Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Aleviler ve Alevilik > Alevi Dernekleri > PSAKD

PSAKD Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve şubeleri

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 24.02.2006, 14:57   #1
Yazar
heterodoks
Forumla Bütünleşmiş
 
heterodoks - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 24.02.2006
Bulunduğu yer: Alem-i Cihan
Mesajlar: 4.071
Memleket: OUT OF TURKEY
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 93
İtibar Puanı: 692
heterodoks parlak bir geçmişe sahipheterodoks parlak bir geçmişe sahipheterodoks parlak bir geçmişe sahipheterodoks parlak bir geçmişe sahipheterodoks parlak bir geçmişe sahipheterodoks parlak bir geçmişe sahip

Ettiği Teşekkür: 660
683 Mesajına 1.610 Kere Teşekkür Edlidi


Arrow PSAKD - Pir Sultan Abdal Kültür Derneği

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, 06.05.1988 tarihinde, Ankara'da "Banaz Köyü Pir Sultan Abdal Turizm ve Tanıtma Derneği" ismiyle kurularak faaliyete geçmiş; daha sonra isim değişikliği yapılarak "Pir Sultan Abdal Kültür Derneği" ismini almıştır.

Derneğimizin Kurucuları:

Murtaza Demir
İlyas Budak
Özer Demir
Adıgüzel Türkan
Hüseyin Demir
Hasan Canik
İhsan Kılıç


Pir Sultan Abdal Kültür Derneğinin Amacı :

“Pir Sultan Abdal'ın yaşamı ve felsefesi doğrultusunda sosyal, kültürel çalışmalar yapmak, başta Anadolu Alevi kültürü olmak üzere, tüm kültürleri yaşatmak, geliştirmek ve yaymanın yanı sıra demokrasi, laiklik, hukuk devleti ve insan hakları gibi değerlere sahip çıkmaktır.”

heterodoks Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
heterodoks Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 24.02.2006, 15:11   #2
Yazar
Ceyhun
Yollarda
 
Ceyhun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler
Tournaments Won: 1

Üyelik tarihi: 21.02.2006
Bulunduğu yer: Istanbul
Yaş: 36
Mesajlar: 6.751
Memleket: ÇORUM
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 50
İtibar Puanı: 1607
Ceyhun ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorCeyhun ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorCeyhun ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorCeyhun ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorCeyhun ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorCeyhun ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorCeyhun ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorCeyhun ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorCeyhun ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorCeyhun ışıl ışıl bir geleceğe gidiyorCeyhun ışıl ışıl bir geleceğe gidiyor

Ettiği Teşekkür: 2.035
2.262 Mesajına 7.329 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. PSAKD gibi derneklerin üye ve gönüllülerinin burada kendileri ve çalışmaları hakkında bilgi vermeleri çok güzel. Unutmamak gerekiyor ki; asimilasyon, yok sayma politikalarına karşı en iyi savunma yöntemi örgütlülüktür, dayanışmadır. Bu anlamda 3. gününde günlük tekil hiti ortalama 100 sayısına ulaşmış sitemizde PSAKD gibi derneklerimizin tanıtılması, tanımayan insanlara ulaştırılması çok faydalı olur düşüncesindeyim.

___________________İMZA___________________



Suya düşen bir karanfilse yüreğin
bırak kendini ırmağın türküsüne gülüm
vursun seni o taştan bu taşa
o çağlayandan bu çağlayana...
Ceyhun Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 19.03.2006, 03:49   #3
Yazar
heterodoks
Forumla Bütünleşmiş
 
heterodoks - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 24.02.2006
Bulunduğu yer: Alem-i Cihan
Mesajlar: 4.071
Memleket: OUT OF TURKEY
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 93
İtibar Puanı: 692
heterodoks parlak bir geçmişe sahipheterodoks parlak bir geçmişe sahipheterodoks parlak bir geçmişe sahipheterodoks parlak bir geçmişe sahipheterodoks parlak bir geçmişe sahipheterodoks parlak bir geçmişe sahip

Ettiği Teşekkür: 660
683 Mesajına 1.610 Kere Teşekkür Edlidi
Arrow PSAKD Yazıtı

PSAKD Yazıtı

( Not: Derneğimizin kuruluş öyküsü)

BİR YÜRÜYÜŞ EYLEDİK BANAZ’DAN:



Yüzyıllardır bu topraklarda kadın, erkek, büyük, küçük, semah döneriz, saz çalarız, cem ederiz, kurban pişiririz, “hak” için.

El ele veririz, yüz yüze geliriz, omuz omuza veririz, “hak” için

Pınar olur kaynarız, çay olur çağlarız, durulur deniz oluruz “hak” için

Yaşarız coşku ile, cenk ederiz sıtk ile, üretiriz bereket ile, bölüşürüz pay ile, “hak” için

Köyde, yabanda, yaylada böyle idi yüzyıllarca...

Şimdi kentliyiz, kentle ve kent koşullarında.

Bu modern çağda, bu sınıf gerçeğinin her iki olguyu belirlediği emek, sermaye çağında var olmanın yarınlara kalmanın yolu örgütlenmekle olanaklıdır ancak....

Pir Sultan Abdal Derneği bu gereksinimden doğdu. İnsanı tanrı belledi, Enel Hak dedi, ona secde etti. Aleviliği bir yaşam biçimi, felsefe ve yol belledi. Mezhebini soranlara; “ Sorma be birader mezhebimizi , biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardır.” dedi,Nesimi misali. 1988’de Dikmende küçük bir mekanda doğdu. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tüzüğüne şu kaydı düştü: “Pir Sultan Abdal’ın yaşam ve felsefesi doğrultusunda sosyal,kültürel çalışmalar yapmak, başta Anadolu Alevi Kültürü olmak üzere, tüm kültürleri yaşatmak, geliştirmek ve yaymanın yanı sıra demokrasi, laik ve insan hakları gibi değerlere sahip çıkmaktır.”

Pir Sultan Abdal’ı hem Alevilerin Dedesi, Pir’i hem yetmiş iki milletin ozanı,hem de tüm Anadolu halklarının Osmanlı feodal sistemine karşı direnç simgesi olarak tanıdı.

“Şalvarı Şaltak Osmanlı

Eğeri Kaltak Osmanlı

Ekmede biçmede yok

Yemede ortak Osmanlı”




dedi; çalışmalarında ırk, dil, inanç, cinsiyet ve sosyal görüş ayrımı gözetmeksizin sürdürmeyi ilke edindi.

Demokratik ve Laik bir Türkiye yaratmak için özgür bireylerin, özgür bir ortamda hukuk kuralları çerçevesinde yaşamlarını temin için insan haklarını uygulanır kılmak ve barışı tesis etmek için yola çıktı.

Bu ülkede kimin demokrasiye ihtiyacı var ise onlarla demokratik zeminlerde buluşarak salonlarda, yollarda, meydanlarda bir oldu.

Pir Sultan Abdal’ı çağımıza taşımayı; çağımız değerleriyle yorumlamaya; onun ilkelerini; yaşam felsefesini; insan ve doğa sevgisini genç kuşaklara;kent koşullarında aktarmayı ilke edindi. Bu nedenle Pir Sultan Abdal’ın doğduğu; şiirlerini söylediği oradan kalkarak mücadelesini verdiği Banaz Köyünde Pir Sultanı Anma etkinlikleri düzenlendi.

O yıl etkinlikler,1- 2 Temmuz 1993 Sivas merkez, 3-4 Temmuz Banaz Köyünde yapılmak üzere planlanmıştı. Türkiye’nin en seçkin yazarları , gazetecileri, bilim adamları, ozanları, tiyatrocuları, fotoğrafçıları, semahçıları, halkımız bu nedenle Sivas yollarına düşmüşlerdi.

1 Temmuz günü tüm Sivas bayram yeriydi. Kültür merkezi, Buruciye Medresesi, Kapalı Spor Salonu binlerce insanımızla dolup taşıyordu. Şairler şiir söylüyor, yazarlar kitap imzalıyor, gençler semah dönüyor, bilim adamları konuşuyor idi.

Sivas bir bayram yeriydi. Karikatürist Asaf Koçak, 2 ay önce çizdiği bir karikatüründe aydınlıktan rahatsız olan karanlığın cücelerini hicvediyordu. Ne bilsin di o karikatür gerçek olacak. Tarihin derinliklerinden beri kendini saklaya gelen karanlık güçler,gecenin bekçileri Kerbela’yı, Menemen’i, Maraş’ı, Çorum’u bir kez daha yaşatacaklar. Ne bilsin di tuzak kurmuşlar, örgütlenmişler, cihat çağrısı yapmışlar. Taşları yığmışlar,benzini yığmışlar, kibriti hazır etmişler, ne bilsin di! Ya da bilmişti.

Önce Kültür Merkezi’ne saldırdılar, talan ettiler her yeri. Tiyatro salonundaki 1500 kişi çareler aradılar bu çemberden kurtulmak için. Barikatlar kurdular,taşlara yürekleriyle karşı koydular. Amansızdı,imansızdı düşman. Yüzyılların kiniyle saldırdılar, sazını kırdılar önce, boynuna bir ip geçirip cihat çağrılarıyla sokaklarda sürüdüler Pir Sultan’ı...” Beş yüz yıl evvelinden Yavuz’un yaptıklarını unuttular mı ki buraya geldiler ” diye sordular. Su uyurmuş düşman uyumazmışdı bir kez daha. İrtica hortlamış idi, bir kez daha. Polis seyirci kaldı .” Kurtarın bizi ” çığlıkları yanıtsız kaldı.

Madımak Otelindeydiler o sıra Sivas’ın konukları, misafirdiler kentte, barış için gelmişlerdi, şarkı söylemek şiir okumak, halay çekmek, semah dönmek için gelmişlerdi. Ellerinde kalemlerinden, yüreklerinde inançlarından, kafalarında bilinçlerinden ve ellerinde süpürge sopalarından başka hiçbir şey yoktu...

Barikat kurdular otel girişine, önlerinde yangın tüpü, sırt çantasında türkü dolu son yolculuğuna hazırlanıyordu. Hasret. Ve yangın başladı...

7 saatin sonrası; Vali’nin, Emniyet Müdürlüğü’nün, Alay Komutanı’nın, Başbakan’ın, İçişleri Bakanı’nın Cumhurbaşkanı’nın, tüm insanlığın, tüm Türkiye’nin gözleri önünde işlenen bu cinayet morgda son buldu.

Cumhurbaşkanı “ Halkla devleti karşı karşıya getirmeyin ” dedi

Başbakan ” iyi ki halka bir şey olmadı ” dedi.

Muhalefet Başkanı “ Herhangi bir futbol müsabakasında olabilecek bir olay bu ” dedi.

Ahmet Özyurt, Asaf Koçak, Asım Bezirci Uğur Kaynar, Behçet Sefa Aysan,Belkıs Çakır, Carina Cuanna Edibe Sulari, Erdal Ayrancı, Gülender Akça, Gülsün Karababa, Handan Metin, Hasret Gültekin, Huriye-Yeşim Özkan, İnci Türk, Mehmet Atay, Menekşe-Koray Kaya, Metin Altıok, Muammer Çiçek, Muhibe-Muhlis Akarsu, Murat Gündüz,Nesimi Çimen, Nurcan Şahin, Özlem Şahin, Sait Metin, Sehergül Ateş, Serkan Doğan, Serpil Canik, Yasemin-Asuman Sivri,

Onlar ateşte semaha durdular.

O tarihten sonra semahçılar siyah giyer oldular. Semahlarını Madımaktakiler için döner oldular. Semah yine de döner oldu. Delil yine de yanar oldu. Gençler gençleri karşılar oldu.

Tüm Türkiye bir milyon insan olup 33 Can’ın peşinden Karşıyaka’ya yürüdü, Dikmen’den.

Lanetlenen faşizmdi, lanetlenen legal-illegal-yarı legal güçlerdi. Analar oğullarını vermişti, çocuklar babalarını, kadınlar eşlerini, kardeşler yoldaşlarını bir kez daha Pir Sultan yolunda. Bir kez daha insan hakları, laiklik, demokrasi ve barış için bir kez daha...

Gün toparlanma günüydü, derlenip toparlanma, yeniden örgütlenme bilinçleri tazeleme, karanlıkla hesaplaşma günüydü gün. Gün bir kez daha Pir Sultan Abdal’ı anımsama günüydü.


Bin kez kırdılar dallarımızı

Bin kez budadılar

Yine çiçekteyiz işte

Yine meyvedeyiz.



Sivas unutulmamalıydı. Unutursak hatırlatılırdı çünkü ve unutmak ihanetti,bu nedenle başta Pir Sultan Abdal Kültür Derneğimiz olmak üzere tüm dostlar yurt içinde, yurt dışında, beş kıtada, yedi düvelde Sivas şehitlerini anar olduk.Onlarla birlikte yanar olduk.

Onlarla birlikte iri, diri ve bir olduk.

Sonra mahkeme süreci başladı. Katiller iğrençti. Çember sakallı, cüppeliydi. Arsız ve imansızdı. Mahkeme umarsızdı. Savcı teşhisi koymuştu hemen bir hafta içerisinde: ” Olayda örgüt yok, tahrik var ” diyordu. Madımak Oteli’nin önünde ne idiyse devlet Adliyede de oydu. Yedi yıl sürdü bu hukuk savaşı. Başta Sivas Şehitleri Aileleri olmak üzere, Derneğimiz, Yurt içi ve Yurt dışı Alevi Örgütleri, Barolar Birliği, CHD ve duyarlı tüm yurttaşlar Ankara Adliyesine taşındık 7 yıl boyunca. Israrlı sürdürdük kavgamızı. Sonuç da 33 idam çıktı. Ama şu da bir gerçek ki; yargılanan sanıklar olayın failleri olmakla birlikte, asıl suçlular,bu olayı tezgahlayanlar, planlayanlar, camilerde toplantı yapanlar, bildiri yazanlar, çoğaltanlar, dağıtanlar Madımak Oteli’nin önüne taş yığanlar, yakalanmadı. Kimi aramızda yaşıyor kimi yurt dışında.

Katillerin birçoğu Madımak Oteli’nin külleri arasında izlerini kaybettiler. Savcılar o izleri takip etselerdi belki de yolumuz Susurluk’a, oradan da Şemdinli’ye çıkacaktı.

Sonra Madımak Oteli açıldı, et lokantası olarak...Sanki hiçbir şey olmamış gibi. Biz yine de her 2 Temmuzda ellerimizde karanfiller Madımak Otelinin önünde olduk, şehitlerimizin mezarları başında olduk.

Katliamlar kader değildi. Ne Çorum ne Maraş ne Gazi...

“ Dert bizde derman ellerimizde ” idi. Bu dava “ Divan’a” kalmayacaktı. Bunu sağlamanın biricik yolu ise örgütlenmekti. örgütlülüğümüzü pekiştirmek ve sağlamlaştırmaktı. Yeni şubeler açtık, yayıldık ülkenin dört bir yanına. Varto’dan, Çerkezköy’e, Diyarbakır’dan, Samsun’a ,Tokat’tan,Adana’ya, Antalya’dan, Muğla’dan, İzmir’den, Çanakkale’ye, Bursa’ya, İstanbul’a.

Kongreler yaptık, demokrasiyi işledik. Hizmet için yarıştık. Sivas’ın hesabını sormak için, hırsızlara karşı çıkmak için, sömürüye dur demek için, yetinmedik, tüm Alevi-Bektaşi örgütlerimizin bir çatı altında buluşmasını sağlamak için katkı koyduk, Alevi Bektaşi Federasyonunun kurucu üyesi olduk.

İşte bunun için hedef olduk şeriatçı basına. Manşetlere taşındık haksız yere. Molotoflu saldırılara uğradık, dayak yedik, şubelerimize kilit vuruldu, sınıflardan atıldık, yargılandık, aklandık ve susmadık.

Pir Sultan Abdal Kültür Dergisi sesimiz oldu. Daha ilk sayısında Pir Sultan Abdalca sorduk;



Pir Sultan Abdal’ım der varalım

Anda günahlar görelim

Azrail’den bir soralım

Kendi canım alan kimdir





Uzundu usuldu Dedem’in boyu

Yıldız’dır yaylası Banaz’dır köyü

Yaz bahar ayında bulanır suyu

Çağlar ağlar ağlar Pir Sultan deyu





Ben Musa’yım sen Firavun

İkrarsız şeytani lâin

Üçüncü ölmem bu hain

Pir Sultan ölür dirilir.




Aynı faaliyetlerimizi kararlılıkla sürdürdük. Aleviliğin temel değerlerini ısrarla savunduk, tarihsel kökenlerini titizlikle araştırdık. Yüzlerce bilim adamını konuk ettik sayfalarımıza, dergimizi bir yandan bilinçlenmenin, eğitmenin, araştırmanın ve örgütlenmenin aracı kılarken bir yandan da mücadelenin aracı kıldık.

Dosya konularımız ile bir temel başvuru kaynağı haline getirdik, kalıcı kıldık. Çünkü artık her yer Madımak, her gün 2 Temmuz’du.

Dergimizin yanına bir kardeş yayın daha ekledik, Pir Sultan Gazetesi. Alevilik üzerine oynanan oyunları deşifre ettik. Değerlerimize sahip çıktık. Özel sayılarımızla gündemi yakaladık. Kitaplar yayınladık şeriata karşı. Demokrasi ve laiklik için, Anadolu Aleviliği ve Pir Sultan Abdal için.

Pir Sultan Abdal’ı anmaya devam ettik. Kimi kez silahların gölgesinde kimi kez silahların arasında. Gazi davası nedeniyle kardeş Alevi örgütleriyle Trabzon’dan başlayan “ Barış, dostluk ve sevgi yürüyüşümüz ” Hacıbektaş’a ulaştı.

Kültürel faaliyetlerimizi hızlandırdık, ödüller verdik. Binlerce gencimizi 30 şubemizde semah,saz ve tiyatro kurslarıyla eğittik. Kültürümüze kazandırdık. Gün oldu söyleştik dostlarla. Gün oldu meydanlarda olduk. Gün oldu yürüyüşlerde aydınlarımızla, gençlerimizle. Gün oldu 1 Mayıs alanlarında olduk. Ezilen,sömürülen işçilerle birlikte. Çünkü emekten yanayız, çünkü haksızlığa karşıyız. Halaylar döndük alanlarda,şarkılar söyledik Pir Sultanca.

Değerlerimizi unutmadık, Hacı Bektaş Veli’yi, Abdal Musa’yı, Hamza Baba’yı andık, Munzur’da Düzgün Babayla buluştuk. Yitirdiğimiz değerlerimizi de unutmadık, Veli San’dı adı ya da Battal Pehlivan. Kimi kez Deniz, Hüseyin, Yusuf, Mahir, İbrahim,kimi kez özgürlük ve demokrasi uğruna yaşamını yitiren binlerce Can, kimi kez Uğur Mumcu, kimi kez Metin Göktepe , kimi kez Nazım Hikmet, kimi kez Hasan Hüseyin, kimi kez Mahzuni.

Hacı Bektaş Veli etkinlikleri dönüşünde Adana yakınlarında bir kaza sonucu güvercin olup Hünkara ulaşan 38 Canımızı da unutmadık. Onları da Şehitlerimiz kervanına dahil ettik.

Yurt sorunlarının peşine düştük. Öbür kardeş örgütlerle birlikle Divriği dağlarına gittik. Boşaltılmış köylere, naçar kalmış köylülere tanık olduk.

Refahiye’ye gittik. Dersim’e giremedik.

Divriği, Karadeniz ve Dersim raporlarının hazırlanmasına katkı koyduk. Buralardaki devlet politikalarını, kanunsuzluğu kamuoyuna taşıdık. F Tipi cezaevi uygulamalarına karşı çıktık, açlık grevlerine yattık, meydanlarda yürüdük.

Mitingler düzenledik dost kuruluşlarla, devletin laik olmasını istedik.

Zorunlu Din Derslerine karşı Diyanet yapılanmasına karşı, radyo ve televizyonlardaki tek yanlı yayınlara karşı, ansiklopedi ve sözlüklerdeki gerçek dışı karalanma ve nitelenmelere karşı yıllarca mücadele ettik. Raporlar düzenledik, dilekçeler verdik, imzalar topladık, davalar açtık.

Parti Genel Merkezlerine gittik. Siyah çelenkler bıraktık. Kimi kez Fetullah Gülen kitapları hediye ettik. Okusunlar da Fethullah Okullarına iltifatlardan vazgeçsinler diye.

Kent koşullarında kültürümüzü yaşatmanın ve yarınlara aktarmanın mekanlardan geçeceğini bildiğimiz için Cem ve Kültürevi inşa ettik Ümraniye, Pendik, Eyüp,Gazi Osman Paşa, Tokat, Kemalpaşa, Sultanbeyli ve Sarıyer’de. Arsalar edindik; Kadıköy’de Samsun’da, Antalya’da, Varto’da, Diyarbakır’da ve Bursa’da. Yeni arsalar peşindeyiz; İzmir’de, Ankara’da, İstanbul’da, Adana’da . Pir Sultan Abdal Parkları açtık. Bornova’da, Narlıdere’de, Çanakkale’de. Banaz’da Anfi Tiyatro’yu tamamladık, 7 km öteden su getirmek, çeşmeler yapmak, çadır alanlarını düzenlemek, asfalt yol yapmak, Cem ve Kültürevinin temelini atmak için kolları sıvadık.

Tüm bunlar kültürümüzü yarınlarda da yaşatabilmek için. İçimizden,dışımızdan bizi asimile edip yok etmek isteyenlere karşı koyabilmek için.

Bizi İslam’ın içinde eritmek isteyenlere kaşı koyabilmek için. Amacımız; ne güneşe karşı ışımak, ne çorak toprağa bir tohum misali düşmek ne de ahmak birine hak bir söz söylemektir.

Amacımız Kürtlerle, Türklerle, Sünnilerle, Hıristiyanlarla bir dağ yamacındaki laleler, çiğdemler, nevruzlar, gelincikler misali, kardeşçe bir arada yaşamaktır.

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

Ve bir orman gibi kardeşçesine

Bu sevda, bu yol, bu kavga bizim

Bu yolda; Gelin Canlar Bir Olalım.



PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ GENEL MERKEZİ

___________________İMZA___________________

RENK HABER
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

ALEVİ HABER AJANSI
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Alıntı:
  • Zorunlu din dersi kaldırılmalıdır.
  • Alevi yerleşim bölgelerine cami yapılmasına son verilmelidir.
  • Cemevlerimize derhal “ibadet yeri” statüsü verilmelidir.
  • Hacı Bektaş Dergahı ve diğer Alevi büyüklerine ait dergahlar, Turizm Bakanlığından alınarak Türkiye Alevi Bektaşı Federasyonu’nun idaresine verilmelidir.
  • Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılmalıdır. Her inanç grubu demokratik bir şekilde çalışan ve kendi kendini finanse eden inanç kurumları haline getirilmelidir.
  • Alevilik kendi başına bir inanç kurumu olarak kabul edilmeli ve her alanda yasalarca güvence altına alınmalıdır.
  • Nüfus cüzdanlarındaki din hanesi çıkartılmalıdır.
heterodoks Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
heterodoks Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 06:56.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica