Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Aleviler ve Alevilik > Alevi Kültürü

Alevi Kültürü Alevilik üzerine kültürel yazılar, çıkarımlar, sonuçlar

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 27.08.2008, 05:34   #1
Yazar
NEFER
Forumla Bütünleşmiş
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 03.07.2008
Mesajlar: 1.024
Memleket: AFYON
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 55
İtibar Puanı: 894
NEFER parlak bir geçmişe sahipNEFER parlak bir geçmişe sahipNEFER parlak bir geçmişe sahipNEFER parlak bir geçmişe sahipNEFER parlak bir geçmişe sahipNEFER parlak bir geçmişe sahipNEFER parlak bir geçmişe sahip

Ettiği Teşekkür: 2.126
767 Mesajına 2.027 Kere Teşekkür Edlidi


Standart Renklerimiz solmasin, soldurmayalim

sevgili can'lar

Türkiyede yasayan bireyler itiraf etmeli ve hakkini vermeli ve de gözünü açmali
bir sekilde aleviler Türk örf ve adetlerini bu güne tasimislar, en güzel sekildede yasatmaktalar
yörükler ve Türkmen yayla ve köylerinde karadeniz yaylalari ,güneydogu anadolu , köse bucak her yerinde bin bir renk cümbüsüyle bürünmüs, dügün ve derneklerde kültürümüz yasamaktayiz
anadolu insani renklerini günümüze tasimislar.oyunlari halaylari ve semahlariyla her bölgenin kendine has folkloruyla bir zenginlik olan anadolu çok büyük bir baski ve yok olma tehlikesiyle karsi karsiyadir
tek tip insan tek tip elbise gibi turban'in bayraktarligini yapan görüs, sözüm ona islamiyetmis gibi bize
arap kültürünü dayatmaktadir. bu dayatmanin sonucunda kaybeden türk kültürü ve gelenegi olacak
araplar gibi yasamaya baslayacagiz, zaten çogu sunni kardeslerimiz öyle yasamaktalar
bunun içindirki her türkiye bireyi örfüne ve anenesine sahip çikmali
bu zenginligimizi kaybetmekte oldugumuzun farkina varmaliyiz.
Türki devletlerde kutlanan bayramlar ve özel günlerde o kardeslerimiz kendilerine has giysi ve geleneklerine göre kutluyorlar
sahsen imreniyorum, bizde ize lacivert kravatli sahislarin örs dövmelerini ve birde günün ehimniyetini anlatan
milletin uykusunu getiren ninilerinden öteye geçmeyen anlatimlari oluyor
bu kadar güzel deyis, nefesler ve tasavvuf muzikisi varken simdide ilahi adi altinda güya dinsel müzikmis gibi
kuru gürültüden öte gitmeyen tip tipilar millete enjekte edilmekte
bunu yapanlar emevi zihniyetindeki insanlar, emevi rivayetleriyle büyümüs ona iman etmis bu kisiler
Türk, anadolu kültür ve renklerini soldurmak istemekteler.
tek tip insan yaratmak ayni sekilde giyinen ayni sekilde düsünen, ayni uyduruk ritimden müzikle alakasi olmayan
dinsel diye adlandirdiklari tarza ilahi bile denilmeyecek sekilde uydurduklari sözlerle milleti kandirmaktalar
bunun sonu araplasmaya gidiyor.
arap kültürüne karsi degilim o araplarin özelidir onlar öyle yasamali biz degil
dünya bizim kültürümüze ve renkli mozagimize hayran olurken , bu emevi zihniyetindeki kisiler
bizi renksiz gri bir dünyaya sürüklemekteler
buna sunnisi , alevisi, hangi inançta olursa olsun, hangi etnik kökenden olursa olsun bu memleketi paylastigimiz , beraber yasadigimiz insanlarla bu güzel ülkemize sahip çikip renklerimizi korumamiz lazim.
belki radikal bir söylem olacak ama dünya ülkelerine baktigimizda kültürü zengin olan ülkeler kendilerine has giysi ve kiyafetlerini kendilerine has motiflerle giyindikleri görünüyor.
bu kadar zengin bir kültüre sahip bir ülkeyken neden biz kendimize has motifleri giyim ve kusamlarimiza yansitmiyoruz
renklerimiz soluyor soldurmayalim sahip çikmamiz lazim.
bizler köksüz ordan burdan topladiklariyla kendilerine mal ettikleri kültürlerle kendilerine bir yer edinen batili ülkeler gibi degiliz.
dünyaya renk vermis bir gelenek ve derin köklü bir ulusuz, asirlarca onlar bizden bizim gibi zengin kültürlerden etkilenip
kendilerine sekil verirken , bizim onlarin kültürlerini örnek almamiz çok garip ve bilinçsizce yapilmis bir hareket olarak görmekteyim.
bu konu hakkinda görüs ve tavsiyelerinizi yazarsaniz bütün canlarimizda bilinçlenir duyarli bir bireyler oluruz.
en azindan AleviWeb olarak sesimizi duyurmus oluruz

saygi ve sevgilerimle

NEFER Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
NEFER Kullanıcısına bu mesajı için 5 üye teşekkür etti:
Alt 27.08.2008, 12:02   #2
Yazar
hasanhüseyin
Forumla Bütünleşmiş
 
hasanhüseyin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.12.2007
Bulunduğu yer: almanya
Mesajlar: 1.250
Memleket: AFYON
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: -46
hasanhüseyin hakkında olumsuz fikirler mevcut

Ettiği Teşekkür: 685
446 Mesajına 743 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

tamamen katiliyorum kültürümüzü koruyalim

___________________İMZA___________________


Ben mürşid görmedim senden ziyade
On İki İmam Hüseyinden ziyade
Çok mezhepler çıktı dinden ziyade
Uyan İmam Ali çadırına, yezitler doldu

On İki evladın senin yolundan gitti.
Pek çokları yolu-erkanı inkar etti
Mahsuni doğruca yolunu güttü,
Uyan İmam Ali, çadırına mervanlar doldu.

(Aşık Mahsuni Şerif)
hasanhüseyin Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
hasanhüseyin Kullanıcısına bu mesajı için 4 üye teşekkür etti:
Alt 05.09.2008, 03:30   #3
Yazar
NEFER
Forumla Bütünleşmiş
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 03.07.2008
Mesajlar: 1.024
Memleket: AFYON
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 55
İtibar Puanı: 894
NEFER parlak bir geçmişe sahipNEFER parlak bir geçmişe sahipNEFER parlak bir geçmişe sahipNEFER parlak bir geçmişe sahipNEFER parlak bir geçmişe sahipNEFER parlak bir geçmişe sahipNEFER parlak bir geçmişe sahip

Ettiği Teşekkür: 2.126
767 Mesajına 2.027 Kere Teşekkür Edlidi
Standart Günlük yasamda Alevi adabi

Alevelik'te esyaya karsi edeb'in dogurdugu bazi davranislar vardir.
Mesela kapi, pencere ..vb seyler sertçe örtülmez.
Sessiz ve dikkatli örtülür. "Kapiyi kapat, kapatin" denmez.
Allah kimsenin kapisini kapamasin,kapatmasin.
Bunun yerine "kapiyi ört" ,"kapiyi sirla "denmelidir."isigi söndürmek"sözü edebe aykiridir"isigi ( elektrik, lamba, mum) dinlendirmek"sözü kullanilir. Karsiliginda da"isigi uyandirmak"sözü söylenir.
Yürürken yere sert ve gürültülü basmamak gerekir ; çünkü yerin de cani vardir ve bizi basinin üstünde tasimaktadir.
içilen sigaranin izmaritini , yenilen meyvenin artigi, sokaga veya yere hisimla degil, biraz evvel verdigi keyfe ve zevke mukabil, bir tesekkür hissiyle birakilir. su içerken yere çömelerek içilmesi gerekilir , hayatin devaminani saglayan ebu hayata saygi için ,Bir büyügümüze su ikram ettigimizde önünde eller karin üstünde birlestirilir, büyügümüz suyu bitiresiye kadar böyle kalinir , sonrada bardak alinir sirtini dönmeden arka arka bulundugu yerden ayrilinir.
Kapidan içeriye girilirken , disari çikilirken arka dönülemez.
Bunun için de ayakkabilar, disariya degil ,içeriye dogru çevrilir.
Disariya çevirmek git bir daha gelme demektir.
Uyuyan kisinin uyandirilmasi gerekirse , hafifçe yastigina parmak uçlariyla vurulur ve " Agah ol erenler " diyerek uyandirilir.
Yataga giren kimse , yastigini öpüp yorganiyla görüserek, yani üste gelen ucunu öperek sag yanina yatar ; kalkarken de yine sag tarafindan yastik ve yorganla görüserek ve besmele'den sonra " Esselamü Aleyküm yâ Fettah yâ Ali "sözleriyle kalkar.Bir sey alinip verilirken mutlaka onunla görüsülür, yani hafifçe bir yanindan öpülür gibi dudaga götürülür ; hiç degilse sözüyle , gönlüyle bu isi yapar.
Hasili bu davranislar sadece Tekke adabi olarak degil bütün atalarimiz tarafindan hayatin her safhasina yayilmis ve uygulanmistir.

Aleviligin degismeyen ahlaki kurali "Eline-Diline-Beline" sahip olmak bunu her hal ve sartta yerine getirmektir.
Bu kendine güvenin bir simgesidir.Mîrati bu konuda söyle söyler.


Mîrati sözlerin gizli muamma
Temiz akil sahipleri olanlara Besbelli
Elsizim , Belsizim , Dilsizim amma
Gezerim âlemde erkekçesine

___________________İMZA___________________
Kendimi tarif edecek özlü bir söz bulamadım.
NEFER Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
NEFER Kullanıcısına bu mesajı için 4 üye teşekkür etti:
Alt 06.09.2008, 20:45   #4
Yazar
Amistofes
Forumla Bütünleşmiş
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 06.06.2008
Mesajlar: 2.456
Memleket: İSTANBUL
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 67
İtibar Puanı: 639
Amistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üye

Ettiği Teşekkür: 5.807
1.202 Mesajına 2.257 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Makale yazarı: Ali Köylüce Tarih, gün ve saat : 25. Haziran 2006 15

Alevi inancında Temel Bilgiler
Ali Köylüce

Ali Köylüce´nin uzun bir süredir üzerinde çalıştığı kitabi, Alevi inancında Temel Bilgiler , adi ile yayınlandı. Fırat yayınların da çıkan bu kitabin, özellikle son dönemlerde Alevi toplumundaki bir çok tartışma konusuna açıklık getireceğini söyleyebiliriz. Kitap, önsüzünde belirtildiği gibi,Alevi inancı hakkında genel bir bilgi sahibi olmak isteyen ve eğitim amaçlı çalışanlara yardımcı bir kaynak olarak düzenlenmiştir.

Alevi inancı ile ilgili tüm konular düzenli bir periyot sıralaması için de düzenlenerek,altı bölüm de toplanmış ve konu sıralamasına bir eğitimci gözlemi ile yer verilmiştir.
Kitap,birçok dağınık bilgiyi,olabildiğince objektif ve bilimsel bir süzgeçten geçirmiş, öz bir anlatımla sunarak,hem eğitsel olması ve hem de informatik bir nitelik taşıması ile Alevi yayınları arasında bir ilki temsil ediyor dersek pek yanlış olmaz.
Birinci bölümde ?İnançlar tarihi? anlatılmaktadır.Üç ana başlık altın da toplanan bu bölümdeki konuları; İnançlar tarihi başlığı altında ,din ve inanç nedir? İlk inançlar,dinin toplumsal yapısı ve din kültürü gibi alt baslıklarda insanlık tarihinin çok tanrılı din ve inançlara kadar olan süreci özetlenmiştir. Bu dönemin dinleri olan Animizm,Totemizm,Natürizm v.s yer almaktadır.
Çok tanrılı dinler, yaşadıkları bölgeler ve toplumlar konusu da birinci bölümde yer alıyor.Bu bölümün son ana başlığı altında ise ?Tek tanrılı semavi dinler? olan Yahudilik,Hıristiyanlık,İslamiyet ve bu dinlerin Alevi inancı ile ilgili alaka veya ilişkilerine yer verilmiş.
İkinci bölümde ise Alevi İnancının oluşumu ve felsefi temelleri ana başlığı altında,alevi inancına kaynaana başlığı altında,alevi inancına kaynaklık eden inanç ve felsefelere tek,tek yer verilerek,ortak özellikleri açıklanmıştır.Bütün bu inançlar ile Alevilik arasındaki ilişkiler sorgulanmıştır.Kitabin belirgin bir özelliği de verilen bilgiler çerçevesinde özellikle okuyucunun bir mantık yürütmesine ve sonuç çıkartmasına özen göstermiş olmasıdır.Yazar,direk Alevilik su veya bu inanç yada dine bağlıdır demeden bu karar ve yargıyı verilen bilgiler ışığında okuyucuya bırakmıştır.
İkinci bolumun diğer bir ana başlığı ise,?Aleviliğin temelini atanlar? hakkında tarihi bir kronoloji için de,Abu Müslim Horasani den Hallacı Man sur a,Ebul Vefa dan Sahabettin Suhreverdi?ye,Hacı Bektaşi Veli ve benzerlerinin,mücadelesi,felsefeleri ve hayat hikayelerine yer verilmiştir.
Tasavvuf felsefesinin,bu büyük düşünürler tarafından nasıl oluşturulduğunun serüveni anlatılarak,ayni zamanda Aleviliğin tarihçesinin bir fotoğrafı çekilmiştir.
Üçüncü bölümde, dört ana başlık mevcut.Birinci başlık altında ?Alevi inancını ve felsefesini geliştiren,yayan ozanların ve aşıkların hayatları ve mücadeleleri aktarılarak,günümüzde yasayan ozanlara kadar bir bilanço çıkarılmıştır.Alevi müziğinin özellikleri ve örnekleri de bu bölümde yer almaktadır.Bu bölümün diğer bir ana başlığı ise alevi inancını benimseyen halklardır.Aleviliği benimseyen Türkmenler,Kürtler,Araplar ve diğer balkan halkları hakkında bilgi verilmektedir.Üçüncü bolumun diğer bir ana başlığı ise tarihten günümüze kadar yasamış önemli Alevi halk hareketleri ve Alevilere yönelik katliamlara yer verilmiştir.Eba Müslim Horasani hareketinden,İstanbul gazi katliamına kadar bir kronoloji içinde aktarılmıştır.Bu bölümün son ana başlığında ise Alevi inancında bazı önemli terimlerin açıklamasına yer verilmiştir.Bu bölümün sonunda okuyucuların,alevi inancı hakkında bir alt bilgi oluşumu amaçlanarak,yeni bir bölüme geçilmiştir.
Dördüncü bölümde;artık alevi inancı hakkında,inanç ibadet,sosyal yaşam,ahlak ve hayatin tüm alanlarına ilişkin bakış acısı ve uygulamalarına yer verilmektedir.Bu bölümün ilk ana başlığı,?Alevilikte inanç? konusu ayrıntılı bir şekilde yer almaktadır. Aleviliğin tanımından,dört kapı kırk makama kadar özet bilgilerle açıklanmıştır.Bu bölümün diğer bir ana başlığında ise Alevilikte kutsal kişiler ve kurumlar yer almaktadır.Bölümdeki konular okuma parçaları ile desteklenerek okuyucunun konular hakkında ,pratik yaşamdan örneklerle,bu konularda anlatılan bilgiler arasında ilişki kurmayı hedeflemistir.
Beşinci bölümde ise,?Alevilikte ahlak ve Toplumsal yaşam? anlatılmaktadır.Bu bölümdeki konular iki ayrı başlık altında toplanmıştır.Alevilikte ahlak konusunda,temel ahlak kuralları ve bilgileri yer alırken,diğer bir başlık altında ise ?Alevi inancında toplumsal yaşam?anlatılmaktadır.Bu konu;Alevilikte,kadin,aile,Musahiplik,kirvelik,Pir-Mursit-Rehber-Zakir-talip,Cem,Hukuk,oniki hizmet gibi konular ve okuma parçaları mevcut.
Son altıncı bölümde ise yine dört ana başlık var.Bu bölümde ise ibadet,erkan ve törenler anlatılmaktadır.Alevilikte kutsal günler ve kutlamalar sırası ile açıklanmıştır.Cem?lerin düzenlenmesi,yöresel farklılıkları,cem çeşitleri ve anlamları,on iki hizmetin uygulama ve anlamı,hangi cemlere kimlerin katılacağı gibi bir çok ayrıntı alt başlık mevcuttur.Ayrıca Alevi bayramlarına,oruç,aşure törenine ve diğer şenlik-festival kutlamalarına yer verilmiştir.
Bu bölümde ki diğer bir ana başlık ise,Alevi inancına göre ölüm (hakka yürümek),Cenaze,defin ve Taziye işlem ve uygulamaları hakkında bilgilere yer verilmiştir.
Kitabin son ana baslığında ise,Alevi inancında sik okunan dua ve gulbang örneklerine yer verilmiştir. Bir alevinin,eğitim amaçlı bir dershanedeki öğretmen veya öğrencinin ihtiyaç duyacağı tüm konularda temel bir bilgi verilmiştir.
Bu kitap,sadece Aleviler için değil,ayni zamanda alevi inancı hakkında,derli toplu ve objektif bir bilgi sahibi olmak isteyen,her insan için, adeta öğrenmenin ve araştırmanın kolaylaştırıldığı bir kaynak olarak değerlendirilebilir.
İnanıyoruz ki bu kitabi okuyan herkes,hem alevi inancı hem de alevi toplumu hakkında ki ön yargılarından ve hurafelerin anlamsızlığından kurtulacaktır.
Aleviligin; tarihi bir toplumsal mücadelenin,bir inancın içinde nasıl felsefeye,ahlaki değerlere,hukuki vecibelere,sosyal dayanışmaya,bilimin yol göstericiliğine,kadının kutsallığına ve insanin yaratıcılığına dönüştüğünün, dolayısı ile insanlık aleminin,ilk gününden,çağımıza kadar geçen zaman tünelinden,insanlık için ve onun hizmetinde,olumludan yana ne varsa,bunun alevi inancı içinde harmanlanıp,İnsan-i Kamile yani insandaki Tanrısallığa dönüştüğünün bir özlü açıklaması olduğunu görecek.
Kitap önemli bir boşluğu dolduracaktır.
Bu kitabi,öğrencilere,öğretmenlere,araştırmacılara,de rnek yöneticilerine,tüm alevi ailelere ve Alevilik hakkında bilgi edinmek isteyen herkese tavsiye edebiliriz.Kısaca her alevinin evinde bulundurması gereken bir eserdir.
İsteme Adresleri:
Türkiyede Firat yayinlari-
Istanbul
HAK-EVI e.V
c/a.Vorn Brook 9
22459 Hamburg
Tel:0172/1786207
Fax:0049405592363
Tel:0405592363 (Almanya?dan)

Amistofes Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Amistofes Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 06.09.2008, 20:46   #5
Yazar
Amistofes
Forumla Bütünleşmiş
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 06.06.2008
Mesajlar: 2.456
Memleket: İSTANBUL
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 67
İtibar Puanı: 639
Amistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üyeAmistofes isim yapmış ve kendini kanıtlamış bir üye

Ettiği Teşekkür: 5.807
1.202 Mesajına 2.257 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Makale yazarı: Ali Köylüce Tarih, gün ve saat : 25. Haziran 2006 15:08:

Araştırma-İnceleme
ALEVİ İNANCINDA
DÜŞSEL BİR TOPLUMSAL PROJE
RIZA KENTİ

Alevi felsefesi,din(inanç) alanının dışın da yapılanıp şekillenen doğacı insan merkezli bir felsefedir.İçinde yaşadığı dünyanın karşısına konulan insanın,doğanın ve toplumun bir parçası olarak,doğayla ve toplumla bir hesaplaşmasıdır.Metafizik düşünceyi dönüşüme uğratarak,aklı belirleyici kılmanın çileli ve uzun erimli bir çabasıdır.
Alevilik –Bektaşilik’de bireyin önemi,eylemlerin de ve uğraşların da Alevi topluluğuyla ne ölçüde ilgili olduğuna,ortak esenliğe ne ölçüde katkıda bulunduğuna göre belirlenir.Belirleyicilik toplulukta ve toplumsallıktadır.

Bu anlayışı günlük yaşama indirgemek üzere,Alevi ütopyası olarak öne çıkarılan ve İnsanlığa kesin kurtuluş getirecek düşsel proje olarak tasarımlanan,’’Kamil Toplum Projesini’ nin Şeyh Bedrettin de çarpıcı tümcelerle anlatılmasının temelini, belki de ilk örneği durumun da bulunan ve Buyruk da Rıza Şehri anlatımıyla kurgulanan tasarıma bakalım.
Işık felsefesi ve Dört Kapı Kırk Makam öğretisi ile kurtuluşa taşınan,yani kamil insan konumuna yükselen insan,artık kendini toplum hizmetine adayacak ve kamil toplum projesinin gerçekleşmesi için bütün gücüyle çalışacaktır.Bu proje Kent-toplum bağlamın da ele alınıp kurgulanmıştır.

Buyruk daki ‘’Rıza Kenti’’ Aleviliğin geleceğe yönelik arzuladığı ve yaratmak istedigi düşsel kamil toplumun’un bir anlatımı olarak algılanabilir.Bu proje toprağın temel üretim zemini’ni oluşturduğu ve köylülüğün en yoğun ezilen sınıf olduğu Ortaçağ koşulların da, sınıflı toplum öncesinden taşınan ilkel eşitlikci toplum değerlerinin güdücülüğünde,gelecekte insanlığa kesin kurtuluş getirecek olan ve böyle inanılan düşsel kurtuluş projesidir.
Sınıfların olmadığı,paranın ortadan kalktığı,herkesin gereksinimine göre tükettiği,özlemine göre yaşadığı bir düzenin kurulmasını buyruk daki bu söylence ile yüzyıllardır canlı tutmaya çalışılan,geleceğe yönelik bir rüyanın projeye bağlanmış biçimidir de diyebiliriz.

Şimdi Buyruk da anlatılan bu hikayeye bakalım;’’Bir zamanlar bir Sufi dünyaya seyahate çıkar.Birgün yolu bir kente düşer.Bu kent, şimdiye değin gördüğü kentlere benzemiyordur.Sabah zamanı herkes işine gücüne gitmekte,sessizlik içinde yaşam sürmektedir.Kentin alışılmamış bir düzeni vardır.Sufi,kentin bu düzenini görünce şaşar kalır.Öyle ki,yaklaşıp birine bir şey sormaya cesaret edemez.Karnı acıkmıştır.Kenti gezerken bir fırın görür.Ekmek almak için içeri girer.
Sufi:
Fırıncıya para uzatarak ekmek ister. Ama fırıncı hayretle paraya bakar.
Fırıncı:
-Nedir bu ? Biz bunu kaldırmak için yıllarca uğraştık.büyük savaşlar verdik.Anlaşılan sen Rıza kentinden değilsin.Dünyalı olmalısın der.
Sufi:
-Evet ben bu kentten değilim diye karşılık verir.
Fırıncı:
-Belli oluyor.Dur,öyleyse seni görevlilere teslim edeyim.Onlar seninle ilgilenirler.Bizim kentimiz de para pul geçmez’der.
Sufiyi görevlilere teslim eder.Görevliler önce kendi aralarında tartışırlar.İçlerinden biri:
-Meclise götürelim.Ulular karar versin’ der.
Diğerleri de bu görüşe katılırlar.Bunun üzerine tümü Meclisin yolunu tutar.Yol boyu Sufi düşünür.İçinden:
-Paranın geçmediği bir kent.Görevliler, Ulular meclisi.Ne büyük,ne görkemlidir ulular meclisi diye hayal kurar ve geçirir içinden.
Neyse bir süre yürüdükten sonra divana varırlar.Ama sufi bu kez iyice şaşırır.Çünkü divan denilen meclis, hiçde düşündüğü gib büyük vr göz kamaştırıcı değildir.Düşündüğünün tam tersidir.Sessiz bir köşede küçük bir yapıdır.Yerlere basit kilimler serilmiştir.Ak sakallı ulular bağdaş kurmuş kentin sorunlarını tartışmaktadırlar.
Görevliler uluları selamladıktan sonra:
-Bu dünyalı kentimize girmiş.Acıkmış,ekmek almak için bir fırına girmiş.Fırıncıya para vermeye kalkışmış.Yabancı olduğunu anlayan fırıncı gelip bize teslim etti
.Ne yapalım ? diye sorarlar.Ulular:
-Neden buraya getirdiniz?Törelerimizi biliyorsunuz.Konakda bir yere yerleştirin.Aşevine götürün.Gerekeni yapın! Diye buyururlar.Bunun üzerine görevliler Sufi ile birlikte geri dönerler.Önce Aşevi’ne götürürler.Karnını doyururlar.Sonra konuklariçin yapılmış olan konağa götürürler.Bir odaya yerleştirirler.Sufiye kentte ne yapması, nasıl yaşaması gerektiğini anlatırlar.
-Burada para pul geçmez.Burası rıza kentidir.Rızalıkla her istediğini alır,her istediğini yaparsın’ derler.’Yeterki rızalık olsun.Bunu unutma’ diye de uyarırlar.
Sufi konağa yerleşir,gezip dolaşır.Rahatı yerindedir.İstediği yerde yiyip içer.Hiç kimse –Ne arıyorsun ? diye sormaz.Birkaç gün sonra eşyalarını toplar.Kentten ayrılmak ister.Ama giderken görevlileri karşısında bulur.
Görevliler:
-‘Gidemezsin’ derler.
-‘Bu kent rıza kentidir,adı üstünde.Sen buraya rızan ile geldin.Biz’de sana yiyecek verdik, yatacak yer sağladık.Bu kentte kaldığın sürece bizden razı kaldın mı’ ?diye sorarlar.
Sufi:
-‘Kuşkusuz razı kaldım,sağ olun’ diye karşılık verir.
Görevliler:
-‘Şimdi bizim de sen’den razı kalmamız gerek.Bu yiyip içtiğin,yattığın günler için çalışman gerek’ derler.
Sufi:
-‘Mademki töreniz böyle,çalışayım’ der ve kabul eder.
Görevliler sufi’ye yapabileceği bir iş verirler.Konakladığı odadan alıp,daha büyük bir eve yerleştirirler.artık o da rıza kentinin bir insanı olmuştur.Her sabah işine gider;akşama değin çalışıp evine döner.Yavaş yavaş dost,arkadaş edinme çabasına girer.Ama her kiminle konuşmaya kalksa ilk sorulan; ‘sen dünyalımısın?’ sorusu olur.Bu kentin bütün insanları kavga,çekememezlik,kendini beğenmişlik gibi tüm kötülüklerden arınmış durumdadır.Böylece günler aylar geçer.Sufi kenti iyiden iyiye sever.Dünyayı gezme düşüncesinden vazgeçer.Bu kentte kalmaya karar verir.Ama hala yalnızdır.Biu kentte kalmaya karar verir.Ama hala yalnızdır.Bir gün yakın bulduğu bir arkadaşına açılır:
-‘Sizin bu kentte nasıl evlenilir?’ diye sorar.Arkadaşı:
-‘Kentin ortasındaki bahçe var ya,işte orada her cuma günü tanışmak,dost edinmek isteyenler toplanır.Gençler gelirler.Herkes orada beğendiği,anlaştığı biriyle evlenme yolunu arar.Orada tanışırlar.Anlaşırlarsa evlenirler.’ der.
Sufi Cuma günü söylenilen bahçeye gider.Kocaman bahçe tıklım tıklım doludur.Rengarenk türlü giyisiler içinde genç kızlar kelebek gibi dolaşmaktadır.Genç kızlar, oğlanlar sohbet etmektedir.Birbirini beğenip anlaşanlar, el ele tutup uzaklaşmaktadır.Anlaşamayanlar ayrılıp başkasına yaklaşmaktadır.Sufi olup bitenleri bir süre hayranlıkla izler.Sonra kanının kaynadığı bir kıza yaklaşır.
Ama o bacının ilk sorusu:
-‘Sen dünyalımısın?’ olur.Sufi aylardan beri bu soruyu duymaktan iyice bıkmıştır.
-‘Evet ben dünyalıyım, ne olacak?’ diye karşılık verir.Bacı:
-‘Davranışlarından hemen belli oluyor.Ama alınma,zararı yok.senki beni kendine eş seçmek istiyorsun,bu konuda ben de sana yardımcı olurum.Davranışlarını düzeltirsin’ der.
Bacı ile sufi arkadaş olmaya karar verirler.İşden artan zamanların da buluşup konuşurlar.Sufi bir gün bacı ile buluşmaya giderken,yolun kıyısın da kocaman bir nar bahçesi görür.Bahçenin ne duvarı,ne bekcisi ve ne de başka bir korucusu vardır.Hemen bahçeye dalar.Kimse görmeden bahçeden birkaç nar koparır.Yakalanırım korkusuyla,acele davranıp ağacın birkaç dalını kırar.Ama ne gelen vardır, ne de soran. Sufi narları toplayıp,bacı ile buluşacakları yere gelir.Henüz bacı ortalıkda yoktur.Narları bır tabağa koyar.Masanın üzerine yerleştirir.Bacının gelmesini bekler.Bir süre sonra bacı gelir.Narları görmesine karşın hiç ilgilenmez.Oysa sufi, bacının narları görünce ilgilenmesini ve sevinmesini beklemektedir.Bacı her zaman ki gibi yerine oturur.O zaman ,sufi dayanamaz ve narları bacı’ya gösterir.Bacı:
-‘Bunları nereden aldın ?’ diye sorar. Sufi narları nereden kopardığını söyler.
Bunun üzerine bacı:
-‘Beni düşündüğün için sağol.ama o bahçenin yerini varlığını ben de biliyorum.Canım isteseydi gidio ben de alabilirdim.Şimdi canım nar istemiyor.Bu narlar burada boşuna çürüyecek.Başkalarının hakkını boşuna çürütmüş olacağız.Gelirken öğrendim.Narları koparırken bahçeyede büyük zarar vermişsin.Oysa daha dikkatli davranıp,bahçeye zarar vermeyebilirdin.Burada senden kimse bir şey kaçırmıyor ki...Bunca zamandır rıza kentin de yaşıyorsun.Bu kentte rızalıkla her şeyin serbest olduğunu bilmeliydin.Şimdi anlıyorum sen bu kente ayak uyduramayacaksın.’

Bunları söyledikten sonra,bacı sufiyi bırakıp gider.Görevlilere söylemiş olmalı ki,görevliler sufinin yaptığını ulular meclisi divanına bildirirler.Divan sufinin durumunu tartışır.Sonun da sufinin rıza kentine uyamayacagına karar verir.Bunun üzerine görevliler,Dünyalı sufiyı rıza kentinden atarlar.

Yukarıdaki ‘Düşsel Toplum Projesi’nin yaşamdaki uygulamasını, bir kısa örnek ile anlattıktan sonra şunu söyleyebiliriz:
Alevi felsefesi İnsan merkezli bir bilgelik felsefesidir.Aklı inançdan, bilimi dinden bağımsızlaştırabilmek için,Alevi felsefesi olarak adlandırılan bu geleneksel bilgelik felsefesini temel almak durumundadır.
Düşsel toplum projesine baktığımız da,bireyin önemi,eylemlerinde ve uğraşıların da toplumsal grupla ne ölçüde ‘’ilgili’’olduğuna,ortak esenliğe ve yaşama hangi katkıda bulunduğuna göre belirlendiğini görmekteyiz.Yani bireyin yaptığı her şey için topluluk(toplum) ön koşuldur.
Topluluğun önkoşul olması, bireysel mülkiyetin olmadığı,her şeyin herkese ait olduğu ve gereksinimlere göre paylaştırıldığı,toplumsal tasarımı öne çıkarıyor.Bu nedenle Alevi-Bektaşi inancının ütopyası,göksel değil,bireyin topluluğa ve doğaya karşı sorumluluklarından ve toplumsal- dogasal yükümlülüklerinden doğar.Böyle olmakla birlikte,alevi öğretisi bireycilikle karşıtlık içinde bulunmaz.Kolektivizm ve bireycilik bağlamında,topluluk üyesi birey, kendi varlığını kanıtlamak için, kendi özerkliğini talep eder.
Şöyle açıklayabiliriz; Felsefeleştirilmiş bir İnanç olan Alevi felsefesi,laikliğin ‘düşünsel’ zeminini oluşturur.Alevi Toplumsal Projesi ise,laikliğin kitle zeminini oluşturur.Görüldüğü gibi Alevi-Bektaşi ütopyası,kendi geleneksel yaşama biçimlerinin bir parşasıdır.Yaşama biçimi eğitim,toplumsal denetim ve rütüellere katılımla iletilir ve içselleştirilir.Bu nedenle geleneksel yaşama biçiminin terk edildiği yerlerde bu ütopya yer yer örselenir.
Alevilik.Bektaşilik ‘’İslamlaştırıldığı’’ölçüde, Alevi-Bektaşi ütopyası yok olur.Onun bu dünyada yaratmak istediği yaşam ütopyasının yerini,öbürdünyadaki(olmayan) ‘cennet’’ alır.
Alevilik-Bektaşilikte topluluk dendiğinde iki şey anlaşılır:
a- Yaşayan bireylerin oluşturduğu topluluk,
b- Ölmeden evvel ölmek zemininde Hakk’a yürümüş olanların yeni don’daki kimliklerinin oluşturduğu ‘’can birliği’’ anlamında topluluk.
Bu açıklamadan sonra şöyle de söylenebilir; Alevi-Bektaşi ütopyası,kaynağını bireyin,topluluğun yaşayan ve Hakk’a yürümüş olan üyelerinin oluşturduğu topluluğa karşı düşünce ve eyleminden alır.Ortodoks Tanrı’dan değil.
Burada bir düşünme aracı olarak ve bireyin topluluğa karşı ilişki aracı olarak söylence devreye girer.Söylenceler (hikayeler) ,bireyin ötesinde,halkın hayal dünyasının eseri ve tek gerçeğidirler.
Bu açıklamadan sonra araştırmacı yazar Esat Korkmaz, Alevilik-Bektaşilik terimleri sözlüğün de Aleviliği şöyle tanımlıyor:İsa şeriatına tavırlı Anadolu yerli halkının,Muhammed şeriatına tavırlı Ali yandaşlarının ve medeniyetin sömürücü özüne tavırlı Asya (Mezopotamya,iran v.s) kökenli insanların,Anadolu’da yarattığı,Doğatanrıcılık ve İnsantanrıcılık temelinde,geriye dönüş kültüyle kendisini islamın doğuş koşullarına taşıyan,Hz Muhammed’den sonraki üç halifeyi tanımayan,Hz. Ali’yi halife kabul eden,onun soyundan gelen yada izinden giden tüm batıni mezhep ve tarikatları kapsayan,kendine özgü kuralları ve törenleri bulunan inanç sistemi (felsefi-dinsel-siyasal ögreti).Şöyle devam ediyor:
‘’Özkaynaklarından sentezlenen alevi felsefesi ve onun insan,evren ve Tanrı tasarımı ‘ikirciksiz’ gün yüzüne çıkarılmadığı için,bir Alevi kendi çağdaşlığını,aydınlanmacılığını,demokratlığını,ile riciliğini ya da ahlaklığını,iyiliğini,güzelliğini sorgulayacak dünya görüşüne uygun biçimde ayakları üzerine dikecek ölçütten de yoksun kalıyor.Bu durum bilgisiz kalmanın,kendi kökeniyle iletişimi kesmenin ötesinde,yoğun bir yabancılaşmayı da beraberinde getiriyor.Süreç içinde;
1-Alevi felsefesinin doğatanrıcılık yanının,Tanrı-Evren-İnsan üçlemesi biçiminde dışa vuran doğasal diyalektiği;toplumsal diyalektiği yansıtması gerekirken bu diyalektiği gizleyen İnsantanrıcılık anlayışı,’’Hak-Muhammed-Ali’’ üçlemesi biçimin de öne çıkarılarak perdeleniyor.

2-‘’Hak-Muhammed-Ali’’ üçlemesinin özündeki diyalektik kavranmadığı için,evren,insan ve toplum sorunları akıl alanından inanç alanına,felsefe alanından Tanrıbilim alanına taşınıyor.Alevi felsefesi Tanrıbilim olup çıkıyor.Yani dinsel bir renge bürünüp,yansıtılıyor.

3-Sonunda olan hem Alevilere,hem de Aleviliğe oluyor.İnancını aklına indirgemek,idealizmini materyalizmine dönüştürmek için nesnel – toplumsal bir evren görüşü (dört kapı kırk makam) insanlığı kurtuluşa taşıyacak bir toplumsal proje(kamil toplum) yaratan dünün Aleviliği bugün;aklını inancına taşımak,materyalizmini idealizmine dönüştürmek isteyen (sınıf atlamış veya asimile edilmiş) kimi Alevilerce egemen sınıflara ‘’altın tepsi’’de sunuluyor.
Anısız(geçmişsiz) ve geleceksiz bir Alevilik,Ortaçağın günümüz kılıklı sömürücülerinin elinde ‘’iç kimlik bunalımını şifa sayan’’ bir ‘’dine’’dönüşüyor.Çağdaş toplumun karnına, sindirilmesi zor bir lokma olarak balyoz gibi iniyor.’’
Aleviler bu duruma, ya tarihsel geçmişin perspektivinden yaklaşarak müdahale edecek,ya da egemen ve asimilasyoncu güç ve çevrelere teslim olmayı kabul anlamına gelen,seyirci kalacaklardır.Binlerce yıllık tarihi mücadele bayrağını elleri ile indirecek ve sonu ‘’Cami’’de biten karanlık yola girip yürüyecekler.
Kaynaklar:
Alevi İnancıcında Temel Bilgiler / Ali Köylüce
Ansiklopodik Alevi-Bektaşi Terimleri Sözlüğü / Esat Korkmaz
Buyruk

Ali Köylüce

Amistofes Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Amistofes Kullanıcısına bu mesajı için 1 üye teşekkür etti:
Alt 06.09.2008, 21:34   #6
Yazar
hasanhüseyin
Forumla Bütünleşmiş
 
hasanhüseyin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.12.2007
Bulunduğu yer: almanya
Mesajlar: 1.250
Memleket: AFYON
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 0
İtibar Puanı: -46
hasanhüseyin hakkında olumsuz fikirler mevcut

Ettiği Teşekkür: 685
446 Mesajına 743 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
NEFER Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Alevelik'te esyaya karsi edeb'in dogurdugu bazi davranislar vardir.
Mesela kapi, pencere ..vb seyler sertçe örtülmez.
Sessiz ve dikkatli örtülür. "Kapiyi kapat, kapatin" denmez.
Allah kimsenin kapisini kapamasin,kapatmasin.
Bunun yerine "kapiyi ört" ,"kapiyi sirla "denmelidir."isigi söndürmek"sözü edebe aykiridir"isigi ( elektrik, lamba, mum) dinlendirmek"sözü kullanilir. Karsiliginda da"isigi uyandirmak"sözü söylenir.
Yürürken yere sert ve gürültülü basmamak gerekir ; çünkü yerin de cani vardir ve bizi basinin üstünde tasimaktadir.
içilen sigaranin izmaritini , yenilen meyvenin artigi, sokaga veya yere hisimla degil, biraz evvel verdigi keyfe ve zevke mukabil, bir tesekkür hissiyle birakilir. su içerken yere çömelerek içilmesi gerekilir , hayatin devaminani saglayan ebu hayata saygi için ,Bir büyügümüze su ikram ettigimizde önünde eller karin üstünde birlestirilir, büyügümüz suyu bitiresiye kadar böyle kalinir , sonrada bardak alinir sirtini dönmeden arka arka bulundugu yerden ayrilinir.
Kapidan içeriye girilirken , disari çikilirken arka dönülemez.
Bunun için de ayakkabilar, disariya degil ,içeriye dogru çevrilir.
Disariya çevirmek git bir daha gelme demektir.
Uyuyan kisinin uyandirilmasi gerekirse , hafifçe yastigina parmak uçlariyla vurulur ve " Agah ol erenler " diyerek uyandirilir.
Yataga giren kimse , yastigini öpüp yorganiyla görüserek, yani üste gelen ucunu öperek sag yanina yatar ; kalkarken de yine sag tarafindan yastik ve yorganla görüserek ve besmele'den sonra " Esselamü Aleyküm yâ Fettah yâ Ali "sözleriyle kalkar.Bir sey alinip verilirken mutlaka onunla görüsülür, yani hafifçe bir yanindan öpülür gibi dudaga götürülür ; hiç degilse sözüyle , gönlüyle bu isi yapar.
Hasili bu davranislar sadece Tekke adabi olarak degil bütün atalarimiz tarafindan hayatin her safhasina yayilmis ve uygulanmistir.

Aleviligin degismeyen ahlaki kurali "Eline-Diline-Beline" sahip olmak bunu her hal ve sartta yerine getirmektir.
Bu kendine güvenin bir simgesidir.Mîrati bu konuda söyle söyler.


Mîrati sözlerin gizli muamma
Temiz akil sahipleri olanlara Besbelli
Elsizim , Belsizim , Dilsizim amma
Gezerim âlemde erkekçesine
bu yazilarindan dolayi sana tesekür ederim, alevilik hakkinda bilgilendiriyorsun bizleri.bir yaziyi yazmadan önce en ince detail ina kadar inceliyorsun.
devamini da bekliyorum daha ögrenecek cok sey var.

___________________İMZA___________________


Ben mürşid görmedim senden ziyade
On İki İmam Hüseyinden ziyade
Çok mezhepler çıktı dinden ziyade
Uyan İmam Ali çadırına, yezitler doldu

On İki evladın senin yolundan gitti.
Pek çokları yolu-erkanı inkar etti
Mahsuni doğruca yolunu güttü,
Uyan İmam Ali, çadırına mervanlar doldu.

(Aşık Mahsuni Şerif)
hasanhüseyin Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
hasanhüseyin Kullanıcısına bu mesajı için 4 üye teşekkür etti:
Alt 23.02.2009, 19:36   #7
Yazar
Alevikiz83
Forumu İyi Bilen
 
Alevikiz83 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 20.11.2008
Bulunduğu yer: Almanya
Mesajlar: 276
Memleket: ÇORUM
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 38
İtibar Puanı: 75
Alevikiz83 yakında sevilen bir üye olabilir

Ettiği Teşekkür: 505
127 Mesajına 214 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Alıntı:
NEFER Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Alevelik'te esyaya karsi edeb'in dogurdugu bazi davranislar vardir.
Mesela kapi, pencere ..vb seyler sertçe örtülmez.
Sessiz ve dikkatli örtülür. "Kapiyi kapat, kapatin" denmez.
Allah kimsenin kapisini kapamasin,kapatmasin.
Bunun yerine "kapiyi ört" ,"kapiyi sirla "denmelidir."isigi söndürmek"sözü edebe aykiridir"isigi ( elektrik, lamba, mum) dinlendirmek"sözü kullanilir. Karsiliginda da"isigi uyandirmak"sözü söylenir.
Yürürken yere sert ve gürültülü basmamak gerekir ; çünkü yerin de cani vardir ve bizi basinin üstünde tasimaktadir.
içilen sigaranin izmaritini , yenilen meyvenin artigi, sokaga veya yere hisimla degil, biraz evvel verdigi keyfe ve zevke mukabil, bir tesekkür hissiyle birakilir. su içerken yere çömelerek içilmesi gerekilir , hayatin devaminani saglayan ebu hayata saygi için ,Bir büyügümüze su ikram ettigimizde önünde eller karin üstünde birlestirilir, büyügümüz suyu bitiresiye kadar böyle kalinir , sonrada bardak alinir sirtini dönmeden arka arka bulundugu yerden ayrilinir.
Kapidan içeriye girilirken , disari çikilirken arka dönülemez.
Bunun için de ayakkabilar, disariya degil ,içeriye dogru çevrilir.
Disariya çevirmek git bir daha gelme demektir.
Uyuyan kisinin uyandirilmasi gerekirse , hafifçe yastigina parmak uçlariyla vurulur ve " Agah ol erenler " diyerek uyandirilir.
Yataga giren kimse , yastigini öpüp yorganiyla görüserek, yani üste gelen ucunu öperek sag yanina yatar ; kalkarken de yine sag tarafindan yastik ve yorganla görüserek ve besmele'den sonra " Esselamü Aleyküm yâ Fettah yâ Ali "sözleriyle kalkar.Bir sey alinip verilirken mutlaka onunla görüsülür, yani hafifçe bir yanindan öpülür gibi dudaga götürülür ; hiç degilse sözüyle , gönlüyle bu isi yapar.
Hasili bu davranislar sadece Tekke adabi olarak degil bütün atalarimiz tarafindan hayatin her safhasina yayilmis ve uygulanmistir.

Aleviligin degismeyen ahlaki kurali "Eline-Diline-Beline" sahip olmak bunu her hal ve sartta yerine getirmektir.
Bu kendine güvenin bir simgesidir.Mîrati bu konuda söyle söyler.


Mîrati sözlerin gizli muamma
Temiz akil sahipleri olanlara Besbelli
Elsizim , Belsizim , Dilsizim amma
Gezerim âlemde erkekçesine


tskl. emegine can, bilgilerini bizi yazdigin icin. Birden babamin sözleri aklima geldi , babamda evelden bana derdi, kizim ayiptir öyle paldir güldür yürünmez diye . Yada birisi sesli kahkaha atarsa, iyi degildir derdi. Insanin yasi ilerleyince biraz daha anliyabiliyor .
Yukarida anlattigin bazi seyleri buzamana kadar hic bilmiyordum, duymak lazim hosumada gitti acikcasi. Ayni fikirdeyim, örf ve adetlerimizi korumaliyiz. Zaten bazilarini malesef gittikce kaybediyoruz. Helede yeni nesiller daha cok bilincsiz oluyor. Yani cok önem vermiyorlar böyle seylere, yada bilgilendirilmiyorlar. Onun icinde saygida pek kalmiyor. Malesef. Devamini bekleriz can

___________________İMZA___________________
Ya Allah, Ya Muhammed, Ya Ali



[SIGPIC][/SIGPIC]



Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan!!!


Sevilmek istiyorsak, önce sevmeyi ögrenmeliyiz.
Alevikiz83 Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 16:23.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica