söylence Pir sultan Abdal ve Şeyh Bedrettinde vardır.. (hakka yürüyüşleri)
Hacı Bektaş Veli Duvar yürütme güvercin donu aslan üzerine yılan kamçı yapma… dersim ocak söylencelerinde Hatta ehli Haklarda Sultan Sahakda var. Yine
Balu Tahir: Iwanov, Baba Tahir adının aslının Balu Tahir olabileceğini düşünür. Baba Tahir (935-1010/1055?), ünlü bir Ehli Hak seyididir. Deylem orijinli hanedanlıklardan Büveyhiler çağında yaşadı. Aşireti “Bara Şahi”, dili Gorani’dir. Bir “Kalenderi” olduğunu söyler. Mezarı Hemedan’dadır. Öykülerde sık sık Fatima Lara (Fatima Laila) adında bir kadınla birlikte anılır. Aralarındaki ilişki gizemli. Fatima Lara, bir yoruma göre, Baba Tahir’in bacısıdır. (Seyfi Cengiz)

Bir örnekte daha yakın tarih olsun.. Muzaffer Oruçoğlu (Tohum kitabı) Ali Haydar Yıldız ve İbrahim Kaypakkaya… Dersim bölgesinde faaliyetlerinin başlangıcında… Gece Düzgün Baba’da kurban kesiliyor. Onlarda gidip, karınları doyuruyorlar hem de biraz konuşuyorlar… Ertesi günlerde ortalık çalkalanıyor… Deniz Gezen ve arkadaşları Düzgün Baba’daymış duydunuz mu…?

Bu bizim düşüncelere kişilere saygımız ve onları her daim benzer birileri üzerinden yaşatma bir nevi don giydirme kültürümüz yaşayan ve yaşatanlara en içten saygılarımla..
Muhabbetle


Konu dergah tarafından (28.09.2015 Saat 01:51 ) değiştirilmiştir.
dergah Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
dergah Kullanıcısına bu mesajı için 4 üye teşekkür etti:
**Yorum** (28.09.2015), aris (28.09.2015), Ferhat Güneyli (28.09.2015), hüsamkuzu (28.09.2015)
Alt 28.09.2015, 02:51   #24
Yazar
hüsamkuzu
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 16.06.2015
Mesajlar: 271
Memleket: ERZURUM
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 15
İtibar Puanı: 79
hüsamkuzu yakında sevilen bir üye olabilir

Ettiği Teşekkür: 112
171 Mesajına 331 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
dergah Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Sayın HURUFİCAN-ERZİNCAN Ya sizce??? Düşüncelerinizi paylaşırsanız bizleri de bilgilendirmiş olursunuz. Kendi adıma sevinirim.
Muhabbetle


Sayın hüsamkuzu, Türkçe cümle kurmasını bilmediğimi düşünmeniz iyiye delalet… Eyvallah.
Algı operasyonu denilen olay bu olsa gerek.. Eğer aklımızda bir algı varsa cümleyi ona göre okuyoruz ve yorumluyoruz. Oysa daha önce ne bozuk cümle demediniz niye oğlum demiyor demediniz direk kendi oğlu değil ki dediniz…)))) Oysa Alevi toplumunda kadının yeri belli, hele kadın ananın yeri apayrı özellikle bunu vurgulamak istemiştir diye de düşünebiliriz.

Sayın Hüsamkuzu sizi anlıyorum Niyetinizin de daha derin düşünmeye sevk etmek olduğunun farkındayım.(yönteminiz ve diliniz bence doğru olmasa da)

Sünni düşünce sistemi olarak şekillenen biri evet kesinlikle birden fazla eşi varmış yorumu yapyapardı.. Birkaç kişiye okuttum ve dediğiniz yorumu yaptı…

"Kaynaklarda karşımıza Hacı Bektaş'ın eşi veya manevi kızı konumunda birden çok ad çıkmaktadır. Karışıklığın birinci nedeni budur. Kadıncık Ana, Kutlu Melek, Fatıma Hatun, Fatma Nuriye… hemen hemen aynı insanın adları olarak geçerler. Fakat başka başka insanlar da olmaları olası. Son yıllarda Doç. Mikail Bayram olaya yeni bir boyut kazandırmıştır. "Menakib- i Evhadü'd- din- i Kirmâni"ye dayanarak, Fatma Hatun'un Kirmani'nin kızı ve Ahi Evren'in ise eşi olduğunu saptar. Yani Ahi Evren şeyhinin kızıyla evlenmiştir. Ahi Evren'in 1261'de Moğollar'ca öldürülmesi üzerine Fatma Hatun eşinin dost çevresi olan Sulucakarahöyük'e göçer. Bektaşiler arasında "Kadıncık Ana" olarak bilinen bu Fatma Hatun'dur. "

Veleyetnama karmakarışık burası bir gerçek, fakat mademki bu kaynak üzerinden gidiyoruz. Velayetnamenin başka bir yerinde.. (yazının içinde var sanırım gözünüzden kaçtı)
“Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli, Rum ülkesine yaklaşınca mana alemin¬den Rum erenlerine, esselamü aleyküm Rüm’daki erenler ve kardeşler diye selim verdi. Bu sırada Rum ülkesinde, elliyedi bin Rum ereni, sohbette, meclisteydi. Rum’un gözcüsü de Karaca Ahmed’di.
Hünkar’ın selam verdiği, Fatıma Bacı’ya malum oldu. Bu kadın, Sivrihisar’da, Seyyid Nureddin’in kızıydı, henüz evlenmemişti, meclisteki erenlere yemek pişirmedeydi. Karaca Ahmed de Seyyid Nured¬in’in müridiydi. Fatma Bacı, ayağa kalkıp Hünkar’ın bulunduğu ta-rafa döndü, elini göğsüne koydu, üç kere aleykümesselüın dedi, yerine oturdu.” Gülağ öz veleyetnameden
Bir başka anlatımdaKadıncık Ana bunun farkına varıp “üzerimizden bir er geçti” demiş, erenler Kadıncık Ana’ya “ersidin” (evlenmek istiyorsun) diye şaka yapmışlar.
Eğer Kadıncık Ana, İdris Hoca ile evliyse böyle bir şaka yapılması mümkün değildir
. "Burun kanından doğma" Bu tür birçok derviş ve evliya söylenceleri insanın hayal, sevgi ve bağlılık dünyasının ürünleridir.
Aslında söylenceler rivayetler karışıyor kafalar karışıyor. Kendimce Alevilik felsefe kültür düşünsel yapısını iyi çözümlemek gerekir…diye düşünüyorum.
Hallacı Mansurdaki aynı söylence Pir sultan Abdal ve Şeyh Bedrettinde vardır.. (hakka yürüyüşleri)
Hacı Bektaş Veli Duvar yürütme güvercin donu aslan üzerine yılan kamçı yapma… dersim ocak söylencelerinde Hatta ehli Haklarda Sultan Sahakda var. Yine
Balu Tahir: Iwanov, Baba Tahir adının aslının Balu Tahir olabileceğini düşünür. Baba Tahir (935-1010/1055?), ünlü bir Ehli Hak seyididir. Deylem orijinli hanedanlıklardan Büveyhiler çağında yaşadı. Aşireti “Bara Şahi”, dili Gorani’dir. Bir “Kalenderi” olduğunu söyler. Mezarı Hemedan’dadır. Öykülerde sık sık Fatima Lara (Fatima Laila) adında bir kadınla birlikte anılır. Aralarındaki ilişki gizemli. Fatima Lara, bir yoruma göre, Baba Tahir’in bacısıdır. (Seyfi Cengiz)

Bir örnekte daha yakın tarih olsun.. Muzaffer Oruçoğlu (Tohum kitabı) Ali Haydar Yıldız ve İbrahim Kaypakkaya… Dersim bölgesinde faaliyetlerinin başlangıcında… Gece Düzgün Baba’da kurban kesiliyor. Onlarda gidip, karınları doyuruyorlar hem de biraz konuşuyorlar… Ertesi günlerde ortalık çalkalanıyor… Deniz Gezen ve arkadaşları Düzgün Baba’daymış duydunuz mu…?

Bu bizim düşüncelere kişilere saygımız ve onları her daim benzer birileri üzerinden yaşatma bir nevi don giydirme kültürümüz yaşayan ve yaşatanlara en içten saygılarımla..
Muhabbetle
Sayın dergah,
Türkçe cümle kurmasını bilmediğini söylemedim, şayet öyle iddia ederseniz Türkçe cümle kurmasını bilmiyorsunuz diye düşünürüm dedim. Çünkü Alevilikte kadının yeri yüksek olsa da ataerkil toplumda soy babadan devam ettiğini biliyorsunuz. Hacı Bektaş’ın şeceresinde kadın görülüyor mu ki siz böyle düşünüyorsunuz?
Söz konusu cümlede Hacı Bektaş’ın varisi Kadıncık Ananın oğlu olduğu gün gibi açıktır. Ha, birileri zoraki Hacı Bektaş’ın oğlu vardır ısrarında bulunabilir. Bu ısrarlar hiçbir zaman gerçek olamaz. Başka bir mesajında da bir yanılgı içinde olduğunu gösterdiniz ama cevap verme gereği duymadım. Yeri gelmişken o yanılgını da hatırlatayım. Değindiğin konu “mücerretlikti” ve kavramın Alevi literatüründeki açıklamasını doğru olarak vermenize rağmen iddianızın ispatı değildi. Çünkü Osmanlı, dili ve tarihi kayıtlarında mücerret sözcüğünü bekar, evlenmemiş kişiler için kullanır. Söz konusu durum, yani Hacı Bektaş’ın mücerretlik durumu da Osmanlı döneminde ve Osmanlı kayıtlarıyla açıklık kazanır. Velayetnamenin de Hacı Bektaş’tan yüzyıllar sonra yazıldığını biliyoruz. O halde mücerret sözcüğünü de çağın diline göre değerlendirmeliyiz. Eğer önümüzdeki düşünsel bir yazılı belge ise sizin tarif ettiğiniz gibi ele almalıyız, ama tasavvufla ilgili değilse o zaman çağın dili ve ortamına göre değerlendirmeliyiz.

“Kadıncık Ana, Kutlu Melek, Fatıma Hatun, Fatma Nuriye… hemen hemen aynı insanın adları olarak geçerler. Fakat başka başka insanlar da olmaları olası” demenizi doğru buluyorum. Bacıyan-ı Rum sözcüğünü duymuşsak o halde bu isimlerin farklı kişiler olması olasıdır. O çağlardaki isimlendirme soy zinciri gibi idi. Kişi, anasının Fatma adını kızına koşar, o Fatma da kendi kızına anasının adını koşar, dolaysıyla bir aile çatısı altında ayni adı taşıyan çok sayıda insan görmek mümkündü. Rum bacıları tabiri bizlere Anadolu’da kadın dervişlerin varlığını göstermektedir. Bu durumu bütün İslam coğrafyasında görmek mümkündür. Nuriye, Fatma adları çok olsa da burada sözkonusu olan Kadıncık Ana figürüdür. Kadıncık Ana figürünü de 12. Mesajımda verdiğim Ana Tanrıça figürünün kendisidir.

Ayrıca bazı kavramlar yanlış anlamlandırılıp, yanlış aktarılıyor. Mesela Bacıyan-ı Rum diye bir kadın savaşçı gurubu türetirler. Rumlu Bacılar, silahlı savaşçı değildirler. Bunlar Derviş Bacılardır. Bu Bacılar dünya metasından ve zevklerinden elçekmiş, nefsini terbiye etmiş gazi bacılardır.
Ayni zamanda “Gazi” sözcüğü de yanlış anlamlandırılıp, yanlış anlatılıyor ve onunla çok sayıda hikaye ve tarih yazarlar. Konu edildiği için Rıza Aydın gazi sözcüğünden yola çıkarak balkanlardaki akıncılar akınını Dervişlerle bağlantı kurguları yapar. Oysa bu çok yanlış, Alevi literatüründe geçen gazi, nefsine karşı savaşmış ve bu savaşta galip çıkmış kişi ve kişilerdir. O nedenle Pir Sultan:
Nefse uyan Hakk’a uymuş değlidir
Gaziler namazın kılmış değildir
Bu gezen abdallar derviş değildir
Arkasında hırka şal olmayınca
Diyor.

“Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli, Rum ülkesine yaklaşınca mana aleminden Rum erenlerine, esselamü aleyküm Rüm’daki erenler ve kardeşler diye selim verdi. Bu sırada Rum ülkesinde, elliyedi bin Rum ereni, sohbette, meclisteydi.”
Sana açıkça şunu söyleyeyim, Velayetnamenin Hacı Bektaş’a ait olduğuna inanmıyorum. Sonradan kurgulanmış olduğu için bir paragrafı veya satırı, bir başka satırı veya paragrafını tutmuyor. Osmanlı devletinin lehine bir bağdaştırmaya gidilmiş, yoksa yedi bin yıl önceki Ana Tanrıça figürünün yakın tarihimizde Hacı Bektaş ve Kadıncık Ana ile ne ilgisi olabilir? Hal böyle iken Velayetnamede batıni bilgiler de vardır. Yani geçmiş ile zamanın batıni bilgileri harmanlanınca Hacı Bektaş anlaşılmaz duruma gelmiştir.

“Bu sırada Rum ülkesinde, elliyedi bin Rum ereni, sohbette, meclisteydi” deniliyor. Fatma Bacının da bu meclisin dışında olması düşünülmez. O da bu selam verilen elliyedi bin Rum Erenlerinden biridir. Buradaki sır şudur; elliyedi bin tabiridir. Bu tabir Hurufi hesapla cevap bulur. Hurufi usule göre çoklu yazılmış rakamların sıfırları sayılmaz, bu durumda 57 rakamı kalır. Elliyedi sayısının beşle yedi rakamının toplamı 12 eder. Yani o elliyedi bin Rum Ereni ile 12 Erenin varlığına işaret edilmiş, diğer bir deyimle de 12 İmamcı olduğu anlamına geliyor. Buradaki mesajın gizemli cevabı budur. Tabi ki bu konu işlenirken edebi sözlerin kullanılması da insanı farklı yönlere çeker. “üzerimizden bir er geçti” sözü de yanlış yorumlanılıyor. Bu sözden kast edilen kendilerinden daha yücelerden bir Erenin varlığına işaret edilmiştir.

Hacı Bektaş’ın "Burun kanından doğma" veya hamile kalma olayı da batınidir. Öncelikle şunu söyleyeyim, ben Bektaşileri çok kibirli görüyorum. Hacı Bektaş’ı geçmişini ve seviyesini kurgulayanlar kibir batağında yüzerler. Örneğin ısrarla Hacı Bektaş’ı serçeşme gösterilmesi de bu kibrin ürünüdür. Pir Sulatan, “Ben Aliyim Ali benim” derken de bir kibir algılanabilir, ama Pir Sultan önce kendini Ali’ye kul eder ondan sonra da Ali ile bütünleşir. Ne yazık ki Bektaşilerden bunu göremiyoruz. Hacı Bektaş Ali’dir, Allahtır herkesin de ona kul olması tasarlanır. Bu da kibrin bataklığıdır. Bu kibirin kaynağı da Velayetnamedir, sırası gelince anlatacağım. Hacı Bektaş’ın "Burun kanından doğma" veya hamile kalma mümkün müdür? Batıni olarak ele alırsan mümkündür. Burun Hakikat kapısıdır. Burunun Hakikat kapısı olması, dolaysıyla burundan alıp verilen nefestir. Yani Kadıncık Ana, Hacı Bektaş’tan nefes yoluyla ilim, irfan almış ve hakikat seviyesine ulaşmış demektir. Yoksa burun kanıyla hiçbir canlı hamile kalmaz, kaldığını düşünenlerde hurafe uyduruyorlar demektir. Hal böyle iken Velayetnamedeki kibir burada su yüzüne çıkmış oluyor. O da şudur: ilim ve irfan burundan verilmez, ağızdan verilir. Ağız, şeriat kapısıdır ve tümden sözdür. Diğer bir ifadeyle hakkın kelamı ağızdan çıkar. Velayetnamenin kurgucusu ne yapmış? Şeriat kapısı olan ağızla Kadıncık Ana ile Hacı Bektaş ilişkisini kurmamış, tam tersi Hakikat kapısı olan burunla ilişkilendirmiş, Şeriat kapısı değil de Hakikat kapsıyla şereflendirmiş, burada hedeflenen üstünlük sağlamaktır, bu da kibrin batağıdır.

Diğer kerametleri de anlatmaya kalkmayım, başka zaman yeri gelince açıklamaya çalışırım. Duvar yürütme kerameti bildiğimiz gerçek anlamdaki duvar değil, istiva hattıyla/orta çizgiyle ilgilidir ve Öğretinin temel ögesidir. Anlatmakta uzun sürer, onun için başka bir zamana bırakalım.
Hüsam Kuzu

Yazmayı unuttuğum bir hususu eklemek yerinde olacaktır. Mikail Bayram, Ahi Evren’in Moğol’lar tarafında öldürüldüğünü söylüyor, hatta Ahi Evren’le Nasreddin Hocanın ayni kişiler olduğunu da iddia eder. İddia böyle iken, Ahi Evren’in Osman Beye kızını verdiğini ve Osman Beye nasihatleri olduğunu da biliyoruz. Anlaşılan ya Mikail Bayram veya Osmanlı tarihi yanlış, bunu öğrenmek için de araştırma yapmak lazım.


Konu hüsamkuzu tarafından (28.09.2015 Saat 03:25 ) değiştirilmiştir.
hüsamkuzu Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
hüsamkuzu Kullanıcısına bu mesajı için 3 üye teşekkür etti:
aris (28.09.2015), dergah (01.10.2015), Ferhat Güneyli (28.09.2015)
Alt 28.09.2015, 23:25   #25
Yazar
aris
Tecrübeli Üye
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 15.06.2015
Mesajlar: 92
Memleket: OUT OF TURKEY
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 13
İtibar Puanı: 32
aris iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 280
61 Mesajına 112 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
hüsamkuzu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Sayın dergah,
Türkçe cümle kurmasını bilmediğini söylemedim, şayet öyle iddia ederseniz Türkçe cümle kurmasını bilmiyorsunuz diye düşünürüm dedim. Çünkü Alevilikte kadının yeri yüksek olsa da ataerkil toplumda soy babadan devam ettiğini biliyorsunuz. Hacı Bektaş’ın şeceresinde kadın görülüyor mu ki siz böyle düşünüyorsunuz?
Söz konusu cümlede Hacı Bektaş’ın varisi Kadıncık Ananın oğlu olduğu gün gibi açıktır. Ha, birileri zoraki Hacı Bektaş’ın oğlu vardır ısrarında bulunabilir. Bu ısrarlar hiçbir zaman gerçek olamaz. Başka bir mesajında da bir yanılgı içinde olduğunu gösterdiniz ama cevap verme gereği duymadım. Yeri gelmişken o yanılgını da hatırlatayım. Değindiğin konu “mücerretlikti” ve kavramın Alevi literatüründeki açıklamasını doğru olarak vermenize rağmen iddianızın ispatı değildi. Çünkü Osmanlı, dili ve tarihi kayıtlarında mücerret sözcüğünü bekar, evlenmemiş kişiler için kullanır. Söz konusu durum, yani Hacı Bektaş’ın mücerretlik durumu da Osmanlı döneminde ve Osmanlı kayıtlarıyla açıklık kazanır. Velayetnamenin de Hacı Bektaş’tan yüzyıllar sonra yazıldığını biliyoruz. O halde mücerret sözcüğünü de çağın diline göre değerlendirmeliyiz. Eğer önümüzdeki düşünsel bir yazılı belge ise sizin tarif ettiğiniz gibi ele almalıyız, ama tasavvufla ilgili değilse o zaman çağın dili ve ortamına göre değerlendirmeliyiz.

“Kadıncık Ana, Kutlu Melek, Fatıma Hatun, Fatma Nuriye… hemen hemen aynı insanın adları olarak geçerler. Fakat başka başka insanlar da olmaları olası” demenizi doğru buluyorum. Bacıyan-ı Rum sözcüğünü duymuşsak o halde bu isimlerin farklı kişiler olması olasıdır. O çağlardaki isimlendirme soy zinciri gibi idi. Kişi, anasının Fatma adını kızına koşar, o Fatma da kendi kızına anasının adını koşar, dolaysıyla bir aile çatısı altında ayni adı taşıyan çok sayıda insan görmek mümkündü. Rum bacıları tabiri bizlere Anadolu’da kadın dervişlerin varlığını göstermektedir. Bu durumu bütün İslam coğrafyasında görmek mümkündür. Nuriye, Fatma adları çok olsa da burada sözkonusu olan Kadıncık Ana figürüdür. Kadıncık Ana figürünü de 12. Mesajımda verdiğim Ana Tanrıça figürünün kendisidir.

Ayrıca bazı kavramlar yanlış anlamlandırılıp, yanlış aktarılıyor. Mesela Bacıyan-ı Rum diye bir kadın savaşçı gurubu türetirler. Rumlu Bacılar, silahlı savaşçı değildirler. Bunlar Derviş Bacılardır. Bu Bacılar dünya metasından ve zevklerinden elçekmiş, nefsini terbiye etmiş gazi bacılardır.
Ayni zamanda “Gazi” sözcüğü de yanlış anlamlandırılıp, yanlış anlatılıyor ve onunla çok sayıda hikaye ve tarih yazarlar. Konu edildiği için Rıza Aydın gazi sözcüğünden yola çıkarak balkanlardaki akıncılar akınını Dervişlerle bağlantı kurguları yapar. Oysa bu çok yanlış, Alevi literatüründe geçen gazi, nefsine karşı savaşmış ve bu savaşta galip çıkmış kişi ve kişilerdir. O nedenle Pir Sultan:
Nefse uyan Hakk’a uymuş değlidir
Gaziler namazın kılmış değildir
Bu gezen abdallar derviş değildir
Arkasında hırka şal olmayınca
Diyor.

“Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli, Rum ülkesine yaklaşınca mana aleminden Rum erenlerine, esselamü aleyküm Rüm’daki erenler ve kardeşler diye selim verdi. Bu sırada Rum ülkesinde, elliyedi bin Rum ereni, sohbette, meclisteydi.”
Sana açıkça şunu söyleyeyim, Velayetnamenin Hacı Bektaş’a ait olduğuna inanmıyorum. Sonradan kurgulanmış olduğu için bir paragrafı veya satırı, bir başka satırı veya paragrafını tutmuyor. Osmanlı devletinin lehine bir bağdaştırmaya gidilmiş, yoksa yedi bin yıl önceki Ana Tanrıça figürünün yakın tarihimizde Hacı Bektaş ve Kadıncık Ana ile ne ilgisi olabilir? Hal böyle iken Velayetnamede batıni bilgiler de vardır. Yani geçmiş ile zamanın batıni bilgileri harmanlanınca Hacı Bektaş anlaşılmaz duruma gelmiştir.

“Bu sırada Rum ülkesinde, elliyedi bin Rum ereni, sohbette, meclisteydi” deniliyor. Fatma Bacının da bu meclisin dışında olması düşünülmez. O da bu selam verilen elliyedi bin Rum Erenlerinden biridir. Buradaki sır şudur; elliyedi bin tabiridir. Bu tabir Hurufi hesapla cevap bulur. Hurufi usule göre çoklu yazılmış rakamların sıfırları sayılmaz, bu durumda 57 rakamı kalır. Elliyedi sayısının beşle yedi rakamının toplamı 12 eder. Yani o elliyedi bin Rum Ereni ile 12 Erenin varlığına işaret edilmiş, diğer bir deyimle de 12 İmamcı olduğu anlamına geliyor. Buradaki mesajın gizemli cevabı budur. Tabi ki bu konu işlenirken edebi sözlerin kullanılması da insanı farklı yönlere çeker. “üzerimizden bir er geçti” sözü de yanlış yorumlanılıyor. Bu sözden kast edilen kendilerinden daha yücelerden bir Erenin varlığına işaret edilmiştir.

Hacı Bektaş’ın "Burun kanından doğma" veya hamile kalma olayı da batınidir. Öncelikle şunu söyleyeyim, ben Bektaşileri çok kibirli görüyorum. Hacı Bektaş’ı geçmişini ve seviyesini kurgulayanlar kibir batağında yüzerler. Örneğin ısrarla Hacı Bektaş’ı serçeşme gösterilmesi de bu kibrin ürünüdür. Pir Sulatan, “Ben Aliyim Ali benim” derken de bir kibir algılanabilir, ama Pir Sultan önce kendini Ali’ye kul eder ondan sonra da Ali ile bütünleşir. Ne yazık ki Bektaşilerden bunu göremiyoruz. Hacı Bektaş Ali’dir, Allahtır herkesin de ona kul olması tasarlanır. Bu da kibrin bataklığıdır. Bu kibirin kaynağı da Velayetnamedir, sırası gelince anlatacağım. Hacı Bektaş’ın "Burun kanından doğma" veya hamile kalma mümkün müdür? Batıni olarak ele alırsan mümkündür. Burun Hakikat kapısıdır. Burunun Hakikat kapısı olması, dolaysıyla burundan alıp verilen nefestir. Yani Kadıncık Ana, Hacı Bektaş’tan nefes yoluyla ilim, irfan almış ve hakikat seviyesine ulaşmış demektir. Yoksa burun kanıyla hiçbir canlı hamile kalmaz, kaldığını düşünenlerde hurafe uyduruyorlar demektir. Hal böyle iken Velayetnamedeki kibir burada su yüzüne çıkmış oluyor. O da şudur: ilim ve irfan burundan verilmez, ağızdan verilir. Ağız, şeriat kapısıdır ve tümden sözdür. Diğer bir ifadeyle hakkın kelamı ağızdan çıkar. Velayetnamenin kurgucusu ne yapmış? Şeriat kapısı olan ağızla Kadıncık Ana ile Hacı Bektaş ilişkisini kurmamış, tam tersi Hakikat kapısı olan burunla ilişkilendirmiş, Şeriat kapısı değil de Hakikat kapsıyla şereflendirmiş, burada hedeflenen üstünlük sağlamaktır, bu da kibrin batağıdır.

Diğer kerametleri de anlatmaya kalkmayım, başka zaman yeri gelince açıklamaya çalışırım. Duvar yürütme kerameti bildiğimiz gerçek anlamdaki duvar değil, istiva hattıyla/orta çizgiyle ilgilidir ve Öğretinin temel ögesidir. Anlatmakta uzun sürer, onun için başka bir zamana bırakalım.
Hüsam Kuzu

Yazmayı unuttuğum bir hususu eklemek yerinde olacaktır. Mikail Bayram, Ahi Evren’in Moğol’lar tarafında öldürüldüğünü söylüyor, hatta Ahi Evren’le Nasreddin Hocanın ayni kişiler olduğunu da iddia eder. İddia böyle iken, Ahi Evren’in Osman Beye kızını verdiğini ve Osman Beye nasihatleri olduğunu da biliyoruz. Anlaşılan ya Mikail Bayram veya Osmanlı tarihi yanlış, bunu öğrenmek için de araştırma yapmak lazım.
sayın hüsam kuzu,
bacıyan-ı rum kimlerdir öncelleri kimdir,kimlerdir?
kızlar seküsü ile alakası varmıdır? öncelleri bu olabilirmi?
bu konu ile ilgili duyumunuz veya bilginizi varmıdır?
kızlar seküsü özellikle komane diyarlarında sıkça ismi geçer.
kızlşarın toplndığı bir mekan. rivayetlerde bir çok versiyonu var .
ben sadece bu konuya katkı sunacak duyumunuz varmı onu öğrenmek istiyorum.
bu konuya ferhat güneyli canın da katkı sunmasını isterim


Konu aris tarafından (28.09.2015 Saat 23:35 ) değiştirilmiştir.
aris Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
aris Kullanıcısına bu mesajı için 3 üye teşekkür etti:
dergah (01.10.2015), Ferhat Güneyli (28.09.2015), hüsamkuzu (29.09.2015)
Alt 28.09.2015, 23:37   #26
Yazar
Ferhat Güneyli
Kontrollü Üye
 
Ferhat Güneyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 30.03.2015
Mesajlar: 481
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: 304
Ferhat Güneyli sevilen bir üyeFerhat Güneyli sevilen bir üyeFerhat Güneyli sevilen bir üyeFerhat Güneyli sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 452
249 Mesajına 425 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Sayin hüsamkuzu,

57 bin eren 12 imamda tamam kiliniyor; bir söylencede 90 bin eren olarak anilan bu danisik dagi ceminde -toplantisinda- huruf hesabi nereye varir?

Sayin Dergah sohbeti engin tutumla derinlestiriyor, siz de dar yerde genis pencereler acarak halkin yeni soluk almasina, karismis bilginin durulanmasina emek harcediyorsunuz. Su beyitler geldi geldi aklima:

(...)
Ben bir yar isterim deruni dilden
Sarf ede varini geldikce elden
Beni setreyleye aduden elden
Her yüze gülen yar olmus olmamis

(...)
Hüseyin beyhude ah etme nacar
Bir kapi örterse birini acar
Buna dünya derler hepisi gecer
Hangi günü gördün aksam olmamis

Velayetname üzerinde büyük tartismalar var. Genel kanaat bu eserin Hace Bektas tarafindan yazilmadigi yönünde. Kürt Alevilerin Türk Haci Bektasi diskalifiye etme icgüdüsüyle bu tartismalarda yok yana yüklendikleri de iddia olunuyor. Tahtacilarin Bektasilige ve Hace Bektas ismine büyük tepkisi de zaten biliniyor. Türk Aleviler bir büyük oyunla karsi karsiya oldugumuzu, bir ulu ereni bizzat bizim yok saymamizin istendigini, yolaginin batal olmasini zaten öteden beri istediklerini öne sürüyorlar.

Batinbilimsel kavramlar ile Asiklarin verdikleri ipuclari örtüstürülerek dogrunun bulunacagina inaniyorum (güveniyorum). Burada acik ve ictenlikli tartismalar bu yönde cok yararli oluyor. Arastirma Kurulunun bu tartismalari objektif izlemesi gerektigini düsünüyorum.

Sohbetin derinlesmesinden kimse korkuya kapilmamalidir, detaylar yalin bir dil ile kaleme alindigindan gerek sizin, gerek Sayin Dergah`in dile getirdigi her konunun yeter ilgi ile izlendigini ve anlasildigini düsünüyorum.


Konu Ferhat Güneyli tarafından (28.09.2015 Saat 23:39 ) değiştirilmiştir.
Ferhat Güneyli Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Ferhat Güneyli Kullanıcısına bu mesajı için 4 üye teşekkür etti:
akalem (07.10.2015), aris (29.09.2015), dergah (01.10.2015), hüsamkuzu (29.09.2015)
Alt 29.09.2015, 00:03   #27
Yazar
Ferhat Güneyli
Kontrollü Üye
 
Ferhat Güneyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 30.03.2015
Mesajlar: 481
Memleket: SİVAS
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: 304
Ferhat Güneyli sevilen bir üyeFerhat Güneyli sevilen bir üyeFerhat Güneyli sevilen bir üyeFerhat Güneyli sevilen bir üye

Ettiği Teşekkür: 452
249 Mesajına 425 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
aris Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
sayın hüsam kuzu,
bacıyan-ı rum kimlerdir öncelleri kimdir,kimlerdir?
kızlar seküsü ile alakası varmıdır? öncelleri bu olabilirmi?
bu konu ile ilgili duyumunuz veya bilginizi varmıdır?
kızlar seküsü özellikle komane diyarlarında sıkça ismi geçer.
kızlşarın toplndığı bir mekan. rivayetlerde bir çok versiyonu var .
ben sadece bu konuya katkı sunacak duyumunuz varmı onu öğrenmek istiyorum.
bu konuya ferhat güneyli canın da katkı sunmasını isterim
Sayin aris,

Kizlar Seküsü bir kurumdur; gecmisinin antik cagda oldugu kesin olmakla birlikte Anadolu Alevi halki kadin meclisi olarak bu kuruma yerel ve aktüel islevler katmis, onu önemli noktalarda daima calistirmistir.

Yanlisa Yol bakimindan düsen kadin kisilerin, Yol bilmeyen genc kizlarin egitilmesinden tutun da erkisiler ile sorunlari olanlarin sorunlarina care arandigi, bulunmaya calisildigi yer olmasina kadar; savas ve baris zamani gecinme yöntemlerine kadar; konuklarin agirlanma egitimlerinden gelin olacaklarin hizmetlerine kadar; cocuk bakimindan kusak baglamaya, sac-örgü bakimi ve temizligine, yerlesim birimindeki erkisi heyetlerinin kararlarinin tartisilmasina kadar, ekin bicme bilgisinden tutun da semah dönme, yemek pisirme ögretimine kadar; muhtarlik secimi adayligindan tutun bir dügünün organizasyonuna kadar hayatin her alaninin konusuldugu, kararlarin alindigi odadir kizlar seküsü.

Ferhat Güneyli Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Ferhat Güneyli Kullanıcısına bu mesajı için 3 üye teşekkür etti:
aris (29.09.2015), dergah (01.10.2015), hüsamkuzu (29.09.2015)
Alt 29.09.2015, 00:06   #28
Yazar
hüsamkuzu
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 16.06.2015
Mesajlar: 271
Memleket: ERZURUM
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 15
İtibar Puanı: 79
hüsamkuzu yakında sevilen bir üye olabilir

Ettiği Teşekkür: 112
171 Mesajına 331 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
aris Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
sayın hüsam kuzu,
bacıyan-ı rum kimlerdir öncelleri kimdir,kimlerdir?
kızlar seküsü ile alakası varmıdır? öncelleri bu olabilirmi?
bu konu ile ilgili duyumunuz veya bilginizi varmıdır?
kızlar seküsü özellikle komane diyarlarında sıkça ismi geçer.
kızlşarın toplndığı bir mekan. rivayetlerde bir çok versiyonu var .
ben sadece bu konuya katkı sunacak duyumunuz varmı onu öğrenmek istiyorum.
bu konuya ferhat güneyli canın da katkı sunmasını isterim
Sayın aris,
“bacıyan-ı rum” kimler olduğunu şu mevcut halimizle ancak bilmiyorum diyebilirim. Çünkü mevcut kaynaklar ile Kadıncık Anadan başka ad bilmiyoruz. Ancak kaynaklar çoğalırsa bu Rumlu Bacıların da zaman içinde tespiti mümkün olacaktır

Kızlarseküsü konusunda herhangi bir çalışmam olmadı. Rumlu Bacıların “kızlar seküsü ile alakası” olduğuna ihtimal vermiyorum. Kızlarseküsü adı bugün konuştuğumuz dil ile ifade edildiğine göre “komane” diyarıyla da uyuşmaz diye düşünüyorum.

hüsamkuzu Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 29.09.2015, 01:24   #29
Yazar
haziran_AW
yorgun savaşçı
 
haziran_AW - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler
Space Invaders Champion! Pacman Champion! Breakout Champion! Castle Defend Champion! Balloon Bomber Champion!
Tournaments Won: 1

Üyelik tarihi: 30.11.2006
Bulunduğu yer: ANKARA
Mesajlar: 3.603
Memleket: AMASYA
Cinsiyet:
haziran_AW - MSN üzeri Mesaj gönder
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 94
İtibar Puanı: 1415
haziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı varhaziran_AW görkemli bir forum yaşantısı var
haziran_AW - MSN üzeri Mesaj gönder

Ettiği Teşekkür: 3.577
1.695 Mesajına 3.780 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

bacıyanı rum yani anadolu bacıları ahilik teşkilatından sonra gelen en büyük ekonomik ve kültürel örgütlenme modelidir.türk kadınının toplumsal hayat içinde erkeklerin hiç bir zaman gerisinde olmadığının da açık göstergesidir.orta asya bozkırından günümüze kadar uzanan gelişim süreci içinde görüyoruz ki bu gelenek alevi toplumu içinde yaşamaktadır.ankara-polatlı ve temelli ilçeleri arasında bulunan bacılar köyünde(şimdilerde bacılar mahallesi) biz her sene bacıyanı rum anması gerçekleştiriyoruz.burada bahsi geçen rum anadolu anlamında ifade edilmektedir.bacılar rum veya rumlu değillerdir.bizzat anadolu insanı ve eli öpülesi cefakar türk kadınıdır.

sayın aris'in sorusuna cevap niteliğinde katkı sunmaya çalıştım.

___________________İMZA___________________
zaman her zaman haklı çıkarmıştır beni.dile kolay 10 yıl oldu bu imzayı atalı.

yılandan korkmam yalandan korktuğum kadar(korkmadım)

nokta kadar menfaat için,virgül gibi eğilme(eğilmedim)

http://hizliresim.com/Po3PZ6][img]http://i.hizliresim.com/Po3PZ6.png

haziran_AW Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
haziran_AW Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
aris (29.09.2015), dergah (01.10.2015)
Alt 29.09.2015, 02:39   #30
Yazar
hüsamkuzu
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 16.06.2015
Mesajlar: 271
Memleket: ERZURUM
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 15
İtibar Puanı: 79
hüsamkuzu yakında sevilen bir üye olabilir

Ettiği Teşekkür: 112
171 Mesajına 331 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
Ferhat Güneyli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Sayin hüsamkuzu,

57 bin eren 12 imamda tamam kiliniyor; bir söylencede 90 bin eren olarak anilan bu danisik dagi ceminde -toplantisinda- huruf hesabi nereye varir?

Sayin Dergah sohbeti engin tutumla derinlestiriyor, siz de dar yerde genis pencereler acarak halkin yeni soluk almasina, karismis bilginin durulanmasina emek harcediyorsunuz. Su beyitler geldi geldi aklima:

(...)
Ben bir yar isterim deruni dilden
Sarf ede varini geldikce elden
Beni setreyleye aduden elden
Her yüze gülen yar olmus olmamis

(...)
Hüseyin beyhude ah etme nacar
Bir kapi örterse birini acar
Buna dünya derler hepisi gecer
Hangi günü gördün aksam olmamis

Velayetname üzerinde büyük tartismalar var. Genel kanaat bu eserin Hace Bektas tarafindan yazilmadigi yönünde. Kürt Alevilerin Türk Haci Bektasi diskalifiye etme icgüdüsüyle bu tartismalarda yok yana yüklendikleri de iddia olunuyor. Tahtacilarin Bektasilige ve Hace Bektas ismine büyük tepkisi de zaten biliniyor. Türk Aleviler bir büyük oyunla karsi karsiya oldugumuzu, bir ulu ereni bizzat bizim yok saymamizin istendigini, yolaginin batal olmasini zaten öteden beri istediklerini öne sürüyorlar.

Batinbilimsel kavramlar ile Asiklarin verdikleri ipuclari örtüstürülerek dogrunun bulunacagina inaniyorum (güveniyorum). Burada acik ve ictenlikli tartismalar bu yönde cok yararli oluyor. Arastirma Kurulunun bu tartismalari objektif izlemesi gerektigini düsünüyorum.

Sohbetin derinlesmesinden kimse korkuya kapilmamalidir, detaylar yalin bir dil ile kaleme alindigindan gerek sizin, gerek Sayin Dergah`in dile getirdigi her konunun yeter ilgi ile izlendigini ve anlasildigini düsünüyorum.
Sayın Ferhat Güneyli,
“Bir söylencede 90 bin eren olarak anılan bu danisik dagi ceminde -toplantisinda- huruf hesabi nereye varir?” demişsin.
Deyişlerde ağırlıklı olarak geçen 90 bin, 80 bin ve 70 bin sayılarıdır.
Genellikle anlamayan bu duruma şaşırırlar. Bir yazının veya deyişin içinde doksan bin geçiyor iken, ayni benzer olayı anlatırken yetmiş bin diye geçtiği zaman okuyucu kuşkuya düşüyor ve “bakın biraz önce doksan bin demişti, şimdi ise yetmiş bin demektedir”, bundan bir yanlışlık var diye kuşkusunu gösterir. Oysa ikisi de doğrudur, yazacaklarımın içinde doğruluğu anlaşılacaktır. Bu sayıların tekil hali dokuz, sekiz ve yedidir. Bütün sayılar evreni, zamanı ve insanı anlamak ve tanımlamak için kullanılır. Dokuz sayısı insanın oluşum ve oluşum süresiyle, sekiz sayısı insan cemalinde görünen ve görünmeyeniyle, yedi sayısı da insan cemalinin yedi kara hatla ilgilidir. Pirler bu öğretinin rahat kavranması için çok basit yöntemler kullanmışlardır.

Her şey “K” ve “N” ile başlamıştır. Yani Arapçası olan “Kaf ve Nun” diğer bir ifadeyle “Kün” ile başlanmış olarak kabul edilir. Arap harflerinin kullanılmasını yadırgayanlar olabilir. Önemli olan Arap veya başka bir alfabenin kullanılması değil, önemli olan Öğretinin ne olduğudur. Örneğin Tibet veya Hint alfabesiyle de bu tasarımlar yapılmıştır.
Kaf ve Nun’un sayısal değeri dokuz olup, noktasıyla ondur. Sayı sistemi birden dokuza varınca bir ekleniyor ve on tam sayı olarak kabul ediliyor. Yani tekrar bir olmuş oluyor. İşte tevhid denilen olay da budur. Birden hareketle çoğaldı, on olunca tekrar birlendi.

Öğretinin mantığına göre evren de, dünya da, insan da bu sistem üzerine bina olmuştur. Bu olup bitenleri evrenin her noktasında ve her aşamasında gözlemlemek mümkündür.
Ana rahmine düşen sperm ile yumurta, Kaf ile Nun’dur. Kaf ve Nun doksan bin erendir ve ana rahminde cem olurlar. Cem olan bu erenler dokuz ay sonra bir beşeri olarak dünyaya ayak basmış olurlar. Bebekler masumdur, saftır ve doğası gereği bir ermiş veya erendirler. Bu saf bebekler kudret kalemiyle yüzlerine yazılmış yedi kara hat ile dünyaya gelirler. Bu kara hatlar, dört kirpik, iki kaş, bir de saçtır. (Tabi yedi de ak hatları vardır) Bu yedi kara hattı doğru düşünüp sekize yol götüren ve ayni zamanda ikrarlı yol eriyse, cennetliktir. Yani yeni doğan bir bebek kadar temiz, ayni zaman bilge bir kişi olduğundan kötülükten uzaktır. Öğretide anlatılan bütün sayıların kaynağı insandır ve bu sayılar hem çoktur, hem de tektir.

İşte denilir ki, “doksan bin Horasan Ereni ile yetmiş bin Rum ereni”; Anlamayanları bu sayılardan ordular türetirler. Elbette sosyal örgütlemeden bu ifadenin payı vardır, ama esas söylenmek istenen ordular farklı ordulardır. Mesela Hindistan, Tibet sekiz ve dokuz sayısını öne çıkarmış. Balkanlar yedi sayısını öne çıkarmış. Şah İsmail ve Anadolu Alevileri ise on iki sayısını öne çıkarmışlar. Bu sayıları öne çıkaranların yolu aynı olup işlekleri ayrıdır. Yedi, sekiz, dokuz sayısının açıklamasını yukarıda yaptım. On iki sayısının ifade kaynağı da insandır. On iki sayısı hem insan cemalinde gösterilir. Hem de bir insanın kol ve bacak parçalarının sayısıdır. İki el ve kol altı parçadır. Bir insanın kol ve bacakları yoksa o kişi bedenen eksiktir ve fiilen hiçbir iş yapamaz. El iş yapan olduğu için marifetullahtır. İki ayak ve bacaklar da altı parçadır. Ayak yük taşıyıcı olduğu için kuvvetullahtır. Kol ve bacaklarla ikisinin toplamı on ikidir. Şah İsmail çalışmış ve yük taşımış ama günümüz Alevileri ne marifetullah, ne de kuvvetullah olabiliyorlar. Yani bu on iki sayısı ayni zamanda öğretinin de kol ve bacakları demektir.

Sayın Ferhat Güneyli, “Türk Aleviler bir büyük oyunla karsi karsiya oldugumuzu, bir ulu ereni bizzat bizim yok saymamizin istendigini, yolaginin batal olmasini zaten öteden beri istediklerini öne sürüyorlar.” İddiasında olanlar ya olup bitenlerin farkında değiller veya bile bile duygu sömürüsü yaparak insanları kandıryorlar.

Kimsenin Hacı Bektaş ve yolağına karşı yürüttüğü bir faaliyet yoktur. Kimsenin yaptığı bir saygısızlık da yoktur. İnsanların istediği Osmanlının ve daha sonra da Türkiye Cumhuriyetinin kurguladığı Hacı Bektaş’la gerçek Hacı Bektaş’ın ayıklanmasıdır. Devletle bir kesim Bektaşi el ele vererek bir Bektaşi diyaneti oluşturup onun aracılığıyla Alevilere hakimiyet sağlayıp yönetmek ve yönlendirmektir. Bu durumu görmeyen olabilir ama görenlerin itirazı bu nedenledir. Mevcut Hacı Bektaş’ın ve Bektaşılığı Türk Aleviler kabul etmiyor, Kürt Aleviler kabul etmiyor. Bu kadar yakın bir tarihli kişi ve kurumun kurgusu bu kadar yalanlar üzerine kurulu olması elbette insanı üzüyor. Bu dergah ve Hacı Bektaş gökten düşmedi ki geçmişi bilinmesin. Kısacası tepki sahtekarlığadır. Hacı Bektaş ve Dergaha kimsenin bir itirazı ve saygısızlığı yoktur.
Hüsam Kuzu

hüsamkuzu Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
hüsamkuzu Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
dergah (01.10.2015), Ferhat Güneyli (29.09.2015)
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 18:51.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica