Go Back   Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Toplumsal Konular > Din

Din Dini tartışmalar ve teoriler

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 27.10.2018, 05:44   #11
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 465
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 12
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 13
30 Mesajına 32 Kere Teşekkür Edlidi


Standart

Dın dunyadakı sıkıntıların tesellısı ve baskıları mesrulastıran teorısıdır.
Dının sefaletı hem gercek sefaletın ıfadesı hemde bu gerceklıge ıtraz edılmesıdır.
Dın mutsuzluklar altında ezılen yartıgın son nefesı, kalpsız bır dunyanın sefkatı, ruhsuz bır cagın ruhudur.
Dın toplumun ve topluluklara empoze edılen en buyuk afyondur.
Halkın ve halkların gercekten mutlu olabılmesı ıcın sahte bır mutluluk olan dının yok edılmesı gerekır.
Icinde bulundugumuz durumun vahımlerının yok edılmesını ıstemek aslında bu vahımlere ıhtıyac duyan durumun terk edılmesını ıstemektır.

Yanılgının kutsala saygısız varoluşu, tanrısal oratio pro aris et focis’i çürütülür çürütülmez saygınlığını yitiriyor. Göğün bir üstün-insan aradığı olağanüstü gerçekliğinde kendinin yansısından başka bir şey bulmayan insan, kendi tam gerçekliğini aradığı ve araması da gereken yerde artık ancak kendinin görünüşünü, yani insan-olmayanı bulmaya yatkın görünmüyor.

Din-dışı eleştirinin temelini şu oluşturuyor: insanı yapan din değil, dini yapan insandır. Yani din, henüz kendine erişmemiş ya da çoktan yitirmiş bulunan insanın sahip olduğu kendinin bilinci ve kendinin duygusunu oluşturuyor. Ama insan, dünyanın dışında herhangi bir yere çekilmiş soyut bir öz değil. İnsan, insanın dünyası, devlet, toplum anlamına geliyor. Bu devlet, bu toplum, dünyanın tersine çevrilmiş bilinci olan dini üretiyor, çünkü kendileri alt üst olmuş bir dünya oluşturuyor. Din bu dünyanın genel teorisini, onun ansiklopedik özetleme kitabını, onun halksal biçimdeki mantığını, onun tinselci point d’honneur’ünü [onur sorununu], kendinden geçmesini, ahlaksal onaylanmasını, görkemli tamamlayıcısını, teselli ve aklanmasının evrensel temelini oluşturuyor. Din insanal özün doğaüstü gerçekleşmesini oluşturuyor, çünkü insanal öz gerçek gerçekliğe sahip bulunmuyor. Öyleyse dine karşı savaşım vermek, dolaylı olarak dinin tinsel aramasını oluşturduğu dünyaya karşı savaşım vermek anlamına geliyor.

Dinsel üzüntü, bir ölçüde gerçek üzüntünün dışavurumu ve bir başka ölçüde de gerçek üzüntüye karşı protesto oluyor. Din ezilen insanın içli ezgisini, kalpsiz bir dünyanın sıcaklığını, tinin dıştalandığı toplumsal koşulların tinini oluşturuyor. Din, halkın afyonunu oluşturuyor. Halkın aldatıcı mutluluğu olarak dini ortadan kaldırmak, halkın gerçek mutluluğunu istemek anlamına geliyor. Halkın kendi durumu üzerindeki yanılsamalardan vazgeçmesini istemek, halkın yandsamalara gereksinim duyan bir durumdan vazgeçmesini istemek anlamına geliyor. Öyleyse dinin eleştirisi, dinin aylasını oluşturduğu bu gözyaşları vadisinin tohum halindeki eleştirisi anlamına geliyor.”

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 27.10.2018, 05:49   #12
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 465
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 12
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 13
30 Mesajına 32 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

İSLAMİYET ROMA TEZGAHI MI?

Dünya dinleri içinde en yaygın iki din Hristiyanlık ve İslamiyet’tir. Bu iki din de Roma imparatorluğu döneminde ve onun hakim olduğu topraklarda çıkmıştır. İkisi de Sabi,Yahudi ve İran Mitracılığı temellidir.İki din de Sabi ve Yahudi peygamberlerini soy ağacı olarak alır. İkisi de peygamberlerinin soylarını Adem oğlu Şit’e, Nuh’a, İbrahim’e dayandırır.

Ancak Roma’nın eski dini İran Mitra (güneş) dininden Greklerin kendilerine uyarladıkları Grek Mitra dininin Romalılarca kendilerine uyarlanmış haliydi.

Roma topraklarını genişletip İran sınırlarına dayatınca, İranlıların tanrının seçtiği kavim olduğu inancı gereği, onlara açılacak savaşın da tanrıya açılacağı, böylece tanrıların lanetinin üzerlerine geleceği korkusuyla Romalı askerler İranlılarla savaşmak istemiyorlardı. Hatta imparatorlarını bile sadece bu yüzden öldürebiliyorlardı.

Ama İran da rahat durmuyor, Roma içinde dini etkisini kullanarak sürekli kanlı isyanlar çıkartıyor, Roma’ya saldırıyor ve Roma’ya kaptırdığı eski topraklarını geri almanın savaşını veriyordu.

Roma’nın tarih sahnesine çıkmasından önce İran, Ege denizinin ötesindeki Grek ülkesine kadar sınırlarını genişletmişti.

M.Ö.540’larda, Büyük Krus zamanında Irak’taki Babil, Suriye’de bulunan Asur medeniyetlerini yıkıp kendisine katmıştı. Bu arada Babil’de esir bulunan, tapınakları yıkılmış, halkı sürülmüş, ileri gelenlerinin Babil’de köle edildiği Yahudileri de serbest bırakıp, yurtlarını geri vermiş, tapınaklarını inşa etmeleri için de gerektiği kadar para da vermişti.

Serbest kalan Yahudi rahipleri, akıllarında kaldığı kadarıyla eski din kitaplarını tekrar kayda geçirmişler ama İran’a olan vefa borçlarından dolayı kitapları Tevrat’ı İran Zervanilik dinine, soylarını Sabilerin ataları Şit, Nuh, İbrahim’e dayandırmışlardı. Çünkü onlar da Araptı.

Bu sevinçlerini fazla yaşayamadan Romalılar batıdan Akdeniz’i aşarak gelmişler, Yahudileri ve bölgedeki diğer kavimleri vergiye bağlamışlardı.

Bundan doğan huzursuzluklarına İran’ın onları Roma’ya karşı kışkırtmaları eklenmiş ve Yahudiler Roma’ya sürekli sorun çıkarmaya başlamışlardı.

Bazen onlara katılan Sabileri de Yahudilerle birlikte sürgün eden bazen de soykırım uygulayan Roma duruma hakim olsa da bütün heybetine rağmen bir türlü İran’a karşı başarı elde edemiyordu.

Kendilerini Roma Mitracılığına inanan kavimler arasında daha kolay kabul ettirebilmek için her milleti kucaklayan Hristiyanlık dinini çıkartan Yahudiler bunu 300 yıl boyunca pahalıya ödediler.

Roma, sürgün, ağır vergiler ve toplu kıyımlarla karşılık verdi. Bu da Yahudi ve Hristiyan Yahudiler ile onlara katılan diğer kavimlerin isyanlarının artmasına neden oldu. Roma da İran karşısında toprak kaybını arttırdı. Bu isyanlara bir de kuzeyden Türk saldırıları eklenince iyice sıkışan Roma ordusunu İran’a karşı savaştırabilmek için çareyi Yahudilerin çıkarttığı ve önceden yasakladığı Hristiyanlığı kabul etmekte bulmuştu. Bu din, Roma’nın eski haline gelmesini bir kaç yüz yıllığına sağladı.
ROMA'YA GÖRE DİNLER DEVLET İŞİDİR1

Yahudilik ve Hristiyanlık İran’ın icadıdır. Önce korkan Roma, onu benimseyerek dünya dini, İslam’ı da köle dini yaptı. Müslümanlar bu yüzden kölelikten kurtulamazlar.

Bu defa da Sabilerin çıkartıkları Ortodoks Hristiyanlık mezheplerine bölünmesi yüzünden, Roma’nın sadece Grek soylulara kabul ettirebildiği Grek İnciline dayalı Katolik mezhebini diğer milletlere benimsetemedi ve isyanlar gene sürdü.

Arap yarımadasında eski Grek putperestliği ile karışık inançları olan ve kendilerini Yahudiler ile İbrahim oğlu İsmail soyundan sayan ve Araplar arasında saygınlığı olan kabile dikkatini çekti. Ancak bunlar ne Yahudi ne de Hristiyanlığın herhangi bir mezhebini beğeniyorlardı.

Onları tek bir din etrafında birleştirerek, Irak, Mısır, Suriye coğrafyasındaki akrabalarıyla İran ve Yahudilere karşı kullanmayı akıl etti.

Roma Vatikan kilisesi ile imparator bu gelişmeyi doğrudan mali ve ideolojik olarak desteklediler.

Ancak İran korkusuyla bu projeden çekinen Araplar, Roma’nın İran’ı mutlak bir yenilgiye uğratıncaya kadar beklediler.

Devamini asagidaki linkte okuyabilirsiniz.
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 13.12.2018, 04:57   #13
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 465
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 12
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 13
30 Mesajına 32 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

HZ.MUHAMMED'IN GERÇEK YÜZÜ;
ASMA BİNT MERVAN’IN ÖLDÜRÜLMESİ

Asma, Yezid b. Zeyd’in eşi ve 5 çocuk annesiydi. Beni Khatma kabilesindendi ve şairdi. Bu kabilede de Muhammed’e sadık müminlerin sayısı artmıştı. Buna karşın inanmayanlar da çoktu. Asma b. Mervan da Muhammed’e inanmamakta ve onu yazdığı şiirlerle eleştirmekteydi.

Muhammed, Asma’nın aleyhindeki şiirlerini ve konuşmalarını haber almaktaydı. Anlaşılan o ki, Muhammed aleyhine okuduğu şiirleri kendi kabilesinden Muhammed’e ileten ajanlar vardı. Ebu Afak’ın (öldürülen başka bir şair) öldürüldüğünü duyunca üzüntüsünü şu dizelerle şiire döker:

Malik, Nebit, Afvoğulları!
Düşman üzerine atılarak birbirinizle yarışarak yürüyün
Düşman üzerine atılarak yürüyün Hazrecoğulları!
Sizler, sizden olmadığı halde yanınıza gelen yabancıya itaat ettiniz
O’na boyun eğdiniz ki, o ne Mu’dar’dandır (bir kabile) ne de Mezhic’dendir (başka bir kabile).
Başları kestikten sonra hala ondan pişmiş çorba umar gibi umut içindesiniz
Ondan birşey uman aldanır, umutlar boşunadır!

Muhammed Asma’nın bu şiirlerine öfkelenir ve öldürülmesine karar verir. “Kim beni Mervan’ın kızından kurtaracak?” diye sorduğunda;
Adiyy b. Hareşe isminde (gözleri görmeyen) bir müslüman bu göreve talip olur. Muhammed’in adamları Bedir’den döndükten sonra Adiyy ile birlikte Ramazan’ın yirmibeşinci gecesi o kadının evine giderler. Evdekiler uykudadır. Asma, çocukları ile birlikte yatmakta olup, hatta bir bebeği de onun üstüne uzanmış durumdadır. Adiyy eliyle yoklayarak bebeği kenara çeker ve gözleri görmemesine rağmen kılıcını Mervan’ın göğsüne dayayıp yüklenir ve kılıç Mervan’ın arkasından çıkar.

Sabah olunca gelip Muhammed ile birlikte namaza durur. Muhammed onu tedirgin görünce “Ya Umeyr Mervan’ın kızını mı öldürdün ?” diye sorar. O da “Evet ya Rasulullah, acaba hata mı ettim?” diye cevap verir. Muhammed “Hayır onun için iki keçi bile birbiriyle toslaşmazdı” der. Başka kaynaklarda Muhammed’in söylediği son söz şöyledir : “Onun kanı hederdir, sorup karşı çıkacak kimse yoktur” .

(Mahmud Esad- İslam Tarihi “Tarih-i Din-i İslam” Sayfa – 550-551)

İbn İshak Allah’ın Resulü’nün Sireti (S.675-676)
İbn Sad “Tabakat el-Kebir” (Cilt 2 Sayfa 31)

Bu cinayetten bir gün sonra Khatma kabilesinin tamamı müslüman olur.

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Alt 13.12.2018, 05:06   #14
Yazar
Raya Haq
Forumu İyi Bilen
 
Bilgiler

Üyelik tarihi: 10.10.2016
Mesajlar: 465
Memleket: TUNCELİ
Cinsiyet:
 
Fikirler Tecrübe Puanı: 12
İtibar Puanı: 10
Raya Haq iyi yolda gözüküyor

Ettiği Teşekkür: 13
30 Mesajına 32 Kere Teşekkür Edlidi
Standart

Nadir b. Haris ve Ukbe bin Ebu Muayt Cinayeti – (Mart 624- Ramazan ayı ) Nadri b. Haris Muhammed’in teyzesinin oğluydu.

Hicretten önce Nadir.b. Haris Kuran ve Muhammed’in peygamberliği ile ilgili olarak halkı uyarır ve onun sahte bir peygamber olduğunu söylerdi. O da onun bir kahin, sihirbaz veya şair olmadığını ama “aileleri ve insanları birbirine düşman eden bir büyücü” olduğunu iddia ediyordu.

İbn Hişam, cilt 1. sh. 320-321’de Nadir b. Haris’in şöyle konuştuğu yazılıdır :

“Bu adama karşı çıkma yolunuz sizi bir yere götürmez. O sizin aranızda yaşamakta. Şimdiye dek ahlâken en iyi olanınızdı; aranızda yaşayan en doğru, en dürüst ve emin kişi oldu daima. Siz tutmuş, onun bir kahin, sihirbaz, şair ve mecnun olduğunu söylüyorsunuz. Kim inanır buna? Ahali, bir kahin nasıl konuşur bilmiyor mu? Bir şairin, bir mecnunun halini tefrik edemez mi halk? Bu ithamların hangisini Muhammed’e yamayabilirsiniz ki halkın dikkatini ondan kaçırabilesiniz. Bakın! Ben size onunla nasıl başedeceğinizi söyleyeyim.”

Sonra Irak’a gider ve oradan” İran kisraları”, “Rüstem ve İsfendiyar’la ilgili masallar”, “hikayeler” vb. şeyler toplar ve Muhamed’in getirdiği Kuran’ın bunlardan farkı olmadığını söylerdi.

Bu ayetlerin onunla ilgili olarak indiği (!) söylenir.

Lokman (69)
6 – İnsanlardan öylesi var ki, herhangi bir ilmi delile dayanmadan Allah yolundan saptırmak ve sonra da onunla alay etmek için boş lafı satın alır. İşte onlara rüsvay edici bir azap vardır.

Mutaffifin (83)

13-Böyle birine ayetlerimiz okununca “Eskilerin masalları” derdi.
14-Hayır! Bilakis onların işlemekte oldukları (kötülükler) kalplerini kirletmiştir.
15-Hayır! Onlar şüphesiz o gün Rablerinden (O’nu görmekten) mahrum kalmışlardır
16-Sonra onlar cehenneme girerler.
17-Sonra onlara: “İşte yalanlamış olduğunuz (cehennem) budur” denilir.

Bedir savaşında esir düştü ve Muhammed’in emri ile başı Ali tarafından kesildi.
Ukbe bin Ebu Muayt da Mekke’de iken Muhammed aleyhine yazılar yazar ve insanlara okurdu.
O da Bedir savaşında esir düştü ve Muhammed diğer esirleri fidye ile (kişi başına 4000 dihem) serbest bırakmasına rağmen onu affetmedi ve Evs’li bir sahabe tarafında başı kesilerek öldürdü.

Usma b. Mervan’ın öldürülmesi (3 Mart 624–Ramazan )

5 çocuk annesiydi. Beni Hatma kabilesindendi ve bu kabilede de Muhammed’e sadık müminlerin sayısı artmıştı. Usma b. Mervan da Muhammed’i eleştirenler arasındaydı. Kocasının isminin Yesid b. Zeyd olduğu kayıtlarda geçer.
Anlaşılan o ki, Muhammed aleyhine söylediği sözleri kendi kabilesinden Muhammed’e iletenler vardı. (ki Muhammedin ajanının olmadığı bir kabile de yoktur)

Muhammed onun kendisi aleyhine söylediği sözleri duydunca “Kim beni Marvan’ın kızından kurtaracak?” diye sorar.
Adiyy b. Hareşe isminde (gözleri görmeyen) bir mümin bu göreve talip olur ve Muhammed’in adamları Bedir’den döndükten sonra, Ramazan’ın yirmibeşinci gecesi o kadının evine giderler. Çocuklarının arasında uyumakta olduğunu anlarlar hatta bir bebeği de onun üstünde yatmaktadır ve gözleri görmeyen Hareşe eliyle yoklayarak bebeği kenara çeker ve gözleri görmemesine rağmen kılıcını Mervan’ın göğsüne dayayıp yüklenir ve kılıç Mervan’ın arkasından çıkar. Sonra gelip sabah namazını Muhammed ile birlikte kılar.

Muhammed onu görünce “Ya Umeyr Mervan’ın kızını mı öldürdün ?” diye sordu. O da “Evet ya Rasulullah, acaba hata mı ettim?” diye cevap verir buna karşılık Muhammed “Hayır onun için iki keçi bile birbiriyle toslaşmazdı” der.

Başka kaynaklarda Muhammed’in söylediği son söz şöyledir :

“Onun kanı hederdir, sorup karşı çıkacak kimse yoktur” .
(Mahmud Esad- İslam Tarihi “Tarih-i Din-i İslam” Sayfa – 550-551)

Ömer “Tebrikler doğrusu, böyle kör bir şahıs böyle mühim bir hizmette bulunsun” deyince Muhammed cevab olarak, “ Ya Ömer, kör deme, O gerçeği gören mert bir kişidir. Habersizce Cenab-ı Hakk’a ve Rasulü’ne yardım etmiştir” der. Bunun üzerine Muhammed böyle başarılı bir işi “kör” olmasına rağmen yerine getirdiği için Adiyy b. Hareşe’ye Umeyr yani “gözleri gören” ismini takar.

İbn İshak Allah’ın Resulü’nün Sireti (S.675-676)
İbn Sad “Tabakat el-Kebir” (Cilt 2 Sayfa 31)

Not : Bu cinayetten bir gün sonra Katma oğulları kabilesinin tamamı müslüman oldu.

İngilizcesini okumak isteyenler şu linklerden bulabilirler :

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Ebu Afâk’ın öldürülmesi : (Nisan 4- 624-Şevval)

İbn Sad’în kitabı Tabakat el-Kebir’de (Cilt 2 Sayfa 32) bu konu ile ilgili şöyle açıklamalar vardır :

“…bundan sonra Allah’ın elçisi Hicretten sonraki 20. ayın başlangıcında Salim İbn Umeyr el Amr’ının Yahudi olan Ebu afak’a karşı seriyyesi gerçekleşti. Ebu Afâk, Beni-Amr ibn Avf’dandı ve 120 yaşına gelmiş olan ihtiyar bir adamdı. Yahudiydi ve insanları Allah’ın elçisine karşı kışkırtıyordu ve Muhammed hakkında alaycı şiirler yazıyordu. Bedir savaşına katılmış olan Salim ibn Umeyr “Ya Ebu Afak’ı öldürmeye ya da onunla birlikte ölmeye yemin ediyorum” dedi. (Not : Bu sözden önce Muhammed’in “Bu alçak adamı benim için kim öldürecek” dediği de başka kayıtlarda vardır.) Bunun için fırsat kollamaya başladı ve bir gün hava çok sıcakken Ebu Afak dışarıda açıkta yattı. Bunu bilen Salim ibn. Umeyr kılıcını onun ciğerine sapladı ve kılıç yatağa değene kadar üzerine abandı. Allah’ın düşmanı bağırdı ve insanlar onun yanına koştular ve sonra evine götürüp onu gömdüler.”

Aynı zamanda İbn İshak’ın (Allah’ın Resulü’nün Sireti- Syf. 675 ‘de) de bu konu ile ilgili ilginç bir şiir vardır. Alfred Guillaume tarafından ingilizceye çevrilmiş hali şu linkte bulabilirsiniz: (Not: Tabii bu siret kitapları İngilizceye çevrilmiş ama Türkçe’si yok. İlahiyat fakülteleri ne işe yarar diye sormak lazım)

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Ebu Afak’ın öldürülmeden önce Muhammed için yazmış olduğu bu şiirin Türkçe’si şu şekilde :

Uzun yıllar yaşadım
ama Kayla Oğulları gibi
bir araya geldiklerinde
üstlendikleri şeyi yapma ve müttefikleri konusunda
onlardan daha sadık olan,
dağları deviren ve hiçbir zaman boyun eğmeyen,
bir topluluk ya da halk görmedim.
Onlara gelen bir atlı onları,
Her konu hakkında
“Haram” ve “Mübah”diyerek ikiye ayırmıştır.
Yüceliğe ve krallığa inansaydınız Tubba’yı izlerdiniz.

Tubba: Daha önce aynı toprakları işgal eden Yemenli bir yöneticiydi ve Kayla oğulları ona karşı direnmişlerdi.

Abu Afâk’ın bu şiiri daha önce Muhammed’in El-haris- b- Suveyd b. Samid’i öldürmesi üzerine yazdığı söyleniyor. (Not : Bu isim hakkında bir bilgi bulamadım ama görülen o ki bu da Muhammed’in önceki cinayetlerinden birisi)

Şair Ka’b İbn el-Eşref’in öldürülmesi : (624–Rebiül-evvel ayı 14.gece)

Ka’b Yahudi Nadiroğullarına mensup bir şair idi. Mekke’de Müslümanlar ve Muhammed aleyhine hicivli şiirler okurdu. (Onun şiirlerinin günümüze kadar ulaşmaması büyük bir kayıp) Tabii eşsiz hoşgörü timsali Muhammed daha fazla dayanamadı ve onun öldürülmesi için suikast timi oluşturdu. Bu timin içinde Ka’b’ın süt kardeşi Ebu Naile Silkan da vardı. Muhammed’in olduğu yerde baba evladı, kardeş kardeşi, amca yeğeni tanımazdı ve tabii ki bir insanın süt kardeşinin de onu tanımaması normaldi.

Bu cinayete katılanlar :

Ebu Nail Silkan (Ka’b’ın süt kardeşi)
Muhammed ibn Mesleme
Abbad İbn Bişr
Haris İbn Evs
Ebu Abs İbn Cebr

Daha fazla detaya şimdilik gerek yok daha sonra detaylı olarak değineceğim, zaten islam kaynaklarında adından en çok söz ettiren cinayettir. Son anları Süleyman Ateş’ten okuyalım :

“Ka’b’ın üzerinde zırh olduğu için adama kılıç işlemiyordu. Muhammed İbn Mesleme, kılıcın ucunu Ka’b’ın göbeğinin altına koyup üstüne abandı. Adamın anüsüne kadar sapladı. Ka’b yıkıldı“.(S. Ateş- Kuran’a göre Hz.Muhammed’in hayatı. S.565)

Kütüb-i Sitte 4212’de de yer alır.

Not : Bu cinayetten Müslüman din adamları övgü ile bahsederler.

İbn Suneyye (Sunayna / Şubayba olarakta geçer) cinayeti : (Eylül-624)

Muhayise b. Mesud tarafından öldürüldü.. Muhammed Yahudi şairi Ka’b Eşref’in öldürülmesiden sonra “Yetkiniz altındaki her yahudiyi öldürün” emri verir ve bunun üzerine Muhayissa yakın ticari ve sosyal ilişki içinde bulunduğu Suneyna’yı öldürdü. Muhayyisa’nın henüz islamı kabul etmemiş olan abisi Huvayissa kardeşini işlediği bu cinayetten ötürü dövmüştü.

(Sunan Ebu Davut K.13 No: 2996 ve Taberi Tarih C.7)

Yahudi Taciri Ebu Rafi’nin öldürülmesi : (Hicretin 3. yılı Rabiül-evvel ayı sonu)

Ebu Rafi de Hayberli bir Yahudi olup Gatafan kabilesini Muhammed’e karşı savaşa kışkırtığı söylenen bir tacir. Tabii tacir olduğu için faizle borç para verdiği vb. bir takım ithamlarla suçlanır Muhammed tarafından. Muhammed onu öldürtmek için Abdullah bin Atik’ komutasında bir tim oluşturdu. Tim üyeleri :

Abdullah bin Atik
Mesud bin Sinan
Abdullah bin Üneys
Ebu Katede Haris bin Ribiy
Hüzai bin Esved den oluşlan 5 kişilik bir fedai timiydi.

Ebu Rafi Hicaz’da bir kalede yaşıyordu. Abdullah bin Atik’in süt annesi Hayberli olduğu için bu yöreyi çok iyi biliyordu.Abdullah İbn Atik kalenin içine sızmayı başarır ve bir ahıra saklanır. Herkes çekildikten sonra Atîk, Ebu Rafi’nin yatak odasına sızar ve onu öldürür.

“Birkaç ay sonra Hayber’in soyluları arsında olan Esir İbn Zarim öldürülen arkadaşının intikamını almak için Gatafanlılardan paralı asker tutmuş ve ancak o da Hayber’e 6 mil uzaklıktaki Sibâr denilen bir yerde öldürülmüştür” (Hamidullah-İslam Peygamberi b .853)

Kütüb-i Sitte’de 4213,4214 no’lu hadislerde de yer alır

Bu suikast ile ilgili oldukça detaylı anlatımlar var, yeri gelince bahsederim.

Yüseyir İbn Rizam cinayeti : Hayber yahudilerindendi ve Gatafan kabilesini Muhammed’e karşı kışkırttığı iddia ediliyor. Muhammed Abdullah İbn Rehave’yi ona gönderdi ve valilik teklifi yaptı ve Muhammed’in onu görmek istediğini söyledi. Birlikte yola çıktılar Hayber’e 6 mil mesafede bulunan Karkara’ya geldiklerinde Yüseyr pişman olup gitmekten vazgeçti ve geri dönmek istedi (muhetmel ki, öldürüleceğini anlamıştı) Bunu anlayan Abdullah İbn Uneys kılıcına davranıp onun ayağını kesti, Yuseyr de elinde ki değnek ile Abdullah b. Uneys’in başına vurdu. Yuseyr öldü. Üneys Muhammed’e geldi ve Muhammed onun yarasını tükürerek iyileştirdi.
(Taberi–Tarih 3/155)

Not 1 : Muhammed’in tükürerek yara iyileştirmesi meşhurdur, daha önce de Ali’nin gözüne tükürerek onu iyileştirmişti.
Not 2: Yuseyr İbn Rizam muhtemeldir ki Hamidullah’ın “İslam Peygamber”inde 853 no’da geçen Esir İbn Zarim’dir

Halid b. Süfyan cinayeti (Hicretin 4. yılı Muharrem ayı 5. gün) Abdullah b. Üneys tarafından gerçekleştirildi. Muhammed, Halid b.Süfyan’ın kendisine karşı çarpışmak için adam topladığı istihbaratını alır ve Üneys’e onu öldürmesi için talimat verir.
Üneys ise Muhammed’e onu kendisine tarif etmesini ister. Muhammed’in cevabı ilginçtir :

—O’nu gördüğünde şeytanı hatırlarsın. Onunla senin arandaki alamet onu görünce kendinde bir ürperme ve korku hali bulursun.”

Üneys aldığı talimat doğrultusunda yola çıkar ve Urana vadisine ulaşır. Orada bir kadın çobanı görür ve Halid.b. Süfyan’ı sorar, o da “İşte buraya doğru gelen o dur” der. Halid Süfyan ona kim olduğunu sorar ve o da Muhammed’e karşı savaşmak istediğini ve kendisinin bu amaçla bir ordu oluşturduğunu duyduğu için onun yanına geldiğini söyler. Bunun üzerine Halid. Süfyan onu alır götürür yedirir içirir ve bir müddet onunla sohbet ettikten sonra uyumaya çekilir. Muhammed’in diğer cinayetlerinde olduğu gibi o da “uyurken” öldürülür.

Ebu Süfyan’a suikast girişimi ve ikisi çoban üç cinayet :

(Hicretin 4 yılı Sefer ayı) Muhammed tarafından Amr b. Umeyye ve bir kişinin daha Reci vaakasında idam edilen sahabeleri darağacından almak ve aynı zaman da Ebu Süfyan’a yönelik suikast için gönderilmesi. Umeyye ve arkadaşı Mekkeliler tarafından farkedilince kaçıp bir dağda mağraya saklanırlar ve bütün aramalara rağmen bulunamazlar. Onlar mağaradayken mağranın önüne kadar atını otlatmak için gelen gelen Osman b. Malik’i hançerleyerek öldürürler ve daha sonra Tenim’e gidip daha önce idam edilen Hubeyb’in cenazesini alıp kaçarlar ve kaçarken yolda bir mağaraya sığınırlar. O mağaraya da gelen bir çoban vardır (Diyl b. Bekir oğullarından) ve o çoban ona kim olduğunu sorar o da “Bekiroğullarından bir adamım” der, bunun üzerine çobanda aynı kabileden olduğunu söyler ve konuşmaya başlarlar. Çoban hiç bir zaman Müslüman olmayacağını ve Müslümanları sevmediğini söyler, bunun üzerine Umeyye onun uykuya dalmasını bekler ve uyurken kılıcını onun sağlam olan tek gözünün üstünden bastırır ve kılıcın ucu adamın ensesinden çıkar, adam hemen ölür.(İbn İshak s.674)

Umeyye, bununla da kalmaz Medine’ye gelirken yolda iki Mekkeli’ye rastlar ve onlara:

–Sizi esir edeceğim der, onlar da
–Biz mi sana esir olacağız der

ve Umeyye hemen davranıp birini okla öldürür diğerinin de elini bağlayıp esir alarak Medine’ye varır. Onu Muhammed karşılar ve bütün dişleri görününecek şekilde tebessüm eder.
(İbn İshak s.675)

Sahte peygamber Esvedi Ansi’nin öldürülmesi : Feyruz’üd Deylemi tarafından Muhammed’in ölümünden bir gün önce gerçekleştirildi (Tabii emir çok daha önce verilmişti) Hemen hemen her kaynakta ismi geçer. Detaylı olarak bilahire açıklama yapacağım.

—————–

Bu cinayetlere ilave olarak aşağıdaki cinayetleri de bazı kaynaklarda tespit ettim ama detaylı bilgi için araştırmaya devam ediyorum

Rifaa b. Kays : Abdullah b. Ebi Hadret tarafından öldürüldü.

Rıfa ibn Kays el-Cuşemi : Abdullah ibn Ebi Haderd’i gönderdi (Ğabe seferi olarak da geçer)

Esir İbn Zarim : Zarim, Ebu Rafi’nin intikamını almak için Gatafanlılardan paralı asker tutmuş ama Hayber’e 6 mil uzaklıktaki Sibar denilen yerde öldürülmüştür.(Bu bilgi Hamidullah’ın “İslam Peygamberi” no 853 de geçiyor) Muhtemeldir ki “Yüseyir İbn Rizam” olarak geçen ve yukarıda Taberi kaynaklı olarak anlattığım cinayet budur.

El-haris- b- Suveyd b. Samid:

Kaynaklarda Ebu Afak’ın Muhammed aleyhine bu kişinin öldürülmesinden sonra şiir yazdığı geçiyor.
Yukarda “Ebu Afak cinayeti”ni anlatırken bu şiiri yazmıştım.

B. Taym B. Galip’li Abdullah Hatal ve onun iki şarkıcı cariyesi:

Mekke’nin fethinden sonra Muhammed’in ölüm listesinde bulunan 17kişi (ki Muhammed bunlar dışındakileri affettğini ama bunları affetmeyeceğini söyelmişti) tek tek arandı ve bunların arasında daha önce islamı terkedip (mürted olan) Hatal daha önce Muhammed’in emri ile öldürülmüştü ama Hatal b.Abdullah’ın hiciv olarak yazdığı şiirleri ve şarkıları okuyan iki cariyesi de vardı. Bu cariyelerden birisinin adı Fartana idi ve Kabe’nin perdesi altına sığınmasına rağmen yakalanarak öldürüldü diğeri ise kaçmayı başardı ve daha sonra Muhammed’e gelip özür diledi ve Muhammed de onu affetti.

(İbn İshak S 550-51/ 665/ 675)

Raya Haq Ã?evrimdıÅ?ı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 06:58.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yazılan yazılar ve yayınlanan resimlerin tüm hakları yazan kişiye aittir. Site hakları Aleviweb.com adına saklıdır.

Yandex.Metrica